TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
ŞUBAT 2003

 

 

İntraartiküler Tramadolün Tavşan Sinovyasındaki Histopatolojik Etkileri 31(2):62-65, 2003
İsmail Katı, Cengiz Bekir Demirel, Serdar Uğraş, Ürfettin Hüseyinoğlu Abbasov, Emin Silay, Hüseyin Timurkan
ÖZET
      Tramadol; analjezik etkisini opiyoid reseptörlerini etkilemesi yanında spinal inhibitor inen yolun fonksiyonunu artırarak hem 5 hidroksitriptaminin ve hem de norepinefrinin geri alınımını inhibe eder. İntraartiküler uygulanacak tramadolün sinovyal membran üzerinde olumsuz bir etki oluşturup oluşturmadığı bilinmemektedir. Bu nedenle çalışmamızda tavşanlarda intraartiküler uygulanan tramadolün sinovya üzerine etkisinin olup olmadığının histopato-lojik olarak incelenmesi amaçlandı.
      Bu çalışmada tramadolün intraartiküler kullanımını değerlendirmek için ağırlıkları 1.8-2.5 kg ve 0.5-1 yaş arasında 18 adet sağlıklı tavşan kullanıldı. Tavşanlar beş gruba ayrıldı. Çalışma grubundaki tavşanların her iki arka diz eklemi içine 12.5 mg (0.5 mL) tramadol, kontrol grubuna ise 0.5 mL serum fizyolojik verildi. G I (n=4) ve G V (kontrol grubu) (n=2) 1. gün, G II (n=4) 7. gün, G III (n=4) 15. gün ve G IV (n=4) 21. gün sevofluran ile uyutularak sakrifiye edildiler.
      Kontrol grubu dahil hiçbir grubun sinovyasında histopatolojik olarak değişiklik saptanmadı.
      Sonuç olarak tramadol, tavşan sinovyası üzerine histopatolojik olarak herhangi bir etki oluşturmadığından; insanlarda intraartiküler güvenle kullanılabileceği kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: tramadol, tavşan sinovyası, histopotolojik inceleme

Doğum Analjesinde Kombine Spinal-Epidural Yöntem Epidural Yönteme Alternatif mi? 31(2):66-72, 2003

Gönül Ölmez, İsmail Hakkı Dağ, Mehmet Ali Özyılmaz, Ahmet Yalınkaya

ÖZET
        Günümüzde doğum analjezisinde en son varılan nokta kombine spinal-epidural (KSE) analjezidir. Prospektif ve randomize olarak planlanan çalışmamızda bu yöntemin referans yöntem olan epidural analjeziye (EP) alternatif olup olamayacağını değerlendirmeyi amaçladık.
      Çalışmaya vaginal doğum yapması planlanan 50 primigravid gebe dahil edildi. Hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı. Grup I KSE (n:25), GII EP (n:25) analjezi grubu olarak belirlendi.
      Hasta kontrollü epidural analjezide (HKEA) kullanılmak üzere % 0.125'lik bupivakain+2 µg mL-1 fentanil solüsyonu hazırlandı. Grup I'deki gebelere spinal olarak bupivakain 2.5 mg+fentanil 25 µg uygulandı ve epidural kateterleri takıldı. HKEA'ye VAS ağrı skorları 3'ün üstüne çıkıldığında başlandı. Grup II'deki gebelere ise epidural kateterleri takıldıktan hemen sonra HKEA uygulamasına başlandı.
      GI'de spinal analjezik doz tek başına 89.80±9.94 dk etkili analjezi sağladı. 5. dk VAS ağrı skoru KSE grubunda anlamlı derecede düşük idi (p<0.0001). Tüketilen toplam bupivakain miktarı GI'de 47.96±11.42 mg iken GII'de 69.72±11.54 mg (p<0.0001) bulundu. Tüketilen toplam fentanil miktarı GI'de 97.21±18.76 µg iken GII'de 111.52±18.50 µg (p<0.05) bulundu. Diğer parametrelerde anlamlı bir farklılık bulunmadı.
      Sonuç olarak; KSE analjezi tekniğinin, hızlı analjezi istenen durumlarda, doğum eyleminin kısa sürmesi beklenen ilerlemiş travaylarda ve multiparlarda EP analjeziye alternatif olabileceğine inanıyoruz.
      Anahtar kelimeler: obstetrik analjezi, kombine spinal-epidural analjezi, epidural analjezi

Canlı Vericiden Karaciğer Transplantasyonları Sırasında Postreperfüzyon Sendromu İnsidansı
31(2):73-78, 2003
H. Ömer Ayanoğlu, Sezgin Ulukaya, Levent Acar
ÖZET
     Karaciğer transplantasyonunun reperfüzyon döneminin hemen başında yaşanan akut hemodinamik bozulma post-reperfüzyon sendromu olarak adlandırılmakta, ortalama arter basıncıncı reperfüzyondan sonraki 5 dakika içerisinde başlayan ve 1 dakikadan fazla süren, % 30'dan fazla azalması olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle çalışma-mızda, genel anestezi altında 50 canlı donörden gerçekleştirilmiş yetişkin karaciğer transplantasyonları sırasında yaşanan postreperfüzyon sendromu insidansının belirlenmesi ve tedavisinin retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
      Postreperfüzyon sendromu, 50 hastanın 23'ünde (% 46) belirlendi. Bu hastalardan ikisinde PRS tedavi gerektirmedi. Tedavi uygulanan 21 hastada ise, ortalama efedrin gereksinimi 27.5 mg (SD; ±16.2, 7.5-75) olarak saptandı.
      Sonuç olarak, postreperfüzyon sendromu, ciddi ancak tedavi edilebilir ani hemodinamik bozulma olarak karaciğer transplantasyonu sırasında yarıya yakın hastada karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle post-reperfüzyon sendromu için reperfüzyon dönemi öncesi önlem alınması, uygun monitorizasyon ile postreperfüzyon sendromunun tipik hemodinamik etkisinin anında tanınması ve tedavisi gerekmektedir.
      Anahtar kelimeler: karaciğer transplantasyonu; postreperfüzyon sendromu

Midazolam, Fentanil ve Propofol ile Ko-İndüksiyonun Bispektral İndeks ve Spektral "edge" Frekansı Eşliğinde Değerlendirilmesi 31(2):79-83, 2003
Zeynep Tosun, Fatih Uğur, Ayşe Mızrak, Gülen Güler, Adem Boyacı
ÖZET
      Bu çalışmanın amacı bispektral indeks (BİS) ve spektral "edge" frekansı (SEF) eşliğinde ko-indüksiyon uygulamasını değerlendirmektir.
      Majör jinekolojik cerrahi planlanan ASA I-II grubu 40 hasta rutin monitörizasyona ek olarak BİS ve SEF ile monitörize edildiler. Anestezi indüksiyonu; ko-indüksiyon grubunda (n =20) 0.05 mg kg-1 midazolam, 2 µg kg-1 fentanil ve 1 mg kg-1 propofol ile, tiyopenton grubunda (n=20) 6 mg kg-1 tiyopenton ile sağlandı. Hastaların; BİS, SEF, sistolik arter basıncı (SAB), diyastolik arter basıncı (DAB), kalp atım hızı (KAH) değerleri indüksiyon öncesi, indüksiyondan bir ve üç dakika sonra, entübasyon öncesi, entübasyondan bir ve beş dakika sonra ve ekstübasyondan sonra kaydedildi.
      Ko-indüksiyon grubunda SAB ve DAB, indüksiyondan üç dakika sonrasındaki ölçümlerde anlamlı derecede düşük seyrederken, KAH indüksiyondan üç dakika sonrası ve entübasyon öncesi ölçümlerde anlamlı derecede düşük sey-retti (p<0.05). BİS değerleri; ko-indüksiyon grubunda indüksiyondan 3 dakika sonrasındaki tüm ölçümlerde anlamlı derecede düşük bulundu (p<0.05). SEF değerleri; tiyopenton grubunda indüksiyon sonrasında yüksek seyretti. Her iki grupta da hemodinamik verilerle BİS ve SEF arasında korelasyon kaydedilmedi.
      Sonuç olarak; hemodinamik ve elektroensefalografik yanıtlar ko-indüksiyon grubunda daha iyi seyretmiştir. BİS ve SEF her iki grupta da hemodinamik yanıtlarla korelasyon göstermemiştir.
      Anahtar kelimeler: ko-indüksiyon, bispektral indeks, spektral "edge" frekansı, hemodinamik yanıtlar

