 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
OCAK / ŞUBAT 2005
|
Alt Batın Cerrahisinde Desfluran Anestezisi İle Peroperatif Remifentanil ve Klonidin İnfüzyonlarının Değerlendirilmesi 2005; 33:11-17 |
Aynur Baloğlu*, Cemil Sabuncu**, Ayten Bilir***, Serdar Ekemen***
Anadolu Üniversitesi Medikososyal Hastanesi*, ve Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı**, Eskişehir |
|
|
Amaç: Çalışmamızda, desfluran anestezisinde remifentanil ve klonidinin peroperatif stres cevap üzerine olan etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Abdominal cerrahi planlanan 40 hasta çalışmaya dahil edildi. Anestezi indüksiyonunda 5-7 mg kg-1 tiyopental ve 0.1 mg kg-1 vekuronyum kullanıldı. Anestezi idamesinde % 3.6 desfluran ve % 50 N2O-O2 kullanıldı. Grup I (n=20) deki olgulara indüksiyon sırasında 1 µg kg-1 remifentanil bolus olarak uygulandı ve peroperatif dönemde de 0.1 µg kg-1 dk-1 infüzyon yapıldı. Grup II (n=20) deki olgulara ise 4 µg kg-1 klonidin 20 dk.'da infüzyon şeklinde uygulandı ve peroperatif dönemde ise 2 µg kg-1 sa-1 infüzyona devam edildi. Preoperatif, peroperatif ve postoperatif dönemlerde hastaların EKG, sistolik, diyastolik ve ortalama arter basınçları (SAB, DAB, OAB), kalp atım hızı (KAH), periferik oksijen satürasyonu (SaO2) kaydedildi, kan glukoz ve kortizol değerlerine bakıldı.
Bulgular: Hastaların demografik bulguları, operasyon süresi, ekstübasyon zamanı, preoperatif hemodinamik parametreleri ve glukoz-kortizol seviyelerinde anlamlı farklılık yoktu (p>0.05). Peroperatif glukoz-kortizol seviyeleri remifentanil grubunda normal sınırlarda bulunurken, klonidin grubunda normal seviyelerin üzerinde bulundu (p<0.05). Postoperatif dönemde bu seviyeler her iki grupta da yüksek seyretti (p<0.05). Gruplar arasında Modifiye Ramsay Sedasyon skalasındaki fark belirgindi (p<0.05). Remifentanil grubunda 9, klonidin grubunda ise 1 hastada bulantı gözlendi (p<0.01). İlk analjezik ihtiyaç zamanı remifentanil grubunda daha kısa bulundu (p<0.05).
Sonuç: Desfluran anestezisinde remifentanil ekstübasyon zamanına kadar stabil bir süreç sağlamaktadır. Ancak postoperatif hemodinamik instabilite ve erken analjezik ihtiyacı bu ajanın dezavantajlarıdır. Klonidin ise postoperatif dönemde analjezik ihtiyacını geciktirebilmektedir.
Anahtar kelimeler: Remifentanil, klonidin, desfluran, genel anestezi |
|
Deksmedetomidinin Katarakt Cerrahisi Uygulanan Yaşlı Olgularda Ekstübasyon Sırasında Oluşan Kardiyovasküler Değişiklikler ve Ekstübasyon Kalitesi Üzerine Etkisi 2005; 33: 18-23 |
Gülen Güler, Aynur Akın, Zeynep Tosun, Emel Eskitaşçıoğlu, Ayşe Mızrak, Adem Boyacı
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kayseri
|
|
|
Amaç: Çalışmamızda yaşlı olgularda, spesifik alfa2 adrenoseptör agonisti olan deksmedetomidinin trakeal ekstübasyon sırasındaki kardiovasküler değişiklikler, ekstübasyon kalitesi ve uyanma süresi üzerine etkisini araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Katarakt cerrahisi geçirecek ASA I-III grubu 60 olgu rasgele iki gruba ayrıldı. Tüm olgularda standart anestezi protokolu uygulandı. Anestezi indüksiyonu 5 mg kg-1 tiyopenton, 1 µg kg-1 fentanil ile, kas paralizisi 0.1 mg kg-1 veküronyum ile sağlandı ve endotrakeal entübasyon gerçekleştirildi. Anestezi idamesine oksijen içinde % 60 azot protoksit ve % 1-1.5 sevofluran ile devam edildi. Operasyonun sonlanmasına 5 dk. kala, olgulara (Grup D, n=30) 0.5 µg kg-1 deksmedetomidin veya kontrol izotonik sodyum klorür solüsyonu (Grup P, n=30) çift kör olarak uygulandı. Kalp hızı (KH), sistolik kan basıncı (SKB) ve diyastolik kan basıncı (DKB) değerleri ekstübasyondan önce, ekstübasyon sırasında ve ekstübasyondan sonra kaydedildi. Trakeal ekstübasyon kalitesi 5'li skala üzerinden değerlendirildi. Ekstübasyon ve uyanma süreleri kaydedildi.
Bulgular: Kontrol grubunda KH, SKB ve DKB değerleri ekstübasyon sırasında ekstübasyondan önceki değerlere göre anlamlı olarak arttı (p<0.05). Deksmedetomidin grubunda bu artış daha azdı. Ekstübasyon kalitesinin Grup D'de daha iyi olduğu gözlendi. Ekstübasyon ve uyanma zamanı her iki grupta da benzer bulundu.
Sonuç: Trakeal ekstübasyon öncesi bolus olarak uygulanan deksmedetomidin ekstübasyon sırasında oluşan kardiyovaskuler değişikleri azaltmakta ve ekstübasyon kalitesini artırmaktadır.
Anahtar kelimeler: Deksmedetomidin, kardiovasküler yanıt |
Geriyatrik Acil Olgularda Albumin Düzeyinin Derlenme ve Hospitalizasyon Süresine Etkileri 2005; 33: 24-28 |
Cavidan Arar, Ayşin Alagöl, Gaye Kaya, Işıl Günday, Nesrin Turan*
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Anabilim Dalı ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Dokümantasyon Bölümü*, Edirne |
|
|
Amaç: Bazı çalışmalar elektif cerrahi öncesi albumin düzeyinin postoperatif derlenme, morbidite ve mortaliteyi etkilediğini bildirmektedir. İleri yaş, postoperatif dönemde daha da önem kazanmaktadır. Bu retrospektif çalışmada geriyatrik yaş grubundan, genel anestezi altında acil cerrahi geçirmiş 40 olgunun preoperatif albumin düzeyinin derlenme, postoperatif hastanede yatış süresi ve taburcu edilme koşulları üzerine etkilerini araştırdık.
Gereç ve Yöntem: Preoperatif albumin düzeyine göre hastalar Grup I, albumin > 3.5 g dL-1 (n=20), Grup II, albumin <3.5 g dL-1 (n=20) olarak belirlendi. Bu çalışmaya aynı anestezi planı uygulanacak hastalar dahil edildi. Anesteziden uyanma kriterleri (anestezi bitimi ile göz açma, ekstübasyon, verbal uyarılara yanıt ve oryantasyon için geçen süre), postoperatif komplikasyonlar, hastanede kalış süreleri ve taburcu edilme koşulları saptandı.
Bulgular: Gruplar arasında preoperatif yönden farklılık yoktu (p>0 05). Hipoalbuminemik hastalar da yara iyileşmesi ve ölüm daha fazla idi.
Sonuç: Acil abdominal cerrahi geçirecek yaşlı olgularda hipoalbuminemi mortalite ve morbiditeye etki eden önemli bir belirteç olabilir.
Anahtar kelimeler: Acil, hipoalbuminemi, anestezide derlenme peryodu, hastanede yatış süresi |
Düşük Akımlı Desfluran Anestezisinde Klonidinin Titreme Üzerine Etkisi 2005; 33: 29-35 |
Tülay Şahin Yıldız, Nur Baykara, Nuray Bozkurt, Duygu A. Oysu, Mine Solak, Kamil Toker
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kocaeli |
|
|
Amaç: Isıtılmayan cerrahi hastalarda hipotermi gelişir ve bu da operasyon sonrası termoregülatuvar vazokonstriksiyon (VK) ve titremeyi tetikler. Klonidin, hipotalamusta bulunan alfa-2 adrenerjik reseptörler aracılığıyla VK ve titreme için eşik değeri düşürür. Çalışmamızda, düşük akımlı desfluran anestezisi sonrası postoperatif titreme oranını ve klonidinin titreme üzerine etkisini incelemeyi amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra, 18-60 yaş arası, ASA I-II, 40 hasta çalışmaya alındı. Her iki grupta anestezi indüksiyonu iv bolus propofol (2 mg kg-1) ve fentanil (1 µg kg-1) ile, idame ise desfluran (% 5-6) ile sağlandı. Taze gaz akımı ilk 10 dk. 6 L dk-1 (O2 /N2O: 2/4), daha sonra 1 L dk-1 (O2/N2O: 0.5/0.5) olarak uygulandı. Anestezi sonlandırılmadan 10 dk. önce tekrar yüksek akıma geçildi. Rasgele iki gruba ayrılan hastalara 10 mL içerisinde iv 2 µg kg-1 klonidin (Grup I, n=20) veya serum fizyolojik (Grup II, n=20) verildi. Kalp atım hızı (KAH), ortalama arter basınçları (OAB), rektal ısı değerleri kaydedildi. Postoperatif titreme "3 noktalı skala" ile değerlendirildi.
Bulgular: İntraoperatif rektal ısıdaki azalma gruplar arasında farklı bulunmadı (Gr I: 0.66±0.32°C, Gr II: 0.90±0.46°C) (p=0.06). Klonidin grubunda anlamlı olmasa da daha az oranda titreme gözlendi (klonidin: % 20, kontrol: % 45). Titremenin şiddeti ve süresi açısından gruplar arasında fark yoktu.
İntravenöz 2 µg kg-1 klonidin'in operasyon sonunda verilimi ile ciddi yan etki gözlemeksizin postoperatif titreme oranını kontrol grubuna göre anlamlı olmasa da düşük tespit ettik.
Sonuç: Klonidin grubundaki titreme oranının daha düşük olmasını, klonidin'in VK ve titreme için eşik değeri düşürmesiyle açıklayabiliriz.
Anahtar kelimeler: Desfluran, düşük akımlı anestezi, titreme, klonidin |
Laparoskopik Cerrahi Geçirecek Erişkin Olgularda İntraabdominal İnsüflasyon Basıncının Karaciğer Fonksiyonlarına Etkisi 2005; 33: 37-42 |
Zekine Özpolat, Mahmut Durmuş, Hüseyin İlksen Toprak, Erdoğan Öztürk, İsmail Temel*, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Biyokimya* Anabilim Dalları, Malatya |
|
|
Amaç: Laparaskopik kolesistektominin hepatosellüler yapıya etkisinin yaşla ilgisi bilinmemektedir. Çalışmamızda laparoskopik kolesistektomi planlanan farklı yaş gruplarındaki erişkin olgularda, karaciğer fonksiyon testlerini karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: 43 olgu çalışmaya alındı. Olgular 18-60 yaş (Grup 1, n=22) ve 65 yaş üstü (Grup 2, n=21) olarak iki gruba ayrıldı. Tüm hastalara genel anestezi verildi. Laparoskopiyi kolaylaştırmak için CO2 insuflasyonu kullanıldı ve laparoskopi girişimi süresince intraabdominal basınç 10-14 mmHg arasında tutuldu. CO2 insuflasyonundan sonra ters trendelenburg pozisyonu verildi. Arteriyel kan örneği, alfa gulutatyon S transferaz (alfa-GST), alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), gama glutamil transpeptidaz (GGT) düzeylerini değerlendirmek için anestezi indüksiyonundan önce, cerrahi işlemin sonunda, cerrahi bittikten sonra 1., 3., 6. ve 24. saatte alındı.
Bulgular: Alfa-GST konsantrasyonu her iki grupta da cerrahi işlemden önce normal sınırlardaydı. Cerrahi işlemin sonunda ve cerrahiden sonraki 1. saatte iki grupta da anlamlı artış gözlendi (p<0.05). Ancak, Grup 2'deki artış Grup 1'e göre daha fazlaydı (p<0.05). Cerrahiden sonra 3. 6. ve 24. saatte alfa-GST her iki gurupta normal sınırlara döndü. Ancak, 24. saatte Grup 1'de bazal değere dönüş görülürken, Grup 2'de bazal değere dönüş görülmedi.
Sonuç: Laparoskopik cerrahi geçiren yaşlı olgularda 10 mmHg üzerindeki intraperitoniyel basıncın, daha fazla hepatoselüler hasara neden olduğu kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Laparoskopi, hepatik kan akımı, alfa gulutatyon S-transferaz |
Deksmedetomidinin Sevofluran Minimum Alveolar Anestezik Konsantrasyonlarına Etkisi 2005; 33: 43-47 |
Mahmut Durmuş, A. Kadir But, Tuba B. Erdem, Zafer Doğan, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Malatya |
|
|
Amaç: Dexmedetomidin bir a2-adrenoreseptor agonistidir ve total intravenöz anestezi ve inhalasyon anestezisi sırasında anestezik ihtiyacını azaltır. Bu çalışmanın amacı, anestezi indüksiyonundan önce uygulanan deksmedetomidinin sevofluran minimum alveolar anestezik konsantrasyonunu, endotrakeal entübasyon (MAKEE) ve cilt insizyonu (MAK) için azaltıp azaltmadığını değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem: Olgular MAKEE ve MAK çalışma alt gruplarına ayrıldı. İki gruptada elektif cerrahi planlanan 30 olgu çalışmaya dahil edildi. Olgulara anestezi indüksiyonundan önce premedikasyon uygulanmadı ve rastgele iv salin %0.9 (Grup I, n=15 her çalışma alt grubunda) veya dexmedetomidin 10 µg kg-1 bolus + 1 µg kg-1 saat-1 infüzyon (Grup II, n=15 her çalışma alt grubunda) verilmesi planlandı.
Bulgular: Grup I ve II'de median ve % 95 güvenilirlik limiti sırası ile sevofluran MAKEE için 3.06 (2.89-3.25) ve 2.69 (2.52-2.84) ve sevofluran MAK'ı için 2.21 (2.09-2.34) ve 1.96 (1.84-2.09) olarak saptandı.
Sonuç: Gruplar arasında sevofluran MAKEE ve MAK değerleri açısından anlamlı fark saptanmadı. Bu hasta gurubunda, deksmedetomidinin endotrakeal entübasyon ve cilt insizyonu sırasında MAK'ı azaltıcı etkisinin olmadığı kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Deksmedetomidin, anestezi, sevofluran, minimum alveolar konsantrasyon |
Tek Taraflı Spinal Anestezide Düşük Doz Hiperbarik Bupivakain ve Fentanil Kombinasyonu 2005; 33: 48-53 |
Ayşe Hancı, Dilek Tezal Subaşı*, Birsen Ekşioğlu, Melahat Karatmanlı Erol, Fatih Korkmaz
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği ve Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi*, İstanbul |
|
|
Amaç: Çalışmamızda tek taraflı spinal anestezide 5 mg hiperbarik bupivakain ve 25 µg fentanil kombinasyonu ile 7.5 mg hiperbarik bupivakainin hemodinami, komplikasyonlar ve derlenme üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, ASA I-II grubu, günübirlik artroskopik diz cerrahisi uygulanacak 30 erişkin olguya, rasgele 7.5 mg % 0.5 hiperbarik bupivakain (Grup B, 1.5 mL) veya 5 mg % 0.5 hiperbarik bupivakain + 25 µg fentanil (Grup F, 1.5 mL) intratekal olarak 80 sn. içinde L3-4 mesafesinden verildi. Lateral pozisyon 15 dk. korundu. Duyusal blok; soğuk testi ve motor blok; modifiye Bromage skalası ile değerlendirildi Hemodinamik değerler, SpO2, cerrahi uygulanacak tarafta motor ve duyusal blok seviyeleri, duyusal bloğun iki dermatom gerilemesi, motor bloğun ortadan kalkması ile peroperatif/postoperatif yan etkiler kaydedildi.
Bulgular: Duyusal bloğun yayılımı, süresi ve iki dermatom gerilemesi ile komplikasyonlarda gruplar arasında fark görülmedi. Motor bloğun ortadan kalkması Grup F'de daha hızlı bulundu (p<0 05). Kalp hızı, 10-60 dk.'lar arası Grup F'de anlamlı olarak düşüktü (p<0 05) ve ortalama arter basınçları her iki grupta benzerdi.
Sonuç: Günübirlik artroskopik diz cerrahisinde 5 mg hiperbarik bupivakaine 25 µg fentanil eklenmesi 7.5 mg hiperbarik bupivakaine eşdeğer cerrahi anestezi kalitesi ve daha erken motor blok derlenmesi sağlamaktadır.
Anahtar kelimeler: Tek taraflı spinal anestezi, bupivakain, fentanil |
Günübirlik Pediyatrik Olgularda Total İntravenöz Anestezi ve Desfluran Anestezisinin Hemodinami ve Derlenme Özellikleri Açısından Karşılaştırılması 2005; 33: 54-60 |
Zekine Özpolat, Türkan Toğal, Hüseyin İlksen Toprak, Erdoğan Öztürk, Müslüm Çiçek, Hacer Ülger, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Malatya |
|
|
Amaç: Pediyatrik olgularda propofol ve remifentanilin kullanıldığı total intravenöz anestezinin (TİVA) hemodinamik ve derlenme özelliklerini desfluran ve N2O'dan oluşan inhalasyon anestezisi ile karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: ASA I, 4-12 yaşlarında tonsillektomi, adenoidektomi veya ventilasyon tüpü yerleştirilmesi planlanan 50 olguya oral midazolamla premedikasyon sonrası, 1 mg kg-1 lidokain, 1 µg kg-1 remifentanil, 3 mg kg-1 propofol ve 0.1 mg kg-1 vekuronyumla indüksiyon yapıldı. Olgular iki gruba ayrılarak, idamede I. gruba 0.5 µg kg-1 dk-1 remifentanil ve 50 µg kg-1 dk-1 propofol, II. gruba % 50 N2O içinde % 8.3 desfluran uygulandı. Nabız sayısı (NS), ortalama arter basıncı (OAB), SpO2, end-tidal CO2, vücut ısısı monitörize edildi. Uyanma ve derlenme süreleri, hipoksi, laringospazm, bulantı-kusma, ağrı, ajitasyon gibi yan etkiler kaydedildi.
Bulgular: OAB bazal değere göre Grup I'de indüksiyon sonrası hariç diğer zamanlarda yüksekken, Grup II'de entübasyon sonrası ve cerrahi insizyon hariç diğer zamanlarda düşüktü. NS, bazal değere göre Grup I'de cerrahi insizyon, insizyon sonrası 10., 20. ve 30. dakikada, Grup II'de entübasyon sonrası ve cerrahi insizyon hariç diğer dönemlerde azaldı (p<0.05).
OAB, Grup II'de Grup I'e göre düşükken, NS yüksekti. Grup II'de göz açma ve Aldrete skorunun >8 olma süresi Grup I'e göre uzundu. Spontan solunum dönüş ve ekstübasyon süresi, yan etkiler gruplar arasında benzerdi. İki grupta da derlenme döneminde ağrı ve ajitasyon oranı yüksekti.
Sonuç: Günübirlik cerrahi girişim uygulanacak pediyatrik olgularda hem propofol ve remifentanilin kullanıldığı TİVA hem de desfluran ve N2O'dan oluşan inhalasyon anestezisi kısa derlenme periyoduyla uygun yöntemlerdir. Ancak, her iki yöntemde görülebilen hemodinamik instabilite, postoperatif ajitasyon ve ağrının çözülmesi gereken problemler olduğunu düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: Günübirlik cerrahi, pediyatrik, anestezi, intravenöz, desfluran |
Koroner Arter Cerrahisinde, Sevofluran ve Yüksek Doz Fentanil Anestezilerinin, Hemodinami ve Postoperatif Derlenme Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması 2005; 33: 61-68 |
Veli Yorulmaz, Cavidan Arar, Nesrin Turan*, Zafer Pamukçu
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Dökümantasyon Bölümü*, Edirne |
|
|
Amaç: Çalışmamızda koroner arter cerrahisi geçirecek olgularda iki anestezi tekniğinin, hemodinami ve postoperatif derlenme üzerine etkileri karşılaştırıldı.
Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı sonrası, 55 olgu rasgele iki gruba ayrıldı. Grup I'e (n=28) indüksiyonda 0.2 mg kg-1 diazepam, 0.1 mg kg-1 pankuronyum, 10 µg kg-1 fentanil iv; Grup II'ye (n=27) 0.2 mg kg-1 diazepam, 0.1 mg kg-1 pankuronyum, 50 µg kg-1 fentanil 4-5 dakikada iv uygulandı. İdamede Grup I'de end tidal % 2 sevofluran ve 5 µg kg-1 fentanil iv; Grup II'de 15 µg kg-1 fentanil iv uygulandı. Hemodinamik parametreler indüksiyondan önce ve sonra, entübasyondan, insizyondan ve sternotomiden sonra, aort kanülasyonundan önce, pompa çıkışı 15. dk., cerrahi bitimi ve postoperatif 2. saatte kaydedildi. Postoperatif derlenme kriterleri olarak; spontan göz açma, oriyantasyon, ekstübasyon ve yoğun bakım ünitesinde kalış zamanları kaydedildi.
Bulgular: Kalp tepe atımı entübasyon sonrasında Grup I'de anlamlı olarak yükseldi, sol ventrikül atım işi ve sol ventrikül atım iş indeksi tüm ölçümlerde başlangıçtakinden düşük bulundu (p<0.05). Grup II'de ortalama arter basıncı sternotomi sonrasında ve aort kanülasyon öncesinde yükseldi ve Grup I'den yüksek bulundu (p<0.05). Kardiyak output ve kardiyak indeks, insizyon sonrası ölçüm dışında tüm ölçümlerde yüksek, sol ventrikül atım işi ve sol ventrikül atım iş indeksi sternotomi sonrası ve postoperatif 2.saat dışında, başlangıç değerlerinden düşük bulundu. İki grubun intraoperatif arteriyel kan gazı analizi sonuçları ile kan, taze donmuş plazma, ilaç gereksinimleri farksız bulundu. Derlenme kriterleri Grup I'de Grup II'ye göre kısa (p<0.01), yoğun bakım ünitesinde kalış süreleri farksızdı (p>0.05).
Sonuç: Koroner arter bypass cerrahisinde, sevofluran ve düşük doz fentanil anestezisinin yüksek doz fentanil anestezisi kadar hemodinamik stabilite sağlamasının yanı sıra, daha erken derlenme ve ekstübasyona olanak sağlaması nedeniyle, iyi bir seçenek olduğu düşünüldü.
Anahtar kelimeler: Koroner arter bypass, sevofluran, fentanil, hemodinami, derlenme |
Aort Cerrahisinde Derin Hipotermik Sirkülatuar Arrest ve Serebral Korunma: 34 Olgunun Retrospektif Değerlendirilmesi 2005; 33: 69-75 |
Mesut Şener, Esra Çalışkan, Nesrin Bozdoğan, Öner Gülcan*, Bülent Bolat*, Rıza Türköz*, Ayda Türköz
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı*, Adana |
|
|
Amaç: Bu çalışmada aort cerrahisi sırasında ,derin hipotermik sirkülatuar arrest (DHSA) uygulanan bir seri olguyu sunmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Şubat 2001 ile Şubat 2004 yılları arasında DHSA ile aort cerrahisi yapılan 12'si acil ve 22'si elektif 34 olgu retrospektif olarak değerlendirildi.
Bulgular: Kardiyopulmoner bypass'a (KPB) girildikten sonra nazofarinks ısısı 15±0.3°C de DHSA'ya girildi. Olgulardan 31 (% 91)'ine retrograd serebral perfüzyon (RSP) yapıldı. DHSA süresi 40 dk.'yı geçen 3 olguda antegrad serebral perfüzyon (ASP) uygulandı. Cerrahi işlem bitiminde 36°C'de KPB sonlandırıldı. Erken mortalitenin % 14 olduğu görüldü. Olgulardan biri dirençli hipotansiyon diğeri gaz degişimindeki bozukluk nedeniyle KPB den ayrılamadı. Yoğun bakımda ise 3 olgu renal yetmezlikten kaybedildi.
Yoğun bakımda ortalama ekstübasyon süresi 31±4.8 saat, entübasyon süresi 48 saati geçen olgu (% 17)) ve yoğun bakımda kalış süresi 4.5±0.8 gün olarak saptandı. Bir olguda geçici stroke olurken kalıcı nörolojik sekel hiçbir olguda görülmedi. Olguların 5'inde (% 15) plevral effüzyon saptandı. Altı olguda (% 18) tedavi gerektiren aritmi saptanırken birine kalıcı pacemaker takıldı. Hastanede kalış süresi ortalama 9±0.7 gündü.
Sonuç: İncelediğimiz bu seride DHSA 40 dakikadan az sürdüğünde RSP ile DHSA 40 dakikadan fazla sürdüğünde ASP ile nörolojik defisit gözlemedik.
Anahtar kelimeler: İstemli hipotermi, nörolojik korunma, cerrahi, anestezi |
N-asetil Sistein Tedavisinin Çoklu Organ Yetmezliği Gelişmesini Önlemedeki Yeri 2005; 33: 76-81 |
Seda B. Akıncı, İ. Aydın Erden, Meral Kanbak, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara |
|
|
Amaç: Çalışmamızda serbest oksijen radikal tutucu N-asetil sisteinin (NAS) yoğun bakım hastalarında, hemen başlanan, uzun süreli infüzyonunun, çoklu organ yetmezliği gelişmesini önlemedeki yerini araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Fakülte etik komite izni alındıktan sonra prospektif, randomize, çift kör, plasebo kontrollü çalışmaya 26 hasta alındı. Hastalar % 5 dekstroz solüsyonu içinde 40 mg/kg/gün NAS veya aynı hacimde % 5 dekstroz solüsyonu 4 eşit dozda alacak şekilde rasgele gruplandırıldı.
İki hasta yoğun bakım yatış süreleri 24 saatten kısa olduğu için çalışma dışı bırakıldı.
Tedavinin organ fonksiyonları üzerine etkisi Sequential Organ Failure Assessment (SOFA) skorlama sistemi ile hasta kabulünde ve hergün değerlendirildi. İstatistiksel analiz için Ki-kare ve Mann Whithney U testleri kullanıldı.
Bulgular: NAS grubunda, maksimum SOFA koagülasyon skoru kontrol grubundan daha yüksek bulundu (p<0.05). İki grup arasında diğer SOFA organ disfonksiyon parametreleri, maksimum veya SOFA skorunda değişiklik, yoğun bakım kalış, mekanik ventilasyon süreleri ve mortalite açısından fark bulunamadı.
Sonuç: Yoğun bakım hastalarına kabullerinin en erken döneminde 40 mg/kg/gün olarak uygulanan NAS tedavisinin, bu küçük hasta grubunda çoklu organ yetmezliği gelişimini azaltmadığı bulunmuştur. Bu sorunun kesin cevabı için daha büyük hasta grubuna ihtiyaç vardır. Şimdilik yoğun bakım hastalarında rutin, proflaktik, düşük doz NAS kullanılmasının MOF yönünden koruyucu etkisi olmadığını düşünüyoruz.
Anahtar kelimeler: Antioksidanlar, N-asetil sistein, çoklu organ yetmezliği, yoğun bakım |
Metoklopramide Bağlı Akatizi 2005; 33: 82-85 |
Hale Yarkan Uysal, Suna Akın Takmaz, Ayşegül Ceyhan, Mehmet Özen, Bayazıt Dikmen
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara |
|
|
Dopamin-2 reseptör antagonisti olan metoklopramid, akatizi gibi çeşitli ekstrapiramidal sistem bozukluklarına yol açabilir. Akatizi, bunaltıcı bir hareket etme zorunluluğu hissi ve oturmama ya da hep ayakta olma şeklinde tanımlanan bir psikonöromotor fenomendir. Sonu bazen suisitle sonuçlanabilecek kadar ciddi seyredebilen, klinisyenlerce çoğu zaman atlanan veya ciddiye alınmayan bu klinik tablonun, bir olgu nedeniyle vurgulanması amaçlanmıştır. Bu makalede antiemetik amaçla yapılan intravenöz metoklopramid sonrası gelişen bir akatizi vakası sunulmuştur.
Anahtar kelimeler: Metoklopramid, akatizi |
Stellat Ganglion Bloğu Komplikasyonu: Vertebral Arter Enjeksiyonuna Bağlı Konvülsiyon 2005; 33: 86-89 |
Fuat Güldoğuş, Ebru Kelsaka
Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı, Samsun |
|
|
67 yaşında erkek olgu kliniğimize sol omuz-kol ağrısı yakınması ile başvurdu. Daha önce C6-7 diskopati nedeniyle opere olan olgunun toraks tomografisinde 2. torasik vertebra seviyesinden servikal bölgeye uzanan paravertebral kitle saptandı ve Pankost tümörü olarak değerlendirildi. Ağrı tedavisi için yapılan diagnostik stellat ganglion bloğu sırasında test dozun ardından jeneralize konvülsiyon gelişti. Konjenital veya daha sonradan, bu olguda olduğu gibi geçirmiş olduğu operasyona bağlı anormal anotomiye sahip hastalarda girişimlerin skopi eşliğinde yapılmasının önemli olduğunu vurgulamayı amaçladık.
Anahtar kelimeler: Stellat ganglion, komplikasyon, konvülsiyonlar |
|
|