 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
MART / NİSAN 2007
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(2):83-89
Subanestezik Konsantrasyonlarda Solutulan Desfluran ve Sevofluranın Sıçanlarda; Karaciğer ve Böbrek Toksisitesi ile Davranışları Üzerine Etkileri |
Gülbin Sezen, Yavuz Demiraran, Buket Kocaman, K. Aylin Aksoy*
Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Düzce Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Patoloji* Anabilim Dalları, Düzce |
|
|
Amaç: Subanestezik konsantrasyonlarda anestezik gazlara kronik maruziyetin, ameliyathane personeli için zararlı olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Bu çalışmadaki amacımız; desfluran ve sevofluranın subanestezik konsantrasyonlarda solutulmasının, sıçanların davranışları üzerine etkileri, karaciğer ve böbrek toksisiteleri ile biyokimyasal ve histopatolojik değişikliklerinin incelenmesiydi.
Gereç ve Yöntem: Toplam 24 sıçan çalışmaya dahil edildi ve sevofluran (% 0.1), desfluran (% 0.04) ve kontrol (3 lt dk-1 O2) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Anestezi odasında, 4 ay süresince 09.00-13.00 saatleri arasında sıçanlar anestezik gazlara maruz bırakıldı. Anksiyete değerlendirmesi için Plus Maze Testi uygulandı; deney öncesi ve sonrasında kan örneklerinde üre, BUN, kreatinin ve GGT incelemeleri yapıldı. Deney bitiminde sıçanlar sakrifiye edilerek, karaciğer ve böbrekler histopatolojik olarak incelendi.
Bulgular: Sevofluran grubunda GGT, üre ve BUN değerlerinde anlamlı artış gözlendi. Kapalı kollarda hareketsiz kalma süreleri, sevofluran ve desfluran grubunda anlamlı uzamış bulundu. Karaciğerde konjesyon, sevofluran ve desfluran grubunda kontrol grubuna göre anlamlı fazla bulundu, aynı zamanda sevofluran grubunda fokal nekroz diğer gruplardan anlamlı fazla gözlendi. Sevofluran grubunda, böbrekte fokal lenfositik infiltrasyon ve tubuler epitelde yassılaşma diğer gruplardan anlamlı fazla gözlendi.
Sonuç: Bulgularımız incelendiğinde, sıçanlarda subanestezik konsantrasyonlarda sevofluran ve desfluran kullanımının anksiyeteyi arttırdığı ve bu konsantrasyondaki sevofluranın subklinik düzeyde böbrek ve karaciğerde hasara yol açabileceği sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: desfluran, sevofluran, sıçan, toksisite, anksiyete |
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(2):90-95
Günübirlik Alt Batın ve Ekstremite Cerrahisinde İntratekal Bupivakain, Mepivakain ve Lidokainin Etkilerinin Karşılaştırılması |
Zafer Çukurova, Gülay Aşık Eren, Halide Fulya Uludağ, Oya Hergünsel, Hülya Leblebici, Metin Aslantay
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, İstanbul
|
|
|
Amaç: Çalışmamızda günübirlik cerrahi olgularda, rejyonal anestezi tercih edildiğinde, kullanılabilecek ideal lokal anesteziğin araştırılması amaçlandı. Lidokain, mepivakain ve bupivakain intratekal kullanılarak karşılaştırıldı.
Gereç ve Yöntem: ASA I-II grubunda 45 hasta rasgele 3 gruba ayrıldı. 500 mL % 0.9 izotonik NaCl ile prehidrasyon yapılarak, birinci gruptaki olgulara (n=15, Grup 1) 3 mL % 2 lidokain, ikinci gruptaki olgulara (n=15, Grup2) 3 mL % 1 mepivakain, üçüncü gruptaki olgulara (n=15, Grup3) 3 mL % 0.5 bupivakain, L2-3 aralığından, 24 G Whitacre spinal iğne ile intratekal olarak uygulandı. Perioperatif KTA, OAB ve SpO2 periferik O2 saturasyonu ile monitorize edilen hastalar postoperatif kalp tepe atımı 8 saat süre ile izlendi. Üç grupta da motor ve duyusal blok süreleri, maksimum dermatom seviyesi ve ulaşma zamanı, ilk idrara çıkma zamanı, intraoperatif ve postoperatif 8 saatlik dönemde istenmeyen yan etkiler değerlendirildi. Postoperatif 8 saatlik gözlem döneminde komplikasyon gözlenmeyen olgular taburcu edildi.
Bulgular: Grup 2'de motor blok, duyusal blok ve ilk idrara çıkma zamanı istatistiksel olarak anlamlı derecede kısa bulundu (p<0.05). Bulantı-kusma, bradikardi ve hipotansiyon gibi yan etkiler Grup 1'de istatistiksel olarak anlamlı derecede sık gözlendi (p<0.05).
Sonuç: Motor ve duyusal blok süreleri, ilk idrara çıkma zamanı ve yan etkilerin sıklığı değerlendirildiğinde mepivakainin, günübirlik rejyonal anestezi uygulamalarında en uygun lokal anestezik olduğu düşüncesine varıldı.
Anahtar kelimeler: günübirlik cerrahi, intratekal, lidokain, mepivakain, bupivakain |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(2):96-101
Epidural Anestezi ile Uygulanan Sezaryen Operasyonunda Subhipnotik Doz Propofol ile Plasebonun Bulantı ve Kusma Üzerine Etkisi |
Mustafa Cengiz, Zeynep Baysal, Süleyman Ganidağlı
Harran Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Şanlıurfa |
|
|
Amaç: Bu çalışmada, sezaryen operasyonunda epidural anestezi sırasında oluşabilecek emetik semptomların azaltılması amacıyla, subhipnotik dozda propofol ile plasebonun etkinliğinin karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Randomize, çift kör, plasebo kontrollü bu çalışmada sezaryen sırasında göbek kordonu bağlandıktan hemen sonra hastalara subhipnotik dozda propofol (1 mg kg-1 sa-1) veya plasebo (% 10'luk Lipovenös® 0.1 mL kg-1 sa-1) infüzyonlarına başlandı. Çalışmaya toplam 72 gebe katıldı, her grupta 36 hasta bulunmaktaydı. İntraoperatif ve postoperatif bulantı - kusma görülme sıklığı ile olası yan etkiler bir gözlemci tarafından kaydedildi.
Bulgular: Her iki grup demografik veriler ve operasyon özellikleri bakımından benzer özellikler göstermekteydi. Emetik semptomlar (bulantı, öğürme ve kusma) subhipnotik dozda propofol alan grupta, plasebo grubuna göre daha azdı (p<0.01). Çalışma ilaçlarına bağlı herhangi ciddi bir yan etki gözlenmedi.
Sonuç: Sezaryende epidural anestezi sırasında, subhipnotik doz propofol infüzyonu, intraoperatif ve postoperatif bulantı-kusmayı önlemede plaseboya göre daha etkilidir.
Anahtar kelimeler: bulantı ve kusma, propofol, sezaryen, epidural anestezi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(2):102-110
Dağıtıcı Adalet Açısından Yoğun Bakım Ünitesine Hasta Kabul ve Taburcu Kararları |
Aslıhan Akpınar
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı, Kocaeli |
|
|
Amaç: Çalışmamızın amacı yoğun bakım çalışanlarının hasta kabul ve taburcu kararları hakkında bilgi edinmek ve bu kararları dağıtıcı adalet açısından değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem: XII. Ulusal Yoğun Bakım Kongresi katılımcılarıyla yürütülen çalışmaya 91 yoğun bakım çalışanı katılmıştır. Katılımcıların kişisel ve profesyonel özellikleri ile hasta kabul/taburcu kararları arasındaki ilişki ki-kare analizi ile değerlendirilmiştir.
Bulgular: Ortalama 5 yıllık yoğun bakım deneyimi bulunan yoğun bakım çalışanlarının önemli kısmı (% 80.2) triyaj deneyimine de sahiptir. Katılımcıların yarıdan fazlası (% 61.4) solunum desteğini ret ile ilgili yaşayan dileği bulunan hastayı ve yaklaşık yarısı (% 49.4) kalıcı bitkisel hayattaki hastayı yoğun bakıma kabul etmektedir ve bazı kabul kararlarında dini ve siyasi görüşlerin etkili olduğu gözlenmiştir. Hasta kabul/taburcu kararlarında genel olarak dağıtıcı adalet, dolayısıyla orantılılık ilkesi gereklerinin dışında yalnızca tıbbi yararı gözeten katılımcıların çoğu (% 75.3) kararlarına dayanak oluşturacak ulusal politikalara gereksinim duymaktadır.
Sonuç: Bu sonuçlar yoğun bakım çalışanlarının kaynakları adil paylaştırma ödevini yerine getirmede başarılı olduklarını söylemeyi güçleştirmektedir. Çünkü katılımcılarımızın boşuna tedavi ölçütleri gibi orantılılık ilkesinin gerekleri dışında kararlar aldıkları; hastanın beklenen yaşam kalitesi ve hasta tercihlerini görmezden geldikleri gözlenmiştir. Yoğun bakım çalışanlarına yönelik triyaj eğitimini de içeren etik eğitimi ile ortadan kalkabileceğine inandığımız adalete ilişkin etik sorunlar için ulusal politikaların hazırlanması da yararlı olacaktır.
Anahtar kelimeler: tıp etiği, yoğun bakım ünitesi, adalet, triyaj, sağlık çalışanlarının tutumları |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(2):111-119
Etomidatın Propilen Glikol ve Lipid Emülsiyon İçinde Çözünmüş Formları ile Fentanil Eklenmiş Kombinasyonlarının Entübasyona Hemodinamik Yanıt, Venöz İrritabilite ve Miyoklonik Aktivite Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması |
Abdullah Keretli, Osman Ekinci, Dilek Subaşı, Neşe Aydın
Haydarpaşa Numune Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, İstanbul |
|
|
Amaç: Çalışmamızda, etomidatın propilen glikol ve lipid emülsiyon içinde çözünmüş formları ile bunların fentanil eklenmiş kombinasyonlarının entübasyona hemodinamik yanıt, venöz irritabilite ve miyoklonik aktivite üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Elektif cerrahi geçirecek 80 hasta rasgele 4 gruba ayrıldı. İndüksiyonda; Grup I'e etomidat propilen glikol, Grup II'ye etomidat lipid emülsiyon, Grup III'e fentanil + etomidat propilen glikol, Grup IV'e fentanil+etomidat lipid emülsiyon uygulandı. İndüksiyon sırasında hastalara el sırtında ağrı, yanma, soğukluk ve kasılma olup olmadığı soruldu. Kooperasyon ve kirpik refleksi kaybolma zamanı ölçüldü ve bu sırada miyoklonik aktivite gelişip gelişmediği gözlendi. İndüksiyon sonrası SAB, DAB, OAB, KAH ve SPO2 ölçümleri yapıldı ve ölçümler 1., 5.,10., 15., ve 30. dk.'larda tekrarlandı. Hastalar 3 gün boyunca tromboflebit bulguları açısından izlendi.
Bulgular: Gruplar arasında yaş, cinsiyet, ağırlık, ASA skorları, SPO2 değerleri, kooperasyon ve kirpik refleksi kaybolma zamanı benzerdi. Entübasyon sonrası 1. dk.'da SAB'da görülen artış propilen glikol ve lipid emülsiyon gruplarında ileri düzeyde anlamlıyken (p<0,05), fentanil eklenen gruplardaki artış anlamlı bulunmamıştır. Tüm gruplarda entübasyon sonrası 1. dk.'da KAH'da görülen artış ileri düzeyde anlamlıyken, en düşük düzeyde artış fentanil eklenmiş lipid emülsiyon grubunda gözlenmiştir. Enjeksiyon ağrısı ve yanma hissi en fazla fentanilsiz propilen glikol grubunda gözlenmiştir. Miyoklonus gözlenen hasta sayısı ise, fentanil eklenmiş lipid emülsiyon grubunda anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur(p<0,05).
Sonuç: Etomidat ile birlikte fentanil kullanılması, etomidata bağlı oluşan miyoklonik aktiviteyi azaltmakta, hemodinamik değişim minimal olmaktadır. Etomidatın lipid emülsiyon formunun, fentanil ile birlikte geniş lümenli bir damar yolundan uygun dozda ve sürede verilmesinin, enjeksiyon ağrısı, miyoklonus ve postoperatif venöz komplikasyonları azalttığı kanısına vardık.
Anahtar kelimeler: etomidat, propilen glikol, lipid emulsiyon, miyoklonus, trombofilebit, hemodinamik yanıt |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(2):120-129
Türkiye'de Eğitim Kurumlarında Hava Yolu Yönetimi: Değerlendirme, Ekipman ve Dokümantasyon |
Yavuz Gürkan, Kamil Toker, Mine Solak
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kocaeli |
|
|
Amaç: Başarısız entübasyona bağlı ölüm ve hipoksik beyin hasarı gibi ciddi komplikasyonlar preoperatif değerlendirme, daha iyi eğitim ve alternatif tekniklerin kullanılması ile önemli ölçüde önlenebilir. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlık eğitimi veren kurumlarda preoperatif değerlendirme, ekipman durumu ve dokümantasyon konusunda mevcut durumu araştırmaktı.
Gereç ve Yöntem: Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği'nden ülkemizde uzmanlık eğitimi veren kurumların anabilim dalı başkanlarının ya da klinik şeflerinin e-posta adresleri ve/veya faks numaraları sağlan-dı. Preoperatif değerlendirme, ekipman durumu ve dokümantasyon konusunda basit bir anket formu anabilim dalı başkanları ve klinik şeflerine e-posta veya faks aracılığı ile postalandı.
Bulgular: Toplam 71 kliniğin 44’ünden (% 62) yanıt alındı. Preoperatif hava yolu değerlendirmesinin % 98 oranında yapıldığı ve % 93 oranında anestezi formuna kaydedildiği bildirilmiştir. Kliniklerimizde larengeal maske, stile ve oral hava yolu % 100 oranında, fiberoptik bronkoskop % 70, kombitüp % 65, krikotiroidotomi seti ise, % 57 oranında mevcuttur. Zor hava yolu ile karşılaşıldığında bu bilgi 39 klinikte anestezi formuna, 2 klinikte ise, yalnızca cerrahi dosyaya kaydedilmektedir.
Sonuç: Ülkemizde genel olarak zor hava yolu idaresine yönelik gelişmelerin izlendiği gözlenmiştir. Araştırma görevlilerine yönelik rotasyon programlarının uygulanmasının, mezuniyet sonrasına yönelik zor hava yolu kursları düzenlenmesinin ve zor hava yolu algoritmalarının daha yaygın kullanılmasının hava yolu idaresinde standartların daha da yükseltilmesine katkıda bulunacağına inanıyoruz.
Anahtar kelimeler: Türkiye, hava yolu yönetimi, ekipman, dokümantasyon, eğitim, anestezi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(2):130-137
Genç ve Yaşlı Hastalarda Sisatrakuryumun Sevofluran veya Desfluran Kullanımına Göre Nöromüsküler Etkilerinin Karşılaştırılması |
Cengiz İşbilen*, Ziya Salihoğlu, ?ener Demiroluk, Güner Kaya
Başkent Üniversitesi Konya Uygulama ve Araştırma Merkezi Anestezi Bölümü* ve İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fak. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İstanbul |
|
|
|
|
Bu çalışmada, sisatrakuryumun entübasyon kalitesi ve maksimum bloğa geçiş süresi, entübasyonun ardından sevofluran veya desfluran kullanımına göre nöromüsküler etkileri genç ve yaşlılarda karşılaştırıldı.
Çalışmamız 40 genç (25-49 yaş) ve 40 yaşlı (65-86 yaş) olmak üzere 80 hastaya (ASA I- II) uygulandı. Ulnar sinir uyarılarak başparmak motor fonksiyonu monitörize edildi. İndüksiyon fentanil 1 µg kg-1, propofol 2 mg kg-1 ile yapıldı. Blok akselomiyografi yöntemiyle (Paragraph, USA) ölçüldü. Tekli uyarıyla kontrol değeri elde edildi ve 0.1 mg kg-1 sisatrakuryum verildi. Nöromüsküler bloğun % 100'e ulaşma süresi (Tmax, sn.) olarak kaydedilip, ardından entübasyon gerçekleştirildi. Kalitesi mükemmel, iyi, kötü olarak değerlendirildi. Hastalar sevofluran veya desfluran kullanımına göre alt gruplara ayrılarak TOF uyarısı ile T25 (klinik etki süresi, dk.), T75 (ek doz gereksinim zamanı, dk.), T25-75 (iyileşme indeksi, dk.) araştırıldı. İstatistiksel değerlendirmede Student's t, Ki kare, repeated measures ANOVA, Tukey-kramer testleri kullanıldı. P<0.05 değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Entübasyon kalitesi gençlerde % 60 mükemmel, % 40 iyi; yaşlılarda % 70 mükemmel, % 30 iyi olarak değerlendirildi. Tmax: gençlerde 200 sn., yaşlılarda 204 sn. olarak bulundu. T25, T75 ve iyileşme indeksi; genç-sevofluran: 31.9, 38.5, 6.6, genç-desfluran: 32.6, 38.9, 6.3, yaşlı-sevofluran: 33.4, 40.4, 6.9, yaşlı-desfluran grubunda 36.2, 43, 6.8 dk. olarak belirlendi. Tüm parametreler için p değeri >0.05'di.
Bu çalışmamızla sisatrakuryumun mükemmel- iyi koşullarda entübasyon kalitesi sağladığı, Tmax, T25, T75, iyileşme indeksi açısından genç ve yaşlıda fark göstermediği, sevofluran veya desfluran kullanımının bu parametreleri etkilemediği kanısına vardık.
Anahtar kelimeler: sisatrakuryum, sevofluran, desfluran, yaşlı hasta, nöromüsküler monitörizasyon |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(2):138-144
İskemik Bacak Ağrısında Sempatik Blokla Tedavinin Geriye Yönelik Değerlendirilmesi |
Cemil Yılmaz*, Türkan Çoruh**, Yahya Yıldız**, Zuhal Aykaç**
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı* ve Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği**, İstanbul |
|
|
|
|
|
Akut veya kronik zeminde gelişen periferik arter hastalığına bağlı iskemik ağrı, çok şiddetli olabilmekte ve hastanın yaşam kalitesini ileri derecede bozmaktadır. Akut vasküler olaylara bağlı (emboli, travma, vb.) iskemi primer nedenin tedavisi ile kısa sürede tedavi edilebilmekte ve buna bağlı ağrının tedavisi akut ağrı tedavisi ilkeleri içinde değerlendirilmektedir. Ancak, kronik zeminde gelişen vasküler olaylar (Ateroskleroz, Buerger hastalığı, Diyabet vb. vasküler sistemi etkileyen hastalıklar) yavaş ve genellikle sinsice ilerlemekte ve lezyonun ana damarlardan çok periferik vasküler sistemde olduğu vakalarda cerrahi tedavi olanağı bulunmamaktadır. Bu hastalarda amputasyona karşı tedavi alternatifi, farmakolojik yöntemlerle vazodilatasyon ve kan akışkanlığının arttırılmasının sağlanması olarak görülmektedir.
Erken dönem hastalarda ağrı tedavisinde farmakolojik yaklaşım yeterli olmakla beraber, orta ve ileri dönem vakalarda genellikle opioidler de yanıtsız kalmakta ve bölgesel sinir blokları tedaviye dahil olmaktadır. Sinir blokları hastanın ağrısını gidermekle beraber, sempatik sistemin blokajı ilgili bölgede vasküler tonusun azalması ile kan akımını arttırarak yararlı olmaktadır.
Bu makalede, ağrı polikliniğimizde 1 yıl süresince, periferik arter hastalığına bağlı alt ekstremitede iskemik ağrısı olan ve sempatik blok uygulanan 128 hastanın geriye yönelik olarak tedavi ve takiplerinin değerlendirilmesinin yapılması ve bu hastalarda uygulanan tedavi protokolünde ağrı tedavisi ve sempatik bloğun öneminin vurgulanması amaçlanmıştır.
Anahtar kelimeler: iskemik bacak ağrısı, sempatik blok, periferik arter hastalığı |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(2):145-151
Sezaryen Olgularında Uygulanan Rejyonel Anestezi Tekniklerinin Yan Etkilerinin Sonuçları |
Asutay Göktuğ*, Esra Özayar**, Şirali Oba**, Asuman Uysalel**
S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği* ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Ve Reanimasyon** Anabilim Dalı, Ankara |
|
|
Obstetrik anestezi seçimi, anne ile fetusun birlikte etkileneceği gözönüne alınarak daha dikkatli davranmayı gerektirir. Anestezist için seçilen anestezi tekniği ne kadar önemli ise, yapılan işleme ait komplikasyonlar ve bunların üstesinden nasıl gelineceğinin bilinmesi de o kadar önemlidir. Birçok hastanede obstetrik alanda rejyonel girişimlerin artmasıyla birlikte bu tekniklerin getirdiği komplikasyonlarda da artış görülmektedir. Çalışmamızda rejyonel anestezi uygulanan gebelerdeki komplikasyon oranlarını ve komplikasyonların nasıl giderildiğini retrospektif olarak değerlendirmeyi amaçladık. Bu nedenle spinal anestezi, epidural anestezi ve kombine spinoepidural anestezi uygulanan hastalar çalışma grubuna dahil edildi.
Anahtar kelimeler: rejyonel anestezi, obstetrik anestezi, komplikasyon |
|
|