 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
MART 2003
|
Postoperatif Bulantı ve Kusmanın Önlenmesinde Arttırılmış Oksijen Konsantrasyonunun Deksametazon ve Ondansetron İle Karşılaştırılması 31(3):110-115, 2003 |
Safinaz Karabayırlı, Filiz Alver, Neslihan Alkış |
|
|
Orta kulak cerrahisi geçiren hastalarda postoperatif bulantı kusma açısından arttırılmış oksijen konsantrasyonu uygulamasını deksametazon ve ondansetron ile karşılaştırmayı amaçladık.
ASA I, II 62 hasta randomize olarak 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubuna (grup K) ve arttırılmış oksijen grubuna (grup AO) profilaktik antiemetik uygulanmadı. Anestezi indüksiyonundan hemen sonra profilaktik ondansetron grubuna (grup O) 8 mg ondansetron, profilaktik deksametazon grubuna (grup D) 5 mg deksametazon uygulandı. İntraope-ratif grup AO'ya N2O ile dengelenerek % 75, diğer gruplara % 50 O2 uygulandı. Postoperatif 24 saat içindeki bulantı, kusma yan etki ve ek antiemetik kullanımı açısından hastalar takip edildi.
İlk 6 saat içindeki bulantı ve kusma oranları grup K'da % 86 ve % 60 tespit edilirken grup O'da % 50 ve % 25, grup D'de % 53 ve % 26, grup AO'da % 43 ve % 37 bulundu. 6-24 saat içinde tüm gruplarda bulantı ve kusmanın azaldığı görüldü. Postoperatif antiemetik ihtiyacı grup O, grup D ve grup AO'da grup K'ya göre anlamlı olarak düşük saptandı (p<0.05). Kullanılan ilaçlar ve arttırılmış oksijen konsantrasyonu nedeni ile yan etki açısından takip edilen hastalarda belirgin yan etki ve pulmoner komplikasyon gözlenmedi.
Postoperatif bulantı ve kusmanın önlenmesinde arttırılmış oksijen konsantrasyonu uygulamasının ondansetron ve deksametazon kadar etkin olduğu ve antiemetik ihtiyacını azalttığı sonucuna vardık.
Anahtar kelimeler: postoperatif bulantı kusma, orta kulak cerrahisi, arttırılmış oksijen konsantrasyonu, ondansetron, deksametazon |
|
İntraperitoneal ve Ekstraperitoneal Karbondioksit İnsuflasyonunun Kan Gazları Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması 31(3):121-125, 2003 |
Mefkür Bakan, Serpil Çakmakkaya, Şener Demiroluk, Ziya Salihoğlu, Mukadder Demirok, Pervin Bozkurt, Yıldız Köse
|
|
|
Çalışmamızda, laparoskopik cerrahilerde intraperitoneal ve ekstraperitoneal CO2 insuflasyonunun kan gazları ve solunum mekaniği üzerine olan etkilerini araştırmayı amaçladık. Çalışmaya, ASA sınıflamasına göre I. veya II. gruplarda, yaşları 19-77 arasından değişen, kilo ve boy açısından normal sınırlarda kabul edilen, elektif intraperitoneal çalışılan laparoskopik kolesistektomi (Grup K, n=35) veya ekstraperitoneal çalışılan laparoskopik inguinal herni tamiri (Grup H, n=35) uygulanan 70 hasta dahil edildi. Bütün hastalara standart anestezi tekniği ve ventilasyon parametreleri uygulandı. İntraabdominal basınç ameliyat süresince 12 mmHg'nın üzerine çıkarılmadı. İndüksiyon öncesi (A), anestezi indüksiyonundan 10 dakika sonra horizontal pozisyonda (B), insuflasyon tamamlandıktan 10 dakika sonra horizontal pozisyonda (C), insuflasyon tamamlandıktan 20 dakika sonra 15° başaşağı pozisyonda (D), insüflasyon tamamlandıktan 30 dakika sonra 15° başyukarı pozisyonda (E) ve desuflasyon sonrası horizontal pozisyonda (F) arter kan gazları analizi yapıldı. Mekanik ventilasyon başladıktan sonra dinamik akciğer kompliyansı (Cdyn) monitörizasyonu yapıldı. PaCO2 değerlerinde, desuflasyon sonrası dönem hariç, iki grup arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). F dönemi PaCO2 değerlerinde, C dönemine göre, Grup H'de anlamlı yükseklik tespit edildi (p<0.05). Ayrıca F dönemi PaCO2 değerleri, Grup H'de Grup K'dan anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,05). Çalışmamızda; intraperitoneal CO2 insuflasyonunun, solunum mekaniğini daha fazla bozmasına karşın, ekstraperitoneal CO2 insuflasyonunun PaCO2 değerlerinde daha belirgin artışa neden olduğu sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: kan gazları; laparoskopik kolesistektomi, endoskopik ekstraperitoneal fıtık tamiri |
Perkütan Trakeostomi Sırasında Laringeal Maske Kullanımı: Prospektif 80 Olgunun Analizi 31(3):126-130, 2003 |
Ferda Kahveci, Fatma Nur Kaya, Nermin Kelebek, Gülsen Korfalı, Berin Özcan, Oya Kutlay |
|
|
Çalışmamızda yoğun bakımda perkütan trakeostomi sırasında laringeal maske kullanımının güvenirliğini ve etkinliğini değerlendirdik.
Prospektif klinik calışmaya, 1999-2001 yılları arasında uzamış mekanik ventilasyon desteği gereken 80 yoğun bakım olgusu alındı. Uygun olgularda laringeal maske yerleştirildikten sonra Griggs ve arkadaşlarının tanımladığı şekilde perkütan trakeostomi uygulandı. Ortalama işlem süresi 5.6±0.4 dk idi. Laringeal maske yerleştirilmesinden sonra 4 olguda (% 5) periferik oksijen satürasyonunda düşme (SpO2 % 90Ø) saptandı. Girişim sırasında ve sonrasında en fazla görülen komplikasyon kanama idi (sırasıyla % 15, % 6.3). Stoma granülasyonu ve rezidüel stoma oranı eşitti (% 1.3). Dekanüle edilen 31 olgunun, girişimden dekanüle edildikleri zamana kadar geçen süre 4-70 gün arasında olup ortalama süre 18.3±2.4 gündü ve ayrıca bu olgularda stenoz ve trakeomalazi bulguları yoktu. Girişime bağlı ölüm görülmedi.
Sonuç olarak, uygun olgularda perkütan trakeostomi sırasında laringeal maske kullanımı güvenli ve etkin bulundu.
Anahtar kelimeler: laringeal maske, perkütan trakeostomi |
Monitorize Anestezi Bakımında: Sufentanil ve Remifentanilin Karşılaştırılması 31(3):131-136, 2003 |
Alparslan Turan, Halnur Erk Köse, Beyhan Karamanlıoğlu, Necdet Süt, Işıl Günday |
|
|
Çalışmamızda, septoplasti ameliyatlarında, monitorize anestezi bakımında remifentanil ile sufentanil'i hemodinamik etkiler, propofol tüketimi, analjezi, sedasyon ve yan etkileri açısından karşılaştırmayı amaçladık.
Septoplasti planlanan 50 olgu, her grupta 25 olgu olacak şekilde rasgele iki gruba ayrılarak, standart premedikasyon uygulandı. Tüm gruplarda sedasyon indüksiyonu 0.8 mg kg-1 propofol ile yapıldı. Takiben, önce 2 mg kg-1 sa-1 infüzyonla propofol başlandı ve daha sonra infüzyon sedasyon skalasına göre ayarlandı. Grup I'de 0.05 µg kg-1 dk-1 remifentanil grup II'de 0.25 µg kg-1 sa-1 sufentanil infüzyona başlandı ve vizüel rating skala skorlarına göre ayarlandı. Ameliyat sırasında 5., 10., 20., 30., 40. ve 50. dk hastaların ortalama arter basıncı, kalp atım hızı, periferik oksijen saturasyonu ve vizüel rating skala değerlendirilerek kaydedildi. Kullanılan ilaçlar kesilerek total propofol, remifentanil ve sufentanil tüketimi kaydedildi ve 15 dk ara ile 3 kez Aldrete skorları değerlendirildi. İntraoperatif cerrah memnuniyeti değerlendirilmesi 4'lü skala ile yapıldı. Postoperatif 1., 2., 4., 6., 12. ve 24. saatlerde ortalama arter basıncı, kalp atım hızı ve ağrı vizüel analog skala ile değerlendirildi. VAS değerleri 4 ve üstü olduğu zaman 75 mg diklofenak intramusküler yapıldı, ilk anajezik gereksinim zamanı ve total diklofenak tüketimleri kaydedildi.
Total propofol tüketimleri Grup I'de Grup II'ye göre anlamlı yüksek bulundu (p<0.05). Aldrete skorları 15. dk'da Grup II'de daha düşük bulundu (p<0.05). Postoperatif VAS değerleri 2. ve 4. saatlerde Grup I'de yüksek bulundu (p<0.05). İlk analjezik gereksinim zamanı Grup II'de anlamlı uzun bulunurken (p<0.05), gruplar karşılaştırıldığında total diklofenak tüketimleri arasındaki fark anlamsızdı. Solunum depresyonu ve baş ağrısı Grup I'de daha fazla izlendi ve fark anlamlı bulundu (p<0.05). Sufentanil infüzyonun monitorize anestezi bakımında remifentanil infüzyonuna alternatif olabileceği sonucuna vardık.
Anahtar kelimeler: monitorize anestezi bakımı, sufentanil, remifentanil |
Kardiyopulmoner Bypass Sonrasında Görülen Kognitif Disfonksiyonlar Üzerine Lidokain İnfüzyonunun Etkisi 31(3):137-143, 2003 |
Hüseyin İlksen Toprak, Ayda Türköz, Türkan Toğal, Yarkın Özcan, Mahmut Durmuş, Erdoğan Öztürk, M. Özcan Ersoy |
|
|
Teknik, cerrahi ve farmakolojik olarak nöropsikolojik bozuklukları önlemeye yönelik araştırmaların devam etmesine karşın kardiyopulmoner bypass (KPB) sonrasında görülen nöropsikolojik (NP) bozukluklar cerrahi sonrası mortalite ve morbiditenin en önemli sebepleri arasında bulunmaktadır. Son yıllarda serebral koruma üzerine etkisi araştırılan lidokain, klinik dozlardaki kullanımında dahi santral sinir sistemi üzerine bir çok yan etki göstermektedir. Biz bu çalışmada klinik dozlarda kullanılan lidokainin KPB sonrasında görülen kognitif fonksiyonlardaki bozulmayı artırıp artırmadığını araştırdık.
Çalışmaya dahil edilen koroner arter bypass greftleme (KABG) yapılacak 20 olgu rasgele iki gruba ayrıldı. Birinci gruba (grup I), pompa çıkışı 100 mg İV bolus ve ardından 1 mg dk-1 infüzyon lidokain verilirken, diğer gruba (grup II) aynı miktarlarda normal salin yapıldı. İnfüzyonlar postoperatif 24 saat sonra durduruldu. Olgular, NP fonksiyon yönünden ameliyatdan bir gün önce (ti), ameliyat bitiminden 24 saat sonra (ts) ve postoperatif 7. gün (tt), hastaların hangi grupta olduğunu bilmeyen uzman bir psikiyatrist tarafından yedi altteste sahip Wechsler Bellek Skalası-Geliştirilmiş Formu ile değerlendirildi.
Grup I'de ts'de değerlendirilen iki alt testte ti'ye göre anlamlı skor azalması saptanırken, toplam NP fonksiyon skorlarının ts'de ti'ye göre anlamlı olarak azalmış olduğu görüldü. Grup II'de ise sadece bir alt testte anlamlı skor azalması varken, toplam skorların kıyaslanmasında bir fark saptanmadı. Ayrıca her iki grup birbiri ile kıyaslandığında, ts dönemindeki mantıksal bellek skoru ile NP fonksiyon skorlarının toplamındaki azalma grup I'de daha anlamlıydı.
KPB sonrasında kullanılan lidokainin ameliyat sonrasında olgularda görülen NP fonksiyon bozukluklarını arttırabileceği kanısına varıldı. Ancak, olgu sayısının az olması, daha geniş içerikli psikometrik test kullanılması gerekliliği ve uzun dönem değerlendirme eksikliği nedeniyle, sonuçlarımızın başka çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: kardiyopulmoner bypass, nöropsikolojik disfonksiyon, lidokain |
Şaşılık Cerrahisi Uygulanan Çocuklarda Propofol ve Sevofluran Anestezilerinin Postoperatif Bulantı-Kusma ve Ağrı Üzerindeki Etkileri 31(3):144-149, 2003 |
Nihal Durlu, Onur Özlü |
|
|
Çocuklarda şaşılık cerrahisinden sonra bulantı ve kusma sıklığı, anestezi tekniğine bağlı olarak değişmektedir. Çalışmamızda, propofol infüzyonu ve sevofluran anestezisi uygulanan çocuklarda, postoperatif ağrı ve bulantı-kusma sıklığını incelemeyi amaçladık. Şaşılık cerrahisi uygulanacak yaşları 3-12 yıl arasında, 50 olguya10 mg kg-1 parasetamol şurup içinde 0.5 mg kg-1 midazolam içirilerek premedikasyon uygulandı. Anestezi indüksiyonu Grup P'de (n=25) 3 mg kg-1, İV propofol, idamesi % 50 O2 ve % 50 N2O beraberinde, 10 dakika aralıklar ile 20, 15 ve 10 mg kg-1 s-1 dozlarında propofol infüzyonu ile sağlandı. Grup S'de, (n=25) % 50 O2 ve % 50 N2O beraberinde % 7-8 sevofluran ile anestezi indüksiyonundan sonra % 2-4 konsantrasyonlarında sevofluran ile anesteziye devam edildi. Postoperatif bir saat süre ile "Objective pain discomfort", "Modified Aldrete" derlenme skorlaması; 4 saat süre ile "Postoperatif bulantı-kusma için numerik skorlama" uygulandı. Postoperatif 24. saatteki analjezik gereksinimi ve bulantı-kusma varlığı izlendi. Derlenme ve bulantı-kusma skorları ile ağrı skorları 1. saatte gruplar arasında benzerlik gösterdi. Taburcu edildikten sonra 24. saatte analjezik gereksinimi gruplar arasında benzerlik göstermekle beraber; Grup S'de bulantı-kusma sıklığı, Grup P'den anlamlı olarak yüksek gözlendi (Grup P'de % 17.3, Grup S'de % 50.0) (p<0.05). Çocuklarda, şaşılık cerrahisinde postoperatif birinci günde propofol anestezisi ile, sevofluran anestezisinden daha az kusma geliştiği sonucuna ulaşıldı.
Anahtar kelimeler: şaşılık cerrahisi, propofol, sevofluran, çocuk anestezisi, postoperatif kusma |
|
|