TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
TEMMUZ / AĞUSTOS 2009

 

 

Türk Anest Der Dergisi 2009; 37(4):208-216
Ratlarda Oluşturulan Hemorajik Şok Modelinde N-Asetilsistein’in Oksidatif Stres Üzerine Olan Etkisi*

Oğuz Eriş**, İlkin Çankayalı**, Ebru Sezer***, İlhami Solak****, Kubilay Demirağ**, Ali Reşat Moral**
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, **Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, ***Biyokimya Anabilim Dalı, ****Genel Cerrahi Anabilim Dalı

ÖZET

Amaç: İmmuno-inflamatuvar mediyatörlerin aktive olmasıyla açığa çıkan serbest oksijen radikallerinin (SOR) hemorajik şokun geç döneminde multipl organ yetmezliğine neden olduğu ileri sürülmektedir. Çalışmamızda; serbest radikal toplayıcı özellikleri olan antioksidan ajanlardan biri olarak kabul edilen N-asetilsistein (NAS)’in etkinliğinin araştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: On altı adet Winstar türü erişkin erkek rat rasgele 2 gruba ayrıldı. Mekanik ventilasyon desteği altındaki ratların tümünden 15 dk.’lık bir süre içinde hemorajik şok modeli oluşturuldu. Altmış dk.’lık hemorajik şok dönemi sonrasında ortalama arteryel basınç 80-90 mmHg oluncaya dek I. Gruptaki ratlara otolog kan transfüzyonu ve kristalloid infüzyonu yapılırken, II. Gruptaki ratlara otolog kan transfüzyonu ve kristalloid infüzyonu ile aynı anda 150 mg kg-1 dozunda N-asetilsistein IV olarak verildi. Bir saatlik sürenin sonunda şok dönemi öncesinde ve sonrasında alınan tüm kanlardan malondialdehit (MDA), superoksit dismutaz (SOD) ve katalaz (KAT) tetkikleri yapıldı.
Bulgular: SOD, KAT ve MDA analizlerinin başlangıca göre olan değişimleri ve bu değişimlerin gruplar arasındaki karşılaştırmaları yapıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı.
Sonuç: OAB’ın 50–55 mmHg arasında tutulduğu kompansatuvar hemorajik şok modelinde SOR’da yükselme saptanmadığı ve bu deneysel modelde NAS’ın koruyucu etkinliğinin olmadığı görüldü.

Konunun açıklığa kavuşabilmesi için; OAB’ın daha düşük düzeylerde tutulduğu hemorajik şok modelleriyle araştırılmasına gereksinim olduğu kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Hemorajik şok, serbest oksijen radikalleri, N-asetilsistein


Türk Anest Der Dergisi 2009; 37(4):217-224
Laparoskopik Kolesistektomide Subdiyafragmatik Kateter ile Verilen Levobupivakain ile Bupivakainin Postoperatif Analjezik Etkilerinin Karşılaştırılması*

Musa Yılmaz Acar, Ebru Kelsaka, Binnur Sarıhasan, Serap Karacalar
Onokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Anabilim Dalı

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada, laparoskopik kolesistektomi yapılan hastalarda bupivakain ile levobupivakainin subdiyafragmatik kateterden uygulanmasının postoperatif analjeziye etkilerinin karşılaştırılması hedeflendi.
Gereç ve Yöntem: Çalışma; ASA I-II grubundan toplam 60 olgu üzerinde prospektif ve kontrollü araştırma olarak planlandı. Kateter subdiyafragmatik bölgeye safra kesesinin çıkarılmasından sonra yerleştirildi. Olgular rasgele 3 gruba ayrıldı. Birinci gruba % 0,125’lik levobupivakain (Grup L), ikinci gruba % 0,125’lik bupivakain (Grup B), üçüncü gruba % 0,9’luk izotonik sodyum klorür solüsyonu (Grup K), 20 mL’lik bölünmüş dozlar halinde (toplam 100 mL) 6 saat ara ile kateterden bolus olarak uygulandı. Hasta kontrollü analjezi yöntemi ile meperidin uygulandı.
Bulgular: Postoperatif 2. ve 48. saatte VAS değerleri; Grup L’de Grup K’ya göre daha düşük saptandı. Postoperatif 2., 4., 6., 12., 24. ve 48. saatte VAS değerleri Grup B’de Grup K’ya göre daha düşük bulundu. Postoperatif omuz ağrısı görülen olgu sayısı Grup L’de 3, Grup B’de 9 ve Grup K’da 12 idi (p<0.05). Postoperatif dönemde kullanılan ek meperidin miktarı Grup B’de Grup K ve Grup L’ye göre anlamlı olarak daha azdı (p<0.05). Diklofenak miktarı ise Grup L ve B’de Grup K’ya göre düşük bulundu (p<0.05).
Sonuç: Levobupivakain postoperatif analjezide etkili olmakla birlikte, etkisinin bupivakaine göre daha geç başladığı görüldü. Sonuç olarak; laparoskopik kolesistektomide subdiyafragmatik kateter ile lokal anestezik verilmesinin, postoperatif ağrı tedavisinde etkili ve güvenilir bir yöntem olabileceği kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Laparoskopik kolesistektomi, kateter, levobupivakain, bupivakain, postoperatif ağrı


Türk Anest Der Dergisi 2009; 37(4):225-233
Anestezi Uygulamaları ile İlgili Olarak Preanestezik Değerlendirme Sırasında Hastalarda Yapılan Anket Çalışması

Aslı Demir, Sema Turan, Fatih Balaban, Ümit Karadeniz, Özcan Erdemli
Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği

ÖZET

Amaç: Anesteziye ve cerrahiye ait endişeler, operasyonu ve postoperatif iyileşmeyi olumsuz etkiler. Bu çalışmada operasyon veya sedasyon için anestezi polikliniğine başvuran hastalara anestezi hakkındaki bilgi ve endişelerinin ortaya konulması amacıyla bir anket düzenlenmiştir.
Gereç ve Yöntem: Anestezi polikliniğine başvuran hastalardan 16 soruluk bir anket formunu doldurmaları istendi. Yaşları 18-95 arası toplam 1000 olguya uygulanan anketi çeşitli nedenlerden dolayı 86 hasta tamamlayamadı. Sonuçlar 914 olgu üzerinden değerlendirildi. İki bölümden oluşan anketin birinci bölümü yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek, önceki anestezi deneyimi ve alerji öyküsü sorularından oluşan kişisel bilgiler içerirken, ikinci bölümde çoktan seçmeli anestezi soruları yer aldı. İkinci bölüm sorularıyla olguların anestezi doktorunun işlevleri, görev yerleri, anestezi yöntemleri hakkındaki bilgileri ve endişeleri sorgulandı.
Bulgular: Ankete katılanların eğitim durumu sorgulanmasında en fazla yüzdeyi % 25,5 ile üniversite mezunları oluşturdu. Meslek sorgulamasında % 24,7 memur, % 19,1 ev hanımı, % 19,1 emekli şeklinde saptandı.
İkinci bölüm sorularıyla olguların anestezi doktorunun işlevleri, görev yerleri, anestezi yöntemleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları bulunurken, endişelerin kadın ve genç hasta grubunda yoğun olduğu saptandı.
Sonuç: Hastalarımızın büyük kısmının anestezi bilimi hakkında eksik bilgiye sahip olduğu saptanmıştır. Hastalara daha çok zaman ayırarak sözel veya yazılı bilgilendirme yapılmasının doğru olacağını düşünüyoruz.

Anahtar kelimeler: Anesteziyoloji, anket


Türk Anest Der Dergisi 2009; 37(4):234-239
Morbid Omez Hastalarda Rokuronyumun Farmakodinamik Etkileri

Neşe Arıkan, Işık Alper, Sezgin Ulukaya, S.Taner Balcıoğlu, İbrahim Yegül
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
ÖZET

Amaç: Çalışmamızda, morbid obez hastalarda ideal veya gerçek vücut ağırlığına göre uygulanan rokuronyumun farmakodinamik etkisinin araştırılması ve obez olmayan hastalarla karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Anestezi uygulaması sırasında 16 morbid obez (vücut kütle indeksi (VKİ) >40 kg m–2) ve 8 normal kilolu (VKİ <30 kg m–2, kontrol grubu) olguya, rokuronyum 0,6 mg kg–1 intravenöz olarak uygulandı. Rokuronyum dozu morbid obez olguların 8’inde gerçek vücut ağırlığı (GVA grubu); 8’inde ideal vücut ağırlığına göre (İVA grubu) hesaplandı. Üç grubun nöromusküler blokaj özellikleri karşılaştırıldı.
Bulgular: Rokuronyumun ortanca etki başlama süresi, İVA grubunda, GVA ve kontrol grubuna göre anlamlı uzun (210’a 80 ve 105 sn, sırasıyla; p<0.05); klinik etki süresi ise anlamlı kısa bulundu (28’e 66 ve 42 dk, sırasıyla; p<0.05). Derlenme indeksi açısından üç grup arasında anlamlı farklılık saptanmadı (3,5’e 4,5 ve 2,5 dk; p>0.05).
Sonuç: Morbid obez olgularda rokuronyum ideal vücut ağırlığına göre uygulandığında, gerçek vücut ağırlığı ve normal kilolu olgulara göre etki başlama süresi daha uzun ve klinik etki süresi daha kısa olarak saptandı. Bu nedenle, geçirilecek operasyon tipi ve süresi yanında, her zaman daha hızlı etki başlama süresi gereksinimi nedeni ile morbid obez olgularda ideal ve gerçek vücut ağırlığı arasında bireysel bir doza gereksinim olduğu dikkati çekmektedir.

Anahtar kelimeler: Morbid obezite, rokuronyum, nöromusküler monitörizasyon


Türk Anest Der Dergisi 2009; 37(4):240-248
Akut Zehirlenme Olgularının Geriye Yönelik Değerlendirmesi, Zonguldak, Türkiye

Ferruh Niyazi Ayoğlu, Hilal Ayoğlu*, Yeşim Macit Kaptan*, Işıl Özkoçak Turan*
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı,
Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı*

ÖZET

Amaç: Bu çalışmanın amacı Türkiye’nin kuzey batısında yer alan Zonguldak şehrinde Zonguldak Karaelmas Üniversite Hastanesi Acil Servisi’ne başvuran akut zehirlenme olgularını bireysel, nedensel ve klinik özelliklerine göre değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntemler: Zonguldak Karaelmas Üniversite Hastanesi Acil Servisi’ne başvuran (Mart 2003-Aralık 2006) 295 akut zehirlenme olgusu geriye yönelik değerlendirildi.
Bulgular: Acil servise başvuran 4166 hastadan 295’i zehirlenme olgusu idi. Zehirlenme olgularının % 67,5’i kadındı. Yaş ortalaması 22,5±15,9 idi. Zehirlenen olguların mevsimsel dağılımında yaz mevsiminde yoğunluk olduğu gözlendi (% 29,8). İntihar amaçlı zehirlenme, olguların çoğunluğunda başlıca etiyoloji olarak gözlendi (% 59,7). Tıbbi ilaçlar zehirlenmelerin başlıca nedeni idi (% 63,7).Bunu korozivler (% 12,9), karbon monoksit (% 10,2), organofosfatlı insektisidler (% 5,8), mantar (% 3,4), alkol (% 1,36) ve fare zehiri (süpervarfarinler) (% 0,3) izledi. Olguların % 21,4’ü yalnızca sertralin ile zehirlenmişti. Zehirler başlıca gastrointestinal sistem yolu ile alınmış idi (% 87,8). Olguların % 59,7’si hastanede yatarak tedavi aldı. Hastanede ortalama yatış süresi 2,8±5,0 gün idi. Yoğun bakıma alınma oranı % 58,6 idi. Mortalite oranı % 2,7 idi. Karbon monoksit en sık ölüm nedeniydi. 282 olgu sekelsiz taburcu edilirken 5 olgu sekel ile taburcu edildi.
Sonuç: İntihar amaçlı ve kaza ile ortaya çıkan zehirlenmeler; etiyolojik, bireysel ve klinik farklılıklara sahiptir. Bu farklılıkların acil servis ve reanimasyon bölümlerinde çalışanların eğitiminde tartışılmasının gerektiği düşüncesindeyiz.

Anahtar kelimeler: Akut zehirlenme, etiyoloji, geriye yönelik


Türk Anest Der Dergisi 2009; 37(4):249-253
Yoğun Bakım Ünitesinde Vankomisin Dirençli Enterokok Kolonizasyonu ve Alınan Önlemler

Kaan Katırcıoğlu*, Murat Y. Özkalkanlı*, Süreyya Yurtsever**, Deniz Şanlı*, Hülya Erten*,
Serdar Savacı*
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği*, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı**

ÖZET

Vankomisine dirençli enterokok (VRE) kritik hastalarda epidemiye yol açan mikroorganizmalardır. Yazıda, yoğun bakım ünitemizde (YBÜ) gelişen VRE kolonizasyonu sunulmaktadır.
Yıllık izinler nedeniyle hemşire yetersizliğinin yaşandığı dönemde bir travma olgusundan alınan iki hemokültürün birinde VRE üredi. Tüm olgulardan ve personelden rektal sürüntü örnekleri alındı. 10 olgudan alınan rektal sürüntü örneklerinin 6’sında vankomisine dirençli Enterococcus Casseliflavus üredi. Üremeler tanımlandığı anda tüm olgularda sıkı temas izolasyonu sağlandı ve bariyer önlemleri alındı. Üreme olmayan 4 olgu ayrı bir YBÜ’ne nakledildi. Olguların 5’inde VRE a bağlı infeksiyon bulgusu olmaması nedeniyle üremeler kolonizasyon olarak değerlendirildi. Yoğun bakımda çalışan personelin sürüntü örneklerinde VRE saptanmadı. VRE(+) olan olgulardan 2’si primer patolojileri nedeniyle kaybedildi. VRE(+) olan 4 olgunun YBÜ tedavisi 14 gün devam etti. Bu sürede YBÜ’ne hasta kabul edilmedi. İnfeksiyon kontrol programının sürekli uygulanması ile salgın kontrol altına alındı.
Uzun YBÜ’de yatış süresi, hemodiyaliz, hemşire sayısında yetersizlik VRE gelişimi için risk faktörleridir. VRE geçisi çalışanların elleri ile gerçekleşmektedir. Bu salgının yaz aylarında hemşire sayısındaki azlığa bağlı olabileceğini düşünüyoruz.

Anahtar kelimeler: Vankomisin dirençli enterokok, yoğun bakım ünitesi, infeksiyon kontrolü


Türk Anest Der Dergisi 2009; 37(4):254-257
Isı Probunun Neden Olduğu Alışılmadık Zor Ekstübasyon Olgusu

Serap Karacalar, Binnur Sarıhasan, Banu Şekerci
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı

ÖZET

İntrakraniyal kitle rezeksiyonu için kraniyotomi uygulanan olguda, operasyon sonrasında endotrakeal tüpün ekstübasyonu sırasında direnç ile karşılaşıldı. Tanısal amaçla yapılan direkt laringoskopi ile ısı probunun vokal kordların arasından geçtiği belirlendi. Hastanın anestezisi yeniden derinleştirildi ve nöromusküler blok sağlandı. Endotrakeal tüp, çevresini kemer gibi dolanan ısı probuyla birlikte, abduksiyon pozisyonundaki vokal kordların arasından dışarı çıkarıldı. Hastada birkaç gün süren bogaz ağrısı dışında komplikasyon gözlenmedi.

Anahtar kelimeler: Entübasyon, trakeal, komplikasyon, zor ekstübasyon


Türk Anest Der Dergisi 2009; 37(4):258-260
Katetere Bağlı Gelişen Pnömomediyastinum*

Uğur Göktaş**, Serhat Avcu***, İsmail Katı**, Ceyda Özhan**
** Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve *** Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyodiagnostik Anabilim Dalı

ÖZET

Santral venöz kateterizasyon, genellikle miyokard fonksiyon bozukluklarında ve majör kanama gibi durumlarda kullanılmaktadır. Pnömomediyastinum, santral venöz kateterizasyonda ender görülen bir komplikasyondur. Bu sunuda yinelenen santral venöz kateterizasyon girişimleri sonrasında gelişen ve fark edilmemiş pnömomediyastinum nedeniyle radyografik kontrolün önemini vurgulamak istedik.

Anahtar kelimeler: Santral venöz kateterizasyon, pnömomediyastinum, akciğer radyografisi

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2010
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67
Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker