 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
OCAK / ŞUBAT 2006
|
Katarakt Cerrahisinde Genel Anestezi ve Lokal Anestezi Uygulamalarının Miyokard İskemisi ve Postoperatif Komplikasyonlar Üzerine Etkileri 2006; 34(1):12-19 |
Bahar Gül, Deniz Karakaya, Bahattin Balcı*, Ayla Tür
Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Kardiyoloji* Anabilim Dalları, Samsun |
|
|
Amaç: Bu çalışmada katarakt cerrahisi uygulanacak hastalarda genel anestezi ve lokalanestezinin intraoperatif ve postoperatif miyokardiyal iskemi insidansına ve postoperatif komplikasyonlar üzerine olan etkilerini araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Katarakt cerrahisi planlanan (>65 yaş, ASA I-III) 57 hasta randomize olarak 2 gruba ayrıldı. Otuz hastaya genel anestezi (Grup GA), 27 hastaya lokal anestezi (Grup LA) uygulandı. Bütün hastalara preoperatif 12 saat öncesinden başlanarak postoperatif 24. saate kadar Holter cihazı ile EKG kaydı yapıldı. EKG analizinde ST segmentinde 1 dakikadan uzun süren, 1 mm.'den fazla depresyon veya 2 mm.'den fazla yükselme, iskemi olarak tanımlandı. Postoperatif kompikasyonlar, ilk ağrı başlama zamanı ve bu dönemdeki VAS değerleri kaydedildi.
Bulgular: Grup GA ve LA'da preoperatif iskemi insidansı sırasıyla % 42.1 ve % 57.9, intra/postoperatif iskemi insidansı ise, % 57.1 ve % 42.9 oranında bulundu (p>0.05). Preoperatif dönemde iskemi varlığı, intra/postoperatif iskemi insidansını Grup GA'da 8 kat, Grup LA'da ise 12.5 kat arttırdı (p< 0.05). Grup GA'da bulantı % 50, kusma % 13.3, boğaz ağrısı % 60 sıklıkta görüldü. Göz ağrısındaki VAS değerleri ise, Grup GA'da Grup LA'ya göre daha yüksekti (p< 0.05). Genel anestezi uygulanan grupta daha fazla hastada analjezik gereksinimi oldu (p< 0.05).
Sonuç: 65 yaş üzerinde katarakt cerrahisi uygulanan hastaların % 47.3'ünde iskemi oluşmaktadır. Ayrıca, genel anestezi uygulaması bulantı, kusma insidansında ve analjezik gereksiniminde artışa yol açmaktadır.
Anahtar kelimeler: Oftalmik cerrahi, perioperatif miyokardial iskemi, postoperatif komplikasyonlar |
|
Lomber Disk Cerrahisinde Preemptif Uygulanan Lornoksikamin Analjezik Etkinliği 2006; 34(1):20-26 |
Berrin Işık, Zerrin Özköse, Melis Gökçe, Gökhan Kurt, Memduh Kaymaz*, Şahin Yardım
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Nöroşirürji* Anabilim Dalları, Ankara
|
|
|
Amaç: Elektif lomber disk cerrahisi uygulanacak olgularda preemptif uygulanan 8 ve 16 mg lornoksikamın analjezik etkinliğini plasebo ile karşılaştırarak değerlendirmeyi amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Lomber disk cerrahisi planlanan, ASA I-II grubu, 60 olgu preoperatif dönemde rasgele 3 gruba ayrılarak; 1. gruba (Grup P) 100 mL serum fizyolojik (SF), 2. gruba (Grup L8) 8 mg lornoksikam ve 3. gruba (Grup L16) da 16 mg lornoksikam 100 mL SF içinde iv yolla verildi. Anestezi indüksiyonu iv 5 mg kg-1 tiyopental ve eşzamanlı 0.2 µg kg-1 dk-1 remifentanil infüzyonu ve 0.1 mg kg-1 pankuronyum bromid ile sağlandı. Anestezi idamesi 6 L dk-1 % 50 O2 % 50 hava içerisinde % 1 konsantrasyonda izofluran ve remifentanil infüzyonu ile sürdürüldü. Remifentanil infüzyon hızı, arteriyel kan basıncı anestezi öncesi alınan değere göre ±% 20 aralığında kalacak şekilde titre edildi. Olguların preoperatif, postoperatif Aldrete?9 olduğu dönemdeki ve bundan sonraki 2., 4., 6. ve 24. saatlerdeki VAS değerleri, peroperatif tüketilen toplam remifentanil miktarı ile varsa yan etkiler kaydedildi. En az bir saat derlenme odasında ve 24 saat serviste izlenen hastalara ilk kez VAS?4 olduğunda 1 mg kg-1 im, daha sonra ise 0.5 mg kg-1 petidin hidroklorür iv yolla verildi. Postoperatif ilk ilave analjezik gereksinim zamanı ve 24 saatte tüketilen toplam petidin hidroklorür miktarı kaydedildi.
Bulgular: Gruplar arasında peroperatif tüketilen toplam remifentanil miktarında fark bulunmazken, postoperatif ilk analjezik gereksinim zamanı Grup L16'da Grup L8'e ve Grup L8'de de Grup P'ye göre anlamlı ölçüde uzun, postoperatif 24 saat boyunca tüketilen petidin hidroklorür miktarı da Grup L16 ve Grup L8'de Grup P'ye göre anlamlı ölçüde az bulundu (p?0.05).
Sonuç: Lomber disk cerrahisinde preemptif verilen lornoksikamın postoperatif analjezik etkinliği olduğuna ve 16 mg'lık dozunun 8 mg'a göre daha uzun süre analjezi sağladığı kanısına vardık.
Anahtar kelimeler: Preemptif analjezi, lornoksikam, lomber disk cerrahisi |
Sezaryen Cerrahisi İçin Uygulanan Spinal Anesteziyle İlişkili Hipotansiyonun Önlenmesi 2006; 34(1):27-34 |
Mehmet Okutan, İsmail Serhat Kocamanoğlu, Bengi Şener, Deniz Karakaya, Binnur Sarıhasan, Ayla Tür
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Samsun |
|
|
Amaç: Çalışmamızda sezaryen için spinal anestezi uygulaması sonucu oluşabilecek hipotansiyonu önlemede değişik sıvı rejimlerinin ve efedrin infüzyonunun etkinliklerini karşılaştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: ASA I-II, sağlıklı, termde, sezaryen operasyonu olacak 80 gebe rasgele olarak 4 gruba ayrıldı. Grup L'e 20 mL kg-1 laktatlı ringer solüsyonu, Grup H'ye 500 mL % 6 hidroksietilstarch solüsyonu, Grup LH' ye 250 mL % 6 hidroksietilstarch ve 10 mL kg-1 laktatlı ringer solüsyonları spinal enjeksiyon öncesi 20 dakikalık sürede uygulandı. Grup LE'ye ise spinal enjeksiyon öncesi 20 dakikalık sürede 10 mL kg-1 laktatlı ringer solüsyonu ve spinal enjeksiyondan sonraki ilk 3 dakikada 0.25 mg kg-1 dozunda efedrin infüzyonu verildi. Tüm gruplara idamede 5 mL kg-1 saat-1 laktatlı ringer solüsyonları verildi.
L2-3 veya L3-4 aralıklarından, 27 G Quincke spinal iğne ile 10 mg % 0.5 hiperbarik bupivakaine 15 µg fentanil eklenerek toplam 3.5 mL volümle spinal enjeksiyon gerçekleştirildi. Dakikada bir arteriyel tansiyon, SpO2 ve kalp atım hızı değerleri kaydedildi. Spinal enjeksiyon zamanı, cilt insizyon, zamanı, uterin insizyon zamanı ve doğum zamanları kayda alındı. Doğum sonrası 1. ve 5. dakikalardaki bebek APGAR skorları değerlendirildi. Umblikal arter ve venden kan gazı analizi için örnekler alındı.
Bulgular: Gruplar arasında hipotansiyon görülme sıklığı açısından bir fark oluşmadı. Grup LE'de Grup LH'ye göre spinal anestezinin 7. ve 8. dakikalarında istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde kalp atım hızında yükseklik saptandı. Neonatal sonuçlar açısından da gruplar arasında fark görülmedi.
Sonuç: Sezaryen için spinal anestezi uygulamasında hipotansiyonun önlenmesinde proftaktik kristalloid veya kolloid sıvı uygulamaları ve gereksinim halinde efedrin uygulanmasının en iyi yöntem olduğu kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Efedrin, hipotansiyon, sezaryen, sıvı tedavisi, spinal anestezi |
Postoperatif Bulantı Kusmanın Önlenmesinde Ondansetron-Deksametazon Kombinasyonunun Ondansetron ve Deksametazon ile Karşılaştırılması 2006; 34(1):35-42 |
Dilek Özdamar, Nur Baykara, Hakan Canatay, Mine Solak, Kamil Toker
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İzmit |
|
|
Amaç: Bu çalışmada operasyon öncesi ondansetron-deksametazon kombinasyonunu veya bunlardan birini uygulayarak laparoskopik kolesistektomilerde görülen bulantı kusmanın ne ölçüde önlenebilineceğinin araştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: ASA I-III grubundan, yaşları 18-75 arasında olan 75 hasta 3 gruba ayrıldı. İndüksiyon öncesi; Grup-I'de 8 mg deksametazon, Grup-II'de 4 mg ondansetron, Grup-III'de 4 mg ondansetron + 8 mg deksametazon intravenöz olarak uygulandı. İndüksiyonda, iv, 2 mg kg-1 propofol, 0.5 µg kg-1 remifentanil bolus, 0.6 mg kg-1 rokuronyum uygulandı. % 50 oksijen-hava karışımı ve % 0.6-1 konsantrasyonda izofluran ve remifentanil infüzyonuyla idame yapıldı. Son 30. dakikada 75 mg diklofenak sodyum intramuskular uygulandı. Postoperatif 24 saat bulantı kusma ve ağrı takibi yapıldı. Bulantı ya da bulantı, kusma varlığında iv 10 mg metoklopramid, ağrı için 1 mg kg-1 iv tramadol uygulandı.
Bulgular: Postoperatif 0-2. saatte ve 6-24. saatte bulantı, bulantı- kusma sıklığı Grup I'de diğer iki gruba göre daha fazlaydı (p< 0.05). Antiemetik ilaç kullanımı da 0-2. saatte, 6-24. saatlerde Grup I'de diğer iki gruba göre daha fazla gözlendi (p< 0.05). VAS değerleri ve ek analjezi gereksinimleri Grup I'de 2-6. saatler arasında diğer gruplara göre daha yüksekti. Diğer iki guruba göre tramadol ihtiyacı grup I de daha fazlaydı. (p< 0.05). Postoperatif baş ve yan ağrısı, abdominal distansiyon idrar retansiyonu, kaşıntı gibi komplikasyonlar Grup III'de en düşüktü.
Sonuç: Laparoskopik kolesistektomilerde postoperatif bulantı kusmanın önlenmesinde ondansetron-deksametazon kombinasyonunun daha etkin olduğu bulundu.
Anahtar kelimeler: Postoperatif bulantı kusma, ondansetron, deksametazon |
Bir Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalında Helicobacter Pylori Taraması 2006; 34(1):43-47 |
Fatma Nur Kaya, Aysun Yılmazlar, Selim Gürel*, Berin Özcan, İlhan Gökçe, Ümran Suna
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve Gastroenteroloji* Bilim Dalı, Bursa |
|
|
Amaç: Akademik anesteziyoloji kliniği çalışanlarında Helicobacter pylori prevalansını ve ilişkili olabilecek epidemiyolojik faktörleri saptamayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Onayları alındıktan sonra 37 anesteziyoloji çalışanı çalışmaya dahil edildi, kan örnekleri alındı, katılımcılara yaş, cinsiyet, mesleki çalışma süresi (1-5 yıl, 5-15 yıl, 15 yıl üzeri), dispepsi şikayetleri ve son ayda H2 reseptör blokeri ve proton pompa inhibitörü kullanımının sorgulandığı anket dolduruldu. Helicobacter pylori'ye karşı Ig G antikorları enzim linked immunosorbent assay (ELİSA) testi ile değerlendirildi.
Bulgular: Katılımcıların 21'i hekim, 16'sı anestezi teknisyeni idi. On altı (% 76) hekim ve 13 (% 81) anestezi teknisyeninde Helicobacter pylori antikoru pozitif olarak bulundu (p>0.05). Helicobacter pylori seroprevalansı ile epidemiyolojik faktörler arasında ilişki bulunmadı. Helicobacter pylori için seropozitiflik, hekim olanlarda 1-5 yıllık deneyimlilerde % 80, 1-15 yıllık deneyimlilerde % 75 ve 15 yılın üzerinde deneyimi olanlarda % 67, anestezi teknisyenlerinde ise 1-5 yıllık deneyimlilerde % 73, 1-15 yıllık deneyimlilerde % 100 ve 15 yılın üzerinde deneyimi olanlarda % 100 olarak bulundu (p>0.05).
Sonuç: Bu çalışma, anestezi personelinin Helicobacter pylori enfeksiyonunun ve vektör taşıyıcılığının önemini, ayrıca; bunların epidemiyolojik faktörlerle ilişkili olmadığını göstermektedir.
Anahtar kelimeler: Enfeksiyon; Helicobacter pylori, prevalans, Anestezi; anestezi personeli |
Bursa İl Merkezinde Görevli Anestezistlerde Mesleki Tükenmeyi Etkileyen Faktörler 2006; 34(1):48-55 |
Nermin Kelebek Girgin, Vuslat Muslu Bayrak, Cengiz Akkaya*, Deniz Tuna Erşaylı, Aysun Yılmazlar
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Psikiyatri* Anabilim Dalları, Bursa |
|
|
Amaç: Tükenmişlik; bireylerin işleri gereği karşılaştıkları insanlara karşı duyarsızlaşmaları, duygusal yönden kendilerini tükenmiş hissetmeleri ve kişisel başarı duygularının azalmasıdır. Tükenme daha çok hekimlik, hemşirelik, öğretmenlik gibi insanlarla yakın ilişki içinde çalışan meslek gruplarında görülmektedir. Çalışmamızın amacı ameliyathane, yoğun bakım, ağrı üniteleri gibi stresli ortamlarda çalışan anesteziyoloji ve reanimasyon (AR) uzmanları ve uzmanlık öğrencisi hekimlerde mesleki doyum ve tükenme düzeylerini etkileyen faktörler ve buna eşlik eden sosyodemografik özellikleri araştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Bursa il merkezindeki hastanelerde çalışan AR uzmanları, Uludağ Üniversitesi'nde 1 yıldan uzun süredir AR uzmanlığı eğitimi alan araştırma görevlisi hekimler ve üniversitede görev yapan öğretim üyeleri çalışmaya alındı. Duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıyı araştıran Maslach Tükenme Ölçeği ile kişisel özellikler, alışkanlıklar ve çalışma koşullarını araştıran sosyodemografik veri toplama formu ve çalışmanın amacını anlatan bilgilendirilmiş olur formu 60 hekime gönderildi. Geri bildirimde alınan 46 formdaki veriler Pearson korelasyon, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testi ile istatiksiksel olarak değerlendirildi.
Bulgular: Çalışmaya katılan olgular 26-60 (38.8±9.1) yaşları arasında olup 27'si (% 58.7) kadın, 19'u (% 41.3) erkek, 41'i (% 89.1) evli, 5'i (% 11.9) bekâr, boşanmış ya da eşi ölmüş kişilerden oluşmaktaydı. Otuz bir olgu (67.4) çocuk sahibiyken, 15 olgunun (% 32.6) çocuğu yoktu. Cinsiyet, çocuk sahibi olma, unvan, nöbet tutma, uyku süresi, yeniden aynı mesleği seçme isteğinde olma ve anestezi alanındaki görev süresi tükenmişliğin değişik boyutları ile ilişkili bulundu. Medeni durum, çalışılan hastane ve gelir düzeyinin tükenme ile ilişkisi saptanmadı.
Sonuç: İnsan ilişkilerinin yoğun olduğu sağlık sektöründe çalışan anestezistlerin mesleki tükenmeye yatkın oldukları, risk oluşturan faktörlerin tanımlanması ve önlem alınmasının gerekli olduğu sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: Tükenme, hekim, anestezi, iş doyumu, stres |
Uyanık Hastada Yüksek Torakal Epidural Anestezi ile Mini Torakotomi Uygulaması 2006; 34(1):56-59 |
Bünyamin Muslu, Bayazit Dikmen, Handan Şaştım, Eyüp Horasanlı, Selda Muslu
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji Kliniği, Ankara |
|
|
Tanısal amaçlı torakotomi yapılması planlanan spontan soluyan bir hastada rejyonel anestezi uyguladığımız bir olguyu sunmayı amaçladık. İntra torasik kitle tanısı için ameliyata alınan genel anesteziyi istemiyen 75 yaşında kronik obstruktif akciğer hastasında yüksek trokal epidural uygulandı. Hastaya T2-T3 aralığından 8 mL % 0.5 bupivakain ve 1 mL 50 Ìg fentanil ile epidural anestezi uygulandı ve kateter yerleştirildi. Torakotomi sonrası sağ akciğer spontan pnömotoraks ile kollabe oldu. Ameliyat spontan tek akciğer ventilasyonu ile başarılı şekilde sonlandırıldı. Yüksek torasik epidural anestezi ile torokotomi riskli hastalarda bir seçenektir.
Anahtar kelimeler: Torakal epidural anestezi, uyanık, torakotomi |
Vazovagal Senkop Tanısı Olan Olguda İntraoperatif Bradikardi ve Hipotansiyon 2006; 34(1):60-63 |
Zerrin Yılmaz, Zeki T. Tekgül, Mustafa Arslan, Berrin Günaydın, Kadir Kaya
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara |
|
|
Senkop sendromlarından karotis sinüs sendromu, durumsal senkop ve vazovagal (vagovagal) senkop olarak da bilinen nörokardiyojenik senkop nöral aracılı meydana gelmektedir. Bunlardan vazovagal senkop, çocuk ve erişkinlerde açıklanamayan senkop nedenlerinin çoğunluğunu oluşturmaktadır. Bu olgu sunumunda önceden vazovagal senkop tanısı almış ve genel anestezi altında laparoskopik tüp ligasyonu planlanan olguda anestezi indüksiyonundan sonra Trendelenburg pozisyona alınmayı takiben ani gelişen bradikardi ve hipotansiyonunun literatür eşliğinde tartışılarak sunulması amaçlandı.
Anahtar kelimeler: Senkop, vazovagal, nörokardiyojenik, genel anestezi |
|
|