 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
TEMMUZ / AĞUSTOS 2007
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):227-234
Sıçanlarda İnflamasyon ve Mekanik Hiperaljezi Modelinde Lornoksikam ve Ketaminin Etkileri |
Ö. Karakaş, Ö. Canbay, N. Çelebi, A. Şahin, A. H. Karagöz, A.B. İskit*, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Farmakoloji* Anabilim Dalları, Ankara |
|
|
Amaç: Lornoksikam, piroksikam ve meloksikama göre daha belirgin bir antihiperaljezik etki gösterir. Lornoksikam ve ketaminin, sıçanların arka ayak nosiseptif eşiği ve antiinflamatuar etkinlik üzerindeki aditif etkilerini, sırasıyla hiperaljezi ve inflamasyon deney modelleri ile araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Bu çift kör, randomize, plasebo kontrollü çalışmaya 122 erkek Wistar albino sıçan dahil edildi. Çalışmanın, inflamasyon ve hiperaljezik aşamaları 6 farklı deneysel grupta yapıldı. Grup L’e lornoksikam (1,3 mg kg-1, n=20), Group K’ye ketamin (10 mg kg-1, n=20), Group KL’e ketamin (10 mg kg-1) ve lornoksikam (1,3 mg kg-1) (n=23), Group Ç’e çözücü (n=19), Group S’e saline (n=20), and Group ÇS’e çözücü ve salin (n=20) eşit hacimlerde intraperitoneal olarak verildi. Sırasıyla inflamatuar ve hiperaljezik aşamalar için; arka ayağa uygulanan carrageenan enjeksiyonundan 15 dk. ve kuyruğun distal kısmına uygulanan formalin enjeksiyonundan 30 dk. önce, tüm ilaçlar intraperitoneal yolla uygulandı. Carrageenan ile indüklenen arka ayak ödemi, intraplantar carageenen enjeksiyonundan 3 saat sonra, pençe hacminin pletysmometre ile ölçülmesi ile değerlendirildi. Formalin enjeksiyonundan 30., 60., 90., 120. dakikalar sonrasında, plantar test düzeneği kullanılarak sıçanın sol arka ayağını çekmesine kadar geçen süre ölçüldü.
Bulgular: Arka ayak ödem ölçümleri (ortalama+standart sapma) Grup L (7.75±3.23), Grup K (10.3±4.14) ve Grup KL (7.29±3.57)’de; Grup Ç (17.90±4.79), Grup S (17.96±5.73) ve Grup ÇS (14.08±3.79)’e göre belirgin olarak düşük bulundu. Anti-hiperaljezik etkinlik açısından Grup I, II ve III arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu; fakat bu gruplar Grup V’e göre daha yüksek anti-hiperaljezik etkinliğe sahipti (p<0.02).
Sonuç: Lornoksikam ve ketaminin birlikte kullanılmasının inflamasyon ve hiperaljezi üzerinde aditif etkileri yoktur.
Anahtar kelimeler: hiperaljezi, lornoksikam, ketamin, inflamasyon, ağrı tedavisi |
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):235-240
Kardiyak Hastalığı Olmayan Sezaryen Olgularında Genel Anestezi ve Spinal Anestezinin Perioperatif Dönemde Maternal Kardiyak Enzim Düzeyleri Üzerine Etkileri |
Nimet Şenoğlu, Beyazıt Zencirci, Meral Ezberci, Hafize Öksüz, Kemal Bozkurt, Abdullah Sökmen*
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kardiyoloji Anabilim Dalı*, Kahramanmaraş
|
|
|
Giriş: Gebeliğin geç dönemlerinde pek çok vakada fizyolojik değişiklikler ve buna bağlı EKG anormallikleri olabileceği söylenmektedir. Amacımız EKG monitörizasyonu ve kalp kasına spesifik ve sensitif kardiyak troponinleri analiz ederek, spinal veya genel anestezi ile elektif olarak sezaryen ameliyatı olan hastalarda, ST segment değişiklikleri ve myokardiyal iskemiyi araştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Elektif sezaryen planlanan ASA I-II, 50 gebe çalışmaya alındı. Her 2 grupta hastalara peroperatif ve postoperatif 4 saat, DII-V5 derivasyonlarında EKG monitörizasyonu uygulandı. Genel anestezi verilen grupta (Grup-G) olgulara lidokain, tiyopental, rokuronyum ile anestezi indüksiyonu ve doğuma kadar % 50 N2O-Oksijen, sonrasında % 1-1.5 sevofluran, 1 mcg.kg-1 fentanil ile anestezi idamesi sağlandı. Spinal anestezi uygulanan grupta (Grup-S) oturur pozisyonda, L4-5 seviyesinden, 1.8-2 ml hiperbarik bupivakain (% 0.5) uygulandı. Her 2 grupta postoperatif-hasta-kontrollü-analjezi şeklinde intravenöz tramadol uygulandı. DII-V5 derivasyonlarında EKG monitörizasyonuna postoperatif 4 saat devam edildi. Kardiyak troponin ölçümleri preoperatif, peroperatif (insizyon sonrası 30. dk.’da) ve postoperatif 4. saatte yapıldı. İstatiksel analizde; Annova, Friedman testi, ki-kare testleri kullanıldı. p<0.05 anlamlı kabul edildi.
