TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
TEMMUZ / AĞUSTOS 2005

 

 

İlk Board Sınavının Ardından 2005; 33: 283-287
Oya Kutlay
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Bursa
ÖZET
         Yazılı sınavı 01.12.2004 ve klinik uygulamalı sınav 23.04.2005 tarihlerinde yapılan TARB sınavlarının sonuçları sınav yapılandırılması ve eğitim düzeyini yansıtması açılarından irdelenmiş olup, irdeleme raporlarından çıkarılan sonuçlar bu yazıda ele alınarak kamuoyunun bilgilendirilmesi amaçlanmıştır.
      Anahtar kelimeler: Board sınavı

Kimyasal Savaş Ajanları ve Korunma 2005; 33: 288-297

Gürayten Özyurt
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve Uludağ Zehir Danışma Merkezi, Bursa

ÖZET
          20. yüzyılda 70 değişik türde kimyasal savaş ajanı kullanılmış ya da stoklanmıştır. Kimyasal savaş ajanları; sinir ajanları, yakıcı ajanlar, akciğer irritanları, kitle kontrol ajanları, kapasite bozucu ajanlar, kan zehirleri, bitki öldürücü ajanlar olarak etkilerine göre sınıflandırılmaktadır. Korunma, antidotlar, tedavi ve yenilikler tartışılmıştır.
      Savaş sırasında veya teröristler tarafından kimyasal savaş ajanları kullanılmıştır ve kullanılabilir. Bu ajanlar sinir ajanları ve siyanid gibi hızla ölüme neden oldukları gibi hardal gazı ve akciğer irritanları gibi maruz kalıştan saatler içinde etki gösterirler. Tıp personeli tanı, tedavi için hazırlıklı olmalıdır. Bunun için de bilgi ve araç, gerec ve antidotlara sahip olmalıdırlar.
      Anahtar kelimeler: Kimyasal savaş, kimyasal savaş ajanları, antidotlar, kimyasal savaşta korunma

Total Abdominal Histerektomi Operasyonlarında Preemptif MgSO4 ile Remifentanilin Hemodinami ve Postoperatif Ağrı Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması 2005; 33: 298-306
İlkben Günüşen, Semra Karaman, Vicdan Fırat, Meltem Uyar
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İzmir
ÖZET
     Amaç: Analjezinin cerrahi uyarıdan önce verilmesi, cerrahi uyarıya spinal duyarlılığı inhibe ederek postoperatif ağrıyı azaltması preemptif analjezi olarak bilinir. Çalışmamızda MgSO4 ve remifentanilin, intraoperatif analjezik gereksinimi ve postoperatif ağrı üzerine olan etkilerini karşılaştırdık.
      Gereç ve Yöntem: ASA I-II, 30-60 yaş arası total abdominal histerektomi yapılacak 40 hasta, rastgele iki gruba ayrıldı. İndüksiyon öncesi, Grup M'ye 30 mg kg-1 MgSO4 iv, Grup R'ye 1 µg kg-1 remifentanil iv bolus uygulandı. Standart anestezi indüksiyonunu takiben, Grup M'ye 10 mg kg-1 sa-1'den MgSO4, Grup R'ye 0.25 µg kg-1 dk-1'dan remifentanil infüzyonuna başlandı. Postoperatif dönemde ise, morfin ile hasta kontrollü analjezi yöntemi uygulandı.
      Bulgular: Kalp hızı bakımından gruplar arasında fark yoktu. ortalama arter basıncı açısından ise MgSO4 grubu hemodinamik olarak daha stabil iken remifentanil grubu daha hipotansifti. İntraoperatif analjezik gereksiniminde, gruplar arasında fark yoktu. Postoperatif dönemde ağrı skorları, morfin tüketimleri, ek analjezik gereksinimleri MgSO4 grubunda daha düşük, sedasyon skorları ve hasta memnuniyeti daha yüksekti (p<0.05).
      Sonuç: Magnezyum, remifentanil ile kıyaslandığında edildiğinde, perioperatif dönemde eşdeğer bir analjezi ve daha iyi hemodinamik stabilite sağladığı sonucuna varıldı.
      Anahtar kelimeler: Preemptif analjezi, magnezyum, remifentanil, hemodinamik stabilite, postoperatif ağrı

Postoperatif Dönemde Hastaların Anestezi Konusundaki Endişeleri Nelerdir? 2005; 33: 307-312
Gönül Tezcan-Keleş, Verda Toprak, Arzu Kefi, Demet Tok
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Manisa
ÖZET
       Amaç: Genel anestezi uygulanan hastalarda, cerrahiden hemen ve yirmi dört saat sonrasına ait endişelerinin neler olduğunu araştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Etik kurul izni ile onay alındıktan sonra 173 olgu çalışmaya alındı. Standart soru anketinde ağrı, bulantı, kusma, çevreyi tanımama, bilinçsizlik hali, titreme, boğaz ağrısı, uykuya meyilli olma, tüpü hissetme, susuzluk hissi, ameliyatı hatırlama semptomlarının puanlama yapılarak değerlendirilmesi istendi. Puanlama görsel nümerik değerlendirme tekniği ile yapıldı ve her bir semptoma; 1 puan (en az endişe duyulan semptom) ile 10 puan, (en çok endişe duyulan semptom) arasında puan verilmesi istendi.
      Bulgular: Olgular (4.6±3.6) puan vererek en çok ameliyat sonrası ağrı duyma endişesini taşıdıklarını belirttiler. Operasyonun birinci günü ise, ağrı puanı (5.8±3.7) artış gösterdi. Bilinçsizlik hali (3.2±4.0), boğaz ağrısı (2.8±3.44), çevreyi tanımama (2.5±3.5) ve uykuya meyil (2.1±2.9) puan aldı. Ağrı ile ilgili endişe operasyon sonrası birinci günü belirgin olarak artarken diğer faktörlerde ameliyat öncesinde verilen puanlara göre azalma gösterdiler.
      Sonuç: Genel anestezi alan hastalarda, ameliyat sonrası ağrı, en yoğun endişe kaynağıydı; bu bulgular, ameliyat sonrası dönemdeki ağrı kontrolünün operasyon öncesinde hasta ile detaylı olarak konuşulmasının önemini ortaya koymuştur
      Anahtar kelimeler: Genel anestezi, hasta endişesi, postoperatif dönemi

Epidural Anestezide Bilinçli Sedasyon; Remifentanil ve Propofol Karşılaştırılması 2005; 33: 313-320
Semra Karaman, Tülin Akarsu*, Vicdan Fırat
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve Kadıköy Özel Anadolu Çınar Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon*, İzmir
ÖZET
     Amaç: Çalışmamızda epidural anestezide bilinçli sedasyonda, çok kısa etkili opioid ajan olan remifentanil ile propofolün karşılaştırılması amaçlandı.
      Gereç ve Yöntem: ASA I-II grubu, 35-60 yaş arasında 50 olgu epidural anestezi uygulamasını takiben randomize olarak iki gruba ayrıldı. Grup R'ye: remifentanil 0.1 µg kg-1 bolus takiben 0.025-0.1 µg kg-1 dk-1 infüzyonu ve Grup P'ye, propofol 0.5 mg kg-1 bolus takiben 1-4 mg kg-1 sa-1 infüzyon uygulandı. Blok öncesi, sedasyon öncesi, sedasyon sonrası 1., 5., 10., 15. dk. ve operasyon sonu ve postoperatif 15., 30. dk.'larda kalp atım hızı (KAH), ortalama arter basıncı (OAB), periferik oksijen satürasyonu (SpO2), solunum sayısı (SS) ve sedasyon değerleri kaydedildi.
      Bulgular: İlk 15 dk.'daki ölçümlerde blok öncesine göre KAH ve OAB'de anlamlı düşmeler gözlenirken (p< 0.05), operasyon sonu ve postoperatif dönemdeki değerler açısından anlamlı fark bulunmadı. Gruplar arası karşılaştırmada ise KAH değerleri açısından fark saptanmazken, OAB değerlerinin 1., 5., 10., 15. dk.'larda propofol grubunda anlamlı olarak daha düşük olduğu saptandı (p< 0.05). Solunum depresyonu yönünden karşılaştırıldığında ilk 15 dk.'daki ölçümlerde Grup R'de Grup P'ye göre SS ve SpO2'de azalma saptandı (p< 0.05). Gruplar sedasyon açısından değerlendirildiğinde Grup R'de sedasyon skorları Grup P'ye göre anlamlı olarak düşük bulundu (p< 0.05). Postoperatif derlenme süreleri Grup R'de 8.1±4.3 dk., Grup P'de 7.9±5.1 dk. olarak bulundu ve gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmadı.
      Sonuç: Sedasyon sağlamada propofolün daha etkili ve güvenli olduğu, remifentanilin daha fazla solunum depresyonuna neden olup, bulantı ve kusma oranını arttırdığı saptandı ve sedasyon amacıyla kullanımında dikkatli izlem gerektiği kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: Rejyonal anestezi, sedasyon, remifentanil, propofol

TPN Uygulanan Olgularda Antiseptik Kaplı Santral Venöz Kateterlerin Kateter Kolonizasyonu ve Kateterle İlişkili Bakteremi Oranlarına Etkisi 2005; 33: 321-327
Ferda Kahveci, Fatma Nur Kaya, Selcan Osma, Oya Kutlay
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Bursa
ÖZET
   Amaç: Çalışmamız, klorheksidin ve gümüş sülfadiyazin kaplı santral venöz kateterlerin (KGS-SVK) TPN uygulanan kritik olgularda kolonizasyon ve kateterle ilişkili bakteremi oranı üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı.
      Gereç ve Yöntem: TPN alan 13 olguda üç lümenli KGS-SVK, 17 olguda ise standart üç lümenli santral venöz kateter (Standart- SVK) uygulandı. SVK'ler gereksinim kalmadığında veya sepsisin klinik bulguları gözlendiğinde çıkarıldı.
      Bulgular: Kateterizasyon ve TPN kullanım süreleri, kateter kolonizasyonu ve kateterle ilişkili bakteremi oranları iki grup için de benzer bulundu. Kateter kolonizasyonu, KGS-SVK grubunda 6 olguda (% 46.2) (33.5/1,000 kateter günü), Standart-SVK grubunda 5 olguda (% 29.4) (29.8/1,000 kateter günü) saptandı. Kateterle ilişkili bakteremi ise, KGS-SVK grubunda 2 olguda (% 15.1) (11.2/1,000 kateter günü), Standart-SVK grubunda 1 olguda (% 5.9) (5.9/1,000 kateter günü) gözlendi.
      Sonuç: Bu çalışma grubunda antiseptik kaplı kateter kullanımının kateter kolonizasyonu ve kateterle ilişkili bakteremi oranları üzerine etkisinin olmadığı görülmekle birlikte daha fazla olguda araştırma gerektiği sonucuna varılmıştır.
      Anahtar kelimeler: Santral venöz kateter, antiseptik kaplı kateter, kateter kolonizasyonu, kateterle ilişkili bakteremi

Mekanik Ventilasyon Uygulanan Yoğun Bakım Hastalarında Kardiyak Output Ölçümünde Yöntem Karşılaştırması 2005; 33: 328-332
Sinan Gürsoy, Kenan Kaygusuz, Nur Kunt, Haluk Kafalı, Caner Mimaroğlu
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Sivas
ÖZET
    Amaç: Kardiyak output monitorizasyonu için termodilüsyon tekniği en yaygın klinik uygulama olmasına rağmen, invaziv bir tekniktir ve bunun olası risklerini taşır. Bu nedenle invaziv olmayan kardiyak output ölçüm tekniklerinin önemi artmaktadır. Bu çalışmada mekanik ventilasyon uygulanan yoğun bakım hastalarının, kardiyak output ölçümünde noninvaziv yöntem olan parsiyel CO2 geri soluma tekniğinin güvenirliğini termodilüsyon yöntemi ile karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Çalışma mekanik ventilasyon gerektiren 23-75 yaşları arasında 32 yoğun bakım hastasında planlandı. Hastalar kontrollü mekanik ventilasyon modunda solutuldu. Kardiyak output ölçümleri invaziv ve noninvaziv olarak 4 saat arayla 2 kez eşzamanlı yapıldı.
      Bulgular: İki ölçümde de kardiyak output değerlerinde yöntemler arasında istatistiksel fark olmadığı gibi (p>0.05), her iki yöntemle ölçülen kardiyak output değerlerinde yüksek korelasyon tespit edildi (p<0.05).
      Sonuç: Mekanik ventilasyon gerektiren hastalarda kardiyak output ölçümünde noninvaziv parsiyel CO2 geri soluma tekniği, termodilüsyon yöntemine alternatif olabilir.
      Anahtar kelimeler: Kardiyak output, karbondioksit, parsiyel geri soluma, termodilüsyon

Yoğun Bakım Ünitesinde Konfüzyon Değerlendirme Ölçeğinin Geçerlik Güvenilirlik Çalışması 2005; 33: 333-341
Seda B. Akıncı*, Murat Rezaki**, Hatice Özdemir***, Ayla Çelikcan****, Meral Kanbak*, Kaya Yorgancı*****, Ülkü Aypar*
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon*, ve Psikiyatri** Anabilim Dalları, Merkez Öğrenci Sağlık Merkezi***, Hemşirelik Yüksekokulu****, Genel Cerrahi Anabilim Dalı*****, Ankara
ÖZET
 Amaç: Deliryum yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) belirgin morbidite ve yüksek mortalite ile ciddi bir problemdir. Deliryumun tanısında hemşireler ve yoğun bakım doktorları gibi psikiyatrist olmayanların da kullanabileceği YBÜ konfüzyon değerlendirme ölçeği (Confusion Assessment Method for The Intensive Care Unit; CAM-ICU) geliştirilmiştir. Bu çalışmada, yoğun bakım hastalarında, Yoğun Bakım Ünitesinde Konfüzyon Değerlendirme Ölçeği (YBÜ-KDÖ) Türkçe versiyonunun geçerlik-güvenilirliğinin saptanması amaçlandı.
      Gereç ve Yöntem: 48 saatten uzun YBÜ'de kalan, 60 erişkin hasta çalışmaya alındı. Hastalara başhemşire ve yoğun bakımın sorumlu uzmanı birbirinden bağımsız YBÜ-KDÖ'yü uyguladı. YBÜ-KDÖ'nün dört maddesi: ani bilinç değişikliği veya bilinç düzeyinin dalgalanması, dikkat değerlendirmesi, düşünce organizasyonun bozulup bozulmadığı ve bilinç düzeyinin değerlendirilmesiydi. Deliryum tanısı konulabilmesi için ilk iki maddenin ve üçüncü veya dördüncü maddelerden birinin pozitif olması gerekliydi. Buna ilave bir psikiyatri uzmanı hastayı deliryum açısından bağımsız olarak değerlendirdi.
      Sonuçlar: Hastalarımızın 26'sında (% 43) deliryum tanısı kondu. Deliryumda olan hastaların, olmayanlara göre daha yaşlı oldukları, önceden YBÜ'de yatmış oldukları, bu seferki YBÜ yatışlarının acil olduğu ve daha uzun süre YBÜ'de kaldıkları saptandı. YBÜ-KDÖ de, sadece sözel dikkat testi uygulandı ve dikkat testinde doğru yanıt limitinin 8'den 12'ye artırılmasının uyumu artırabileceği görüldü. Bu şekliyle, YBÜ-KDÖ'nün kabul edilebilir düzeyde sensitiviteye (% 65-69), mükemmel spesifisiteye (% 97) ve güvenirliliğe (Kappa=0.96) sahip olduğu saptandı.
      Sonuç: YBÜ-KDÖ'nün günlük izlem formlarına eklenmesi, deliryumun yoğun bakımda erken fark edilmesini, önlemlerin alınması ve tedavisinin yapılabilmesini sağlayabilir kanısındayız.
      Anahtar kelimeler: Deliryum, yoğun bakım ünitesi, yoğun bakım ünitesinde konfüzyon değerlendirme ölçeği (YBÜ-KDÖ)

Multipl Sklerozlu Bir Olguda Anestezi Uygulaması 2005; 33: 342-345
Fatma Ertuğrul, Nurten Kayacan, Güzide Çelikbilek, Bilge Karslı
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Antalya
ÖZET
    Multipl skleroz (MS) beyin ve spinal kordun farklı bölümlerinin demiyelinizasyonu ile karakterize bir hastalıktır. Cerrahi girişim ya da genel anestezi gibi stres durumları hastalığın alevlenmesine yol açabilmektedir. Perioperatif hipertermi MS'li hastalardaki postoperatif alevlenmenin oluşmasındaki olası nedenlerden biridir. Tedavide kullanılan ajanlar (kortikosteroidler, baklofen, antikonvülzanlar, siklofosfamid) anestezi uygulamalarını etkileyebilir. Bu olgu sunumunda, mesane rekonstrüksiyonu için opere edilen multipl sklerozlu bir hastadaki anestezik yaklaşımı aktarmayı amaçladık.
      Anahtar kelimeler: Multipl skleroz, anestezi

Hava yolu Obstrüksiyonuna Neden Olan Çift Arkus Aorta 2005; 33: 346-349
Şule Akın, Aslı Dönmez, Suat Özer Öner*, Nusa Tuna*, Semire Serin Özalevli**
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Ankara Uygulama ve Araştırma Merkezi, Ankara, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi, Adana*, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi, Adana**
ÖZET
       Trakeobronşiyal obstrüksiyona neden olan vasküler anomaliler arasında çift arkus aorta, pulmoner arter "slingi", anormal innominat arter çıkışı, aort koarktasyonu ve retroözefageal sağ subklaviyan arter yer almaktadır. Bu olgu sunumunda özellikle yenidoğan döneminde açıklanamayan solunum sıkıntısı olduğunda konjenital trakeobronşiyal anomaliler, yabancı cisim aspirasyonu, mediyastinal kitleler yanında konjenital vasküler anomalilerden de "Çift arkus aorta"nın akıla getirilerek ileri tetkikin yapılması gerekliliğini vurgulamayı amaçlıyoruz.
      Anahtar kelimeler: Çift arkus aorta, trakeobronşiyal obstrüksiyon

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker