 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
ARALIK 2003
|
Perioperatif Periferik Nöropatiler 31(10):495-503 |
Gürkan Türker, Şükran Şahin
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Bursa |
|
|
Son yıllarda, perioperatif dönemde gelişen periferik sinir hasarları ile ilgili yayınlanan olguların giderek artması, bu konuda medikolegal sorumlulukları olan anestezistleri tedirgin etmektedir. Bu perioperatif nörolojik komplikasyonlara neden olan faktörlerin iyi bilinmesi ve koruyucu önlemlerin alınması, istenmeyen bu tip durumları en aza indirecektir. Bu derlemede son çalışmalardaki bulgular ışığında, perioperatif sinir hasarlarının insidansı, etyolojisi, patolojisi, patofizyolojisi ve uygulanabilecek koruyucu önlemler konusunda bilgiler sunuldu.
Anahtar kelimeler: anestezi, komplikasyonlar, nörolojik, sinir, hasar |
|
İntraoperatif Verilen Magnezyum Sülfat Koagülasyon Sistemini Etkilemeden Kan Kaybını Azaltabilir 31(10):504-510 |
Mehmet Hasçalık, Mahmut Durmuş, Erdoğan Öztürk, Türkan Toğal, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Malatya
|
|
|
Cerrahi ameliyat esnasında meydana gelecek kanamanın önlenmesi gerek cerrah gerekse de anestezist için önemlidir. Çalışmamızın amacı kontrollü hipotansiyon amacıyla kullanılan magnezyumun kanama miktarı, cerrah kanama skoru, koagülasyon testleri ve hemodinamik parametreler üzerine etkilerini tesbit etmektir.
Bu çalışma, septorinoplasti yapılan ASA I fiziksel sko-ra sahip 40 erişkin olgu üzerinde gerçekleştirildi. Olgular 50 mL serum fizyolojik içinde 50 mg kg-1 magnezyum sülfat bolus ve 15 mg kg-1 sa-1 infüzyon verilen Magnezyum (n=20) ya da 50 mL serum fizyolojik bolus ve infüzyon verilen Kontrol (n=20) gruplarına ayrıldı. Ameliyat süresince hemodinamik parametreler 5 dakikada bir kaydedildi. Tüm olgulardan ameliyat öncesi, ameliyat sonrası ve ameliyattan 6 saat sonra serum magnezyum, kalsiyum, protrombin zamanı, parsiyel tromboplastin zamanı, uluslararası normalizasyon olanı, fibrinojen miktarı, trombosit sayısı ve hemoglobin düzeyleri çalışmak üzere venöz kan örnekleri alındı.
Magnezyum grubunda ameliyat öncesi ile ameliyat sonrası kan fibrinojen düzeyleri arasındaki fark ile plasebo verilen grubun ameliyat öncesi ve sonrası kan fibrinojen düzeyleri arasındaki fark Magnezyum grubunda daha düşük saptandı ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı idi (p<0.05). Kanama miktarı Magnezyum grubunda yaklaşık 50 mL daha az olmasına rağmen iki grup arasında istatistiksel anlamda bir fark saptanmadı. Ek narkotik alımları ve cerrah kanama skorları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05).
Sonuç olarak; magnezyum sülfatın kontrendike olma-dığı ASA I fiziksel skora sahip hastalarda, kullandığımız dozlarda stabil bir kan basıncı seyri sağladığı ve koagülasyon sistemi üzerinde belirgin bir etki oluşturmadan cerrah kanama skorunu olumlu yönde etkileyebileceği kanaatine vardık.
