ANKEM DERGİSİ

 

Ankem Dergisi - MART 2007

 

 

ANKEM Derg 2007;21(1):1-4.
MİKROBİYOLOJİK KANITLI HASTANE KÖKENLİ STAPHYLOCOCCUS AUREUS BAKTEREMİLERİNDE DİRENÇ PATERNLERİ: 2001-2005 YILLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Oğuz Reşat SİPAHİ*, Hüsnü PULLUKÇU*, Şöhret AYDEMİR**, Meltem TAŞBAKAN*, Alper TUNGER**, Bilgin ARDA*, Tansu YAMAZHAN*, Sercan ULUSOY*
*Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İZMİR **Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İZMİR
ÖZET
     Hastanemizde 2001-2005 yılları arasında mikrobiyolojik kanıtlı hastane kökenli bakteremi etkeni olarak soyutlanan Staphylococcus aureus kökenlerinin direnç paternlerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Metisilin direnci 2001'de % 73.8 iken 2005'de % 55.3 olmuştur. 2001-2002 ve 2004-2005 dönemleri karşılaştırıldığında metisilin, gentamisin, levofloksasin, eritromisin ve klindamisin direncinde istatistiksel olarak anlamlı (p<0.001) azalma saptanmıştır. 2003 bütçe uygulama talimatı sonrasında metisilin ve diğer antibiyotiklere karşı dirençteki istatistiksel olarak anlamlı düşüş uygulamanın yalnızca antibiyotik harcamalarında düşüşe değil, antibakteriyel dirençte azalmaya da neden olduğunu düşündürmektedir.
      Anahtar sözcükler: direnç değişimi, metisilin direnci, Stahylococcus aureus

ANKEM Derg 2007;21(1):5-9.
TOPLUM KAYNAKLI ÜRİNER SİSTEM İNFEKSİYONLARINDAN İZOLE EDİLEN ESCHERICHIA COLI SUŞLARINDA GENİŞLEMİŞ SPEKTRUMLU BETA-LAKTAMAZ VE BAZI ANTİBİYOTİKLERE DİRENÇ SIKLIĞININ ARAŞTIRILMASI

Esra KOÇOĞLU*, Oğuz KARABAY**, Nevin KOÇ İNCE**, Fatma ÖZKARDEŞ*, Rasime YILDIRIM*
*Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, BOLU **Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, BOLU

ÖZET
      Toplum kaynaklı üriner sistem infeksiyonlarından izole edilen Escherichia coli suşlarında, genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) sıklığı ile bu infeksiyonlarda sıklıkla kullanılan bazı antibiyotiklere karşı direnç sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Üriner sistem yakınmaları ile ayaktan başvuran hastaların idrar örneklerinden izole edilen E.coli suşlarının CLSI önerileri doğrultusunda çeşitli antibiyotiklere duyarlılık testi yapılmıştır. Bu suşların GSBL üretimi çift disk sinerji testiyle taranmış ve kombine disk kullanılarak fenotipik doğrulama testi yapılmıştır. Taranan 267 E.coli suşunun dokuzunun (% 3.4) GSBL pozitif olduğu tespit edilmiştir. Üriner sistem infeksiyonlarında sıkça kullanılan gentamisine % 10.1, amikasine % 1.8, siprofloksasine % 16.8 ve trimetoprim/sulfametoksazole % 30.3 oranında direnç saptanmıştır. Sonuçlarımıza göre, hastane kaynaklı infeksiyonların tedavisinde problem oluşturan GSBL üreten kökenlerin, artık toplum kaynaklı infeksiyonlar için de etken olabileceği düşünülmüştür. Bu nedenle, toplum kaynaklı üriner infeksiyonlarda, uygun antibiyotik tedavisine rağmen klinik düzelme saptanamayan olgularda, GSBL varlığı etyolojide düşünülmelidir.
      Anahtar sözcükler: antibiyotik direnci, Escherichia coli, genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz, toplum kaynaklı üriner sistem infeksiyonları

ANKEM Derg 2007;21(1):10-13.
A GRUBU BETA-HEMOLİTİK STREPTOKOKLARIN ANTİBİYOTİK DUYARLILIKLARI
Fatma ÖZAKKAŞ*, Fehime B. AKSUNGAR** , Aynur E. TOPKAYA*
* Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL ** Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı, İSTANBUL
ÖZET
      A grubu beta-hemolitik streptokoklar (Streptococcus pyogenes) bakteriyel farenjitlerin en sık saptanan etkenidir. Penisilin ve diğer beta-laktam antibiyotiklere henüz direnç bildirilmemiştir. Ancak, penisilin allerjisi olan veya tolerans varlığında hastaların tedavisinde alternatif olan makrolidlere karşı giderek artan oranlarda direnç bildirilmiştir.
      Bu çalışmada, Ocak 2006-Haziran 2006 tarihlerinde boğaz kültürlerinden izole edilen, 100 S.pyogenes suşunun ampisilin, seftriakson, azitromisin, tetrasiklin, kloramfenikol ve siprofloksasine duyarlılıkları araştırılmıştır.
      Suşların tümü ampisilin, seftriakson ve azitromisine duyarlı bulunmuştur. En yüksek direnç oranı kloramfenikol için saptanırken (% 19), bunu sırasıyla tetrasiklin (% 14) ve siprofloksasin (% 12) dirençleri izlemiştir.
      Test ettiğimiz makrolid grubu antibiyotik olan azitromisine karşı direnç olmaması, penisilin allerjisi ya da tolerans varlığında, bu gruptaki antibiyotiklerin üst solunum yolu infeksiyonlarının tedavisinde alternatif olabileceğini düşündürmektedir.
      Anahtar sözcükler: antibiyotik duyarlılığı, Streptococcus pyogenes

ANKEM Derg 2007;21(1):14-18.
FEBRİL NÖTROPENİLİ HASTALARDA KANDİDAYA ÖZGÜL TAQ-MAN PZR'IN İNVAZİV FUNGAL İNFEKSİYON TANISINDAKİ DEĞERİ
Fatma BUDAK*, Sema KEÇELİ ÖZCAN*, Birsen MUTLU**, Haluk VAHABOĞLU**
*Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Umuttepe, KOCAELİ **Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Klinik Bakteriyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, Umuttepe, KOCAELİ
ÖZET
         Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde izlenen, 3 gün antibakteriyel tedaviye yanıt vermeyen, European Organisation for Research and Treatment of Cancer/Mycosis Study Group (EORTC/MSG) kriterlerine göre olası ve yüksek olasılıklı fungal infeksiyonu düşünülen febril nötropenik hastalarda, Taq-Man Polimeraz Zincir Reaksiyonu yöntemi (Taq-Man PZR) ile Candida türlerinin varlığı araştırılmıştır. 2002-2004 yılları arasında 33 hastadan, 8'i pediatrik olmak üzere 34 serum örneği alınmıştır. Tüm mantar türlerinde ortak olan 5.8S ve 28S rDNA'ya yönelik primerler ve tüm Candida türlerini saptamaya yönelik probe (All-CAN-TET) kullanılmıştır. Serum örnekleri, primer ve SYBR Green I boyası kullanılarak gerçek zamanlı PZR metodu ile tekrar edilmiştir.
      Bu yöntem ile sadece bir (% 2.9) rabdomiyosarkomlu çocuk hastada Candida DNA'sı saptanmıştır. Hiç bir hastanın kan kültüründe üreme olmamıştır.
      İnvaziv kandidozun tanısında kültür ve serolojik testler ile birlikte hastalığın erken döneminde yapılan Candida özgün PZR testi prognoz ve tedavide yol gösterici olacaktır.
      Anahtar sözcükler: Candida albicans, febril nötropeni, polimeraz zincir reaksiyonu, Taq-Man PZR

ANKEM Derg 2007;21(1):19-22.
İDRAR KÜLTÜRLERİNDEN İZOLE EDİLEN GRAM NEGATİF BAKTERİLERDE ANTİBİYOTİKLERE DİRENÇ
Hörü GAZİ, Süheyla SÜRÜCÜOĞLU, Semra KURUTEPE
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, MANİSA
ÖZET
     Ocak 2004-Aralık 2006 arasında Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Bakteriyoloji Laboratuvarına gönderilen idrar örneklerinden izole edilen Gram negatif bakterilerin antibiyotik duyarlılıkları retrospektif olarak incelenmiştir. Hem yatan hem de poliklinik hastalarından en sık izole edilen Gram negatif bakteriler sırası ile Escherichia coli ve Klebsiella spp. olmuştur. E.coli suşlarında en yüksek direnç oranları ampisilin ve trimetoprim/sulfametoksazole karşı saptanmıştır. Yatan hastalardan izole edilen E.coli ve Klebsiella spp. suşlarında % 17.8 ve % 21.1, poliklinik hastalarından izole edilen suşlarda ise % 9.8 ve % 19 oranında genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz varlığı saptanmıştır. Enterobacteriaceae suşlarında imipenem direncine rastlanmamıştır. Pseudomonas spp. izolatlarında en yüksek direnç oranları gentamisin ve siprofloksasine karşı saptanmıştır. Elde edilen sonuçların hastanemizde gelişen idrar yolu infeksiyonlarının ampirik sağaltımında yararlı olacağı düşünülmüştür.
      Anahtar sözcükler: antibiyotik direnci, Gram negatif bakteri, idrar yolu infeksiyonu

ANKEM Derg 2007;21(1):23-26.
METİSİLİNE DİRENÇLİ STAPHYLOCOCCUS AUREUS İZOLATLARINDA GLİKOPEPTİD VE LİNEZOLİD DİRENCİNİN ARAŞTIRILMASI
Murat DİZBAY*, Ayşe Bilge SİPAHİ**, Özgür GÜNAL*, Filiz KIRCA**, Laser ŞANAL**, Kayhan ÇAĞLAR**, Kenan HIZEL*, Dilek ARMAN*
*Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, ANKARA **Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ANKARA
ÖZET
      Metisiline dirençli Staphylococcus aureus'a (MRSA) bağlı nozokomiyal ve toplum kökenli infeksiyonların sıklığında artış gözlenmektedir. Morbidite ve mortalitesi yüksek olan bu infeksiyonların tedavisinde glikopeptid antibiyotikler ilk seçenek olarak kullanılmaktadırlar. Ancak son yıllarda glikopeptidlere azalmış duyarlılık gösteren suşlarla gelişen infeksiyonlar bildirilmektedir. Çalışmamızda hastane kökenli MRSA izolatlarının glikopeptid direnci yönünden araştırılması ve ülkemizde yakın zamanda klinik kullanıma giren linezolide duyarlılıklarının saptanması amaçlanmıştır. Çalışmada nozokomiyal infeksiyon etkeni olarak izole edilen 120 MRSA izolatı yer almıştır. Glikopeptid direnci açısından 4 µg/ml vankomisin içeren brain-heart infusion agarda (BHI-V4 agar) tarama yapılmış ve üreme olan suşlarda E-test yöntemi ile minimal inhibitör konsantrasyon düzeyi belirlenmiştir. BHI-V4 agar tarama yönteminde sadece bir suşta tek koloni şeklinde üreme izlenmiştir. Bu suşa E-test yöntemi ile vankomisinin MİK düzeyi 3 µg/ml olarak saptanmıştır. Linezolid duyarlılığı disk difüzyon yöntemi ile saptanmış, MRSA izolatlarının hepsi linezolide duyarlı bulunmuştur.
      Sonuç olarak hastanemizde izole edilen MRSA suşları arasında glikopeptid ve linezolid direnci saptanmamıştır.
      Anahtar sözcükler: direnç, linezolid, MRSA, vankomisin

ANKEM Derg 2007;21(1):27-31.
TÜBERKÜLOZ LENFADENİT OLGULARINDAN İZOLE EDİLEN MİKOBAKTERİLERİN İDENTİFİYE EDİLMESİ VE ANTİTÜBERKÜLOZ DUYARLILIKLARI
Gönül ASLAN*, Gürol EMEKDAŞ*, Duygu DÜŞMEZ APA**, Ayça CORDAN YAZICI***, Ayşın KOKTÜRK***, Gülden ERSÖZ****, Murat ÜNAL*****, Mahmut ÜLGER*
*Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, MERSİN **Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Patoloji Anabilim Dalı, MERSİN ***Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dermatoloji Anabilim Dalı, MERSİN ****Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, MERSİN *****Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı, MERSİN
ÖZET
    Tüberküloz lenfadenit, ekstrapulmoner tüberkülozun en sık görülen klinik formudur ve en çok servikal bölge lenf bezlerini tutmaktadır. Gelişmiş ülkelerde özellikle çocuklarda Mycobacterium tuberculosis dışı mikobakteriler etken olarak daha fazla saptanırken, göçmenlerde ve gelişmekte olan ülkelerde M.tuberculosis en sık saptanan etkendir. Bu çalışmamızda tüberküloz lenfadenit şüphesi ile gönderilen biyopsi örneklerinden mikobakteri izolasyonuna bakteriyolojik yaklaşım, tanı ve tedavinin yönlendirilmesinde mikrobiyoloji laboratuvarının katkısının irdelenmesi amaçlanmıştır.
      Tüberküloz lenfadenit şüpheli 22 biyopsi örneğinin homojenizasyon sonrası kültürü (Löwenstein-Jensen ve/veya BACTEC 12B) ve yayma preparatları yapılmıştır. Kültürde üreme gösteren örneklerin M.tuberculosis kompleks (MTC) ve nontuberculous mycobacteria (NTM) ayrımları p-nitro-a-asetilamino-b-hidroksi-propiofenon testi ve PCR RFLP yöntemi ile yapılmıştır. MTC üremesi belirlenen izolatların primer antitüberküloz ilaçlara duyarlılıkları belirlenmiştir. Yaşları 13-83 arasında dört kadın olguda ikisi MTC, ikisi NTM olmak üzere mikobakteri izolasyonu yapılmıştır. MTC suşları primer antitüberküloz ilaçlara duyarlı bulunmuştur. NTM izole edilen olgulardan birine cerrahi tedavi, diğer olguya ise ilaç tedavisi uygulanmıştır.
      Tüberküloz lenfadenit olgularında MTC yanı sıra NTM'in mutlaka düşünülmesi gerektiği, kültür ve identifikasyonunun yapılmasının tedaviyi yönlendirmede katkısının önemli olduğu belirlenmiştir.
      Anahtar sözcükler: lenfadenit, Mycobacterium tuberculosis, nontuberculous mycobacteria

ANKEM Derg 2007;21(1):32-36.
2004-2006 YILLARINDA İZOLE EDİLEN ACINETOBACTER BAUMANNİİ SUŞLARINDA ANTİBİYOTİK DİRENCİ
Barış GÜLHAN, Tuncer ÖZEKİNCİ, Selahattin ATMACA, Hevam BİLEK
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, DİYARBAKIR
ÖZET
      Çalışmada 2004-2006 yıllarında infeksiyon etkeni olarak izole edilen Acinetobacter baumannii suşlarının antibiyotik dirençlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İzole edilen suşlarda MİK değerlerine göre 2004 ve 2006 yıllarında meropeneme % 7 ve % 25, amikasine % 59 ve % 59, seftazidime % 80 ve % 88, siprofloksasine % 54 ve % 82, sefepime % 83 ve % 87, gentamisine % 78 ve % 87, ko-trimoksazole % 73 ve % 78 oranında direnç tespit edilmiştir. Meropenem ve siprofloksasinde 2004’e göre 2006’da direnç artışı anlamlı bulunmuştur. İmipenem direnci ise sadece 2006 yılı için değerlendirilmiş ve oran % 24 olarak bulunmuştur. A.baumannii suşlarına en etkili antibiyotiklerin imipenem ve meropenem olduğu saptanmıştır.
      Anahtar sözcükler: Acinetobacter baumannii, antibiyotik direnci


ANKEM Derg 2007;21(1):37-41
RUTİN DIŞKI KÜLTÜRLERİNDE ÜRETİLEN CAMPYLOBACTER TÜRLERİ VE ANTİBİYOTİK DUYARLILIKLARI: 5 YILLIK SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Betigül ÖNGEN, Hasan NAZİK, Ilgın KAYA
İstanbul Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL
ÖZET
      Rutin dışkı kültürlerinden beş yılda izole edilen Campylobacter türü bakterilerin identifikasyonları ve antibiyotik duyarlılıkları araştırılmıştır. Ocak 2000-Aralık 2004 tarihleri arasında 6835 dışkı örneğinden toplam 82 (% 1.2) Campylobacter cinsi bakteri izole edilmiş, 22'sinin antibiyotik duyarlılığı belirlenmiştir. Suşların 69'u (% 84) Campylobacter jejuni, 5'i (% 6) Campylobacter cinsi, 4'ü (% 5) Campylobacter upsaliensis, 2'şeri (% 2) Campylobacter coli ve Campylobacter lari olarak identifiye edilmiştir. Campylobacter izolasyonunun Haziran ayında pik yaptığı gözlenmiştir. Tüm suşlar amoksisilin-klavulanik asit, sefepim, eritromisin, klaritromisin, azitromisin, amikasin, gentamisin ve netilmisine duyarlı bulunmuştur. Suşların ortalama % 59'unun test edilen kinolonlara dirençli olduğu saptanmıştır.
      Özellikle yaz aylarında Camylobacter türü bakteriler önemli gastroenterit etkeni olarak düşünülmeli ve rutin olarak araştırılmalıdır. Makrolidler ilk tercih edilen antibiyotikler olmakla birlikte, kinolonlardaki yüksek direnç Campylobacter gastroenteriti tedavisinde göz önünde bulundurulmalıdır.
      Anahtar sözcükler: antibiyotik direnci, Campylobacter

ANKEM Derg 2007;21(1):42-45.
KAN KÜLTÜRÜNDEN İZOLE EDİLEN BRUCELLA MELITENSIS SUŞLARINA TİGESİKLİNİN İN-VİTRO ETKİNLİĞİ
Yasemin ZER*, Mustafa NAMIDURU**, Rıza ÇAM**
* Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi, Merkez Laboratuvarı, GAZİANTEP ** Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, GAZİANTEP
ÖZET
      Bruselloz kronik seyirli zoonotik bir hastalıktır. Türkiye’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu yörelerinde oldukça yaygın rastlanan bu hastalıkta tedavideki yetersizlikler, nüksler ve kullanılan antibiyotiklere ait yan etkilerden dolayı yeni tedavi protokolleri araştırılmaktadır. Bu çalışmada tigesiklinin Brucella bakterilerine in-vitro etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır.
      Kan kültürü örneklerinden Ocak-Ekim 2006 arasında 10 ayda 39 Brucella spp. suşu izole edilmiştir. Soyutlanan suşların tümü Brucella melitensis olarak tanımlanmıştır. Bu izolatlara tigesiklinin etkinliği E test (AB Biodisk) stripleri kullanılarak test edilmiştir.
      Çalışmaya alınan suşların MİK değerleri <0.016-0.094 µg/ml olarak bulunmuş, bulunan MİK değerlerinin çok düşük olduğu görülmüştür. Birçok bakteriyel infeksiyonun tedavisinde etkili olarak kullanılan tigesiklinin brusellozda da kullanılabileceği, bunun klinik çalışmalarla da desteklenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
      Anahtar sözcükler: bruselloz tedavisi, E test, tigesiklin

ANKEM Derg 2007;21(1):50-58.
ÇEŞİTLİ KLİNİK ÖRNEKLERDEN İZOLE EDİLEN MRSA SUŞLARININ ANTİBİYOTİPLENDİRİLMESİ VE ERİTROMİSİN ZON İÇİ ÜREME GÖSTEREN MRSA SUŞLARI
Banu BAYRAKTAR, Barış Ata BORSA, Emin BULUT
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü, İSTANBUL
ÖZET
     Bu çalışmanın amacı, kateter ile ilişkili infeksiyon etkenlerinin ve bunların bazı antibiyotiklere direncinin belirlenmesidir. Aralık 2003-Haziran 2005 arasında hastanemiz klinik mikrobiyoloji laboratuvarına gönderilen 122 kateter örneğinden koyun kanlı agara yapılan ekimler değerlendirilmiştir. İdentifikasyon için konvansiyonel yöntemler kullanılmış, antibiyotik duyarlılık testleri disk diffüzyon yöntemi ile yapılmıştır. Kateter örneklerinin çoğu nefroloji (n:46) ve cerrahi (n:37) kliniklerinden gönderilmiştir. 122 kateter ucu kültürünün 68’inde (% 56) üreme saptanmış, toplam 76 bakteri ve 7 Candida türü üretilmiştir. Kateterlerden en sık Staphylococcus türleri (45, % 37) izole edilmiş, bunları sıklık sırasına göre Pseudomonas (12, % 10) ve Acinetobacter (10, % 8) türleri izlemiştir. Metisiline dirençli stafilokoklar, diğer antibiyotik gruplarına, metisiline duyarlı olanlara kıyasla, daha dirençli bulunmuştur. Nonfermentatif Gram negatif bakterilerde aminoglikozit ve kinolon grubu antibiyotiklere yüksek oranda direnç saptanmıştır. 12 Pseudomonas suşunun 5’i karbapenemlere dirençli bulunmuştur. Acinetobacter türlerinde karbapenem direnci Pseudomonas’lara oranla daha düşük olmasına rağmen, aminoglikozit ve kinolon direncinin daha yüksek olduğu görülmüştür.
      Anahtar sözcükler: antibiyotik direnci, kateter infeksiyonları

ANKEM Derg 2007;21(1):50-58.
ÇEŞİTLİ KLİNİK ÖRNEKLERDEN İZOLE EDİLEN MRSA SUŞLARININ ANTİBİYOTİPLENDİRİLMESİ VE ERİTROMİSİN ZON İÇİ ÜREME GÖSTEREN MRSA SUŞLARI
Nihal KARABİBER, Bedia MERT DİNÇ
Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Mikrobiyoloji Laboratuvarı, ANKARA
ÖZET
        Hastanemizde kaç tip MRSA bulunduğunu saptamak için, Nisan 2005 ile Haziran 2006 arasında, Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarında izole edilen 233 MRSA suşunun 17 farklı antibiyotiğe duyarlılık paternleri disk difüzyon yöntemi ile belirlenmiştir. Antibiyotiplendirme amacıyla kullanılan antibiyotikler oksasilin, sefoksitin, amoksisilin-klavulanat, eritromisin, gentamisin, amikasin, tobramisin, levofloksasin, rifampisin, tetrasiklin, linezolid, vankomisin, teikoplanin, netilmisin, fusidik asit, kloramfenikol ve trimetoprim-sulfametoksazol olmuştur.
      Değerlendirmeler bütün antibiyotikler için duyarlı, dirençli ve eritromisin için ayrıca heterorezistan (zon içi üreme gösteren) olarak yapılmış, buna göre eritromisine dirençli (ER) ve eritromisine heterorezistan (EHR) olmak üzere 2 farklı MRSA suşunun hastanemizde endemik olarak bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca, bu suşlardan ve birbirlerinden farklı olan 2 MRSA suşu daha saptanmıştır ve bu suşlar sadece izole edildiği hastalarda sınırlı kalmıştır. Eritromisin zon içi üreme gösteren MRSA suşlarından bazıları daha detaylı incelenmiş ve sonuçları ayrıca değerlendirilmiştir.
      Hastanelerin mikrobiyoloji laboratuvarlarında izole edilen MRSA suşlarının takip edilmesi, en azından antibiyotiplendirilmesinin yapılması, suşun endemik olup olmadığını belirlemede yol gösterici olurken hastaneye yeni bir suş girdiğinde de farkına varılmasını sağlayacak ve gerekli önlemlerin alınması için uyarıcı olacaktır.
      Anahtar sözcükler: antibiyotiplendirme, eritromisin zon içi üreme, MRSA

ANKEM Derg 2007;21(1):59-64
PURPURA FULMİNANS İLE SEYREDEN İKİ MENİNGOKOKSEMİ OLGUSU
M. Bülent ERTUĞRUL*, Serhan SAKARYA*, İbrahim KURT**, Pelin GENÇER*, Barçın ÖZTÜRK*, Mete EYİGÖR***, Kamil YAVAŞ****, Serkan ÖNCÜ*
*Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, AYDIN **Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı, AYDIN ***Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, AYDIN ****Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, Bulaşıcı Hastalıklar Şube Müdürlüğü, AYDIN
ÖZET
       Biri menenjit tablosu ile seyreden iki meningokoksemiye bağlı purpura fulminans olgusu ve olguların geldiği yörede yapılan saha taraması literatür bilgileri eşliğinde tartışılmıştır.
      Anahtar sözcükler: meningokoksemi, purpura fulminans

ANKEM Derg 2007;21(1):65-67
  Aerococcus viridans’ın Neden Olduğu Nadir Bir Üriner Sistem İnfeksiyonu Olgusu
Meryem ÇETİN*, Sabahattin OCAK**, Devrim ERTUNÇ***
* Mustafa Kemal University Medical Faculty, Department of Microbiology and Clinical Microbiology, HATAY-TURKEY ** Mustafa Kemal University Medical Faculty, Department of Infectious Diseases and Clinical Microbiology, HATAY-TURKEY *** Mersin University Medical Faculty, Department of Gynecology and Obstetrics, MERSİN-TURKEY
ÖZET
        Aerococcus viridans genellikle saprofit olduğu bilinen bir bakteridir. Bakteri insanlarda nadiren patojen olarak bildirilmiştir ve genellikle kültürlerde kontaminasyon olarak değerlendirilir. Literatürde bugüne kadar A.viridans’ın neden olduğu dört üriner sistem infeksiyonu olgusu bildirilmiştir. Bu çalışmada bir gebe kadında saptanan beşinci olgu sunulmuştur. Son 3 gündür sık idrar yapma, idrar yaparken yanma ve kırgınlık şikayetleri olan 30 yaşındaki 4 aylık gebe kadında normal gebelik bulguları ve batın palpasyonunda sağda hafif hassasiyet saptanmıştır. İdrar kültüründe saf kültür halinde >105cfu/ml A.viridans üremiştir. Hasta gebeliğinden dolayı ampisilinle tedavi edilmiş ve altı günde şikayetleri kaybolmuştur. Bilgilerimize göre bu olgu, bir gebe kadında görülen A.viridans’ın neden olduğu ilk üriner sistem infeksiyonu olgusudur. Bu olgu, insanlarda infeksiyona nadiren neden olmasına rağmen, A.viridans’ın üriner sistem infeksiyonlarında bir etken olarak düşünülebileceğini göstermektedir.
      Anahtar sözcükler: Aerococcus viridans, gebelik, üriner sistem infeksiyonu

ANKEM Derg 2007;21(1):68-70
İMİPENEM İLİŞKİLİ KONVÜLZİYON: OLGU SUNUMU
Cemal ÜSTÜN*, Mehmet Faruk GEYİK*, Alper AVCI**, Zafer PARLAK*, Celal AYAZ*
* Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, DİYARBAKIR ** Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı, DİYARBAKIR
ÖZET
       Beta-laktam grubu antibiyotiklerinin nadir görülen yan etkilerinden biri de konvülziyondur. Acil servise yüksek ateş, öksürük ve solunum sıkıntısıyla gelen dokuz yaşında erkek hasta ampiyem tanısıyla yatırılmış, ampiyem materyalinden yapılan kültürde GSBL positif Pseudomonas aeruginosa üremiştir. Tedavide imipenem/silastatin ile birlikte amikasin verilmiştir. Klinik ve laboratuvar olarak düzelen hastada tedavinin 18. gününde tonik-klonik kasılmalarla seyreden konvülziyon gelişmiş, konvülziyonlar imipenem/silastatin tedavisine bağlanmış ve antibiyoterapi kesilmiştir. Antiepileptik tedavi başlanan hastada yapılan incelemelerde konvülziyonu açıklayacak başka bir patoloji bulunamamıştır. Hasta yatışının 21. gününde şifa ile tabucu edilmiştir.
      Anahtar sözcükler: imipenem, konvülziyon

 

 

 

 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2010
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67
Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker