TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
TEMMUZ / AĞUSTOS 2006

 

 

Bupivakain Kardiyotoksisitesine Verapamil ve Amiodaronun Etkileri 2006; 34(4):211-218
Neval Boztuğ, Bahadır Büyükgebiz, Bilge Karslı, Aytül Belgi*, Arif Yeğin, Ayten Trakya
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Kardiyoloji* Anabilim Dalları, Antalya
ÖZET
        Amaç: Bupivakainin yanlışlıkla intravenöz enjeksiyonu, ani kardiyovasküler kollapsa neden olmaktadır. Çalışmamızda, sıçanlarda verapamil ile amiodaronun, iv. bupivakain ile gelişen kardiyotoksisite üzerine olan etkilerini araştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: 15 adet yetişkin dişi sıçan rasgele 3 gruba ayrıldı. Sıçanlar; 1 gr kg-1 intraperitoneal ürethan ile anestetize edildikten sonra, kalp atım hızı (KAH) sistemik arter basıncı (SAB) ve elektrokardiyografi (EKG) kayıtlarının alınabilmesi için invazif monitörizasyon yapıldı. Grup I'de; 2 mg kg-1 iv bupivakain, Grup II’de; 2 mg kg-1 iv bupivakain ve 2 dakika sonra 1 mg kg-1 iv verapamil, Grup III'te 2 mg kg-1 iv bupivakain ve 2 dk. sonra 5 mg kg-1 iv amiodaron bolus olarak uygulandı. İlaç uygulaması öncesi, ilaç uygulaması sonrası ve 2 dk. aralarla 20 dk. kalp atım hızı, orta arter basıncı, EKG'de D1-D2-D3 derivasyonlarında ölçülen PR mesafesi ve QRS kompleksi genişlikleri kaydedildi.
      Bulgular: Grup II'de 1 mg kg-1 iv verilen verapamilin, bupivakainin neden olduğu kardiyotoksisite kliniğini arttırdığını ve 2 sıçanın verapamil verildikten 8 dk. sonra hızlı seyir gösteren hipotansiyon ve bradikardi nedeniyle öldüğünü, bu durumun da EKG kayıtların “Sinoatriyal blok” olarak yansıdığını saptadık. Grup III'de; 5 mg kg-1 iv verilen amiodaronun da, bupivakainin neden olduğu kardiyotoksisite bulgularını ağırlaştırdığını gördük.
      Sonuç: Çalışmamızda, sıçanlarda 2 mg kg-1 iv bupivakaini takiben uygulanan 1 mg kg-1 iv verapamilin ve 5 mg kg-1 iv amiodaronun, bupivakain kardiyotoksisitesi üzerine olumsuz yönde etkisinin olduğu ve bupivakaine bağlı olarak ortaya çıkan kardiyotoksisite bulgularını ağırlaştırdığı sonucuna vardık.
      Anahtar kelimeler: Bupivakain, kardiyotoksisite, verapamil, amiodaron

Preemptif Uygulanan Tramadol ve Lornoksikamın Erken Postoperatif Analjezi ve Stres Yanıt Üzerine Etkileri 2006; 34(4):219-227

Filiz Kılıççıoğlu, Kenan Kaygusuz, Sinan Gürsoy, Bilge Gürelik, Caner Mimaroğlu
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Sivas

