 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
HAZİRAN / TEMMUZ 2003
|
Kas Gevşetici Ajan Kullanımında, Sinir Kas Kavşak Monitörizasyonunun Rolü 31(6):270-273, 2003 |
İ. Varlık Doğan, Arzu Gerçek, F. Yılmaz Göğüş |
|
|
Bu çalışma ile; periferik sinir stimülasyonu kullanılanılıp kullanılmamasının, veküronyum bromid tüketimine etkisi olup olmadığının bulunması amaçlanmıştır.
ASA I-II grubunda, 20-60 yaş arasında, periferik elektif cerrahi uygulanan, kas gevşetici ajan olarak veküronyum bromid, inhalasyon anestezik olarak isofluran ya da sevofluran ve havayolu sağlama yöntemi olarak endotrakeal entübasyon ya da laringeal maske kullanılan toplam 251 hastanın anestezi formları geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Hastalar: Grup I (n=104); sinir kas stimülatörü kullanılan hastalar, Grup II (n=147); sinir kas stimülatörü kullanılmayan hastalar olmak üzere iki ana gruba ayrılmışlardır. Her iki ana grup kullanılan inhalasyon anestezik ajanının (isofluran/sevofluran) ve havayolu devamlılığı sağlama yönteminin (endotrakeal entübasyon/laringeal maske) veküronyum tüketim hızına olan etkilerini araştırmak için 2 ayrı alt gruba ayrılmıştır. Veküronyum tüketim hızı µg kg-1 dk-1 olacak şekilde hesaplanıp, gruplar arasında veküronyum tüketimi açısından farklılık olup olmadığı istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır.
Sonuç olarak: veküronyum tüketim hızı sinir kas kavşak monitörizasyonu uygulanan hastalarda kullanılmayanlara oranla belirgin olarak yüksek bulunmuştur (1.38±0.18 / 1.09±0.23 µg kg-1 dk-1) (p<0.05). Alt gruplar karşılaştırıldığında veküronyum tüketim hızları arasında istatistiksel fark saptanamamıştır (p<0.05).
Periferik sinir stimülasyonu uygulamasının mutlak kas gevşekliği gerektirmeyen durumlarda, veküronyum tüketim hızını artırabileceği kanısına vardık.
Anahtar kelimeler: veküronyum bromid, isofluran, sevofluran, sinir kas stimülatörü |
|
Laparoskopik Kolesistektomi Olgularında Pozitif Basınçlı Solunum Laringeal Maske İle Uygulanabilir mi? 31(6):274-278, 2003 |
Onur Özlü, Gülten Özgün, Avni Dinç, Nazım Elmaslı
|
|
|
Çalışmamızda, laringeal maske (LMA) ve endotrakeal tüp (ETT) ile pozitif basınçlı solunum uyguladığımız laparoskopik kolesistektomi olgularında mide distansiyonu, regürjitasyon gelişme sıklığı ile arter kan gazı sonuçlarını karşılaştırmayı amaçladık. Elektif laparoskopik kolesistektomi uygulanacak, ASA I-II risk grubunda 92 hasta çalışma kapsamına alındı. Gastroözafajial regürjitasyon riski olan hastalar çalışma dışında bırakıldı. Olgulara anestezi indüksiyonundan 10 dakika önce metilen mavisi kapsülleri içirildi. Tiyopenton, fentanil ve rokuronyum ile indüksiyondan sonra, Grup LMA'da (n=46) LMA (kadında 3, erkeklerde 4 numara), Grup ETT'de (n=46) ETT (kadında 7.5, erkekde 8.5 numara) yerleştirilmeden önce, nazogastrik sonda ile mide hava-sıvısı aspire edildi. Anesteziye O2 (2 L/dk) ve N2O (4 L/dk) beraberinde sevofluran ile devam edildi. Mide distansiyonu ameliyatın başlangıcında ve sonlanmadan hemen önce 1-10 olarak skorlandı. Ameliyat başlangıcında ve CO2 insüflasyonunun sonunda, SaO2, arter kan gazı ve ETCO2 basınç değerleri kaydedildi. Ameliyat sonunda direkt laringoskopi ile hipofarinksde mavi boya varlığı araştırıldı. Mide distansiyonu ile boyanma sıklığı her iki grupta benzer bulundu (boyanma, her iki grupta % 12) (p>0.05). Ortalama ETCO2 değerleri her iki grup içinde anlamlı artarken, gruplar arasında anlamlı fark izlenmedi (p<0.01, p>0.05). Her iki grup içinde ortalama pH değerlerinde anlamlı azalma, ortalama PaCO2 değerlerinde anlamlı artış izlendi (p<0.01). İnsuflasyon sonlandırılır iken, Grup ETT'de ortalama ortalama pH değerleri Grup LMA'dan daha yüksek (7.42±0.01; 7.38±0.01); ortalama PaCO2 değerleri ise daha düşük gözlendi (PaCO2 36.2±1.3;41.4 ±1.1) (p<0.05). Laparoskopik kolesistektomi olgularında, LMA ve ETT uygulamalarında arter kan gazı değerleri laboratuvarın normal sınırları içinde kalırken; mide dilatasyonu ve regürjitasyon risklerinin ETT ve LMA için benzer olduğu sonucuna ulaştık.
Anahtar kelimeler: laringeal maske, mide dilatasyonu, regürjitasyon |
Anesteziyologlarda İmmün Yanıtlar 31(6):279-283, 2003 |
Zeynep Tosun, Türkan Patıroğlu, Halit Madenoğlu, Adem Boyacı |
|
|
İnhalasyonel anestezik ajanlara kronik olarak maruz kalan anestezi personelinde immünolojik yanıtlar hakkında çelişkili raporlar vardır. Bu nedenle biz 30 anestezi doktorunda ve kontrol grubu olarak 30 sağlıklı erişkinde immün yanıtları değerlendirmeyi amaçladık.
Anesteziyologlar, 0-2.yıl anestezi asistanı (n=7), 3.-5. yıl anestezi asistanı (n=13) ve 6-14 yıllık anesteziyolog (n=10) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Tüm olgularda; hemoglobin konsantrasyonu, kırmızı ve beyaz küre sayımı, trombosit, nötrofil ve lenfosit sayımı, lenfosit subpopülasyonlarının (CD3, CD4, CD8, CD16, CD19) yüzdesi, serum immünoglobulin (İg) A, E, G, M konsantrasyonları, tüberkülinin saflaştırılmış protein derivesi (PPD) testi ve plazma kortizol düzeyi çalışıldı.
Gruplar arasında, 3.-5. yıl anestezi asistanı grubunda serum İgM konsantrasyonu diğer gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksekti. Ancak kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu.
Sonuç olarak anesteziyologlarda immün yanıtları ve plazma kortizol düzeyini kontrol grubundan farksız bulduk.
Anahtar kelimeler: anesteziyologlar, inhalasyon ajanları, immün yanıt |
Morfin, Tramadol, Bupivakain ve Kombinasyonlarının Postoperatif Analjezik Etkinliklerinin Epidural Hasta Kontrollü Analjezi Yöntemiyle Karşılaştırılması 31(6):284-289, 2003 |
Nurcan Doruk, Anış Arıboğan, Şebnem Atıcı, Handan Çamdeviren |
|
|
Çalışmamızda ürolojik açık cerrahi hastalarının postoperatif ağrı tedavisinde "Epidural Hasta Kontrollü Analjezi (EHKA)" yöntemi ile morfin, tramadol, bupivakain ve kombinasyonlarının etkilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi planlanlandı. Çalışmaya 65 erişkin hasta (ASA I-II) dahil edildi. Rasgele 13'er kişilik 5 gruba ayrılan hastaların postoperatif ağrı tedavisinde morfin (I. grup), tramadol (II. grup), bupivakain (III. grup), bupivakain+tramadol (IV. grup), bupivakain+morfin (V. grup) kombinasyonları hazırlanan protokole göre EHKA yöntemi kullanılarak uygulandı. Tüm gruplarda; kalp atım hızı, noninvaziv kan basıncı, solunum sayısı, periferik oksijen satürasyonu, ağrı (VAS skoru) ve sedasyon skorları ekstübasyonu takiben 5, 15, 30. dk'larda ve 1, 2, 4, 8, 12, 24. st'lerde değerlendirildi.
Gruplar arasında kalp atım hızı, solunum sayısı ve periferik oksijen saturasyonu açısından fark saptanmadı (p>0.05). Kan basıncı, ilk 1 saatlik takiplerde bupivakain ve kombinasyonlarının olduğu gruplarda, morfin ve tramadol gruplarına göre düşük bulundu (p<0.05). Ortalama VAS skorları 5, 15, 30. dk'larda ve 1. st değerlendirmelerinde bupivakain+tramadol grubunda; tramadol, bupivakain ve morfin grubuna göre daha düşük saptandı (p<0.05). 5, 15 ve 30. dk'larda bupivakain+morfin grubunun VAS skorları morfin ve tramadol grubuna göre daha düşük idi (p<0.05). Ancak bupivakain+tramadol ve bupivakain+morfin grupları ara-sında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Bupivakain+tramadol grubunda diğer gruplara göre ek doz ihtiyacı daha az bulundu (p<0.05).
Sonuç olarak ürolojik açık cerrahi uygulanacak hastaların postoperatif ağrı tedavilerinde bupivakain, mor-fin, tramadol ve kombinasyonları ile "EHKA" uygulamasında etkin analjezi sağlanabileceği belirlendi. Bupivakainin morfin veya tramadol ile aynı doz aralığında kombine uygulanmasının ek doz gereksinimini önemli derecede azaltarak analjezi kalitesini iyileştirdiği sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: bupivakain, epidural hasta kontrollü analjezi, morfin, postoperatif analjezi, tramadol |
Epidural ve İntravenöz Fentanilin Preemptif Analjezik Etkinliğinin Karşılaştırılması 31(6):290-295, 2003 |
Şaziye Özcan, Nurten İnan, Çetin Kaymak, Nurten Ünal |
|
|
Bu çalışmada, total abdominal histerektomilerde epidural ve intravenöz olarak uygulanan fentanilin preemptif analjezik etkinliğinin karşılaştırılması amaçlandı.
ASA I-II grubu, total abdominal histerektomi yapılacak 54 hasta çalışmaya alındı ve randomize olarak üç gruba ayrıldı. Bütün hastalara standart genel anestezi uygulandı. Kontrol grubuna (Grup K, n=18), sadece genel anestezi verildi. Epidural analjezi grubuna (Grup E, n=18), preoperatif olarak L2-3 veya L3-4 aralıklarından yerleştirilen epidural kateterden 10 mL % 0.9 NaCl içinde 4 µg kg-1 fentanil, insizyondan 30 dakika önce uygulandı. İntravenöz analjezi grubuna (Grup İ, n=18), insizyondan 5 dakika önce 4 µg kg-1 İV fentanil uygulandı. Postoperatif ağrı, 1.,2., 4., 6., 12. ve 24. saatlerde VAS ağrı skalası ile değerlendirildi. İlk analjezik istem zamanları ve 24 saatlik toplam analjezik tüketimleri kaydedildi. Ayrıca insizyon öncesi ve postoperatif 4. saatteki kan glukoz ve kortizol düzeylerine bakıldı.
Postoperatif bütün evrelerdeki VAS skorları ve toplam analjezik gereksinimi Grup E'de diğer iki gruba göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0.05). İlk analjezik istem zamanı da Grup E'de belirgin olarak uzundu (p<0.05). Preinsizyonel kan glukoz ve kortizol değerlerinde gruplar arasında farklılık yok iken, postoperatif 4. saatte Grup E'de diğer iki gruba göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0.05). Ancak bütün grupların postoperatif 4. saatteki değerleri preinsizyonel değerlerle karşılaştırıldığında, anlamlı bir artış tespit edildi (p<0.05).
Sonuç olarak total abdominal histerektomi ameliyatlarında preemptif epidural fentanilin akut postoperatif ağrı ve cerrahi stres yanıtın kontrolünde intravenöz fentanilden daha etkili olduğunu düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: total abdominal histerektomi, preemptif analjezi, fentanil, stres yanıt |
Koroner Arter Baypas Ameliyatında Akut Normovolemik Hemodilüsyon: Enflamatuar Yanıta Etkisi 31(6):296-302, 2003 |
Mahmut Durmuş, Kazım Karaaslan, A. Kadir But, Zafer Doğan, Nurzen Sezgin, M. Özcan Ersoy |
|
|
Akut normovolemik hemodilüsyon anestezi indüksiyonundan hemen önce veya sonra olgudan kanın alınarak, eş zamanlı olarak kolloid ya da kristalloid gibi hücre içermeyen solüsyonlarla replase edilmesi ve gerekli olduğunda hastaya geri verilmesidir. Bu çalışmada akut normovolemik hemodilüsyonun koroner arter bypass ameliyatı geçirecek olgularda enflamatuar yanıta etkilerini değerlendirmeyi amaçladık.
Etik Kurul onayı alındıktan sonra koroner arter by-pass ameliyatu geçirecek 40 olgu rasgele iki gruba ayrıldı. Anestezi indüksiyonundan sonra Grup I (n=20)'den hematokrit < % 35 oluncaya kadar bir veya iki ünite kan alındı. Alınan kan periferik venden eş zamanlı eşit miktarda kolloid sıvı ile replase edildi. Grup II (n=20)'ye ek işlem yapılmadı. Alanin transaminaz, aspartat transaminaz, laktat dehidrogenaz, kreatin kinaz MB, kreatin fosfokinaz, g-glutamil transferaz, kompleman 3a, kompleman 4a, ferritin, transferrin, nitrik oksit, C-reaktif protein, haptoglobulin seviyeleri preoperatif, ameliyat sonu, postoperatif 6. ve 24. saatlerde ölçüldü.
Transfüze edilen allojenik kan miktarı Grup I'de Grup II'ye göre daha düşüktü (p<0.05). Kompleman sisteminin her iki grupta uyarılmadığı; istatistiksel olarak postoperatif 6. saatte laktat dehidrogenaz, kreatin kinaz MB ve nitrik oksit'in Grup II'de, ferritinin ise Grup I'de postoperatif 24. saatte yüksek olduğu saptandı (p<0,05).
Akut normovolemik hemodilüsyonun kompleman sistemine etkisinin kontrol grubundan farklı olmadığı, erken postoperatif dönemde laktat dehidrogenaz, kreatin kinaz MB ve nitrik oksit düzeyinin düşük oluşunun organ fonksiyonlarının akut normovolemik hemodilüsyon ile daha iyi korunduğunu gösterebileceği kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: hemodilüsyon, sistemik enflamatuar yanıt |
Zor Entübasyonun Tahmin Edilmesinde Değişik Testlerin Karşılaştırılması 31(6):303-308, 2003 |
Alper Kararmaz, Selim Turhanoğlu, Sedat Kaya, M. Ali Özyılmaz |
|
|
Zor entübasyonun saptanması amacıyla kullanılan tanı testleri için en uygun pozitiflik eşiğini saptamayı ve bu eşik değerleri kullanıldığında bu testlerin zor entübasyon ile ilişkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
Preoperatif dönemde hastaların Mallampati sınıflaması, kesici dişler arasındaki mesafe, tiromental mesafe, sternomental mesafe ve atlantooksipital eklemin ekstansiyon açısı değerlendirildi. Laringoskopi sırasında Cormack-Lehane sınıflandırması kullanılarak glottisin görünümü değerlendirildi. Optimum pozitiflik eşi-ğinin saptanması için ve tanı testlerinin zor entübasyon ile ilişkilerinin belirlenmesi için "receiver operating characteristics curve" kullanıldı.
Çalışmamızda zor entübasyon insidansı % 4.7 olarak bulundu. Kesici dişler arasındaki mesafe ile zor entübasyon arasında ilişki bulunamadı. Pozitiflik eşikleri, tiromental mesafe için 6.5 cm, sternomental mesafe için 12 cm ve atlantooksipital eklemin ekstansiyon açısı için 250 olarak saptandı. Kullanılan testlerin duyarlılıkları ve pozitif gösterge değerleri genellikle düşüktü. Mallampati sınıflaması ve tiromental mesafenin birlikte kullanılması ile en yüksek pozitif gösterge değeri (% 80) elde edildi. Fakat bu durumda da duyarlılık çok düştü.
Optimum pozitiflik eşiği değerleri seçilse bile, çalışmamızda kullandığımız testlerin zor entübasyonu belirlemede yetersiz oldukları sonucuna vardık.
Anahtar kelimeler: zor entübasyon, mallampati sınıflaması, sternomental mesafe, tiromental mesafe, atlantooksipital ekstansiyon açısı |
Zor Trakeal Ekstübasyon (Olgu Sunumu) 31(6):309-312, 2003 |
Cengiz Bekir Demirel, İsmail Katı, Hakan Çankaya*, Ürfettin Abbasov Hüseyinoğlu, Erol Egeli* |
|
|
Zor trakeal ekstübasyon zor trakeal entübasyon kadar sık görülmediği için anestezistler tarafından göreceli daha az tanınır. Bu hastalarda gerçek neden belirlenmeden yapılan ekstübasyon denemeleri ölümcül olabilir. Pek çok olguda bu problem, kaf havasını boşalma mekanizmasının bozulması nedeniyle kafın indirilememesinden kaynaklanır. Biz laringo-fissür ve kordektomi ameliyatu geçiren bir olguyu sunacağız. Olgu ekonomik nedenlerden dolayı ikinci kez kullanılan spiral tüp ile direkt laringoskopi altında orotrakeal entübe edildi. Ameliyat sonunda kafın havası normal işlemlerle indirilemedi. Olguya yeniden anestezi verildi, direkt laringoskopi altında bir stile ile kaf patlatıldı ve ekstübasyon gerçekleştirildi. Zor trakeal ekstübasyon olgularında, asıl nedenin ortaya konduktan sonra ekstübasyonun gerçekleştirilmesi daha iyi olacaktır.
Anahtar kelimeler: zor ekstübasyon, anestezi |
Hiperinsülinizmli Bir Olguda Geçici İntraoperatif Hiperglisemi (Olgu Sunumu) 31(6):313-317, 2003 |
Mehlika P. Besler, Gönül Sağıroğlu, Turgay Kepçe, Melek Çelik |
|
|
Hiperinsülinizm, uygunsuz veya aşırı insülin sekresyonuna bağlı aşırı glukoz kullanımı ile karakterize endokrinolojik bir patolojidir. Bu yazı, hipospadias düzeltme girişimine alınan 2 yaşında bir hiperinsüli-nizm olgusunun perioperatif tedavisini incelemektedir. Bu olguda, dekstroz aşırı dozuna bağlı gelişen geçici intraoperatif hiperglisemi dönemi, perioperatif idame sıvısını glukoz içermeyen bir sıvıyla değiştirme dışında herhangi bir hipoglisemik tedavi uygulanmadan gerilemiştir.
Anahtar kelimeler: hiperinsülinizm, dekstroz aşırı dozu, perioperatif hiperglisemi |
|
|