Total Abdominal Histerektomi Olgularında Selekoksibin Preemptif Analjezik Etkinliği 31(2):84-88, 2003
Erol Karaaslan, Mahmut Durmuş, Semra Demirbilek, Ahmet Köroğlu, Türkan Toğal, Kazım Karaaslan,
M. Özcan Ersoy
ÖZET
      Bu çalışmada, total abdominal histerektomi planlanan olgularda preemptif olarak verilen 100 mg ve 200 mg oral selekoksibin postoperatif ağrıya ve morfin tüketimine etkisini araştırmayı amaçladık.
      ASA I-II grubu, 54 olgu çalışmaya alındı. Grup I'e 100 mg selekoksib, grup II'ye 200 mg selekoksib ameliyattan bir saat önce oral olarak verildi. Grup III ise kontrol grubunu oluşturdu. Olguların tümüne postoperatif dönemde hasta kontrollü analjezi (HKA) cihazı ile yükleme dozu 2 mg, bolus doz 1 mg, kilitli kalma süresi 10 dakika, 4 saatlik limit 20 mg olacak şekilde ayarlanarak İV morfin başlandı.
      Tüm hastalara standart genel anestezi uygulandı. Ameliyat sırasında ek analjezik ajan uygulanmadı. Postoperatif 2, 4, 8, 12, 24, 48 ve 72. saatlerde dinlenme, hareket, öksürük durumlarındaki ağrı skorları değerlendirildi. Post-operatif 2, 4, 8, 12 ve 24. saatlerde morfin tüketim miktarı; 1, 2, 4, 8, 12, 16 ve 24. saatlerde sedasyon skoru ve periferik oksijen satürasyonu kaydedildi.
      Toplam morfin tüketimi grup 1'de 24.78±5.95 mg, grup II'de 24.44±9.18 mg, grup III'te 34.78±10.38 mg bulundu. Grup III'te toplam morfin tüketimi diğer iki gruba göre anlamlı yüksekti. Dinlenme, hareket ve öksürük durumlarındaki VAS değerleri grup III'de anlamlı olarak yüksek bulundu.
      Sonuç olarak; abdominal histerektomi sonrası postoperatif analjezi için morfin ile hasta kontrollü analjeziye ek olarak preemptif 100 mg oral selekoksibin kullanılabileceğini düşünmekteyiz.
      Anahtar kelimeler: preemptif analjezi, selekoksib, hasta kontrollü analjezi (HKA)

Supratentorial Kraniyotomilerde Fentanil ve Remifentanil Karşılaştırması 31(2):89-94, 2003
Mustafa Bülent Sungun, Halit Madenoğlu, Kudret Doğru, Yıldız Karamehmet, Mustafa Sırrı Kotanoğlu, Adem Boyacı
ÖZET
      Bu çalışmada supratentorial yerleşimli tümör ve anevrizma nedeniyle kraniyotomi uygulanan hastalarda fentanil ve remifentanilin hemodinamik stabilite ve postoperatif uyanma üzerine etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
      Anestezi indüksiyonu grup I (n=27)'de 2 µg kg-1 fentanil, grup II (n=24)'de 1 µg kg-1 remifentanili takiben 2 mg kg-1 propofol ve 0.1 mg kg-1 vekuronyum ile yapıldı. Anestezi idamesi grup I'de 0.02 µg kg -1 dk-1 fentanil, grup II'de 0.2 µg kg-1 dk-1 remifentanil infüzyonu ve O2-N2O-isofluran ile sağlandı. Ameliyat süresince KAH ve OAB değerleri ile postoperatif ekstübasyon, sözlü uyaranla göz açma, oryantasyon ve "Aldrete" skorunun 8'den fazla olma süreleri kaydedildi. Remifentanil grubunda T9-11 dönemlerde KAH değerleri fentanil grubundakinden daha düşük bulundu (p<0.05). Remifentanil grubunda T8-9 ve T12 dönemlerde OAB değerleri fentanil grubundakinden daha düşük bulundu (p<0.05). KAH ve OAB değerleri T3, T5 ve T17 dönemlerinde her iki grupta da benzerdi. Postoperatif Aldrete skorunun 8'in üzerinde olma süresi remifentanil grubunda fentanil grubuna göre anlamlı olarak kısa idi (p<0.05).
      Sonuç olarak, biz bu çalışmada supratentorial tümör ve anevrizma cerrahisinde fentanil ve remifentanilin indüksiyon, çivili başlık ve ekstübasyon dönemlerinde benzer hemodinamik stabilite sağladığını gösterdik. Aldrete skorunun>8 olma süresinde gruplar arasında 2.87 dk. anlamlı fark bulunmasına rağmen bu farkın klinik açıdan önemsiz olduğunu düşünmekteyiz. Her iki opiyoidin de supratentorial tümör ve anevrizma cerrahisinde güvenle kullanıla-bileceği kanısına vardık.
      Anahtar kelimeler: anestezi, remifentanil, fentanil, hemodinamik stabilite

Laparoskopik Kolesistektomilerde İntraperitoneal Ondansetronun Analjezik Etkinliği 31(2):95-99, 2003
Ayşin Alagöl, Beyhan Karamanlıoğlu, F. Nesrin Turan, Zafer Pamukçu
ÖZET
     İntraperitoneal uygulanan ondansetronun analjezik etkinliğini araştırmak amacıyla laparoskopik kolesistektomi planlanan 82 olguya premedikasyon, anestezi indüksiyonu ve idamesi standart bir protokolle uygulandı. Olgular rasgele 4 gruba ayrılarak; serum fizyolojik (SF; Grup I, n=20); % 0.5 bupivakain (Grup II, n=20); 8 mg ondansetron (Grup III, n=20) veya % 0.5 bupivakain+ondansetron 8 mg (Grup IV, n=22); 20 mL volümde intraperitoneal uygulandı. Postoperatif ağrı, analjezi süresi, analjezik gereksinimi (75 mg diklofenak intramüsküler) ile, kalp atım hızı, sistolik ve diyastolik arter basıncı; 0. ve 30. dk., 1, 2, 4, 8, 12 ve 24. saatlerde değerlendirildi. Ağrı skorları (Numeric Rating Scale) postoperatif ilk 4 saatte Grup II ve Grup IV'de, Grup I ve III'den (p<0.001); 8. saatte Grup IV'de Grup I (p<0.05) ve Grup III'den (p<0.001) düşük bulundu. Onikinci saatte Grup IV'de ağrı skorları tüm diğer gruplardan düşük bulundu (p<0.01 Grup I ve III için; p<0.01 Grup II için).
      Grup IV'de diğer gruplardan; Grup II'de Grup I ve III'den daha uzun analjezi süresi ve daha az ek analjezik tüketimi saptandı (p<0.001). Kalp atım hızı 0., 30. dk ile, 1. ve 2. saatlerde; sistolik arter basıncı 0. dk ölçümde, Grup I'de diğer gruplardan yüksek bulundu (p<0.05, p<0.01, p<0.001; p<0.05).
      Sonuç olarak, ondansetronun intraperitoneal uygulandığında tek başına yeterli analjezi oluşturmadığı; bupivakain ile kombine uygulandğında ise, bupivakainin analjezik etkinliğini artırdığı saptandı.
      Anahtar kelimeler: laparoskopik kolesistektomi, postoperatif analjezi, bupivakain, ondansetron, intraperitoneal uygulama

Rejiyonal İntravenöz Anestezide Lidokaine İlave Edilen Klonidinin Postoperatif Analjezik Etkisi
31(2):100-103, 2003
Mahmut Durmuş, Ayda Tüköz, Nurçin Gülhaş, Erol Karaaslan, M. Özcan Ersoy
ÖZET
    Rejiyonal intravenöz anestezi (RİVA), ekstremite ameliyatlarında cerrahi analjezi sağlamak amacıyla kullanılabilen basit ve güvenilir bir anestezi yöntemidir. Fakat postoperatif analjezi sağlamaması önemli dezavantajıdır. Bu çalışmada RİVA'da lidokaine klonidin ilave edilmesinin peroperatif analjezi kalitesine etkisini değerlendirmeyi amaçladık.
      Etik kurul onayı alındıktan sonra elektif cerrahi geçirecek ASA I-II sınıf 40 olgu çalışmaya alındı. Olgular, ekstremite elevasyonu, Esmarch bandajı ve proksimal turnikenin sistolik arter basıncının 100 mmHg üzerinde şişirilmesinden sonra, lidokain 4 mg kg-1 (Grup A, n=20) ve lidokain 4 mg kg-1 + klonidin 0.5 µg kg-1 (Grup B, n=20) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Enjeksiyondan 10 dk. sonra distal turnike benzer basınçta şişirilerek proksimal turnike boşaltıldı. Ameliyat öncesi bazal değerler ve turnike açıldıktan sonra ikişer dk. arayla beş kez kalp atım hızı (KAH) ve arter kan basınçları ölçülerek kaydedildi. Turnike açıldıktan sonra bir ve ikinci saatlerde VAS değerleri ve sedasyon skorları değerlendirildi. Olguların ilk analjezik gereksinimi zamanı kaydedildi.
      Gruplar arasında ameliyat sırası analjezi düzeyi açısından istatistiksel fark saptanmadı. Turnike açıldıktan sonra gruplar arasında KAH ortalamaları değişmezken, arter kan basıncı değerleri Grup B'de hem grup içi hem de gruplar arası değerlendirmede düşük saptandı (p<0.05). VAS ortalamaları Grup B'de bir ve ikinci saatlerde düşük saptandı (p<0.05). Grup B'de ilk analjezik gereksinim süresi ortalaması uzundu (p<0.05).
      RİVA sırasında lidokaine klonidin ilave edilmesinin turnike açıldıktan sonraki analjezi kalitesini artırdığı ve olguların ilk analjezik gereksinimi süresini uzattığı sonucuna varıldı.
      Anahtar kelimeler: rejiyonal intravenöz anestezi, lidokain, klonidin

 

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker