TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
MAYIS / HAZİRAN 2007

 

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(3):163-168
Laringoskopi ve Trakeal Entübasyona Bağlı Hemodinamik Değişiklikler Üzerine Esmolol, Remifentanil ve Esmolol+Remifentanil Kombinasyonunun Etkileri
Ufuk Altunışık, Semra Karaman, Ilkben Günüşen, Vicdan Fırat
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Izmir
ÖZET
          Amaç: Laringoskopi ve trakeal entübasyon sonucu kalp atım hızı (KAH) ve arter kan basıncında meydana gelebilecek değişikliklerde esmolol, remifentanil ve esmolol+remifentanilin etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 60 hasta (ASA I-II) dahil edildi. Indüksiyon öncesi 1'er dk. arayla 3 kez bakılan KAH, sistolik arter basıncı (SAB), diyastolik arter basıncı (DAB), ortalama arter basıncı (OAB) ve hız basınç ürünü (HBÜ: KAH x SAB) ölçümlerinin ortalaması bazal değer olarak alındı. Grup ESM'e (esmolol grubu) 2 mg kg-1 esmolol, Grup REM'e (remifentanil grubu) 1 µg kg-1 remifentanil, Grup ESM+REM'e (esmolol+ remifentanil grubu) 1 mg kg-1 esmolol + 0.5 µg kg-1 remifentanil kombinasyonu intravenöz uygulandı. Indüksiyon ve entübasyon öncesi ile entübasyon sonrası 10. dakikaya kadar olan KAH, SAB, DAB, OAB değerleri 1'er dk. aralıkla ölçülerek bunlara bağlı HBÜ değerleri hesaplandı.
      Bulgular: Demografik veriler, KAH, SAB, DAB, OAB ve HBÜ açısından gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmazken, grup içi değerlendirmede üç grupta da entübasyon öncesi KAH ile entübasyon sonrası 1. dk. arasında anlamlı artış mevcuttu. Remifentanil grubunda, bazal ve indüksiyon öncesi KAH değerlerine göre entübasyon sonrası 1. dk.’da artış görüldü. Entübasyon öncesine göre entübasyon sonrası 1. dk.’da HBÜ değeri üç grupta da yüksek bulunurken, SAB, DAB ve OAB değerleri açısından yalnızca esmolol ve remifentanil grubundaki artış anlamlıydı (p<0.05).
      Sonuç: Remifentanile göre esmolol ve esmolol+remifentanil kombinasyonunun laringoskopi ve entübasyona bağlı hemodinamik yanıtı önlemede daha etkili olduğu kanısına varıldı.
      Anahtar kelimeler: laringoskopi, entübasyon, hemodinamik yanıt, esmolol, remifentanil

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(3):169-173
Preoperatif Lornoksikam Uygulamasının Postoperatif Hasta Kontrollü Analjezide Tramadol Gereksinimi Üzerine Etkisi

Beyazıt Zencirci*, Hafize Öksüz*, Zafer K. Yüksel**
Kahramanmaraş Sütçü Imam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon* ve Nöroşirurji** Anabilim Dalları, Karharamanmaraş

ÖZET
           Postoperatif analjezi; cerrahi işlem uygulanan hastalarda göz önünde bulundurulması gereken önemli bir sorundur ve bu amaçla opioidler, NSAII’lar, lokal anestezikler ve bunların kombinasyonu kullanılmaktadır. Hasta Kontrollü Analjezi (HKA) temelli analjezik tüketimi, analjezi derecesini saptamada çok kesin olmayan, ama ilaç gereksinimini objektif olarak belirleyebileceğimiz mevcut tek metoddur. Bu çalışmada, laminektomi operasyonu planlanan olgulara preoperatif intravenöz lornoksikam uygulanmasının, HKA’de tramadol gereksinimi üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı. Laminektomi operasyonu geçirecek ASA I-II, 36 olgu K ve L olmak üzere rasgele iki gruba ayrıldı. Operasyondan 30 dk. önce intravenöz yoldan K grubu olgulara 10 mL SF ve T grubu olgulara ise 8 mg (10 mL) lornoksikam uygulandı. Standart anestezi indüksiyonu ve idamesi gerçekleştirilen olguların; operasyon bitimini takiben kas gevşetici ve narkotik analjezik ilaç etkileri antagonize edildi. Derlenme odasına alınan olgulara; intravenöz HKA uygulanarak bazal+PCA modunda tramadol uygulanmaya başlandı. Olgular arasında; demografik veriler, operasyon süresi ve anestezi süreleri açısından anlamlı bir fark olmadığı (p>0.05) saptandı. Ilk 24 saat içinde; K grubu olgularda tramadol istek sayısının L grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksek (p<0.05), bolus sayısı ve tramadol gereksiniminin ise, buna paralel olarak ileri derecede yüksek olduğu (p<0.01) belirlendi. Ikinci 24 saat içinde ise; her iki grup olguların tramadol istek, bolus ve tramadol gereksinimi açısından aralarında fark olmadığı (p>0.05) gözlemlendi. Operasyondan 30 dk. önce intravenöz yolla 8 mg lornoksikam verilmesinin özellikle ilk 24 saat içerisinde intravenöz HKA uygulamasında tramadol doz kullanımını yan etkilere neden olmaksızın azalttığı saptandı.
      Anahtar kelimeler: hasta kontrollü analjezi, tramadol, lornoksikam

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(3):174-178
İntrakraniyal Operasyonlarda Çivili Başlık Uygulamasında Esmolol ve Remifentanilin Hemodinamik Açıdan Karşılaştırılması
Güldem Turan, Emine Dinçer, Nuray Ünlü, Nebahat Özdemir, Nur Akgün
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, II. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Istanbul
ÖZET
     Amaç: Intrakraniyal patolojilerde kafa içi basınç artışına neden olacak kan basıncı yükselmeleri istenmemektedir. Çivili başlık; [Mayfield Holder (MH)] yerleştirilmesi de istenmeyen hemodinamik değişikliklere neden olabilmektedir. Bunun önlenmesi için iv opioidler, alfa-2 agonistler, beta blokerler veya bölgeye lokal anestezik uygulanabilmektedir. Çalışmamızda; MH yerleştirilmesi sırasında oluşan hemodinamik yanıtın önlenmesi için; bir opioid olan remifentanil ve bir beta bloker olan esmololun etkinliğini karşılaştırdık.
      Gereç ve Yöntem: Hastane etik kurul onayı ve aydınlatılmış hasta onayı alındıktan sonra kraniyotomi uygulanacak 18-70 yaş, ASA I – III, 48 hasta rasgele iki eşit gruba ayrıldı. Anestezi indüksiyonundan sonra; çivili başlık takılmadan yaklaşık 2 dk. önce; Grup R’ ye 1 µg kg-1 remifentanil, Grup E’ ye 1 mg kg-1 esmolol 1 dk.’da iv bolus olarak uygulandı. Indüksiyondan önce, sonra, bolus uygulamadan önce ve sonra, MH’ dan sonra 0., 1, 2, 3, 4, ve 5. dk.’da sistolik, diastolik arter basınçları (SAB, DAB) ve kalp atım hızı (KAH) kaydedildi.
      Bulgular: Grupların demografik özellikleri ve çivili başlık takılma zamanları arasında fark bulunmadı. SAB ve KH ölçümlerinde gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı. DAB’da; MH’dan sonraki 1., 2., 3. dk. değerleri Grup E’de Grup R’ye göre anlamlı yüksek bulunmakla birlikte; bazal değerlere göre daha düşüktü (p<0.05, p<0.01).
      Sonuç: Çalışmamız sonucunda; kraniyotomide çivili başlığa hemodinamik yanıtın önlenmesinde iv bolus olarak uygulanan remifentanil ve esmololun her ikisinin de etkili olduğu gözlenmiştir.
      Anahtar kelimeler: remifentanil, esmolol, mayfield holder, hemodinami, kraniyotomi

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(3):179-186
Desfluranın Hücre Bölünmesi ve Kromozomlar Üzerine Etkileri
Almıla Akça*, Ayla Çelik**, Zeliha Özer Altunkan*, Bahar Taşdelen***, Serdar Epözdemir*, Handan Birbiçer*, Uğur Oral*
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon*, Biyoloji**, Biyoistatistik*** Anabilim Dalları, Mersin
ÖZET
       Çalışmamızda yaygın olarak kullanılan bir inhalasyon anesteziği olan desfluranın klinik dozlarda uygulandığında akut etkisinin invivo hücre bölünmesi ve kromozomlar üzerine etkilerini ortaya koymak amacıyla kardeş kromatid değişimi (KKD), mitotik indeks (MI) ve replikasyon indeksi(RI) düzeyleri incelenmiştir. Çalışma kapsamına anestezi süresi ortalama 120 dk. olan, sigara içmeyen, (ASA 1-2) 30 hasta alındı. Tüm hastaların anestezi indüksiyonu 5-7 mg kg-1 (iv) pentotal ile yapıldı. Nöromusküler blokaj 0,1 mg kg-1 (iv) vekuronyum ile gerçekleştirilip, endotrakeal entübasyon yapıldı. Anestezi idamesi % 6-8 desfluran ve % 60 azotprotoksit + % 40 oksijenle sağlandı. Sitogenetik analiz için venöz kan örnekleri anestezi indüksiyonu öncesi, indüksiyonun 120. dakikası ve postoperatif 24. saatte alındı. Kan örneklerinden konvansiyonel sitogenetik yöntemler kullanılarak elde edilen metafaz plaklarında KKD, MI, RI düzeyleri araştırıldı. Hastalardan alınan venöz kan örneklerinde KKD preoperatif değerlere göre 120. dakikada anlamlı olarak artmış, ancak bu artışın 24 saat sonra alınan kan örneklerinde düştüğü gözlenmiştir. MI ve RI değerlendirmesinde, preoperatif değerlere göre 120. dakikada anlamlı bir azalma mevcutken, 24. saatte alınan kan örneklerinde de bu azalmanın devam ettiği belirlenmiştir. Sonuç olarak, genel anestezi için klinik dozlarda uygulanan desfluranın geriye dönebilen bir mutajenik etkisi olduğu düşünüldü.
      Anahtar kelimeler: desfluran, kardeş kromatid değişimi, mitotik indeks, replikasyon indeksi

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(3):187-193
Günübirlik Halluks Valgus Onarımında Genel Anestezi ile Kombine Siyatik-Femoral 3-1 Sinir Bloğunun Karşılaştırılması
Ayşegül Ceyhan, Suna Akın Takmaz, Solmaz Günal, Bülent Baltacı
S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara
ÖZET
       Bu randomize, kontrollü, tek kör çalışmada, halluks valgus onarımında prilokain ile yapılan kombine siyatik-femoral 3-1 sinir bloğu; etkinlik, erken taburculuk, hasta ve cerrah memnuniyeti ile erken dönem postoperatif ağrı üzerine etkileri açısından genel anestezi ile karşılaştırılmıştır. ASA I-II grubu 80 hasta rasgele 2 gruba ayrıldı. I. gruba laringeal maske ile standart genel anestezi, II. Gruba % 1.5 prilokain ile kombine siyatik-femoral 3-1 sinir bloğu uygulandı. Postoperatif analjezi hasta hastanede kaldığı süre boyunca, VAS ?3 olana kadar tekrarlanan (10 dk.’dan önce tekrarlanmamak koşuluyla) 1 mg kg-1 iv tramadol ile sağlandı. 3 kez tramadol yapılmasına karşın yeterli analjezi elde edilemediği takdirde, 0,5 mg kg-1 iv meperidin ilave edildi. Her iki grupta olguların cerrahiye hazırlık süreleri, peroperatif kan basıncı, kalp atım hızı ve periferik oksijen saturasyonu değerleri, ilk tramadol yapılma zamanı, meperidin gereksinimi, yan etkiler, derlenme odasından çıkış süreleri ve hastaneden çıkış süreleri kaydedildi. Ayrıca II. gruptaki hastaların blok kalitesi, duysal ve motor blok başlama zamanı ile total motor blok süreleri not edildi. Çalışmanın sonunda hastalardan ve cerrahlardan anestezi tekniğinden memnun kalıp kalmadıklarını değerlendirmeleri istendi. Postoperatif analjezi kalitesi II. grupta daha üstün olup, bu gruptaki hastaların derlenme odası ve hastaneden çıkış süreleri daha kısa, postopertaif bulantı, kusma sıklığı daha az, doktor ve hasta memnuniyeti ise daha yüksekti. Sonuç olarak, halluks valgus onarımında % 1.5 prilokain ile yapılan kombine siyatik femoral sinir bloğunun, genel anestezi ile karşılaştırıldığında, peroperatif daha avantajlı bir yöntem olduğu kanaatine varıldı.
      Anahtar kelimeler: halluks valgus, sinir bloğu, anestezi, siyatik sinir bloğu, femoral 3-1 sinir bloğu

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(3):194-199
İnguinal Herni Operasyonlarında % 0.5 Bupivakain ile 0.5 Levobupivakainin Anestezi Kalitesi ve Hemodinamik Parametreler Yönünden Karşılaştırılması
Asutay Orak Göktuğ, Suna Akın Takmaz, Esra Uyar Türkyılmaz, Hülya Başar
Sağlık Bakanlığı Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara
ÖZET
        Inguinal herni operasyonlarında spinal anestezi yaygın olarak kullanılmaktadır. Levobupivakain, bupivakain rasematın S izomeri olan uzun etkili, amid tipinde yeni bir lokal anestezik olup, kardiyovasküler ve santral sinir sistemi toksisitesinin daha az olduğu belirtilmektedir. Prospektif, randomize, çift kör bu çalışmada inguinal herni operasyonu geçiren hastalarda % 0.5 levobupivakain ile % 0.5 bupivakainin anestezi kalitesi ve hemodinamik değişiklikler açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamına alınan 40 hasta, rasgele olarak iki gruba ayrıldı: Grup Levobupivakain (n=20), Grup Bupivakain (n=20). Lumbar 2/3 aralığından levobupivakain grubundaki hastalara 3 mL % 0.5 levobupivakain, bupivakain grubundaki hastalara ise 3 mL % 0.5 bupivakain intratekal olarak uygulanmıştır. Motor blok, modifiye bromaj skalası, duyusal blok ise, pinprik testi ile değerlendirilmiştir. Kan basıncı, kalp hızı ve puls oksimetre not edildi. Iki grup arasında anestezi kalitesi ve hemodinamik parametreler açısından fark saptanmadı. Her iki grupta anestezi yeterliydi ve hasta memnuniyeti de her iki grupta benzerdi.
      Anahtar kelimeler: lokal anestzik, bupivakain, levobupivakain, anestezi, spinal, hemodinami

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(3):200-208
Yoğun Bakımımızda Tetanoz: On yedi Hastada Tedavi, Komplikasyonlar ve Mortalitenin Değerlendirilmesi
Canan Salman, Nurdan Sekban, Levent Döşemeci, Melike Cengiz, Murat Yılmaz, Atilla Ramazanoğlu
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Antalya
ÖZET
  Tetanoz akut gelişen, ölümcül seyredebilen, Clostridium tetani’nin ürettiği ekzotoksinlerin neden olduğu bir hastalıktır. Özellikle 60 yaş üzerinde yüksek mortalitesi nedeniyle önemlidir. Solunumsal tutulum jeneralize tetanozda görülen en ciddi sorundur. Hastalarda görülen solunum yetersizliği ve havayolu obstrüksiyonu sıklıkla ventilatör desteğini gerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı, anestezi yoğun bakım ünitesinde tetanoz sıklığı ve izlediğimiz tetanozlu hastaların bulaş yolu, immünizasyon durumu, klinik bulguları, uygulanan tedaviler, mekanik ventilasyon süresi, ortaya çıkan komplikasyonlar, yoğun bakımda kalış süresi ve mortalite açılarından retrospektif olarak değerlendirilmesidir.
      1997-2006 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yoğun Bakım Servisi’nde toplam 17 tetanoz olgusu takip edilmiştir. Hastaların % 20’si 60 yaş üzerinde olduğu belirlenmiştir. Olgularımızın % 77’sine mekanik ventilasyon uygulanmıştır. Mekanik ventilatörde izlenen tüm olgularımıza trakeostomi açılmıştır. Hastaların mekanik ventilatörde izlenme süreleri ortalama 23.2±6.7 gün (14-34 gün) olarak saptanmıştır. Hastaların yoğun bakımda kalış sürelerinin ise, ortalama 24±12.3 gün (5-48 gün) olduğu tespit edilmiştir. En sık gözlenen komplikasyon ventilatör ilişkili pnomonidir. Mortalitemiz % 17 olarak belirlenmiştir.
      Tetanoza yönelik medikal tedavinin yanı sıra destek tedavileri de büyük önem taşımaktadır. Hastaların ortalama mekanik ventilasyon süreleri yaklaşık 1 aydır. Bu süre içinde gerek altta yatan asıl patolojiye gerekse tedavilere bağlı olarak solunumsal, enfeksiyöz veya kardiyak birçok sorunların ortaya çıktığı çalışmamızda da görülmüştür. Bu nedenle tetanoz tedavisi, mekanik ventilasyon desteğinin sağlanabildiği ve izlem sırasında gelişebilecek sorunlarla yeterli mücadelenin uygulanabileceği modern yoğun bakım ünitelerinde yapılmalıdır.
      Anahtar kelimeler: tetanoz, mekanik ventilasyon, trakeostomi, komplikasyonlar

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(3):209-211
Lansoprazole Karşı Anaflaktik Reaksiyon
Dilek Memiş, Sevtap Hekimoğlu, Yücel Karaçayır, Ilke Vatan, Tarık Yandım
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji Anabilim Dalı, Edirne
ÖZET
      Benzimidazol içeren lansoprazolun, peptik ülser ve gastrik asit hastalıklarının tedavisinde kullanımı artmaktadır. Ilaç ile yan etki ender olup, çoğunlukla gastrointestinal ve santral sinir sistemini kapsar. Deri inflamasyonu, ürtiker, kaşıntı, saç dökülmesi, deride kuruma gibi yan etkiler hastalarda % 0.5-1.5 olarak rapor edilmiştir. Bu olgu sunumumuzda, 56 yaşında peptik ülseri olan erkek hastada oral lansoprazol alımı ile gelişen periorbital ödem, deride ödem, yaygın kaşıntı ve ürtiker, dilde şişme, aşırı terleme ve bilinç kaybını bildirdik. Lansoprazole bağlı gelişen anaflaktik reaksiyon, düşük oranda olsa da anaflaksi ciddi bir reaksiyondur. Hekimler ilacı reçete ederken, lansoprazol kullanımında anaflaksi gelişme olasılığı olduğunu farkında olmaları gerekmektedir.
      Anahtar kelimeler: anaflaktik reaksiyon, lansoprazol

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(3):212-215
İntravenöz Meperidin ile Gelişen Lokalize Ürtikeryal Reaksiyon
Şaban Yalçın*, Ali Abbas Yılmaz*, Bahattin Duru**, Hacer Serdaroğlu*, Ibrahim Aşık*
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı* ve Özel Çankaya Hastanesi, Anestezi Departmanı**, Ankara
ÖZET
   Opioidlerin histamin salıcı etkilerine rağmen, alerjik reaksiyonları enderdir. Meperidin hem preopreratif dönemde premedikasyon amacı ile hem de postoperatif dönemde analjezi sağlamak amacı ile yaygın olarak kullanılmaktadır. Sentetik bir opioid olan meperidin spesifik IgE antikorları olmadan da mast hücrelerinde doğrudan degranülasyona neden olabilmektedir. Meperidine bağlı lokalize ürtikeryal reaksiyonlardan anaflaksiye kadar alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Bu olgu ile önceden bilinen bir alerji öyküsü olmayan bir hastada postoperatif titreme nedeni ile meperidin uygulaması ile akut gelişen lokalize ürtikeryal reaksiyon olası alerji mekanizmaları ve tedavi basamakları tartışıldı.
      Anahtar kelimeler: postoperatif komplikasyon, titreme, meperidin, alerjik reaksiyon, ürtiker

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker