 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
TEMMUZ / AĞUSTOS 2010
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(4):254-261
doi:10.5222/JTAICS.2010.254
Çoklu Sinir Uyarı Yöntemi ile Uygulanan Aksiller Brakiyal Pleksus Bloğunun Geriye Dönük Değerlendirilmesi
|
Nezih Sertöz, M. Nuri Deniz, Eylem Bayraktaroğlu, H. Ömer Ayanoğlu
Ege Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
|
|
|
Amaç: Çoklu sinir uyarı yöntemi ile aksiller blok uygulaması; hem blok başarısını artırmakta hem de blok oluşumunu hızlandırmaktadır. Bu çalışmada, bu yöntemin rutin uygulandığı durumlardaki etkinliği ve komplikasyonları geriye dönük olarak değerlendirilmiştir.
Gereç ve Yöntem: Çoklu sinir uyarı yöntemiyle oluşturulan, brakiyal pleksus bloğu ile el ve önkol cerrahisi geçiren, ASA I-II 227 hastanın kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Tüm hastalara 22 Gauge 50 mm yalıtılmış ve ucu akımı ileten iğne ile sinir stimülatörü kullanılarak, stimülatör 1mA akımda, 2Hz frekans ve 0,1ms hızda ayarlanarak mediyan ve muskulokutanöz, radiyal ve ulnar motor sinir yanıtları alındığında sinir stimülatörünün uyarısı 0,3-0,5 mA akıma düşürülerek lokal anestezik verilmişti (% 0,5 bupivakain 20 mL + % 2 prilokain 20 mL olarak maksimum 40 mL). Bireysel veriler, blokla ilgili parametreler ve komplikasyonlar kaydedilmişti. Blok sırasında olabilecek nörolojik komplikasyonlar bloktan 24 saat sonra hastalarla telefonla görüşülerek değerlendirilip kaydedilmiş olan veriler ile hastaların memnuniyetiyle bloğu uygulayan anestezistin blokla ilgili kaydedilmiş görüşleri ayrı ayrı değerlendirildi.
Bulgular: Blok uygulama zamanı 9,9±3,4 dk., motor blok oluşum zamanı 9,2±3,8 dk., duyusal blok oluşum zamanı 11,1±5,0 dk., motor blok çözülme zamanı 601,3±140,4 dk. ve duyusal blok çözülme zamanı 619,1±117,0 dk. olduğu, hastaların % 94’ünün gelecekte aynı anestezi uygulama yöntemiyle benzer ameliyat olmayı isteyebileceğini belirttiği saptandı. İki hastada methemoglobinemi ile uyumlu bulgular ve 2 hastada da nörolojik komplikasyon geliştiği görüldü.
Sonuç: Çoklu sinir uyarı yöntemiyle aksiller yaklaşımla uygulanan brakiyal pleksus bloğu, yüksek derecede başarılı anestezi ve hasta memnuniyetini, çok az komplikasyonla sağlaması açısından güvenli uygulamalardır.
Anahtar kelimeler: Çoklu sinir uyarı, brakiyal pleksus, aksiller blok |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(4):262-267
doi:10.5222/JTAICS.2010.262
Lokal Anestezik Kullanan Hekimlerin Toksisite ve İntralipid Tedavisi Hakkında Bilgileri
|
Gökçen Başaranoğlu, Mahmut Gökhan Teker, Leyla Saidoğlu, Nalan Muhammedoğlu, Haluk Özdemir
Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
Amaç: Lokal anestezikler, günlük pratikte yalnızca anestezistler tarafından değil, diğer branş hekimleri tarafından da kullanılan ilaçlardır. Bu çalışmanın amacı, yaygın olarak kullanılan lokal anesteziklerin endikasyon, kontrendikasyon, yan etki ve komplikasyonları ile bunların tedavisi hakkında ilacı kullanan doktorların bilgi, tutum ve davranışlarını incelemektir.
Gereç ve Yöntem: Anket, hastanemizde çalışmakta olan ve lokal anestezik kullandığı öngörülen 251 hekimden 141’ine uygulandı.
Bulgular: Ankete 17 branştan hekim katıldı (27 anestezist (% 19,3), 18 ortopedist (% 12,9), 17 genel cerrah (% 12,1), 16 kulak burun boğaz uzmanı (% 11,4), 11 ürolog (% 7,9), diğer (% 35,6)). Katılımcıların % 55’i asistan, % 42,9’u uzman, % 2,1’i pratisyendi. Katılımcıların yalnızca % 34,3’ü lokal anesteziklerle ilgili eğitim aldıklarını bildirdi. Anestezistler arasında eğitim almış olanlar diğer branşlardan hekimlere göre istatistiksel olarak anlamlı yüksekti (% 59,3) (p=0,01).
Ankete katılan hekimlerden 29 (% 20,7)’u daha önce lokal anestezik toksisitesiyle karşılaştıklarını belirtti. Anestezistler grubunda lokal anestezik toksisitesiyle karşılaşma ve lipid dışı tedavileri kullanma sıklığı, diğer branşlara göre ileri derecede anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,01).
Çalışmaya katılan hekim grubunun büyük çoğunluğu lokal anestezik toksisitesinde lipid kullanımını ya hiç duymamıştı (% 65,7), ya da anımsamıyordu (% 21,4). Anestezistler bu tedaviden en fazla bilgi sahibi olan grubu (% 70,4) oluştursa da, bu tedaviyi hekimlerden hiçbiri kullanmamıştı.
Sonuç: Lokal anestezik toksisitesi ender görülmekle birlikte yaygın kullanımları nedeniyle bu ilaçları kullanan tüm hekimler doz, maksimum doz, yan etki, toksisite belirtileri ve tedavileri hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Bu konu yaygın ve örgün eğitim içinde daha fazla vurgulanabilir.
Anahtar kelimeler: İntralipid, lokal anestezik, toksisite, bupivakain, yan etki
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(4):268-277
doi:10.5222/JTAICS.2010.268
Peroperatif Deksmedetomidin İnfüzyonunun Tiyopental Gereksinimi, Hemodinami, İlk Analjezik Gereksinimi ve Derlenme Yanıtları Üzerine Etkilerinin İncelenmesi
|
Mehmet Şimşek, Tülin Gümüş, Elvin Kesimci, Orhan Kanbak
Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
Amaç: Bu çalışmanın amacı, yükleme dozu ve anestezi indüksiyonu sonrası başlayan deksmedetomidin infüzyonunun; indüksiyonda tiyopental gereksinimi, intraoperatif hemodinami, postoperatif ilk analjezik gereksinimi ve derlenme üzerine olan etkilerini plasebo ile karşılaştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Prospektif, randomize, çift kör, plasebo kontrollü bu çalışmaya katılan 30 hasta 2 gruba ayrıldı. Birinci gruptaki hastalara (Grup I) anestezi indüksiyonu öncesinde 10 dk.’lık 1 µg kg-1 iv deksmedetomidin yükleme dozu verildikten sonra anestezinin sürdürülmesinde 0,4 µg kg-1 sa-1 infüzyonu uygulanırken, ikinci gruptaki hastalara (Grup II) aynı süre ve dozlarda % 0,9 izotonik NaCl uygulandı. İndüksiyonda BİS değeri 40’a ininceye kadar uygulanan tiyopental miktarı, indüksiyon öncesi 5. ve 10. dk., indüksiyon sonrası, entübasyon öncesi-sonrası, intraoperatif 5., 10., 20., 30., 40. dk., ekstübasyon öncesi-sonrası, postoperatif 1. saatte 15 dk.’da bir ve sonrasında 4. saate kadar saat başı; ortalama arter basıncı (OAB) ve kalp atım hızı (KAH) kaydedilerek, erken ve geç Aldrete derlenme skoru, postoperatif ilk analjezik uygulama zamanı ve yan etkiler karşılaştırıldı.
Bulgular: İndüksiyonda kullanılan tiyopental miktarı Grup I’de daha düşüktü (p<0.05). OAB Grup I’de preoperatif infüzyonun 5. dk.’sında yüksek, intraoperatif 20., 30., 40. dk. ve ekstübasyon öncesi ile postoperatif 30., 180. ve 240. dk.’larda daha düşük ölçüldü (p<0.05). Grup II’de KAH değerleri entübasyon sonrası, ekstübasyon sonrası, postoperatif 15. ve 30. dk.’larda daha yüksekti (p<0.05). Erken Aldrete skoru daha düşük ve ilk analjezik gereksinim zamanı Grup I’de anlamlı oranda daha uzundu (p<0.05).
Sonuç: İndüksiyon öncesinde başlayarak cerrahi bitimine kadar sürdürülen deksmedetomidin infüzyon uygulamasının; indüksiyondaki tiyopental gereksinimini düşürmesi, intraoperatif dönemde oluşan kardiyovasküler değişiklikleri azaltması ve postoperatif ilk analjezik gereksinimi zamanını uzatması nedeniyle, anestezi pratiğinde önemli bir yeri olduğu kanısındayız.
Anahtar kelimeler: Deksmedetomidin, anestezi, tiyopental, derlenme |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(4):278-284
doi:10.5222/JTAICS.2010.278
Zonguldak Bölgesinde Deli Bal Zehirlenmesi: Yetmiş İki Olgunun Analizi
|
Zonguldak Bölgesinde Deli Bal Zehirlenmesi: Yetmiş İki Olgunun Analizi
Volkan Hancı*, Serhat Bilir*, Nihat Kırtaç**, Sami Akkız***, Serhan Yurtlu*, Işıl Özkoçak Turan*
*Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD, **Zonguldak Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı, ***Zonguldak Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesi Acil Servis
|
|
|
Amaç: Çalışmamızda Zonguldak bölgesindeki deli bal zehirlenmelerinin demografik, toksikolojik ve sağaltım özelliklerinin analizinin yapılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak planlanan çalışmamıza Ocak 2006-Eylül 2009 tarihleri arasında, Zonguldak ilinde acil servislere deli bal zehirlenmesi nedeniyle başvuruda bulunan olgular alındı. Hastaların, yaş, cinsiyet, toksikolojik özellikleri, kalp atım hızları, sistolik ve diyastolik kan basıncı verileri kayıt ve analiz edildi.
Bulgular: Çalışmamızda 72 olgu analiz edildi. Olguların “deli” balı, acil servise başvurmadan 45 ile 200 dk. (ort±SS, 78,54±37,46 dk.) önce aldıkları belirlendi. Olguların kalp atım hızı 38 ile 58 atım dk-1 (ort±SS, 47,79±4,34 atım dk-1) ve sistolik kan basıncı değerleri 40 ile 130 mm Hg (ort±SS, 73,33±16,41 mm Hg) arasında olarak bulundu. Hastaların acil servise başvuru sırasındaki kalp ritimleri değerlendirildiğinde 71 (% 98,6) hastada sinüs bradikardisi ve non spesifik bradikardi varken 1 (% 1,4) hastada tam atriyoventriküler blok bulundu. Hastaların tedavisinde 0,5 ile 3 mg (ort±SS, 0.59±0.36 mg) atropin ve 400 ile 1500 mL (ort±SS, 746,58±242,99 mL) % 0.9 serum fizyolojik kullanıldı.
Sonuç: Daha önceden sağlıklı olan ve açıklanamayan bradikardi, hipotansiyon, atriyoventriküler blok gibi bulguları olan olgularda deli bal zehirlenmesi akılda tutulmalıdır. Bu nedenle bradikardi ve hipotansiyon nedeniyle başvuran hastalarda diyet öyküsü dikkatlice alınmalıdır. Primer kardiyak, nörolojik ve metabolik hastalıkların yanında deli bal zehirlenmesi ayırıcı tanıda düşünülmelidir.
Anahtar kelimeler: Deli bal, zehirlenme |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(4):285-292
doi:10.5222/JTAICS.2010.285
Çocuklarda Sevofluran ve Propofol ile Anestezi İndüksiyonu: QT ve QTc Süresi Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi
|
Volkan Hancı*, Varım Numanoğlu**, Ethem Pişkin***, Serhan Yurtlu*, Hilal Ayoğlu*, Gülay Erdoğan*,
Rahşan Dilek Okyay*, Işıl Özkoçak Turan*
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi *Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, **Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, ***Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
|
|
|
Amaç: Çalışmamızda, çocuklarda sevofluran ve propofol kullanılarak uygulanan anestezi indüksiyonunun QT ve düzeltilmiş QT (QTc) süreleri üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Prospektif çalışmamıza toplam 40 çocuk alındı. Anestezi indüksiyonu öncesi kontrol elektrokardiyografi (EKG) kayıtları alındı. Sevofluran grubunda (Grup S), anestezi indüksiyonu sevofluran kullanılarak gerçekleştirildi. Propofol grubunda (Grup P), anestezi indüksiyonunda propofol kullanıldı. Tüm hastaların indüksiyonun birinci ve üçüncü dk.’sında, kas gevşetici ajanın verilmesi ardından 3 dk. sonra ve entübasyonun ardından 5 dk. sonra EKG kayıtları alındı. Tüm EKG kayıtlarında QT süresi ölçüldü. Olgulara ait EKG kayıtlarında QTc süresi Bazett formülü ile belirlendi.
Bulgular: Gruplara alınan olguların kontrol EKG kayıtlarında QT ve QTc süreleri açısından anlamlı farklılık bulunmamaktaydı. Grup S’de, indüksiyonun 3 dk. ardından, kas gevşetici ajanın verilmesinin 3 dk. ardından ve entübasyonun 5 dk. ardından yapılan EKG kayıtlarında hesaplanan QTc süreleri Grup P’den anlamlı olarak uzundu (p<0.05).
Sonuç: Çalışmamızda, sevofluranla anestezi indüksiyonu uygulanan çocuklarda QTc sürelerinin propofol ile yapılan indüksiyona göre anlamlı olarak uzadığını belirledik. Operasyon öncesi dönemde QTc süreleri uzamış bulunan çocuklarda propofolün anestezi indüksiyonunda seçilebileceğini düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: QT, QTc, anestezi indüksiyonu, sevofluran, propofol, çocuk
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(4):293-297
doi:10.5222/JTAICS.2010.293
Dev Guatrlı Yüksek Riskli Geriatrik Bir Hastada Oturur Pozisyonda Entübasyon
|
Vildan Taşpınar*, Mustafa Baydar*, Cüneyt Aksu*, Nurcan Yıldız**, Seyhan Metin*, Nermin Göğüş*
*Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği **Çorum Devlet Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
Hava yolu yönetimi anesteziyologların temel hedefidir. Genel olarak, oral-trakeal entübasyon hasta yatay pozisyonda iken gerçekleştirilir, fakat bazen rahat nefes alabildikleri oturur/yarı oturur pozisyonda da gerçekleştirilebilir. Bu makalede sınırlı kardiyak rezerv nedeni ile yalnızca oturur pozisyonda nefes alabilen ve dev guatr için tiroidektomi operasyonu planlanan geriatrik bir hastada oturur pozisyondaki oral-trakeal entübasyonu sunmayı amaçladık.
Anahtar kelimeler: Geriatrik hasta, zor hava yolu, oturur pozisyon, tiroidektomi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(4):298-302
doi:10.5222/JTAICS.2010.298
Genel Anestezi Uygulamasında Gelişen Spontan Pnömotoraks
|
Emel Fikir Yıldız, Dilşen Örnek, Gülcan Erk, Eyüp Horasanlı, Melek Demiroğlu, Oya Kılcı,
Mehmet Gamlı
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
Pnömotoraks, plevral boşluğa hava girmesi sonrasında gelişen akciğer kollapsıdır. Primer spontan pnömotoraks, klinik olarak belirgin bir akciğer hastalığı olmayan kişilerde çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişebilir.
Bu makalede peroperatif dönemde primer spontan pnömotoraks gelişen olgu sunulmaktadır.
Olgumuz kronik otitis media tanısı ile hastanemize yatırılmış, radikal mastoidektomi operasyonu planlanmıştır. Anestezi indüksiyonu sonrasında maske ile rahat solutulamayan hastamız, 5. denemede gum elastik buji ile entübe edildi ve mekanik ventilasyon uygulandı. Operasyona izin verildikten sonra, hava yolu tepe basıncı yükseldi, O2 satürasyonu düştü. Beraberinde hemodinamik dalgalanmalar gelişti. Çekilen PA akciğer grafisinde sağ akciğerde pnömotoraks saptanan hastaya, 2. interkostal aralıktan göğüs tüpü yerleştirildi. Hastanın satürasyonu, kan gazı bulguları, hemodinamik parametreleri düzeldi.
Sonuç olarak, entübasyon sonrası tek taraflı akciğer seslerinin yokluğu, başka bir nedenle açıklayamadığımız hava yolu basınçları artışı ve satürasyon düşüklüğü, pnömotoraksı anımsatıcı olmalıdır.
Anahtar kelimeler: Primer spontan pnömotoraks, mekanik ventilasyon, genel anestezi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(4):303-306
doi:10.5222/JTAICS.2010.303
Multipl Enkondromatozisli (Ollier Hastalığı) Bir Olguda Anestezi Yönetimi
|
Fatma Çiçek, Dilşen Örnek, Mehmet Gamlı, Oya Kılcı, Serpil Deren, Emel Yıldız, Kadir Burak Koza
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Anestezi ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
Multipl enkondromatozis (Ollier hastalığı) uzun kemiklerin metafiz, diyafiz veya ekstremitelerin kısa tubuler bölgelerinde enkondromların varlığı ile karakterize ender kalıtsal bir hastalıktır. Kemiklerde kısalma deformite ve patolojik kırıklarla karakterizedir. Ollier hastalarında anatomik anormallikler rejyonal anestezi uygulamasını zorlaştırarak anestezi yönteminin seçimini etkileyebilir. Bu olgularda hava yolu kontrolü ve entübasyonla ilişkili sorunların yanı sıra pozisyona bağlı kemik kırıkları görülebilir. Makalemizde, karşılaştığımız bir olgu nedeniyle Ollier hastalarında anestezi yöntemleri ve gelişebilecek komplikasyonların değerlendirilmesi amaçlandı.
Anahtar kelimeler: Multipl enkondromatozis, anestezi, laringeal maske, hasta pozisyonu |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(4):307-310
doi:10.5222/JTAICS.2010.307
Ürtikerya Pigmentozalı Çocukta Anestezi
|
Fatih Mısırlıoğlu*, Emine Dibek Mısırlıoğlu**, İlknur Bostancı**
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, *Anestezi ve Reanimasyon Kliniği, **Çocuk Allerji Kliniği
|
|
|
Mastositoz ender görülen heterojen bir hastalıktır. Ürtikerya pigmentoza çocuklarda mastositozun en sık görülen formudur. Mastositozlu erişkin olgularda anestezi sırasında yaşamı tehdit eden komplikasyonlar bildirilmesine karşın çocuk hastaların anestezi deneyimleri kısıtlıdır. Bu makalede ürtikerya pigmentoza tanısı ile izlenen olgunun anestezi yönetimi sunulmaktadır.
Anahtar kelimeler: Mastositoz, ürtikerya pigmentoza, anestezi, anafilaksi
|
|
|