TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
EYLÜL / EKİM 2006

 

 

Travmatik Beyin Hasarında Serebral Korumada Deksmedetomidin ve Magnezyumun Etkilerinin Karşılaştırılması 2006; 34(5):275-282
Zuhal Çavuş*, İsmet Topçu*, Seda Vatansever**, Ahmet Var***, Melek Sakarya*
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon*, Histoloji**, Biyokimya*** Anabilim Dalları, Manisa
ÖZET
         Amaç: Sekonder serebral hasardan koruma, kafa travmalı hastaların yoğun bakım tedavilerinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu çalışmada, deksmedetomidin ve magnezyumun travmada beyin hasarını önlemeye yönelik etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı.
      Gereç ve Yöntem: 30 erişkin Wistar albino erkek ratta 30 mg kg-1 intraperitoneal tiyopental ile anestezi uygulandıktan sonra Marmarou yöntemiyle diffüz kafa travması oluşturuldu. Ratlar randomize olarak 3 eşit gruba ayrıldı; Grup I = 2 mL serum fizyolojik, Grup II= 2 mL 100 µg kg-1 deksmedetomidine ve Grup III = 2 mL 750 µmol kg-1 magnezyum sülfat intraperitoneal yolla uygulandı. İlaç uygulamasından 120 dk. sonra ratlar servikal dislokasyonla sakrifiye edildi ve beyin dokuları travmatize edilmeden çıkarıldı. Beyin dokuları biyokimyasal ve histolojik incelemeler için interhemisferik kesi ile ikiye ayrıldı. % 10 formalin ile tespit edilip rutin parafin takibinden sonra hematoksilen-eosin ile boyandı ve morfolojik değişiklikleri incelendi. Apoptozis incelemesi için kesitler TUNEL yöntemi kullanılarak boyandı. Ayrıca beyin dokusunda malondialdehit (MDA), süperoksit dismutaz (SOD) ve glutatyon peroksidaz (GSH-Px) ölçümleri yapıldı.
      Bulgular: Hematoksilen-eozin ile boyanan beyin dokularının gruplar arasındaki karşılaştırması sonucunda deksmedetomidinin kafa travmasından sonra hücre hasarını magnezyumdan daha etkin olarak azalttığı saptandı. TUNEL tekniği ile yapılan incelemede ise, apoptozisi magnezyum kadar etkili engelleyemediği sonucu çıkarıldı. Biyokimyasal değerlendirmede MDA Grup I'de Grup II ve III'e göre anlamlı oranda düşük saptandı (p< 0.05). SOD düzeyinde azalma, Grup I'de Grup II ve Grup III'den daha fazlaydı. Gruplar arasında GSH-Px değerleri arasında fark saptanmadı.
      Sonuç: Deneysel diffüz kafa travmasında deksmedetomidin, sekonder serebral hasarı daha belirgin olarak azaltırken, magnezyum ise, apopitozisi daha fazla önleyebilmektedir. Biyokimyasal sonuçların histopatolojik bulgularla çelişkili olması ise magnezyum ve deksmedetomidinin serebral koruma üzerine etkilerinin enzimler üzerinden değil daha farklı mekanizmalarla ortaya çıkmış olabileceğini düşündürmektedir.
      Anahtar kelimeler: Deksmedetomidin, magnezyum, travma, diffüz beyin hasarı

İntrakraniyal Kitle Cerrahisinde Propofol-Remifentanil ile Desfluran-Remifentanil Anestezisinin Karşılaştırılması 2006; 34(5):283-289

Aybars Tavlan, Atilla Erol, Ahmet Topal, Mürüvvet Dayıoğlu, İnci Kara, Şeref Otelcioğlu
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Konya

ÖZET
            Amaç: Elektif intrakraniyal kitle cerrahisinde propofol-remifentanil ve desfluran-remifentanil ile gerçekleştirilen anestezi uygulamalarının hemodinami ve derlenme üzerine olan etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: ASA I-III grubu, 18-65 yaşları arasında 40 olgu rasgele iki gruba (Grup I= Propofol, Grup II= Desfluran) ayrıldı. Tüm olgulara premedikasyonda 0,03 mg kg-1 midazolam, anestezi indüksiyonunda 1 mg kg-1 lidokain, 1 µg kg-1 remifentanil (60 saniyede) intravenöz uygulandı. Eş zamanlı remifentanilin 0,5 µg kg-1 dak-1 infüzyonuna başlandı. Remifentanil uygulamasını takiben 2 mg kg-1 intravenöz propofol verildi. Dura açılmasından sonra remifentanil infüzyonu % 50 azaltıldı. Anestezinin idamesinde birinci grupta 6 mg kg-1st-1 propofol infüzyonu, ikinci grupta % 3 konsantrasyonda desfluran ortalama arter basıncı 60-100 mmHg olacak şekilde kullanıldı. Olgular kalp atım hızı (KAH), ortalama arter basıncı (OAB), derlenme kriterleri, peroperatif komplikasyonlar açısından değerlendirildi.
      Bulgular: Grup I'de entübasyondan 2 dakika sonra (t3), 10 dakika sonra (t4) ve çivili başlık takılınca (t5) başlangıca göre OAB artış oranı Grup II'ye göre fazlaydı (sırasıyla; p=0.008, p=0.008, p=0.013). Çivili başlık takıldıktan 10 dakika sonra (t7) ve dura insizyonunda (t8) ise, başlangıca göre OAB artış oranı Grup II'de yüksekti (p=0.030, p=0.037). Gruplar KAH yönünden karşılaştırıldığında entübasyondan 2 dakika sonra (t3) ve 10 dakika sonra (t4) başlangıca göre Grup II'deki azalma daha fazlaydı (sırasıyla; p=0.001, p=0.001). Çivili başlık takılınca (t5), çivili başlık takıldıktan 10 dakika sonra (t7) ve dura insizyonunda (t8) ise, Grup I'deki azalma oranı Grup II'ye göre fazlaydı (sırasıyla; p=0.002, p=0.010, p=0.007). Grup II'de göz açma ve ekstübasyon zamanları daha kısaydı (sırasıyla; p=0.005, p=0.001).
      Sonuç: İntrakraniyal kitle cerrahisinde, remifentanil ile kombine edilen desfluran ve propofol anestezisinin intraoperatif hemodinamik yanıtı etkin olarak baskıladığı, fakat desfluran ile kombinasyonun daha kısa sürede derlenme sağladığı kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: Remifentanil, desfluran, propofol, intrakranial kitle cerrahisi

Katarakt Cerrahisinde Retrobulber Anestezide % 0,5 Bupivakain - % 2 Lidokain Kombinasyonu Yerine % 1 Ropivakain Etkinliğinin Değerlendirilmesi 2006; 34(5):290-295
Bakiye Uğur, Selda Şen, Mustafa Oğurlu, Erdal Gezer, Sema Dündar, Feray Gürsoy
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Aydın
ÖZET
    Amaç: Çalışmanın amacı fakoemulsifikasyon yöntemiyle gerçekleştirilen katarakt cerrahisinde uygulanan retrobulber anestezide ropivakainin etkinliğini, bupivakain-lidokain kombinasyonu ile karşılaştırmaktır.
      Gereç ve Yöntem: Çalışma prospektif, randomize, çift kör olarak ASA I-III grubu 60 hasta üzerinde gerçekleştirildi. Olgular iki gruba ayrıldı. Hastalara rutin elektrokardiogram, kan basıncı ve periferik oksijen satürasyonu monitorizasyonu uygulandı. Ropivakain grubuna (Grup R, n=30) % 1 ropivakain 3 mL, bupivakain-lidokain grubuna (Grup BL, n=30) % 0.5 bupivakain (1,5 mL) - % 2 lidokain (1,5 mL) karışımı 3 mL retrobulber olarak uygulandı. Nazal oksijen desteği sağlandı. Ağrı ve akinezi, infiltrasyondan sonra 5., 10., 15. dakikalarda, insizyondan sonra intraoperatif 10., 30., 60. dk.'larda ve postoperatif 1., 2. st.'lerde değerlendirildi. Ağrı değerlendirmesinde sözel ağrı skalası (SAS) kullanıldı. Akinezi için dört yöne doğru göz hareketleri skorlanarak değerlendirildi. Hemodinamik veriler kaydedildi.
      Bulgular: İki gruptaki hastaların demografik özellikleri ve ameliyat süreleri benzerdi. Ağrı skorları ve akinezi (göz hareketleri) karşılaştırıldığında gruplar arasında fark saptanmadı. Gruplar arasında hemodinamik bulgular açısından fark yoktu. Her iki grupta anesteziye ve cerrahiye bağlı bir komplikasyon gözlenmedi.
      Sonuç: Fakoemulsifikasyon yöntemiyle gerçekleştirilen katarakt cerrahisinde uygulanan retrobulber anestezide ropivakainin anestezi ve akinezide bupivakain-lidokain kombinasyonu kadar etkili olduğu kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: Ropivakain, retrobulber anestezi, katarakt cerrahisi

Açık Kalp Cerrahisinde Kardiyoplejiye Eklenen Esmolol veya Glutamat-Aspartatın Miyokardiyal Koruma Üzerine Etkisi 2006; 34(5):296-299
A. Heves Karagöz, Bilge Çelebioğlu, Ümit Duman*, H. Oğuzalp, E. Arzu Köse, Meral Kanbak
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Kalp Damar Cerrahisi* Anabilim Dalları, Ankara
ÖZET
      Amaç: Kardiyak cerrahi sırasında kullanılan esmololün miyokardı koruyucu etkisi gösterilmiştir. Bununla birlikte kan kardiyoplejisine glutamat-aspartat eklenmesinin miyokardiyal koruma üzerine etkisinden de söz edilmektedir. Biz bu çalışmada açık kalp cerrahisinde kan kardiyoplejisine eklenen esmolol ve glutamat-aspartatın miyokardı koruyucu etkisini karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Açık kalp cerrahisi planlanan ASA III 45 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar kardiyoplejiye eklenen ve bolus olarak verilen Esmolol (Grup E), Glutamat-aspartat (Grup GA), Salin (Grup C) olarak rasgele 3 gruba ayrıldı. İndüksiyon sonrası (t1), cerrahi sonrası (t2) ve cerrahiden sonra 24. saatte, kardiyak output (CO), kardiyak index (CI), troponin T (TT) ve kreatinin kinaz MB (CK) değerleri kaydedildi.
      Bulgular: Grup C'de inotropik ajan gereksinimi diğer gruplara göre daha çoktu. Grup C'deki CO değerleri düşerken, cerrahiden sonra Grup E'de CO değerleri yüksekti (p< 0.05). Gruplar arasında CK değerleri bakımından bütün zamanlarda fark görülmezken, cerrahi sonrası bütün hastalarda CK-t3 ve TT-t3 değerleri yükseldi. Cerrahi süresince TT-t2 değerleri Grup C'de diğer gruplardan anlamlı olarak yüksekti.
      Sonuç: Açık kalp cerrahisinde, kan kardiyoplejisine bolus olarak eklenen glutamat-aspartat ve esmolol miyokardiyal korumada avantaj sağlamaktadır.
      Anahtar kelimeler: Glutamat, aspartat, esmolol, miyokardiyal koruma

Farklı Beden Kitle İndekslerinin Spinal Anestezi Süresine Etkisi 2006; 34(5):300-304
Nurçin Gülhaş, Zekine Begeç, Mahmut Durmuş, Tuba Berra Erdem, Aytaç Yücel, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Malatya
ÖZET
      Amaç: Çalışmamızda farklı beden kitle indekslerine (BKİ) sahip olgularda aynı volüm lokal anestezikle uygulanan spinal anestezinin etki süresini araştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Fakülte etik kurul ve hastaların onayı alındıktan sonra elektif ürolojik cerrahi planlanan ASA I-II grubu, 15-65 yaş arası toplam 90 olgu çalışmaya alındı. BKİ: 20-25 (normal kilolu) olan olgular Grup N, BKİ: 25-30 (aşırı kilolu) olan olgular Grup AK ve BKİ: 30-35 (obez) olan olgular Grup O olarak adlandırıldı. L4-L5 aralığından 25 G Quincke spinal iğne ile 3 mL % 0.5 hiperbarik bupivakain kullanılarak spinal blok gerçekleştirildi ve her iki dakikada bir maksimum duyusal blok seviyesi, maksimum duyusal blok seviyesine ulaşıncaya kadar geçen süre, duyusal bloğun 2 seviye gerileme zamanı ve motor blok kalkış zamanı kaydedildi.
      Bulgular: Duyusal bloğun 2 seviye gerileme zamanı ve motor bloğun kalkış zamanı, Grup AK ve Grup O'da Grup N'den anlamlı olarak uzundu (p< 0.05). Yine Grup AK ile Grup O arasında duyusal bloğun 2 seviye gerileme zamanı açısından fark vardı (p< 0.05). Ancak, motor bloğun kalkış süresi her iki grupta benzerdi. Grup O' da 2. ve 4. dk. bromage skorları Grup N ve AK'den yüksekti (p< 0.05).
      Sonuç: Farklı BKİ'lerine sahip olgularda aynı volümde lokal anestezik ile sağlanan spinal anestezi etki süresinin beden kitle indeksine bağlı olarak uzadığı kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: Obezite, spinal anestezi, bupivakain

LMA-Fastrach™ İçinden Entübasyonda Farklı İki Endotrakeal Tüpün Karşılaştırılması 2006; 34(5):305-311
Sultan San, Yavuz Gürkan, Kamil Toket, Tülay Hoşten, Dilek Özdamar, Mine Solak
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kocaeli
ÖZET
     Amaç: LMA-Fastrach™ ya da Entübasyon Laringeal Maskesi (ILMA), ventilasyon ve içinden endotrakeal entübasyon olanağı sunarak, zor hava yolu yönetiminde önemli bir rol oynar. Bu çalışmada ILMA içinden ilerletilen ST ile polivinil klorid endotrakeal tüpün (PVC-ET) entübasyon başarısını karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Prospektif olarak gerçekleştirilen çalışmaya, ASA I-II, 18-60 yaş arası 120 hasta katıldı. Hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı. ILMA içinden entübasyon için birinci grupta (ILMA-ST), ST; ikinci grupta (ILMA-PVC) ise PVC-ET kullanıldı. Endotrakeal tüp ILMA içinden ilerletilirken dirençle karşılaşıldığında üç manevra uygulandı. Entübasyon başarısı, kullanılan manevra sayısı, özefagus entübasyonu ve oksijen satürasyon değerleri kaydedildi. Postoperatif 24. saatte boğaz ağrısı ve ses kısıklığı değerlendirildi.
      Bulgular: ILMA-ST grubunun entübasyon başarı oranı ILMA-PVC grubundan daha yüksek olmasına rağmen, (sırasıyla, % 98.3 ve % 88.3) bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Ancak, birinci denemede entübasyon başarısı ILMA-ST grubunda ILMA-PVC grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdi (sırasıyla, % 57.6 ve % 41.5, p< 0.05). Özefagus entübasyon sıklığı ILMA-ST grubunda ILMA-PVC grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak daha sıktı (p< 0.05). ILMA-PVC grubunda ise, ses kısıklığı ILMA-ST grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p< 0.05).
      Sonuç: ILMA içinden ST ile birinci denemede endotrakeal entübasyon daha başarılı olmuştur. Ancak, PVC-ET ile de çeşitli manevralar yardımıyla ILMA içinden entübasyon yapılabilir. PVC-ET'nin kolay ulaşılabilir ve ekonomik olması nedeniyle ST'ye alternatif olabileceğini düşünüyoruz.
      Anahtar kelimeler: ILMA, endotrakeal tüp, entübasyon, komplikasyonlar

Zor Endotrakeal Entübasyonun Tahmininde Preoperatif Testlerin Etkinliğinin Karşılaştırılması 2006; 34(5):312-319
Ünal Sabancı, İsmet Topçu, Selcen Tekin, N. Zeynep Ekici, Nurettin Lüleci
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Manisa
ÖZET
    Amaç: Zor entübasyonun tahmininde birçok farklı test kullanılmaktadır. Bu çalışmada amacımız tüm bu testlerin zor entübasyonu tahminde etkinliğini değerlendirmektir.
      Gereç ve Yöntem: Çalışmaya genel anestezi altında elektif operasyonu planlanan 603 yetişkin hasta (238 erkek, 365 kadın) dahil edildi. Olguların yaş, boy, vücut ağırlığı, boyun çapı, interinsizör aralık, sternomental ve tiromental mesafe ölçümleri kaydedildi. Wilson toplam risk skoru, modifiye mallampati sınıflandırması, baş boyun hareketleri, mandibula protrüzyonu, zor laringoskopi veya entübasyon öyküsü ve anatomik anomaliler değerlendirildi.
      Bulgular: 25 hastada (% 4.1) trakeal entübasyon güçlüğü ile karşılaşıldı. Zor entübasyon ile vücut ağırlığı, tiromental ve sternomental mesafe, mandibular çıkıntı ve boyun ekstansiyon kısıtlılığı arasında bir korelasyon bulunmadı (p>0.05). İleri yaş, erkek cinsiyet, ?2 Wilson toplam risk skoru, interinsizör aralık ve boyun çevresi, yüksek Mallampati skoru, Cormack-Lehane Grade 3 veya 4, ağız açıklığının azalması ile zor entübasyon arasında anlamlı bir bağlantı bulundu (p< 0.05). < 2 cm. interinsizör aralık yüksek (% 99) seçiciliğe sahipti. Cormack-Lehane Grade 3 veya 4'ün duyarlılığı diğer parametrelerden daha yüksek bulundu (% 71).
      Sonuçlar: Cormack-Lehane sınıflandırması zor entübasyonun tahmininde en değerli testtir. Bu nedenle laringoskopik görüntü iyi değerlendirilmeli ve hastaya en uygun pozisyon verilmelidir. < 2 cm.. interinsizör aralık en yüksek seçicilik (% 99.8) ve pozitif öngörü değerine (% 50) sahipti. Tüm testler değil ancak bazı preoperatif testler zor entübasyon için önemli tahmin değerine sahiptir.
      Anahtar kelimeler: Zor endotrakeal entübasyon, Mallampati testi, Cormack-Lehane sınıflandırması, interinsizör aralık, sternomental mesafe

İki Farklı Zamanda Uygulanan Deksmedetomidinin Ameliyat Sonrası Titreme Üzerine Etkisi 2006; 34(5):320-326
Dilek Karaaslan, Sadık Özmen, Tülay Tunçer Peker, Betül Altınışık, Uğur Altınışık, Hakan Kaya *
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Kadın Hastalıkları* Anabilim Dalları, Isparta
ÖZET
      Amaç: Çalışmamızda desfluran ile genel anestezi uygulanan hastalarda ameliyatın başında veya sonunda deksmedetomidine infüzyonu uygulanmasının ameliyat sonrası titreme üzerindeki etkilerinin farklı olabileceği hipotezinin doğruluğunu araştırdık.
      Gereç ve Yöntem: Desfluran anestezisi altında total abdominal histerektomi ve bilateral salpingo-ooferektomi veya miyomektomi ameliyatı planlanan ASA I-II grubuna dahil 60 hasta rasgele üç gruba ayrıldı. Grup 1'de entübasyondan hemen sonra, grup 2'de ise, cerrahi bitiminde 1 µg kg-1 deksmedetomidin 5 dk. içinde uygulandı. Grup 3'teki hastalara deksmedetomidin uygulanmadı. Ameliyat sırasında nazofaringeal ısı değerleri, desfluran kesilmesi ile ekstübasyon arasında geçen süre, ameliyat sonrası bakım ünitesinde ise, ısı değerleri, titreme varlığı, Ramsay sedasyon skoru, modifiye Aldrete skoru, verbal ağrı skoru (VAS), analjezik tüketimi ve bulantı varlığı kaydedildi.
      Bulgular: Grup 1 ve grup 2'de titreme insidansı grup 3'e göre daha düşüktü (p< 0.001). Grup 2'de titreme insidansı grup 1'den düşüktü (p< 0.05). Ekstübasyon süresi grup 2'de diğer gruplara göre daha uzundu (p< 0.05). Ameliyat sonrasında 15., 30. ve 45. dk.'lardaki sedasyon skoru grup 2'de diğer gruplara göre daha düşüktü (p< 0.001). Ameliyat sonrası 60. dakikadaki VAS değeri grup 1 (p< 0.05) ve grup 2'de (p< 0.01) grup 3'e göre daha düşüktü. Ameliyat sonrası analjezik tüketimi grup 2'de grup 3'e göre daha düşüktü (p< 0.01). Bulantı insidansı grup 2'de grup 3'e göre düşüktü (p< 0.05).
      Sonuç: İndüksiyon sonrasında veya ameliyatın sonuna doğru deksmedetomidin uygulaması ameliyat sonrası titreme insidansını azaltmakla birlikte, geç deksmedetomidin infüzyonu erken uygulamaya kıyasla daha etkin olmuştur. Ayrıca, geç deksmedetomidin uygulaması daha iyi analjezi ve bulantı önleyici etki sağlamıştır, ancak bu uygulama ekstübasyon süresini uzatabileceği ve ameliyat sonrası ilk 45 dk. boyunca sedasyona neden olabileceği için hastaların yakın takibi gereklidir.
      Anahtar kelimeler: Genel anestezi, deksmedetomidin, titreme

Lokal Anesteziklere Bağlı Gelişen Methemoglobineminin Dört Olguda Tartışılması 2006; 34(5):327-332
Güngör Enver Özgencil, Menekşe Hasdoğan, Özlem Selvi Can, Gül Sezer, Perihan Erdoğdu, Feyhan Ökten
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara
ÖZET
    Methemoglobinemi ender görülen bir klinik durum olmasına rağmen, zamanında ve uygun tedavi edilmediği taktirde tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Methemoglobin, hemoglobin molekülündeki demirin ferröz formdan (Fe2+), ferrik forma (Fe3+) oksidasyonu sonucu oluşur. Klinik olarak şüphelenildiğinde, methemoglobinemi tanısını koymak zor değildir. Bu yazıda, son 10 yıl içinde ortopedi ameliyathanesinde meydana gelen, lokal anesteziklere bağlı dört methemoglobinemi vakası bildirilmiş ve vakalar bu konuda yayınlanmış literatür bilgileri gözden geçirilerek tartışılmıştır.
      Anahtar kelimeler: Methemoglobinemi, lokal anestezikler

Ender Lokalizasyonlu Bir Yılan Isırması 2006; 34(5):333-336
Aytaç Yücel, Ender Gedik, Murat Sürücü, Türkan Toğal, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Malatya
ÖZET
     19 yaşında erkek hasta başının ön kısmından "genus viperidae" yılanı tarafından ısırılmıştı. Koagulasyon bozukluğu ile komplike olan olguda sınırları belirli ödem ile şiddetli zehirlenme mevcuttu. Antivenom ve taze donmuş plazma ile medikal tedavi sonrası olgu komplikasyonsuz taburcu edildi.
      Anahtar kelimeler

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker