TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
EYLÜL / EKİM 2007

 

 


Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):299-304
Preemptif Uygulanan Tramadol ile Lornoksikam’ın Postoperatif Ağrı Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması

Atilla Şencan* , Berkan Cavlak**, Tayfun Adan›r*, Murat Aksun*, Uğur Özgürbüz*, Gülçin Aran*, Nagihan Karahan*
izmir Atatürk Eğitim ve Araşt›rma Hastanesi 2. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği*, Urla Devlet Hastanesi** izmir

ÖZET
     Ebstein anomalisi, triküspit kapağın ender bir konjenital malformasyonudur ve sıklıkla atrial septal defekt ile birliktedir. Ölüm sıklıkla kardiyak aritmilerden meydana gelir. Ebstein anomalili bir hasta gebelik ve anestezi sırasında çeşitli hemodinamik bozukluk potansiyeline sahiptir.
Bu olgu sunumunda Ebstein anomalisi olan bir gebedeki (36 hafta, 3 gün) sezaryen anestezisinin yönetimi bildirilmektedir. Kan basıncı monitorizasyonu için arter kateterinin yerleştirilmesinden sonra genel anestezi indüksiyonu başlatıldı. İntravenöz yol ile dengeli bir anestezi indüksiyonu yapıldı. Anestezi indüksiyonu 2 mg cisatrakuryum, 350 mg tiyopental ve 0.1 mg fentanil ile, entübasyon 100 mg süksinilkolin ile gerçekleştirildi. İndüksiyonu izleyen operasyon süresince hastanın hemodinamisi stabildi. Cerrahi süresince herhangi bir kardiyak sorun gözlenmedi. Bebeğin 1. dk. Apgar skoru 8. 5. dk. Apgar skoru 10’du. Postoperatif seyir komplikasyonsuz olup, hasta postoperatif 3. günde hastaneden taburcu edildi.
Anahtar kelimeler: anestezi, sezaryen, anestezi, genel, konjenital kalp hastalıkları

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):305-311
Sezaryen Operasyonlarında İntratekal Ropivakain ve Ropivakain + Neostigminin Anestezik Etkilerinin Karşılaştırılması

Sabri Özaslan, Gülay Ok, Koray Erbüyün, İdil Tekin Mirzai
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Manisa

ÖZET

Bu çalışmada, sezaryen operasyonu uygulanacak gebelerde intratekal yolla uygulanan ropivakain ile ropivakain + neostigmin kombinasyonlarının anestezik etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.

ASA I-II, 18-42 yaş arasındaki 40 olgu rasgele iki gruba ayrılarak çalışmaya dahil edildi. Grup I’e spinal anestezi için 15 mg % 0.75 ropivakain (2 ml) + 0.5 ml % 20 dekstroz uygulandı. Grup II’ye spinal anestezi için 15 mg % 0.75 ropivakain (2 ml) + 0.5 ml % 20 dekstroz çözeltisinde hazırlanmış 25 µgr neostigmin çözeltisi uygulandı.

Spinal anestezi uygulandıktan sonra hastalar supin pozisyonda baş 20-30° yukarıda olacak şekilde yatırıldı. Spinal anestezi uygulanmasının beş dakika öncesinden başlanarak KAH, OAB ve SpO2 değerleri, spinal anestezinin uygulanmasıyla da 5’er dakika aralarla DB ve MB seviyeleri değerlendirilerek tüm operasyon boyunca kaydedildi. Postop dönemde 1., 2, ve 4. saatlerde KAH, OAB, SpO2, DB ve MB seviyeleri ile VAS skorları izlenerek kaydedildi. VAS >4 olan hastalara analjezik uygulanarak, bu ilk analjezik gereksinimine kadar geçen süreler ve toplam analjezik tüketimi kaydedildi.

Her iki grupta ilk analjezi ihtiyacına kadar geçen süreler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. KAH, OAB ve değerleri iki grup arasında benzerdi. DB ve MB seviyeleri ile VAS skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı.

Sonuç olarak, intratekal 25 µgr neostigminin, yan etkiye yol açmadan, ilk analjezik gereksinimine kadar geçen süreyi, istatistiksel olarak anlamlı olmasa da uzattığı gözlendi.

Anahtar kelimeler: hiperbarik ropivakain, intratekal neostigmin, spinal anestezi


Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):312-319
Elektif Gastrointestinal Sistem Operasyonu Yapılan Hastalarda Malnütrisyonun Total İntravenöz Anesteziye Etkisi

Müslüm Çiçek, Yasemin Bozkurt Turan, Hüseyin İlksen Toprak, Ahmet Köroğlu, Mehmet Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Malatya

ÖZET

Amaç: Elektif gastrointestinal sistem operasyonu yapılan hastalarda malnütrisyonun anestezi indüksiyonu, hemodinami, uyanma kriterleri, propofol tüketimi ve komplikasyonlara etkisi araştırıldı.

Gereç ve yöntem: ASA I-III 50 erişkin hasta preanestezik vizit sonrası Subjektif Global Değerlendirme ile iyi beslenen (n=24) ve malnütrisyonlu (n=26) olarak ayrıldı. Anestezi indüksiyonunda; bütün hastalara remifentanil (1 µgr kg-1), % 1 propofol (şuur kaybı ve hastanın eline verilen cismin düştüğü ana kadar) ve sisatrakuryum (0.1 mg kg-1) verildikten 3 dk sonra entübasyon yapıldı. İdamede, remifentanil 0.15 µg kg-1 dk-1, propofol 75 µg kg-1 dk-1 ve sisatrakuryum 0.08 mg kg-1 sa-1 uygulandı. Hemodinamik değişikliklere göre propofol dozu ayarlandı. Yaş, son 6 ayda ağırlık kaybı, vücut ağırlığı, serum albumin düzeyi, entübasyon koşulları, ortalama arter basıncı, kalp atım hızı, anesteziden uyanma kriterleri (spontan solunum başlama, göz açma ve ekstübasyon süreleri), kullanılan propofol miktarları ve komplikasyonlar kaydedildi.

Bulgular: Malnütrisyonlu grupta yaş ve ağırlık kaybı iyi beslenen gruba göre yüksek, vücut ağırlığı ve albumin düzeyi düşüktü (p<0.05). Ortalama arter basıncı operasyonun 20. ve 30. dk’da iyi beslenen grupta yüksekti (p<0.05). Kalp atım hızı entübasyonun 1. ve 5. dk. ile operasyonun 10. dk.’da iyi beslenen grupta düşüktü (p<0.05). Anestezi indüksiyonu sırasında, malnütrisyonlu grupta hipotansiyon görülme sıklığı daha fazla idi (p<0.05). İyi beslenen grupta spontan solunum geri dönme süresi daha kısa (p<0.05) olmasına rağmen göz açma ve ekstübasyon süreleri benzerdi.

Sonuç: Malnütrisyon varlığının endotrakeal entübasyona yanıtı, propofol tüketimini ve uyanma kriterlerini etkilememekle birlikte anestezi indüksiyonu sırasında kan basıncını olumsuz etkileyebileceği kanaatine varıldı.

Anahtar kelimeler: anestezi, genel, cerrahi, malnutrisyon, komplikasyon

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):320-328
Mekanik Ventilasyondaki Hastalarda Stres Yaratan Deneyimler

Seda Banu Akıncı, Meral Kanbak, Aygün Güler, Özgür Canbay, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara

ÖZET

Amaç: Bu çalışmanın amacı yoğun bakım hastalarındaki stres yaratan deneyimleri tanımlamak ve yeterli düzeyde analjezi temelli sedasyonun bu deneyimleri azaltıp azaltmadığını araştırmaktır.

Gereç ve Yöntem: 24 saatten uzun süre yoğun bakım ünitesinde kalıp, mekanik ventilasyon tedavisi almış olan hastalar çalışmaya dahil edildi ve tüm hastalarda standart analjezi temelli sedasyonu sağlamak için remifentanil ve propofol uygulandı. Hemşireler ve doktorlar, sedasyonun derecesini ve hastaların yoğun bakım şartlarını tolere edebilme yeterliliklerini değerlendirdi. Hastaların, stres yaratan yoğun bakım deneyimlerini, değerlendirmek üzere 32 maddelik bir anket formu kullanıldı.

Bulgular: 35 hastayla taburculuğu takiben 24 saat içinde görüşüldü. Hastaların % 80’i konuşamamaktan, % 82’si endotrakeal tüpün uykuyu engellemesinden, % 80’i endotrakeal tüpün yarattığı boğulma hissinden, % 74’ü endotrakeal tüpün rahatsızlık yaratmasından ve % 60’i endotrakeal tüpten yeterli hava alamamadan rahatsızlık duyduğunu söyledi. Kötü bir şey olacağı hissi (% 100), baş ağrısı (% 90), korku (% 89), sevdiği birilerini kaybetmek (% 88), kabuslar (% 87.5), susuzluk (% 83), ağrı duymak (% 80), sinirlilik (% 81), deprese olmak (% 78), gürültü (% 74), gerginlik (% 71), yutmada güçlük (% 69) gibi deneyimlerde hastalar tarafından orta ya da şiddetli derecede rahatsız edici bulundu.

Sonuç: Yoğun bakım hastaları, stres yaratan pek çok deneyim hatırlamaktadır. Yeterli düzeyde analjezi temelli sedasyon, bu deneyimlerin yarattığı fiziksel semptomların bir kısmını azaltır. Yoğun bakımda stres yaratan deneyimlerin daha da azaltılabilmesi için pek çok gelişmeye gereksinim vardır.

Anahtar kelimeler: sedasyon, analjezi, mekanik ventilasyon, stres faktörleri

Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):329-336
Açık Kalp Cerrahisinde Desfluran ve Sevofluranın Hemodinami ve Oksijen Tüketimine Etkileri

Döndü İyican*, Süheyla Ünver**, Dilek Kazancı**, Yeşim Çetintaş**, Haşmet Bardakçı**, Erol Şener*,
Özcan Erdemli**
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi*, Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi**, Ankara

ÖZET

Bu çalışmada amacımız sevofluran ve desfluranın hemodinami ve sistemik oksijen tüketimi üzerindeki etkilerini kıyaslamaktır.

Koroner arter bypass cerrahisine maruz kalacak olan 40 hasta çalışmaya alınmıştır. Hastalar üç gruba ayrıldı. İndüksiyon sonrası grup 1’e 1 MAK sevoflurane, Grup 2’ye 1 MAK desfluran ve Grup 3’e 0.5 MAK desfluran kardiyopulmoner baypasa girene dek uygulandı. Entübasyon sonrası, cerrahi insizyon sonrası, sternotomi sonrası ve aortik kanülasyon öncesi olmak üzere 4 dönemde hemodinamik ölçümler yapıldı ve kaydedildi. Her üç grupta da T2 döneminde yani cilt insizyonu sonrası ortalama arter basıncı önceki ölçümlere göre yüksekti. Kardiak debi Grup 2’de T2 döneminde diğer gruplara göre anlamlı olarak yüksekti. Ayrıca, sevofluranın desflurana göre ortalama pulmoner arter basıncını daha çok düşürdüğünü gördük. Toplam fentanil kullanımı ve sistemik oksijen tüketimi yönünden gruplar arasında anlamlı fark yoktu.

Bu çalışmada vurgulanmak istenen şudur ki, normal ventrikül fonksiyonuna sahip koroner arter hastalarında sevofluran ve desfluran benzer hemodinamik değişiklikler gösterirler, cerrahi stimülasyonlara verilen yanıtlar benzerdir, sistemik oksijen tüketimi üzerinde benzer etki gösterirler. Yeni bir anestezik ajan olan desfluran hemodinami ve sistemik oksijen tüketimi üzerinde benzer etkiler göstermesine rağmen, sevofluran sağ ventrikül yetmezliği ve pulmoner hipertansiyonu olan hastalarda daha iyi bir seçenek olarak görünmektedir.

Anahtar kelimeler: desfluran, sevofluran, oksijen tüketimi, açık kalp cerrahisi


Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):337-343
Propofolün Farklı İnfüzyon Hızlarının Anestezi İndüksiyonu Sırasındaki Etkileri

Yusuf Tunalı, Ercüment Yentür, Ercan Türeci, Özlem Korkmaz, Mois Bahar
İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

Giriş: Propofol anestezi indüksiyon ve idamesinde kullanılan sedatif hipnotik bir ajandır. Kardiyovasküler depresyon yapabildiğinden, indüksiyon sırasında yavaş infüzyonu önerilmektedir. Çalışmamızda, propofolü infüzyon pompasıyla farklı hızlarda vererek indüksiyon için uygun propofol infüzyon hızını saptamayı amaçladık.

Gereç ve Yöntem: Bu prospektif randomize çalışma ASA I-II sınıfı 18-65 yaş arası 100 hastada yapıldı. Tüm hastalara midazolam ile premedikasyon uygulandı. Standart monitörizasyon sonrası 1.5 mcg kg-1 dozunda iv fentanil verildi. Hastalar rasgele seçim ile yirmişer kişilik 5 gruba ayrılıp, 200-400-600-800-1000 mL sa-1 propofol infüzyonu kirpik refleksi kaybolana kadar uygulandı. Verilen propofol miktarıyla indüksiyon süresi kaydedildi. Arter kan basıncı ve kalp hızı indüksiyondan önce ve sonra beş kez her dakika kaydedildi.

Bulgular: Kirpik refleksinin kaybolması için gereken doz Grup I’den V’e sırasıyla 0.81±0.26, 1.41±0.7, 1.68±0.67, 2.35±0.82 ve 2.27±0.62 mg kg-1 vücut ağırlığı olup, gruplar arasında anlamlı olarak farklıydı (p<0.05). Ortalama arter basıncında indüksiyondan sonraki 2. dakikada Grup IV ve V’de belirgin bir düşüş gözlendi (%28). Grup I’de ise, indüksiyondan sonraki 3. dk.’da orta düzeyde bir düşüş görüldü (% 15).

Sonuç: Propofolün hipnoz etkisi kirpik refleksi kaybına göre değerlendirildiğinde, gerekli dozun infüzyon hızına göre önemli farklılıklar gösterdiği görülmüştür. İnfüzyon pompalarıyla propofolün yavaş infüzyonu, daha düşük propofol dozuyla indüksiyona olanak tanıyıp daha az hemodinamik değişikliğe neden olabilir.

Anahtar kelimeler: propofol, indüksiyon, infüzyon hızları, kirpik refleksi, hemodinami


Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):344-351
Tiroidektomi Operasyonu Sonrası Ağrı Tedavisinde Lornoksikam Uygulamasının
Zamanlaması Önemli midir?

Zekeriyya Alanoğlu, Enver Özgencil, K. Sanem Çakar Turhan, Yeşim Ateş, Filiz Tüzüner
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara

ÖZET

Giriş: Bu çalışmanın amacı operasyonun farklı evrelerinde uygulanan lornoksikam ile preoperatif tramadolun postoperatif dönemdeki ağrı tedavisindeki etkinliğinin ve tramadol kullanımı üzerine etkilerinin incelenmesidir.

Gereç ve Yöntem: Tiroidektomi operasyonu geçirecek 75 ASA I-II hasta 3 gruba ayrıldı. Grup LP’ye ve Grup LL’ye sırasıyla 8 mg ve 4 mg lornoksikam ve Grup T’ye 100 mg tramadol uygulandı. Cerrahi bitiminde Grup LL’ye 4 mg lornoksikam, Grup LP ve Grup T’ye 2 mL serum fizyolojik uygulandı. Hastalar ekstübasyon sonrası baş ağrısı, boyun ağrısı ve omuz ağrısı (dinlenim, boyun hareketi ve öksürme esnasında) ve memnuniyet skoru açısından değerlendirildi. Postoperatif dönemde ilk analjezik uygulama zamanı, maksimum ağrı skoru, maksimum ağrı skoru zamanı ve cerrahi sonrası ilk 24 saatteki toplam tramadol kullanımı ve yan etkiler kaydedildi.

Bulgular: Demografik özellikler açısından gruplar benzer bulundu. Gruplar arasında ağrı skorları, dinlenim ve hareket sırasında Grup LL’de ilk 10, 15 ve 30. dakikalarda daha yüksek bulunmuştur. Öksürme ile boyun ağrı skorları Grup LL’de ilk 10 ve 15. dakikalarda daha yüksek bulunmuştur. Diğer ölçüm aralıklarında ağrı skorları açısından gruplar arasında fark bulunmamıştır. Hasta memnuniyeti skoru incelendiğinde, ilk 16 saatlik dönemde gruplar arasında fark bulunmazken, 20 ve 24. saat ölçümlerinde preoperatif tramadol uygulanan grupta hasta memnuniyeti skoru daha düşük bulunmuştur. Postoperatif dönemde bulantı gözlenen hasta sayısı Grup T’de diğer gruplardan daha yüksek bulunmuştur.

Sonuç: Tiroid cerrahisi sonrası ağrı tedavisinde lornoksikam kullanımı postoperatif ağrı tedavisinde tramadol ile benzer etkinliğe sahiptir.

Anahtar kelimeler: tramadol, lornoksikam, postoperatif ağrı


Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):352-357
Anestezi İndüksiyonu Sırasında Gelişen Anafilaksi

Hatice Adsan, Meltem Mortimer, Züleyha Kazak, Reha Cengizlier*, Sumru Şekerci
Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, *Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Anabilim Dalı, Ankara

ÖZET

Planlı operasyon için ameliyathaneye alınan 28 yaşındaki kadın hastada, indüksiyon ajanlarını izleyen ciddi bronkospazm ve cilt döküntüleri oluştu. Tüm çabalara rağmen, hasta ventile edilemeyince anafilaksiden şüphelenilerek adrenalin 0.03 mg iv uygulandı. Bronkospazm kısmen azalıp diğer tedaviler uygulandıktan sonra cerrahiye izin verildi. Anestezi olaysız sonlandı. Taburculuktan sonra, hastamıza anafilaksi oluşturan ajanı tespit etmek için, indüksiyonda kullanılan vekuronyum bromür (norcuron®) ve pentotal sodyum (pental sodyum®) ile deri testleri uygulandı. Hastada norkuron allerjisi tespit edildi. Hasta durumu hakkında bilgilendirildi. Bu vaka nedeni ile anestezistin korkulu rüyası olan anafilaksiyi, tedavisini ve sonraki yaklaşımların ne olması gerektiğini kısaca tartışmayı amaçladık.

Anahtar kelimeler: anestezik ajanlar, anafilaktik reaksiyonlar, deri testleri


Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):358-362
Moyamoya Hastalığında Anestetik Yaklaşım

İ. Aydın Erden, Şennur Uzun, Altan Şahin, İlker Ö. Aycan, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara

ÖZET

Moyamoya hastalığı beynin tabanındaki intrakraniyal arterlerin bilateral stenoz ve obstrüksiyonuna bağlı oluşan bir durumdur. Hastalarda iskemik semptomlar görülür ve vasküler rekonstrüksiyon bir tedavi seçeneğidir. Moyamoya hastalığının cerrahi tedavisi sırasında serebral iskemi sıkça gelişebilecek bir komplikasyondur. Perioperatif yaklaşımda hedef, beyne oksijen sunumu ve kullanımı arasındaki dengeyi sağlamaktır.

Biz bu vaka sunumunda altı yaşında Moyamoya hastalığı nedeniyle ensefaloduroarterio synongiosis (EDAS) yapılan hastanın anestetik yaklaşımını tartışmayı amaçladık.

Anahtar kelimeler: moyamoya hastalığı, anestezi


Türk Anest Rean Der Dergisi 2007; 35(5):363-366
Konjenital Ağrı Yoksunluğu Sendromu ve Anhidrozda Anestezi

Kemalettin Koltka, N. Mert Şentürk, Didem Akpir, Süleyman Küçükay, Kamil Pembeci
İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

Konjenital ağrı yoksunluğu sendromu ve anhidroz (KAYA) az rastlanan bir duysal nöropati olup, hastaların ağrı hissini ve termoregülasyonunu etkiler. Bu hastalara anestezi yaklaşımının planlanmasında dikkat edilmesi gereken birkaç konu vardır.

Bir yıldan uzun bir süre içinde, KAYA sendromu tanısı olan 2 hastaya 4 kere genel anestezi uygulanmıştır. Vücut ısısında büyük oynamalar görülmemiştir. Bu hastalarda hemodinamik stabiliteyi korumak için anestetik ajan kullanımı gerekmiştir.

Bu hastaların anestezi kayıtları kullanılan teknik ve yan etki sıklığı açısından incelendi. KAYA sendromlu hastalarda cerrahi girişimlerde genel anestezi uygulamasının ciddi sorunlara neden olmadan yapılabileceği kanaatine varıldı.

Anahtar kelimeler: konjenital ağrı yoksunluğu sendromu, anhidroz, termoregülasyon, otonomik disfonksiyon

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker