www.anestezidergisi.org
 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
OCAK 2008
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(1):11-18
Ratlarda Termal Ağrı Modelinde İntratekal Uygulanan Bupivakainin Analjezik Etkisine İntraperitoneal Uygulanan Ondansetronun Etkisi
|
Remzi Özay*, Semih Küçükgüçlü*, Necati Gökmen*, Osman Yılmaz**, Ozan Özkaya*, Hacı Balkaya* Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı*, Laboratuvar Hayvanları Bilimi Anabilim Dalı**, İzmir
|
|
|
Amaç: Bu çalışmanın amacı ratlarda intratekal verilen bupivakainin analjezik etkisine sistemik (intraperitoneal) olarak uygulanan iki farklı doz ondansetronun etkisini araştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Araştırmaya yirmi dört adet rat alındı. Grup Serum Fizyolojiğe (Grup SF) (n:6): 10 µL intratekal (İT) SF+0.5 mL intraperitoneal (İP) SF, Grup Bupivakain’e (Grup B) (n:6): 10 µg 10 µL-1 İT bupivakain + 0,5 mL İP SF, Grup Bupivakain Ondansetron 1’e (Grup BO1) (n:6): 10 µg 10 µL-1 İT bupivakain + 1 mg kg-1 İP ondansetron, Grup Bupivakain Ondansetron 4’e (Grup BO4) (n:6): 10 µg 10 µL-1 İT bupivakain + 4 mg kg-1 İP ondansetron verildi. İlaç uygulamalarından önce (0. dk.) ve uygulamalardan sonra 5, 10, 20, 30, 45, 60, 90 ve 120. dk.’larda tail-flick testi uygulandı. Veriler maksimum olası etki yüzdesi olarak gösterildi (%MOE). Eş zamanlı motor blok varlığı motor blok değerlendirme skalası kullanılarak değerlendirildi.
Bulgular: Grup SF ile Grup B karşılaştırıldığında; Grup B’de tail-flick ortalama değerleri tüm zamanlarda anlamlı, yüksek bulundu (p<0,05). Grup B ile Grup BO1 karşılaştırıldığında; Grup BO1 de tail-flick ortalama değerleri anlamlı, düşük bulundu (p<0,05). Grup B ile Grup BO4 karşılaştırıldığında Grup BO4’te tail-flick ortalama değerleri anlamlı düşük bulundu (p<0,05). Grup BO1 ile Grup BO4 karşılaştırıldığında, Grup BO4 de tail-flick ortalama değerleri anlamlı şekilde düşük bulundu (p<0.05). Ölçüm yapılan tüm dk.’larda motor blok olmadığı saptanmadı.
Sonuç: Çalışmada 10 µg intratekal bupivakainin analjezik etkisinin 1 mg kg-1 intraperitoneal ondansetron ile azaldığı ve bu azalmanın 4 mg/kg-1 intraperitoneal ondansetron ile daha da belirgin olduğu saptandı.
Anahtar kelimeler: intratekal bupivakain, ondansetron, intraperitoneal
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(1):19-24
BIS Monitorizasyonu ile Deksmedetomidinin Desfluranın MAC Değeri Üzerine Etkilerinin Araştırılması
|
Cihat Yağmur, Murat Tekin, İsmail Katı, İsmail Coşkuner, Kamuran Elçiçek
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Van
|
|
|
Amaç: Bu çalışmada, Bispektral İndeks monitorizasyonu ile intravenöz verilen deksmedetomidinin desfluranın MAC değeri üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: ASA I-II grubundan altmış erişkin olgu çalışmaya alındı. Olgular rasgele otuzar kişilik iki gruba ayrıldı. Olgulara premedikasyon yapılmadı. Anestezi derinliği BİS ile monitorize edildi. Anestezi indüksiyonu 2 µg kg-1 fentanyl 2,5 mg kg-1 propofol ve 0,1 mg kg-1 veküronyum ile gerçekleştirildi. Birinci gruba 1 µg kg-1 on dakikada yükleme ve 0,5 µg kg-1 saat-1 idame deksmedetomidin infüzyonu, ikinci gruba ise aynı süre ve miktarda serum fizyolojik infüzyonu verildi. Anestezi idamesi % 40 O2+ % 60 N2O ile BİS değeri 40-50 arasında olacak şekilde desfluran ile sağlandı. Kalp atım hızı, kan basıncı, ajanın MAK değeri beş dk.’da bir, santral ısı, periferik oksijen satürasyonu, end-tidal karbondioksit ve BİS değeri ise on dk.’da bir kaydedildi.
Bulgular: Demografik veriler açısından, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. BİS değerleri I. grupta II. gruba göre ilk on dk.’da düşüktü (p=0,001). MAC değerleri de I. grupta II. gruba göre düşük bulundu (p=0,000). Gruplar arasında ortalama arter basıncı değerleri açısından anlamlı şekilde fark bulunmadı. Grup I’de 11 olguya atropin verilirken, Grup II’de ise hiçbir olguya atropin verilmedi (p=0,000). SpO2 değerleri I. grupta indüksiyon öncesi 10. dk.’da II. Gruba göre düşük bulundu (p=0,006).
Sonuç: Deksmedetomidinin, desfluranın MAK değerini çok ileri derecede düşürmesi ve indüksiyon sırasında stabil bir hemodinami sağlaması nedeniyle bradikardiye dikkat edilerek genel anestezide adjuvan olarak kullanılabileceği kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: deksmedetomidin, desfluran, MAK, BİS |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(1):25-30
Katarakt Cerrahisinde Peribulbar veya Topikal Anestezinin Hasta ve Cerrah Konforuna Etkileri
|
Didem Dal*, Özgür Canbay*, Betül Topatan*, Tülay Aykut*, Cumhur Şener**, Ülkü Aypar
Hacettepe Universitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı*, Göz Hastalıkları Anabilim Dalı**, Ankara
|
|
|
Amaç: Yaptığımız bu çalışmada, sedasyonla yapılan topikal veya peribulbar anestezi ile gerçekleştirilen katarakt cerrahisinin hasta konforu, cerrah konforu, sedatif anestezik gereksinimi, olumsuz medikal olaylar ve bunların anestezi yöntemi ile ilişkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı alınarak elektif katarakt cerrahisi planlanan (ASA I-III, 45-85 yaş) fakoemülsiyon yöntemi ile opere edilecek kırk hasta randomize olarak iki gruba ayrıldı. Yirmi hastaya topikal anestezi (Grup TA), diğer yirmi hastaya da peribulbar anestezi (Grup LA) uygulandı. Hastalar EKG, noninvazif kan basıncı ve pulse oksimetre ile monitorize edildikten sonra sedatize edilip 5 dk. sonra venöz kan gazı alındı. Hastaların ağrıları VAS ile ameliyat başladığında, intraoperatif 10 dk. aralıklarla, postoperatif birinci ve yirmi dördüncü saatte değerlendirildi. Uyanıklık seviyesini ölçmede Uyanıklık/Sedasyon değerlendirme skalasının (OAA/S) yanıt verebilirlik kısmı kullanıldı. Uyanma süresi ve intraoperatif ek anestezik gereksinimi kaydedildi. Ameliyat bitiminde hasta kooperasyonu cerrah tarafından değerlendirildi.
Bulgular: Grup TA ve LA arasında intraoperatif dönemde, postoperatif birinci ve yirmi dördüncü sa’te VAS değerleri ve ek anestezik ilaç kullanımı açısından fark bulunmadı. (p>0,05). Hastaların OAA/S skorları Grup TA da 5.-10.-15.-20.-25.-30.-35. dk.’larda Grup LA’ya göre yüksekti (p<0,05). Gruplar arasında uyanma süreleri açısından fark bulunmadı. Grup TA’daki hastaların intraoperatif 15.-20.-25. dk.’larda ortalama kan basıncı değerlerinin Grup LA’ya göre yüksek fakat normal sınırlarda olduğu görüldü (p<0,05). Grup TA’daki hasta kooperasyonu Grup LA’ya oranla fazlaydı (p=0,01).
Sonuç: Kullanılan her iki anestezi yönteminin de hasta konforu ve cerrahi koşullar açısından birbirine üstünlüğü yoktur. Topikal anestezi yönteminde sık rastlanan kooperasyondaki sıkıntı preoperatif bilgilendirme ve sedasyon ile görülmedi.
Anahtar kelimeler: katarakt cerrahisi, sedasyon |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(1):31-37
Nazal Cerrahi Olgularında Deksmedetomidin ve Midazolam Kullanımının Koagülasyon Üzerine Etkileri
|
Kazım Karaaslan*, Nebahat Gülcü*, Fahrettin Yılmaz**, Erdinç Serin***, Cemil Çolak****, Hasan Koçoğlu
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji Anabilim Dalı*, Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı**, Biyokimya Anabilim Dalı***, Fırat Üniversitesi, İstatistik Birimi****, Bolu
|
|
|
Amaç: Deksmedetomidin sedatif ve analjezik özelliği olan bir a2 agonist ajandır. Bu çalışmada monitörize anestezik bakım (MAB) uygulanan olgularda deksmedetomidin ile midazolamın koagülasyon üzerine olan etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Lokal anestezi ile nazal cerrahi planlanan on sekiz-elli yaş arası, ASA I-II risk grubunda altmış olgu çalışmaya alındı. Deksmedetomidin grubunda (Grup D) 1 µg kg-1 deksmedetomidin iv yükleme dozunu takiben 0,5 µg kg-1 st-1 dozu ile devam edildi. Midazolam grubunda (Grup M) ise iv 40 µg kg-1 yükleme dozunun ardından 50 µg kg-1 st-1 dozunda midazolam infüzyonuna operasyon sonuna kadar devam edildi. Her iki grupta, operasyon öncesi (t0), operasyondan hemen sonra (t1) ve operasyon bitiminden 6 saat sonra (t2) olgulardan alınan kan örneklerinde hemoglobin (Hgb), hematokrit (Htc), trombosit (Trmb), protrombin zamanı (PZ), aktive parsiyel trombin zamanı (aPTZ), INR, protein C (PC), protein S (PS), fibrinojen ve antitrombin III (ATIII) değerleri ölçüldü. Grup içi ve gruplar arası karşılaştırma yapıldı.
Bulgular: Her iki grupta preoperatif değerler ile karşılaştırıldığında, hem t1 hem de t2 ölçümlerinde Hgb, Htc, aPTZ ve ATIII değerlerinde anlamlı düzeyde azalma gözlendi (p<0,05). Grup M’de t1 ve t2 fibrinojen değerlerinde operasyon öncesi değerlere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma olmasına karşın Grup D’de her iki fibrinojen değerinde anlamlı artış saptandı (p<0,05). Gruplar arası kıyaslamada Grup M’de fibrinojen değerleri t1 ve t2’de Grup D’ye göre daha düşük idi (p<0,05).
Sonuç: MAB uygulanan olgularda sedoanaljezi amaçlı deksmedetomidin veya midazolam kullanımının erken dönemde koagülasyon parametrelerinde anlamlı bir değişiklik yapmadığı kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: deksmedetomidin, midazolam, koagülasyon
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(1):38-44
Omuz Cerrahisinde Postoperatif Analjezi Sağlama Yöntemlerinin Karşılaştırılması
|
Kemalettin Koltka*, Melek Batmaz*, Ata Can Atalar**, Mehmet Demirhan**, Süleyman Küçükay*, Mert Şentürk*, Kamil Pembeci
İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji Anabilim Dalı*, Ortopedi Anabilim Dalı**, İstanbul
|
|
|
Amaç: Omuz cerrahisi uygulanan hastalarda postoperatif ağrı önemli bir sorundur. Çalışmamızda interskalen kateterle (İSK), tek doz İS blok sonrası takılan subakromiyal kateterin (SAK) postoperatif analjezik etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Etik kurul ve hasta onayı sonrası ASA I-II 36 hasta randomize olarak ikiye ayrıldı. İki gruba da preoperatif dönemde 30 mL % 0.5 bupivakainle İSB yapıldı. Kateterler Grup I’deki hastalara İSK ve Grup II’deki hastalara SAK olarak yerleştirildi. Postoperatif dönemde kateterlerden hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulanmaya başlandı, HKA’da % 0.125 bupivakain GI’de 5 veG II’de 2.5 mL bazal infüzyon; GI’de 5 mL ve GII’de 2.5 mL bolus doz olarak verildi; kilitli kalma süresi 20 dakikaydı. Hastaların postoperatif vizuel analog skala (VAS) değerleri (0-10 cm) 0, 4, 8, 12 ve 24. saatlerde sorgulandı, ek analjezik ihtiyaçları kaydedildi. 24 saat sonunda hasta memnuniyeti (HM) sorgulandı.
Bulgular: Her iki grupta da tüm hastalarda yeterli analjezi sağlandı (VAS< 4). Grup I’in VAS değerleri tüm zamanlarda anlamlı olarak daha düşüktü; sadece postoperatif 0. ve 4. saatlerde iki grup arasında fark yoktu. GI’de 2 hastanın (% 11) ve GII’de 8 hastanın (% 44) ek analjezik ihtiyacı oldu. Ek analjezik ihtiyacı açısından GI ile GII arasında fark yoktu. Hasta memnuniyetine bakıldığında GI’de hasta memnuniyeti 9±0.8 ve GII’de 8±0.7 idi. Gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark vardı (p<0.001).
Sonuç: SAK’in rahat takılabilmesi, ciddi yan etki ve komplikasyona neden olmaması ve İSK kadar etkili olmasa da yeterli analjezi sağlayabilmesi nedeni ile önerilebilir bir yöntem olduğu sonucuna varıldı.
Anathar kelimeler: interskalen kateter, subakromiyal kateter, omuz cerrahisi, postoperatif ağrı
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(1):45-50
İntrakraniyal Kitle Cerrahisinde Desfluran ve İzofluran Anestezisinin Hemostatik Sistem Üzerine Olan Etkilerinin Tromboelastografi Yöntemi ile Değerlendirilmesi
|
Murat Dursun, Aybars Tavlan, Ahmet Topal, Atilla Erol, Şeref Otelcioğlu
Selçuk Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Konya
|
|
|
Amaç: İntrakraniyal kitle cerrahisinde izofluran ve desfluran anestezisinin, hemostatik sistem üzerine olan etkilerini TEG yöntemi ile karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: ASA I-III, supratentoriyal kraniyotomi planlanan kırk olgu çalışmaya dahil edildi. Kalp atım hızı, ortalama arteriyal basınç, periferik oksijen saturasyonu, PaCO2, ETCO2 basıncı, periferik vücut ısıları monitörize edildi. Anestezi indüksiyonunda tüm olgulara 1 µg kg-1 remifentanil 60 sn.’de iv bolus uygulandı. Remifentanil uygulamasını takiben 2 mg kg-1 iv bolus propofol verildi. Bilinç kaybı geliştikten sonra 0,5 mg kg-1 iv atrakuryum verilmesini takiben endotrakeal entübasyon yapıldı. Anestezinin idamesi için Grup I’de 0,5 minimum alveolar konsantrasyon (MAK) izofluran, Grup D’de 0,5 MAC desfluran kullanıldı. Anestezi indüksiyonu öncesi, indüksiyondan 1 sa. sonra ve postoperatif 24. sa’te TEG (tromboelastografi) yöntemi ile parametreler değerlendirildi.
Bulgular: Grup içi ve gruplar arasında reaksiyon zamanı, koagülasyon zamanı, alfa açısı ve maksimum amplitüd değerlerinde ölçüm zamanlarında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (P>0.05).
Sonuç: İntrakraniyal kitle cerrahisinde desfluran ve izofluran anestezilerinin, hemostatik sistem üzerine olan etkilerini tromboelostografi yöntemi ile karşılaştırdığımız bu çalışmada; her iki ajanında TEG parametrelerini değiştirmediği, hemostatik sistem üzerine olumsuz etkilerinin olmadığı ve intrakraniyal kitle cerrahisinde güvenle kullanılabileceği kanısına varıldı.
Anahtar kelimeker: tromboelastografi, supratentoriyal tümörler, inhalasyon anestezikleri, izofluran, desfluran |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(1):51-56
Operasyon Öncesi Uygulanan Ondansetron ve Lornoksikamın Anestezi Kalitesine Etkisi
|
Murat Alyakut, Işık Alper, Sezgin Ulukaya, Taner Balcıoğlu
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İzmir
|
|
|
Amaç: Çalışmamızda laparoskopik kolesistektomi planlanan hastalarda preoperatif uygulanan analjezik ve antiemetik kombinasyonunun anestezi kalitesine etkisi prospektif, randomize ve çift-kör çalışma dizaynı şeklinde araştırıldı.
Gereç ve Yöntem: Çalışmada toplam kırk hastadan grup I’deki 20’sine ameliyattan hemen önce 8 mg ondansetron ile birlikte 8 mg lornoksikam uygulanırken, grup II’deki yirmi hastaya bu ilaçlar verilmedi. İki grup, anestezi ve ameliyatla ilgili özellikler, hemodinamik değişiklikler, derlenme özellikleri ve postoperatif ilk 24 saatteki bulantı-kusma, ağrı düzeyleri, ek antiemetik ve analjezik ilaç gereksinimi yönünden karşılaştırıldı.
