 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
KASIM / ARALIK 2010
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(6):405-411
doi:10.5222/JTAICS.2010.405
Çift Sinir Uyarı Yöntemiyle Gerçekleştirilen Popliteal Yaklaşımla Siyatik Bloğu Uygulamalarının Geriye Dönük Değerlendirilmesi
|
Nezih Sertöz, M. Nuri Deniz, Hilmi Ömer Ayanoğlu
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
|
|
|
Amaç: Çift sinir uyarı yöntemi ile siyatik sinir blok uygulaması, hem blok başarısını artırmakta hem de hızlı blok oluşumu sağlamaktadır. Bu çalışmada, bu yöntemin rutin uygulamadaki başarısı, hasta memnuniyeti, etkinliği ve komplikasyonları geriye dönük olarak değerlendirilerek seçilebilirliğinin ortaya konması amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Çift sinir uyarı yöntemiyle oluşturulan siyatik sinir bloğu ile ayak ve ayak bileği cerrahisi geçiren ASA I-III 106 hastanın kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Tüm hastalara 100 mm Stimuplex® iğne ile sinir stimulatörü kullanılarak, stimulatör 1 mA akımda, 2 Hz frekans ve 0,1 ms hızda ayarlanarak tibiyal ve peroneal motor sinir yanıtları alındığında sinir stimulatörünün uyarısı 0,4 mA akıma düşürülerek lokal anestezik verildiği saptandı (% 0,5 bupivakain 15 mL + % 2 prilokain 15 mL olarak maksimum 30 mL). Hastalara ait bireysel veriler, blokla ilgili parametreler ve komplikasyonlar kaydedildi. Blok sırasında olabilecek nörolojik komplikasyonların bloktan 48 saat sonra hastalarla telefonla görüşülerek değerlendirildiği görüldü. Hastaların memnuniyeti ve bloğu uygulayan anestezistin blokla ilgili görüşleri ayrı ayrı değerlendirildi.
Bulgular: Blok uygulama zamanı 8±3 dk., motor blok oluşum zamanı 14±6 dk., duysal blok oluşum zamanı 16±5 dk., motor blok çözülme zamanı 610±122 dk. ve duysal blok çözülme zamanı 658±128 dk. idi. Hastaların % 90’ı gelecekte aynı anesteziyle benzer ameliyat olmayı isteyebileceğini belirttikleri görüldü.
Sonuç: Çift sinir uyarı yöntemiyle siyatik sinir bloğunun yüksek derecede başarılı anestezi ve hasta memnuniyetini çok az komplikasyonla sağlaması açısından güvenli ve uygun olabileceği kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Sinir stimülasyonu, siyatik sinir |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(6):412-417
doi:10.5222/JTAICS.2010.412
Geriyatrik Hastalarda Ürolojik Cerrahi Anestezisi: Geriye Dönük Tanımlayıcı Çalışma
|
Bahar Aydınlı, Hakan Eke, Aslı Demir, Eda Pepe Şengül, Atilla H Elhan, Ayşegül Özgök
Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
Amaç: Bu çalışmada amacımız ileri yaşta ürolojik cerrahi geçiren hastalarda anestezi uygulama yöntemi, anestezi yönetimi, postoperatif komplikasyon, kısa dönem mortalite ve morbiditenin araştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Geriye dönük planlanan çalışmada hastane etik komite izni sonrası 2008-2009 yıllarında üroloji kliniğinde operasyon geçirmiş olan 65-79 yaş arası 50 olgu ile 80 yaş ve üstü 50 olgu 2 grup olarak çalışmaya alındı. Hastaların dosyalarından anestezi-cerrahi bilgileri, yoğun bakım izlem formları, hastane çıkış epikrizleri incelenerek elde edilen veriler değerlendirildi. Bireysel özellikler, ASA skorlaması, yandaş hastalıklar, sigara kullanımı, geçirilmiş operasyon varlığı, intraoperatif olarak anestezi uygulama yöntemleri, operasyon tipi, kullanılan anestezik ilaçlar ve postoperatif analjezikler kaydedildi. Yoğun bakım bilgileri, yoğun bakım-hastane kalış süreleri, gelişen komplikasyonlar ve taburculuk şekilleri belirlendi.
Bulgular: Cinsiyet, ASA skorlaması, preoperatif yandaş hastalıklar ve sigara kullanım öyküsü açısından iki grup arasında fark bulunmadı. Anestezi uygulama yöntemi olarak 65-79 yaş grubunda 13 hastada (% 26) spinal anestezi, 24 hastada (% 48) genel anestezi, 6 hastada (% 12) epidural anestezi ve 7 hastada (% 14) sedasyon; 80 yaş ve üstü grupta da 9 hastada (% 18) spinal anestezi, 28 hastada (% 56) genel anestezi, 3 hastada (% 6) epidural anestezi ve 10 hastada (% 20) sedasyon seçildiği saptandı İndüksiyon ajanı olarak 65-79 yaş grubunda tiyopental kullanımının propofol ve etomidata göre daha fazla olduğu görüldü (p=0.032). Postoperatif ağrı tedavisininde 80 yaş ve üstü grupta diğer gruptan farklı olarak daha fazla kombine ilaç tedavisi kullanıldığı saptandı (p<0.001). Tramadol kullanılmasının 65-79 yaş grubunda anlamlı olarak daha fazla olduğu görüldü (p<0.001). İki grup arasında taburculuk şekli açısından fark görülmedi.
Sonuç: Çalışmamızda ürolojik cerrahi geçiren yaşlı ve ileri yaşlı hastalarda postoperatif komplikasyon riski, yoğun bakım, hastane kalış süresi ve mortalite oranı istatistiksel olarak benzer bulunmuştur.
Anahtar kelimeler: Geriyatrik anestezi, ürolojik cerrahi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(6):418-427
doi:10.5222/JTAICS.2010.418
Radiyal Arter Kanülasyonunda Lidokain İnfiltrasyonu ile Lidokain-Prilokain Krem Uygulamasının Karşılaştırılması
|
Demet Sergin, Esra Çağıran, Seden Kocabaş, Fatma Zekiye Aşkar
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
|
|
|
Amaç: Kardiyovasküler cerrahi planlanan ve invaziv arter monitörizasyonu yapılacak hastalarda subkutan % 2 lidokain infiltrasyonu ile topikal uygulanan lidokain-prilokain kremin (EMLA®); ağrı, komplikasyonlar, hasta ve hekim memnuniyeti üzerindeki etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya radiyal arter kanülasyonu işleminden 5 dk. önce 0,5 mL % 2 lidokain infiltrasyonu (Grup L) veya girişimden 1 saat önce 1 mL EMLA® krem (Grup E) uygulanmak üzere rasgele seçilen 40-80 yaş arası 128 ASA II-III grubu hasta alındı. Kanülasyon öncesinde, sırasında ve sonrasında noninvaziv sistolik, diyastolik ve ortalama arter basıncı (SAB, DAB, OAB), periferik oksijen saturasyonu (SpO2), solunum sayısı (SS) ve kalp atım hızı (KAH) kaydedildi. Vizüel Analog Skala (VAS) skorları kanülasyon tamamlandıktan sonra 1. (VAS-1) ve 5. (VAS-2) dk.’larda not edildi. Daha sonra, girişim sayısı, komplikasyonlar, hasta ve hekim memnuniyeti değerlendirildi.
Bulgular: Bireysel verilerde, KAH, SAB, DAB, OAB, SpO2 ve SS değerlerinde ve girişim sayısında iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Her iki grupta VAS-2 skorlarında VAS-1’e göre azalma saptandı (p<0.001). İki grup karşılaştırıldığında Grup E’de VAS-1 ve VAS-2 değerlerinde Grup L’ye göre anlamlı bir azalma bulundu. Grup E’de hasta ve hekim memnuniyeti daha iyiydi (p<0.001). Grup E’de komplikasyon sayısı daha az bulundu (p<0.001).
Sonuç: Kardiyovasküler cerrahi öncesinde invaziv arter monitörizasyonu yapılacak hastalarda radiyal arter kanülü yerleştirilmesi için EMLA® krem uygulamasının lidokain uygulamasına göre daha iyi ağrı kontrolü sağlaması, komplikasyon sayısını azaltması, hasta ve hekim memnuniyeti açısından belirgin olarak üstün olması nedeniyle daha uygun bir seçenek olduğu kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Radiyal arter, kanülasyon, lidokain, EMLA |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(6):428-434
doi:10.5222/JTAICS.2010.428
Rokuronyumun Enjeksiyon Ağrısının Önlenmesinde Lidokain, Ketamin ve Efedrinin Etkilerinin Karşılaştırılması
|
Pelin Kirpit, Zeynep Nur Akçaboy, Erkan Yavuz Akçaboy, Nermin Göğüş
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
Amaç: Rokuronyum enjeksiyonu, birçok hastada ağrıya yol açabilir ve önlenmesi için çeşitli yöntemler denenmiştir. Bu çalışmada, rokuronyumun enjeksiyon ağrısının önlenmesinde lidokain, ketamin ve efedrinin etkinliği karşılaştırılmıştır.
Gereç ve Yöntem: Prospektif, randomize olan bu çalışma, etik kurul onayı alındıktan sonra, 120 hasta üzerinde yapıldı. Rokuronyum verilmeden önce, lidokain 1 mg kg-1 (Grup L, n=30), ketamin 0.2 mg kg-1 (Grup K, n=30), efedrin 70 µg kg-1 (Grup E, n=30), serum fizyolojik 5 mL (Grup S, n=30), dört gruba ayrılan hastalara uygulandı. Rokuronyum ağrısı, sözel ağrı skoru ve çekme yanıtı skoru ile değerlendirildi.
Bulgular: Sözel ağrı skoru 0 (yok) olan hastalar Grup L, K, E ve S’de sırasıyla % 80, % 50, % 20, % 20 oldu. Geri çekme skoru 0 (yok) ve 1 (sadece el bileğinde çekme yanıtı) olan hastalar Grup L, K, E ve S’de sırasıyla % 93.3, % 80, % 73.3, % 46.7 olarak gözlemlendi.
Sonuç: Lidokain ve ketamin gruplarında, sözel ağrı ve geri çekme skorlarında efedrin ve kontrol gruplarına göre belirgin bir azalma saptandı. Efedrin sözel ağrı skorlarının azaltılmasında etkisiz bulunmuş ise de geri çekme skorlarının azaltılmasında serum fizyolojikten daha etkindi.
Anahtar kelimeler: rokuronyum, enjeksiyon ağrısı, lidokain, ketamin, efedrin
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(6):435-439
doi:10.5222/JTAICS.2010.435
İntrauterin Ölü Fetüse Bağlı ARDS Olgusu
|
Hüseyin Sert, Burhanettin Usta, Safinaz Karabayırlı, Muhammet Gözdemir,
Rüveyda İrem Demircioğlu
Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı
|
|
|
İntrauterin ölü fetüs ciddi kanama ve enfeksiyona yol açarak maternal morbidite ve mortaliteyi arttırabilir. Ölü fetüsün hiperfibrinolizi tetiklemesi ile ortaya çıkan koagülopati hastanın dissemine intravasküler koagülasyon (DIC) kaskadına girmesinin nedenlerinden biridir. DIC ise akut respiratuar distres sendromunun (ARDS) gelişimine neden olabilen ciddi risk faktörlerinden birisidir. Biz bu makalede intrauterin ölü fetüs nedeni ile post partum gelişen DIC ve takiben meydana gelen ARDS olgusunu sunmayı amaçladık.
Anahtar kelimeler: İntrauterin ölü fetüs, DIC, ARDS |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(6):440-446
doi:10.5222/JTAICS.2010.440
Otuz Dört Saat Süren Bir İntrakraniyal Arterio-Venöz Malformasyon Ameliyatı*
|
Özlem Korkmaz Dilmen, Yusuf Tunalı, Ercüment Yentür, Mois Bahar
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
|
|
|
Otuz yaşında erkek hasta konvülsiyon yakınmasıyla nöroşirurji servisine başvurmuş, yapılan manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve anjiyografi ile arteriyovenöz malformasyon (AVM) görülmüştür. Hasta AVM eksizyonu amacıyla genel anestezi uygulanarak ameliyata alınmış, ameliyatı 34 saat sürmüştür. Ameliyat bitiminde yoğun bakım ünitesine alınmış 1 saat sonra ekstübe edilip, postoperatif 3. günde bilinç açık koopere, Glasgow Koma Skoru 15 ve ekstremitelerinde de kas gücü tam olarak servise gönderilmiştir. Bu olgu sunumunda, uzun süreli ameliyatlarda; cerrahi ve anesteziye bağlı gelişebilecek komplikasyonlar ile uyguladığımız tedavileri değerlendirmeyi amaçladık.
Anahtar kelimeler: Arteriyo-venöz malformasyon, genel anestezi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(6):447-450
doi:10.5222/JTAICS.2010.447
Propofole Bağlı Nöbet Benzeri Tablo
|
Seyhan Yağar, Mehmet Kılıç, Sema Turan, Ayşegül Özgök
Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Servisi
|
|
|
Propofol günümüzde yaygın olarak kullanılan sedatif bir ilaçtır. Antikonvülzan olarak tanınmakla birlikte, propofol kullanımına bağlı birçok nörolojik olay bildirilmiştir. Yirmi üç yaşında erkek hastada üretra darlığı nedeniyle internal üretrotomi girişimi planlanmıştı. Öyküsünde 1 yıl önce geçirdiği araç dışı trafik kazasına bağlı subdural hematom ve 50 günlük yoğun bakım ünitesi tedavisi yer almaktaydı. Propofol 50 mg i.v. verildikten hemen sonra miyoklonik kasılmalar gözlendi ve tablo tiyopental uygulanarak kontrol altına alındı.
Anahtar kelimeler: Propofol, nöbet, sedasyon |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(6):451-454
doi:10.5222/JTAICS.2010.451
Tonsillektomi Sırasında Harmonic Scalpel Kullanımına Bağlı Endotrakeal Tüp Hasarı
|
Alican Açıkgöz, Özben Oran, Orhan Tokgöz
Diyarbakır Devlet Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Diyarbakır
|
|
|
Tonsillektomilerde kanama, postoperatif ağrı ve ameliyat süresini kısalttığı için son yıllarda sıklıkla kullanılan harmonic scalpel, ultrasonik olarak aktive edilen düşük sıcaklıkta (50-100°C) kesme ve koagülasyon yapan cerrahi bir alettir. Cihaz aktif iken, herhangi bir metal veya plastik materyal ile temas ettirilmemesi ve uzun süreli kullanımda ısı miktarının yükseleceğinden ve bu nedenle patlayıcı/yanıcı materyallerle temasından kaçınılması gerekmektedir. Bu olgu sunumunda, harmonic scalpel kullanımına bağlı trakeal tüp hasarı ve oluşturduğu hava yolu sorunları anlatılmıştır.
Anahtar kelimeler: Tonsillektomi, harmonic scalpel, endotrakeal tüp hasarı |
|
|