 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
EKİM 2003
|
Bilimsel Yazı Nasıl Yazılmalı? (31(8):387-391, 2003) |
Oya Kutlay |
|
|
|
Farklı Remifentanil Dozlarının Laringeal Maske Yerleştirme Kalitesi Üzerine Etkisi (31(8):392-396, 2003) |
Serdar Yüzer, Feyza Yaycı, Mehlika Pınar Besler, Nursen Koltka, Melek Çelik
|
|
|
Çalışmamızda anestezi indüksiyonunda propofol 2 mg kg-1 ile kombine edilen farklı remifentanil dozlarının laringeal maske yerleştirme kalitesi, hemodinamik parametreler ve spontan solunum başlama süresi üzerine etkilerini, prospektif, randomize ve çift kör olarak karşılaştırmayı amaçladık.
Yaşları 18-73 arasında değişen, ASA I-II grubunda 60 olgu rasgele 3 eşit gruba ayrıldı (n=20). Başlangıç sistolik ve diyastolik arter basıncı, kalp atım hızı ve oksijen satürasyonu değerleri kaydedildikten sonra hastalara 0.03 mg k-1 iv midazolam ve 2 dk süre ile preoksijenasyon uygulandı. Grup 1'e 1 µg kg-1, grup 2'ye 2 µg kg-1, grup 3'e de 3 µg kg-1 remifentanil, % 0.9 NaCl ile 9 mL'ye tamamlanarak, kodlandıktan sonra 90 sn içinde infüze edildi. 60 sn sonra 2 mg kg-1 iv propofol uygulaması ardından laringeal maske yerleştirildi. Maske ile ventilasyon, çene relaksasyonu, ayrıca laringeal maske yerleştirilmesine ve kafın şişirilmesine yanıt 3 puanlı skala ile mükemmel, iyi ve zayıf (3-1) olarak skorlandı. Apnenin başlangıcından spontan solunumun geri dönmesine kadar olan süre "apne süresi" olarak kaydedildi. Midazolam uygulamasından sonra (Dönem I), remifentanil uygulamasından sonra (Dönem II), propofol uygulamasından sonra (Dönem III), laringeal maske uygulamasından sonra (Dönem IV) ve peroperatuar ikinci dakikada (Dönem V) hemodinamik ölçümler tekrarlandı.
Maske ile ventilasyon, grup 1, 2 ve 3'te sırasıyla % 90, % 80 ve % 70; çene relaksasyonu ise % 95, % 100, % 100 oranlarında iyi ve mükemmel idi. Laringeal maske yerleştirilmesine ve kafın şişirilmesine yanıt, gruplarda sırasıyla % 90, % 90, % 100 oranlarında iyi ve mükemmel bulundu.
Sistolik ve diyastolik arter kan basıncı değerleri grup-ların hepsinde, tüm dönemlerde bazal değerlere göre anlamlı bir düşme gösterdi (p<0.05). Kan basıncındaki bu değişiklikler açısından gruplar arasında farklılık saptanmadı. Kalp atım hızı ve apne süreleri açısından da gruplar arasında farklılık görülmedi.
Sonuç olarak, indüksiyonda 2 mg kg-1 propofol ile kombine edilen 1 µg kg-1'lik remifentanil dozunun, laringeal maske yerleştirme kalitesi açısından yeterli olduğu ve hipotansiyonun riskli olabileceği olgularda, bu kombinasyonun yakın hemodinamik izlem altında ve dikkatle uygulanması gerektiği kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: laringeal maske, remifentanil, yerleştirme kalitesi |
Desfluran ve Sevofluran Anestezilerinde Derlenme Özelliklerinin Cinsiyet Yönünden Karşılaştırılması (31(8):397-401, 2003) |
Mustafa Sırrı Kotanoğlu, Elvan Tercan, Kudret Doğru, Karamehmet Yıldız, Adem Boyacı |
|
|
Bu çalışmada, farklı yağ:kan ve kan:gaz partisyon katsayılarına sahip desfluran ve sevofluranın orta süreli elektif cerrahi uygulanacak hastalarda peroperatif Bispectral Index (BİS) değişimi ve postoperatif derlenmeye etkilerini cinsiyet farklılıkları açısından karşılaştırmayı amaçladık.
Yaşları 20-60 arasında, ASA I-II grubu, 160 olgu çalışmaya alındı. Olgular cinsiyetleri ve kullanılan inhalasyon ajanına göre rasgele DES K, DES E, SEVO K ve SEVO E olmak üzere dört gruba ayrıldı. Olgularda peroperatif BİS, postoperatif end-tidal anestezik ajan konsantrasyonunda % 50 azalma (ET-AA%50) süresi, ekstübasyon, göz açma ve oryantasyon süreleri ile BİS'in kontrol değere dönme süreleri kaydedildi. Post-operatif erken dönemde Aldrete skorlaması ve geç dönemde Delayet Memory Recalltent (DMRT) hata puanları belirlendi.
Demografik veriler, ameliyat süresi ve BİS değerlerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu (p>0.05). Desfluran verilen erkek ve kadınlarda ET-AA%50 süresi, ekstübasyon süresi ve göz açma süresi sevofluran verilen olgulardan istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşüktü (p<0.05). Desfluran ve sevofluran verilen erkeklerde ET-AA%50 süresi, ekstübasyon ve göz açma süreleri sevofluran verilen kadınlardan daha düşüktü (p<0.05). Aldrete skorları ve DMRT hata puanları bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu (p>0.05).
Sonuç olarak, desfluran gruplarında erken derlenme süresi, sevofluran gruplarından daha kısa, ayrıca erken derlenme süresi, hem desfluran hem de sevofluran verilen erkeklerde kadınlardan daha kısadır. Geç derlenme süresi bakımından kadın ve erkek olgular ile desfluran veya sevofluran verilmesi arasında bir fark saptanamamıştır. Erken derlenme özelliklerinden dolayı desfluran uygulanmasının ameliyathane sirkülasyonunu ve verimliliğini artırabileceğini düşünüyoruz.
Anahtar kelimeler: desfluran, sevofluran, cinsiyet, anestezi, derlenme |
Mekanik Ventilasyonun Oluşturduğu Akciğer Hasarında Hiperkarbinin Koruyucu Rolü (31(8):402-408, 2003) |
Nahit Çakar, Simru Tuğrul, Evren Şentürk, Perihan E. Özcan, İ. Özkan Akıncı, Figen Esen, Lütfi Telci, Kutay Akpir |
|
|
Permissif hiperkarbi uygulayan "koruyucu ventilasyon" stratejilerinin ventilasyonun oluşturduğu akciğer hasarını azalttığı ve akut solunum yetersizliğinde klinik sonuca olumlu etkileri olduğu gözlenmiştir. Çalışmamızda, sıçanlarda ventilasyonun oluşturduğu akciğer hasarında hiperkarbinin koruyucu etkisi araştırılmıştır.
Toplam 36 adet Sprague Dawley türü sıçana % 4-5 enfluran ve intraperitoneal ketamin ile anestezi sağlanmıştır. Denekler trakeostomize edildikten sonra 15 cmH2O "peak" havayolu basıncı (Ppaw), 0 cmH2O PEEP, 25/dakika solunum frekansı, I:E=1:2 ve FiO2: 1.0 ile 15 dakika bazal ventilasyon uygulanmıştır. Denekler daha sonra randomize olarak 6 gruba ayrılmıştır; Grup 1: Ppaw:15 cmH2O, FiCO2:0, Grup 2: Ppaw:15 cmH2O, FiCO2:0.09-0.11, Grup 3: Ppaw:30 cmH2O, FiCO2:0, Grup 4: Ppaw:30 cmH2O, FiCO2: 0.09-0.11, Grup 5: Ppaw:45 cmH2O, FiCO2:0, Grup 6: Ppaw:45 cmH2O, FiCO2:0.09-0.11. Hiperkarbi gruplarında, arter karbondioksit basıncını 80 ile 120 mmHg arasında tutacak şekilde FiCO2 0.09-0.11 arasında ayarlanmıştır. Bazal ventilasyon ve bir saatlik ventilasyonun sonunda arter kan gazı örnekleri alınmıştır. Mikroskopik olarak atelektazi, amfizem, alveoler kanama, konjesyon, alveoler ödem, alveol içi hücre infiltrasyonu ve hyalen membran oluşumu değerlendirilmiştir. Hiperkarbinin 45 cmH2O ile ventilasyonda kontrol grubuna oranla akciğerde hyalen membran oluşumunu azalttığı tespit edilmiştir (p<0.05). Kontrol gruplarında (FiCO2:0) artan ventilasyon basınçlarında alveoler konjesyon (p<0.01) ve toplam hasar (p<0.05) anlamlı olarak artarken, hiperkarbi gruplarında artış gösterilememiştir. Sonuç olarak, artan ventilasyon basınçlarında mekanik ventilasyonun oluşturduğu akciğer hasarı ciddiyetinin hiperkarbi ile azaltılabileceği düşünülmüştür.
Anahtar kelimeler: mekanik ventilasyon, akciğer hasarı, hiperkarbi, hipoventilasyon |
Helicobacter Pylori Nozokomiyal Bir İnfeksiyon Etkeni Midir? (31(8):409-414, 2003) |
Sezai Özkan, Mehmet Metin, Merih Gökben, Oral Öncül, Volkan Acar, Sibel Poçan, Orhan Çakır |
|
|
Helikobakter infeksiyonlarının yoğun bakım hastalarında daha sık görüldüğü ve nozokomiyal bir enfeksiyon etkeni olabileceği ileri sürülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Anestezi Yoğun Bakım Ünitesi'nde (AYBÜ) tedavi gören kritik hastalarda, Helicobacter pylori (HP) insidensini ve olası risk faktörleriyle insidens arasında bir ilişki olup olmadığını saptamaktır. Çalışmaya 52 hasta dahil edildi. Yatıştan 4 hafta öncesine kadar antibiyotik kullanmış, ülser ve gastrik cerrahi öyküsü olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hastaların AYBÜ'ne kabulünü takiben birinci ve yedinci günlerde, HP kolonizasyonundaki artışı değerlendirmek üzere, dışkı örnekleri alındı ve HP antijeni tarandı. Test olarak, dışkıda HP antijenini taramaya yönelik "Premier Platinium HpSA (Meridian Diagnostics, Inc-USA) kiti" kullanıldı. 1. günde HP antijen pozitifliği % 57.7 iken, 7. günde % 65.4'e yükseldi (p>0.05). Ayrıca, bu bakterinin etiyopatogenezde risk faktörü olduğu düşünülen kardiyak hastalarda, seropozitiflik yüksek oranda saptandı. Sonuç olarak, istatistik olarak anlamlı olmasa da YBÜ hastalarında HP insidensinde izlenen artış, HP'nin bir nozokomiyal infeksiyon etkeni olarak düşünülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu konuda daha geniş olgu serileriyle yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır.
Anahtar kelimeler: helicobacter pylori, nozokomiyal infeksiyon, yoğun bakım ünitesi |
Çocuklarda Desfluran-Sevofluran Anestezisinin İdame ve Derlenme Üzerine Olan Etkilerinin Karşılaştırılması (31(8):415-421, 2003) |
Süleyman Uzun, Sema Tuncer, Aybars Tavlan, Ruhiye Reisli, Gamze Sarkılar, Selmin Ökesli |
|
|
Bu çalışmada çocuklarda kısa süreli cerrahi girişimlerde anestezi idamesinde kullanılan desfluran ve sevofluranın özellikleri karşılaştırıldı. Yaşları 4-12 olan 50 çocuk çalışmaya alındı. Anestezi indüksiyonundan 30 dk önce 0.5 mg kg-1 midazolam oral uygulandı. Anestezi indüksiyonu için 2-2.5 µg kg-1 propofol, 10 µg kg-1 alfentanil ve 0.1 mg kg-1 sisatrakuryum verildikten sonra hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı ve anestezi idamesi için % 60 N2O ile birlikte % 6-7 desfluran (grup I) ve 2-2.5 % sevofluran (grup II) uygulandı. Cerrahi başlamadan önce, hastalara postoperatif analjezi için 20 mg kg-1 parasetamol rektal uygulandı. Postoperataif bulantı-kusma insidansını azaltmak için 150 µg kg-1 deksametazon verildi. Sistolik arter basıncı, diyastolik arter basıncı, ortalama arter basıncı ve kalp atım hızı indüksiyon öncesi, indüksiyon ve entübasyon sonrası, cerrahi başladıktan 5., 10. ve 20. dk. sonra ve anestezi sonunda kaydedildi. Anestezik ajanlar ameliyat bitiminde kesildi. Ekstübasyon ve derlenme zamanı kaydedildi. Ajitasyon üç puanlı skorlama ile değerlendirildi.
Her iki grupta da hemodinamik parametreler bazal değerlerin ± % 30'unda seyretti. Derlenme zamanı desfluran grubunda daha kısa bulundu (p<0.05). Ekstübasyon zamanı ve ajitasyon insidansı iki grupta benzer bulundu (p>0.05). Her iki grupta postoperatif kusma insidansında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (p>0.05).
Sonuç olarak çocuklarda propofol indüksiyonu sonrası desfluran ve sevofluranın anestezi idamesinde güvenle kullanılabileceği kanısındayız.
Anahtar kelimeler: pediatrik anestezi, desfluran, sevofluran |
HELLP Sendromu ve Spinal Anestezi (31(8):422-425, 2003) |
Suat Sanlı, Nurten Kayacan, Arif Yeğin, Münire Akar, Bilge Karslı |
|
|
HELLP Sendromu hemoliz, karaciğer fonksiyon testlerinde yükselme ve trombositopeni ile karakterize, gebelik hipertansiyonunun bir komplikasyonu olan klinik bir tablodur. Bu olguda; HELLP sendromu tanısı konduktan sonra fetal distress nedeniyle acil operasyona alınarak düşük doz hiperbarik bupivakain ile spinal anestezi uygulanan 35 haftalık preeklamptik bir gebe sunulacaktır. Bölgesel anestezi anne ve fetus için bir avantaj teşkil etmekle birlikte, koagülopati bu yöntem için bir risk oluşturmaktadır. Bu olgu sunumunda belirtildiği gibi, koagülopatisi bulunmayan HELLP sendromlu hastaların sezaryen operasyonlarında spinal anestezi uygun bir yöntem olabilir.
Anahtar kelimeler: HELLP sendromu, spinal anestezi, sezaryen |
Psödokolinesteraz Eksikliğine Bağlı Uzamış Nöromusküler Blok ve Hiperglisemi (İki Olgu) (31(8):426-429, 2003) |
Lütfiye Pirbudak, Enver Özer, Mehmet Çelik, Filiz Sarımehmetoğlu, Ünsal Öner |
|
|
Psödokolinesteraz, lipid ve lipoprotein metabolizmasında rol alan, süksinilkolin ve mivakuryumun yıkımını sağlayan önemli bir enzimdir. Bu makalede preoperatif tanı almamış psödokolinesteraz eksikliğine bağlı nöromüsküler (NM) blok uzamasıyla birlikte hiperglisemi gelişen 2 olgu sunuldu.
Ameliyat tamamlandıktan sonra spontan solunumu dönmeyen bu hastalarda Train-of-Four (TOF) stimulasyonuna cevabın olmadığı gözlendi. Ayrıca geçici hiperglisemi geliştiği saptandı. Uzamış NM blok olgularında psödokolinesteraz eksikliğine bağlı gelişen hiperglisemi, psödokolinesteraz ile glukoz arasındaki korelasyon literatürle birlikte tartışıldı.
Anahtar kelimeler: psödokolinesteraz, uzamış apne, süksinilkolin, mivakuryum, glukoz |
|
|