Bulgular: Gruplar arasında demografik olarak ve EKG değişiklikleri açısından anlamlı bir fark saptanmadı. Peroperatif ve postoperatif peryodlar arası myoglobin değerleri her 2 grupta da anlamlı düzeyde artmış olarak bulundu (p<0.05). CK-MB değeri her 2 gruptada perioperatif dönemde preoperatif değere göre anlamlı düzeyde artmıştı. 2 grupta da kalp kası iskemisinin delili olarak kabul edilen troponin-I değeri tüm ölçümlerde <0.05 ng mL-1 saptandı.
Sonuç: Bu çalışma verileri ile genel ya da spinal anestezi ile sezaryen uygulanan gebelerde myokardiyal hasar saptamadık. Sonuç olarak, görüşümüz elektif olarak sezaryen ameliyatı olacak kardiyak hastalığı olmayan gebelerde, aneztezi seçimi hastanın tercihi göz önünde bulundurularak yapılabilir.
Anahtar kelimeler: sezaryen, spinal anestezi, genel anestezi, kardiyak risk |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):241-248
Orta Kulak Ameliyatlarında Perioperatif Deksmedetomidin İnfüzyonunun Hemodinami, Anestezik Ajan Tüketimi, Uyanma ve Yan Etkiler Yönünden Plasebo ile Karşılaştırılması |
Ali Uyar*, Lütfiye Pirbudak Çöçelli, Senem Koruk, Nursan Tahtacı, Ünsal Öner
Mardin Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi* Gaziantep Üniversitesi Tıp Fak. Anesteziyoloji Anabilim Dalı, Gaziantep |
|
|
Amaç: Amacımız; orta kulak cerrahisinde deksmedetomidinin perioperatif evrede infüzyon şeklinde kullanımının, hemodinami, anestezik ajan tüketimi, uyanma ve yan etkiler yönünden plasebo ile karşılaştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 20-40 yaş grubu ASA I-II risk sınıfında timpanoplasti yapılacak 60 hasta dahil edildi. İndüksiyondan 10 dk. önce deks.’in yükleme dozu (1 mcg kg-1) 10 dk. içerisinde infüze edildi. Anestezi indüksiyonunda; 2 mg kg-1 propofol, 1-3 mg kg-1 fentanil ve 0.5 mg kg-1 atrakurium kullanıldı. Hastalar rasgele 30’ar kişilik 2 gruba ayrıldı. Anestezi İdamesinde ise; OAB, 70-80 mmHg olacak şekilde; Grup I (n=30)’e 2 L dk-1 içerisinde % 33 O2, % 66 hava karışımı ve % 2 konsantrasyonda sevofluran ile deksmedetomidin 0.2-0.6 mcg kg-1 sa-1 idame infüzyonu uygulandı. Grup II (n=30)’ye; 2 L dk-1 içerisinde % 33 O2, % 66 hava karışımı, % 2 konsantrasyonda sevofluran ile plasebo 0.2-0.6 mcg kg-1 sa-1 idame infüzyonu uygulandı. Hastaların standart noninvazif monitorizasyonu yapıldı. Hastaların hemodinamik verileri giriş, indüksiyon öncesi, indüksiyon sonrası, insizyon ve operasyon süresince her 5 dk.’da bir kaydedildi. Operasyon süresince oluşan kanama, anestezik ajan tüketimi, derlenme, postoperatif ilk 24 saatteki hemodinami, bulantı, kusma, titreme, ajitasyon ve analjeziğe gereksinim duyma zamanları kaydedildi.
Bulgular: Hastaların hemodinamik verileri, Grup I’de OAB ve KAH anlamlı derecede düşük bulundu. Kanama ve ajitasyon Grup I’de daha az bulundu. Göz kapağını açma ve ekstübasyon süresi Grup I’de anlamlı derecede uzun bulundu (p<0.05). Anestezik ajan tüketimi Grup I’de anlamlı ölçüde azalmış olarak bulundu (p<0.05). Postoperatif evrede ise, Grup I hastalar stabil bir hemodinami ile rahat, ağrısız olmaları, Grup II’ye göre anlamlı bulundu.
Tartışma ve Sonuç: Orta kulak ameliyatlarında genel anestezi alan hastalara perioperatif evrede infüze edilen deksmedetomidin’in, hem perioperatif dönemde hem de postoperatif dönemde hemodinamik stabilite sağladığı, anestezik ajan tüketiminde azalma yaptığı, analjezik ve sedatif etkisinin postoperatif evrede devam ettiği ve postoperatif ajitasyonu azalttığı kanısına vardık.
Anahtar kelimeler: orta kulak cerrahisi, deksmedetomidin, hemodinami, anestezik ajan tüketimi, yan etkiler |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):249-255
Deksmedetomidinin Genel Anestezi ve Epidural Anestezide Vücut Sıcaklığı Değişikliği ve Titreme Üzerine Etkileri |
Yücel Karaçayır, Cavidan Arar, Alkin Çolak, Zafer Pamukçu, Necdet Süt*
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Biyoistatistik* Anabilim Dalları, Edirne |
|
|
Anestezi sonrası titreme tedavisinde farmakolojik ajanlar tercih edilmektedir. İdeal ve yan etkisi az efektif bir ajan bulmak için çalışmalar devam etmektedir. Çalışmamızda, genel ve epidural anestezi uygulanan olgularda deksmedetomidin infüzyonunun operasyon sırasında ve sonrasındaki ısı değişikliği ile anestezi sonrası titreme üzerine etkisini araştırmayı amaçladık.
Olgular rasgele Grup I (n=50) genel anestezi; Grup II (n=50) epidural anestezi olacak şekilde ayrıldı. Grup I indüksiyondan, Grup II blok T6'ya ulaşınca, kendi içinde 2'ye ayrılarak, Grup IA (n=25) ve IIA (n=25)'ya serum fizyolojik ve Grup IB (n= 25) ve IIB'ye deksmedetomidin 2 µg mL-1 olacak şekilde hazırlanmış solüsyon, ilk 10 dk 0.25 mL kg-1 sa-1, sonra 0.1 mL kg-1 sa-1 infüzyon uygulandı. İndüksiyon veya blok sonrası 30., 60. ve 90. dk.'da kalp atım hızı (KAH), sistolik arter basıncı (SAB), diastolik arter basıncı (DAB), periferik oksijen satürasyonu (SpO2), timpanik membran ısı değerleri ve Grup II'de sedasyon skoru (SS) değerleri kaydedildi. Postoperatif 15., 30. ve 60. dk.'da KAH, SAB, DAB, SpO2, timpanik membran ısısı, titreme skoru (TS) ve SS değerleri kaydedildi. TS e3 olan olgulara 25 mg meperidin iv. yapılarak dozu ve sayısı kaydedildi. Postoperatif 60 dk. Aldrete derlenme skoru 9 olan olgular servise çıkarıldı. İntraoperatif 30. ve 90. dk.'da KAH ve DAB değerleri; 30., 60. ve 90. dk.'da timpanik membran ısısı değerleri Grup IA'da, Grup IB'ye göre düşük bulundu (p<0.05). Postoperatif gruplar arasında hemodinamik değerler, timpanik membran ısısı, SS ve TS değerleri, meperidin tüketimi, bulantı, kusma ve yan etkiler açısından anlamlı fark bulunmadı. VAS değerleri; Grup I'de Grup II'den anlamlı yüksek bulundu (p<0.05). Anestezi sonrası TS ?3 olan olguların yaş ortalamaları, TS <3 olanlardan düşük, cinsiyet dağılımları benzer bulundu.
Sonuç olarak, çalışmamızda kullandığımız dozda deksmedetomidin infüzyonunun, genel anestezi alan olgularda hemodinamik değerleri ve vücut ısısını intraoperatif dönemde istatistiksel olarak anlamlı düşürdüğü, epidural anestezi alan olgularda bu etkilerin görülmediği belirlendi.
Anahtar kelimeler: titreme, vücut ısı regülasyonu, timpanik membran ısısı, anestezi, deksmedetomidin |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):256-267
Türkiye’de Anestezi Doktorlarının Yanlış İlaç Uygulamaları Konusunda Deneyim ve Düşünceleri |
Almıla Gülsün Pamuk, Filiz Üzümcügil, Bilge Çelebioğlu, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara |
|
|
Giriş: Hatalı ilaç uygulamaları tahmin edilenden daha sık gerçekleşmekte ve önemli sorunlara yol açmaktadır. Ülkemizdeki anestezistlerin ne sıklıkla hatalı ilaç uygulamasında bulunduğunu kendi beyanlarına dayalı olarak retrospektif yolla belirlemek ve hatalı ilaç uygulamalarına neden olan faktörleri (tecrübe, uygulama sayısı, uygulamadaki alışkanlıklar gibi) ortaya koyarak hata sayısını azaltmaya yönelik önerileri derlemek amacıyla bir çalışma planlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: 2003 Türkiye Anestezi ve Reanimasyon Derneği Ulusal Kongresi’ne katılan anestezistlere bir anket formu dağıtılmıştır. Bu ankette çalışma koşulları, ilaç uygulama alışkanlıkları, hatalı ilaç uygulama deneyimlerinin yanı sıra sorumlu olduğunu ve yararlı olabileceğini düşündükleri etkenler konusunda sorular yanıtlamaları istenmiştir. Elde edilen sonuçlar net sayılar ve kümülatif yüzdeler olarak verilmiştir.
Bulgular: 160 anket değerlendirmeye alınmıştır. Katılımcıların çoğunluğunu üniversite ve devlet hastanelerinde çalışanlar oluşturmaktadır. % 67.5’i anestezi hayatı boyunca, % 77.5’i ise, son 1 yılda bir ila 5 hatalı ilaç uygulaması bildirmiştir. Bundan daha fazla sayıda hatalı uygulama bildirenler de olmuştur. Kalıcı sekel veya mortalite bildirilmemiştir. Hataya en çok enjektör ve ampul değişiklikleri ve doz hatalarının neden olduğu düşünülmüş, renk kodlama sistemi en yararlı olacağı düşünülen önlem olmuştur (74 kişi).Geri bildirim sistemlerinin kurulması ise çok yararlı bulunmamıştır (21 kişi).
Sonuç: Bu anket konuya dikkat çeken bir ön çalışma olarak kabul edilebilir. Toplumumuzun olanak ve alışkanlıklarını dikkate alan, uluslararası öneriler çerçevesinde geliştirilmiş önlem protokollerinin oluşturulması ve kişisel yaptırımlar yerine sistem hatalarını düzeltmeye yönelik olarak uygulamasının gerekli olduğu görüşündeyiz.
Anahtar kelimeler: ilaç hatası, anestezi, anket |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):268-273
Çift Lümenli Tüp Yerleşiminin Fiberoptik Bronkoskopi ile Doğrulanması |
A. Abbas Yılmaz*, Dilara Yılmaz**, Zekeriyya Alanoğlu*, Züleyha Kazak***, Sacide Demiralp*
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı*, Mesa Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Departmanı**, Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Departmanı*** |
|
|
Amaç: Tek akciğer ventilasyonu için çift lümenli endobronşiyal tüp (ÇLET) kullanımı vazgeçilmez bir yöntemdir. Entübasyon sonrası klinik değerlendirme ile yerleşiminin doğrulanması % 34-78 oranında yanlış sonuç verebilmektedir. ÇLET’lerin bir fiberoptik bronkoskop (FOB) ile kontrolü olası yanlış pozisyon ve buna bağlı komplikasyonları azaltmaktadır. Bu çalışmada; kliniğimizde uygulanan FOB ile ÇLET pozisyonunun değerlendirilmesine ait sonuçlarımızı aktardık.
Gereç ve Yöntem: Elektif olarak toraks cerrahisi geçirecek olan ASA I-III grubu, 20-75 yaş arası 40 hasta çalışmaya dahil edildi. Tüm hastalara intramüsküler 0.5 mg atropin ve 25 mg meperidin ile premedikasyon yapıldıktan sonra operasyon odasına alındı. EKG, pulse oksimetre ve noninvaziv kan basıncı ile monitorize edilerek intravenöz damar yolu açıldı. Anestezi indüksiyonu tüm hastalarda, % 100 O2 ile preoksijenasyon sağlandıktan sonra, intravenöz 6 mg kg-1 pentotal ve 1 µg kg-1 fentanil ile sağlandı. Vekuronyum 0.1 mg kg-1 ile kas gevşemesi sağlandı. Planlanan cerrahi girişime göre sağ veya sol çift lümenli endotrakeal tüp ile aynı anestezi uzmanı tarafından entübasyon yapıldı. Anestezi idamesinde % 50 O2 içinde N2O ile % 1-1.5 izofluran kullanıldı. Tüm hastalar FOB ile doğrulama süresince kalp hızı, kan basıncı, endtidal CO2, oluşabilecek yan etki ve yapılan medikasyonlar açısından izlendi. Hastalar volüm kontrollü mekanik ventilasyonla ETCO2 30-35 mmHg olacak şekilde ventile edildi. Yerleştirilen çift lümenli tüplerde yerleşim hatası olup olmadığı önce klinik bulgular ile ardından sonucu bilmeyen başka bir anestezist tarafından fiberoptik bronkoskop ile çift lümenli tüpün yerleşimi kontrol edildi. Kontrol sırasında distalde veya proksimalde yanlış yerleştirildiği tespit edilen ve trakea içinde yönlendirilemeyen tüpler FOB eşliğinde düzeltildi. Pozisyonun düzeltilemediği hastalarda entübasyon fiberoptik bronkoskop eşliğinde tekrarlandı.
Bulgular: 35’ine torakotomi, 5’ine ise, VATS planlanan toplam 40 hastanın 22’nde sol, 18’i ise sağ ÇLET yerleştirildi. Hastaların demografik verileri benzer bulundu. Konvansiyonel entübasyonun ardından klinik değerlendirme ve FOB ile kontrol için geçen süre sol çift lümenli tüpler için 350.0±109.8 sn, sağ çift lümenli tüpler için ise 336.6±89.2 sn olarak bulundu. Klinik değerlendirme ile sağ yerleşimli ÇLET’lerin % 22.2’sinin, FOB ile % 33.3’ünün, sol ÇLET’lerin ise sırası ile % 4.4 ve % 13.6’sının yanlış yerleştirildiği belirlendi.
Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları ÇLET yerleştirilmesi ile ilgili yapılan önceki çalışmalarda da rutin olarak uygulanması önerilen FOB’un kullanımını desteklemektedir.
Anahtar kelimeler: tek akciğer ventilasyonu, toraks cerrahisi, fiberoptik bronkoskopi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):274-277
Internal Juguler Ven Kanülasyonu Sonrası Gelişen Yaygın Serebral İnfarkt |
Zehra Nur Baykara*, İpek Aydın*, Ercüment Çiftçi**, Emre Sahillioğlu*, Mine Solak*
Kocaeli Üniversitesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon* ve Radyoloji** Anabilim Dalları, Kocaeli |
|
|
İnternal jugular venöz kanülasyon (IJVK) sırasında kazaen karotid artere girilmesi sık görülen bir komplikasyondur. IJVK sırasında kazara karotid arter ponksiyonu yapılması sonrası gelişen sağ internal karotid arter sulama alanındaki yaygın infarktı rapor ediyoruz. Santral venöz basınç kateterleri ultrason eşliğinde takılarak arteryel ponksiyon riski azaltılmaya çalışılmalıdır.
Anahtar kelimeler: internal juguler venöz kanülasyon, serebral infarkt |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):278-281
Brugada Sendromlu Hastada Anestezik Yaklaşım |
Özgür Canbay, İ. Aydın Erden, Nalan Çelebi, İlker Ö. Aycan, Ayşe Heves Karagöz, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara |
|
|
Brugada sendromu sağ dal bloğu, prekordial derivasyonlarda ST segment elevasyonu ve ventriküler fibrilasyona bağlı ani ölümle karakterize bir sendromdur. Brugada sendromu son zamanlarda tanımlanan bir kardiak anomalidir. Yapısal kalp hastalığı olmaksızın genç yetişkinlerde ani kardiak ölümün % 50’sinden sorumludur.
Biz, 3.5 yaşında, Brugada sendromu tanısıyla izlenen, erkek hastanın elektrofizyolojik çalışma ve intrakardiyak defibrilatör implant tedavisi uygulaması sırasında uygulanan anestetik yaklaşımı sunmayı amaçladık.
Anahtar kelimeler: ventriküler fibrilasyon, brugada sendromu, sağ dal bloğu |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):282-284
Rejyonal İntravenöz Anestezide Turnike Sonrası Radiyal Sinir Paralizisi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):282-284
Rejyonal İntravenöz Anestezide Turnike Sonrası Radiyal Sinir Paralizisi |
|
|
Çift turnike yöntemi ile RİVA uygulaması sonrası ortaya çıkan radiyal sinir paralizisini sunmayı amaçladık.
Olgu 34 yaşındaki kadın hastanın önkoldaki kistik kitlesi RİVA altında çıkarıldı. Toplam operasyon süresi 20 dakikaydı. Operasyon bittiğinde hem esmarch bandajının sarılı hem de pnömotik turnikenin şiş olduğu gözlendi. Olgumuzda postoperatif dönemde düşük el gelişti ve 6 hafta sonra klinik olarak iyileşti.
Sonuç olarak, Rejyonal intravenöz anestezi de uygulanan turnike hasarını en aza indirebilmek için çift turnike uygulanmalı, pnömotik turnike şişirildikten sonra esmarch turnikesi mutlaka çıkarılmalıdır.
Anahtar kelimeler: rejyonal intravenöz anestezi, turnike komplikasyonları, sinir hasarı |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(4):285-288
Ebstein Anomalisi Olan Bir Gebede Anestezik Yaklaşım |
Fatma Ertuğrul, Nihan Çete, Nurten Kayacan, Bilge Karslı, Meliha Erman
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Antalya |
|
|
Ebstein anomalisi, triküspit kapağın ender bir konjenital malformasyonudur ve sıklıkla atrial septal defekt ile birliktedir. Ölüm sıklıkla kardiyak aritmilerden meydana gelir. Ebstein anomalili bir hasta gebelik ve anestezi sırasında çeşitli hemodinamik bozukluk potansiyeline sahiptir.
Bu olgu sunumunda Ebstein anomalisi olan bir gebedeki (36 hafta, 3 gün) sezaryen anestezisinin yönetimi bildirilmektedir. Kan basıncı monitorizasyonu için arter kateterinin yerleştirilmesinden sonra genel anestezi indüksiyonu başlatıldı. İntravenöz yol ile dengeli bir anestezi indüksiyonu yapıldı. Anestezi indüksiyonu 2 mg cisatrakuryum, 350 mg tiyopental ve 0.1 mg fentanil ile, entübasyon 100 mg süksinilkolin ile gerçekleştirildi. İndüksiyonu izleyen operasyon süresince hastanın hemodinamisi stabildi. Cerrahi süresince herhangi bir kardiyak sorun gözlenmedi. Bebeğin 1. dk. Apgar skoru 8. 5. dk. Apgar skoru 10’du. Postoperatif seyir komplikasyonsuz olup, hasta postoperatif 3. günde hastaneden taburcu edildi.
Anahtar kelimeler: anestezi, sezaryen, anestezi, genel, konjenital kalp hastalıkları |
|
|