TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ

 

TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
OCAK / ŞUBAT 2010

 

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(1):16-27
Kardiyopulmoner Resüsitasyon Uygulanan ve Yaşama Dönenlerde Bilişsel Fonksiyonlar ve Psikolojik Durum

ÖZET

Kardiyak arrest geçiren ve kardiyopulmoner resüsitasyon uygulananların kognitif süreçler yaşayabileceği, bazı kişilerin ise arrest süresince yaşadıkları olayları bilincin varlığını gösterecek şekilde ve doğru olarak anlatabildikleri saptanmıştır. Kardiyak arresti yaşayanların büyük bir bölümünde genellikle iyi bir yaşam kalitesi bulunmamakla birlikte; arrestten hemen sonra başlayarak davranışsal, kognitif ve emosyonel bozukluklar ile posttravmatik stres bozukluğu olabileceği birçok çalışmada gösterilmiştir. Ayrıca, ölüme yakın deneyimlerin yaşanmasının psikolojik açıdan uzun süreli koruyucu etkiler gösterdiği de saptanmıştır. Yakın zamanda yapılmış olan çalışmalarda, kardiyak arrest geçiren hastalarda depresyon, post-travmatik stres bozukluğu, emosyonel veya diğer kognitif bozukluklarının olup olmadığının eğitimli profesyonel sağlık personeli tarafından izlenebilmesi ve uygun şekilde tedavi edilmeleri önerilmektedir.

Anahtar kelimeler: Kardiyak arrest, kognitif fonksiyonlar, post travmatik stres bozukluğu, ölüme yakın deneyimler


Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(1):28-34
Rejyonal Anestezi Uygulayıcılarında Anksiyete

Özlem Saçan, Vildan Taşpınar, Nurcan Yıldız, Semih Başkan, Bayazit Dikmen, Nermin Göğüş
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği

ÖZET

Amaç: Anksiyete, tanım olarak sıkıntı ve üzüntü hissidir. Anksiyete nöbetlerini çevresel ve fiziksel nedenler tetiklemektedir. Rejyonal anestezi yöntemleri analjezi ve anestezi amacı ile kullanılabilir. Uygulama sırasında ve/veya sonrasında oluşabilecek komplikasyonlar bu yöntemleri uygulayan kişilerde anksiyete nedeni olabilir. Çalışmamızın amacı, uygulayıcının rejyonal anestezi uygulamadan önce anlık anksiyetesini ölçebilmek, varsa hasta ve yöntemle ilişkilendirebilmektir.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya etik kurul izni alındıktan sonra, anesteziyoloji ve reanimasyon kliniklerinde çalışan anestezi kliniği asistan ve uzman doktorları gönüllülük esası ile dahil edildi. Cinsiyetleri, anestezi deneyim süreleri, rejyonal anestezi ile ilgili eğitim alıp almadıkları, daha önce rejyonal anestezi yöntemlerinden herhangi birini uygulayıp uygulamadıkları, uyguladılarsa kaç kez uyguladıkları soruldu. Beş ölçekli skala ile rejyonal anestezi uygularken huzursuzluk duyup duymadıkları sorgulandı (1=Hiç, 2=Çok az, 3=Orta, 4=Fazla, 5=Çok fazla). Uygulayıcının anksiyete düzeylerinin ölçümü için Süreksiz(Anlık) Durumluk Kaygı Envanteri (STAI) kullanıldı. En yüksek puan 80, en düşük puan ise 20’dir ve ? 45 kaygılıdır.
Bulgular: STAI anestezi deneyimi 0-35 ay arasında giderek azalma gösterirken, 36-107 ay arasında artmakta, 108. aydan sonra yeniden azalmaktadır. Tüm rejyonal anestezi yöntemlerinde uygulama sayısı arttıkça STAI azalmaktadır.
Sonuç: Anestezi deneyimi arttıkça rejyonal anestezi uygulayıcısı ve/veya uygulatıcısı olmak STAI’yi yükseltmekte, rejyonal anestezi yöntemlerini uygulama sayısı arttıkça STAI azalma göstermektedir.