ÖZET
           Amaç: Bu çalışmanın amacı, preemptif tramadol ve lornoksikamın erken postoperatif analjezi ve stres yanıt üzerine etkilerini belirlemektir.
      Gereç ve Yöntem: Açık kolesistektomi operasyonu uygulanacak ASA I-II grubundan 60 hasta rasgele üç gruba ayrıldı. Kontrol grubuna (Grup K) plasebo, Tramadol grubuna (Grup T) iv 100 mg tramadol ve Lornoksikam grubuna (Grup L) iv 8 mg lornoksikam anestezi indüksiyonundan 10 dakika önce uygulandı. İndüksiyon 0.1 µg kg-1 fentanil ve 4-7 mg kg-1 tiopental sodyum ile sağlandı. Kas gevşemesi 0.1 mg kg-1 vekuronyum ile sağlandı. İdamede % 4-6 desfluran ve % 50 N20/02 kullanıldı.
      Pre, per ve postoperatif dönemde hemodinamik parametreler, görsel ağrı skalası (VAS), derlenme skorları, ilk analjezik gereksinim zamanları ve total analjezik tüketimi kaydedildi. Stres yanıtı değerlendirmek için preoperatif dönemde ilaçlar uygulanmadan önce, peroperatif 30. dakikada ve postoperatif 2. saatte olmak üzere üç kan örneği alınarak serum glikoz, insulin, kortizol, prolaktin, ACTH değerleri ölçüldü.
      Bulgular: Postoperatif 15. ve 30. dakikalarda VAS değerleri kontrol ve tramadol grupları arasında farklıyken postoperatif 2. saatte kontrol ile lornoksikam ve tramadol grupları arasında farklı bulundu (p<0.05). İlk analjezik gereksinim zamanı, total analjezik tüketimi ve hasta memmuniyeti açısından tramadol grubu kontrol ve lornoksikam gruplarına, lornoksikam grubu da kontrol grubuna göre daha iyi olarak tespit edildi (p<0.05). Postoperatif 2. saatte, Grup K'nin insulin değerleri Grup T ve L'den daha düşükdü (p<0.05). ACTH değerleri ise Grup L'de Grup T'ye göre düşükdü (p<0.05).
      Sonuç: Sonuç olarak, preemptif tramadol ve lornoksikamın postoperatif ağrıyı gidermede etkili oldukları ve iyi bir postoperatif analjezi sağladıkları tespit edildi. Ancak, stres yanıtı baskılamada ise, her iki ilaçda yetersiz kaldı.
      Anahtar kelimeler: Tramadol, lornoksikam, preemptif analjezi, stres yanıt

Lomber Disk Cerrahisi Yapılan Hastalarda Postoperatif Analjezide Lornoksikam ve Tramadolün Hasta Kontrollü Analjezi Yöntemi ile Etkinliklerinin Karşılaştırılması 2006; 34(4):228-235
Canan Balcı, H. Selim Karabekir*, R. Gül Sıvacı, Dilek Toprak**, Yüksel Ela, Mahmut Pancaroğlu
Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Nöroşirürji* ve Aile Hekimliği** Anabilim Dalları, Afyon
ÖZET
    Amaç: Bu çalışmada postoperatif ağrı kontrolünde yaygın olarak kullanılan tramadol ile kullanıma yeni giren lornoksikamın intravenöz hasta kontrollü analjezi (HKA) yöntemi ile birlikte ve tek başına kullanıldığında etkinliğini karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Genel anestezi altında ASA I-II risk grubundan, lomber disk cerrahisi planlanan, yaşları 21-60 arasında değişen toplam 81 hasta çalışmaya dahil edildi. Derlenme ünitesine alınan hastalar ağrı yakınması bildirdiklerinde rasgele olarak Grup 1 (bolus 1 mg kg-1 tramadol, tramadol infüzyon 10 mg saat-1), Grup 2 (lornoksikam 1 mg saat-1), Grup 3 (lornoksikam 1,5 mg saat-1) ve Grup 4 (tramadol 1 mg kg-1 bolus, lornoksikam 1 mg saat-1) olarak dört eşit gruba ayrıldı. Analjezik etkinliğin değerlendirilmesinde 10 cm'lik Vizüel Analog Skala (VAS), sedasyonun değerlendirilmesinde ise, Observer's Assessment of Alertness/Sedation skalası (OAA/S) kullanıldı. Ölçümler tedavinin başlangıcı, 30. dk., 1., 2., 3., 4., 8., 12., 16., ve 24. saatlerde kaydedildi.
      Bulgular: Grup 1 ve 4 karşılaştırıldığında VAS değerleri ilk 30. dk. 1.90±0.40 ve 1.60±0.30, 1. saat 1.40±0.40 ve 1.20±0.50, 2. saat 1.30±0.40 ve 1.00±0.30, 3. saat 1.30±0.40 ve 1.00±0.30 olarak grup 4'te daha düşük bulundu (p<0.05). Grup 1 ve 4'ün 4. saatten sonraki VAS değerleri arasında fark bulunmadı (p>0.05). Grup 2 ve 3 VAS değerleri karşılaştırıldığında anlamlı fark tespit edilmedi (p>0.05). Grup 1 ve 4'ün VAS değerlerinin grup 2 ve 3'den daha düşük olduğu belirlendi (p<0.05).
      Sonuç: Sonuç olarak, postoperatif analjezide tramadol ve lornoksikamın birlikte kullanıldıklarında tek başlarına kullanıldıklarından çok daha iyi analjezik sağladıklarını düşünüyoruz.
      Anahtar kelimeler: Postoperatif analjezi, iv HKA, tramadol, lornoksikam

Kraniyotomilerde Deksmedetomidin İnfüzyonunun Hemodinamik Yanıtlar Üzerine Etkisi 2006; 34(4):236-240
Ayşin Alagöl, Gaye Kaya, Alkin Çolak, Yücel Karaçayır, Zafer Pamukçu, F. Nesrin Turan*
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Bioistatistik* Anabilim Dalları, Edirne
ÖZET
       Amaç: Çalışmamızda, kraniyotomi operasyonlarında indüksiyon öncesinde başlayarak cerrahi insizyon öncesine kadar sürdürülen deksmedetomidin infüzyonunun, laringoskopi, çivili başlık ve cerrahi insizyona hemodinamik yanıtı önlemedeki etkinliği araştırılmıştır.
      Gereç ve Yöntem: Supratentoryal kitle nedeniyle opere edilecek ASA I-II grubundan 40 olgu, indüksiyondan 5 dk. önce rasgele iki gruba ayrılarak çalışma grubuna (n=20) 1 µg kg sa-1 deksmedetomidin, kontrol grubuna (n=20) % 0.9 NaCl infüzyonu başlatıldı. On dakika sonra entübasyon gerçekleştirildi ve iki grupta da infüzyon hızları % 50 azaltıldı. Kontrol grubunda çivili başlıktan 5 dk. önce 1 µg kg-1 fentanil, deksmedetomidin grubunda 2 mL % 0.9 NaCl iv verildi. İki grupta premedikasyon, indüksiyon ve idame ilaçları aynıydı.
      Bulgular: Deksmedetomidin grubunda infüzyonun 5. dakikasında kalp hızı ile sistolik ve diyastolik arter basınçları, öncesine göre düşük bulundu (p<0.001). Her iki grupta indüksiyondan sonra sistolik ve diyastolik arter basıncı düştü (p<0.001). Kontrol grubunda kalp hızı ve sistolik ve diyastolik arter basıncı, entübasyondan sonra öncesine göre (p<0.001) ve çivili başlık uygulanmasından 1 dk. (p<0.001) ve 5 dk. sonra (p<0.05), öncesine göre yüksek; cerrahi insizyon sonrasında öncesine göre kalp hızı (p<0.001), sistolik (p<0.001) ve diyastolik (p<0.05) arter basıncı yüksek bulundu. Deksmedetomidin grubunda entübasyon ve cerrahi insizyon ile hemodinamik parametrelerde anlamlı değişme saptanmadı; sistolik (p<0.001) ve diyastolik (p<0.05) arter basıncı, çivili başlıktan 5 dk. sonra, 1 dk. sonrasından düşüktü. Kontrol grubunda 6 olguda cerrahi insizyondan sonra fentanil gerekti; deksmedetomidin grubunda fentanil gereksinimi olmadı (p<0.001).
      Sonuç: Kraniyotomi operasyonlarında indüksiyondan önce başlatılan deksmedetomidin infüzyonu; entübasyon, çivili başlık, insizyon gibi uyaranlara hemodinamik yanıtı önlemede etkili bulundu.
      Anahtar kelimeler: Kraniyotomi, entübasyon, çivili başlık, insizyon, hemodinamik yanıt, deksmedetomidin

Türkiye'de Anestezistlerin Hava yolu İdaresine İlişkin Klinik Uygulamaları, Ekipman Durumu ve Eğitimi 2006; 34(4):241-248
Yavuz Gürkan, Kamil Toker
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kocaeli
ÖZET
      Amaç: Günümüzde anestezistlerin hava yolu idaresinde kullanabileceği pek çok araç ve teknik mevcuttur. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de hava yolu idaresine yönelik mevcut klinik uygulamaları, ekipman durumunu ve hava yolu konusundaki eğitimi değerlendirmektir.
      Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 2004 Antalya Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kongresi’nde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan hava yolu idaresine yönelik basit bir anket doldurmaları istendi.
      Bulgular: Kongreye katılan 1.057 katılımcıdan 312 kişi anket formunu doldurdu. Kıdemli asistanların sadece % 2'si uzmanların ise % 17.4'ü zor hava yolu konusunda bir kursa katılmıştı. Diğer katılımcılar hava yolu idaresindeki eğitimlerini sadece kendi eğitim hastanelerinde almış. Türkiye'deki anesteziyologların çoğu Amerikan Anestezistler Derneği zor hava yolu algoritmasını takip etmektedir. Anestezi indüksiyonu sırasında larengeal maske % 83-89 oranında katılımcıların ameliyathanelerinde mevcuttur. Katılımcıların % 65-73'ünün Fastrach kullanımı konusunda tecrübesi mevcuttur. Fiberoptik bronkoskop devlet hastanelerinin % 6'sında üniversite hastanelerinin ise % 68'sinde bulunmaktadır, ancak uzman hekimlerin sadece % 32.9'unun fiberoptik entübasyon deneyimi vardır.
      Sonuç: Türk anesteziyologların havayolu idaresine yönelik gelişmeleri takip ettikleri anlaşılmaktadır. Hava yolu idaresinde hem araştırma görevlilerini, hem de mezuniyet sonrasını kapsayacak ulusal bir eğitim programı, standartların daha da yükseltilmesine katkıda bulunabilir. Gelişme sağlanabilecek diğer bir saha ise, zor hava yolu olan hastalarda uyanık fiberoptik entübasyonun daha yaygın kullanılması olabilir.
      Anahtar kelimeler: Hava yolu idaresi, anesteziolog

İntraoperatif Sedasyonda Propofol ve Dexmedetomidinin Hemodinami Üzerine Etkisi ve Eşdeğer Sedasyon Skorlarında Bispektral İndeks Değerlerinin Karşılaştırılması 2006; 34(4):249-254
Canan Balcı, Yüksel Arıkan*, Elif Baki
Ayfon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Genel Cerrahi* Anabilim Dalları, Ayfon
ÖZET
     Amaç: Çalışmamızda spinal anestezi altında inguinal herni cerrahisi yapılan hastalara uygulanan intraoperatif sedasyonda, propofol ve deksmedetomidinin hemodinami üzerine etkilerini ve eşdeğer sedasyon skorlarında bispektral indeks (BİS) değerlerini karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Elektif inguinal herni cerrahisi planlanan 40 hasta rasgele iki eşit gruba ayrıldı. Sedasyon indüksiyonu, Grup D'deki hastalarda 1 µg kg-1 deksmedetomidin iv (10 dk.'da) uygulanarak yapıldıktan sonra, 0.5-0.7 µg kg-1 sa-1 dozda deksmedetomidin infüzyonuna başlandı. Grup P'de sedasyona 1 mg kg-1 propofol iv (10 dk.'da) ile başlandı ve 3 mg kg-1 sa-1 dozda propofol infüzyonu ile devam edildi. İnfüzyon dozları sedasyon skalasına göre ayarlandı ve BİS değerleri kaydedildi. Operasyon sırasında ve sonrasında sedasyon düzeyini saptamak için 'Observer's Assessment of Alertness/Sedation' (OAA/S), intraoperatif ağrının değerlendirilmesinde Vizüel Analog Skala (VAS) kullanıldı. Bispektral indeks, ortalama arter basıncı (OAB), kalp atım hızı (KAH), periferik 02 saturasyonu (SpO2), solunum sayısı (SS) değerleri, OAA/S ve VAS skorları kaydedildi.
      Bulgular: Deksmedetomidin grubunda OAB ve KAH daha düşüktü ve bu istatistiki olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Cerrahi süresince VAS değerlerinin her iki grup arası karşılaştırmasında anlamlılık yoktu (p>0.05). Propofol grubunda OAA/S ve BİS değerleri sedasyon başlangıcında 5., 10. ve 15. dakikalarda anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05). Operasyonun bitimini takiben postoperatif dönemde VAS, KAH, OAB, SS, Sp02 değerleri arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Postoperatif OAA/S ve BİS değerleri deksmedetomidin grubunda anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05).
      Sonuç: Deksmedetomidinin sedasyon etkisi propofolden daha geç başlamakta ve sonlanmaktadır. Deksmedetomidinin propofolden daha fazla hipotansiyon ve bradikardik etkileri gözlendiğinden, intraoperatif sedasyon dozlarının BİS değerleri ile de ayarlanarak yüksek dozlara çıkılmadan daha güvenli kullanılabileceğini düşünüyoruz.
      Anahtar kelimeler: Sedasyon, deksmedetomidin, propofol, bispektral indeks

Laparoskopik Kolesistektomide Timpanometrik Ölçümlerin Postoperatif Bulantı-Kusma ile İlişkisi 2006; 34(4):255-261
Kazım Karaaslan, Fahrettin Yılmaz*, Nebahat Gülcü, Esra Gümüş, Hasan Koçoğlu
Abant İzzet Baysal Üniversitesi, İzzet Baysal Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Kulak-Buruk-Boğaz* Anabilim Dalları, Bolu
ÖZET
    Amaç: Laparoskopik kolesistektomi vakalarında postoperatif bulantı kusma (POBK) sık karşılaşılan bir bulgudur. Çalışmamızda laparoskopik kolesistektomi olgularında timpanometri değerlerinin POBK ile ilişkisini araştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Laparoskopik kolesistektomi operasyonu planlanan 30-65 yaş arası, ASA I-II risk grubunda 30 olgu çalışmaya alındı. Impedance Audiometer AZ26 (Denmark) timpanometri cihazı ile olguların, operasyon öncesi (T0), entübasyon sonrası (T1), CO2 insüflasyonu sonrası (T2), ekstübasyon öncesi (T3) ve operasyondan hemen sonra ayılma ünitesinde (T4) timpanometrik değerleri kaydedildi. POBK postoperatif 24 saatte üç ayrı periyotta (0-2 st, 2-6 st, 6-24 st) değerlendirildi ve Numerik Rank Skoruna göre (0: bulantı kusma yok, 1: bulantı var, kusma yok, 2: Bir kez kusma var, 3: İki veya daha fazla kusma atağı var) kaydedildi.
      Bulgular: Ekstübasyon öncesi Vsağ'ın Vsol’a göre daha düşük olması (p<0.05) dışında aynı zaman periyodunda sağ ve sol kulağa ait timpanometri parametreleri arasında anlamlı fark yoktu (p>0.05). Her iki kulakta entübasyondan sonra orta kulak basınçları (T1,2,3) anlamlı olarak yüksekken, bazal değere göre tüm ölçümlerde volüm ve kompliyansta düşme, gradiyentte artma olduğu saptandı. Postoperatif dönemde on sekiz (% 60) olguda POBK gözlendi. Entübasyon sonrası yapılan ölçümlerdeki Vsağ, Vsol operasyon öncesi ve ekstübasyon öncesi Vsol değerleri ile POBK arasında anlamlı negatif korelasyon bulunurken, entübasyon sonrası ölçümlerdeki Psağ, Gsağ ve Gsol ile POBK arasında ise anlamlı düzeyde pozitif korelasyon saptandı (p<0.05).
      Sonuç: Orta kulak timpanometrik değişiklikler ile POBK arasında ilişki bulunduğu kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: Postoperatif bulantı kusma, timpanometri

Sağ Ana Bronşta Yabancı Cisim Aspirasyonu: Diş Protezi 2006; 34(4):262-264
Tülay Hoşten, Necla Koçak, Mine Solak, Nur Baykara, Salih Topçu*, Kamil Toker
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Göğüs Cerrahisi* Anabilim Dalları, Kocaeli
ÖZET
    Her yaş grubunda görülebilmesine rağmen, erişkin dönemdeki trakeobronşial yabancı cisimlerin en sık sebepleri mental retardasyon, alkol veya sedatif ilaç alımı, nörolojik hastalıklar, dişlerle ilgili girişimler veya maksillofasiyal travmaya bağlı aspirasyondur.
      38 yaşında erkek hasta yüksekten düşme nedeniyle subaraknoid kanama (SAK) gelişmesi sonucu bilinç kaybı nedeniyle yoğun bakım ünitesine alındı. Hasta 12 gün mekanik ventilatör desteğinde takip edildi. Mekanik ventilatörden ayrıldıktan sonra trakeotomi kanülünden oksijen verilerek izlendi. Yoğun bakıma gelişinin 20. gününde akciğer filmi değerlendirildiğinde sağ ana bronşa uyan bölgede diş protezi şeklinde radyoopak yabancı cisim fark edildi. Filmde bunun haricinde bir patoloji yoktu. Yabancı cismin varlığı fleksibl bronkoskopi ile doğrulandı ve cisim genel anestezi altında rijit bronkoskopla çıkarıldı. Daha sonradan aynı radyoopak görüntünün daha önceki akciğer filmlerinde de olduğu görüldü.
      Bu vaka özellikle yoğun bakım koşuşturması içerisinde monitörizasyonda kullanılan elektrot ve kabloların tanıda yanılmalara ve gecikmelere neden olabileceğini vurgulamak için sunuldu.
      Anahtar kelimeler: Aspirasyon, yabancı cisim, diş protezi

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2007
Tel: 212 2880541 ve 212 2885022
eXTReMe Tracker