TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
NİSAN 2003

 

 

İntrakraniyal Cerrahide Sevofluran-Remifentanil ve İzofluran-Remifentanil İnfüzyonunun Hemodinamik Değişiklikler ve Derlenme Üzerine Etkileri 31(4):159-160, 2003
Yasemin Güneş, Dilek Özcengiz, Mehmet Özalevli, Hakkı Ünlügenç, Pınar Ergenoğlu, Hasan Akman
ÖZET
       Çalışmamızda, intrakraniyal cerrahi geçirecek olgularda isofluran ve sevofluranla kombine uygulanan remifentanil infüzyonunun, hemodinamik değişiklikler ve derlenme üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı.
      Etik Kurul onayı alındıktan sonra, çalışma kapsamına, 15-65 yaş arasında değişen, ASA I-III sınıfı 60 olgu dahil edildi. Her iki grupta anestezi indüksiyonu İV bolus remifentanil (0.5 µg kg-1) ve propofol (1-1.5 mg kg-1) ile gerçekleştirildi. Olgular rasgele iki gruba ayrıldı. Anestezi idamesi grup I'de (n=30) 1/3 minimum alveoler konsantrasyon (MAK) sevofluran (% 0.7±0.1)- N20/02 ve remifentanil infüzyonu (0.25 µg kg-1 dk-1), grup II'de (n=30) 1/3 MAK isofluran (% 0.4±0.05)-N20/02 ve remifentanil infüzyonu (0.25 µg kg-1 dk-1) ile sağlandı. Sistolik (SAB), diyastolik (DAB), ortalama arter basınçları(OAB) ve kalp atım hızları (KAH), preoperatif, indüksiyon sırasında, entübasyon sonrasında, çivili başlık ve cilt kesisi sonrasında kaydedildi. Postoperatif dönemde, olguların ekstübasyon, uyanma, göz açma, komutlara uyma zamanları ve olası yan etkiler kaydedildi.
      Grupların demografik verileri birbirine benzerdi (p>0.05). Entübasyon sonrası 2. dk ve dura açılması sırasındaki SAB'ları (p=0.03) ile, indüksiyon ve (p=0.026), entübasyon sonrası (p=0.011), çivili başlık öncesi DAB'ları (p=0.009) isofluran grubunda daha yüksek seyretti. OAB'ları ve KH'ları birbirine yakındı (p>0.05). Ekstübasyon zamanları arasında bir fark olmamasına rağmen, uyanma, komutlara uyma, göz açma zamanı sevofluran grubunda daha kı-sa saptandı.
      Sonuç olarak, intrakraniyal cerrahide, sevofluran-remifentanil ve isofluran remifentanil anestezilerinin benzer he-modinamik etkilere neden olduğu ve derlenmenin sevofluran-remifentanil grubunda daha hızlı oduğu kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: sevofluran, isofluran, remifentanil, intrakraniyal cerrahi

Servikal Patolojili Olgularda Fiberoptik Yardımlı ve Yardımsız "İntubating" Laringeal Maske Aracılığı İle Endotrakeal Entübasyonda Başarı Oranlarının Karşılaştırılması 31(4):161-168, 2003

Hülya Bilgin, Fatma Nur Kaya, Dilek Köse, Sevda Tan, Gülsen Korfalı, Oya Kutlay

ÖZET
        Prospektif, randomize çalışmanın amacı servikal patolojili olgularda fiberoptik yardımlı ve yardımsız "intubating" laringeal maske (İLMA) aracılığı ile endotrakeal entübasyonda başarı oranlarının karşılaştırılmasıdır. Etik Komite izni alındıktan sonra, elektif servikal disk ameliyatu planlanan 18-78 yaşları arası, ASA I-II grubu 80 olgu çalışmaya alındı. Preoksijenasyon ve standart anestezi indüksiyon protokolünün uygulanmasından sonra İLMA yerleştirildi. Her İLMA yerleştirilmesinden sonra, havayolunun fiberoptik görüntüsü değerlendirildi. Başarılı İLMA yerleştirilmesinden sonra 0.1 mg kg-1 vekuronyum uygulandı. İki dakika sonra, olgular İLMA kullanılarak ya fiberoptik yardımlı (İLMA-FOB grup, n=40), ya da kör (İLMA-KÖR grup, n=40) olarak entübe edildi. İLMA yerleştirilmesi ve trakeal entübasyonda başarı oranları, başarılı ventilasyon ve trakeal entübasyon için gerekli deneme sayıları ve işlem ile ilişkili komplikasyonlar kaydedildi. İLMA yerleştirilmesi sırasında ilk denemede ve toplam denemelerdeki başarı oranları İLMA-KÖR grubu için % 90 ve % 95, İLMA-FOB grubu için ise % 90 ve % 100 olarak bulundu. Ayrı-ca, trakeal entübasyonda ilk denemede ve toplam denemelerdeki başarı oranları İLMA-KÖR grubunda % 80 ve % 95, İLMA-FOB grubunda ise % 100 ve % 100 bulundu. İLMA-KÖR grubunda 2 olguda 3 kez denenmesine rağmen ventilasyon ve trakeal entübasyon gerçekleştirilemedi. İLMA-FOB grubunda 4 olguda İLMA 2. denemede başarıyla yerleştirildi. Entübasyon süresi İLMA-FOB grubunda uzun bulundu (p<0.001). Boğaz ağrısı insidansı İLMA-KÖR grubunda % 10 iken, İLMA-FOB grubunda gözlenmedi.
      Sonuç olarak, İLMA ile ventile edilen olguların fiberoptik yardımıyla boğaz ağrısı olmadan ilk denemede entübe edilebildiği, ancak endotrakeal entübasyonun daha uzun süre aldığı kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: intubating laringeal maske, trakeal entübasyon, servikal patoloji

Perkütan Nefrolitotripside Yıkama Sıvı Volüm ve Süresinin Sıvı Elektrolit Dengesi ve Hemodinamiye Etkisi 31(4):174-178, 2003
Ahmet Köroğlu, Türkan Toğal, Müslüm Çiçek, Süleyman Kılıç, Alaattin Ayas, M. Özcan Ersoy
ÖZET
      Bu çalışma, perkütan nefrolitotripside (PNL) yıkama sıvısı olarak % 0.9 NaCI kullanıldığında, yıkama sıvı volümü ve süresi ile ilişkili olarak meydana gelen sıvı-elektrolit dengesi ve hemodinamik değişiklikler ile ortaya çıkan komplikasyonları saptamak amacıyla yapıldı.
      Çalışmaya alınan 22 olguya ait ortalama arter basıncı (OAB), kalp atım hızı (KAH), santral ven basıncı (SVB), Na+, K+, osmolalite (Osm), hemoglobin (Hb), hematokrit (Hct) değerleri yıkama öncesi, sırası ve sonrasında 10 dk aralarla, kreatinin (Cre), kan üre azotu (BUN) değerlerine ise yıkama öncesi ve sonrası bakıldı. Ayrıca cerrahi, yıkama süresi, yıkama sıvı volümü ve komplikasyonlar kaydedildi.
      Ortalama cerrahi süre 125.45 dk yıkama volümü 24.22 L yıkama süresi 69.40 dk olarak saptandı. OAB, KAH, SVB, Na+, K+, Osm yıkama sırası ve sonrasında yıkama öncesine göre anlamlı olarak değişmedi. Yıkama sıvı volümü ile yıkama sonrasındaki Na+ ve SVB değeri arasında pozitif yönde zayıf-orta derecede, yıkama sırasındaki SVB değeri arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki saptandı. Yıkama süresi ile sadece yıkama sonrası Na+ değeri arasında anlamlı pozitif ilişki saptandı. İşlem sırasında pnömotoraks meydana gelen bir olgu toraks tüpü takılarak tedavi edildi.
      Sonuç olarak; PNL'de yıkama sıvısı olarak % 0.9 NaCI kullanıldığında, hem sıvı elektrolit dengesi hem de hemodinaminin, yıkama sıvı volümü ve süresinden klinik olarak anlamlı etkilenmediği ancak yüksek yıkama sıvı volümü kullanılması ve uzun süre yıkama yapılmasında OAB, SVB, Na+ ve Osm değerlerinin yakın takibi gerektiği kanısındayız.
      Anahtar kelimeler: perkütan nefrolitotripsi, yıkama sıvısı, sıvı-elektrolit dengesi, hemodinami

İzole Laringeal Havayolunda Normoksik ve Hiperkapnik Gaz Akımının Solunum Faaliyetleri Üzerindeki Etkileri 31(4):179-184, 2003
Nermin Karaturan Yelmen, Gülderen Şahin, Tülin Oruç, İbrahim Güner, Lütfi Çakar
ÖZET
       Larinkste lokalize olan mekanosensitif sonlanmaların hava akımı ile uyarılmaları, refleks olarak ventilasyonu azaltmaktadırlar. Ayrıca bu reseptörler % 5 CO2-hava karşımına da duyarlıdırlar. Bilindiği gibi hiperkapni solunum üzerinde uyarıcı etkiye sahiptir. Çalışmamızda laringeal mekanoreseptörlerin iki farklı konsantrasyonda hiperkapni ile uyarılmalarının soluk hacmi ve frekansına olan etkilerini inceledik. Deneyler Na-tiyopenton ile anestezi uygulanan (25 mg kg-1) tavşanlarda yapıldı. Larinks oropharyngeal boşluktan ve trakeadan ayrıldı. Spontane hava soluyan deney hayvanlarında solunum pompası ile normoksik ve hiperkapnik gaz (% 7 CO2-% 93 hava) ve (%12 CO2-hava) karışımlarının laringeal hava yolundan geçirilmesinde aşağı trakeal kanül aracılığı ile soluk hacmi (VT), soluk frekansı (f/dk) poligrafta kaydedildi ve solunum dakika hacmi (VE) hesaplandı. Ayrıca, sistemik arter kan basıncı kaydedildi. Her bir fazda alınan arteriyel kan örneklerinde PaO2, PaCO2 ve pH tayin edildi. Deneysel olarak izole edilmiş laringeal hava yolundan pompa aracılığı ile dakikada 500 mL akım hızında ve dakikada 73 frekansında ortam havası geçirildiğinde, soluk hacminde önce bir azalma sonra normale dönüş gözlendi. Aynı hızda % 7 CO2-hava ve % 12 CO2-hava gaz karışımları geçirildiğinde, soluk hacminde ve frekansında daha fazla azalma gözlendi. VT'deki azalma CO2 konsantrasyonu ile orantılı idi. Bilateral orta servikal vagotomiden sonra larinksten hiperkapnik gaz karışımları geçirildiğinde VT'de yine anlamlı azalma gözlenirken frekansta vagotomi öncesi gözlenen cevap ortadan kalktı. Vagotomiden sonra larinksin afferent innervasyonunu sağlayan superior laringeal sinir bilateral olarak kesildiğinde, her iki hiperkapnik faz karışımına cevabın tamamen ortadan kalktığı gözlendi (% 0.4±0.4+% 0.3±0.5). Sonuç olarak bulgularımız, laringeal mekanoreseptörlerin hava akımına olduğu gibi hiperkapniye de duyar olduğunu ve CO2'in hava akımı ile oluşan solunumsal inhibisyonu kuvvetlendirdiğini göstermektedir.
      Anahtar kelimeler: laringeal mekanoreseptörler, hiperkapni, solunum düzenlenmesi

Laringoskopların Dezenfeksiyonunda Kullanılan Dezenfektanların Etkinliğinin Karşılaştırılması 31(4):185-188, 2003
İdil TEKİN, İlkay ARICAN, Sinem AKÇALI, Tamer ŞANLIDAĞ, Beril ÖZBAKKALOĞLU
ÖZET
      Laringoskopların dezenfeksiyonu ile ilgili prensipler, deneysel çalışmaların sonuçları sayesinde oluşturulabilir. Bu çalışmada, laringoskop dezenfeksiyonu için sıklıkla kullanılan 5 farklı dezenfektanın etkinlikleri değerlendirilmiştir.
      Herbiri 10 bleydden oluşan 14 grup oluşturuldu. İlk 7 grup hastaneyle ilişkili meticilline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) ile kontamine iken, diğer 7 grup ise hastaneyle ilişkili multiple direnç gelişimi gösteren Pseudomonas aeruginosa (PA) ile kontamine idi. İlk grup bleydler için, hiçbir dezenfeksiyon işlemi uygulanmadı ve kontrol grubu olarak kabul edildi. Diğer gruptaki bleydler grup II, III, IV, V, VI ve VII olarak sırayla % 70 alkol, 1/100 klorheksidin+setrimid dilüsyonu, 1/100 klorheksidin dilüsyonu, 1/10 klorheksidin dilüsyonu, 1/10 povidon iyot dilüsyonu ve 1/100 amonyum klorid dilüsyonu içeren kaplarda 10 dakika bekletildi. Bir grupta 5 veya 5'den az plakda üreme gözlendiğinde, o grupta kullanılan dezenfektan effektif olarak kabul edildi.
      Test edilen bütün dezenfektanlar laringoskop dekontaminasyonunda effektif bulundu.
      Sonuç olarak, laringoskop dezenfeksiyonunda sıklıkla kullanılan 5 farklı dezenfektanın MRSA ve pseudomonas aeruginosa gibi dirençli hastane mikroorganizmalarında bile effektif olduğu bulundu. Klinisyenlerin, laringoskopların dezenfeksiyonu ile ilgili prensipler hakkında bilgili oldukları taktirde, etkin, ucuz ve zaman kazandıran yöntemi kolaylıkla seçebileceği kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: kontaminasyon, aletler, dezenfeksiyon, dezenfektan, laringoskop

Remifentanil-Propofol İle Total İntravenöz Anestezi Uygulanan Laparoskopik Cerrahi Sonrasında Gelişen Bulantı ve Kusma Proflaksisinde Ondansetron, Granisetron ve Tropisetronun Karşılaştırılması 31(4):189-194, 2003
Birgül Büyükkıdan Yelken, Sacit Güleç, Levent Hedbe, Serdar Ekemen, Belkıs Tanrıverdi
ÖZET
    Remifentanil-propofol ile TIVA uygulanan, jinekolojik laparaskopi girişimlerinde ameliyat sırasında verilen plasebo, ondansetron, tropisetron, granisetron ve droperidolün postoperatif dönemde oluşan bulantı ve kusma üzerine etkileri araştırılmıştır.
      Çift kör ve plasebo kontrollü yapılan çalışma, jinekolojik laparoskopi uygulanacak 75 olguyu içermiştir. Anestezi indüksiyonu propofol 1-1.5 mg kg-1 ve remifentanil 1 µg kg-1, idamesi propofol 4 mg kg-1 sa-1 ve remifentanil 0.2 µg kg-1 dk-1 ile sağlanmıştır. Atrakuryum ile kas gevşekliği sağlanmıştır. Olgular rasgele 5 gruba ayrılarak Grup I'deki 15 olguya plasebo (serum fizyolojik), Grup II'deki 15 olguya 4 mg ondansetron ve Grup III'deki 15 olguya 5 mg tropisetron, Grup IV'deki 15 olguya 3 mg granisetron ve Grup V'deki 15 olguya 2.5 mg droperidol IV olarak, cerrahi başladıktan 20 dk sonra verilmiştir. Postoperatif 24 saatlik dönemde bulantı ve kusma sıklığı, antiemetik ihtiyacı ve taburcu özellikleri araştırılmıştır.
      Postoperatif 5. dk, 15. dk, 30. dk, 60. dk'larda plasebo grubunda görülen bulantı diğer gruplara göre anlamlı derecede yüksek olarak saptanmıştır (p<0.05). Postoperatif dönemde göz açma ve ekstübasyon süresi droperidol grubunda diğer gruplara göre daha uzun bulunmuştur (p<0.05). Postoperatif 24 saat süresince antiemetik ihtiyacı plasebo grubunda daha fazla olmuştur (p<0.05). Plasebo ile karşılaştırıldığında diğer gruplarda oral sıvı ve yiyecek alımı daha erken, ilk 24 saatte uyku kalitesi daha iyi, bakım ihtiyacı daha kısa saptanmıştır (p<0.05).
      Jinekolojik laparoskopi girişimlerinde proflaktik antiemetik tedavinin kullanımının postoperatif dönemde gelişebilecek bulantı ve kusmayı engelleyebileceği ve peroperatif dönemde verilen ondansetron, tropisetron ve granisetronun plaseboya göre POBK'nın önlenmesinde etkin, postoperatif hasta yaşam kalitesini artırmada başarılı olduğu ve droperidolün bu ajanlara bir alternatif olabileceği sonucuna varıldı.
      Anahtar kelimeler: postoperatif bulantı-kusma, ondansetron, tropisetron, granisetron, droperidol

Jinekolojik Laparoskopi Olgularında Alfentanil ve Remifentanilin Hemodinami ve Derlenme Üzerine Etkisi 31(4):195-200, 2003
Hüseyin İlksen Toprak, Ahmet Köroğlu, Nurçin Gülhaş, Türkan Toğal, Ender Gedik, Ülkü Aslan, M. Özcan Ersoy
ÖZET
    Anestezi ve cerrahi alanındaki gelişmeler günübirlik cerrahilere eğilimi artırmaktadır. Kısa etkili olan remifentanil günübirlik cerrahilerde alfentanile iyi bir alternatiftir. Çalışmamızın amacı, desfluran kullanılan jinekolojik laparoskopilerde, alfentanil ve remifentanilin hemodinami, uyanma, derlenme ve komplikasyon insidansı üzerine etkisini araştırmaktır.
      Etik kurul onayı alındıktan sonra çalışmaya 42 olgu dahil edildi. Anestezi indüksiyonu 2 mg kg-1 propofol ve 0.1 mg kg-1 vekuronyumla sağlandıktan sonra olgular rasgele iki gruba ayrıldı. Alfentanil grubuna (grup A), alfentanil 15 µg kg-1 bolus, insizyona kadar 1 µg kg dk-1, sonrasında 0.5 µg kg dk-1 hızında verildi. Remifentanil grubuna (Grup R), remifentanil 1 µg kg-1 bolus, insizyona kadar 0.5 µg kg dk-1, sonrasında 0.25 µg kg dk-1 hızında verildi. İdamede, % 40 oksijen/hava içinde % 3-5 oranında desfluran kullanıldı. Ventilasyon, ETCO2 35-40 mmHg olacak şekilde ayarlandı. Ortalama arter basıncı (OAB), kalp atım hızı (KAH) ve SpO2 değerleri ameliyat boyunca 10 dk, ayılma odasında 90 dk süreyle 15 dk aralıklarla kaydedildi. Ameliyat sonunda spontan solunum, göz açma, ekstubasyon, oryantasyon süreleri ile VAS, Aldrete skoru>8 olma süresi, ilk analjezik alma zamanı ve bulantı-kusma kaydedildi.
      Gruplar derlenme özellikleri ve komplikasyonlar açısından farksızdı. OAB değerleri tüm zamanlarda, KAH 10, 20, 30. dk ile ekstubasyondan önce ve sonraki zamanlarda Grup A'da diğer gruba göre anlamlı olarak yüksekti. Grup A'da, OAB 40. dk'da, ekstubasyondan önce ve sonraki zamanlarda, bazal değere göre anlamlı olarak yüksekken, KAH 20, 30, 40 ve 50. dk'da anlamlı derecede düşüktü. Grup R'de OAB'daki 40. dk ile ekstubasyon sonrası dışındaki diğer tüm zamanlarda azalma anlamlıydı. KAH ekstubasyon sonrası hariç tüm zamanlarda anlamlı olarak düşüktü. VAS değeri postoperatif 15. dk'da Grup R'de anlamlı olarak yüksekti.
      Sonuç olarak, dengeli anestezi uygulanan jinekolojik laparoskopik cerrahilerde, remifentanilin, alfentanile göre hemodinamik stabilite açısından daha iyi bir seçim olduğu kanaatini taşımaktayız. Remifentanil kullanılan olgularda postoperatif analjezi ameliyat bitmeden başlatılmalıdır.
      Anahtar kelimeler: remifentanil, alfentanil, günübirlik cerrahi, postoperatif derlenme

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker