TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
OCAK / ŞUBAT 2007

 

 

Alkalinize Bupivakain ve Ropivakainin Antibakteriyel Etkinliği 2007; 35(1):11-15
Zekine Begeç, Nurçin Gülhaş, Hüseyin İlksen Toprak, Feray Erdil, Gülay Yetkin*, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Mikrobiyoloji* Anabilim Dalları, Malatya
ÖZET
         Amaç: Çalışmamızda, alkalinize bupivakain ve ropivakainin Escherichia coli, Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa üzerine antibakteriyel etkisini araştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Çalışmada % 0.5 bupivakain, % 0.2 ropivakain, % 0.5 bupivakain+NaHCO3, % 0.2 ropivakain+NaHCO3 solüsyonları ile E. coli, S. aureus ve P. aeruginosa bakteri kültürleri kullanıldı. Bakteriler standart kanlı agarda üretildi. Bakteri kültürleri % 0.9 serum fizyolojik içerisinde 0.5 McFarlands yoğunluğunda (108 cfu mL-1) hazırlanarak her bir bakteri solüsyonu Mueller-Hinton'da dilüe edilip standart inokulum sağlandı (105 cfu mL-1). Test solüsyonları ve kontrolleri (serum fizyolojik) 2 mL olacak şekilde hazırlanarak üzerlerine 2 mL bakteri inokulumu eklendi. Karışımlar vortekslenerek steril polystyrene spektrofotometre küvetlerine 3 mL aktarıldı ve 37°C'de enkübe edildi. Optik dansite 0., 3. ve 6. sa.'te 540 nm'de spektrofotometre ile ölçüldü.
      Bulgular: Bupivakain S. aureus ve E. coli üremesini tüm ölçüm zamanlarında inhibe ederken, P. aeruginosayı sadece 6. sa.'te inhibe etti (p<0.05). Alkalinize bupivakain S. aureus üremesini 0. sa.'te E. coliyi ise, 0. ve 6. sa.'te inhibe etti (p<0.05). Bupivakainin E. coli üzerine antibakteriyel etkinliği 6. sa.'te alkalinize bupivakainden anlamlı yüksekti (p< 0.05). Ropivakain S. aureus üremesini 0. ve 3. sa.'te alkalinize ropivakainden daha fazla inhibe ederken, alkalinize ropivakain kontrole göre daha az inhibisyon yaptı (p<0.05). Ropivakain ve alkalinize ropivakain E. coli üremesini 3 ve 6. sa.'te inhibe ederken 0.sa.'te sadece ropivakain inhibe etti (p<0.05). Ropivakain ve alkalinize ropivakain P. aeruginosa üremesini 3.sa.'te inhibe etti (p<0.05).
      Sonuç: Bupivakainin antibakteriyel etkisinin mevcut olduğu ve alkalinizasyonun bunu değiştirmediği, ropivakainin zayıf antibakteriyel etkisi olduğu ve bunun alkalinizasyon ile daha da azaldığı saptandı.
      Anahtar kelimeler: Bupivakain, ropivakain, mikrobiyolojik fenomen, sodyum bikarbonat

Aksiller Blok Uygulamasında % 0.5 Ropivakain, % 0.75 Ropivakain ve % 0.5 Bupivakainin Anestezik Özelliklerinin Karşılaştırılması 2007; 35(1):16-22

Leyla Kılınç, Surhan Özer Çınar*, Hale Dobrucalı, G. Ulufer Sivrikaya, Ayşe Hancı
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1.* ve 2. Anestezi ve Reanimasyon Kliniği, İstanbul

ÖZET
            Amaç: Aksiller blok uygulamasında % 0.5 ropivakain, % 0.75 ropivakain ve % 0.5 bupivakainin anestezik etkilerinin karşılaştırılması planlandı.
      Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya el ve önkol cerrahisi geçirecek , ASA I-II grubu, 18-60 yaş arası 60 olgu katıldı. Tüm olgular midazolam iv 0.02 mg kg-1 ile premedike edildi. Brakial pleksus 22 G iğne kullanılarak sinir stimulasyonu tekniği ile bulundu. Üç gruba ayrılan olgulara, Grup I'de % 0.5 ropivakain, Grup II'de % 0.75 ropivakain, Grup III'de % 0.5 bupivakain 40 mL aksiller kılıf içine verildi. Hemodinamik parametreler, duyusal ve motor bloğun başlama süresi, duyusal ve motor bloğun ortadan kalkma süreleri, kilo başına düşen lokal anestezik miktarı ve yan etkiler ile muskulokutan, mediyan, ulnar, radiyal sinir innervasyon bölgesindeki duyusal ve motor blok düzeyleri ilaç verildikten sonra 5., 10., 15., 20. ve 30. dakikalarda kaydedildi.
      Bulgular: Grup II'de duyusal blok başlama süresi Grup I (p<0.01) ve Grup III'den (p<0.001) kısa bulundu. Motor blok süresi Grup II’de Grup I (p<0.01) ve Grup III' den (p<0.001) uzun bulundu. Kilo başına kullanılan lokal anestezik miktarı Grup II'de Grup I ve Grup III'den anlamlı olarak fazla bulundu (p<0.05).
      Sonuç: Çalışmamızda % 0.75 ropivakain ile aksiller blok uygulamasında, duyusal blok başlama süresinin hızlı olması dışında % 0.5 ropivakain ve % 0.5 bupivakaine üstünlük sağlamadığı görüldü. % 0.5 ropivakainin aksiller blok uygulamasında % 0.5 bupivakaine alternatif bir lokal anestezik olabileceği kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: Aksiller blok, ropivakain, bupivakain

Sezaryenlerde Spinal veya Kombine Spinal Epidural Anestezi Öncesi Uygulanan Hipertonik Sodyum Klorür, Hidroksietil Nişasta ve Ringer Laktat Solüsyonlarının Hipotansiyon Üzerine Etkileri 2007; 35(1):23-28
Nurçin Gülhaş, A. Kadir But, Ahmet Köroğlu, Engin Yapıcı, Feray Erdil, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Malatya
ÖZET
    Amaç: Çalışmamızda spinal veya kombine spinal epidural anestezi (KSEA) sırasında gelişebilecek maternal hipotansiyonun önlenmesinde farklı hidrasyon sıvılarının etkinliklerini karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Elektif sezaryen planlanan toplam 69 olgu çalışma kapsamına alındı. Grup HS'ye (n=23) 4 mL kg-1 % 3 hipertonik sodyum klorür solüsyonu, Grup HES'ye (n=23) 5 mL kg-1 hidroksietil nişasta (HES) (% 6), Grup LR'ye (n=23) 15 mL kg-1 Ringer Laktat solüsyonu uygulandı. KSEA uygulanan olgulara spinal aralığa 2.2 mL % 0.5 heavy bupivakain verildi. Spinal anestezi sonrası ve umblikal kord klemplendikten sonra alınan kan örnekleriyle serum elektrolit değerleri takip edildi.
      Bulgular: Maternal hipotansiyon gelişme sıklığı ve tüketilen efedrin miktarları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (Sırasıyla Grup HS, HES, LR, % 56, % 47, % 60). Maternal sodyum, klorür ve osmolarite değerleri yükleme sonrasında Grup HS'de HES'den daha yüksekti (p<0.05). Maternal glukoz değeri yükleme sonrası Grup LR'de Grup HS ve HES'den daha yüksekti (p<0.05). Maternal potasyum değerleri açısından gruplar benzerdi. Umblikal venöz kan sodyum ve osmolarite değerleri Grup HS'de Grup HES ve LR' den daha yüksekti (p<0.05). Umblikal ven pH değerleri açısından gruplar arasında anlamlı fark yoktu.
      Sonuç: Maternal hipotansiyon insidansı ve tüketilen efedrin miktarı açısından yükleme sıvıları arasında fark olmasa da hipertonik sodyum klorürün daha az volüm yüklemesi nedeniyle bir alternatif olarak düşünülebileceği kanısındayız.
      Anahtar kelimeler: Sezaryen, hipertonik sodyum, HES, hipotansiyon

Düşük Akım ve Yüksek Akımla Uygulanan Desfluran Anestezisinde Hemodinamik Etkilerin Torasik Elektriksel Biyoempedans Monitorizasyon ile Karşılaştırılması 2007; 35(1):29-37
Çetin Kaymak, Hülya Başar*, Özlem Tekin, Özgür Sert, Alpaslan Apan
Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği*, Ankara
ÖZET
       Amaç: Expiratuar CO2 uzaklaştırıldıktan sonra ekspire edilen gazın % 50 veya daha fazlasının yeniden solutulması düşük akımlı anestezi ile mümkündür. Bu çalışmanın amacı, hemodinamik monitorizasyon amacıyla noninvaziv torasik elektriksel biyoempedans (TEB) metodu kullanılarak, düşük ve yüksek akımlı desfluran anestezisinin karşılaştırılmasıdır.
      Gereç ve Yöntem: Hastane etik kurul onayı alındıktan sonra, ASA I-II sınıfındaki elektif cerrahi planlanan 40 olgu dahil edildi. Tüm hastaların anestezi indüksiyonu 5-7 mg kg-1 tiopental ve 1,5 µg kg-1 fentanil ile yapıldı. 0.1 mg kg-1 veküronyum iv ardından trakeal entübasyon gerçekleştirildi. Hastalar, % 4-6 desfluran anestezisi altında düşük akım (Grup I, 1 L dk-1 % 50 N2O+O2) ve yüksek akım (Grup II, 4 L dk-1 % 50 N2O+O2) olmak üzere randomize edilerek iki gruba ayrıldı. Noninvaziv TEB kullanılarak ejeksiyon fraksiyonu (EF), end-diastolik indeks (EDI), kardiyak indeks (CI) ve strok volüm indeks (SVI) bazal, indüksiyon, entübasyon ve 15 dk. aralıklarla kaydedildi. Anestezinin derinliği, BIS değerleri 40-60 arasında hedeflenerek şekilde, desfluran konsantrasyonlarıyla ayarlandı. Postoperatif dönemde Aldrete Derlenme Skoru (ARS) kaydedildi. İstatistiksel analiz için student-t testi ve tekrarlayan ölçümlerde varyans analizi kullanıldı. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
      Bulgular: End-tidal desfluran konsantrasyonları, Grup II'de, 45. ve 60. dk. değerlerinde, Grup I'e göre anlamlı olarak yüksekti (p<0.05). Grup I'deki 45. ve 60. dk. EDI, Grup II'ye göre anlamlı olarak yüksekti (p<0.05). CI, SVI ve EF değerleri, her iki grup arasında benzer bulundu. Grup I'de 5. ve 10. dakikalardaki ARS anlamlı olarak yüksekti.
      Sonuç: Desfluran ile düşük ve yüksek akımlı anestezi tekniğinde, TEB metodu kullanılarak benzer hemodinamik etkiler olduğu sonucuna vardık.
      Anahtar kelimeler: Anestetik, desfluran, anestezi, düşük akım, yüksek akım, hemodinamik etkiler

Abdominal Histerektomi Yapılacak Olgularda Sevofluran ile Propofolun Derlenme ve Hemodinamik Özelliklerinin Karşılaştırılması 2007; 35(1):38-43
Nevin Eren, Alev Üstüner, Emine Özyuvacı, Naile Toprak, Onur Demircioğlu, Fikret Kutlu
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, İstanbul
ÖZET
      Amaç: Çalışmamızda, total abdominal histerektomi ve bilateral salpingoooferektomi (TAH+BSO) operasyonu planlanan olgularda fentanil ile birlikte sevofluran ve propofolun hemodinami ile derlenme üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra çalışmaya ASA I-II 120 olgu dahil edildi. İndüksiyonda her iki gruba 2 mg kg-1 propofol, kas gevşetici olarak cisatrakuryum 0.15 mg kg-1 IV uygulanıp endotrakeal entübasyon gerçekleştirildi. Grup I (propofol) (n=60)de propofol ilk 30 dk.’da 9 mg kg-1 sa-1 sonra 4.5 mg kg-1 sa-1 ve 25 µ kg-1 sa-1 hızında fentanil perfüzyonuna başlandı. Grup II (sevofluran) (n=60) de anestezi idamesi % 50 O2/N20 karışımında % 1-2 sevofluran end-tidal konsantrasyonu ile sağlandı. İndüksiyon öncesi, indüksiyon ve entübasyonda daha sonra da 5 dk. aralıklarla ortalama arter basıncı (OAB), kalp atım hızı (KAH) kaydedildi.Gruplar arasında derlenme ünitesinde gelişen bulantı-kusma oranıda değerlendirildi. Postoperatif dönemde hareket, solunum, şuur, cilt durumu ve dolaşım parametrelerinin yer aldığı Modifiye Aldrete-Kroulik derlenme skalasına (11) göre değerlendirildi.
      Bulgular: Gruplar arasında preoperatif, indüksiyon ve entübasyonda ortalama arter basınçları ile kalp atım hızları bakımından fark görülmedi. Grup II’de entübasyon sonrası ve ekstübasyonda ortalama arter basınçları anlamlı olarak yüksek ölçüldü.Gruplar arasında hiçbir dönemde periferik oksijen saturasyonu (Sp02), tidal sonu karbondioksit basıncı (ETCO2) ortalamaları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Ayrıca, Grup I’de bulantı-kusma 6 hastada görülürken, grup II’de 3 hastada görüldü ancak istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Grup I de sedasyon skor ortalaması ve grup IIde post-operatif erken dönemde VAS skoru anlamlı yüksek bulundu (p<0.001).
      Sonuç: Propofol ile yapılan TIVA uygulanmasında derlenme daha hızlı, bulantı-kusma daha az ve daha iyi peroperatif hemodinami sağlanmıştır. Sevofluran kullanım kolaylığı ve kontrol edilebilir bir ajan olarak anestezi pratiğinde önemli bir yeri vardır. Her iki yöntemin güvenle kullanılarak birbirine alternatif olabileceği kanısına vardık.
      Anahtar kelimeler: Propofol, sevofluran, Modifiye Aldrete-Kroulik skalası

Gebelerde Spinal Anesteziye Bağlı Hipotansiyonun Profilaksisinde Efedrinin Etkinliği 2007; 35(1):44-50
Tülay Özkan Seyhan, Aylin Eker, Ayşen Yavru, Olgaç Bezen, Cem Güneyli, Kamil Pembeci, Mehmet Tuğrul
İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İstanbul
ÖZET
      Amaç: Bu plasebo kontrollü, randomize çift kör çalışmada sezaryen ameliyatı sırasında gebelerde spinal anesteziye bağlı hipotansiyonun profilaksisinde 1.000 mL kristalloid içinde verilen 15 veya 30 mg efedrinin etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır.
      Gereç ve Yöntem: 38-40. gestasyon haftasındaki spinal anestezi altında sezaryen ile doğum yapacak toplam 63 gebe randomize üç gruba ayrılarak çalışmaya alındı. Tüm gebelere damar yolundan 1.000 mL ringer laktat (RL) solüsyonu takıldı ve içine 6 mL serum fizyolojik (RL grubu) ya da toplam 6 mL olacak şekilde sulandırılmış 15 (RL15 grubu) veya 30 mg efedrin (RL30 grubu) eklendi. Prehidrasyon yapılmamış gebelere 20 µg fentanil ve 7-9 mg hiperbarik bupivakain verilerek spinal anestezi uygulandı. İntratekal enjeksiyonu takiben hazırlanan iv solüsyonlar hızla verilmeye başlandı. Sistolik kan basıncının başlangıç değerine göre % 20'den fazla düşmesi hipotansiyon olarak değerlendirildi. Hipotansiyon görüldüğünde sıvı infüzyon hızı arttırıldı, takip eden ölçümde hipotansiyon sürerse 5 mg iv efedrin uygulandı.
      Bulgular: Hipotansiyon insidansı RL30 grubunda RL grubuna kıyasla istatistiksel anlamlı derecede düşük bulundu (RL, RL15 ve RL30 grubunda sırasıyla % 85.7, % 62 ve % 47.6; p=0.032). Hipotansif epizot sayısı RL30 grubunda diğer iki gruba kıyasla istatistiksel anlamlı derecede düşüktü (RL, RL15 ve RL30 grubunda sırasıyla 3.5±2.3, 2.1±2.3, 0.6±0.7; P<0.001). RL grubuna kıyasla RL30 grubunda daha az bulantı ve kusma ortaya çıktı (0.04).
      Sonuç: Sezaryen ameliyatlarında spinal anesteziden hemen sonra 1.000 mL ringer laktat içinde verilen 30 mg efedrin infüzyonunun, hipotansiyonu ortadan kaldırmamakla birlikte insidansını azalttığı, hipotansif epizot sıklığını düşürdüğü, hipotansiyona bağlı bulantı ve kusma insidansını azalttığı sonucuna varıldı.
      Anahtar kelimeler: Sezaryen, spinal anestezi, hipotansiyon, efedrin

Hastanede Yatan Elektif Cerrahi Olgularda Malnütrisyonun Subjektif Global Değerlendirme ile Saptanması 2007; 35(1):51-56
Müslüm Çiçek, Ender Gedik, Nurçin Gülhaş, Zafer Doğan, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Malatya
ÖZET
    Amaç: Malnütrisyonlu olgular iyi beslenenlere göre daha uzun süre hastanede kalış, daha fazla ilaç kullanımı, daha kötü fonksiyonel kapasite ile daha yüksek mortalite ve morbidite oranına sahiptir. American Society of Anesthesiologists (ASA) fiziksel durum sınıflamasının olguların nütrisyon durumunu tahminde uygun olmadığı ve nütrisyon durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiği bildirilmektedir. Bu çalışmada, hastanede yatan ve elektif cerrahi planlanan erişkin olguların nütrisyon durumunun preanestezik vizit sırasında Subjektif Global Değerlendirme ile belirlenmesi amaçlandı. Ayrıca, nütrisyon durumuna göre olguların yaşı ve preanestezik vizit öncesi hastanede yatış süresi değerlendirildi.
      Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya 9 anabilim dalından toplam 450 olgu alındı. Olguların nütrisyon değerlendirmeleri preanestezik vizit sonrası Subjektif Global Değerlendirme ile yapıldı.
      Bulgular: Hastanede yatan ve elektif cerrahi planlanan erişkin olgularda genel malnütrisyon oranı % 24.22 olarak tespit edildi. En yüksek malnütrisyon oranı, kalp ve damar cerrahi (% 50.00), ortopedi ve travmatoloji (% 36.17) ve genel cerrahi (% 31.70) olgularında belirlendi. Malnütrisyonlu olgularda yaş ortalaması ve preanestezik vizit öncesi hastanede yatış süresi iyi beslenen olgular göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.05).
      Sonuç: Elektif cerrahi planlanan erişkin olgularda genel malnütrisyon oranı % 24.22’ydi. Malnütrisyon riskinin, kalp ve damar cerrahi, ortopedi ve travmatoloji ile genel cerrahi olgularında daha yüksek olduğu saptandı. Ayrıca, malnütrisyonun yaş ortalaması yüksek ve preanestezik vizit öncesi hastanede yatış süresi uzun olan olgularda daha fazla görüldüğü kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: Nütrisyon değerlendirme, Subjektif Global Değerlendirme, Preanestezik vizit

Laparoskopik Kolesistektomi Cerrahisinde Sevofluran ve Desfluran Anestezisinin Qtc İntervali, QT Dispersiyonu, Aritmi Oluşumu ve Kalp Hızı Değişkenliği Üzerine Etkisi 2007; 35(1):57-63
Çetin Kaymak*, Tolga Doğru**, Hülya Başar***
Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı*, Kardiyoloji Anabilim Dalı**, S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği***, Ankara
ÖZET
     Amaç: Bu çalışmada, laparoskopik kolesistektomi olgularında inhalasyon ajanı olarak kullanılan sevofluran ve desfluranın, kalp hızı değişkenliği, ritm bozukluğu QTc intervali ve QT dispersiyonu (QTd) üzerine olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı.
      Gereç ve Yöntem: Çalışmaya elektif laparoskopik kolesistektomi planlanan 34 hasta alındı. Hastalara anestezi indüksiyonundan 15 dk. önce, peroperatif ve 30 dk.’lık derlenme süresince EKG kaydı için Holter cihazı ile monitörize edildi. Anestezi indüksiyonu 1 µg kg-1 fentanil, 4-7 mg kg-1 sodyum tiyopental ile ve kas gevşemesi 1 mg kg-1 vekuronyum ile sağlandı. Olgular, rasgele sevofluran (Grup I) ve desfluran (Grup II) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Hastaların etCO2, O2, N2O değerleri monitörize edildi ve etCO2 basıncı 35-40 mmHg olacak şekilde dakika ventilasyonu uygulandı. Hastaların minimal-maksimal-ortalama kalp hızları, kalp hızı değişkenliği parametreleri olan düşük frekans (LF) ve yüksek frekans (HF) ölçümleri ile LF/HF oranı, Global sempatik indeks (GSİ), R-R süreleri, preoperatif, intraoperatif, ekstübasyon 2. dakika, ekstübasyon 10. dk. ve ekstübasyon 30. dk. dönemlerinde ölçüldü. Atrial (AES) ve ventriküler (VES) aritmiler belirlendi. QT interval ölçümü Bazett formülü kullanılarak düzeltildi (QTc= QT?RR). QTd, en uzun ve en kısa QT intervali bulunarak hesaplandı.
      Bulgular: Holter incelemelerinde, maksimal kalp hızı desfluran grubunda anlamlı yüksekti (p=0.049). LF/HF, GSİ değeri indüksiyon-entübasyon evresi dışında tüm peroperatif dönemde desfluran grubunda yüksek bulundu. Peroperatuar dönemde maksimal R-R intervali sevofluran grubunda anlamlı ölçüde yüksekti. Desfluran grubunda, QTc intervali anlamlı oranda daha uzun ve QTd'de anlamlı artmış bulundu. Gruplarda, sempatik tonus artışı ile VES miktarı arasında pozitif korelasyon saptandı.
      Sonuç: Çalışmamızda, desfluran anestezisi sırasında sempatik aktivasyon daha fazla görülmüş ve aritmi izlenmemiştir. Ek olarak, her iki inhalasyon ajanı da QT mesafesinde uzama oluşturmasına rağmen, desfluran anestezisi altında sevofluran anestezisine göre QTc ve QTd'de anlamlı olarak artış saptandı.
      Anahtar kelimeler: Genel anestezi, sevofluran, desfluran, kalp hızı değişkenliği, QTc intervali, QT dispersiyonu

Sifilisli Bir Olguda Zor Entübasyon 2007; 35(1):64-67
Şennur Uzun, Nurhan Erdoğan, Nalan Çelebi, Varol Çeliker
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara
ÖZET
   Entübasyon zorluğu insidansı, pek çok değişik çalışmada % 0.05-18 arasında değişen farklı rakamlar vermektedir. Genellikle olguların % 2-3'ünde ciddi zorlukla karşılaşılmaktadır. Entübasyon güçlüğünün önceden belirlenmesinde Mallampati skorlaması, Wilson risk toplamı, laringoskopik değerlendirme, sterno-mental mesafe, ön mandibular bölge anatomisi, başın ekstansiyon derecesi, radyolojik inceleme, bilgisayarlı görüntüleme kullanılan yöntemlerdir. Değişik sendrom, patolojiler ve baş-boyun bölgesindeki kanser oluşumları zor entübasyona neden olabilirler.
      Sifilis, etkeni Treponema Pallidum olan, deri ve iç organların tümünü tutabilen, uzun seyirli, enfeksiyöz bir hastalıktır. Primer, sekonder, latent ve tersiyer olmak üzere 4 dönemden oluşur. Tersiyer dönemde görülen gommatöz lezyonlar larengeal ve farengeal yapıları etkileyerek zor entübasyona neden olabilir. Latent evredeki sifilisli bir olguda karşılaşılan zor entübasyon anlatılmıştır.
      Anahtar kelimeler: Treponemal enfeksiyon; sifilis, zor endotrakeal entübasyon

Mukopolisakkaridoz Tip II (Hunter Sendromu) ile Birlikte Konjenital Hipotiroidisi Olan Çocukta Anestezi Uygulaması 2007; 35(1):68-71
Hatice Yağmurdur *, Canan Cıngıllı **, Hülya Başar ***
S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara
ÖZET
    Mukopolisakkaridoz Tip II (Hunter Sendromu) X’e bağlı resesif geçiş gösteren ve mukopolisakkaridlerin metabolizmasından sorumlu enzimin yokluğu veya yetersizliği sonucu ortaya çıkan ender fakat ilerleyici bir lizozomal depo hastalığıdır. Bu hastalığa konjenital hipotiroidinin eşlik etmesi oldukça enderdir. Mukopolisakkaritlerin çeşitli organ dokularında birikmesi anatomik, kas-iskelet ve nörolojik sistemleri etkileyerek anestezik ve hava yolu ile ilgili girişimleri zorlaştırmaktadır. Daralmış trakea, vokal kort kalınlaşması, makroglosi, kısa boyun ve mukoid sekresyon hava yolu obstrüksiyonuna neden olabilmektedir. Özellikle de temporomandibuler eklem artriti entübasyonu zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle Hunter sendromlu hastalarda zor entübasyon olasılığına karşı fiberoptik bronkoskopla entübasyon ve acil trakeostomi için hazırlıklı olunmalıdır. Bu olgu sunumunda Hunter sendromuna eşlik eden konjenital hipotiroidisi olan bir hastada adenotonsillektomi ve kulaklara tüp uygulaması nedeniyle verilen genel anestezi uygulamamızı literatür eşliğinde tartışarak sunmayı amaçladık.
      Anahtar kelimeler: Mukopolisakkaridoz tip II, konjenital hipotiroidizm, genel anestezi

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker