TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
OCAK 2003

 

 

Midazolam-Fentanil ve Propofol-Fentanil Perfüzyonlarının İzole Sıçan Kalbine Etkileri: İskemi-Reperfüzyon Modelinde Dobutamin İle Etkileşimleri 31(1):8-13, 2003
Lale Yüceyar, Özlem Ünlüsoy, Öner Süzer, Hülya Erolçay
ÖZET
      Bu çalışmada kalp cerrahisi anestezisinde sıklıkla kullanılan hipnotik+opiyoid infüzyonu tekniklerinden midazolam-fentanil kombinasyonunun iskemi-reperfüzyon modelinde izole sıçan kalbine olan etkileri propofol-fentanil kombinasyonu ile karşılaştırıldı. Reperfüzyon sonrasında dobutamin ile etkileşimleri araştırıldı.
      "Wistar" sıçan kalpleri izole edilerek "Langendorf" düzeneğinde modifiye Tyrode solüsyonu ile perfüze edildi. Üç grup olarak düzenlenen çalışmanın tüm gruplarında (her grup için n=6) 20 dk stabilizasyon süresinden sonra ölçüm yapıldı (Başlangıç dönemi) ve bu değerler başlangıç değeri olarak alındı. Birinci gruba midazolam-fentanil, II. Gruba propofol-fentanil, III. Gruba intralipid-fentanil perfüzyonu başlanarak deney boyunca uygulandı. Seçilen kombinasyonun perfüzyonunun 5. dakikasında ikinci ölçümler yapıldı (Anestezi dönemi). 15 dk süre ile normotermik iskemi uygulandı. İskemi sonrası 10 dk süre ile reperfüze edilen kalplerde bu dönemin sonunda ölçümler alındı (Reperfüzyon Dönemi). Deneyin son aşamasında tüm gruplardaki kalplere dobutamin uygulandıktan sonra son ölçümler yapıldı (İnotropi Dönemi). Tüm kalplerde kalp atım hızı, koroner kan akımı, izovolümertik sol ventrikül maksimum basıncı ve deriveleri (+dp/dt max, -dp/dt max) ölçüldü.
      Fentanil-propofol ve fentanil-midazolam perfüzyonları normal kalplerde, ölçülen tüm parametrelerde bir değişiklik oluşturmazken, reperfüze kalplerde midazolam-fentanil perfüzyonu dobutamin ile daha yüksek bir koroner kan akımı sağladı, propofol-fentanil perfüzyonu ise sol ventrikül kontraktilitesinde belirgin artışa yol açtı.
      Anahtar kelimeler: izole kalp, fentanil, midazolam, propofol, dobutamin

Tekrarlayan Sevofluran Anestezisinin Yavru Rat Karaciğeri Üzerine Etkileri: Sodalaym'ın Rolü
31(1):14-20, 2003

Mesut Ünal, Ruhiye Reisli, Sema Tuncer, Atilla Erol, Mustafa Avunduk, Selmin Ökesli

ÖZET
         Deneysel çalışmalar tekrarlanan sevofluranın uygulamalarının hepatotoksik olabileceğini belirtmektedir. Bu toksik etkiler anestezik ajanın direk etkisinden olabileceği gibi, sevofluranın sodalaym tarafından parçalanması sonucu oluşan toksik ürünlere bağlı da gelişebilir.
      Bu çalışmanın amacı, yavru ratlarda sodalaymlı ve sodalaymsız devrelerde tekrarlanan sevofluran anestezisinin, karaciğer üzerine etkilerini araştırmaktır. Çalışmada 15-30 g ağırlıkları arasında 27 Wistar cinsi rat kullanıldı. Ratlar, 9'lu gruplar oluşturulacak şekilde 3 gruba rasgele ayrıldı. Ratlar özel olarak yaptırılmış transparan plastik kutuya alındılar ve halka sistemi ile anestezi makinasına bağlandılar. Kontrol grubu olan Grup K'ya % 100 O2 verildi. Sodalaymsız anestezi devresinde sevofluran uygulanan gruba (Grup S) % 100 O2 içinde % 2.5- 2.7 konsantrasyonda sevofluran uygulanırken, aynı gaz karışımı sodalaymlı anestezi devresinde Grup SS'e uygulandı. Rat-lara, gün aşırı toplam 5 kez olmak üzere 60 dakika sevofluran anestezisi uygulandı. Kan örneklerinden SGOT, SGPT ve alkalen fosfataz değerleri elde edildi. 10. günde ratlar sakrifiye edildikten sonra, karaciğer doku örnekleri ışık mikroskobisi ile histopatolojik olarak değerlendirildi.
      SGOT, SGPT ve alkalen fosfataz değerleri özellikle Group SS'de yükseldi. Karaciğerin histopatolojik değerlendiril-mesinde, her iki deney grubunda istatistiksel olarak anlamlı olmayan minimal değişiklikler mevcuttu. Sonuç olarak, sodalaymlı ve sodalaymsız devrede tekrarlanan sevofluran anestezisinin karaciğer üzerine minimal etkileri olduğu kanaatine varıldı.
      Anahtar kelimeler: sevofloran, hepatotoksisite, sodalaym, neonatal rat

Sezaryen Ameliyatlarında Anestezi İndüksiyonunda Tiyopentona Eklenen Sevofluran ve Ketaminin "Farkında Olma" Üzerine Etkileri 31(1):21-25, 2003
Halit Madenoğlu, Şelale Doğan, Kudret Doğru, Karamehmet Yıldız, Adem Boyacı
ÖZET
     Bu çalışmada elektif sezaryen ameliyatlarında "farkında olma"yı BIS indeksi değerleri ve izole ön kol tekniğini kullanarak üç farklı anestezi indüksiyonu arasındaki farkları araştırmayı amaçladık. Yaşları 18-35 arasında değişen ASA I-II grubu premedike edilmemiş, termde 66 sezaryen hastası çalışmaya alındı. Anestezi indüksiyonu Grup I olgularda tiyopenton 4 mg kg-1 İV, grup II olgularda tiyopenton 4 mg kg-1 İV ve % 1 konsantrasyonda sevofluran, grup III olgularda tiyopenton İV 4 mg kg-1 ve ketamin 0.5 mg kg-1 ile sağlandı. İndüksiyon öncesi, indüksiyon sonrası, entübasyon sonrası, entübasyon sonrası 3. dakika, doğum öncesi, doğum sonrası ve ekstübasyon sonrası dönemlerde BİS indeksi ve izole ön kol testi değerleri kaydedildi.
      İndüksiyon öncesi, entübasyon sonrası, entübasyondan 3 dakika sonrası ve doğum öncesi BİS değerleri bakımından gruplar arasında anlamlı farklılık yoktu. İndüksiyon sonrasında, Grup I'de kaydedilen ortalama en düşük BİS değeri Grup II ve Grup III'tekinden yüksekti (p<0.05). Doğum sonrasında Grup III'te kaydedilen BİS değerleri Grup I ve Grup II'dekinden yüksekti (p<0.05).
      Sonuç olarak, bu sonuçlara göre sezaryende anestezi indüksiyonunda tiyopenton+sevofluran veya tiyopenton+ketamin uygulamasının "farkında olma" insidansının azaltılmasında etkili yöntem olduğu kanısına vardık.
      Anahtar kelimeler: anestezi, tiyopenton, ketamin, sevofluran, sezaryan, bispektral indeks, farkında olma

Sezaryen Ameliyatlarında Anestezi Uygulaması, 5 Yıllık Retrospektif Değerlendirme 31(1):26-30, 2003
Kamil Toker, Asena Selbes Yılmaz, Yavuz Gürkan, Nur Baykara, Hakan Canatay, Dilek Özdamar,
Tülay Şahin Yıldız
ÖZET
      Sezaryen ameliyatlarında ameliyatın nedenine ve aciliyetine, anestezistin deneyimine, hastanın isteğine uygun olarak genel veya rejyonal anestezi yöntemlerinden biri tercih edilmektedir. Bu çalışmanın amacı 1996-2000 yılları arasında kliniğimizde sezaryen ameliyatlarında uygulanan anestezi yöntemlerinin değerlendirilmesidir.
      Çalışmada; 1996-2000 yılları arasında Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesinde gerçekleştirilen sezaryen ameliyatları, olguların anestezi takip formları incelenerek, retrospektif olarak değerlendirildi. Demografik verileri, anestezi yöntemleri, cerrahi süre, rejyonal anestezi uygulanan olgularda kullanılan ilaçlar, kullanılan iğne tür ve çap-ları, efedrin tüketimi kaydedildi.
      1996-2000 yılları arasında, toplam 674 sezaryen ameliyatı gerçekleştirilmiştir. 518 olguda spinal anestezi (% 77), 156 olguda genel anestezi (% 23) uygulanmıştır. Spinal anestezi uygulanan 19 (% 3.7) olguda bloğun yetersiz olması nedeniyle genel anesteziye dönülmüştür.
      Sonuç olarak kliniğimizde sezaryen ameliyatlarında en yaygın kullanılan anestezi yöntemi spinal anestezidir. Spinal anestezi uygulanan olgularda % 0.5'lik hiperbarik bupivakain 7.5-12.5 mg arasında değişen dozlarda uygulanmıştır. Hiperbarik bupivakaine ek olarak % 26 olguda 25 µg fentanil ve % 24 olguda 0.2 mg morfin intratekal olarak kullanılmıştır. % 50 olguda ise sadece bupivakain kullanılmıştır. Hiperbarik bupivakain dozu artıkça efedrin gereksinimi artmakla birlikte bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Spinal anestezi sırasında hiperba-rik bupivakaine 0.2 mg morfin eklenmesi efedrin gereksinimini anlamlı oranda arttırmaktadır (p<0.05).
      Anahtar kelimeler: sezaryen, genel anestezi, spinal anestezi, intratekal morfin, intratekal fentanil

Pediyatrik Olgularda Rektal S (+) Ketamin Premedikasyonu 31(1):31-35, 2003
Ayten Bilir, Serdar Ekemen, Birgül Yelken, Sacit Güleç, Yılmaz Şentürk
ÖZET
       S (+) ketaminin rasemik ketamine göre daha potent analjezik etki gösterdiği ve psişik yan etkilerinin daha az olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı pediyatrik olgularda premedikasyon amacı ile rektal yoldan ve farklı iki dozda verilen S (+) ketaminin hemodinamik ve sedatif etkilerinin araştırılmasıdır.
      Yaşları 2-10 arasında, ASA I ve II grubuna dahil 40 çocuk rasgele iki gruba ayrıldı. Grup I'deki olgulara (n=21) 3 mgkg-1 S (+) ketamin ve 0.02 mgkg-1 atropin toplam 0.5 mLkg-1 hacim içinde rektal yoldan uygulandı. Grup II'deki olgulara (n=19) ise 6 mgkg-1 S (+) ketamin ve 0.02 mgkg-1 atropin yine aynı şekilde uygulandı. Premedikasyondan hemen önce ve premedikasyon sonrası her 10 dakikada bir kalp atım hızı, sistolik ve diyastolik arter kan basıncı, oksijen satürasyonu, solunum sayısı, sedasyon skoru ve anksiyete skoru kaydedildi. Olguların maske kabulü, skorlama sistemi ile derecelendirildi ve intravenöz kanülasyona oluşan reaksiyonları kaydedildi. Anestezi indüksiyonunda ve idamesinde sevofluran, nitroz oksit ve oksijen kullanıldı. Kas gevşekliği atrakuryum ile sağlandı. Derlenme periyodunda 5 dakika aralıklarla kalp atım hızı, sistolik ve diyastolik arter kan basıncı, oksijen satürasyonu, solunum sayısı, bilinç ve ajitasyon değerlendirmeleri kaydedildi.
      Gruplar arasında premedikasyon verildikten sonra ve uyanma döneminde ölçülen hemodinamik parametrelerde farklılık saptanmadı (p>0.05). Grup II'de maske kabulünün daha iyi olduğu ve İV girişime yanıtın daha az olduğu saptandı (p<0.05). Uyanma döneminde bilinç ve ajitasyon değerlendirmeleri gruplar arasında farklılık göstermedi.
      Sonuç olarak 3 mgkg-1 ve 6 mgkg-1 dozda rektal yoldan verilen S (+) ketamin ile yapılan premedikasyonun iyi bir sedasyon sağladığı, 6 mgkg-1 doz ile önemli hemodinamik değişiklik oluşturmaksızın daha iyi maske kabulü ve İV girişim toleransı sağladığı sonucuna varıldı.
      Anahtar kelimeler: S (+) ketamin, rektal premedikasyon

Sodyum Heparin, Lityum Heparin ve Zaman Kan Gazları ve Elektrolitlerin Değerlerinde Bir Değişiklik Yapıyor mu? 31(1):36-42, 2003
Atilla Çevik, Nazlı Çevik
ÖZET
      Kullanılan antikoagülanın cinsine, miktarına, kan örneğinin saklanma süresine, kullanılan enjektöre, kan örneği içinde kalan hava kabarcıklarına ve kan örneğinin ısısındaki değişikliklere bağlı olarak kan gazı ve iyon sonuçlarının değişebileceği bilinmektedir. Sodyum heparin ve lityum heparinin kan gazları ve elektrolitlere (sodyum, potasyum, iyonize kalsiyum) olan etkilerini karşılaştırabilmek için 31 kan örneği hem sodyum heparinli hem de lityum heparinli plastik enjektörlere alındı. Ayrıca sadece lityum heparinin etkisini görmek için tam heparinize (400-500 Ukg-1, sodyum heparin) 11 kan örneği hem antikoagülansız plastik normal enjektörlere hem de lityum heparinli plastik enjektörlere alındı. Zamanın etkisini görebilmek için de tüm örnekler oda ısısında 1, 30 ve 120 dk bekletildi. Çalışmamızın sodyum heparin ile lityum heparini karşılaştırdığımız bölümünde kan gazları ve iyonlarda aynı zaman diliminde bir fark bulunmadı. Lityum heparinin net etkisini görmek için yaptığımız çalışmamızın ikinci bölümünde de kalsiyum dışında kan gazları ve elektrolitlerin değerlerinde aynı zaman diliminde bir fark saptanmadı. Tam heparinize kan örneklerini bir de lityum heparinli enjektörlere aldığımızda iyonize kalsiyum lityum heparinli enjektörlerde aynı zaman diliminde düşük bulundu (p<0.05). Bunun yanında çalışmamızın her iki bölümünde de 30 ve 120. dk'larda PaCO2'de artma olurken PaO2'de azalma saptandı (p<0.05). Elektrolit değerlerine baktığımızda ise sodyum ve potasyum değerlerinde 30 ve 120. dk'larda değişiklik olmamasına rağmen iyonize kalsiyumda sadece çalışmamızın birinci bölümünde klinik olarak anlamlı olmasa da zaman ile düşme vardı (p<0.05). Hematokritte (Htc) ise çalışmamızın her iki bölümünde zaman ile anlamlı düşme saptandı.
      Sonuç olarak hazır lityum heparinli plastik enjektörler ile alınan kan gazı örneklerinde lityum heparinden dolayı kan gazları ve iyonlarında bir değişiklik olmamaktadır. Buna ek olarak hazır lityum heparinli plastik enjektörlerin yaygın kullanılan sodyum heparinli plastik enjektörlere bir üstünlüğü yoktur.
      Anahtar kelimeler: kan gazları, elektrolitler, sodyum heparin, lityum heparin, zaman

Çocuklarda Epidural Yolla Uygulanan Morfin ve Midazolamın Perioperatif Etkileri 31(1):43-48, 2003
L. Meltem İnce Gül, Feyza Yaycı, Haydar Sur, Turgay Kepçe, Melek Çelik
ÖZET
    Çalışmamızda; midazolam ve morfinin, ameliyat öncesinde epidural uygulandığında intraoperatif dönemdeki inhalasyon anesteziği ihtiyacına etkilerini; postoperatif dönemde analjezik güçlerini ve yan etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
      Yaşları 1.5-14 arasındaki, ASA I grubundan 40 olgu rasgele eşit iki gruba ayrılarak sistolik (SAB), diyastolik arter basıncı (DAB) ve kalp atım hızı (KAH) değerleri kaydedildi. N2O+O2 karışımı içinde halotanla anestezi indüksiyonu sağlanarak, aynı karışımla idameye geçildi. Grup M'ye (n=20) 0.1 mgkg-1 morfin HCl, Grup D'ye (n=20) 0.05 mgkg-1 midazolam serum fizyolojik ile 0.2 mLkg-1'a sulandırılarak epidural aralığa verildi. İlk 30 dk. 5 dk'da, sonra 15 dk.'da bir SAB, DAB, KAH ve halotan konsantrasyonu kaydedildi. Ekstübasyonu izleyen 1, 2, 4 ve 24. saatlerde ağrı değerlendirme cetvelinde (ADC), uygun yüz ifadesine karşılık gelen 0-100 arasındaki nümerik değer ağrı şiddeti olarak değerlendirildi. Aynı saatlerde sedasyon skoru, dakika solunum sayısı, oluşmuşsa "pinprick" testi ile saptanan duysal blok seviyesi; varsa, bulantı, kusma, "flushing", kaşıntı, idrar retansiyonu ve solunum depresyonu kaydedildi. 24. saatte, iletişim kurulabilenlere, 1 gün önceki "pinprick" testini hatırlayıp hatırlamadıkları soruldu. İlk analjezik ihtiyaç zamanı kaydedildi.
      Morfin grubunda postoperatif 1. ve 2. saatlerdeki ADC ve sedasyon skoru değerleri midazolam grubuna göre anlamlı derecede düşük; tüm izlem saatlerindeki kaşıntı görülme sıklığı ve 4 ve 24. saatlerdeki kusma sıklığı morfin grubunda anlamlı derecede yüksekti. İzlenen diğer parametrelerde, gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadı.
      Epidural yoldan tek doz uygulanan morfinin postoperatif ilk 2 saatte aynı yolla uygulanan midazolamdan daha et-kin bir analjezi ve sedasyon sağladığı, sonraki saatlerdeki etkinlikleri arasında fark olmadığı ve midazolamın daha az yan etki oluşturduğu sonucuna varıldı.
      Anahtar kelimeler: epidural analjezi, morfin, midazolam, perioperatif, çocuklar

 

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2007
Tel: 212 2880541 ve 212 2885022
eXTReMe Tracker