Anahtar kelimeler: Rejyonal anestezi, anksiyete

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(1):35-44
Kraniyotomilerde Esmolol İnfüzyonunun Etkileri

Taşkın Budakçı*, E. Nursen Koltka*, A. Esra Sağıroğlu*, İlhan Elmacı**, Melek Çelik*
Sağlık Bakanlığı Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi*; Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, **Nöroşirürji Kliniği

ÖZET

Amaç: Kraniyotomi uygulanan olgularda esmolol infüzyonunun; perioperatif hemodinamik değişikliklerin kontrolüne, tüketilen fentanil miktarına ve derlenme üzerine etkileri araştırıldı.
Gereç ve Yöntem: Kırk olgu rasgele iki gruba (esmolol grubu, kontrol grubu) ayrıldı. Esmolol grubunda, esmolol 500 µg kg-1 yükleme dozundan sonra 100 µg kg-1 dk-1 infüzyon başlandı, ekstübasyondan 5 dk. sonra infüzyon durduruldu. Operasyon süresince olguların hedef ortalama arter basıncı 90-110 mmHg olacak şekilde fentanil 0,015-0,05 µg kg-1 dk-1 infüzyonu uygulandı. Ortalama arter basıncı ve kalp atım hızı değerleri, toplam fentanil tüketimi, fentanil infüzyonunda yapılan değişikliklerin sayısı, ekstübasyon sonrası Aldrete derlenme skorunun 9 olma süresi kaydedildi.
Bulgular: Esmolol uygulanan olgularda, perioperatif dönemde kalp atım hızı ve ortalama arter basıncının daha iyi kontrol edildiği gözlendi. Esmolol grubunda tüketilen toplam fentanil miktarı ve fentanil infüzyon hızında yapılan değişikliklerin sayısı ile ekstübasyon sonrası Aldrete derlenme skorunun 9 olma süresi kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşüktü.
Sonuç: Kraniyotomi uygulanan hastalarda esmolol infüzyonunun hemodinamik stabilitenin korunmasında, fentanil tüketiminin azaltılmasında ve buna bağlı olarak erken postoperatif derlenmenin sağlanmasında yararlı ve güvenli bir yöntem olduğu kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Esmolol, fentanil, kraniyotomi, hemodinami


Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(1):45-51
Yoğun Bakım Hemşirelirinin Ventilatör İlişkili Pnömoni ile İlgili Bilgilerinin Değerlendirilmesi

Canan Akıncı,* Nahit Çakar,** Aykut Ayyıldız,* H.Korkut Atalan,* Aylin Ayyıldız***
*Acıbadem Hastanesi Yoğun Bakım Servisi,**İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, ***İnternational Hastanesi Yoğun Bakım Servisi

ÖZET

Amaç: Bu çalışmanın amacı, yoğun bakım hemşirelerinin ventilatör ilişkili pnömoniden (VİP) korunmada kanıta dayalı bilgilerinin değerlendirilmesidir.
Gereç ve Yöntem: Çalışmada, çalışanların yaşı, cinsiyeti, görevi, yoğun bakım çalışma yılı deneyimi, çalıştıkları yoğun bakımın yatak sayısı kaydedildikten sonra, yoğun bakım hemşirelerinin VİP’den korunmada bilgilerinin değerlendirildiği çoktan seçmeli soruların yer aldığı bir anket kullanılmıştır.
Bulgular: Çalışmaya 137 hemşire katılmıştır. Katılımcıların % 80,3’ü entübasyon için oral yolun önerildiği bilgisinin doğruluğunu onaylamıştır. Katılımcıların % 63,5’i ventilatör devresinin her yeni hastada değiştirilmesi gerektiğini bilmektedir. Nemlendirici tipinin ısı ve nem değiştiricili olmasının önerildiğini katılımcıların % 63,5’i, nemlendirici değişikliğinin 48 saatte yapılması gerektiğini ise katılımcıların % 64,2’si bilmektedir. Katılımcıların % 74,5’i aspirasyon için kapalı sistemin önerildiğini ve yalnızca % 27,0’si her yeni hastada değiştirilmesinin gerektiğini bilmektedir. Katılımcıların % 29,2’si, % 41,6’sı sırasıyla subglottik drenajın ve hareketli yatakların VİP insidansını azalttığının farkındadır ve % 68,7’si yarı oturur pozisyonunun önerildiğini bilmektedir.
Sonuç: Yoğun bakım hemşirelerinin VİP’den korunma ile ilgili bilgilerinde eksiklikler olduğu görülmüştür. Yoğun bakım hemşirelerinin VİP’den korunmada daha iyi bilgili olmaları ve korumaları için devamlı eğitim programlarına gereksinim vardır.

Anahtar kelimeler: Ventilatör ilişkili pnömoni, mekanik ventilasyon

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(1):52-58
Propofol ve Tiyopental Sodyum İndüksiyonunun Serebral Oksijen Satürasyonu Üzerine Etkilerinin “Near Infrared Spectroscopy” ile Karşılaştırılması

Sema Turan, Pınar Durak, Seyhan Yağar, İhsan Ayık, Ümit Karadeniz, Özcan Erdemli,
Elif Dilber, Sema Şanal
Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi, Anesteziyoloji Servisi

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada amacımız, propofol ve tiyopental sodyumun anestezi indüksiyonu ve entübasyona refleks yanıtta, bölgesel serebral oksijen satürasyonu (SvO2) üzerine etkilerinin “Near Infrared Spectroscopy” (NIRS) kullanılarak karşılaştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Hastalar anestezi indüksiyonu öncesi randomize edildi. Propofol grubu (Grup P) ve tiyopental sodyum grubu (Grup T) olarak iki gruba ayrıldı. Grup P’de (n=15) olgulara 2 mg kg-1 propofol, 2 µg kg-1 fentanil, 1 mg kg-1 lidokain, Grup T’de ise (n=15) 5 mg kg-1 tiyopental sodyum, 2 µg kg-1 fentanil, 1 mg kg-1 lidokain iv uygulandı. Her iki grup olguya da kas gevşetici olarak 0,5 mg kg-1 roküronyum bromür iv verildi. Olguların hemodinamik ve SvO2 değerleri üç ayrı zamanda incelendi. T1; uyanık, supin pozisyonda ve oda havasında solurken, T2; indüksiyon sonrası % 50 oksijen ve % 50 hava karışımı maskeyle soluturken (ET CO2: 32–35 mmHg), T3; endotrakeal tüpün kafının şişirilmesinden 30 saniye sonra. Tüm hemodinamik veriler ve NIRS ile bölgesel SvO2 değerleri kaydedildi.
Bulgular: Grup T’de hem sağ hem de sol SvO2 değerlerinin yinelenen ölçümleri arasında (T1,T2,T3) istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı (sırasıyla sağ ve sol p=0.003, p< 0.001). Grup P’de ise SvO2 değerlerinde gözlenen artış istatistiksel olarak anlamlı değildi. İki grup arasında T1, T2 ve T3 dönemlerinde SvO2 değerleri açısından fark saptanmadı.
Sonuç: Çalışmamızda NIRS kullanarak elde edilen SvO2 değerlerinin Grup T’de yüksek bulunmasının nedeni olarak, tiyopental sodyumun serebral metabolik hızı daha fazla baskılamasının veya propofolün serebral kan akımını serebral metabolik hıza oranla daha fazla azaltmış olabileceğinin rolü olduğu düşünüldü. Bu bulgular ışığında biz tiyopental sodyumun serebral koruma gerektiren olgularda propofole göre daha uygun indüksiyon ajanı olabileceğini düşünmekteyiz.

Anahtar kelimeler: Propofol, tiyopental sodyum, near infrared spectroscopy


Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(1):59-63
İnfarktüs Sonrası Gelişen Ventriküler Septal Rüptür Onarımı ve Koroner Arter Bypas Greftleme Uygulanan Bir Hastada Anestezik Yaklaşım

Elvin Kesimci, Tülin Gümüş, Alev Öztaş, Pelin Şen, Erol Şener*, Orhan Kanbak
S.B. Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi; Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, *Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği

ÖZET

Akut miyokard infarktüsü sonrası gelişen ventriküler septal rüptür ender görülen ama erken tanı ve tedavi gerektiren, yaşamı tehdit eden bir komplikasyondur. Bu sunumda infarktüs sonrası gelişen ventriküler septal rüptürün erken cerrahi onarımı ve koroner arter bypass greftleme uygulanan bir hastada, gözden geçirilmiş literatür bilgilerinin ışığında, anestezi yönetimimiz anlatılmaktadır.

Anahtar kelimeler: Ventriküler septum rüptürü, postinfarkt; komplikasyon, erken cerrahi girişim

Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(1):64-69
Bilateral Torakotomi ile Yapılan Sol “Sleeve” Pnömonektomide Anestezi Yönetimi (Olgu Sunumu)

Hilal Sazak**, Ali Alagöz**, Tülay Dal**, Eser Şavkılıoğlu**, İrfan Taştepe***
Atatürk Chest Diseases and Thoracic Surgery Education and Research Hospital, **Department of Anesthesiology and Reanimation, ***Department of Thoracic Surgery

ÖZET

Bu makalede, sol ana bronş karsinomu tanısı ve karina invazyonu olan bir olgu sunuldu. Bu hastaya mediyastinoskopi ve aynı seansta bilateral ardışık torakotomi yoluyla sol “sleeve” pnömonektomi yapıldı. Anestezi uygulamasının sürdürülmesinde, torakal epidural analjezi ile kombine edilmiş genel anestezi kullanıldı. Karina rezeksiyonu ve trakea ile sağ ana bronşun uç uca anastomozu sırasında oksijenasyonu sağlamak için yüksek frekanslı jet ventilasyon uygulandı. Sonuç olarak, yüksek frekanslı jet ventilasyon ile yeterli oksijenasyon korunup, iyi cerrahi görüş alanı sağlandı. Operasyonlar sırasında ve sonrasında torakal epidural analjezi etkindi.

Anahtar kelimeler: Torakotomi, “sleeve” pnömonektomi, karina rezeksiyonu, yüksek frekanslı ventilasyon

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Anestezi Eylül / Ekim 2011
      Anestezi Temmuz / Agustos 2011
      Anestezi Mayis / Haziran 2011
      Anestezi Mart / Nisan 2011
      Anestezi Ocak / Subat 2011
2010
      Anestezi Kasim / Aralik 2010
      Anestezi Eylül / Ekim 2010
      Anestezi Temmuz / Agustos 2010
      Anestezi Mayis / Haziran 2010
      Anestezi Mart / Nisan 2010
      Anestezi Ocak / Subat 2010
2009
      Anestezi Kasim / Aralik 2009
      Anestezi Eylül / Ekim 2009
      Anestezi Temmuz / Agustos 2009
      Anestezi Mayis / Haziran 2009
      Anestezi Mart / Nisan 2009
      Anestezi Ocak / Subat 2009
2008
      Anestezi Kasim / Aralik 2008
      Anestezi Eylül / Ekim 2008
      Anestezi Temmuz / Agustos 2008
      Anestezi Mayıs / Haziran 2008
      Anestezi Mart / Nisan 2008
      Anestezi Ocak / Şubat 2008
2007
      Anestezi Kasim / Aralik 2007
      Anestezi Eylül / Ekim 2007
      Anestezi Temmuz / Ağustos 2007
      Anestezi Mayıs / Haziran 2007
      Anestezi Mart / Nisan 2007
      Anestezi Ocak / Şubat 2007
2006
      Anestezi Kasim / Aralik 2006
      Anestezi Eylül / Ekim 2006
      Anestezi Temmuz / Agustos 2006
      Anestezi Mayıs / Haziran 2006
      Anestezi Mart / Nisan 2006
      Anestezi Ocak / Subat 2006
2005
      Anestezi Kasim / Aralik 2005
      Anestezi Eylül / Ekim 2005
      Anestezi Temmuz / Agustos 2005
      Anestezi Mayıs / Haziran 2005
      Anestezi Mart / Nisan 2005
      Anestezi Ocak / Subat 2005
2004
      Anestezi Kasim / Aralik 2004
      Anestezi Eylül / Ekim 2004
      Anestezi Temmuz / Agustos 2004
      Anestezi Mayıs / Haziran 2004
      Anestezi Mart / Nisan 2004
      Anestezi Ocak / Subat 2004
2003
      Anestezi Aralik 2003
      Anestezi Kasim 2003
      Anestezi Ekim 2003
      Anestezi Agustos / Eylül 2003
      Anestezi Haziran / Temmuz 2003
      Anestezi Mayıs 2003
      Anestezi Nisan 2003
      Anestezi Mart 2003
      Anestezi Şubat 2003
      Anestezi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker