www.anestezidergisi.org
 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
KASIM / ARALIK 2011
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(6):286-291
doi:10.5222/JTAICS.2011.286
Propofol ile Propofol Lipuronun Enjeksiyon Ağrısı ve Hemodinamik Yanıt Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması |
Türksan Antike, Tülay Hoşten, Dilek Özdamar, Kamil Toker
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı |
|
|
Amaç: Propofol, anestezi indüksiyonu, idamesi ve sedasyonda sık kullanılan bir anestezik ajandır. En önemli yan etkisi enjeksiyon ağrısı ve hemodinamik yan etkileridir. Yeni bir formul olan propofol lipuro ile enjeksiyon ağrısının azaldığı belirtilmektedir. Çalışmamızda subanestezik dozda propofol ile propofol lipuronun enjeksiyon ağrısı ve hemodinamik yanıt üzerine etkileri karşılaştırılmıştır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya dahil edilen 150 hastanın yarısına 2 mL % 1 propofol (Grup P) diğer yarısına da 2 mL % 1 propofol lipuro (Grup PL) 1mL sn-1 hızında verildi. Beşinci sn’de ağrı skorları ve hemodinamik bulgular kaydedildi.
Bulgular: Grup P’deki hastaların hepsi enjeksiyon ağrısı duyarken, Grup PL’de 17 hasta (% 22,7) hiç ağrı duymadı. Şiddetli ağrı duyan hasta sayısı Grup P’de 44 (% 58,7), Grup PL’de ise 20 (% 26,7) idi (p=0.001). Hemodinamik yanıt her iki grupta benzerdi.
Sonuç: Propofol lipuro, daha az enjeksiyon ağrısına neden olması nedeniyle propofole tercih edilebilir.
Anahtar kelimeler: Propofol, Propofol lipuro, ağrı |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(6):292-301
doi:10.5222/JTAICS.2011.292
Monitörize Anestezi Bakımında Deksmedetomidin ile Midazolam/Remifentanil Kombinasyonunun Karşılaştırılması |
Öznur Doğan, Süheyla Ünver, Yeliz İrem Tunçel, Selma Keleş, Zeynep Cengiz Süner
Dr. A. Y. Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Anestezi Kliniği |
|
|
Amaç: Monitörize anestezi bakımında deksmedetomidin ile midazolam/remifentanil kombinasyonunun nazal septum cerrahisinde karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Lokal anestezi altında nazal septum cerrahisi planlanan 50 hasta rasgele iki gruba ayrıldı. Grup D’ye 10 dk.’da 1 µg kg-1 deksmedetomidin bolusu ardından 0,3 µg kg-1 st-1 infüzyon, Grup M/R’ye 30 saniyede 0,05 mg kg-1 midazolam bolusu ardından 0.05 µg kg-1 dk-1 remifentanil infüzyonu başlandı. Sedasyon ve ağrı skorlarına göre infüzyon dozu ayarlandı. Sedasyon öncesi (0. dk.), sedasyon sonrası 3, 5, 10 ve takip eden her 5 dk.’da hemodinamik ve solunum parametreleri, ağrı ve sedasyon skorları, operasyon bitiminde infüzyonlar kesilerek tüketilen ilaç miktarları, hasta ve cerrah memnuniyeti, postoperatif 1., 5., 15., 30. dk., 1., 2., ve 4. saatlerde hemodinamik ve solunumsal parametreler, postanestezik Aldrete skoru, amnezi skoru, postoperatif derlenme skoru, yan etkiler kaydedildi.
Bulgular: Sedasyon skoru, grup M/R’de 5. ve 15. dk.’da anlamlı yüksek bulundu (p<0.05). Kalp atım hızı grup D’de intraoperatif 10. ve 35. dk.’da anlamlı düşük bulundu (p<0.05). Solunum sayıları, grup M/R’de operasyon boyunca anlamlı düşük seyretti (p<0.05). Sp02 değerleri grup M/ R’de intraoperatif 5., 10., 15. dk.’larda anlamlı düşük bulundu (p<0.05). Maaliyet, grup D’de anlamlı yüksek bulundu (p<0.05).
Sonuç: Monitorize anestezi bakımında hızlı sedasyon istendiğinde, akciğer hastalığı yoksa desaturasyon açısından uygun önlemler alınarak midazolam/remifentanil kombinasyonu; semptomatik akciğer hastalığı olanlarda maliyeti göz önünde bulundurarak ve bradikardi açısından dikkatli olunarak deksmedetomidin tercih edilebilir.
