 |
TÜRK ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON DERNEĞİ DERGİSİ
TEMMUZ / AĞUSTOS 2011
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(4):167-175
doi:10.5222/JTAICS.2011.167
Tiroid Cerrahisinde Anestezi Uygulamasında Magnezyum Sülfat Kullanımı
|
Selçuk Cantürk, Namigar Turgut, Aysel Altan, Achmet Ali, Esra Akdaş Tekin
S.B. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
Amaç: Çalışmamızda; tiroid cerrahisi planlanan hastalarda anestezi indüksiyonu ve devamında MgSO4 kullanılmasının anestezik ajan gereksinimi, kas gevşetici tüketimi, peroperatif hemodinami, postoperatif derlenme ve postoperatif analjezi üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: ASA I-II 50 hasta Grup M (n=25) MgSO4 ve Grup K (n=25) Kontrol Grubu olarak belirlendi. Grup M’de indüksiyondan 15 dk. önce 30 mg kg-1 MgSO4 yüklemesi ve operasyon süresince 15 mg kg-1 sa-1 MgSO4 infüzyonu yapıldı. Grup K’da ise % 0,9 NaCl verildi. İndüksiyonda, BİS 60 olacak şekilde, her 5 saniyede 20 mg propofol i.v verildi ve sonrasında 1 µg kg-1 fentanil ve 0,6 mg kg-1 rokuronyum kullanıldı. Anestezi idamesinde BİS 50-60 arasında tutularak sevoflurane kullanıldı. T1 değeri % 25 olduğunda 0,15 mg kg-1 ek rokuronyum yapıldı. Postoperatif analjezi için, 1 mg kg-1 i.v tramadol uygulandı. Postoperatif 10. dk., 20. dk., 30. dk., 1. sa, 2. sa, 3. sa, 6. saatdeki ağrı durumları Visüel Analog Skala (VAS) ile değerlendirildi ve 5’in üstünde ise 75 mg Diklofenak Sodyum i.m uygulandı. Verilerin istatistiksel analizi için Kolmogorov-Smirnov, Student t testi, Mann-Whitney U ve ki-kare testi kullanıldı.
Bulgular: Entübasyon sonrası ve intraoperatif 15. dk. ortalama arter basınçları, kalp atım hızı Grup K’da daha yüksek saptandı. İndüksiyonda gereken propofol miktarı ve idamedeki % Fi sevofluran, rokuronyum tüketimi Grup M’de daha azdı. T1 % 10 yanıtı ve T1 % 25 yanıt süreleri Grup M’de daha geç gerçekleşti. Ekstübasyon, verbal uyarılara yanıt, sözel yanıt, Aldrete Skoru 10 olma zamanı Grup M’de daha uzun bulundu. Grup M’de VAS değerleri 10. dk., 20. dk. ve 30. dk.’larda daha düşük bulundu ve ilk analjezik gereksinim zamanı daha uzun sürede gerçekleşti.
Sonuç: Perioperatif MgSO4 kullanılması; entübasyona hemodinamik yanıtı, anestezi indüksiyonu ve anestezi uygulamasının sürdürülmesinde anestezik madde gereksinimini azaltmakta, rokuronyumun etkisini potansiyalize etmekte ve postoperative ağrı kontrolüne olumlu etki göstermektedir.
Anahtar kelimeler: Magnezyum sülfat, tiroid, rokuronyum |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(4):176-181
doi:10.5222/JTAICS.2011.176
Total Abdominal Histerektomilerde İntravenöz Deksketoprofen Trometamol, Lornoksikam ve Parasetamolün Etkinliklerinin Karşılaştırılması
|
Nurçin Gülhaş*, Mahmut Durmuş*, Aytaç Yücel*, Taylan Şahin*, Feray Akgül Erdil*, Saim Yoloğlu**,
Mehmet Özcan Ersoy
*İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, **Biyoistatistik Anabilim Dalı
|
|
|
Giriş: Çalışmamızda total abdominal histerektomi planlanan olgularda deksketoprofen trometamol, lornoksikam ve parasetamolün intravenöz formlarının postoperatif ağrı üzerine etkinliğini karşılaştırmayı amaçladık
Gereç ve Yöntem: Abdominal histerektomi planlanan ASA I-II, (18–55) arası toplam 120 olgu Grup D, Grup L, Grup P ve Grup K olmak üzere rasgele dört gruba ayrıldı. Standart anestezi monitörizasyonunu takiben, anestezi indüksiyonu 5-7 mg kg-1 tiyopental sodyum, 1 µg kg-1 fentanil, 0.1 mg kg-1 vekuronyum ile sağlandı. İdamede % 6-8 desfluran, % 50 N20+O2 karışımı kullanıldı. Operasyon bitiminden 30 dk. önce Grup D: 50 mg iv deksketoprofen trometamol, Grup L: 8 mg iv lornoksikam, Grup P: 1 g iv parasetamol, Grup K: 100 mL iv SF verildi. Grup P’de 6., 12. ve 18. saatlerde diğer gruplarda 8. ve 16. saatlerde ilaç dozu tekrarlandı. Derlenme odasına alınan olgulara; intravenöz hasta kontrollü analjezi bolus doz 25 µg fentanil, kilitli kalma süresi 10 dk., bazal infüzyon olmayacak şekilde ayarlandı. Postoperatif derlenme ünitesinde 30. dk., serviste 2., 4., 6., 12. ve 24. saatlerdeki VAS skorları, toplam tüketilen fentanil miktarları ve memnuniyet skorları kaydedildi.
Bulgular: Tüm değerlendirme zamanlarında grupların VAS skorları benzerdi. Kontrol grubuna göre 6, 12 ve 24 saatlerde Grup P, Grup L ve D’de fentanil tüketimi anlamlı düşüktü (p<0,05). Anlamlı olmamakla birlikte, Grup L’de fentanil tüketimi diğer gruplardan düşüktü. Grup L’de 6, 12 ve 24 saatte memnuniyet skoru yüksekti. Sedasyon skoru, dispepsi, bulantı-kusma gibi özellikler açısından gruplar benzerdi.
Sonuç: Postoperatif deksketoprofen trometamol, parasetamol ve lornoksikamın iv formlarının fentanil tüketimini benzer şekilde azalttığını saptadık.
Anahtar kelimeler: İntravenöz, parasetamol, lornoksikam, deksketoprofen trometamol, postoperatif ağrı |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(4):182-187
doi:10.5222/JTAICS.2011.182
Hasta Kontrollü Midazolam Sedasyonu ile Anestezist Kontrollü Midazolam Sedasyonunun Karşılaştırılması
|
İsmail Aydın Erden, Almila Gülsün Pamuk, Seda Banu Akıncı, Mahir Çelik, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
|
|
|
Amaç: Bu çalışmada port yerleştirilmesi işlemi sırasında midazolam ile bilinçli sedasyonda, hasta kontrollü sedasyon ile anestezist kontrollü sedasyonun hasta memnuniyeti ve klinik etkinlik açısından karşılaştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Port yerleştirilmesi yapılacak 100 hasta (ASA I-III) iki gruba randomize edilerek çalışmaya alındı. Her iki grupta da işlemin başlamasından bir dk. önce hastaya 0,03 mg kg-1 iv midazolam ve 1 µg kg-1 fentanil verildi. Anestezist kontrollü grupta (Grup A) port yerleştirilmesi sırasında hasta rahatsız olduğunu belirttiğinde anestezist iv 1 mg ek bolus midazolam uyguladı. Hasta kontrollü gruptaki (Grup H) hastalara ise yeterince sedatize olduklarını hissedene kadar hasta kontrollü anestezi cihazının düğmesine basmaları söylendi.
Bulgular: Hastaların vital bulguları, sedasyon dozları, cihaz tarafından kaydedilen ilaç istemleri (ilaç dozu, verilen hacim, düğmeye basma sayısı) ve hastaların memnuniyet dereceleri, yaş, vücut ağırlığı, cinsiyet ve ASA sınıfı açısından gruplar arasında fark yoktu. H grubunda 3., 5., 10. ve 15. dk.’lardaki sedasyon skorları anlamlı olarak yüksek bulundu. Anestezist kontrollü grupta ortanca memnuniyet skoru (0=memnun değil, 10=tamamen memnun) radyolog tarafından 10 (aralık 7-10), hastalar tarafından 9 (aralık 6-10) olarak bildirildi. Aynı değerler grup H için, radyologlar tarafından 10 (aralık 7-10) hastalar tarafından 10 (aralık 6-10)’du.
Sonuç: Port yerleştirmesi sırasında hasta kontrollü sedasyon (HKS), anestezist kontrollü sedasyona (AKS) göre daha yüksek hasta memnuniyeti ile ilişkilidir. Port yerleştirilmesi işleminde uygulanan hasta kontrollü sedasyon daha yüksek hasta memnuniyet sağladığından sedasyon için etkin bir seçenek olabilir.
Anahtar kelimeler: Hasta kontrollü sedasyon, midazolam, girişimsel radyoloji
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(4):188-197
doi:10.5222/JTAICS.2011.188
Gömülü Üçüncü Molar Diş Cerrahisinde Tramadol ve Fentanilin Anksiyete ve Postoperatif Ağrı Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması
|
Özgen Göktay, Tülin Satılmış, Hasan Garip, Onur Gönül, Kamil Göker
Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Diş Çene Hastalıkları ve Cerrahisi
|
|
|
Amaç: Gömülü 3. molar diş çekimi operasyonu endikasyonu bulunan ve korkan hastalarda anksiyete düzeyini düşürmek amacıyla uygulanan sedasyon işlemlerinde midazolam ile kombine edilen fentanil ve tramadolün anksiyete ve postoperatif ağrı üzerine etkisini araştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: İleriye dönük, randomize, çift kör ve plasebo kontrollü çalışmaya, horizontal gömülü 3. molar diş cerrahi çekimi gerçekleşecek APAIS verileri 10’un üzerinde olan 60 ASA I-II hasta dahil edilmiştir. Hastalar, 0,03 mg kg-1 iv midazolam bolus dozunun uygulanmasını takiben rasgele üç gruba ayrılıp, Grup A’ya yalnızca midazolam, Grup B’ye midazolam ve 1 µg kg-1 fentanil, Grup C’ye midazolam ve tramadol 1 mg kg-1 uygulanmıştır. Tüm vital bulgular, intraoperatif parmak ucu ter indeksi (PSI) verileri kaydedilmiş; hastalar postoperatif ağrı, yan etkiler açısından değerlendirilmiştir.
Bulgular: PSI verilerinde gruplar arası fark saptanmamıştır. Postoperatif ilk 1 saat içinde Grup C’deki VAS değerlerinin diğer iki gruptan anlamlı düzeyde daha düşük olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Gruplar ilk ilaç alım zamanı açısından değerlendirildiğinde A, B, C gruplarının ilk ilaç alım zamanı sırasıyla 3, 3,5, 5 saat olarak tespit edilmiş olup, Grup C’deki hastaların ilk ilaç alım zamanlarının diğer iki gruptan anlamlı şekilde daha uzun olduğu saptanmıştır (p<0.01).
Sonuç: Tramadolün 3. molar diş cerrahi çekim ağrısında fentanile ve plaseboya göre daha etkin bir analjezi sağladığı gözlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Anksiyete, bilinçli sedasyon, oral cerrahi |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(4):198-206
doi:10.5222/JTAICS.2011.198
Nöroaksiyel Bloklarda Başarısızlıklar ve Nedenleri
|
Halime Özdemir, Zeynep Kayhan
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji Anabilim Dalı, Ankara
|
|
|
Amaç: Anestezi, postoperatif analjezi ve ağrı tedavisi amacı ile kullanımları giderek artan nöroaksiyel bloklardaki gelişmelere karşın başarısızlık söz konusu olabilmektedir. Planlanan blok tekniğinin gerçekleştirilememesi, yetersiz ya da eksik kalması şeklinde tanımlanabilecek başarısızlık konusundaki veriler, başarısızlığın tanımı ve yöntem farklılıkları nedeniyle değişken olabilmektedir. Bu çalışmada nöroaksiyel bloklarda başarısızlık oranlarını ve nedensel ilişkilerini tespit edip sonraki girişimlere yol gösterici olmayı hedefledik.
Gereç ve Yöntem: Araştırma kurulu onayı ile 1998-2008 yılları arasında, 18 yaş ve üzeri hastalarda cerrahi amaçla uygulanan 7.263 nöraksiyel blok incelendi. Genel anestezi eşliğinde yapılan 297 epidural blok değerlendirme dışı bırakılarak 6966 hastanın demografik ve özgeçmiş özellikleri, yandaş sorunları, yöntem ve uygulama özellikleri, başarısızlık kriterleri ve nedenleri, cerrahi özellikleri değerlendirildi. İstatistiksel değerlendirme için Chi-Square, Student-T ve Mann-Whitney U testleri kullanıldı. Anlamlı başarısızlık etkeni olarak bulunan parametrelerde lojistik regresyon analizi ile bağımsız risk faktörleri belirlendi.
Bulgular: Hastaların %10,69’unda nöroaksiyel blok uygulanmış olup, tüm bloklarda başarısızlık hızı %5,4; spinal anestezi (SA)’de %3,9, epidural anestezi (EA)’de %10,9, kombine spinal epidural (KSE) blokta %6,4 tespit edilmiştir. Bağımsız risk etkenleri, blokların tümünde ilişki gücüne göre, paramediyan yaklaşım (p<0,001/OR 30,8), periferik damar hastalığı (p<0,001/OR 2,5), epidural blok (p<0,001/OR 2,6), cerrahi girişim süresi (p<0,001/OR 2,3), uzman deneyimi gereksinimi (p<0,001/OR 1,9), kronik obstrüktif akciğer hastalığı (p=0,014/OR 1,7), nörolojik hastalık (p<0,001/OR 2,6) ve vücut ağırlığı (p=0,023/OR 1,0) olarak tespit edilmiştir.
Sonuç: Sonuç olarak; dikkatli değerlendirme, girişime uygun yöntem seçilmesi, güçlük öngörüldüğünde erkenden uzman deneyimine başvurulması ve kayıtların düzenli tutulmasının başarısızlık oranını azaltıp hasta güvenliğini artıracağı kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Nöroaksiyel bloklar, spinal, epidural, kombine spinal epidural |
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(4):207-210
doi:10.5222/JTAICS.2011.207
Gebelikte Yüksek Doz Demir Alımına Bağlı Gelişen Zehirlenme
|
Mehtap Honca*, Şaziye Şahin**
SB. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, **SB. Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
Hamilelikte demir tedavisi uygulanmasının bir sonucu olarak, ikinci sıklıkta en çok karşılaşılan zehirlenme olguları demir kullanımından kaynaklanmaktadır. Tedavi edilmeyen demir zehirlenmesi gastrointestinal semptomlar oluşturabileceği gibi, venodilatasyonla birlikte artan kapiller permeabilite, organ yetmezliği ve sonrasında gastrointestinal kanamaya yol açabilmektedir. Yüksek doz demir alımından sonra oluşan maternal serum demir düzeyi veya toksisitesi maternal ve fötal yan etkilere yol açabilmektedir. Bu olgu sunumunda, 33 haftalık gebede suisid amaçlı elementer demir alımına bağlı gelişen, akut demir zehirlenmesini sunmayı amaçladık.
Anahtar kelimeler: Gebelik, demir, zehirlenme, bağırsak irrigasyonu
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(4):211-214
doi:10.5222/JTAICS.2011.211
Katarakt Cerrahisi Sırasında Oftalmik İlaçlara Bağlı Dirençli Bradikardi
|
Oya Yalçın Çok*, Nesrin Bozdoğan*, H. Evren Eker*, Pınar Ergenoğlu*, Rana Yaycıoğlu**,
Anış Arıboğan*
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, ** Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Oftalmoloji Anabilim Dalı
|
|
|
Giriş: Oftalmik ilaçlar çocuk hastalarda düşük vücut ağırlığı, fizyolojik fonksiyonların matür olmaması ve ilaçların pediyatrik formlarının bulunmaması nedeniyle daha fazla ve katastrofik kardiyak yan etkilere neden olabilir. Özellikle adrenerjik antagonistler ve kolinerjik ilaçlar doğrudan, adrenerjik ilaçlar ise refleks yollardan atropine dirençli bradikardiye yol açabilir. Bu olguda katarakt cerrahisi geçiren bir çocuk hastada intraoküler oftalmik ilaçların neden olduğu dirençli bradikardi ve yönetimi sunulmaktadır.
Olgu: Katarakt cerrahisi geçirecek 8 yaşında, 25 kg, ASA I erkek hasta sorunsuz bir indüksiyonu takiben entübe edilerek cerrahi başlatıldı. Hastanın başlangıç kalp hızı 112 atım dk-1 idi. Cerrahi uyarının sona ermesini takiben, ekstübasyon döneminde hastada kalp atım hızının hızla 40 atım dk-1’a kadar düştüğü bir bradikardi gözlendi. İntravenöz 10 µg kg-1 atropine yanıt vermeyen hastaya, tekrar atropin uygulanırken kalp atım hızı 35 atım dk-1’a düştü. Cerrah ile görüşüldüğünde hastaya operasyon sırasında da epinefrin ve karbakol % 0,01 uygulandığı belirlendi. Hastaya epinefrin 10 µg kg-1 iv uygulandı. Bradikardisi düzelen hasta sorunsuz ekstübe edildi.
Sonuç: İntraoküler olarak uygulanan ilaçlar göz cerrahisinin sık uygulamalarından biri olmakla beraber, genellikle anestezistler tarafından takip edilmeyen ve cerrah tarafından endikasyonuna yönelik kullanılan medikasyonlardır. Göz cerrahisi sırasında uygulanan ilaçların istenmeyen etkileri çocuklarda daha belirgin olarak izlenmektedir. Bu nedenle anestezi yönetimi sırasında beklenmeyen komplikasyonlar geliştiğinde oftalmik ilaçların olası yan etkilerinin akılda bulundurulması gerektiği kanısındayız.
Anahtar kelimeler: Oftalmik ilaç, bradikardi, karbakol, epinefrin, katarakt cerrahisi
|
Türk Anest Rean Der Dergisi 2011; 39(4):215-220
doi:10.5222/JTAICS.2011.215
Hemidiafragma Paralizili Hastaya Anestezi Yaklaşımı
|
Müge Çakırca1, Mehmet Çakırca2, Gökhan Et1, Celalettin Dağlı1, Duyguhan İşgüven1
1Antakya Devlet Hastanesi, 2Kırıkhan Devlet Hastanesi
|
|
|
Unilateral diyafragma paralizisi travma, geçirilmiş kalp cerrahisi, tümörler, kas-sinir hastalıkları veya enfeksiyonlara bağlı olarak gelişebilir ve olguların çoğu asemptomatiktir. Biz bu makalede unilateral diafragma paralizili bir hastada preoperatif dönemde oluşabilecek zorlukların önlenmesi, intraoperatif yaklaşım, postoperatif gelişebilecek komplikasyonların tanınması ve tedavileri sunmayı amaçladık.
Anahtar kelimeler: Anestezi, genel anestezi
|
|
|