TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
MART / NİSAN 2006

 

 

Anestezi Kliniklerinin Yapılaşması 2006; 34(2):83-91
Kutay Akpir
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji Anabilim Dalı, İstanbul
ÖZET
        1990'lı yıllarda sağlık harcamalarında ortaya çıkan artış, sağlık harcamalarını ödeyen kurumlarda ekonomik sıkıntılara ve bütçe açıklarına neden olmuştur. Bu duruma sağlık planlamacıları "dur" diyerek sağlıkta yeni ve radikal bir reform harekatı başlatmışlardır. Yapılan reforma göre sağlık hizmeti bir "iş"tir. Bu durumda klinikler bir iş yeri, sağlık personeli, teknisyen ve işçi gibi görülmeye başlanmıştır. Sonuçta sağlıkta iş ve iş yeri ilkelerine uygun bir yapılaşma başlatılmış ve bu olay literatüre "kliniklerin iyileştirilmesi" adı ile geçmiştir. Reform ile sağlık hizmetlerinde anlayış değişmiş, tedavi edici hekimlik önleyici prevantif hekimlik anlayışı ile yer değiştirmiştir. Kliniklerin yönetim tarzında büyük değişiklikler olmuştur. Klinikler Donebedian'ın kalite kontrol anlayışına uygun olarak yapılandırılmıştır.
      Bu değişiklikler olduğu sırada anestezide de önemli gelişmeler olmuştur. 1980'li yıllarda anestezide daha önce görülen dağınıklığı düzeltici, yüksek mortalite oranını ve maliyeti düşürücü çalışmalar sonuçlarını vermeye başlamıştır. Cooper'in anestezi ile ilgili kuralları onu takiben getirilen standartlar Anestezide sağlık reformunun filozofisine uygun düşen düzenlemeler idi. Dolayısıyla sağlık reformunun gereken altyapısı büyük ölçüde anestezi dalında tamamlanmış oldu. Önemli bir değişiklik klinik yönetimi ve yönetici modelinde ortaya çıkmıştır.
      Kalite kontrol anlayışı üretimi ve verimi sürekli denetlemeyi zorunlu kılar. Bu anlayışın uygulandığı klinikler, verimlerini arttırmayı başarabilirler. Anestezi kliniklerine bu anlayış yerleşti sonuç olarak yeni reform kurallarına uygun olarak yapılanmasını tamamlayan, kalite kontrol yönetimini kliniğine yerleştiren, uluslararası standartları kliniğinde uygulayan, reform anlayışına göre yönetilen anestezi, yoğun bakım, algoloji ve acil konularında kendisinden beklenen hizmetleri eksiksiz yerine getiren, eğitim ve araştırma görevlerini yine geçerli kurallara göre eksiksiz yürüten klinikler iyi klinikler olup daha iyiye gidebilecek kliniklerdir.
      Anahtar kelimeler: Anestezi klinikleri, yapılanma

Akciğer Apikal Bölge Tümörlü Olguların Retrospektif Değerlendirilmesi 2006; 34(2):92-96

Fuat Güldoğuş, Ebru Kelsaka
Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı, Samsun

ÖZET
           Amaç: Akciğer apikal bölge tümörü (Pancoast tümörü) tüm akciğer tümörlerinin % 3-5'ini oluşturur. Olgular şiddetli omuz-kol, göğüs ve skapüler bölge ağrısı tariflerler. Ağrıya ek olarak parestezi ve dizestezi gibi sensoryal rahatsızlıklar, hiperpati ve motor defisitler de olabilir. Bu çalışmanın amacı; pancoast tümörlü olguları retrospektif olarak değerlendirerek tümörün lokalizasyonu, ağrının özellikleri, ek bulgular ve tedavi prensiplerini değerlendirmektir.
      Bulgular: Altı yıl süre içinde toplam 114 olgu değerlendirildi. Erkek/kadın oranı 104/10 ve ortalama yaş 57'diydi. Olguların 86'sında omuz-kol, 16'sında skapula, 6'sında göğüs ve 6'sında diğer bölgelerde ağrı mevcuttu. Ağrı başlangıcından olgu kaybedilene kadar geçen süre ortalama 6 ay'dı ve 29 olguda Horner sendromu mevcuttu.
      Sonuç: Akciğer apikal bölge tümörü tanılı olgularda ağrı tipi ve seyri değişebilir. Bu nedenle yakın izlem, kombine tedavi ve invaziv işlem gerekebilir.
      Anahtar kelimeler: Akciğer apikal bölge tümör, ağrı

Premedikasyonda İV Deksmedetomidinin Peroperatif Hemodinami, Propofol Tüketimi ve Postoperatif Derlenme Üzerine Etkileri 2006; 34(2):97-102
Salih Öztürk, Aysel Altan, Namigar Turgut, Aygen Türkmen, Aykan Gülleroğlu, Sumru Gökkaya, M. Aziz Hatiboğlu*
SSK Okmeydanı Eğitim Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Beyin Cerrahisi* Kliniği, İstanbul
ÖZET
      Cerrahi, diyagnostik ve invaziv prosedürlerde operasyon öncesinde uygun bir premedikasyon ile hastanın anksiyetesinin giderilmesi günümüzde rutin bir uygulama haline gelmiştir. Son yıllarda, alfa2 agonistlerin premedikasyonda önemli role sahip oldukları görülmüştür. Bu çalışma elektif spinal cerrahi girişim yapılan hastalarda premedikasyon ajanı olarak deksmedetomidin uygulanmasının propofol tüketimi, hemodinami ve derlenme üzerine etkilerini değerlendirmek için planlanmıştır.
      Anestezi indüksiyondan 30 dk. önce deksmedetomidin grubuna 0.63 µg kg-1 deksmedetomidin, kontrol grubuna ise eşit miktarda serum fizyolojik 15 dk.'da bitecek şekilde verildi. İndüksiyonda propofol, fentanil ve sisatrakuryum kullanıldı. İstatistiksel analiz için Mann Whitney U, Ki Kare, Student's-t ve Friedman testi kullanıldı.
      Deksmedetomidin grubunda anestezi indüksiyonu hızlıydı, BİS değerinin 60'ın altına inme ve 80'in üzerine çıkma süreleri deksmedetomidin grubunda daha kısa, indüksiyonda ve idamede kullanılan propofol miktarı daha düşüktü (p<0.05, p<0.01). Ortalama arter basıncında premedikasyondan sonra (p<0.05) ve kalp atım hızında premedikasyondan sonra (p<0.01), entübasyondan sonra, cerrahi insizyon sonrasında, operasyonun 20. ve 60. dakikasında deksmedetomidin grubunda anlamlı düşme görüldü (p<0.05).
      Sonuç olarak deksmedetomidin, premedikasyonda hipotansiyon ve bradikardiye dikkat edilerek intravenöz olarak da kullanılabilir.
      Anahtar kelimeler: Deksmedetomidin, premedikasyon, propofol, anestezi

Remifentanil ile Kombine Edilen Sevofluran, Desfluran veya Propofol Anestezisi: Derlenme Özelliklerinin, Komplikasyonların ve Anestezik İlaç Maliyetlerinin Karşılaştırılması 2006; 34(2):103-110
Adnan Tüfek, Hülya Bilgin, Berin Özcan, Gürkan Türker
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Bursa
ÖZET
       Amaç: Çalışmamızda; anestezi idamesinde remifentanil ile kombine edilen desfluran, sevofluran ve propofolün erken derlenme kriterleri, anesteziye bağlı komplikasyonlar ve anestezik ajan maliyetleri üzerine olan etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Abdominal histerektomi geçirecek 60 kadın olgu, 3 çalışma grubundan birine seçilecek şekilde randomize edildiler. Standart anestezi indüksiyonu ve trakeal entübasyonu takiben, anestezi idamesi; % 0.5-2 sevofluran (Group S), % 2-6 desfuran (Group D) veya 50-150 µg kg-1 dk-1 propofolden (Group P) herhangi birisinin 0.125-0.25 µg kg-1 dk-1 remifentanil ve oksijen içinde % 60 azot protoksit ile kombine edilmesiyle sağlandı. Olgular; erken derlenme zamanları (spontan solunum, göz açma, ekstübasyon, oryantasyon ve postoperatif derlenme ünitesine transport zamanları), anestezi sonrası derlenme skorları (Modifiye Aldrete Skoru) ve anesteziye bağlı komplikasyonlar açısından erken postoperatif dönemde değerlendirildiler.
      Bulgular: Diğer iki grup ile karşılaştırıldığında Grup D'de, tüm erken derlenme zamanları anlamlı olarak daha kısa bulundu (p değeri sınırları: 0.05-0.001). Postoperatif derlenme kriterleri açısından Grup S ile Grup P arasında herhangi bir anlamlı farklılık bulunmadı. Toplam anestezik ilaç maliyetleri açısından üç grup benzer olarak bulundu.
      Sonuç: Desfluran ile anestezi uygulanan abdominal histerektomi olguları, sevofluran ve propofol uygulanan olgulara göre daha kısa derlenme zamanlarına sahipti. Bununla birlikte, erken derlenme özelliklerinden dolayı desfluran kullanımı, ameliyathane sirkülasyonunu ve verimliliğini artırabilir.
      Anahtar kelimeler: Sevofluran, desfluran, propofol, remifentanil, derlenme, maliyet

Laringoskopi ve Endotrakeal Entübasyona Karşı Gelişen Hemodinamik Yanıtın Önlenmesinde Fentanil, Alfentanil ve Remifentanilin Etkinliği 2006; 34(2):111-117
İlhan C. Gökçe, Hülya Bilgin, Berin Özcan, Alp Gurbet, Gürkan Türker
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Bursa
ÖZET
       Giriş: Genel anestezi uygulamalarında, endotrakeal entübasyona karşı gelişebilecek hemodinamik yanıtın baskılanmasında fentanil ve alfentanil ile yeni bir opioid ajan olan remifentanil'i karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 90 olgu alındı. Genel anestezi indüksiyonu 5-7 mg kg-1 tiyopental sodyum ile sağlandı. Birinci gruptaki (A) olgulara 15 µg kg-1 alfentanil; ikinci gruptaki (F) olgulara 2 µg kg-1 fentanil ve üçüncü gruptaki (R) olgulara 0.5 µg kg-1 remifentanil bolus tarzında uygulandı. Kas gevşemesi için 0.1 mg kg-1 vekuronyum bromid uygulamasından iki dakika sonra olgular direkt laringoskopi ile entübe edildiler. Çalışma süresince kalp atım hızı (KAH), sistolik arter basıncı (SAB), diyastolik arter basıncı (DAB), ortalama arter basıncı (OAB) ölçüm ve takibi 6 ayrı dönemde gerçekleştirildi. İstatistik değerlendirmelerinde T testi, Mann Whitney U, Wilcoxon Signed Rank ve Kruskal-Wallis testleri kullanıldı. p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi.
      Bulgular: Çalışmamızda, tüm gruplarda indüksiyon sonrası dönemde arteriyel basınçlar bazal değerlere göre anlamlı şekilde düşük bulundu (p<0.01-p<0.001). Laringoskopi ve entübasyonu takiben fentanil grubunda arteriyel basınçların bazal değerlerin üstünde olduğu ve diğer iki grup ile karşılaştırıldığında anlamlı derecede yüksek olduğu görüldü (p<0.05, p<0.01). KAH'ye bakıldığında ise, fentanil ve alfentanil gruplarında indüksiyon sonrasında bazal değerlere göre düşme, laringoskopi esnasında ise, fentanil grubunda anlamlı olmak üzere tüm gruplarda artma gözlendi (p<0.01). Entübasyondan sonraki dönemlerde KAH fentanil ve alfentanil gruplarında anlamlı olmak üzere bazal değerlerin altına indi (p<0.01, p<0.05).
      Sonuç: Kısa etkili, birikici etkisi olmayan ve güçlü bir opioid ajan olan remifentanilin 0.5 µg kg-1 bolus dozda uygulanmasının entübasyona karşı gelişen refleks hemodinamik yanıtın baskılanmasında ciddi bir yan etkiye neden olmadan güvenle kullanılabileceğini düşünüyoruz.
      Anahtar kelimeler: Laringoskopi, hemodinamik yanıt, fentanil, alfentanil, remifentanil

Kısa Süreli Cerrahi Girişimlerde Propofol, Remifentanil ve Midazolam ile Ko-indüksiyon 2006; 34(2):118-125
Semra Karaman, Tülin Akarsu*, Alihan Pirim, Vicdan Fırat
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Kadıköy Özel Anadolu Çınar Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon*, Anabilim Dalları, İzmir
ÖZET
     Amaç: Günübirlik olgularda propofol-remifentanil kombinasyonuna midazolam eklenmesinin anestezi indüksiyonu, derlenme ve maliyete olan etkilerini araştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Histeroskopi yapılacak premedikasyon uygulanmayan 80 hasta, rasgele Grup PRM ve Grup PR olarak iki gruba ayrıldı. Grup PRM'ye 0.04 mg kg-1 midazolam ve 1 µg kg-1 remifentanil, grup PR'ye 1 µg kg-1 remifentanil iv verilmesini takiben propofol sabit hızda kirpik refleksi kaybolana kadar titre edilerek verildi. Anestezi idamesi remifentanil infüzyonu 0.25 µg kg-1 dk-1 ile % 50 N2O/O2 ve gerekli oldukça propofol 20 mg iv ile sağlandı. Sözlü iletişim kaybı ve kirpik refleksi ile maskeyi tolere etme süreleri kaydedildi. Belirli dönemlerdeki hemodinamik ölçümler, anestezi sonunda spontan göz açma, sözlü emirlere uyma süreleri ve Aldrete derlenme skorları kaydedildi. Postoperatif dönemde psikomotor ve psikometrik fonksiyonlar Camron skorlaması ile değerlendirildi. Propofolün indüksiyon ve toplam dozları saptandı ve maliyeti hesaplandı.
      Bulgular: Gruplar arasında hemodinamik ölçümlerde anlamlı farklılık gözlenmedi. İndüksiyonda sözlü iletişim ve kirpik refleksinin kaybı ile maskeyi tolere etme süreleri Grup PRM'de daha kısa bulundu. Anestezi bitiminde spontan göz açma ve sözlü emirlere uyma süreleri Grup PRM'de anlamlı olarak uzun saptanırken, Aldrete skoru >9 süreleri benzerdi. Camron skoru >8 tamamlayan hasta sayısı ilk 30 dk. ölçümlerde Grup PRM'de daha düşük saptandı. Anestezi indüksiyonunda kullanılan propofol ile toplam propofol dozlarının ve anestezi maliyetinin Grup PRM'de anlamlı olarak daha düşük olduğu saptandı.
      Sonuç: Midazolam-remifentanil-propofol ko-indüksiyonunun, anestezi indüksiyon süresini kısaltması, uyanma süresinde uzamaya neden olmakla birlikte derlenme sürelerini etkilememesi ve maliyeti azaltması nedeniyle anestezi indüksiyonunda alternatif olarak kullanılabileceği kanısına vardık.
      Anahtar kelimeler: Ko-indüksiyon, midazolam, propofol, remifentanil

Çocuklarda Sevofluran ve Remifentanil İndüksiyonunun QT Mesafesi Üzerine Etkileri 2006; 34(2):126-133
Zekeriyya Alanoğlu*, K. Sanem Çakar*, Canan Bütüner**, Hatice Eyigün***, Filiz Alver*, Oya Özatamer*
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı*, T.C. Sağlık Bakanlığı Sincan Devlet Hastanesi**, T.C. Sağlık Bakanlığı İstinye Devlet Hastanesi***
ÖZET
   Amaç: Bu randomize, prospektif, çift kör çalışmanın amacı premedikasyon uygulanmayan çocuklarda anestezi indüksiyonu için sevofluran ve sevofluran-remifentanil kullanımının QT aralığı üzerine olan etkilerinin incelenmesidir.
      Gereç ve Yöntem: Çalışmaya elektif şartlarda tonsillektomi, adenotonsillektomi ve adenoid-tüp operasyonu planlanan ASA I-II grubundaki 40 sağlıklı çocuk kabul edildi. Anestezi indüksiyonu için % 8 ve azalan konsantrasyonlarda sevofluran kullanıldı. Endotrakeal entübasyon amacıyla kas gevşetici kullanılmadı. Hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı; GrupS'de (n=20) sevofluran % 8, Grup SR'de (n=20) sevofluran % 8 ve 1 µ/kg iv remifentanil uygulandı. Anestezi idamesi her iki grupta da end tidal sevofluran konsantrasyonu % 2.5 olacak şekilde % 50 O2+ % 50 N2O karışımı ile sağlandı. On iki kanallı EKG indüksiyon öncesi, sonrası ve entübasyon sonrası çekildi. Düzeltilmiş QT süresi Bazett formülüyle hesaplandı.
      Sonuç: Demografik veriler, cerrahi ve anestezi süreleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. QTc süreleri açısından gruplar arasında bir fark saptanmazken (p=0.073), her iki grupta da indüksiyon öncesi ile kıyaslandığında indüksiyon sonrası ve endotrakeal entübasyon sonrası ölçülen QTc süreleri anlamlı olarak uzamıştır (p<0.05).
      Anahtar kelimeler: Remifentanil, QT aralığı, inhalasyon anestezikleri

Vazovagal Senkop Tanısı Olan Olguda İntraoperatif Bradikardi ve Hipotansiyon 2006; 34(1):60-63
Zerrin Yılmaz, Zeki T. Tekgül, Mustafa Arslan, Berrin Günaydın, Kadir Kaya
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara
ÖZET
    Senkop sendromlarından karotis sinüs sendromu, durumsal senkop ve vazovagal (vagovagal) senkop olarak da bilinen nörokardiyojenik senkop nöral aracılı meydana gelmektedir. Bunlardan vazovagal senkop, çocuk ve erişkinlerde açıklanamayan senkop nedenlerinin çoğunluğunu oluşturmaktadır. Bu olgu sunumunda önceden vazovagal senkop tanısı almış ve genel anestezi altında laparoskopik tüp ligasyonu planlanan olguda anestezi indüksiyonundan sonra Trendelenburg pozisyona alınmayı takiben ani gelişen bradikardi ve hipotansiyonunun literatür eşliğinde tartışılarak sunulması amaçlandı.
      Anahtar kelimeler: Senkop, vazovagal, nörokardiyojenik, genel anestezi

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2007
Tel: 212 2880541 ve 212 2885022
eXTReMe Tracker