 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
MAYIS / HAZİRAN 2005
|
Değişik Dozlarda Alfentanil ve Remifentanilin Kas Gevşeticisiz Endotrakeal Entübasyon Koşullarına Etkileri 2005; 33: 203-208 |
Tümay Umuroğlu, Aslıhan Usluer, İ. Varlık Doğan, F. Yılmaz Göğüş, Binnaz Ay
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İstanbul |
|
|
Amaç: Çalışmamızda, propofol indüksiyonundan sonra, 2 MAC sevofluran ve % 70 azot protoksit ile birlikte uygulanan alfentanil (10 µg kg-1, 15 µg kg-1) ve remifentanilin (1 µg kg-1, 1,5 µg kg-1) entübasyon koşullarına etkileri karşılaştırılmıştır.
Gereç ve Yöntem: Elektif operasyon geçirecek 20-60 yaş arası 75 hasta randomize olarak 5 gruba ayrıldı (n=15). 1.5-2 mg kg-1 iv propofol enjeksiyonu sonrasında hastalar yüz maskesi ile 2 MAC sevofluran, % 70 N2O oksijen içinde havalandırılmaya başlandı. Grup K'ye 1,5 mg kg-1 süksinilkolin (kontrol grubu); grup A10'a 10 µg kg-1, grup A15'e 15 µg kg-1 alfentanil; grup R1'e 1 µg kg-1 ve grup R1,5'a 1,5 µgkg-1 remifentanil i.v. uygulandı. İndüksiyondan 90 sn. sonra entübasyon işlemi gerçekleştirildi. Maske ile sağlanan ventilasyonun kolaylığı, entübasyon sırasında çenenin kas tonusu, vokal kord pozisyonu, Cormack-Lehane sınıflandırması, hastanın entübasyona ve tüpün balonunun şişirilmesine yanıtı değerlendirildi.
Bulgular: A10 grubunda Cormack-Lehane sınıflandırması diğer gruplardan belirgin yüksek ve vokal kordlar hareketli olarak saptandı (p<0.05). Endotrakeal entübasyon işlemine ve tüpün balonunun şişirilmesine öksürük yanıtı skoru grup A10'da grup K, R1 ve R1,5, grup A15'te grup K ve R1,5'a göre belirgin yüksek bulundu (p <0.01). Tüm gruplardaki entübasyon sonrası ortalama arter basıncı değerleri kontrol değerlere göre belirgin düşüktü (p<0.05); kalp atım hızlarıysa, R1 ve R1.5 gruplarında kontrol grubuna göre belirgin düşüktü (p<0.01).
Sonuç: Propofol indüksiyonundan sonra 2 MAC sevofluran ve % 70 azot protoksit ile birlikte uygulanan remifentanil, kas gevşeticisiz gerçekleştirilen endotrakeal entübasyona öksürük yanıtını baskılayarak, hemodinamik yanıtı azaltmaktadır.
Anahtar kelimeler: Entübasyon, propofol, remifentanil, alfentanil |
|
Günübirlik Jinekolojik Laparoskopide Anestezi Tekniği ve Postoperatif Bulantı-Kusma ve Kognitif Fonksiyonlar Üzerine Etkileri 2005; 33: 209-216 |
Özlem Özünlü, Semra Karaman, Vicdan Fırat
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İzmir
|
|
|
Amaç: Çalışmamızın amacı, günübirlik jinekolojik laparoskopik operasyonlarda desfluranın postoperatif bulantı, kusma, derlenme ve kognitif fonksiyonlar üzerine etkilerinin profilaktik ondansetron kullanımı ve propofol ile karşılaştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 18-50 yaş arasında 60 hasta dahil edildi. İndüksiyon öncesi kognitif fonksiyon testi uygulanan hastalar rastgele 3 gruba ayrıldı. Grup D: Desfluran, Grup DO: Desfluran-Ondansetron, Grup P: Propofol. Gruplarda anestezi idamesi ve ondansetron hariç standart anestezi uygulandı. Grup D'de 2 mL serum fizyolojik, Grup DO'da; 4 mg ondansetron (2 mL) uygulandı. Postoperatif dönemde Aldrete derlenme testi Aldrete skoru ?9 oluncaya kadar değerlendirildi; bulantı, kusma ve VAS değerleri 15., 30., 60., 90., 120. dakikalarda ve 24. saatte, kognitif fonksiyonları ise, 30. ve 60. dakikalarda değerlendirildi.
Bulgular: Demografik veriler, Aldrete skoru veya VAS değerleri açısından üç grup arasında istatistiksel farklılık saptanmadı (p>0.05). Postoperatif 15. ve 30. dakikalarda desfluran grubundaki hastalarda daha fazla bulantı olduğu görüldü (p<0.05). Kognitif fonksiyonlar açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0.05).
Sonuç: Günübirlik jinekolojik laparoskopilerde desfluran anestezisi, ondansetron ile anti emetik profilaksisi yapılarak propofol anestezisine alternatif olabilir kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Desfluran, propofol, ondansetron, bulantı-kusma, kognitif fonksiyon |
Santral Venöz Kateterin Yeri Oturur Pozisyon İle Değişir mi? 2005; 33: 217-221 |
Hülya Bilgin, Vuslat Muslu-Bayrak, Gülsen Korfalı
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Bursa |
|
|
Amaç: Venöz hava embolisi oturur pozisyondaki beyin cerrahisi operasyonlarının en korkulan komplikasyonudur. Bu tip operasyonlarda santral venöz basınç (CVP) kateteri sıklıkla intrakardiak havayı aspire etmek amacıyla yerleştirilir ve bu amaçla kullanılabilmesi için ucunun doğru yerde olması çok önemlidir. Bu nedenle supin pozisyondayken yerleştirilen brakiyal CVP kateterinin yerinin hasta oturur pozisyona alındıktan sonra değişip değişmediğini araştırmayı planladık.
Gereç ve Yöntem: Oturur pozisyonda operasyon geçirecek 50 hastaya supin pozisyondayken sağ veya sol brakiyal venden EKG-guide yöntemi ile Cavafix-Certondyn kateteri yerleştirildi. Hastalara oturur pozisyon verildikten sonra, tekrar EKG-guide yöntemi ile kateterin yeri kontrol edildi. Bazı hastalarda CVP kateterinin pozisyonu EKG-guide eşliğinde değiştirildi. Yapılan değişiklikler kaydedildi. İstatistiksel analizde Kruskal-Wallis ve Ki-kare testleri kullanıldı.
Bulgular: 29 hastada (% 58) CVP kateterinin yerini değiştirmek gerekti. Bu 29 hastanın 17'sinde (% 58) sağ, 12'sinde (% 42) sol brakiyal ven kullanılmıştı. Bu hastaların 24'ünde (% 83) kateteri ortalama 2.4±0.3 cm. çekmek, 5 (% 17) hastada ise, ortalama 1.7±0.1 cm. ilerletmek gerekti.
Sonuç: Bu çalışma kalpteki CVP kateter ucunun hastalara pozisyon verildikten sonra değiştiğini göstermiştir. Oturur pozisyondaki operasyonlarda cerrahi pozisyon verildikten sonra da CVP kateterinin yeri mutlaka kontrol edilmeli ve doğrulanmalıdır.
Anahtar kelimeler: Pozisyon, santral venöz kateter ucu, venöz hava embolisi, EKG-guide |
Desfluran Anestezisi ile Timpanomastoid Cerrahide Profilaktik Tropisetron-Dekzametazonun Bulantı ve Kusma Üzerine Etkisi 2005; 33: 222-226 |
Aynur Akın, Aliye Esmaoğlu, Gülen Güler, Cihangir Biçer, Adem Boyacı
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kayseri |
|
|
Amaç: Çalışmamızda desfluran anestezisi altında timpanomastoid cerrahi geçiren olgularda düşük doz dekzametazon ile tropisetron kombinasyonunun postoperatif bulantı ve kusma profilaksisinde tropisetron ve plaseboya göre etkinliğini karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: ASA I-II grubu yaşları 18-65 arasında değişen timpanomastoid cerrahi uygulanacak 105 olgu çalışmaya alındı. Randomize çift-kör olarak planlanan çalışmada olgular 3 gruba ayrıldı. Grup T'deki olgulara (Tropisetron grubu, n=35) 5 mg tropisetron, Grup TD'deki olgulara (tropisetron-dekzametazon grubu, n=35) 5 mg dekzametazon ve 5 mg tropisetron, Grup P'deki olgulara (plasebo grubu, n=35) ise, serum fizyolojik intravenöz olarak anestezi indüksiyonundan hemen sonra uygulandı. Anestezi idamesi % 5-7 desfluran ve O2 içinde % 66 N2O ile gerçekleştirildi. Bulantı ve kusma için 3 puanlı skor kullanıldı (0: yok, 1: bulantı 2: kusma).
Bulgular: Plasebo grubunda % 80 olguda bulantı ve kusma gözlenirken, tropisetron grubunda % 31.4, tropisetron-dekzametazon grubunda % 25.7 olguda bulantı ve kusma oluştu (p< 0.05). Ek antiemetik gereksinimi Grup T'de 4 (% 11.4), Grup TD'de 3 (% 8.6) ve Grup P'de 14 (% 40) hastada saptandı ve plaseboya göre diğer iki grupta istatistiksel olarak daha azdı (p< 0.05). Postoperatif bulantı ve kusma ilk 12 saat içinde Grup T ve Grup TD'de Grup P'ye göre anlamlı olarak daha düşüktü (p< 0.05). TD grubunda VAS skorları 0-2 ve 2-6 saat dilimlerinde Grup P'ye göre anlamlı olarak düşüktü (p< 0.05).
Sonuç: Desfluran anestezisi altında timpanomastoid cerrahi uygulanan olgularda hem tropisetron, hem de düşük doz dekzametazon-tropisetron kombinasyonunun postoperatif bulantı ve kusma profilaksisinde etkili olduğu, ancak dekzametazon ilavesinin kusma ve bulantıyı önlemede artan bir üstünlük sağlamadığını düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: Postoperatif bulantı ve kusma, desfluran, tropisetron, dekzametazon |
Genel Anestezi Sonrası Titreme Tedavisinde Meperidin ve Tramadolün Karşılaştırılması 2005; 33: 227-232 |
Elif Başağan-Moğol, Belgin Yavaşcaoğlu, F. Nur Kaya, Gürkan Türker, Berin Özcan
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Bursa |
|
|
Amaç: Genel anesteziden sonra uyanma döneminde görülen titreme, özellikle kardiyak ve pulmoner fonksiyonları sınırlı hastalarda sorun yaratabilir, postoperatif ağrı şiddetini arttırabilir, intraserebral ve intraoküler basınç artışına yol açabilir. Bu prospektif, randomize, çift kör çalışmada genel anestezi sonrasında görülen titreme tedavisinde meperidin ve tramadolün etkinliğini ve yan etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Genel anestezi altında rutin abdominal, ortopedik ve jinekolojik operasyon geçirmiş olan, titreme skoruna göre 3-4 olarak değerlendirilen 75 olgu çalışmaya alınarak rasgele 3 gruba ayrıldı. 25 mg meperidin, 35 mg tramadol ve 5 mL serum fizyolojik sırasıyla Grup Meperidin (n=25), Grup Tramadol (n=25) ve Grup Plasebodaki (n=25) hastalara iv bolus doz olarak uygulandı. Titreme ve sedasyon skorları, kan basıncı, kalp atım hızı, periferik oksijen satürasyonu ve ısı değerleri ilaç uygulanmadan önce ve uygulandıktan sonra 30 dk. boyunca her 5 dk.'da bir değerlendirildi. Titremenin durduğu zaman, titreme tekrar başlarsa zaman, bulantı, kusma, kaşıntı ve baş dönmesi gibi yan etkiler kaydedildi.
Bulgular: Grup Meperidin ve Grup Tramadol Grup Plaseboya göre tedaviye daha etkin ve hızlı olarak yanıt verirken (p< 0.05), bu iki grup arasında fark bulunmadı. Meperidin verilen grupta sedasyon skoru diğer iki gruba göre daha yüksekti (p< 0.05). Diğer yan etkiler açısından gruplar arasında anlamlı farklılık yoktu.
Sonuç: Titreme tedavisinde 35 mg tramadolün 25 mg meperidin kadar etkili ve daha az sedasyona neden olduğu sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: Genel anestezi, titreme, meperidin, tramadol |
İntravenöz Rejyonel Anestezide Farklı İlaç Kombinasyonlarının Karşılaştırılması 2005; 33: 233-240 |
Z. Candan Öztürk, Avni Babacan*
Özel Ankara Tüp Bebek Merkezi Anestezi ve Reanimasyon Bölümü ve Gazi Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı*, Ankara |
|
|
Amaç: Bu çalışma, intravenöz rejyonel anestezi (İVRA) uygulamalarında lokal anestezik ajanlar nedeniyle oluşabilecek toksik reaksiyonların, yöntemin etkinliği azaltılmadan önlenebilmesi için eklenen adjuvanların, postoperatif analjezi süresine etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirildi.
Gereç ve Yöntem: Küçük el cerrahisi geçirecek, ASA I-II toplam 40 hasta 10'ar kişilik 4 gruba ayrıldı. I. gruba % 0.5 lidokain, II. gruba % 0.25 lidokain + 40 mg difenhidramin, III. gruba % 0.25 lidokain + 75 mg tramadol, IV. gruba % 0.25 lidokain + 20 mg tenoksikam 40'ar mL % 0.9 NaCl ile sulandırılarak İVRA uygulandı. Tüm olgularda vital bulgular (kalp atım hızı, ortalama, sistolik, diyastolik arter basınçları) intraoperatif 30, postoperatif 15 dk. boyunca izlendi. Duyu ve motor bloğun başlangıç ve geri dönüş süreleri, intraoperatif anestezi kalitesi, postoperatif ağrı ve turnike ağrısı başlama zamanları ve yan etkiler değerlendirilerek kaydedildi.
Bulgular: Duyu ve motor blok % 0.5'lik lidokain uygulanan grup I'de daha erken gelişti. Postoperatif ağrı başlama zamanı grup IV'de (tenoksikam +lidokain), diğer gruplardan daha uzundu. Turnike ağrısı başlama zamanı, intraoperatif anestezi kalitesi açısından gruplar arasında fark saptanmadı. Postoperatif ağrı başlama süresinin tenoksikam eklenen grupta oldukça uzun olduğunu gözledik
Sonuç: Adjuvanlar, lokal anestezik ajana eklendiğinde IVRA için faydalı olabilir.
Anahtar kelimeler: İntravenöz rejyonel anestezi, lidokain, tramadol, tenoksikam, difenhidramin |
Kraniyotomilerde Çivili Başlığa Hemodinamik Yanıtın Önlenmesinde İntravenöz Sufentanil İle Bupivakain İnfiltrasyonunun Karşılaştırılması 2005; 33: 241-245 |
Ayşin Alagöl, Alkin Çolak, Zafer Pamukçu, F. Nesrin Turan*
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve S.H.M.Y.O Tıbbi Dokümantasyon Bölümü*, Edirne |
|
|
kraniyotomilerde "Mayfield Holder" yerleştirilmesi sırasında ortaya çıkan hemodinamik yanıtın önlenmesi yönünden karşılaştırıldı.
Gereç ve Yöntem: ASA I ve II grubundan, kraniyotomi geçirecek 20-58 yaşlarındaki 59 olgu, rasgele üç gruba ayrıldı. Grup S'ye % 09 NaCl infilitrasyonu ve iv 10 mg sufentanil; Grup B'ye çivi uygulanacak bölgelere 10 mg % 0.5 bupivakain ve iv % 09 NaCl; Grup K'ya intravenöz ve infilitrasyon olarak % 09 NaCl uygulandı. İndüksiyondan önce ve sonra; infiltrasyondan önce ve sonra; Mayfield'den önce ve sonra sistolik, diyastolik ve ortalama arter basınçları ile kalp hızları ölçülerek kaydedildi.
Bulgular: Grup S'de sufentanil enjeksiyonu, arter basınçları ile kalp hızını anlamlı olarak düşürdü. (p< 0.01); (p< 0.001) Grup B ve K'de ise, infiltrasyon-enjeksiyon sonrasında arter basınçları ve kalp hızında anlamlı değişiklik saptanmadı (p >0.05). Kontrol grubunda Mayfield başlık sonrası arter basınçları ve kalp hızında artış saptandı (p< 0.001) ve 5 dk. sonra, hala yüksekti (p< 0.01, p< 0.001). Grup B'de ise, diyastolik (p< 0.05) ve ortalama arter basınçları (p< 0.01) ile kalp hızı (p< 0.05) yükseldi. Diyastolik ve ortalama (p< 0.01) arter basınçları 5 dk. sonra hala yüksekti. Grup S'de çivili başlık, hemodinamik parametrelerde artışa yol açmadı; bu düşük hemodinamik değerler, sufentanil enjeksiyonundan sonra ve çalışma süresince devam etti.
Sonuç: Mayfield başlığı uygulaması sırasında çivili başlığa bağlı hemodinamik yanıtın önlenmesinde intravenöz 10 µg sufentanilin ve 10 mg % 0.5 bupivakain infiltrasyonunun etkili olduğu, ancak sufentanilin kan basıncını ve kalp hızını çalışma periyodu süresince düşürdüğü saptandı.
Anahtar kelimeler: Sufentanil, bupivakain |
Kraniyotomilerde Total İntravenöz Anestezi Uygulamasında Kullanılan Sufentanil ve Fentanilin Hemodinami ve Derlenmeye Etkilerinin Karşılaştırılması 2005; 33: 246-252 |
Pınar Yeke, Abdurrahim Derbent, Oğuz Eriş, Mehmet Uyar, Kubilay Demirağ, Taner Balcıoğlu
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İzmir |
|
|
Amaç: Kraniyotomi olgularında TİVA uygulamasında, fentanil ve sufentanil kullanımının hemodinami ve derlenme parametreleri üzerine olan etkilerinin karşılaştırılmasını amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Elektif kraniyotomi uygulanacak ASA I - II grubundan 18 -60 yaş arası 30 hasta rasgele olarak 2 gruba ayrıldı. Anestezi indüksiyonu, her iki grupta da, intravenöz 0.1 mg kg-1 atropin sulfat, 2-3 mg kg-1 propofol ve 0.1 mg kg-1 vekuronyum ile sağlandı. Fentanil grubundaki olgulara indüksiyonda intravenöz olarak 2 µg kg-1 fentanil, sufentanil grubundaki olgulara ise indüksiyonda 1 µg kg-1 sufentanil iv verildi. Anestezi idamesinde her iki grupta % 50 O2 + hava karışımının yanı sıra 5-7 mg kg-1 sa-1 propofol infüzyonu ve sufentanil grubunda 0.3 µg kg-1 sa-1 sufentanil infüzyonu, fentanil grubunda 1 µg kg-1 sa-1 fentanil infüzyonu kullanıldı.
Hemodinamik parametreler anestezi indüksiyonu öncesi, entübasyon öncesi ve sonrası, indüksiyon sonrası, çivili başlık yerleştirilmeden önce ve sonra, cerrahi insizyon öncesi ve sonrasında, tüm anestezi süresince postoperatif 240. dk.'ya dek kaydedildi.
Bulgular: Fentanil grubunda sufentanil grubu ile karşılaştırıldığında, entübasyon sonrası (p=0.001), çivili başlık yerleştirilmesi (p=0.001) ve cerrahi insizyon sonrasındaki (p=0.020) ortalama arter basıncı (OAB) değerlerinin anlamlı olarak artmış olduğu saptandı. Ayrıca OAB, fentanil grubunda entübasyon sonrasında (p=0.011) ve ekstübasyon sonrasında (p=0.023) bir önceki değere göre artış gösterdi. Kalp atım hızı fentanil grubunda hem entübasyon sonrası (p=0.013) hem ekstübasyon sonrası (p=0.017); sufentanil grubunda ise ekstübasyon sonrasında (p=0.038) bir önceki değere göre anlamlı olarak artış gösterdi. Göz açma (p=0.009) ve el sıkma zamanları (p=0.019) sufentanil grubunda daha kısa bulundu.
Sonuç: Kraniyotomi olgularında TİVA uygulamasında kullanılan dozlarda sufentanil'in intraoperatif hemodinamik yanıtları daha etkin olarak baskıladığı ve fentanil'e göre daha kısa sürede derlenme sağladığı kanısına vardık.
Anahtar kelimeler: Kraniyotomi, TİVA, fentanil, sufentanil, derlenme |
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı'nda 2001-2003 Yılları Arasında İzlenen Kanser Ağrılı Olguların Retrospektif Değerlendirilmesi 2005; 33: 253-258 |
Arif Yeğin, Bilge Karslı
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Algoloji Bilim Dalı, Antalya |
|
|
Amaç: Ağrı, kanser hastaları ve aileleri için en sık karşılaşılan ve en çok korkulan semptomdur. Bu problemin çözümü genellikle karmaşıktır ve birçok bölümü ilgilendirmektedir. Günümüzde, kanser ağrısının tedavisinde birçok ilaç ve yöntem kullanılmaktadır. Bu retrospektif çalışmada, ağrı kliniğimize başvuran 133 hasta, özellikleri, tedavi yöntemleri, ilaç tedavisi ve yöntemle ilgili komplikasyonlar yönünden değerlendirildi.
Bulgular: Olguların % 72.2'sinde medikal tedavi ve % 20.3'ünde de invazif+medikal tedavi kombinasyonları ile yeterli ağrı tedavisi sağlanmıştır. Olgularda en sık görülen yan etkiler sırasıyla kabızlık, bulantı, sedasyon, kaşıntı, kusma, idrar retansiyonu, halüsinasyon ve solunum sıkıntısı olmuştur.
Sonuç: Etkili tedavi protokollerinin hazırlanması ve tedavi ile ilgili komplikasyonları azaltmak için, prospektif, protokollü çalışmalara uzun süreli hasta takiplerine ihtiyaç olduğu kanısındayız.
Anahtar kelimeler: Ağrı; kronik, kanser, tedavi |
Psödotrombositopenik Bir Olguda Preoperatif Anestezik Hazırlık 2005; 33: 259-262 |
Kerem Erkalp, Zehra Yangın, Hamdi Delatioğlu, Feyza Bahçeci, Numan Kökten*
SSK Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi I. Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve I. Kulak Burun Boğaz* Kliniği, İstanbul |
|
|
|
|
65 yaşındaki erkek olguya larinks kanseri nedeniyle total larenjektomi ve boyun diseksiyonu ameliyatı planlandı. Preoperatif laboratuvar incelemesinde 23.400 (mm3)-1 trombosit sayısından başka bir anormallik yoktu. Olgunun anamnezinde kolay morarma ve kanama yoktu. Yaymada çok sayıda kümelenmiş trombositler görüldü. Bunun üzerine heparinli tüpe yeni bir kan örneği alındı. Trombositler 282.000 (mm3)-1 olarak sayıldı.
Bu olgu sunumunda EDTA (Etilen diamino tetraasetik asit)'ya bağlı düşük trombosit sayısına sahip bir hasta sunuldu. Anestezistler ve cerrahlar psödotrombositopeni etiyolojisinden haberdar olmalıdırlar.
Anahtar kelimeler: Psödotrombositopeni, EDTA, anestezi |
Kombine Epidural-Spinal Anestezi Sırasında Beklenmedik Kardiyak Arrest 2005; 33: 263-266 |
Figen Boyacı, Bahar Kuvaki-Balkan, Ali Günerli
Dokuz Eylül Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İzmir |
|
|
Spinal anestezi sırasında ani gelişen kardiyak arrest, ender görülen ciddi bir komplikasyondur. Amacımız artroskopi planlanan genç bir olguda; spinal anestezi sırasında gelişen kardiyak arrestin olası nedenlerini tartışmak ve spinal anestezi uygulanmış hastaların daha dikkatli ve yakın takip edilmesi gerekliliğine dikkat çekmektir.
Anahtar kelimeler: Spinal anestezi, kardiyak arrest, komplikasyon |
Ankilozan Spondilitli Bir Olguda Devamlı Spinal Anestezi Uygulaması 2005; 33: 267-269 |
Aysun Yılmazlar, Vuslat Muslu-Bayrak, Gürkan Türker, Ömer F. Bilgen*
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı*, Bursa |
|
|
Anestezist için ankilozan spondilitli olgunun anestezisi özelliklidir. Bu nedenle yazımızda total kalça protezi revizyonu geçirecek bir ankilozan spondilitli olguda devamlı spinal anestezi uygulamamız ve ankilozan spondilitli hastalardaki anestezinin özellikleri tartışıldı.
Anahtar kelimeler: Ankilozan spondilit, devamlı spinal anestezi |
|
|