Bulgular: Hemodinamik seyir, anestezik tüketimi, derlenme özellikleri ve ağrı düzeyleri bakımından her iki grup benzerdi. Ondansetron ile birlikte lornoksikam uygulanan grupta ortalama ilk analjezik gereksinim zamanı uzamış (p<0,05), postoperatif 60. ve 90. dk.’larda antiemetik gereksinimi azalmış (p<0,05) olarak saptandı.
Sonuç: Preoperatif ondansetron ve lornoksikamın beraber uygulaması anestezik tüketimi, hemodinamik parametreleri, derlenme özelliklerini ve postoperatif ağrı azaltılmasını anlamlı olarak etkilememektedir. Postoperatif ilk analjezik gereksinim zamanının uzamış olması ve bulantı-kusma sıklığında azalma klinik olarak yararlı bulunmuştur. Ancak, en iyi etkiyi elde etmek için farklı kombinasyonların veya daha çok hasta içeren çalışmaların yapılması gerektiğini düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: ondansetron, lornoksikam, genel anestezi, laparoskopik kolesistektomi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(1):57-60
Radiyal Arterde Psödoanevrizma
|
İclal Özdemir Kol, Sinan Gürsoy, Kenan Kaygusuz, Bilge Gürelik, Feridun Alkın,
Mustafa Gönüllü, Caner Mimaroğlu
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Sivas
|
|
|
Amaç: Psödoanevrizmalar arter duvar bütünlüğünün bozulmasına neden olan künt veya penetran travmalar sonucu oluşabilir. Radial arterde psödoanevrizma gelişimi çok nadirdir. Bu olguda, yoğun bakım ünitesinde tekrarlanan arter kateterizasyonları sonrası gelişen psödoanevrizma sunulmaktadır.
Olgu: Olgumuz Amiyotropik Lateral Skleroz nedeniyle yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilatör tedavisi uygulanan elli altı yaşında erkek hastaydı. Yatışının yüz doksanıncı gününde iki gün önce takılan radiyal kateter ciltte kızarıklık ve ağrı yapması nedeniyle çıkarıldı. Kateter çıkarıldıktan 24 sa. sonra sağ distal radiyal arter üzerinde yaklaşık 2x3 cm boyutunda palpabl ve pulsatil kitle tespit edildi. Dopler ultrasonografi ile psödoanevrizma tanısı kondu. Kitlenin çapının artması ve birinci ile ikinci parmaklar üzerinde yaralar oluşması üzerine anevrizmatik kitle çıkarıldı ve radiyal arter ligasyonu yapıldı. Üç haftanın sonunda parmaklardaki ülserasyonlar tamamen iyileşti.
Sonuç: Uzun süre ve sık arteriyel kateterizasyon uygulanan hastalarda kateter çıkarıldıktan sonra psödoanevrizma görülebilir. Bunu önlemek için asepsiye dikkat edilmeli ve girişim yerine yeterli süre bası uygulanmalıdır. Girişim yapılan bölge düzenli aralıklarla gözlenerek erken tanı konmalı ve tehlikeli komplikasyonlar gelişmeden tedavi edilmelidir.
Anahtar kelimeler: psödoanevrizma, radiyal arter, yoğun bakım ünitesi
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(1):61-64
Bartsocas-Papas Sendromu ve Anestezi
|
Ayşe Heves Karagöz, Altan Şahin, Filiz Üzümcügil, Özgür Canbay, Nalan Çelebi, Saadet Özgen
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara
|
|
|
Pterijiyal sendromların ölümcül formu olarak bilinen Bartsocas-Papas Sendromu (BPS) ilk kez 1972’de tanımlanmıştır (1). Mikrosefali, mikrognati, yarık damak-dudak, multipl pterijiyum, ankiloblefaron, çeneler arasında filiform bantlar, sindaktili ve diğer ektodermal ve non ektodermal anomaliler gibi multipl konjenital anomalilerle karakterize, ender görülen otozomal resesif bir hastalıktır (2,3). Bu raporda, 1,5 aylıktan itibaren BPS tanısı ile izlenen sekiz yaşındaki bir kız çocuğunun oral kavite genişletilmesi operasyonundaki anestezi yaklaşımını ele aldık.
Anahtar kelimeler: bartsocas papas sendromu, anestezi
|
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
ARŞİV
|