Anahtar kelimeler: magnezyum, kan pıhtılaşması, kan kaybı; cerrahi, hemodinami |
N-Metil-D-Aspartat Antagonistik MK-801 ve Verapamil Kombinasyonunun Mononöropatik Ağrı Modeli Üzerine Etkileri 31(10):511-515 |
Şaziye Özcan*, Alpaslan Apan*, Süreyya Gültekin
Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon* Anabilim Dalı, Kırıkkale, S.B. Menemen Devlet Hastanesi Anestezi Kliniği, İzmir |
|
|
N-Metil-D-Aspartat reseptörü kalsiyum ile aktif hale gelmektedir. Kalsiyum antagonisti verapamil ve N-metil-D-aspartat antagonisti MK-801'in sıçanlarda kronik sinir hasarı modelinde termal nosisepsiyona olan etkileri bilinmektedir. Bu çalışmada her iki ilacın birlikte uygulanmasının analjezik etkinliğinin araş-tırılması amaçlandı.
Çalışma, ağırlıkları 180-220 g arasında değişen Sprague Dawley cinsi 30 erkek sıçanda gerçekleştirildi. Barbitürat anestezisi altında sağ siyatik sinirleri bulunarak 4/0 kromik katgüt ile gevşek şekilde bağlandı. İlaçlara ameliyatu takiben başlandı ve beş gün süre ile uygulandı. Tedavi protokolünde: ilk dört gün intrape-ritoneal 10 mg kg-1 verapamil uygulandı; beşinci gün ise 20 dakikalık ara ile verapamil 1 mg kg-1 MK-801 ile kombine edildi. Nosiseptif testler 46.5°C'de Hot Plate Test ile 120 dakika boyunca her 30 dakikada bir ölçüm yapılarak gerçekleştirildi. Opere bacağın çekilme zamanı reaksiyon süresi olarak belirlenerek kaydedildi.
Nöropatik ağrı modelinde kronik verapamil veya tek başına MK-801 uygulaması nosisepsiyonu belirgin ölçüde azalttı. İki ilacın kombinasyonu ile tek başına gözlenen antinosiseptif etkinin altında değerler elde edildi.
Kalsiyum antagonisti ön tedavisi nöropatik ağrı modelinde N-metil-D-aspartat reseptörüne olan duyarlılığı azaltmaktadır. N-metil-D-aspartat reseptöründe kalsiyum antagonistleri ve MK-801'in bağlanma bölgeleri birbirine yakın olabilir. Bu nedenle, birlikte uygulandıklarında reseptör duyarlılığını azaltarak ve/veya bağlanma düzeyinde etkileşerek antagonist etkinin görülmesine neden olduklarını düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: mononöropati, ağrı, N-metil-D-aspartat, MK-801, kalsiyum blokerleri |
Peroperatif Aritmi İnsidansında TİVA ve VİMA Uygulamasının Etkileri 31(10):516-521 |
Dilşen Örnek, Gülcan Erk, Levent Özdoğan, Ahmet Gedikli, Beyazıt Dikmen
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi II. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara |
|
|
QT dispersiyonu ve düzeltilmiş QT, repolarizasyon anormalliklerini belirlemede önemli yer alırlar. Opiyoidlerin ve propofolün QT uzamasına etkisi olmadığı halde sevofluran ile yapılan çalışmalarda çelişkili sonuçlar bildirilmiştir. Çalışmamızda sevofluran anestezisi ile remifentanil+propofol anestezilerinin QT dispersiyonu, düzeltilmiş QT süresi, P dispersiyonu ve ayarlanmış P dispersiyonu üzerine etkisi ve aritmi insidansı araştırılmıştır.
Çalışmamız, ASA I-II risk grubunda, nonkardiyak cerrahi planlanan 30 olgu üzerinde, rasgele seçimle Grup V (n=17) ve Grup T (n=13) olacak şekilde 2 gruba ayrılarak yürütülmüştür. Grup V olgularda maksimum vital kapasite tekniği uygulanarak sevofluran ile anestezi indüksiyonu ve % 2-3 sevofluran + % 50 N2O/O2 inhalasyonu ile anestezi idamesi sağlanmış, Grup T olgularda 1 µg kg-1 remifentanil, 2 mg kg-1 propofol ile anestezi indüksiyonu sağlandıktan sonra 0.25 µg kg-1 dk-1 remifentanil + 100 µg kg-1 dk-1 propofol infüzyonu ve % 50 N2O/O2 inhalasyonu ile anestezi yürütülmüştür. Endotrakeal entübasyon 0.1 mg kg-1 vekuronyum uygulanmasını takiben yapılmış; kişisel bazal değerlerin belirlenmesi için indüksiyon öncesi EKG ve ortalama arter basıncı, kalp atım hızı kayıtları alındıktan sonra, indüksiyon sonrası, vekuronyum sonrası, endotrakeal entübasyon sonrası, insizyon sonrası ve ekstübasyon sonrası 1. ve 3. dakikalarda EKG kayıtları alınarak QT ve P dalga genişliği manuel olarak ölçülmüş, QT dispersiyonu, düzeltilmiş QT, P dispersiyonu ve ayarlanmış P dispersiyonu hesaplanmıştır. EKG kayıtları ile eş zamanlı olarak or-talama arter basıncı ve kalp atım hızları kaydedilmiştir.
Hiçbir olguda aritmi tespit edilmemiş, gruplar arasında QT dispersiyonu, P dispersiyonu ve ayarlanmış P dispersiyonu değerleri açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Ancak, düzeltilmiş QT Grup V'de Grup T'ye göre anestezi indüksiyonundan sonra 3. dakika, entübasyon sonrası 1. ve 3. dakika, insiz-yondan sonra 1. ve 3. dakikalarda uzun bulunmuş, ortalama arter basıncı ve kalp atım hızı genel olarak Grup V'de yüksek seyretmiştir (p<0.05).
Sonuç olarak, her iki grupta da hiç aritmi görmediğimiz çalışmamızda, düzeltilmiş QT süresi Grup V'de istatistiksel anlamlı olan; ancak normal fizyolojik sınırları aşmayan bir uzama göstermiş olduğu için, normal elektrokardiyografik bulguları olan olgularda sevofluran ile VİMA ve propofol-remifentanil ile TİVA uygulamalarının peroperatif aritmi insidansı açısından farklılık göstermediği kanısına varılmıştır.
Anahtar kelimeler: anestezi, propofol, sevofluran, komplikasyon, aritmi |
Sezaryenlerde Bupivakaine Eklenen Sufentanil ve Fentanilin Maternal ve Neonatal Etkileri 31(10):522-528 |
Ruhiye Reisli, Sema Tuncer, Jale Çelik, Alper Yosunkaya, Süleyman Uzun, Gamze Sarkılar, Selmin Ökesli
Selçuk Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Konya |
|
|
Bu çalışmada sezeryanlarda intratekal bupivakaine eklenen sufentanil, fentanil ve plasebonun maternal ve neonatal etkilerinin araştırılmasını amaçlandık.
Etik komite onayı alındıktan sonra, 45 miyadında gebe randomize olarak üç gruba ayrıldı. Grup K'ya (Kont-rol grubu) 10 mg bupivakain heavy ve 2 mL izotonik mayi, Grup F'ye 10 mg bupivakain heavy ve 25 µg fentanil, Grup S'e ise 10 mg bupivakain heavy ve 10 µg sufentanil, tüm gruplarda verilecek mayi toplam 4 mL olacak şekilde intratekal olarak uygulandı. Olguların hemodinamik parametreleri, motor ve duyusal blo-kajları, ameliyat sonrası ilk analjezik ihtiyaç zamanla-rı ve per-post operatif yan etkiler takip edildi. Göbek kordonundan arteryal kan gazı örnekleri, 1.-5. dk Ap-gar skorları ve yenidoğan bebeklerin 2. saat Nörolojik ve Adatif Kapasite Skorları (NAKS) değerlendirildi.
Hasta özellikleri, L1-2, T10 ve maksimal dermatomlara ulaşım zamanları, motor blok derecesi ve motor blo-ğun ortadan kalkış zamanları, kan gaz analizleri, Apgar ve NAKS skorları açısından gruplar arasında fark yoktu. Bulantı, grup K da grup S ve F'e göre daha faz-la gözlendi (p<0.05). Kaşıntı Grup S ve F de Grup K'ya göre daha fazla gözlendi (p<0.05). Bu yan etki Grup S'de daha belirgindi (p<0.05). İlk analjezik ihtiyacı süresi grup K'ya göre grup S ve F de daha uzunken (p<0.05), grup S ile grup F karşılaştırıldığında grup S de daha uzun bulundu (p<0.05).
Spinal anestezi için bupivakaine eklenen 25 µg fentanil veya 10 µg sufentanilin intraroperatif bulantıyı azaltmaları ve postoperatif ilk analjezik ihtiyacı süresini uzatmaları yanında neonatal yan etkilerinin olmaması nedeni ile sezaryenlerde güvenle kullanılabileceği kanısındayız.
Anahtar kelimeler: spinal anestezi, sezaryen, bupivakain, fentanil, sufentanil |
Künt Batın, Toraks ve Kranial Travmada Bilateral Pnömotoraks İle Geç Fark Edilmiş Spinal Yaralanma 31(10):529-532 |
Lütfi Yavuz, Füsun Eroğlu, Berit G. Ceylan, Ayşegül Uçar
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Isparta |
|
|
Travmaya bağlı ölümlerin % 25'i toraks yaralanmalarından oluşmaktadır. Pnömotoraks ikinci en sık karşılaşılan toraks yaralanması olup sıklıkla gözden kaçmaktadır. Künt travmalı olgularda supin pozisyonda çekilen toraks grafisi anterior pnömotoraksın tanısında güçlüğe neden olabilmektedir. Künt toraks travmalı olgularda toraks yaralanmalarının tanısında ve akciğer kontüzyonları ile pnömotoraks ve hemotoraksın gösterilmesinde bilgisayarlı tomografi rutin X-Ray tekniklerine göre oldukça üstündür. Spinal kord travması sıklıkla yüksek enerjili travmalardan sonra birden fazla sistemin travmasıyla birlikte görülmektedir. Vital fonksiyonların resüssitasyonu nedeniyle diğer yaralanmaların erken tanısı gözden kaçabilmektedir.
Bu olguda olduğu gibi multi travmalılarda yaşamı tehdit edici diğer problemlerle uğraşılırken medulla spinalis yaralanması ve pnömotoraks gibi ciddi yaralanmalar gözden kaçabilmektedir.
Anahtar kelimeler: spinal hasar, künt travma, pnömotoraks |
Polimiyozitli Bir Olguda Anestezik Yaklaşım 31(10):533-536 |
Suat Sanlı, Nurten Kayacan, Arif Yeğin, Bilge Karslı, Meliha Erman
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Antalya |
|
|
Polimiyozit, proksimal kas gruplarında daha belirgin olmak üzere tüm vücutta kas gücünde değişik derecelerde azalmaya neden olan, etyolojisi tam olarak bilinmeyen idiyopatik inflamatuvar kas hastalıklarındandır. Diğer kollajen vasküler, otoimmün veya infeksiyöz hastalıklarla ilişkili olabilir. Polimiyozit olgularında kas gevşeticilerin kullanılabileceğine ilişkin az miktarda bilgi mevcuttur. Bununla birlikte, bu hastaların kas gevşetici ajanlara duyarlı oldukları ve yine bu hastalarda nondepolarizan kas gevşetici ajanları antagonize etmek için kullanılan ilaçların da kas güçsüzlüğü ve şiddetli disritmilere yol açabileceği bilinmektedir.
Bu olgu sunumunda, epidermoid over kanseri ameliyatından sonra lokal nüks oluşması nedeniyle takip edilirken yapılan tetkikler ve kas biyopsisi sonucu polimiyozit tanısı alan bir olgudaki anestezi deneyimimizi ve hastalıktaki anestezik yaklaşımın önemini irdelemeyi amaçladık.
Anahtar kelimeler: polimiyozit, anestezi yönetimi, genel anestezi (anestezi, genel), opiyoidler |
|
|