 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
MAYIS / HAZİRAN 2006
|
Kısa Süreli Cerrahi Girişimlerde Propofol, Remifentanil ve Midazolam ile Ko-indüksiyon 2006; 34(3):148-155 |
Semra Karaman, Tülin Akarsu *, Alihan Pirim, Vicdan Fırat
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi ve * Kadıköy Özel Anadolu Çınar Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalları, İzmir ve İstanbul |
|
|
Amaç: Günübirlik olgularda propofol-remifentanil kombinasyonuna midazolam eklenmesinin anestezi indüksiyonu, derlenme ve maliyete olan etkilerini araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Histeroskopi yapılacak premedikasyon uygulanmayan 80 hasta, rasgele Grup PRM ve Grup PR olarak iki gruba ayrıldı. Grup PRM'ye 0.04 mg kg-1 midazolam ve 1 µg kg-1 remifentanil, Grup PR'ye 1µg kg-1 remifentanil iv verilmesini takiben propofol sabit hızda kirpik refleksi kaybolana kadar titre edilerek verildi. Anestezi idamesi remifentanil infüzyonu 0.25 µg kg-1dk-1 ile % 50 N2O/O2 ve gerekli oldukça propofol 20 mg iv ile sağlandı. Sözlü iletişim kaybı ve kirpik refleksi ile maskeyi tolere etme süreleri kaydedildi. Belirli dönemlerdeki hemodinamik ölçümler, anestezi sonunda spontan göz açma, sözlü emirlere uyma süreleri ve Aldrete derlenme skorları kaydedildi. Postoperatif dönemde psikomotor ve psikometrik fonksiyonlar Camron skorlaması ile değerlendirildi. Propofolün indüksiyon ve toplam dozları saptandı ve maliyeti hesaplandı.
Bulgular: Gruplar arasında hemodinamik ölçümlerde anlamlı farklılık gözlenmedi. İndüksiyonda sözlü iletişim ve kirpik refleksinin kaybı ile maskeyi tolere etme süreleri Grup PRM'de daha kısa bulundu. Anestezi bitiminde spontan göz açma ve sözlü emirlere uyma süreleri Grup PRM'de anlamlı olarak uzun saptanırken, Aldrete skoru >9 süreleri benzerdi. Camron skoru >8 tamamlayan hasta sayısı ilk 30 dk. ölçümlerde Grup PRM'de daha düşük saptandı. Anestezi indüksiyonunda kullanılan propofol ile toplam propofol dozlarının ve anestezi maliyetinin Grup PRM'de anlamlı olarak daha düşük olduğu saptandı.
Sonuç: Midazolam-remifentanil-propofol ko-indüksiyonunun, anestezi indüksiyon süresini kısaltması, uyanma süresinde uzamaya neden olmakla birlikte, derlenme sürelerini etkilememesi ve maliyeti azaltması nedeniyle anestezi indüksiyonunda alternatif olarak kullanılabileceği kanısına vardık.
Anahtar kelimeler: Ko-indüksiyon, midazolam, propofol, remifentanil |
|
Farklı Yükleme Sıvılarının Spinal Anestezi Sonrası İşitme Kaybına Etkileri 2006; 34(3):156-161 |
Burhan Karaca, Mine Solak, Tülay Şahin Yıldız, Haluk Özkarakaş*, Kamil Toker
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı*, Kocaeli
|
|
|
Amaç: Bu çalışmada, kristalloid ve kolloid sıvıların spinal anestezi sonrası işitme kaybına etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Ayrıca, işitme kaybı ile spinal anestezi süresince gözlenebilen hipotansiyon arasındaki olası ilişki de değerlendirildi.
Gereç ve Yöntem: Çalışma prospektif olarak, 18-60 yaşları arasında, spinal anestezi uygulanacak 60 hastada planlandı. Rasgele seçilen vakalar, 3 gruba ayrıldı ve çalışma tek kör olarak tasarlandı. Grup LR (n=20) Ringer Laktat solüsyonu (preoperatif 20 mL kg-1, intraoperatif 2 mL kg-1 sa-1), Grup NaCl (n=20) % 0.9 izotonik sodyum klorür solüsyonu (preoperatif 20 mL kg-1, intraoperatif 2 mL kg-1 sa-1) ve Grup GF (n=20) modifiye jelatin solüsyonu (Gelofusine) (preoperatif 10 mL kg-1, intraoperatif 1 mL kg-1 sa-1) solüsyonu verildi. Spinal anestezi 25G Quincke iğne kullanılarak uygulandı ve % 0,5 bupivakain 10 mg ve fentanil 25 µg intratekal olarak verildi. Odyogram preoperatif ve postoperatif 2. gün uygulandı. Hastalar işitme kaybı, hipotansiyon, baş dönmesi, bulantı ve kusma açısından değerlendirildi.
Bulgular: İşitme kaybının total insidensi %11.6 olarak bulundu. İşitme kaybı 2 hastada tek taraflı, 5 hastada iki taraflıydı. İşitme kaybı tüm hastalarda düşük frekanslarda tespit edildi ve postoperatif beşinci gün normale döndü. Grup LR'de işitme kaybının insidensi diğer gruplardan yüksek olmasına rağmen, gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Hipotansiyonu olan hastalarda, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı işitme kaybı yoktu. Bulantı, kusma ve baş dönmesi açısından gruplar arasında fark bulunmadı.
Sonuç: Farklı yükleme sıvılarının verilmesi ile spinal anestezi sonrası işitme kaybı arasında anlamlı bir ilişki saptamadık.
Anahtar kelimeler: Spinal anestezi, işitme kaybı, hidrasyon, dural delinme |
Zor Entübasyonu Belirlemede Hangi Testler Daha Güvenilirdir? 2006; 34(3):162-168 |
Tülay Şahin Yıldız, Hamdiye Tutan Çulha, Sultan San, Mine Solak, Kamil Toker
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kocaeli |
|
|
Amaç: Zor entübasyonu belirlemede en yüksek duyarlılık ve pozitif öngörü değerine sahip test veya test kombinasyonlarının belirlenmesi ve böylece pratikte kullanabileceğimiz en güvenilir metodun saptanması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Etik komite izni alınarak, 18 yaş üzeri 561 hasta çalışmaya dahil edildi. Demografik özellikler, Mallampati skoru (MP), tiromental mesafe (TMM), sternomental mesafe (SMM) ve ağız açıklığı (AA) kaydedildi. Premedikasyon, anestezi indüksiyonu ve kas gevşetici verilmesini takiben laringoskopiye geçildi. Cormack-Lehane I-II; kolay, III-IV zor laringoskopi olarak kabul edildi. İstatistiksel analizde student t test, ki-kare ve Mc Nemar ki-kare testleri kullanıldı ve p< 0.05 anlamlı kabul edildi.
Bulgular: Zor entübasyonun yaş, kilo, BMI ve erkek cinsiyet ile arttığı tespit edildi (p< 0.05). Zor entübasyon insidensi % 18.5, zor laringoskopi ise, % 13 olarak bulundu.
Sonuç: Elde ettiğimiz eşik değerleri kullandığımızda duyarlılık artarken, seçiciliğin azaldığı görüldü. MP III-IV ve SMM en yüksek duyarlılığa sahip testler olmasına rağmen, testlerin veya test kombinasyonlarının hiçbirinin klinik anlamlılığı tespit edilmedi.
Anahtar kelimeler: Genel anestezi, zor entübasyon, zor laringoskopi, zor hava yolu değerlendirme testleri |
Ameliyathane Dışı Anestezi Uygulamalarında Deneyimlerimiz 2006; 34(3):169-176 |
Leyla İyilikçi, Şükran Çakmak, Ece Ögdül, Başak Candüz, Figen Boyacı, Emine Özdemir, Emine Kocaayan
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İzmir |
|
|
Amaç: Son yıllarda, teknolojinin ve cerrahinin gelişmesi ile ameliyathane dışındaki teşhis ve tedaviye yönelik günübirlik işlemler artmıştır. Bu durum anestezi servislerinin ameliyathane dışı anestezi ekiplerini kurmasına yol açmıştır. Ameliyathaneden uzak olma, tam donanımlı olmayan bir ortamda anestezi verilmesi, hastalardan uzak çalışma alanları vb. riskler ameliyathane dışı anestezi uygulamalarını özellikli kılmaktadır. Bu çalışma ile ameliyathane dışı anestezi uygulamalarımızda, anestezi verdiğimiz olguların demografik özelliklerini, anestezi yöntemlerimizi ve komplikasyonlarımızı sunduk.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma retrospektif olarak Ocak 2004-Nisan 2005 tarihleri arasında kliniğimizde çeşitli bölümlerde tanı ve tedavi amacıyla ameliyathane dışı anestezi uyguladığımız 1.622 olgunun anestezi kayıtları analiz edilerek yapıldı. Çalışmada olguların ASA sınıflaması, yaşlara göre dağılımı, uygulanan anestezi yöntemleri, kullanılan sedasyon ilaçları, ortaya çıkan minor ve major komplikasyonlar saptandı.
Bulgular: Olguların yaş ortalaması 30.72±0.69 (0-105 yaş) olup, 1.526'sına sedasyon, 60'ına rejyonal anestezi, 36'sına genel anestezi uygulandı. Olguların 972'si pediyatrik (0-18 yaş), 650'si (18-105 yaş) erişkin hastaydı. Günlük ortalama 12 olguya ameliyathane dışı anestezi uygulaması yapıldı. Ameliyathane dışı anestezi uyguladığımız 1.622 olgudan 6'sında ciddi komplikasyon görüldü. Bu komplikasyonlar; MRI görüntülemede kardiyak arrest, serebral embolizasyon işlemi sırasında intrakraniyal kanama, kemik iliği biyopsisi sırasında ponksiyon iğnesinin kırılması ve karaciğerde kisthidatik aspirasyonu sırasında arter perforasyonudur.
Sonuç: Ameliyathane dışı anestezi uygulaması çeşitli alanlarda ve her yaşta hasta grubunda sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Yeterli teknik donanım, uygun monitörizasyon ve deneyimli anestezi ekibi ile komplikasyonlar azaltılabilir.
Anahtar kelimeler: Ameliyathane dışı, anestezi |
Elektif Cerrahi Olgularda Malnütrisyon Sıklığı 2006; 34(3):177-182 |
Müslüm Çiçek, Ender Gedik, Nurçin Gülhas, Zafer Doğan, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Malatya |
|
|
Amaç: Malnütrisyonlu olgular malnütrisyonu olmayanlara göre daha uzun süre hastanede kalış, daha fazla ilaç kullanımı, daha kötü fonksiyonel kapasite ile daha yüksek mortalite ve morbidite oranına sahiptir. Malnütrisyonu önlemeye yardım etmek için hastaneye yatırılan her olgunun öncelikle risk altında olduğu fark edilmeli, erken teşhis ve tedavi yapılmalıdır.
Bu çalışmanın amacı, elektif cerrahi planlanan olguların malnütrisyon sıklığını Subjektif Global Değerlendirme ile tespit etmekti.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 9 anabilim dalından toplam 1.355 erişkin olgu alındı. Olguların nütrisyon durumları preanestezik vizit sonrası Subjektif Global Değerlendirme ile belirlendi.
Bulgular: En yüksek malnütrisyon oranlarına sahip anabilim dalları kalp ve damar cerrahi (% 28.8), beyin ve sinir cerrahi (% 24.4) ve genel cerrahi (% 21.9)'ydi. Genel malnütrisyon oranı % 12.8 olarak belirlendi. Subjektif Global Değerlendirme için harcanan ortalama süre 2.42 dk. olarak saptandı.
Sonuç: Subjektif Global Değerlendirmenin preanestezik viziti takiben kısa sürede uygulanabilen bir yöntem olduğu sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: Nütrisyon değerlendirme, Subjektif Global Değerlendirme, preanestezik vizit |
ARDS'nin Erken Döneminde Kortikosteroid Tedavisi 2006; 34(3):183-187 |
Perihan Ergin Özcan, Nahit Çakar, Tülin Erdem, Figen Esen, Lütfi Telci
İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İstanbul |
|
|
Kortikosteroidler ARDS'nin tedavisinde değişik dönemlerde yıllardır kullanılmaktadır. Bulunduğu araçta bomba patlaması ile acil ünitesine getirilen hastada ciddi akciğer kontüzyonu saptanmıştır. Mekanik ventilasyona rağmen ciddi gaz değişimi sorunu olan hasta PEEP titrasyonu ve "recruitment manevrasına" yanıt vermemiştir. Hastaya ARDS'nin tedavisinde erken dönemde kortikosteroid tedavisi uygulanması sonucunda gaz değişiminde ve radyolojik görüntüde hızlı bir iyileşme kaydedilmiştir. Kortikosteroidlerin ARDS tedavisindeki önemi açısından bu olgu sunulmuştur.
Anahtar kelimeler: ARDS, kortikosteroid |
Kifoskolyotik Bir Hastada Abdominal Histerektomi İçin Sürekli Spinal Anestezi 2006; 34(3):188-192 |
Elif Bengi Şener, İ. Serhat Kocamanoğlu, Ayla Tür, Rıza Anvaroğlu
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Samsun |
|
|
Kifoskolyozu (KS) olan hastalarda kronik akciğer hastalıklarına bağlı solunum yetmezliği olasılığı yüksektir. KS'li hastalarda, subaraknoid alana ulaşmada teknik güçlük, azalmış beyin omurilik sıvısı (BOS) volümü, lokal anesteziğin dağılımındaki değişiklikler, ani sempatik blokaja bağlı hemodinamik yan etkiler ve blok seviyesinin önceden tahmin edilememesi nedeniyle tek doz spinal anestezi uygulaması sorun yaratabilir.
Bu olguda, 67 yaşında kifoskolyozlu ve kronik bronşitli bir kadın hastanın abdominal histerektomi operasyonu için yapılan sürekli spinal anestezi (SSA) uygulaması sunuldu. İntraoperatif yeterli cerrahi analjezi sağlandı. Hemodinamik, solunumsal veya nörolojik bir komplikasyon gözlenmedi. Hasta şifa ile postoperatif 5. gününde taburcu edildi.
Biz, KS'li hastaların abdominal ve pelvik cerrahisi için, SSA uygulamasının, yeterli cerrahi analjezi kalitesi ve kontrollü blok seviyesi sağlayarak, hemodinamik ve solunumsal komplikasyonların önlenmesi için tercih edilebileceğini düşünüyoruz.
Anahtar kelimeler: Kifoskolyoz, abdominal histerektomi, sürekli spinal anestezi |
Obstrüktif Uyku Apne Sendromlu Hastada Postoperatif Solunum Yetmezliği 2006; 34(3):193-197 |
Özlem Sezen, Elif Bombacı, Burçin Mercangöz, Ayşenur Boztepe, Serhan Çolakoğlu, Ozan Seymen Sezen
Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi II. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İzmir |
|
|
Obstrüktif uyku apne sendromlu hastaların cerrahisinde anestezi, ventilasyon ve entübasyonun güç olması, postoperatif dönemde solunum problemleri görülebilmesi nedeniyle zordur. Bu olguda uygulanan anestezi deneyimi sunulmuştur.
61 yaşında, ağır obstrüktif uyku apne sendromlu, regüle hipertansiyonu olan erkek hasta septoplasti nedeni ile operasyon programına alındı. Anestezi indüksiyonunda tiyopental 5 mg/kg-1 yapıldı, ancak maske ile ventilasyonun sağlanamadığı görüldü. Bunun üzerine intralaringeal maske hava yolu (İLMA) kaşığı (fastrach no: 5) yerleştirilerek ventilasyon sağlandı. Remifentanil 1 µgkg-1, vekuronyum 0.1 mgkg-1 yapıldıktan sonra "fastrach" içinden entübe edildi. Anestezi idamesinde sevofluran % 1 ve % 50 oksijen içinde azot protoksit kullanıldı. Operasyon süresince hemodinamik bulgular stabil seyretti. Ekstübasyon sonrası üst hava yolunda kollaps gelişen hasta entübe edildi ve yoğun bakım ünitesine alındı. Postoperatif 4. saatte ekstübe edilen hasta, 24. saatte servise alındı.
Anahtar kelimeler: Obstrüktif uyku apne sendromu, anestezi, postoperatif solunum yetmezliği |
|
|