Anahtar kelimeler: Monitörize anestezi bakımı, deksmedetomidin, midazolam, remifentanil |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(6):302-310
doi:10.5222/JTAICS.2011.302
Roküronyum ve Atraküryum Sonrası Postoperatif Rezidüel Kürarizasyon |
Canan T. Işıl*, G. Ulufer Sivrikaya**, Melahat K. Erol**, Birsen Ekşioğlu**, Ayşe Hancı**
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, *1. Anesteziyoloji ve **2. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Klinikleri |
|
|
Amaç: Çalışmamızda, roküronyum ve atraküryum kullanımında, neostigminle antagonizasyon ve klinik gözlem ile ekstübasyon sonrası rezidüel kürarizasyonu karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Elektif abdominal histerektomi operasyonu planlanan ASA I-II grubundan 65 olgu randomize olarak roküronyum 0.6 mg kg-1 (Grup R) veya atraküryum 0.5 mg kg-1 (Grup A) gruplarına dahil edildi. Operasyon bitiminde tüm olgularda neostigminle antagonizasyon ve klinik gözlem kriterlerine göre ekstübasyon yapıldı. TOF değerleri, ekstübasyonda ve sonrasında 1., 3., 5. ve 10. dk.’larda, operasyon ve anestezi süreleri; toplam fentanil, kas gevşetici ve neostigmin dozları kaydedildi.
Bulgular: Demografik özellikler; operasyon ve anestezi süreleri; kullanılan toplam fentanil ve neostigmin dozu iki grupta benzerdi. Klinik gözleme göre ekstübe edilen olguların hepsinde ekstübasyon TOF oranı < 0.7 bulundu. Grup R’de TOF değeri Grup A’ya göre ekstübasyonda ve ekstübasyon sonrası 1. ve 3. dk. anlamlı olarak düşük (p<0.05) olmakla birlikte, diğer ölçüm zamanlarında aralarında anlamlı fark bulunmadı. Tüm olgularda TOF?0.7 ve ?0.9 değerleri sırasıyla ekstübasyon sonrası 5. ve 10. dk. olarak tespit edildi.
Sonuç: Çalışmamızda TOF monitorizasyonunun rezidüel kürarizasyonu tesbit etmede ve önlemede yararlı bir yöntem olduğu ve neostigminle antagonizasyon sonrası rezidüel blok sıklığının roküronyum veya atraküryumla benzer olduğu sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: Nöromusküler blok, monitorizasyon, rezidüel kürarizasyon, roküronyum, atraküryum
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(6):311-317
doi:10.5222/JTAICS.2011.311
Pediyatrik Hastalarda Klasik ve Proseal LMA’nın Etkinliklerinin Karşılaştırılması |
Fazilet Bağuş*, Tülay Şahin Yıldız**, Mine Solak**, Kamil Toker**
*Kayseri Doğumevi Hastanesi, **Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Ve Reanimasyon Anabilim Dalı |
|
|
Amaç: Larengeal Maskenin (LMA) pediyatrik hasta grubunda güvenli ve etkin bir hava yolu sağladığını gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Proseal LMA gastrik drenaj tüpü bulunan ve daha güvenli hava yolu sağlamak için 2000 yılında uygulamaya giren yeni bir larengeal maskedir. Bu çalışma ile pediyatrik hastalarda Klasik LMA ve Proseal LMA, yerleştirme kolaylığı, ilk denemede başarı oranı ve hava yolu kaçak basıncı açılarından karşılaştırıldı.
Gereç ve Yöntem: Etik komite onayı alındıktan sonra, 2-7 yaş, ASA I-II, elektif cerrahi geçirecek 36 çocuk hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar kapalı zarf tekniği kullanılarak rastgele Klasik LMA ve Proseal LMA olarak iki gruba ayrıldı. Hastalara anestezi indüksiyonundan önce premedikasyon uygulandı. Standart monitörizasyonu takiben, anestezi indüksiyonu % 50 O2, % 50 N2O ve sevofluran ile inhalasyon veya propofol 3-5 mg kg-1 ve fentanil 1 µg kg-1 ile i.v. olarak sağlandı. Hastaların tümüne hava yolu gereci aynı deneyimli anestezist tarafından yerleştirildi. Yerleştirme kolaylığı, deneme sayısı ve hava yolu kaçak basınçları kaydedildi.
Bulgular: Klasik LMA’nın yerleştirilmesi Proseal LMA’ya göre daha kolay olmasına rağmen anlamlı bir fark bulunmadı. Yerleştirme süresi her iki hava yolu gereci içinde benzerdi. Gruplar arasında postoperatif komlikasyonlar açısından anlamlı bir fark yoktu.
Sonuç: Pediyatrik hastalarda Klasik LMA ve Proseal LMA’nın her ikisinin de etkin ve güvenli bir hava yolu sağlanmasında başarıyla kullanılabileceği kanaatindeyiz.
Anahtar kelimeler: Pediyatrik anestezi, klasik larengeal maske, proseal larengeal maske |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(6):318-325
doi:10.5222/JTAICS.2011.318
Akut Miyokard İnfarktüsüne Bağlı Kardiyak Arrest Sonrası Nöroprotektif Endovasküler Hipotermi Uygulaması |
Sedef Tavukçu Özkan*, Bahar Aksay Koyuncu*, Ersin Özen**, Ebru Altındağ*, Yakup Krespi*
Florence Nightingale Hastanesi Nöroloji Yoğun Bakım Ünitesi, ** Florence Nightingale Hastanesi Kardiyoloji Bölümü |
|
|
Hastane dışı kardiyak arrest sonrası gelişen serebral hasar, morbidite ve mortalitenin önemli nedenidir. Hipotermi tedavisinin nörolojik prognoz üzerine olumlu etkisi gösterilmiş olmasına rağmen, ülkemizde rutin uygulamaya girmemiştir. Bu çalışmada kurumumuzda kardiyak arrest sonrası spontan dolaşım sağlanmasının ardından endovasküler soğutma ile tedavi edilen üç olgu bildirilecektir. Elli beş yaşında iki erkek ve 46 yaşında kadın üç olgunun ortalama hastaneye geliş süresi 15 dk., spontan dolaşım sağlanma (SDS) süresi 13,3 dk.’dır. Spontan dolaşım sağlandıktan sonra olguların GKS 3 idi ve beyin sapı refleksleri alınamıyordu. Femoral vene endovasküler soğutma kateteri (ALSIUS) yerleştirilerek hedef ısı 33°C olacak şekilde uygulama başlatıldı. Dolaşım kollapsından hipotermi başlangıcına kadar geçen ortalama süre 115 dk.’dır. Olgularımızda ortalama 285 dk.’da hedef ısıya ulaşıldı ve 18 saat bu ısıda izlendikten sonra yenidan ısıtma işlemine başlandı. Normotermi (36°C) 6 saat ortalama ile sağlandı ve komplikasyon gözlenmedi. Olgulara kranyal MR ve elektroensefalografi (EEG) incelemeleri yapıldı. İki olgunun 3. ve 6. ay Modifiye Rankin Skoru (mRS) 1, Glasgow-Pıttsburg Outcome Skoru (GPOS) 5 iken, dirençli myoklonik nöbetleri olan ve kranyal MR’da yaygın hipoksik hasarı tespit edilen üçüncü olgunun 3. ve 6 ay mRS 5, GPOS 2 olarak değerlendirildi. Kardiyak arrrest sonrası endovasküler terapötik hipotermi uygulanabilir ve güvenilir bir tedavi yöntemidir. Tedaviye erken başlanması ve hızlı bir şekilde hedef ısıya ulaşılması tedavinin etkinliği açısından önemlidir.
Anahtar kelimeler: Kardiyak arrest, terapötik hipotermi, endovaskuler soğutma, eksternal soğutma, nörolojik prognoz
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(6):326-333
doi:10.5222/JTAICS.2011.326
KOAH Akut Atağına Bağlı Solunum Yetmezliğinde Helmetle Noninvaziv Pozitif Basınçlı Ventilasyon |
Mehtap Tunç*, Gülden Öztürk*, Polat Pehlivanoğlu*, Serdar Kokulu*, Tuğrul Şipit**, Eser Şavkılıoğlu*
* Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, ** Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Kliniği |
|
|
KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) olan hastalarda akut atağa bağlı solunum yetmezliğinde standart tedaviye ilave noninvaziv pozitif basınçlı ventilasyon (NPBV) uygulaması; endotrakeal entübasyon ve mekanik ventilasyon gereksinimini ve ilişkili komplikasyonları azaltır. Helmet, şeffaf, yüze bası uygulamadığı için toleransı daha iyi olan ve NPBV uygulamasında kullanılan ventilatör-hasta bağlantı cihazıdır. Bu olgu sunumunda; KOAH akut atağına bağlı akut solunum yetmezliği tanısı ile yoğun bakım ünitesine alarak helmetle NPBV uyguladığımız üç olgu sunulmuştur. Olguların helmetle takipleri sırasında, oksijenizasyon ve kliniklerinde hızlı iyileşme gözlenirken, PCO2 düzeylerinde daha yavaş seyreden düzelme gözlenmiştir. Bu olgular aracılığıyla, KOAH akut atağında NPBV uygulamasında; helmetle kan gazlarında düzelme sağlanarak başarılı sonuçlar alınabileceği gösterilmiş ve ideal ventilatör-hasta bağlantı seçimi irdelenmiştir.
Anahtar kelimeler: Akut solunum yetmezliği, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, noninvaziv pozitif basınçlı ventilasyon, helmet
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(6):334-340
doi:10.5222/JTAICS.2011.334
Kifoskolyozlu Bir Gebede Gelişen Pandemik İnfluenza A (H1N1 2009) Pnömonisi |
Mustafa Abduşoğlu*, Gülay Erdoğan*, Nefise Öztoprak**, Ülkü Bayar***, Işıl Özkoçak Turan*, Volkan Hancı*
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, ** Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, *** Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı |
|
|
Gebelerde pandemik İnfluenza A (H1N1-2009) enfeksiyonuna bağlı ciddi komplikasyon geliştiği, hastaneye yatış oranlarının daha fazla olduğu ve bu olgularda oluşan solunum yetmezliği tablosunun tedavisinin çok daha zor olduğu bildirilmiştir. Bu olgu sunumunda konjenital kifoskolyozu olan ve influenza A (H1N1) virüs enfeksiyonu sonrası ciddi pnömoni ve ARDS tablosu gelişen bir gebenin tanı ve tedavi süreci anlatılmaktadır. Yirmi dokuz yaşında, 31 haftalık ikiz gebeye toplum kökenli pnömoni (TKP) ve influenza pnömonisi ön tanılarıyla ampisilin-sulbaktam, azitromisin, oseltamivir ve bronkodilatör tedavisi başlandı. Tedavinin dördüncü gününde genel durumu, bilinci ve arteriyel kan gazı değerlerinde bozulma olması üzerine acil sezaryen uygulandı. Operasyon sonrası solunum yetmezliği devam eden hasta entübe halde yoğun bakım ünitesine alındı. Aralıklı SIMV, PSV-CPAP modlarında takip edildi fakat yeterli solunum hacmi oluşturamadığı görülerek permisif hiperkapni uygulandı. Hasta solunum destek tedavisinin 19. gününde ekstübe edildi. Reanimasyon ünitesine kabulünün 29. gününde şifa ile taburcu edildi.
Hastamız gebelik ve kifoskolyoz nedeniyle pandemik İnfluenza A (H1N1-2009) enfeksiyonu için yüksek risk grubundaydı. Erken hospitalizasyon, antimikrobiyal tedavi ve uygun solunumsal destek tedavisinin mortaliteyi engellediğini düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: İnfluenza A virüsü H1N1 alt tip, gebelik, solunum yetmezliği
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(6):341-345
doi:10.5222/JTAICS.2011.341
Miyastenia Gravisli Bir Olguda Sugammadeks Kullanımı |
Yakup Tomak, Habib Bostan, Hızır Kazdal
Rize Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı |
|
|
Miyastenia gravis, postsinaptik asetilkolin reseptörlerine karşı antikor gelişimiyle karakterize otoimmün bir hastalıktır. Hastalarda nondepolarizan kas gevşeticilere karşı duyarlılık artmıştır. Sugammadeks, roküronyum ve veküronyum gibi steroid yapılı nondepolarizan kas gevşeticileri seçici şekilde bağlayarak, etkilerini kaldırmak üzere tasarlanmış yeni bir ilaçtır. Bu makalede kas gevşetici olarak 0.6 mg kg-1 roküronyum kullanılan miyastenia gravisli bir olguda, kas gücünün geri dönüşünü sağlamada 4 mg kg-1 sugammadeks kullanımı sunulmuştur.
Anahtar kelimeler: Miyastenia gravis, sugammadeks, roküronyum
|
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
ARŞİV
|