 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
EYLÜL / EKİM 2010
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):320-330
doi:10.5222/JTAICS.2010.320
Perinatal Dönemde Obstetrik Ağrı ve Tedavisi
|
Berrin Günaydın
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı |
|
|
Perinatal dönemde obstetrik ağrı yönetimi hakkında temel bilgiler sunulmuştur. Travay ve doğum için kullanılan ağrı giderme metotları ve özellikle doğum analjezisinde nöroaksiyel tekniklerin uygulaması; preanestezik değerlendirme, aspirasyonun önlenmesi ve profilaksisi, maternal ve fetal monitörizasyon ile tercih edilen nöroaksiyel doğum analjezisi tekniğine göre lokal anestezikler ve/veya opioidlerin seçimi özetlenerek gözden geçirilmiştir.
Anahtar kelimeler: Doğum, ağrı, obstetrik, analjezi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):331-338
doi:10.5222/JTAICS.2010.331
Siyatik-Femoral Sinir Bloğu ile Spinal Anestezinin, Turnikeye Bağlı Gelişen İskemi-Reperfüzyon (I/R) Hasarı Üzerindeki Etkileri |
İlker Öngüç Aycan*, Banu Ayhan*, Şennur Uzun*, Fatma Sarıcaoğlu*, Özgür Ahmet Atay**, Mahmut Nedim Doral**, Kamer Kılınç***, Ülkü Aypar*
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, *Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, **Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı, *** Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Biyokimya Anabilim Dalı |
|
|
Amaç: Çalışma, siyatik-femoral sinir bloğu ile spinal anestezinin; turnikeye bağlı gelişen iskemi-reperfüzyon (I/R) hasarı üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla planlandı.
Gereç ve Yöntem: Diz artroskopisi yapılacak, ASA I-II, 18-60 yaş aralığında, 31 hasta çalışmaya alındı ve randomize olarak 2 grup oluşturuldu. Ultrasonografi ve sinir stimülatörü eşliğinde femoral-siyatik sinir bloğu Grup I (n=15) hastalarına uygulandı. Femoral-siyatik sinir bloğu için 20 mL % 0,5’lik bupivakain ve 20 mL % 2’lik prilokain karışımı (toplam 40 mL) hazırlandı. Femoral ve siyatik sinirlere ayrı ayrı 20 mL’lik enjeksiyonlar şeklinde uygulandı. Grup II (n=16) hastalara L4-5 düzeyinden, 12,5 mg % 0,5’lik bupivakain verilerek spinal anestezi yapıldı. Daha sonra her hastada turnike 300 mmHg’ya kadar şişirildi. Kan örnekleri; anesteziden önce (T0), turnike uygulanmasından önce ve cerrahi işlem başlamadan (T1), turnike uygulandıktan 30 dk. sonra (T2), turnike açıldıktan 10 dk. sonra (T3) olacak şekilde farklı zamanlarda kan örnekleri alındı ve serum lipit peroksit (LPO) ve total anti-oksidan kapasite (AOK) düzeylerine bakıldı.
Bulgular: Gruplar arasında; LPO ve AOK düzeyleri açısından anlamlı bir fark saptanmadı. Grup içi karşılaştırmalarda ise AOK düzeyleri; her iki grupta da, tüm zamanlarda T0’a göre anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.008). LPO düzeylerinde; Grup II’de fark saptanmazken, Grup I’de; T0-T2, T0-T3, T1-T2, T1-T3’ün arasında anlamlı farklılık bulundu (p<0.008).
Sonuç: I/R hasarı sonrası her iki anestezi yönteminde de oksidatif stres oluştuğu ve antioksidan potansiyellerinin benzer olduğu değerlendirildi.
Anahtar kelimeler: İskemi-Reperfüzyon, femoral-siyatik sinir bloğu, spinal anestezi, antioksidan kapasite, lipid peroksit |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):339-347
doi:10.5222/JTAICS.2010.339
Çocuklarda Spinal Anestezi: Tek Merkezin 371 Olguluk Deneyimi* |
Seza Apilioğulları**, Funda Gök***, Ateş Duman****
**Selçuk Üniversitesi, Selçuklu Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, ***Dr. Faruk Sükan Doğum ve Çocuk Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, ****Selçuk Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı |
|
|
Amaç: Çocuklarda spinal anestezi (SA), rutin cerrahi prosedürlerden daha çok, kompleks olgularda kullanımı kabul edilmiş gibi görünmektedir. Ancak, çocuklarda SA kullanımı yetişkinlerde olduğu gibi basit, güvenli ve ekonomiktir. Bu çalışmanın amacı, çocuklarda rutin cerrahi işlemlerde spinal anestezinin etkinliği ve güvenliği ile ilgili deneyimlerimizi sunmaktır.
Gereç ve Yöntem: Konya Dr. Faruk Sükan Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde, 2007-2009 yılları arasında spinal anestezi altında ameliyat edilen 371 hastanın dosya bilgileri geriye dönük olarak incelendi. SA uygulamaları hiperbarik bupivakain kullanılarak, 27 G kalem uçlu iğne ya da 26 G keskin uçlu iğne ile gerçekleştirilmişti. Bupivakaine adjuvan olarak fentanil 0,2 µg kg-1 ya da morfin 2 µg kg-1 ya da her ikisi birlikte kullanılmıştı. Kayıtlardaki kişisel veriler, teknik veriler ve yan etkiler değerlendirildi.
Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 6 (1-17 yaş) idi. Hastaların % 94’ünde ilk girişimde olmak üzere başarılı SA sağlandığı saptandı. Çocukların % 26’sında operasyon sırasında ek intravenöz sedasyon gerekmişti. On hastada (% 2,7) operasyon sırasında genel anesteziye geçilmesi gerekmişti. Adjuvan olarak, 134 hastada fentanil, 50 hastada morfin, 40 hastada fentanil ve morfin birlikte kullanılmıştı. Başlıca yan etki; 3 hastada görülen bradikardi ve hipotansiyonun olmadığı yüksek düzeyde spinal bloktu (% 0,8). Ciddi nörolojik ve kardiyovasküler yan etkilere rastlanmadı.
Sonuç: Hiperbarik bupivakain ile gerçekleştirilen spinal anestezi uygulamasının, uygun endikasyonu olan çocuklarda güvenilir ve kolay uygulanabilir bir anestezi yöntemi olduğu değerlendirildi. Çocuklarda intratekal 0,2 µg kg-1 fentanil ve 2 µg kg-1 morfin dozlarını kullanmanın uygun olduğu kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Anestezi, spinal, çocuk, fentanil, morfin |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):348-355
doi:10.5222/JTAICS.2010.348
Sigara İçiminin Preoperatif Anksiyete Üzerine Etkisi* |
Özgün Cuvaş, Pınar Aslanargun, Eymen Aslan, Fatih Yücel, Bayazit Dikmen, Ayşegül Ceyhan
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği |
|
|
Amaç: Sigara içiminin kronik olarak anksiyete yaratıcı etkisinin olduğu gösterilmiştir. Çalışmamızın amacı kronik olarak sigara içen ve içmeyen hastaların preoperatif dönemde ölçülen anksiyete skorları arasında fark olup olmadığını araştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Elektif cerrahi operasyon geçirecek 18-65 yaş arası, ASA I-II, toplam 300 hasta çalışmaya alındı. En az 2 yıl boyunca, günde en az 10 adet ve üzerinde sigara içen hastalar Grup S (n=150), hiç içmemiş olanlar Grup K (n=150)’ya alındı. Hastalara premedikasyon uygulanmadı. Hastaların bireysel verileri, hastalara uygulanacak olan anestezi türü, geçirilmiş olan operasyon öyküsü, sistemik hastalık öyküsü ve öğrenim durumları kaydedildi. Grup S’de hastaların günde kaç adet sigara içtikleri, kaç yıldır içtikleri ve en son kaç saat önce içtikleri (yoksunluk süresi) kaydedildi. Hastaların durumluk ve sürekli kaygı ölçekleri (DKÖ-SKÖ) State-Trait Anxiety Inventory (STAI) ile değerlendirildi. STAI formunun tamamlanmasından sonra, hastalardan stres düzeylerini numerik stres skora (NSS) göre belirtmeleri istendi.
Bulgular: Hastaların kişisel özellikleri incelendiğinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Grup K ile karşılaştırıldığında, Grup S’de SKÖ ve NSS değerlerinin anlamlı olarak yüksek olduğu görüldü (p<0,001). Yoksunluk süresi ile DKÖ, SKÖ ve NSS arasında korelasyon bulunmadı.
Sonuç: Sigara içen hastalarda içmeyenlere göre bazal anksiyete düzeyinin yüksek olduğu ve sigaranın operasyondan önceki gün kesilmesinin preoperatif anksiyeteyi etkilemediği kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Sigara içimi, preoperatif anksiyete |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):356-363
doi:10.5222/JTAICS.2010.356
Propofol veya Midazolam ile Sedasyonun Karotis Kan Akımı Üzerine Etkisi |
Muhammet Gözdemir*, Ruveyda İrem Demircioğlu*, Bünyamin Muslu*, Hüseyin Sert*, Burhanettin Usta*, Ahmet Kaya*, Uğurcan Keskin**
Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi *Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı **Göz Hastalıkları Anabilim Dalı |
|
|
Amaç: Çalışmamızın amacı, katarakt operasyonu sırasında, propofol ve midazolam ile sağlanan sedasyonun karotis kan akımına etkilerinin karşılaştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Lokal anestezi ile katarakt operasyonu geçirecek 40 hasta rasgele iki gruba ayrıldı. Hastalara 0,03 mg kg-1 midazolam ya da 0,8 mg kg-1 propofol 30 saniye içinde iv verildi. Sedasyon öncesinde ve BİS değerleri 80 olduğunda hastaların karotis kan akım hızları ölçüldü. Sedasyon skorları, BİS değerinin 80 olması için geçen süreler, SpO2, kan basıncı, nabız, EKG bulgularını içeren hemodinamik değerler ve karotis kan akım hızları kaydedildi.
Bulgular: Gruplar arasında bireysel veriler açısından anlamlı bir fark yoktu. Grup içi karşılaştırmada pik sistolik akım hızında, BİS değeri 80 olduğunda sedasyon öncesi döneme göre propofol grubunda % 20, midazolam grubunda % 18 oranında azalma oldu (p=0.001). BİS değeri 80 olana kadar geçen süre ile sedasyon skorunun 2 olmasına kadar geçen süre propofol grubunda daha kısa idi (sırasıyla; p=0.016 ve p=0.013). Sedasyon skorunun 2 olması için geçen süre ile BİS değerinin 80 olması için geçen süre arasında yüksek korelasyon gözlendi (r=0.928, p=0.001). BİS değeri 80 olduğu andaki sedasyon skorları her iki grupta da benzerdi. Her iki grupta da sedasyon skorunun 2 ya da 3 olduğu hasta sayısı 15 (% 75) olarak saptandı.
Sonuç: Sonuç olarak, katarakt operasyonu sırasında propofol ve midazolam ile uygulanan sedasyon beyin kan akımını azaltmaktadır, ancak her iki ilacın etkileri arasında fark bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Anahtar kelimeler: Sedasyon, midazolam, propofol, kan akım hızı, karotid arter, ultrasonografi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):364-371
doi:10.5222/JTAICS.2010.364
Levobupivakain Sıcaklığının Düşmesi, Spinal Anestezide Yayılımını Kısıtlar |
Volkan Hancı*, Serhan Yurtlu*, Evrim Bostankolu*, Hilal Ayoğlu*, Rahşan Dilek Okyay*, Gülay Erdoğan*, Mensure Yılmaz**, Işıl Özkoçak Turan*
*Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, **Rize Devlet Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği |
|
|
Amaç: Prospektif ve randomize olarak planlanan bu çalışmada, spinal anestezi yayılımı üzerine, izobarik levobupivakainin sıcaklığının etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: ASA I-III risk grubunda yer alan, toplam 60 hasta randomize olarak iki gruba ayrıldı. Rutin monitörizasyonun ardından tüm hastalara 5 mL kg-1 % 0,9 serum fizyolojik ile ön yükleme yapıldı. Grup R’de yer alan hastalara, oda sıcaklığında 15 mg izobarik levobupivakain, Grup F’de yer alan hastalara ise aynı dozda ve 4 derecede (°C), levobupivakain intratekal olarak 60 saniye içerisinde verildi. Kan basıncı, kalp atım hızı, SpO2, maksimum sensoriyal blok düzeyi, maksimum motor blok düzeyi, maksimum sensoriyal ve motor blok için gereken süreler ve yan etkiler kayıt edildi.
Bulgular: Grup R’de maksimum sensoriyal düzey, maksimum sensoriyal ve motor bloğa ulaşılması için gereken süre, Grup F’ye göre anlamlı olarak kısa bulundu (p<0.05). Ayrıca Grup R’de 5., 10., 20., 30., 40., 50., 60., 90., 120., 150. ve 180. dk.’larda belirlenen sensoriyal blok düzeyleri Grup F’den anlamlı olarak yüksekti (p<0.05). Grup R’de tam motor blok oluşan hasta sayısı Grup F’den anlamlı olarak yüksekti (p<0.05). Grup F’de, sensoriyal bloğun iki segment gerileme süresi ve Bromage skorunun 0’a ulaşma süresi Grup R’den anlamlı olarak kısaydı (p<0.05).
Sonuç: Dört derecede 15 mg izobarik levobupivakainin, oda sıcaklığında ve aynı dozda levobupivakainine göre, etkisinin geç başladığı, daha az yayıldığı, daha az hastada motor bloğa neden olduğu ve daha kısa süreli duyusal ve motor blok oluşturduğu belirlendi.
Anahtar kelimeler: Levobupivakain, sıcaklık, spinal anestezi, yayılım
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):372-378
doi:10.5222/JTAICS.2010.372
Galen Ven Anevrizmalı Yenidoğanda Endovasküler Yöntemle Tedavi Sırasında Anestezik Yaklaşım |
İsmail Aydın Erden, Almıla Gülsün Pamuk, İlker Öngüç Aycan, Özkan Önal, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı |
|
|
Galen ven anevrizması çok ender görülür ve kalp yetmezliği ile başvuranlarda yüksek morbidite ve mortaliteye sahiptir. Sıklıkla neonatal dönemde kalp yetmezliği ile ortaya çıkabilirken, infantlarda makrosefali, asemptomatik kardiyomegali veya orta derecede kalp yetmezliği ile kendini gösterir. Galen ven anevrizması ve kalp yetmezliği olan yenidoğanlarda endovasküler tedavi ile iyi sonuçlar alınabilmektedir.
Olgu sunumumuzda; kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyonun eşlik ettiği Galen ven anevrizmalı yenidoğan kız hastada endovasküler tedavi sırasındaki anestezik yaklaşımımızı sunmayı amaçladık.
Anahtar kelimeler: Galen ven anevrizması, endovasküler tedavi, yenidoğan |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):379-382
doi:10.5222/JTAICS.2010.379
Yaşamla Bağdaşmayan Fakat Sağkalım Sağlanan Akut Böbrek Yetmezliği |
Güray Demir*, Gülay Eren*, Zafer Çukurova*, Sibel Koçak Yücel**, Oya Hergünsel*
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi; *Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, **Nefroloji Kliniği |
|
|
Akut böbrek yetmezliği yoğun bakım hastalarının önemli bir sorunudur. Mortalitesi, ciddi elektrolit dengesizliği ve asit-baz dengesizlikleri gibi ek patolojilere neden olduğu durumlarda % 90’nı bulabilir. Ciddi akut böbrek yetmezliğinde sağkalım sağlayabilmek için yaşamı tehdit eden asit-baz dengesindeki ciddi bozukluklar gibi unsurların bir an önce ortadan kaldırılması gereklidir. Uygun renal replasman tedavisi ve gerekli ek destek tedaviler uygulanmalıdır. Bu olgu sunumunda, yaşamla bağdaşmayacak düzeyde asit-baz dengesizliğine, elektrolit bozukluğuna ve yüksek üre, kreatinin yüküne sahip olduğu halde sağkalım sağlanan bir akut böbrek yetmezliği olgusu tartışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Akut böbrek yetmezliği, ciddi asit-baz dengesi bozukluğu, hemodiyafiltrasyon |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):383-387
doi:10.5222/JTAICS.2010.383
Metakromatik Lökodistrofili Pediyatrik Bir Hastada Anestezi Yönetimi* |
Özgün Cuvaş, Solmaz Eruyar, Ayşegül Ceyhan
Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği |
|
|
Metakromatik lökodistrofi, arilsülfataz A enziminin yetersiz aktivitesinin neden olduğu ilerleyici demiyelinizan bir nörolojik hastalıktır. Metakromatik lökodistrofili hastalarda, potansiyel aspirasyon riski, zayıf faringeal kas kontrolü ve oral sekresyonlara bağlı hava yolu komplikasyonları nedeniyle, genel anestezi uygulaması dikkatli bir şekilde yürütülmelidir. Bu sunuda metakromatik lökodistrofili pediyatrik bir hastaya olan anestezik yaklaşımımızı sunmayı amaçladık.
Anahtar kelimeler: Anestezi, genel, metakromatik, lökodistrofi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2010; 38(5):388-394
doi:10.5222/JTAICS.2010.388
Postoperatif Erken Dönemdeki Deliryuma Yaklaşım |
Serpil Deren, Canan Ün, İbrahim Temur, Dilşen Örnek, İsa Şen, Ahmet Yılmaz, Serhat Özçiftçi, Bayazit Dikmen
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Bölümü |
|
|
Genel anestezi sonrası bellek ve yüksek serebral fonksiyonlarda bozulma gözlenebilir. Postoperatif kognitif bozukluk olarak bilinen bu durum, derlenmenin erken fazında olduğunda “deliryum” olarak isimlendirilir. Deliryum; dakikalardan saatlere kadar sürebilen oryantasyon kaybı, dikkat ve belleğin bozulmasıyla karakterize, gün içinde değişim gösteren akut konfüzyonel bir durumdur.
Bu olgu sunumunda, genel anestezi altında Dupuytren kontraktürü nedeniyle ameliyat olan ve derlenmenin akut fazında deliryum gelişen bir erkek olgu sunularak, deliryumla ilgili tanım kavram ve tedavilerin literatür eşliğinde gözden geçirilerek tartışılması amaçlandı.
Anahtar kelimeler: Kognitif fonksiyon bozukluğu, deliryum, genel anestezi, haloperidol |
|
|