TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
EYLÜL / EKİM 2008

 

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(5):277-282
Çocukların Premedikasyonunda İntranazal Midazolam ve Midazolam-Sufentanilin Karşılaştırılması

Ahmet Topal, Atilla Erol, Aybars Tavlan, Alper Kılıçaslan, Naime Yalçın
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Konya

ÖZET

Amaç: Çocuklarda premedikasyonda intranazal uygulanan midazolam ve düşük doz midazolam-sufentanil kombinasyonunun sedasyon, hemodinami ve derlenme üzerine olan etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Elektif tonsillektomi ve/veya adenoidektomi operasyonu planlanan 50 çocuk randomize olarak iki gruba ayrıldı. Olgulara Grup M (n=25): 0,2 mg kg-1 midazolam, Grup M/S (n=25): 0,1 mg kg-1 midazolam + 0.75 µg kg-1 sufentanil premedikasyon amacıyla anestezi indüksiyonundan 20 dk. önce intranazal olarak uygulandı. Premedikasyon uygulanmadan önce ve sonra ortalama kan basıncı (OKB), kalp hızı (KH), periferik oksijen satürasyonu (SpO2) ve Ramsey sedasyon skorları değerlendirildi. Olguların ailelerinden ayrılmaları ve operasyon masasında venöz kanülasyona yanıtları değerlendirildi. Anestezi indüksiyonu % 50 O2 - % 50 N2O içinde % 8 sevofluran, 10 µg kg-1 alfentanil ile sağlandı. Yüz maskesine yanıt (kabul/ret) şeklinde değerlendirildi. Anestezi uygulaması % 50 O2 - % 50 N2O karışımı içinde % 2-3 sevofluran ile sürdürüldü. Operasyon sonrası görülen ajitasyon Davis skorlaması, ağrı seviyeleri “postoperative pain score” (POPS) skorlaması ile değerlendirildi.

Bulgular: Gruplar arasında hemodinamik ölçümlerde anlamlı farklılık gözlenmedi (p>0.05). Aileden ayrılma, yüz maskesine yanıt, postoperatif 30. dk.’daki POPS ve Davis skoru Grup M’de, venöz kanülasyona yanıt, Grup M/S’de daha iyi saptandı (p<0.05). Postoperatif 10. dk.’daki Davis ve POPS skorları benzerdi (p>0.05).

Sonuç: Midazolam-sufentanil kombinasyonunun, tek başına midazolam kullanılmasına iyi bir alternatif oluşturamadığı kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Intranazal, premedikasyon, midazolam, sufentanil


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(5):283-292
Alt Ekstremite Kırığı Cerrahisinde Epidural veya Sürekli Spinal Anesteziye İnfüzyon veya Hasta
Kontrollü Yöntemle Eklenen Sufentanilin Etkisi*

Alkin Çolak, Ayşin Alagöl, Zafer Pamukçu, Nesrin Turan
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Biyoistatistik Anabilim Dalları, Edirne

ÖZET

Amaç: Çalışmamızda, alt ekstremite kırığı operasyonlarında uygulanan rejyonal anestezide, spinal veya epidural kateterden sürekli infüzyon veya hasta kontrollü yöntemle sufentanil uygulanmasının anestezi kalitesi, intraoperatif-postoperatif hemodinami, solunum ile postoperatif analjezi üzerine etkilerinin araştırılması amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Grup I ve II’ye % 0,5 bupivakain ile epidural anestezi uygulandı, epidural kateterden Grup I’e (n=15) hasta kontrollü yöntemle; Grup II’ye (n=15) sürekli infüzyon ile sufentanil uygulandı. Grup III ve IV’e % 0,5 bupivakain heavy ile spinal anestezi uygulandı, spinal kateterden Grup III’e (n=15) hasta kontrollü yöntemle; Grup IV’e (n=15) sürekli infüzyon ile sufentanil uygulandı. Postoperatif dönemde bütün olgulara kateterlerden hasta kontrollü sufentanil uygulandı. İntraoperatif ve postoperatif dönemde kalp tepe atımı, sistolik ve diyastolik arter basıncı, dakika solunum sayısı, periferik oksijen satürasyonu, sedasyon skoru, sufentanil kullanımı ve yan etkiler kaydedildi. Postoperatif dönemde vizuel analog skala değerleri kaydedildi.

Bulgular: Motor blok düzeyleri Grup III ve Grup IV’te Grup I (p<0.05, p<0.001) ve Grup II’den (p<0.05, p<0.001) yüksek saptandı. Maksimum duysal blok düzeyi T6 olarak saptandı. Bu düzeye ulaşan olgu sayıları Grup II’de Grup I’den (p<0.05) ve Grup IV’den (p<0.05) fazla bulundu. Duyusal bloğun en hızlı oluştuğu Grup III ile, Grup I (p<0.001) ve Grup II (p<0.001) arasında; Grup IV ile Grup I (p<0.001) ve Grup II (p<0.001) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. İntraoperatif hasta kontrollü sufentanil uygulanan Grup I ve III’de hiçbir olgu sufentanil bolusu almadı. Sufentanil tüketimi Grup II’de diğer gruplardan (p<0.001), Grup IV’te Grup I ve III’ten yüksek bulundu (p<0.001). Postoperatif 24, 48 ve 72 saatlik sufentanil tüketimi infüzyon gruplarında hasta kontrollü gruplardan düşük (p<0.001); epidural anestezi gruplarında spinal anestezi gruplarından yüksek bulundu (p<0.001). Postoperatif 60., 120. dk ve 4. saatte sedasyon skorları Grup II’de Grup I’den yüksek bulundu (p<0.001, p<0.05, p<0.05).

Sonuç: Alt ekstremite kırığı operasyonlarında, intraoperatif dönemde, hem epidural hem spinal kateter aracılığı ile uygulanan sufentanil infüzyonunun, hasta kontrollü bolus yöntemi ile karşılaştırıldığında postoperatif sufentanil tüketimini azalttığı saptanmıştır.

Anahtar kelimeler: Analjezi, epidural, hasta kontrollü analjezi, spinal, sufentanil


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(5):293-299
Akut Solunum Yetersizliğinde Ventilasyon Desteğindeki Yaklaşımlarımız

Canan Akıncı*, H. Korkut Atalan*, Nahit Çakar**
Acıbadem Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi*, İ.Ü. Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon** Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

Amaç: Çalışmamızda non-invaziv ventilasyonun (NIV) ve invaziv mekanik ventilasyonun (IMV) tersiyer bir hastanede yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) kullanılması ve sonuçları irdelenmiştir.

Gereç ve Yöntem: Bu çalışma prospektif, gözlemsel, epidemiyolojik olarak yapıldı. Çalışmaya, akut solunum yetersizliği (ASY) ile getirilen ve YBÜ’de NIV ve/veya IMV uygulanan erişkin olgular alındı. Olguların tüm izlemleri boyunca yaşları, cinsiyetleri, kalp tepe atımları, kan basınçları, ASY nedenleri, altta yatan hastalıkları, ilk giriş ve NIV, ya da IMV uygulandıktan 1 saat sonraki arter kan gazında değerleri, maske türü, entübasyon (ET) nedeni, ventilasyon modu, parametreleri, NIV ve ET süresi, Glaskow koma skorlaması, APACHE II skorları, YBÜ yatış süreleri ve sonuçları izlendi. İstatistiksel değerlendirmede student t-test kullanıldı ve p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi.

Bulgular: Çalışmaya 100 olgu alındı. 77 olguya (% 77) NIV başlandı, 23 olgu (% 23) hemen entübe edilerek IMV uygulandı. NIV başlanan 28 (% 36) olguya ET ve IMV gerekti. 49 olguya (% 64) yalnızca NIV, 6 olguya ekstübasyon sonrası NIV uygulandı. Yalnızca NIV uygulanan 49 olgu, ekstübasyon sonrası NIV uygulanan 6 olgunun 4’ü taburcu oldu, geri kalan 2 olgu re-entübe edilerek IMV uygulandı. IMV uygulanan 23 olgunun 21’i taburcu oldu, 2 olgu kaybedildi, NIV başlanan ve entübe olan 28 olgunun 15’i taburcu oldu, 13 olgu kaybedildi.

Sonuç: Klinik pratikte NIV ve IMV’un ASY destek tedavisinde birincil ve ikincil seçenek olarak ya da bir arada yaygın bir şekilde kullanıldığı izlendi.

Anahtar kelimeler: Non-invaziv ventilasyon, mekanik ventilasyon, entübasyon


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(5):300-303
Anestezi Asistanlarının Bilgilendirilmiş Onam Alırken Sık Karşılaştıkları Sorular Hakkında
Bilgilerinin Değerlendirilmesi

İ. Aydın Erden, A. Gülsün Pamuk, Seda B. Akıncı, Şennur Uzun, Özkan Önal, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada; anestezi asistanlarının, yapılacak işlem öncesi hastalardan bilgilendirilmiş onam almak için yeterli bilgi düzeyine sahip olup olmadıklarının değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonunda elde edilen bulguların, asistanların eğitiminde yararlanılabilecek eğitim kitapçığının hazırlanmasına temel oluşturması amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Hacettepe Üniversitesi Etik Kurul onayından sonra Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı’nda çalışan tüm asistanlar alındı. Öncelikle, operasyon öncesi değerlendirilmeleri sırasında, hastaların asistanlara en sık sordukları sorular belirlendi. Bu sorular 25 taneydi. Asistanların bu soruların yanıtlarının neler olması gerektiği konusunda bireysel yanıtları alındıktan sonra, soruların yanıtlarını içeren bir kitapçık dağıtılıp ertesi hafta aynı değerlendirme yinelendi. Bu şekilde asistanların bilgilendirilmiş onam alırken sık karşılaştıkları sorular hakkındaki temel bilgileri ve kitapçık sonrasında ulaştıkları bilgi düzeyleri saptandı.

Bulgular: Çalışmaya 18 birinci yıl, 13 ikinci yıl, 10 üçüncü yıl ve 6 dördüncü yıl anestezi asistanı katıldı. Birinci sınavda asistanlar genellikle genel anestezi ile ilgili sorularda daha başarılı yanıtlar verdi. Kitapçığın dağıtılmasından sonra yapılan ikinci sınavda tüm sorulara verilen yanıtlarda istatistiksel olarak anlamlı bir başarı artışı görüldü. Hem birinci hem de ikinci sınavda asistanlık süresi arttıkça başarı oranındaki artış istatistiksel olarak anlamlı oldu (sırasıyla p=0.001, p=0.012).

Sonuç: Bilgilendirilmiş onam çoğunlukla asistanlar tarafından alınmasına karşın, asistanların hastaların sıkça sorduğu sorular hakkındaki bilgi düzeyleri yeterli olmamaktadır. Bunun düzeltilebilmesi için asistan eğitiminde bu konuya daha fazla önem vermek gerekmektedir.

Anahtar kelimeler: Anestezi, aydınlatılmış onam, asistan

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(5):304-309
Spinal Cerrahide Peroperatif ve Postoperatif Kullanılan İntravenöz Parasetamolün Postoperatif Morfin Tüketimine Etkisi

Abdullah Açar, Işıl Özkoçak Turan, Hilal Ayoğlu, Serhan Yurtlu, Şanser Gül*, Süleyman Akay,
Ömer Ozan Öz
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi  Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Nöroşirürji* Anabilim Dalları, Zonguldak

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada; lomber disk cerrahisinde i.v. morfin ile yapılan hasta kontrollü analjeziye eklenen iv parasetamolün, postoperatif morfin tüketimi üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Hastane etik komitesi izni ve hasta onamları alındıktan sonra ASA I-III grubundan 67 erişkin olgu randomize olarak iki gruba ayrıldı. Grup M’ye (n=37) postoperatif olarak iv hasta kontrollü analjezi (HKA) ile morfin (bolus doz 1 mg, kilitli kalma süresi 10 dk. ve limit 50 mg 24 saat-1) verildi. Grup MP’ye (n=30) morfin HKA’ya ek olarak iv parasetamol (1 gr 15 dk. içinde infüzyon, 8 g 48 saat-1) verildi. Ayılma odasına alınan (0. dk.’da) ve Vizüel Analog Skala’sına göre skorları 3’ten büyük olan tüm olgulara fraksiyone dozlarda morfin yapıldı. Postoperatif 0., 30., 60. dk, 2., 4., 6., 12., 18., 24. ve 48. saatlerde sistolik arter basıncı, diyastolik arter basıncı, kalp atım hızı, periferik oksijen satürasyonu, solunum sayısı, hasta kontrollü analjezi istek sayısı, yanıtlanan hasta kontrollü analjezi istek sayısı, sedasyon skorları,  VAS skorları, bulantı-kusma, kaşıntı ve döküntü varlığı kaydedildi. Ayrıca, fraksiyone morfin miktarları ve antiemetik tüketimi de kaydedildi.

Bulgular: Fraksiyone morfin miktarları, total morfin tüketimi ve sedasyon skorları Grup MP’de daha düşük olarak bulundu (p<0.05). Grupların total morfin tüketim miktarları (Grup M’de 76.4±6.7 mg ve Grup MP’de 42.5±5.2 mg) arasındaki fark anlamlıydı (p<0.05). Ayrıca, ilk 2 saat VAS skorlarının da Grup M’de daha yüksek olduğu belirlendi (p<0.05).

Tartışma ve Sonuç: Lomber disk cerrahisinden sonra, morfin ile uygulanan hasta kontrollü analjeziye iv parasetamol eklenmesinin, morfin tüketim miktarını azaltarak postoperatif analjezi kalitesini artırdığı kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: İntravenöz parasetamol, morfin, hasta kontrollü analjezi, spinal cerrahi, postoperatif ağrı


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(5):310-316
Diz Artroskopilerinde Unilateral Spinal Anestezi ve Genel Anestezi Uygulamalarının Derlenme
Özellikleri Açısından Karşılaştırılması

Kemalettin Koltka, Vugar Abdülkerimov, Süleyman Küçükay, Mert Şentürk, K. Pembeci
İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

Amaç: Artroskopik diz cerrahisi uygulanan hastaların hızlı ve güvenli olarak taburcu olmalarını sağlayabilmek için uygun yöntemler araştırılmaktadır. Bu amaçla gerçekleştirilen çalışmada, rejyonal veya genel anestezi uygulama yöntemlerinin olguların derlenme ve erken taburcu olmaları üzerine olan etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Etik kurul izni ve hasta onamları alındıktan sonra çalışmaya alınan olgular iki gruba ayrıldı. Standart monitörizasyondan sonra Grup I’deki olgulara (n=30) bispektral indeks (BİS) monitörizasyonu uygulandı; anestezi indüksiyonunda 2-3 mg kg-1 propofol, 1 µg kg-1 remifentanil, 0,1 mg kg-1 atrakuryum kullanıldı ve laringeal maske yerleştirildi. Anestezi uygulamasının sürdürülmesinde desfluran, BİS değeri 50-60 arası olacak şekilde kullanıldı. Grup II’de olgulara (n=30) lateral dekübit pozisyonda 5 mg hiperbarik bupivakain ile unilateral spinal anestezi (ULSA) uygulandı ve olgular anestezi düzeyi T12 olana kadar (maksimum 25 dk.) bu pozisyonda bekletildi. Cerrahi anestezi düzeyine ulaşmak için geçen zaman, iki taraflı duyusal ve motor blok düzeyleri kaydedildi. Olguların cerrahi ekibe ameliyat için teslim edilme süreleri ve 14 puanlı derlenme skorunun ?12 olması için gereken süre değerlendirmeye alındı.

Bulgular: Cerrahiye hazır olma süresi Grup I’de istatistiksel olarak anlamlı kısa bulundu. Ameliyat sonrası derlenme süresi Grup I’de anlamlı olarak uzun saptandı. Anestezi sürelerinde gruplar arasında anlamlı fark gözlenmedi. Derlenme skorları, istatistiksel olarak Grup II’de anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Derlenme skorlarının ?12 puan olması için gereken süre Grup II’de anlamlı olarak kısa saptandı. Gruplar arasında eve gönderilmeye hazır olma zamanları açısından anlamlı bir fark gözlenmedi.

Sonuç: Diz artroskopisinde 5 mg hiperbarik bupivakain ile ULSA uygulamasının “fast-tracking” olanağı sağladığı ve bu anlamda desfluran anestezisine üstün olduğu, ama bu durumun eve gönderilme zamanına yansımadığı saptandı. Ancak, ULSA grubundaki olguların erken postoperatif dönemde daha hızlı ve yüksek derlenme skorları elde etmesinin bir avantaj olduğu değerlendirildi.

Anahtar kelimeler: Anestezi teknikleri-unilateral spinal; anestezi teknikleri-genel anestezi; lokal anestezik ajanlar-bupivakain; genel anestezik ajanlar-desfluran, remifentanil


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(5):317-323
Çocuklarda Tonsillektomi Sonrası Kusma Profilaksisinde Metilprednizolon ve Deksametazon’un Karşılaştırılması

Çağla Özbakış Akkurt, Kerem İnanoğlu, Şemsettin Okuyucu, Selim Turhanoğlu, Ertap Akoğlu,
Nuray Kireççi
Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalları, Hatay

ÖZET

Amaç: Çalışmamızda orta etki süreli bir glukokortikoid olan metilpednizolonun tonsillektomi ve/veya adenoidektomi operasyonları sonrası kusmayı önlemedeki etkinliğini, deksametazon ile karşılaştırmayı amaçladık.

Gereç ve Yöntem: Çalışmaya tonsillektomi ve/veya adenoidektomi operasyonu planlanan 110 hasta alındı. Operasyona alınan tüm hastalar randomize edilerek iki gruba ayrıldı. Genel anestezi sonrası cerrahi başlamadan önce; bir gruba deksametazon 0,5 mg kg-1 (maksimum 8 mg) (Grup D) ve diğer gruba metilprednizolon 2,5 mg kg-1 (maksimum 40 mg) (Grup M) intravenöz olarak uygulandı. Postoperatif dönemde uyanma odasında 2 saat (erken dönem) ve sonraki 24 saat (geç dönem) süreyle; kusma sıklığı, ilk analjezik yapılma zamanı, cheops ağrı skoru (15. dk., 1., 2., 4. saatlerde), oral alım kalitesi ve yan etkiler değerlendirilerek kaydedildi.

Bulgular: Gruplar arasında özellikleri açısından anlamlı fark saptanmadı. Gruplar arasında erken dönemdeki kusma sıklığı ve geç dönemdeki kusma sıklığı açısından anlamlı bir fark yoktu (p>0.05). Gruplar arasında ilk analjezik yapma zamanı açısından ve oral alım kalitesi açısından anlamlı bir fark saptanmadı (p>0.05). Yan etkiler iki grup arasında benzer bulundu.

Sonuç: Çalışmamızda; tonsillektomi sonrası kusmayı önlemede, yan etki insidansını artırmadan, metilprednizolonun deksametazon kadar etkili olduğu ve deksametazona alternatif olarak kullanılabileceği kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Postoperatif kusma, tonsillektomi, deksametazon, metilprednizolon


Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(5):329-334
Kardiyak Açıdan Riskli Gebelerde Düşük Doz Levobupivakain ile Kombine Spinal-Epidural Anestezi Uygulaması: 2 Olgu

İlkben Günüşen, Semra Karaman, Deniz Aslan, Vicdan Fırat
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İzmir

ÖZET

Gebelikteki mortalite ve morbiditenin en önemli nedenlerinden birisi kardiyak hastalıklardır. Obstetri alanında sağlanan gelişmeler sonucunda kardiyak gebelerin sayısında görülen artış, bu tip hastaların anestezi yönetiminin önem kazanmasına neden olmuştur. Daha çok genel anestezinin seçildiği kardiyak hastalıklı gebelerde düşük doz lokal anestezik ve opiyoidlerle uygulanan kombine spinal-epidural anestezi yöntemini iki olguyla tartışmayı amaçladık.

Anahtar kelimeler: Kardiyak hastalık, gebelik, CSE, levobupivakain, sezaryen

 

 

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker