TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

www.anestezidergisi.org

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
MAYIS / HAZİRAN 2010

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):167-175
The Past and New Connections Between Polish and Turkish Medicine Anesthesiologists Look Towards the Future

Leon Drobnik*, Anita Magowska**
*Chair and Departments of Anaesthesiology, Intensive Therapy and Pain Treatment, Karol Marcinkowski Medical University, **Department of History of Medical Sciences, Karol Marcinkowski Medical University

ÖZET YOK

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):176-183
Oturur Pozisyondaki Kraniyotomi Operasyonlarında Venöz Hava Embolisinin Transözofajiyal Eko-Kardiyografiyle Monitörizasyonu: Standart Anestezi Protokolümüzle Prospektif Değerlendirme

Hatice Türe,* Özge Koner,* Bora Aykaç,* Uğur Türe**
Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi; *Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, **Nöroşirurji Anabilim Dalı
ÖZET

Amaç: Bu çalışmada, standart anestezi protokolümüzle, oturur pozisyonda kraniyotomi operasyonlarında, venöz hava embolisinin monitörizasyonunda transözofajiyal ekokardiyografi kullanımıyla; venöz hava embolisi belirlenme sıklığının, belirlendiği cerrahi aşamaların, ekokardiyografi probuna, anesteziye ve pozisyona bağlı komplikasyonların araştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Oturur pozisyonda elektif kraniyotomi operasyonu planlanan, ASA I-II grubundan, 18-70 yaş arasında, 60 hasta çalışmaya alındı. Standart anestezi protokolü uygulanan hastalarda, venöz hava embolisi transözofajiyal ekokardiyografiyle monitörize edildi. Transözofajiyal ekokardiyografi ekranında belirlenen hava embolisi hafif, orta ve şiddetli olarak derecelendirildi (hafif; yalnızca ekranda hava, orta; end-tidal karbondioksit değerinin 3 mmHg`dan daha fazla düşüşü ile birlikte ekranda hava, şiddetli; kalp atım hızında artış ya da kan basıncında azalma ile birlikte ekranda hava, çok şiddetli; kardiyopulmoner resüsitasyon gerektiren hemodinamik değişiklik). Operasyon süresince; hava embolisi ve buna bağlı olarak görülen hemodinamik değişiklikler, hava girişini önlemek için alınan önlemler, hava embolisi nedeniyle yapılan tedaviler, cerrahi ve anestezi komplikasyonları kaydedildi. Sonuçlar ortalama±standart sapma (SS) olarak kaydedildi.

Bulgular: Hastaların tümünde superiyor vena kava, sağ atriyum, ventrikül ve venöz hava girişi ekokardiyografik olarak kolaylıkla monitörize edilebildi. Hava embolisi sıklığı % 35 olarak (n: 21) belirlendi (12’sinde hafif, 9’unda orta düzeyde). Bu hastaların 14’ünde birden fazla cerrahi aşamada hava girişi belirlendi. Bir hastada postoperatif dönemde proba bağlı mukozada renk değişikliği belirlendi.

Sonuç: Bu çalışmada; oturur pozisyondaki kraniyotomi operasyonları sırasında, transözafajiyal ekokardiyografi kullanımıyla; tüm hastalarda venöz hava embolisi kolaylıkla görüntülenebilmiş ve yönteme ait minimal yan etki olduğu belirlenmiştir.

Anahtar kelimeler: Oturur pozisyon, nöroşirurji, transözafajiyal ekokardiyografi, hava embolisi

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):184-189
Etomidat Sonrası Miyoklonusu Önlemede Farklı Magnezyum Sülfat Dozlarının Karşılaştırılması

Tülin Satılmış,* Aygün Güler,** Almıla Gülsün Pamuk,** Banu Ayhan,** Seda Banu Akıncı,**
Fatma Sarıcaoğlu,** Bilge Çelebioğlu,** Ülkü Aypar**
Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Diş Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı*, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloj ve Reanimasyon Anabilim Dalı**

ÖZET

Amaç: Etomidat ile indüksiyonda myoklonik hareketler sık görülmektedir. Magnezyum sülfatın, etomidat kullanımı sonrasında gelişebilen miyoklonusu azalttığı gösterilmiştir. Bu çalışmada, etomidat ilişkili miyoklonusu önlemek için kullanılan farklı magnezyum sülfat dozlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: İleriye dönük çift kör olan çalışmada 120 ASA I-III olgu rasgele 6 gruba ayrıldı. Kodlanmış, 5 mL enjektörlerde, serum fizyolojik içinde magnezyum sülfat intravenöz olarak şu dozlarda uygulandı: Grup I’e 0 mg, Grup II’ye 300 mg, Grup III’e 600 mg, Grup IV’e 900 mg, Grup V’e 1200 mg, Grup VI’ya 1500 mg. 90 saniye sonra etomidat 0,2 mg kg-1, 150 saniye sonra veküronyum 0,1 mg kg-1 uygulandı. Olgunun hangi çalışma grubunda olduğunu bilmeyen bir anesteziyolog miyoklonik hareketleri, ağrı ve sedasyon düzeyini kaydetti.

Bulgular: Yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, ASA sınıfı, cerrahi girişim tipi ve komorbiditeler açısından gruplar arası fark saptanmadı. Magnezyum sülfat ile ön tedavi etomidat indüksiyonu sonrası miyoklonik hareketlerin insidans ve şiddetini azalttı (p<0.05).

Sonuç: Etomidat ile anestezi indüksiyonundan 90 saniye önce magnezyum sülfatın 300 mg, 1200 mg veya 1500 mg uygulanması etomidat ilişkili miyoklonusun şiddetini ve insidansını azaltmakta etkin olduğu değerlendirildi. En düşük doz (300 mg) magnezyum sülfat kullanmanın etomidat ilişkili miyoklonusu önlemede bir seçenek olabileceği kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Etomidat, miyoklonus, magnezyum sülfat

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):190-200
Pilonidal Sinus Cerrahisinde Selektif Segmental Epidural Anestezi Uygulaması

Yaşar Pala*, Selçuk Okur**, Vildan Taşpınar***, Dilşen Örnek***, Ferah Dönmez***,
Semiha Barçın****, Bayazit Dikmen***
*Çerkezköy Özel Optimed Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, **Karabük Doğum Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, ***Ankara Numune Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, ****Tunceli Devlet Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği

ÖZET

Amaç: Çalışmamızda; pilonidal sinus cerrahisinde küçük doz lokal anestezikle gerçekleştirilen segmental epidural anestezi ile konvansiyonel epidural anestezi uygulamasının blok karakteristikleri, ilk analjezik gereksinimi, anestezi sonrası derlenme ünitesinden (PACU) ayrılma, ilk miksiyon ve taburculuk kriterlerine ulaşma zamanını karşılaştırmayı amaçladık.

Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı ve bilgilendirilmiş onamı alınan, ASA I, 40 erişkin hasta çalışmaya alındı. Monitörizasyondan sonra olgular rasgele seçilerek 2 gruba ayrıldı; Grup I’de (n=20) konvansiyonel epidural anestezi yöntemi ile bupivakain (% 0,5) 75 mg, Grup II de (n=20) ise, düşük doz epidural anestezi yöntemiyle bupivakain (% 0,5) 30 mg uygulandı. Duyu bloğu ilaç enjeksiyon zamanı 0. dk. olarak kabul edilerek 5 dk.’lık aralıklarla pinprick testi ile değerlendirildi. Maksimum duyu bloğu düzeyi, duyu bloğunun tamamen kaybolma süresi, motor blok başlama zamanı ve maksimum motor blok düzeyi, PACU’dan çıkma, taburculuk, ilk miksiyon ve ilk analjezik gereksinim zamanları kaydedildi. İstatistiksel analiz, Mann-Whitney U ve Fisherin kesin ki-kare testi ile gerçekleştirildi.

Bulgular: Bireysel veriler, hasta ve cerrah memnuniyeti açısından gruplar benzerdi. Duyu bloğu başlama zamanı Grup I’de kısa olmasına karşın, duyu bloğu kaybolma zaman, PACU’dan çıkış, taburculuk, ilk miksiyon, ilk analjezik gereksinim zamanları Grup II’de kısaydı. Maksimum motor blok düzeyi ve maksimum duyu bloğu düzeyi Grup II’de daha düşüktü. Sakral bölgelere yayılım Grup II’de sınırlı iken Grup I’de yaygındı. Sefale yayılım Grup I’de belirgindi.

Tartışma: Sonuç olarak, primer dikiş ile cerrahi kapatma yapılan pilonidal sinus cerrahisinde düşük doz epidural anestezi ile yeterli duyusal blok oluşturulabildiğini, beraberinde motor blok gelişmeden erken dönemde taburculuk ölçütlerine ulaşılabildiğini gözlemledik.

Anahtar kelimeler: Pilonidal sinus cerrahisi, epidural anestezi, günübirlik anestezi

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):201-207
Laparoskopik Kolesistektomilerde Post-insizyonel % 0,5 Levobupivakain İnfiltrasyonunun Postoperatif Ağrı Kontrolü Üzerine Etkisi

Ayşe Surhan Özer Çınar, Tolga Totoz, Canan Işıl Önaldı, Sibel Oba
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği

ÖZET

Amaç: Laparoskopik kolesistektomilerde trokar giriş yerine yapılan % 0,5 levobupivakain infiltrasyonunun postoperatif dönemde analjezi kalitesi üzerine etkilerini değerlendirmektir.

Gereç ve Yöntem: Laparoskopik kolesistektomi operasyonu olacak ASA I-III grubunda 18-71 yaş aralığında 78 hasta rasgele olarak iki gruba ayrıldı. Her iki gruba ameliyat bitiminde cilt kapatılmadan önce eşit volümde (20 mL) insizyon yerlerinden lokal infiltrasyon yapıldı. Grup plasebo (Grup P n=40)’ya lokal infiltrasyon olarak % 0,9 salin çözeltisi, Grup levobupivakain (Grup L n=38)’e lokal infiltrasyon olarak % 0,5 levobupivakain verildi. Postoperatif ağrı Visual Analogue Skalası (VAS) kullanılarak istirahat ve hareket (VAS-H) olarak 0., 2., 4., 6., 12. ve 24. saatlerde kaydedildi. Toplam analjezik kullanan hasta sayısı, kaç kez analjezik kullanıldığı, analjezi süresi ve yan etkiler kaydedildi.

Bulgular: Kontrol grubundan 3, levobupivakain grubundan 5 olgu izleme yetersizliği nedeni ile çalışmadan çıkarıldı. Gruplardaki hastaların bireysel özellikleri, operasyon, anestezi ve peroperatif kullanılan fentanil miktarı açısından karşılaştırıldıklarında fark saptanmadı (p=0.57-1.00). Postoperatif 0., 2., 4. ve 6. saatlerde VAS ve VAS-H değerleri Grup L’de Grup P’den anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.001). On ikinci ve 24. saatlerde ise gruplar arasında fark saptanmadı (p=0.15). Analjezi süresi Grup L’de 9,60±5,7 saat, Grup P’de 0,74±1,37 saat olarak bulundu (p<0.001). Grup L’de 11 (% 31,4), Grup P’de 29 (% 82,9) olgu analjezik kullanırken, Grup L’de toplam 19, grup P’de ise toplam 38 kez analjezik kullanımı saptandı. Kullanılan ek analjezik gereksinimi 2., 4. ve 6. saatlerde Grup L’de Grup P’den anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05).

Sonuç: Levobupivakainin post-insizyonel lokal infiltrasyonunun, laparoskopik kolesistektomi ameliyatı sonrasında ağrının azaltılmasında etkili bir uygulama olabileceği kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Levobupivakain, infiltrasyon, laparoskopik kolesistektomi

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):208-216
Günübirlik Cerrahide Ebeveyn Anksiyetesinin ve Beklentilerinin Değerlendirilmesi

Hüseyin Oğuzalp*, A. Gülsün Pamuk**, Turgay Öcal**
*Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon, **Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı

ÖZET

Amaç: Günlük cerrahi ünitesinde ameliyat olan çocukların ebeveynlerinin anksiyetesinin ve beklentilerinin değerlendirilmesidir.

Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra günlük cerrahi ünitesinde ameliyat olacak 200 çocuk hastanın anne ve babalarına anket formu uygulanmıştır. Anket formu, hasta ameliyathaneye girdikten sonra ebeveynlerin her ikisine verilmiştir. Verdikleri yanıtın hastaya bakımı etkilemeyeceği anlatılmıştır.

Bulgular: Ebeveynlerin durumluk ve sürekli anksiyete puanları yüksek bulunmuştur. Anne ve babaların eğitim ve gelir düzeyi yüksek olan grupta durumluk anksiyetede değişme olmazken sürekli anksiyetede düşme görülmüştür. Annelerin durumluk ve sürekli anksiyeteleri babalara göre yüksek bulunmuştur. Daha önce ameliyat olan çocukların annelerinde durumluk anksiyete düşük çıkarken babalarda fark bulunmamıştır.

Sonuç: Ebeveynlerin yüksek oranda bilgilendirilme istedikleri görülmüştür.

Anahtar kelimeler: Ebeveyn anksiyetesi, ebeveyn beklentisi

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):217-221
Spontan Rüptüre Olarak Uzamış Mekanik Ventilasyona Gereksinim Duyan Akciğer Kist Hidatik Olgusu

Güray Demir, Gülay Eren, Zafer Çukurova, Ayşegül Kuşku, Yücel Polat, Oya Hergünsel
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği

ÖZET

Pulmoner kist hidatiğin klinik ve radyolojik bulguları her zaman tipik olmayabilir. Bu nedenle birçok torasik ve abdominal patolojiler ile karıştırılabilir. Spontan rüptüre bağlı kist içeriğinin masif aspirasyonu ve buna bağlı ani solunum yetmezliği gelişebilir. Bu yazıda acil servise spesifik olmayan semptomlarla başvuran ve ayırıcı tanı incelemesi sırasında kist içeriğinin akciğer bronşlarına açılması sonucu yaygın aspirasyon pnömonisi gelişip uzamış mekanik ventilasyon gereksinimi oluşan bir olgu sunulmaktadır.

Anahtar kelimeler: Akciğer kist hidatiği, ekinokok, uzamış mekanik ventilasyon

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):222-227
Epidermolizis Büllozalı Hastada Anestezik Yönetim*

Nezih Sertöz, Hilmi Ömer Ayanoğlu
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı

ÖZET

Distrofik epidermolizis bülloza tanılı temporomandibuler eklem tutulumu olan ve her iki elinde psödosindaktili nedeniyle webplasti operasyonu planlanan hastaya ketamin ve midazolam sedasyonu altında aksiller yaklaşımla brakiyal pleksus bloğu uygulandı.

Distrofik epidermolizis bülloza tanılı 12 yaşındaki olgu, her iki elindeki psödosindaktili nedeniyle ortopedi ve travmatoloji kliniğinde operasyonu planlandı. Temporomandibuler eklem tutulumu nedeniyle ağız açıklığı kısıtlı (1,5 cm) idi.

Olgu 0,7 µg kg-1 oral midazolam ile premedikasyondan 30 dk. sonra operasyon salonuna alındı.

Olguya blok öncesi 1 mg kg-1 dozda ketamin ve 10 µg kg-1 dozda atropin iv olarak uygulandı. Aksiller bölgede aksiller arter palpe edilerek 25 mm stimupleks iğne ile sinir stimulatörü kullanılarak stimülatör 1 mA akımda, 2 Hz frekans ve 0,1 ms hızda ayarlanarak tek iğne giriş yeri ile mediyan, radiyal, muskülakutanöz ve ulnar sinir motor yanıtları bulunup, stimülatörünün uyarısı 0,3-0,5 mA akıma düşürülerek motor yanıtın azalmadan sürdüğü gözlendiğinde lokal anestezik ilaç uygulandı.

Olguya % 0,25 bupivakain 10 mL + %1 prilokain 10 mL olarak toplam 20 mL lokal anestezik uygulandı.

Sonuç olarak, epidermolizis büllozalı hastaların cerrahi girişimleri ve anestezi uygulamalarında cildin ve müköz membranların travmatize olmamasına özen gösterilmeli, hava yolunu sağlamada güçlükle karşılaşabileceği unutulmayıp gerekli hazırlıklar yapılmalıdır. Hastanın durumuna ve geçireceği cerrahi girişime göre anestezi seçimi planlanmalıdır.

Anahtar kelimeler: Epidermolizis bülloza, brakiyal pleksus bloğu

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):228-232
Akondroplazik Pediyatrik Hastada Anestezi Yönetimi

Sevgi Bilgen,* Özge Köner,* Hatice Türe,* Muharrem İnan,** Bora Aykaç*
Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi; *Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, **Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı

ÖZET

Akondroplazi kısa boy ve ekstremiteler, spinal ve kraniyo-fasiyal anomaliler ile karakterize bir hastalıktır. Apne, kısıtlı boyun ekstansiyonu, spinal anormallikler nedeniyle genel ya da rejyonal anestezi uygulamalarında sorunlarla karşılaşılabilir. Bu olgu sunumunda alt ekstremitelerin uzatılması amacı ile İlizarov operasyonu uygulanan akondroplazik pediyatrik olguda anestezi deneyimimizi sunmaktayız.

Anahtar kelimeler: Genel Anestezi, Akondroplazi, Kaudal blok

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(3):233-23
İntraoperatif Anafilaktik Şok

A.Gülsün Pamuk* Hüseyin Oğuzalp** Ülkü Aypar*
*Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, **Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı

ÖZET

Ekinokokkozis, dünyanın bazı bölgelerinde sık görülen parazitik bir infeksiyondur. Kistin rüptürü anafilaktik reaksiyonlara neden olabilir. Anafilâksi yaşamı tehdit edici bir reaksiyondur. Bu makalede girişimsel radyoloji kliniğinde kist hidatiğin perkütan drenajı sırasında gelişen anafilaktik şok olgusu sunulmaktadır.

Anahtar kelimeler: Ekinokokus granulosus, kist hidatik, anafilaktik şok

 

 

 

 


Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Şubat 2010
2009
      Anestezi Kasım / Aralık 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2009
      Anestezi Mayıs / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Şubat 2009
2008
      Anestezi Kasım / Aralık 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasım / Aralık 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasım / Aralık 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Şubat 2006
2005
      Anestezi Kasım / Aralık 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Şubat 2005
2004
      Anestezi Kasım / Aralık 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Şubat 2004
2003
      Anestezi Aralık 2003
      Anestezi Kasım 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Ağustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2010
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67
Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker