 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
MAYIS / HAZİRAN 2008
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(3):147-152
Bispektral İndeks Monitorizasyonunun End-Tidal Desfluran Konsantrasyonu ve Desfluran Tüketimi Üzerine Etkisi
|
Çetin Kaymak*, Suna Akın Takmaz, Ayşe Ongun Özcan, Yusuf Gülhan, Bayazit Dikmen
Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı*, S.B. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara
|
|
|
Amaç: Bu çalışmada, genel anestezi uygulamalarında BIS monitorü kullanımı ile end-tidal desfluran konsantrasyonlarındaki değişimlerin araştırılması planlandı.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya ASA I-II grubunda 40 hasta dahil edildi. Anestezi indüksiyonu tüm hastalarda 5 mg kg-1 tiyopental sodyum ve 1 µg kg-1 fentanil ile gerçekleştirildi. Kas gevşemesi ve entübasyon, 0.1 mg kg-1 veküronyum kullanılarak sağlandı. Anestezi idamesinde, 1 L dk-1 oksijen ve 1 L dk-1 nitröz oksit karışımı içinde desfluran kullanıldı. Hastalara entübasyon sonrasında 5 dk. süre ile % 4-6 desfluran verildi. Cilt insizyonu öncesinde ek olarak 1 µg kg-1 fentanil yapıldı ve ameliyat süresince başka opioid kullanılmadı. Desfluran konsantrasyonu; Grup I’de, hastalarda yetersiz anesteziyi gösteren klinik bulgular oluştuğunda, inspire edilen desfluran konsantrasyonu % 1 artırıldı veya azaltıldı. Grup II’de desfluran konsantrasyonunu BIS değerini 50±5 düzeylerinde tutacak şekilde ayarladı.
Bulgular: BIS indeksi ortalama değerleri Grup I’de 35.98±2.3 ve Grup II’de 45.68±5.3 idi. Grup I’de BIS değerleri anlamlı derecede düşük bulundu. Grup I’de end-tidal desfluran konsantrasyonları, Grup II’ye göre anlamlı derecede yüksek bulundu (Grup I: 4.61±0.48, Grup II: 3.92±0.61, p=0.007). Total desfluran tüketimi Grup I’de 917.84±14.08 mL iken, Grup II’de 838.02±11.73 mL olarak hesaplandı.
Sonuç: Bu çalışmada, genel anestezi alan hastalarda BIS monitörü kullanımının, desfluran konsantrasyonlarını ve tüketimini azaltmanın yanında, anestezi derinliğini ölçmede güvenilir bir yöntem olduğu sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: Genel anestezi, inhalasyon anestetikleri, desfluran, monitorizasyon, bispektral indeks |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(3):153-161
Ratlarda Oluşturulan Medulla Spinalis Travma Modelinde İntratekal Yolla Verilen Ketorolak Trometamin’in Spinal Hücre Hasarına Etkisi
|
Ergin Alaygut, Semih Küçükgüçlü, Necati Gökmen, Alper Bağrıyanık, Osman Yılmaz*, Ali Günerli
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Laboratuvar Hayvanları Bilimi* Anabilim Dalları, İzmir
|
|
|
Amaç: Çalışmamızda spinal kord travması oluşturulan ratlarda, intratekal verilen ketorolak trometamin’in spinal hücre hasarına etkisinin araştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 18 adet rat alındı. Anestezi altında deneklere spinal kateter takıldı ve tespit edildi. Sonrasında spinal kord travması oluşturuldu. Denekler randomize olarak 3 gruba ayrıldı. Grup S (n:6); deneklere spinal kateterden 10 µL serum fizyolojik verildi. Grup K50 (n:6); Deneklere spinal kateterden 10 µL SF içinde sulandırılmış 50 µg KT, Grup K400 (n:6); deneklere spinal kateterden 10 µL SF içinde sulandırılmış 400 µg KT verildi. Tüm gruplara ilaç verildikten sonra spinal kateter 5 µL SF ile yıkandı. İntratekal ketorolak trometamin uygulaması sonrası 4.,12., 24., 48. ve 72. saat davranış testleri ve fonksiyon kayıplarının değerlendirilmesi “Basso, Beattie, Bresnahan (BBB)” davranış derecelendirme skalası kullanılarak yapıldı. Deneklerin spinal kordundan alınan kesitler histopatolojik skorlama ve lezyon alanı ölçümü yapılarak değerlendirildi.
Bulgular: BBB davranış derecelendirme skorlamaları karşılaştırıldığında; 48. ve 72. saatlerde Grup K400’de davranış derecelendirme skorlarının ortalama değerleri anlamlı şekilde yüksek bulundu (p<0.05). Lezyon alanı ortalama değerleri karşılaştırıldığında; Grup K50 ve Grup K400’de lezyon alanı ortalama değerleri anlamlı düşük bulundu (p<0.05). Histopatoloji skorları ortalama değerleri karşılaştırıldığında, Grup K400 histopatoloji skorları ortalama değerleri anlamlı düşük bulundu (p<0.05).
Tartışma ve Sonuç: Spinal kord travması oluşturulan ratlarda intratekal verilen 400 µg ketorolak trometamin’in spinal hücre hasarını azaltıcı etkisi olduğunu saptadık.
Anahtar kelimeler: İntratekal ketorolak, hücre hasarı
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(3):162-167
Septoplasti ve Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisinin Beraber Uygulandığı Olgularda Postoperatif Ağrıyı Tedavisinde İntraoperatif Parenteral Asetaminofen ile Lornoksikam Karşılaştırması
|
Başak Ceyda Orbey*, Cem Meço**, Sevil Tükel***, Yeşim Batislam***, Oya Özatamer
Sungurlu Devlet Hastanesi, Anesteziyoloji Kliniği*, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, KBB**, Anesteziyoloji ve Reanimasyon*** Anabilim Dalı, Ankara
|
|
|
Giriş: Septoplasti ve fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi (FESC) otolaringolojistler tarafından günümüzde sıkça uygulanan bir ameliyattır. Ancak, bu olgularda postoperatif ağrı tedavisi hala tartışmalıdır. Bu çalışmanın amacı intraoperatif dönemde uygulanan parenteral asetaminofen ile lornoksikamın, septoplasti ve FESC’nin beraber yapıldığı ameliyatlarda ağrı tedavisindeki etkinliklerinin karşılaştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Septoplasti ve FESC geçirecek. 62 ASA I-II hasta 2 gruba ayrıldı. Anestezi indüksiyonunu takiben Grup L’ye ve Grup P’ye sırasıyla 8 mg lornoksikam ve 1 gr asetaminofen parenteral yoldan uygulandı. Hastalar ekstübasyon sonrası dinlenim sırasında ağrı, VRS, PRS ve hasta memnuniyeti açısından değerlendirildi. Postoperatif dönemde ilk analjezik uygulama zamanı, maksimum ağrı skoru, maksimum ağrı skoru zamanı ve cerrahi sonrası ilk 24 saatteki toplam tramadol kullanımı ve yan etkiler kaydedildi.
Bulgular: Demografik özellikler açısından gruplar benzer bulundu. Ağrı skorları incelendiğinde, dinlenim ile gruplar arasında tüm takip zamanları içerisinde ağrı düzeyleri yönünden istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. İlk 24. saate bulantı, kusma ve şiddetli ağrı yakınmalarının görülme sıklığında bir farklılık görülmedi. Hasta memnuniyeti incelendiğinde, ilk 24 saatlik dönemde Grup L’deki hastaların % 8’i memnun olmadıklarını belirtti. Grup P’de hastaların % 4’ü memnun değil olarak değerlendirildi. Hasta memnuniyeti açısından anlamlı fark saptanmadı. Postoperatif 48. saatte tamponlar çekilirken hastalarda belirgin bir kanama veya kan sızıntısı tespit edilmedi.
Sonuç: FESC sonrası ağrı tedavisinde i.v. asetaminofenin tek ajan olarak uygulanması postoperatif ağrı tedavisinde i.v. lornoksikam ile benzer etkinliğe sahiptir.
Anahtar kelimeler: Asetaminofen, lornoksikam, postoperatif ağrı |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(3):168-173
Hastanede Yatan Riskli Hasta Gruplarında Vankomisine Dirençli Enterokok Kolonizasyonunun Sürveyansı
|
Hande Aygün*, Osman K. Memikoğlu**, Alper Tekeli***, Alpay Azap**, Fügen Yörük
International Hospital*, İstanbul, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları**, Mikrobiyoloji***, Anabilm Dalları, Ankara
|
|
|
Enterokoklar, hastanede yatan riskli hasta gruplarında klinik açıdan oldukça önemli patojendir. Nozokomiyal enfeksiyonlar arasındaki yeri ve önemi giderek artmıştır. Enterokokal enfeksiyonlarda temel kaynak mikroorganizmanın fekal taşıyıcılığıdır. Bu çalışma; 23 Mayıs 2003 ile 27 Ağustos 2004 tarihleri arasında; Ankara Üniversitesi hastanelerinde yatan riskli hasta gruplarının rektal sürüntü örneklerinde, vankomisine dirençli enterokok (VRE) kolonizasyonunu araştırmak amacıyla prospektif olarak yapıldı. Taranan 467 hastanın 9 (% 1.9)’unda VRE kolonizasyonu tespit edildi. Tüm suşlar vankomisin ve teikoplanine karşı yüksek dirençli Enterococcus faecium olarak belirlendi. Yapılan polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) analizi ile de tüm suşlarda Van A direnç geni saptandı. VRE kolonizasyonu tespit edilen hastaların tümünde uzun süreli yoğun bakımda yatış öyküsü ve yoğun antibiyotik kullanımı mevcuttu. Enfeksiyon kontrol önlemleri ve akılcı antibiyotik kullanımı nozokomiyal VRE enfeksiyonlarının önlenmesinde esastır. Gastrointestinal sistem VRE’lar için önemli bir rezervuardır ve hospitalize hastalar arasında yayılımının önlenmesinde VRE’ların erken tespiti önemlidir. Bu nedenle düzenli aralıklarla hastane genelinde kolonizasyon taramalarının yapılmasını öneriyoruz.
Anahtar kelimeler: Enterokok, kolonizasyon, vankomisin, direnç |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(3):174-177
Atan Kalbe Baypas Cerrahisi Uygulanan Adrenal Yetmezlikli Olguda Anestezik Yaklaşım
|
Feray Erdil, Zekine Begeç, Erdoğan Öztürk, A. Kadir But, Vedat Nisanoğlu*, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi, Turgut Özal Tıp Merkezi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Kardiyovasküler Cerrahi* Anabilim Dalları, Malatya
|
|
|
Glukokortikoidler fizyolojik ve cerrahi stres durumunda homeostazisi sağlamak için adrenal korteksten yüksek miktarlarda salınır. Ancak, adrenal yetmezliği olan olgularda, anestezi ve cerrahi strese ya da glikokortikoid tedavisinde yetersizliğe bağlı yaşamı tehdit eden adrenal kriz gelişebilir. Bu olgu sunumunda, Cushing Sendromuna bağlı bilateral adrenalektomi ameliyatı geçirmiş ve uzun yıllar glikokortikoid tedavisi alan bir olguda, atan kalpte baypas cerrahisi sırasında başarılı şekilde uygulanan anestezi tekniği ve kortizol tedavisi tartışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Atan kalp, koroner arter baypas, adrenal yetmezlik, kortizol, anestezi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(3):178-181
Negatif Basınç Akciğer Ödemi ve Alveoler Hemorajide Non-İnvazif Pozitif Basınçlı Ventilasyon
|
Hasan Fıstıkçı*, Nahit Çakar**, Ceyda Erel Kırışoğlu***, Özlem Kara*, Şenol Polat****, Cüneyt Üneri
Acıbadem Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon*, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı**, Acıbadem Hastanesi, Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz***, Acıbadem Hastanesi KBB****, İstanbul
|
|
|
Negatif basınç akciğer ödemi, ekstübasyon sonrası üst hava yolu obstrüksiyonuna sekonder olarak gelişen, ender fakat iyi bilinen bir komplikasyondur. Bu komplikasyona ender olarak ciddi alveoler hemoraji eşlik eder. Burada elektif sinüs cerrahisi sonrası, erken post-operatif dönemde, laringospazma bağlı negatif basınç akciğer ödemi ve alveoler hemoraji gelişen olgumuz bildirilmiştir. Bu olgunun tedavisinde esas olarak non-invazif pozitif basınçlı ventilasyon kullanılmıştır.
Anahtar kelimeler: Akciğer ödemi, alveoler hemoraji, akciğer ventilasyon, laringospazm, non-invaziv ventilasyon |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(3):182-186
Ankilozan Spondilitli Olguya Anestezik Yaklaşım
|
Asutay O. Göktuğ, Hülya Başar, Esra Türkyılmaz, Kürşat Bakkal, Bülent Baltacı
SB. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara
|
|
|
Ankilozan spondilit, granulasyon dokusunun ligamentlerin kemik birleşimine ve eklem kapsülüne infiltrasyonunun söz konusu olduğu inflamatuar artritdir. Şiddetli olgularda servikal vertebra ve atlantoksipital eklem tutulumuyla hareket kısıtlılığı gelişmektedir. Bu nedenle özellikle başın hiperekstansiyonunda servikal spinal korddda hasar oluşabilir. Anesteziyologlar için ankilosan spondilitli olgularda hava yolu yönetimi önemli sorundur. Bu olgu sunumunda, genel anestezi altında ureterorenoskopi planlanan bir olguya sorunsuz anestezik yaklaşım, literatür bilgileri gözden geçirilerek tartışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Ankilozan spondilit, anestezi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(3):187-193
Spinal Kord Nörolojik Monitörizasyon Yöntemleri
|
Enver Özgencil*, Özlem Selvi Can*, K. Sanem Çakar Turhan*, Züleyha Kazak**, A.Onat Bermede*, Mahmut Kalem***, Derya Dinçer***, Feyhan Ökten*
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon*, Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon**, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji*** Anabilim Dalları, Ankara
|
|
|
Skolyoz operasyonları sırasında nöromonitörizasyon, özellikle daha önce nörolojik kusuru bulunmayan hastalar için çok önemlidir. Biz bu yazıda, skolyoz düzeltme cerrahisi sırasında sadece wake up testi ile nörolojik değerlendirme yaptığımız ve operasyon sonrasında parapleji gelişen olguyu tartışıp, nöromonitörizasyonun önemini, kullanılabilecek diğer yöntemleri tartışmak istedik.
Anahtar kelimeler: Nöromonitörizasyon, skolyoz, parapleji |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(3):194-196
Kolistin ve Rifampisinle Başarılı Şekilde Tedavi Edilen Acinetobacter baumannii Menenjiti
|
Osman K. Memikoğlu*, Filiz Alver Alkaya**, Alpay Azap, Zeynep Köken, Hacer Serdaroğlu, Tayfun Çakır
Ankara Üniveritesi Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları*, Anesteziyoloji ve Reanimasyon** Anabilim Dalları, Ankara
|
|
|
Amaç: Çoklu ilaç dirençli A.baumannii infeksiyonlarının tedavisi antibiyotiklerin beyin omurilik sıvısına (BOS) geçiş özelliklerinin kısıtlı olmasından dolayı özellikle menenjitli hastalarda ciddi bir problemdir. Acinetobecter türlerine bağlı menenjit vakalarında % 20-27 mortalite oranı görülmektedir. Burada çoklu ilaç dirençli sadece kolistine duyarlı A. baumannii’e bağlı gelişen, oral rifampisin ve intratekal ve sistemik kolistin ile tedavi edilen bir menenjit vakasını tanımladık.
Olgu Sunumu: Otuz sekiz yaşında schwannoma tanısıyla opere edilen erkek hasta. Dokuzuncu günde eksternal şant takıldı. Hastanın 11. günde ateşi, başağrısı, bulantı-kusması ve somnolansı gelişti. Fizik muayene laterji ve menenjizm ile hastanın ciddi bir şekilde etkilendiğini göstermekteydi. BOS’da pleositoz (250 hücre/µL-1, % 100 polimorfonükleer lökosit), 321 mg/dL-1 protein seviyesi ve 20 mg/dL-1 glukoz seviyesi (eş zamanlı kan glukozu 105 mg/dL-1) saptandı. Meropenem (2g q8h), vankomisin (1 g q12h) ve rifampisin (10 mg/kg-1 q 12h po) başlandı. BOS’da çoklu ilaç dirençli A. baumannii izole edildi. Meropenem kesilerek ve intravenöz (2g q8h) ve intratekal (ilk 3 gün için 50.000 IU ve alternatif günlerde 50 000 IU) kolistine değiştirildi. Tedavinin 2. gününde BOS steril hale geldi. Tedavi 21 güne tamamlandı ve taburcu edildi.
Tartışma: Kritik hastalarda geniş spektrumlu antibiyotiklerin yaygın kullanımı Acinetobacter türlerinde rezistans gelişimi ile koreledir. Çoklu ilaç dirençli A. baumannii infeksiyonlarında kolistin gibi alternatif tedavilerin kullanımı artmaktadır. Çoklu ilaç dirençli A. baumannii menenjitlerinde intratekal kolistin kullanımı ile iyi sonuçlar alınmaktadır. Sistemik ve intratekal kombine tedavi alan hastalarda kür daha sık olmaktadır.
Sonuç: Karbapenemler ve diğer beta laktam ajanlara dirençli A. baumannii menenjiti vakalarında intravenöz ve intratekal kolistin ile peroral rifampisin kombinasyonu alternatif bir tedavi şeklidir.
Anahtar kelimeler: Menenjit, A.baumannii, kolitsin, intratekal |
|
|