TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
MART / NİSAN 2008

 


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(2):83-89
Genel Anestezi Öncesinde Karbonhidrat İçeceği Kullanımı

Ayşin Alagöl, Gaye Kaya, Esin Akalın, Nesrin Turan*, Zafer Pamukçu
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Biyoistatistik* Anabilim Dalları, Edirne

ÖZET

Perioperatif aspirasyon riskini azaltmak için anesteziden önce 8 saat süreyle ağızdan sıvı/gıda alımının kısıtlanması, açlık hissi, ağız kuruluğu ve anksiyeteye yol açabilmektedir. Preoperatif açlık hissini yatıştırmak amacıyla, operasyondan önceki akşam ve operasyon sabahı olmak üzere iki kez karbonhidrat içeceği kullanımı önerilmektedir. Plasebo kontrollü bu çalışmada karbonhidrat içeceğinin yalnızca operasyon sabahı kullanımı, iki kez kullanımı ile karşılaştırılmıştır. Genel anestezi altında batın operasyonu planlanan ASA I-II grubundan 45 (n=15’er) ASA I-II olgunun vücut ağırlığı ve triseps çevresi ölçülmüş, gece 24.00’ten itibaren aç bırakılmış, olgulara operasyon sabahı 5 mg metilen mavisi içirilmiştir. Grup I’e operasyondan 2 saat önce 400 mL; Grup II’ye operasyondan önceki gece de 800 mL, operasyondan 2 saat önce 400 mL karbonhidrat içeceği verilmiş, Grup III (kontrol) aç bırakılmıştır. Üç grupta anestezi premedikasyonu, indüksiyonu ve idamesi aynıdır. Karbonhidrat içeceği öncesi ve sonrasında; susama hissi, ağız kuruluğu ve tadı sorgulanmıştır. İntraoperatif dönemde: mide içeriğinin volümü ve pH’sı; 10 dk. aralarla hemodinami; ekstübasyondan sonra kafın rengi kaydedilmiştir. Glikoz, insülin ve albümin düzeyleri; minimental test, anksiyete ve depresyon skorları karbonhidrat içeceğinden ve indüksiyondan önce, ekstübasyonda ve 12 saat sonra; VKİ ve triseps çevresi ölçümleri operasyon öncesinde ve postoperatif 12. saatte değerlendirilmiştir. Grup I ve II’de susama hissi, ağızda kuruma, kötü tad ve sıklığı ile, anksiyete skorları Grup III’ten düşük; indüksiyon öncesinde kan şekeri, indüksiyonda sistolik ve diyastolik arter basınçları Grup III’ten yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuçlar, operasyon sabahı 400 mL karbonhidrat içeceği kullanımının; açlık hissi, kan şekeri düzeyi, anksiyete ve hemodinami üzerine, kontrole göre göre etkili olduğunu ve akşam+sabah kullanımına bir alternatif olduğunu düşündürmektedir.

Anahtar kelimeler: Genel anestezi, komplikasyonlar, preoperatif açlık, karbonhidrat içeceği

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(2):90-97
Önkol Cerrahisinde % 0.375 Ropivakain ve % 0.375 Ropivakain + (+)S-Ketamin ile
Oluşturulan Rejyonel İntravenöz Anestezinin Klinik Etkilerinin Karşılaştırılması

Nilüfer Erdoğan*, Sadık Özmen, Uğur Altınışık, Pakize Kırdemir
Akşehir Devlet Hastanesi*, Konya, Süleyman Demirel Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Isparta

ÖZET

Rejyonel İntravenöz Anestezi (RİVA), üst ekstremite cerrahisi yapılacak hastalarda, kolay uygulanması, hızlı etki başlangıcı, hastanede kalma süresinin kısa olması nedeniyle sık olarak tercih edilen bir yöntemdir. RİVA’da farklı ilaç kombinasyonları kullanılarak sistemik yan etkilerin azaltılması ve postoperatif analjezik etkinliğin artırılmasına çalışılmıştır. Çalışmamızda Ropivakain ve (+)S-Ketamin+ Ropivakain ile oluşturulan RİVA’nın özelliklerini karşılaştırmayı amaçladık.

Çalışma, ASA I-II grubunda 40 olgu rasgele iki gruba ayrılarak, Grup R’de % 0.375 Ropivakain 0.5 mL kg-1, Grup RK’da % 0.375 Ropivakain 0.5 mL kg-1 + (+)S-Ketamin 0.8 mg kg-1 verilerek RİVA yapıldı. Lokal anestezik enjeksiyonundan 2,5 dk. sonra, cerrahi başlangıcında, cerrahi başladıktan 5, 10, 15, 20, 30, 45 dk. sonra, turnike indirildikten 1, 5, 10, 15 dk. sonra KAH (kalp atım hızı), SAB (Sistolik kan basıncı), DAB (Distolik kan basıncı), OAB (Ortalama kan basıncı), SpO2 (oksijen saturasyonu) değerleri kaydedildi. Turnike-ameliyat süreleri, duyu-motor blok süreleri, intraoperatif anestezi-analjezi kalitesi, turnike toleransı, turnike ağrısı (VAS), ek analjezik gereksinimi, intraoperatif ilaç reaksiyonu-yan etki, hasta-cerrah-anestezist memnuniyeti, post-operatif analjezi kalitesi, post-operatif analjezi süresi, postoperatif yan etki-ilaç reaksiyonu not edildi.

Turnike ve ameliyat sürelerinde iki grup arasında fark bulunmadı. Hemodinamik veriler, duyu-motor blok süreleri, anestezi ve analjezi kalitesi, hasta-cerrah-anestezist memnuniyetleri, ek analjezik gereksinimi; intraoperatif fark göstermedi. Turnike toleransı ve turnike ağrısında ise Grup RK anlamlı iyi bulundu (p<0.05). Grup RK’da postoperatif SAB, DAB, OAB anlamlı yüksek (p<0.05), post-op analjezi kalitesi anlamlı uzun (p<0.05), postoperatif analjezi süresi çok anlamlı uzun (p<0.001) bulundu. Her iki grupta intraoperatif ilaç reaksiyonu ve intraoperatif yan etki görülmezken, Grup RK’da post-op yan etkiler (18 hastada sedasyon, 6 hastada nistagmus) görüldü.

Çalışmamız sonucunda RİVA’da kullanılan % 0.375 Ropivakain ve % 0.375 Ropivakain+(+)S-Ketaminin intraoperatif yeterli anestezi ve analjezi oluşturduğunu; doğru seçilmiş olgularda (+)S-Ketamin eklenmesinin, daha iyi turnike toleransı ve daha uzun postoperatif analjezi süresi sağlayarak avantajlı olduğunu düşünüyoruz.

Anahtar kelimeler: RIVA, S(+)-ketamin, ropivakain


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(2):98-104
Evde Enteral Beslenme Uygulanan Olgulardaki Deneyimlerimiz

Nermin Kelebek Girgin*, Türkay Kırdak**, Murat Keskin***, Demet Kerimoğlu****, Oya Kutlay
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon*, Genel Cerrahi**, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Gastroenteroloji Bilim Dalı***, Beslenme Ünitesi****, Anabilim Dalları, Bursa

ÖZET

Amaç: Enteral beslenme gastrointestinal sistemi sağlam, ancak oral alımı yeterli olmayan hastalarda uygulanan bir yöntemdir. Çalışmamızda, evde enteral beslenme uygulanan olgulardaki deneyimimizi sunmayı amaçladık.

Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayından sonra, 1 Ocak 2004-31 Ağustos 2006 tarihleri arasında evde enteral beslenme uygulanarak takip edilen erişkin olguların kayıtları retrospektif incelendi.

Bulgular: Çalışma süresinde 54 olgunun kayıtları değerlendirildi. Olgular 57.0±15.8 (ortalama±standart deviasyon) yaşında olup, 31 olgu (% 57.4) erkek, 23 olgu (% 42.6) kadın idi. Olguların % 59.3’ünün onkolojik, % 31.5’inin nörolojik bir hastalığı mevcuttu. Evde enteral beslenme % 36.8 cerrahi jejunostomi, % 28.1 nazogastrik tüp ile uygulanmıştı. Otuzaltı (% 66.7) olguda ürünler pompa ile uygulanmış, 22 (% 40.7) olguda gündüz aralıklı uygulama tercih edilmişti. Olguların takibi döneminde 12 olguda (% 22.2) kabızlık ve 5 olguda (% 9.3) bulantı olduğu saptandı. Aspirasyon ve kateter tıkanıklığına ise hiçbir olguda rastlanmadı. Olguların toplam evde beslenme süresi 8962 gün idi. Evde beslenme yerine hastanede yatarak beslenmeleri halinde oluşacak maliyet 106.199.7 YTL olarak hesaplandı. Bu dönemde 34 olgu (% 63.0) yaşamakta iken, 20 olgu (% 37.0) kaybedilmişti.

Sonuç: Evde enteral beslenmenin, oral yoldan beslenmesi yetersiz olan hastalarda beslenme desteği için güvenle uygulanabildiği ve maliyeti azalttığı saptandı.

Anahtar kelimeler: Evde bakım, enteral beslenme


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(2):105-113
Genel Anestezi ve Genel Anestezi ile Birlikte Uygulanan Epidural Levobupivakain veya Bupivakain Anestezisinin Karşılaştırılması

Semra Çalımlı, Ahmet Topal, Atilla Erol, Aybars Tavlan, ?eref Otelcioğlu
Selçuk Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Konya

ÖZET

Amaç: Cerrahi travmaya karşı oluşacak stres yanıtın baskılanması, intraoperatif hemodinami ve postoperatif analjezi kalitesi yönünden; genel anesteziye eklenen epidural bupivakain veya levobupivakain anestezisi ile genel anesteziyi karşılaştırılmayı amaçladık.

Gereç ve Yöntem: Çalışmaya total abdominal histerektomi bilateral salpingoooferektomi (TAH-BSO) planlanan 54 vaka kabul edildi. Olgular genel anestezi+epidural bupivakain (Grup I), genel anestezi+epidural levobupivakain (Grup II) ve genel anestezi (Grup III) uygulanan grup şeklinde randomize olarak 3 gruba ayrıldı. Monitorizasyon sonrası Grup I ve Grup II’ye lomber epidural kateter yerleştirilerek, duyusal blok seviyesi T6 dermatomuna ulaştığında 2 mg kg-1 propofol, 1 µ kg-1 dk-1 remifentanil, 0.6 mg kg-1 rokuronyum ile genel anestezi uygulandı. Grup III’e de monitorizasyon sonrası aynı şekilde indüksiyon sağlandı. Anestezi idamesi tüm gruplarda % 50 O2-% 50 hava karışımı içinde %1 sevofluran ve 0.1 µg kg-1 dk-1 remifentanil infüzyonu ile sağlandı. Glukoz, kortizol, insülin, C reaktif protein (CRP) analizi için preoperatif, postoperatif 1. ve 24. saatlerde kan örnekleri alındı. Olgular; hemodinami, duyusal ve motor blok seviyeleri, kullanılan anestezik miktarları, anesteziden derlenme, postoperatif ağrı ve yan etkiler açısından takip edildi. Postoperatif ağrı tedavisi için; Grup I’e epidural bupivakain+morfin, Grup II’ye epidural levobupivakain + morfin ile hazırlanan hasta kontrollü analjezi (HKA), Grup III’e iv morfin HKA uygulandı.

Bulgular: Grup I ve II arasında duyusal bloğun T6 dermatomuna ulaşma zamanı, duyusal blok üst seviyesi ve motor blok açısından farklılık tespit edilmedi (p>0.05). Perioperatif kullanılan remifentanil ve sevofluran toplam dozları ve ilave kas gevşetici gereksinimi Grup III’te, Grup I ve II’ye göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.05). Spontan solunum zamanı, ekstübasyon zamanı, göz açma zamanı, Aldrete derlenme skoru ?9 olma zamanı Grup III’te, Grup I ve II’ye göre anlamlı olarak uzun idi (p<0.05). Gruplar arasında glukoz, insülin ve CRP değerleri bakımından tüm zamanlarda anlamlı farklılık görülmedi (p>0.05). Kortizol değeri, postoperatif 1. saatte Grup III’te, Grup I ve II’ye göre anlamlı olarak daha yüksek idi (p<0.05). Visual analog skala (VAS) değeri 0. dk.’da Grup III’te en yüksek idi, diğer ölçüm zamanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmedi. Bulantı-kusma ve kaşıntı, Grup III’te daha fazla gözlenmesine rağmen, gruplar arasında anlamlı fark yok idi (p>0.05).

Sonuç: Epidural bupivakain veya levobupivakainin etkileri açısından benzer olduğu, epidural + genel anestezinin, genel anesteziye kıyasla intraoperatif olarak daha iyi hemodinamik stabilite sağladığı, özellikle postoperatif ilk saatlerde daha iyi analjezi sağladığı ve stres yanıtı daha iyi baskılayabildiği kanaatine varıldı.

Anahtar kelimeler: Bupivakain, levobupivakain, epidural anestezi, genel anestezi, stres yanıt

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(2):114-119
Robinow Sendromu ve Anestezi

Fatma Ertuğrul, Tülin Aydoğdu Titiz, Nursel Şahin, Meliha Erman
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Antalya

ÖZET

Robinow (fetal yüz) sendromu mezomelik veya akromezomelik ekstremite kısalığı, fasial ve spinal deformiteler, genital hipoplazi, böbrek bozuklukları ve konjenital kalp defektlerini içeren genetik geçişli bir multisistem bozukluğudur. Yarıyüz hipoplazisi ve mikrognasi gibi yüzün yapısal bozukluğu ile ilişkili potansiyel hava yolu sorunları nedeniyle bu hastalarda perioperatif yönetim önemlidir. Bu olgu sunumu ile patent duktus arteriosus onarımı (PDA) yapılacak bir hastadaki anestezi deneyimimizi ve bu bozuklukla ilgili perioperatif dikkat edilmesi gereken noktaları gözden geçirmeyi amaçladık.

Anahtar kelimeler: Robinow sendromu, anestezi, entübasyon zorluğu

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(2):120-123
Osteogenezis İmperfektalı Bir Olguda Anestezi Uygulaması

İsmet Topçu, Mert Özer, ?ebnem Örgüç*, Melek Sakarya
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Radyoloji* Anabilim Dalları, Manisa

ÖZET

Osteogenezis imperfekta (OI) anormal Tip I kollajen üretimi ile karakterize, otozomal kalıtımlı ender bir bağ dokusu hastalığıdır. OI’lı olgularda, anatomik anormallikler rejyonel anestezi uygulamasını zorlaştırarak anestezi tekniğinin seçimini etkilemektedir. Bu olgularda hava yolu kontrolü ve entübasyonla ilişkili sorunların yanı sıra anestezik ajanların malign ve malign olmayan hipertermiyi tetikleme riski ile karşılaşılmaktadır. Bu makalede, OI olgularda anestezi seçiminin tartışılması ve üretra taşı nedeniyle ameliyatı planlanan OI’lı bir olguda total intravenöz anestezi ve laringeal maske uygulamasının değerlendirilmesi amaçlandı.

Anahtar kelimeler: Osteogenezis imperfekta, laringeal maske, total intravenöz anestezi, propofol, remifentanil

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(2):124-127
Kseroderma Pigmentozum ve Anestezi Uygulaması

Feriha Temizel, Tamer Kuzucuoğlu, Hacer Yeter, Zuhal Arıkan
Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, İstanbul

ÖZET

Kseroderma Pigmentosum (KP), ender görülen otozomal resesif geçişli bir hastalıktır. Ultraviyole ışınlarına hassas olan kişilerde daha sık olarak görülmektedir. Olgumuz 22 yaşında kadın hasta idi ve multipl bazal ve skuamöz hücreli tümöral oluşumlar nedeniyle genel anestezi altında kitle eksizyonu için ameliyat planlandı. Premedikasyon uygulanmayan hastanın ağız açıklığı 3 cm olduğundan zor entübasyon adayı olarak kabul edildi.

İndüksiyonda fentanil 2 µg kg-1, propofol 2 mg kg-1 ve süksinil kolin 1,5 mg kg-1 uygulandı ve ikinci denemede entübasyon gerçekleştirildi. Anestezi idamesi için remifentanil (6 µg ml-1) ve propofol (3 µg ml-1) hedef kontrollü infüzyonla (Fresenius orchestra base primea cihazı) uygulandı. Anestezi derinliği monitorizasyonu için BIS (bispektral indeks) cihazı kullanıldı. Hastanın BIS skoru ameliyat sırasında % 40-60 aralığında tutuldu. Hasta iki saat süren ameliyat sonucunda sorunsuz ekstübe edildi. Derlenme odasına alınan hasta, hemodinamisinin ve solunum fonksiyonlarının stabil olduğu tespit edildikten sonra ilgili servise devredildi.

Anahtar kelimeler: Kseroderma pigmentosum, ultraviyole, anestezi

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(2):128-133
Genç Erkek Hastada Postoperatif Erken Dönemdeki Ajitasyona Yaklaşım

Hande Arpacı, Berrin Günaydın, Zerrin Özköse, Güzide Alkan, Can Koç*
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Kulak-Burun-Boğaz* Anabilim Dalları, Ankara

ÖZET

Genel anestezi sonrası derlenmenin erken fazında dakikalardan saatlere kadar sürebilen bellek ve yüksek serebral fonksiyonlarda bozulma gözlenebilir. Postoperatif kognitif bozuklukların en çok bilinen formu olan deliryum; oryantasyon kaybı, dikkat ve belleğin bozulmasıyla karakterize gün içinde değişim gösteren akut konfüzyonel bir durum olarak tanımlanır. Bu olgu sunumunda, genel anestezi altında fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi ve septoplasti gibi bir minör ameliyat geçiren genç erkek olguda, derlenmenin akut fazında gelişen deliryumun tanı ve tedavisi ile postoperatif kognitif bozukluklarla ilgili tanım ve kavramlar gözden geçirilerek literatür eşliğinde sunulması amaçlandı.

Anahtar kelimeler: Kognitif fonksiyon bozukluğu, deliryum, genel anestezi, haloperidol


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(2):134-136
Kanavan Hastalığında Anestezik Yaklaşımımız

Serap Karacalar, Aynur Kaynar, Ebru Kelsaka, Binnur Sarıhasan
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Samsun

ÖZET

Kanavan hastalığı otozomal resesif geçişli, N-asetil aspartik asid birikimi ile birlikte olan bir tür lökodistrofidir. Anestezistler bu hastalarda gözlenebilen; epileptik bozukluklar, gastroösefagial reflü, oral sekresyonlarda artış ve zayıf faringeal kas kontrolüne bağlı gelişebilecek aspirasyon risklerine karşı dikkatli olmalıdır. Bu hastalarda ayrıca ciddi makrosefali de gözlenebilir. Preoperatif vizit sırasında bu hastalıkla birlikte görülen patolojilerin belirlenmesi, bu çocuklara güvenli anestezi verilebilmesini sağlar. Bu olguda sunumunda, genel anestezi altında muayene edilmesi gereken Kanavan hastalığı tanısı konmuş pediatrik hastadaki anestezik yaklaşım sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Genel anestezi, kanavan hastalığı

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker