www.ankemdernegi.org.tr
 |
Ankem Dergisi - MART 2008
|
ANKEM Derg 2008;22(1):1-6
KLİNİK ÖRNEKLERDEN İZOLE EDİLEN STREPTOCOCCUS PNEUMONIAE KÖKENLERİNİN ANTİBİYOTİK DİRENCİ*
|
Mete EYİGÖR, Berna GÜLTEKİN, Neriman AYDIN
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, AYDIN
|
|
|
Ekim 2004-Aralık 2006 tarihleri arasında çeşitli klinik örneklerden izole edilen 83 Streptococcus pneumoniae kökeninin antibiyotik direnci Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi ile araştırılmış, disk difüzyon yöntemi ile oksasiline direnç saptanan kökenlerin E-test yöntemi ile penisilin için minimal inhibitör konsantrasyon değerleri saptanmıştır. Kökenlerin % 64’ü penisiline duyarlı, % 35’i düşük düzeyde dirençli, % 1’i yüksek düzeyde dirençli bulunmuştur. Test edilen kökenlerde vankomisine direnç saptanmazken, orta derecede duyarlılar dahil eritromisine % 35, tetrasikline % 20, levofloksasine % 4 oranında direnç saptanmıştır. Pnömokok suşlarında penisiline düşük düzeyde dirençli olanların oranı yüksek bulunmuştur. Levofloksasinin, düşük direnç oranı nedeniyle, penisiline dirençli kökenlerle olan infeksiyonların tedavisinde iyi bir seçenek olabileceği düşünülmüştür.
Anahtar sözcükler: antibiyotik direnci, penisilin, Streptococcus pneumoniae |
|
ANKEM Derg 2008;22(1):7-9 KAN DONÖRLERİNDE HBsAg, Antİ-HCV, Antİ-HIV SEROPREVALANSI
|
Neval AĞUŞ, Nisel ÖZKALAY YILMAZ, Abdullah CENGİZ, Erkan ŞANAL, Harika SERT
S.B. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kan Merkezi ve Merkez Mikrobiyoloji Laboratuvarı, İZMİR
|
|
|
Kan Merkezi donörlerinde transfüzyonla bulaşan hepatit B virusu (HBV), hepatit C virusu (HCV), insan immun yetmezlik virusu (HIV) zorunlu olarak taranır. Bu çalışmada hastanemiz Kan Merkezine 2002-2006 yılları arasında donör olarak kabul edilen 61409 kişide ELISA yöntemi ile HBsAg, anti-HCV, anti-HIV 1-2 araştırılmıştır. HBsAg pozitifliği % 2.00, anti-HCV pozitifliği % 0.54, anti-HIV 1-2 pozitifliği % 0.028, HIV doğrulama testi pozitifliği % 0.007 olarak bulunmuştur. HBsAg pozitifliğimiz 1986-1995 yıllarını kapsayan hastanemiz kan merkezi ve ülkemiz 2000-2005 kan merkezleri ortalama sonucuna göre düşük bulunurken, anti-HCV ve anti-HIV 1-2 oranları benzer bulunmuştur. Test pozitiflikleri ile cinsiyet ve yaş arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır.
Anahtar sözcükler: anti-HCV, anti-HIV, HBsAg, kan donörleri |
ANKEM Derg 2008;22(1):10-13
İNTRAVASKÜLER KATETER İLİŞKİLİ KAN DOLAŞIMI İNFEKSİYONLARININ İNCELENMESİ |
Nihal PİŞKİN*, Hande AYDEMİR*, Deniz AKDUMAN*, Güven ÇELEBİ*, Nefise ÖZTOPRAK*, Yasemin AKKOYUNLU*, Canan KÜLAH*** Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ZONGULDAK**Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ZONGULDAK
|
|
|
Ocak 2005 - Ağustos 2007 tarihleri arasında hastanemizde takip ve tedavi edilen kateter ilişkili kan dolaşımı infeksiyonları retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Kateter ilişkili kan dolaşımı infeksiyonları; sistemik infeksiyon bulguları olan ve başka bir infeksiyon odağı olmayan kateterli bir hastada, semikantitatif kateter kültürü pozitifliği ve eş zamanlı kateterden ve periferden alınan kan kültürlerinde aynı mikroorganizmanın üremesi ile tanımlanmıştır. Kateter ilişkili kan dolaşımı infeksiyonu tanısı alan 37 hastanın 20’sinde (% 54) femoral kateter, 14’ünde (% 38) juguler kateter ve üçünde (% 8) subklavian kateter mevcuttu. Hastaların 18’inden stafilokoklar, 10’undan Enterobacteriaceae suşları, 4’ünden nonfermentatif Gram negatif çomaklar, birinden enterokok, birinden alfa-hemolitik streptokok ve 3’ünden Candida spp. izole edilmiştir. Stafilokoklarda metisilin direnci % 56 iken glikopeptid direncine rastlanmamıştır. Enterobacteriaceae ailesi suşlarda sefalosporin grubu antibiyotiklere yüksek oranda direnç belirlenmiş, karbapenemlere direnç saptanmamıştır.
Anahtar sözcükler: antibiyotik direnci, kateter ilişkili kan dolaşımı infeksiyonları, kateter infeksiyonlarında etkenler |
ANKEM Derg 2008;22(1):14-19
İKİ AYLIK BİR DÖNEMDE PEDİATRİK POLİKLİNİK HASTALARININ İDRAR ÖRNEKLERİNDEN İZOLE EDİLEN GSBL OLUŞTURAN ESCHERICHIA COLI VE KLEBSIELLA SUŞLARI
|
Lütfiye ÖKSÜZ*, Nezahat GÜRLER*, Nurver AKINCI**, Aydan ŞİRİN*** İstanbul Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Çapa-İSTANBUL ** İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Pediatrik Nefroloji Bilim Dalı, Çapa-İSTANBUL
|
|
|
Bu çalışmada, iki aylık bir sürede İstanbul Tıp Fakültesi Pediatrik Nefroloji Bilim Dalı’nda ayaktan takip edilen çocuk hastaların idrar örneklerinden izole edilen genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) oluşturan Esherichia coli (n=11) ve Klebsiella spp. (n=4) suşları incelenmiştir. Tüm suşlar karbapenemlere duyarlı bulunmuş ve “E-test ESBL” ile GSBL fenotipi gösterilmiştir. Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) sonuçlarına göre, E.coli suşlarının dokuzunun (% 82) TEM-tipi, ikisinin (% 18) CTX-M-tipi beta-laktamaz ürettiği bulunmuştur. K.pneumoniae suşlarının (n=2) hem TEM, hem de SHV-tipi beta-laktamaz ürettiği, K.oxytoca suşlarından (n=2) ise sadece birinin TEM tipi beta-laktamaz ürettiği saptanmış, ikinci K.oxytoca suşunun TEM, SHV, CTX-M’den başka bir beta-laktamaz taşıdığı anlaşılmıştır. ERIC-2 primeri kullanılarak yapılan RAPD-PCR ile suşların, büyüklükleri 170-1500 bp arasında değişen çeşitli bantlar içerdiği bulunmuştur. RAPD-PCR deneylerine göre iki K.pneumoniae ve iki K.oxytoca suşunun birbiriyle aynı profile sahip olduğu bulunmuştur. Konjugasyon deneylerinde 15 suşun 10’u (% 67) dirençlerini alıcı E.coli suşuna aktarmıştır. Plazmid profil analizi, tüm suşların birden fazla plazmide sahip olduğunu göstermiştir. Suşlardaki plazmidlerin 48 kb’dan büyük olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, kısa bir sürede poliklinik hastalarından çok sayıda GSBL pozitif suşun izole edilmesi, RAPD-PCR ve plazmid analizi sonuçlarına göre suşların büyük bir kısmının taşıdığı enzimler bakımından benzerlik göstermesi, izole edilen suşların ilişkili olduklarını düşündürmekle birlikte, suşların izole edildiği hastalar arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Ancak hastalarda mesane disfonksiyonu tanısının çokluğu, mesane disfonksiyonunun GSBL oluşturan bakterilerle kolonizasyon için bir risk faktörü olabileceğini düşündürmüştür.
Anahtar sözcükler: Escherichia coli, GSBL, Klebsiella spp., PCR, plazmid |
ANKEM Derg 2008;22(1):20-22
STAFİLOKOKLARDA METİSİLİNE DİRENÇ ORANLARI
|
Berna BOZCA, Ayten COŞKUNER, Meltem AVCI, Kadir Çağatay BİÇER, Onur ÖZGENÇ
İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Birimi, İZMİR
|
|
|
Çeşitli klinik örneklerden 2005-2006 yıllarında izole edilen 720 Staphylococcus aureus ve 1169 koagülaz negatif stafilokok (KNS) suşunda metisiline direnç oranları 1 µg’lık oksasilin diski ile CLSI kiriterlerine göre belirlenmiş, S.aureus suşlarının % 34’ü, KNS suşlarının % 56’sı (p<0.001) metisiline dirençli bulunmuştur. Metisilin direnci S.aureus klinik suşlarında % 40, poliklinik suşlarında % 15 (p<0.001); KNS klinik suşlarında % 66, poliklinik suşlarında % 16 (p<0.001) olarak saptanmıştır.
Anahtar sözcükler: koagülaz negatif stafilokok, metisilin direnci, Staphylococcus aureus
|
ANKEM Derg 2008;22(1):23-27
TOPLUM KÖKENLİ ÜRİNER SİSTEM İNFEKSİYONU ETKENİ ESCHERICHIA COLI SUŞLARINDA FOSFOMİSİN TROMETAMOL ETKİNLİĞİ
|
Gülengül KÖKEN*, Gülşah AŞIK**, İhsan Hakkı ÇİFTCİ**, Zafer ÇETİNKAYA**, Orhan Cem AKTEPE**, Mehmet YILMAZER* * Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, AFYONKARAHİSAR
** Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, AFYONKARAHİSAR
|
|
|
Escherichia coli komplike olmayan alt üriner sistem infeksiyonlarından (ÜSİ) en sık izole edilen etkendir. E.coli suşlarında antibiyotik direnç oranlarının artışı, bu patojenin etken olduğu ÜSİ’nun tedavisinde kullanılabilecek alternatif ilaç arayışını daha önemli hale getirmiştir. Bu çalışmada, kadın hastalardan toplum kökenli 169 üriner E.coli izolatının fosfomisin trometamol yanısıra, amoksisilin-klavulanik asit, trimetoprim-sülfametoksazol, siprofloksasin, gentamisin, sefazolin, seftriakson ve imipenem gibi antimikrobiyallere karşı in-vitro duyarlılığı araştırılmıştır. Bakteri tanımlanması konvansiyonel metodlarla yapılırken antimikrobiyal duyarlılık testleri Kirby Bauer disk difüzyon metoduyla ve CLSI kriterleri doğrultusunda belirlenmiştir. İmipeneme direnç saptanmazken sadece bir suş (% 0.6) fosfomisin trometamole dirençli bulunmuştur. Diğer antibiyotiklere direnç oranları trimetoprim-sülfametoksazol için % 58, sefazolin için % 35.5, siprofloksasin için % 34.9 olarak bulunmuştur. Bulgularımızın da gösterdiği gibi fosfomisin trometamol komplike olmayan alt ÜSİ’nin tedavisinde kullanılabilecek güvenilir, etkili ve ucuz bir antibiyotiktir.
Anahtar sözcükler: Escherichia coli, fosfomisin trometamol, üriner sistem infeksiyonu |
ANKEM Derg 2008;22(1):28-31
VENTİLATÖR İLİŞKİLİ PNÖMONİ ETKENİ ÇOK İLACA DİRENÇLİ
ACINETOBACTER BAUMANNII SUŞLARINDA SEFOPERAZON-SULBAKTAM İLE NETİLMİSİN KOMBİNASYONUNUN İN-VİTRO SİNERJİSTİK ETKİSİ*
|
Murat DİZBAY, Öznur ÇAĞLAR, Dilek ARMAN
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Beşevler, ANKARA
|
|
|
Çoklu ilaç dirençli (ÇİD) Acinetobacter baumannii suşları son yıllarda yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ), özellikle ventilatör ilişkili pnömoni (VİP) etkeni olarak giderek artan oranda morbidite ve mortaliteye neden olmaktadır. Ülkemizde bir çok merkezde olduğu gibi hastanemizde de ÇİD-A.baumannii izolatlarına en etkili antibiyotikler arasında sefoperazon-sulbaktam ve netilmisin bulunmaktadır ve sıklıkla kombine tedavi olarak kullanılmaktadır. Çalışmamızda Ocak-Haziran 2006 tarihleri arasında 5 farklı YBÜ’den VİP etkeni olarak izole edilmiş 25 ÇİD-A.baumannii izolatının sefoperazon-sulbaktam ve netilmisine in-vitro duyarlılıkları ve sinerjistik aktiviteleri E-test yöntemiyle incelenmiştir. Fraksiyone inhibitör konsantasyon indeksi ise FIC=MİKAB/MİKA+MİKBA/MİKB formülü ile hesaplanmıştır. MİK50 ve MİK90 değerleri sefoperazon-sulbaktam için sırasıyla 24 µg/ml ve 256 µg/ml, netilmisin için ise 2 µg/ml ve 16 µg/ml olarak bulunmuştur. Suşların % 44’ü sefoperazon-sulbaktama, % 8’i netilmisine dirençli olarak saptanmıştır. FIC indeksine göre çalışılan suşların hiçbirinde sinerjistik veya antagonistik etki gözlenmemiştir. Sekiz suşta (% 32) additif, 17 suşta (% 68) ise indifferent etki saptanmıştır. Sonuç olarak ÇİD-A.baumannii infeksiyonlarında sefoperazon-sulbaktam ile netilmisin kombinasyonu önemli bir avantaj sağlamamakta gibi görünmektedir. Ancak dezavantaj da oluşturmadığından orta duyarlılık gösteren suşlarda kombinasyon düşünülebilir. Kombinasyonda sağlanacak sinerjistik etki suşa özel olduğundan ideal yaklaşım, kombinasyon uygulanacak her hastada etkinin in-vitro değerlendirilmesidir.
Anahtar sözcükler: Acinetobacter baumannii, kombinasyon, netilmisin, sefoperazon-sulbaktam |
ANKEM Derg 2008;22(1):32-36
MYCOBACTERIUM TUBERCULOSIS KOMPLEKSİNDE İZONİAZİD VE RİFAMPİSİN DİRENCİNİN REAL-TIME PCR İLE HIZLI TANISI*
|
Meryem ÇETİN* , Murat GÜNAYDIN**, Ahmet SANİÇ**
*Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ANTAKYA-HATAY
**Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, SAMSUN
|
|
|
Otuz izoniazide dirençli, 30 rifampisine dirençli, 21 hem izoniazid hem de rifampisine dirençli ve kontrol grubu olarak her iki ilaca duyarlı 30 Mycobacterium tuberculosis suşu radyometrik BACTEC metodu kullanılarak belirlenmiştir. KatG and rpoB sensor probları kullanılarak, M.tuberculosis mutasyonlarının varlığı real-time PCR metodu ile incelenmiştir. İzoniazid için 17 izolatta prob Tm aralığı 66.98-67.70°C ve 6 izolatta prob Tm aralığı 68.19-68.90°C olarak belirlenmiştir. Toplam 23 izolatta dirence sebep olan mutasyonlar saptanmıştır. Rifampisin için, 9 izolatta prob Tm aralığı 65.3-66.70°C, 22 izolatta prob Tm aralığı 57.70-58.40°C ve 4 suşta bu Tm aralıklarının her ikisi gösterilmiştir. Toplam 27 suşta dirence sebep olan mutasyonlar belirlenmiştir.
Real-time PCR metodu izoniazid direncini % 76.7 olarak belirlemiştir. BACTEC ve real-time PCR metodları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p=0.005). Real-time PCR ile rifampisin direnci % 90.0 olarak belirlenmiş, BACTEC ve real-time PCR arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p=0.076).
Bu sonuçlar real-time PCR metodunun rutin laboratuvarda M.tuberculosis komplekste ilaç direncini belirlemede hızlı, basit ve güvenilir bir metod olduğunu göstermiştir.
Anahtar sözcükler: izoniazid, real-time PCR, rifampisin, tüberkülozda direnç |
ANKEM Derg 2008;22(1):37-38
CUTANEOUS LEISHMANIASIS SECONDARILY INFECTED BY
GEMELLA HAEMOLYSANS
|
Gamze SERARSLAN*, Meryem ÇETİN**
* Mustafa Kemal University, Faculty of Medicine, Department of Dermatology, ANTAKYA** Mustafa Kemal University, Faculty of Medicine, Department of Microbiology, ANTAKYA
|
|
|
Kutanöz Layşmanyazisin Gemella haemolysans ile Sekonder İnfeksiyonu Gemella haemolysans nadir tespit edilen, fakültatif anaerob, Gram pozitif, kokoid şekilli bir organizmadır ve ağız boşluğu, üst solunum yolu, gastrointestinal yol ve genitoüriner yolun normal florasında bulunur. Kutanöz layşmanyazis, Leishmania parazitinin neden olduğu infeksiyöz bir hastalıktır. Bu makalede kutanöz layşmanyazis lezyonunun Gemella haemolysans ile sekonder olarak infekte olduğu yirmi yaşında bir erkek hasta sunulmuştur.
Anahtar sözcükler: Gemella haemolysans, kutanöz layşmanyazis
|
ANKEM Derg 2008;22(1):39-41
FETAL SEYİRLİ FOURNIER GANGRENİ: BİR OLGU SUNUMU
|
Mustafa Kemal ÇELEN, Mehmet ULUĞ, Recep TEKİN, Mehmet Faruk GEYİK, Celal AYAZ
Dicle Üniversitesi Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, DİYARBAKIR
|
|
|
Fournier gangreni, genital bölgenin ve perinenin aerobik ve anaerobik bakterilere bağlı olarak gelişen ve nadir görülen nekrotizan fasiitidir. Bu sinerjistik infeksiyon multipl organ disfonksiyonu ve ölüm gibi ciddi komplikasyonlara yol açmaktadır. Bu hastalığın doğal olarak agressif tedavisi için öncelikli olan tanının erken konmasıdır. Tedavideki asıl nokta, geniş doku debritmanı ile birlikte geniş spektrumlu antibiyoterapinin uygulanmasıdır. Tedaviye rağmen mortalite yüksek seyretmektedir. Bu olguda ürosepsis ve genital bölgede mevcut nekrotik lezyonla acile başvuran yaşlı bir erkek hasta irdelenmiştir.
Anahtar sözcükler: Fournier gangreni, komplikasyon, tedavi
|
ANKEM Derg 2008;22(1):42-43
ANKEM web sayfasında (2007) “Bir Yazar“ makalesi ANKEM KONGRELERİ'NDEN İZDÜŞÜMLER !
|
|
|
|
ANKEM Derg 2008;22(1):44-51
Konferans metni YAYIN ETİĞİ
(ETİK DIŞI DAVRANIŞLAR VE YAZARLIK)*
|
|
|
|
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
|