www.ankemdernegi.org.tr
 |
Ankem Dergisi - EKİM 2008
|
ANKEM Derg 2008;22(3):117-122
AMPİSİLİN VE SULBAKTAMIN FARKLI KOMBİNASYONLARININ
STREPTOCOCCUS PNEUMONIAE’YE KARŞI ZAMANA BAĞLI BAKTERİSİDAL ETKİNLİĞİ |
Belgin ALTUN*, Deniz GÜR**
*Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları Ünitesi, ANKARA
**Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi, Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı, ANKARA
|
|
|
Streptococcus pneumoniae’de penisilin direncinin penisilin bağlayan protein (PBP)’lerdeki değişikliklere bağlı olmasına karşın klinikte beta-laktamaz inhibitörlü beta-laktam kombinasyonları bu bakteriye bağlı infeksiyonlarda önerilen antibiyotikler arasındadır. Bu araştırmada tek başına ampisilin (Amp) ile ampisilin ve sulbaktamın (Sulb) farklı konsantrasyonlarını içeren kombinasyonların penisiline duyarlı, orta ve yüksek düzeyde dirençli S.pneumoniae suşlarına karşı zamana bağlı bakterisidal aktivitelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Kombinasyonların zamana bağlı etkinliği penisiline duyarlı (n=3), orta (n=3) ve dirençli (n=3) S.pneumoniae suşlarında “Zamana Bağlı Öldürme Eğrisi” yöntemi ile araştırılmıştır. Suşların penisilin ve Amp için Minimum ‹nhibitör Konsantrasyon (M‹K) değerleri E-test ile belirlenmiştir. Çalışmada Amp 60 µg/ml+Sulb 15 µg/ml, Amp 30 µg/ml+Sulb 15 µg/ml, Amp 10 µg/ml+Sulb 5 µg/ml, Amp 10 µg/ml+Sulb 10 µg/ml, Amp 2 µg/ml+Sulb 2 µg/ml, Amp 2 µg/ml+sulb 1 µg/ml kombinasyonları ile tek başına ampisilinin 30, 10 ve 2 µg/ml konsantrasyonları denenmiştir. Zamana bağlı bakterisidal etkinin belirlenmesinde 0, 4, 8 ve 24. saatlerde antibiyotik içeren ve kontrol tüplerinden alınan örnekler sulandırılıp, % 5 koyun kanlı agarda koloni sayımı yapılmıştır. Bakteri sayısında 2 log’luk (102) azalma “sinerji“ olarak tanımlanmıştır. Penisiline duyarlı, orta dirençli ve dirençli S.pneumoniae suşlarının hiç birinde 8 ve 24. saatlerde üreme saptanmamış, 4. saatte üreme saptanan suşlarda ise tek başına Amp ve Amp+Sulb kombinasyonları arasında sinerjik etki yönünden fark gözlenmemiştir. Bu sonuçlara göre, sulbaktamın S.pneumoniae’de ampisilinin etkinliğini artıran bir etkisi olmadığı anlaşılmıştır.
Anahtar sözcükler: Streptococcus pneumoniae, zamana bağlı bakterisidal etki |
|
ANKEM Derg 2008;22(3):123-126
ÇEŞİTLİ KLİNİK ÖRNEKLERDEN İZOLE EDİLEN
PSEUDOMONAS AERUGINOSA SUŞLARINDA ANTİBİYOTİK DİRENCİ |
Fatma KALEM, N. Seval GÜNDEM, Bahadır FEYZİOĞLU, Uğur ARSLAN, İnci TUNCER
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, KONYA
|
|
|
Çeşitli klinik örneklerden izole edilen 150 Pseudomonas aeruginosa suşunun sefoperazon-sulbaktam, imipenem, meropenem, siprofloksasin, amikasin ve piperasilin-tazobaktama direnci Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi ile araştırılmıştır. Dirençli suşların oranı sefoperazon-sulbaktama % 63.3, imipeneme % 57.3, meropeneme % 50.6, siprofloksasine % 46.6, amikasine % 33.3, piperasilin-tazobaktama % 31.3 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak; hastanemizde P.aeruginosa’nın antibiyotiklere direnç oranı yüksektir. Dolayısıyla ampirik tedavi planlanırken direnç oranları göz önünde bulundurulmalıdır.
Anahtar sözcükler: antibiyotik direnci, Pseudomonas aeruginosa |
ANKEM Derg 2008;22(3):127-131
A GRUBU BETA-HEMOLİTİK STREPTOKOKLARDA ANTİBİYOTİK DUYARLILIĞI VE MAKROLİD DİRENÇ FENOTİPİ |
Banu BAYRAKTAR, Fesem BAŞARI, Emin BULUT
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı, İSTANBUL |
|
|
A grubu beta-hemolitik streptokoklar (AGBHS) karakteristik olarak, ciddi nonsüpüratif komplikasyonlar olan akut romatizmal ateş ve akut glomerulonefritin görülebildiği, akut boğaz ve deri infeksiyonlarının başlıca etkenidirler. AGBHS halen penisiline duyarlı olup, makrolidlere karşı dirençte artış görülmektedir.
Bu çalışmaya Mart 2004-Ocak 2007 arasında çeşitli klinik örneklerden izole edilmiş olan 72 AGBHS suşu dahil edilmiştir. Disk difüzyon metodu ile penisilin G, ampisilin, eritromisin, klindamisin, kloramfenikol, tetrasiklin, levofloksasin, vankomisin, linezolid ve telitromisin duyarlılık testi yapılmıştır. Ayrıca E test ile penisilin G ve eritromisin M‹K değerleri saptanmıştır. D-zon (disk difüzyon) test ile eritromisin dirençli suşlarda makrolid direnç fenotipleri araştırılmıştır.
Penisilin G, ampisilin, kloramfenikol, vankomisin, linezolid ve telitromisine tüm AGBHS suşları duyarlı bulunmuştur. Penisilin G ve eritromisinin M‹K50 değerleri sırası ile 0.006 µg/ml ve 0.047 µg/ml; M‹K90 değerleri 0.012 µg/ml ve 0.125 µg/ml bulunmuştur. Diğer antibiyotiklere direnç oranları: tetrasikline % 31 (n=22), eritromisine % 10 (n=7), klindamisine % 3 (n=2), levofloksasine % 1 (n=1) olarak saptanmıştır. Yedi eritromisin dirençli suşun ikisinde konstitütif MLSB ve beşinde indüklenebilir MLSB fenotipi saptanmıştır. M fenotipi dirence rastlanmamıştır.
Sonuç olarak, hastanemizde AGBHS izole edildiğinde tedavi başarısızlıklarını sınırlandırmak açısından makrolid duyarlılık testlerinin ve D-zon testin yapılmasının faydalı olacağı kanaatine varılmıştır. Diğer antibiyotiklere direnç oranlarının da takip edilmesi AGBHS infeksiyonlarının tedavisiyle ilgili uygun önerilerin oluşturulmasını sağlayacaktır.
Anahtar sözcükler: A grubu beta-hemolitik streptokoklar, AGBHS, antibiyotik direnci, MLSB |
ANKEM Derg 2008;22(3):132-144
KLİNİK ÖRNEKLERDEN ANAEROP BAKTERİLERİN SOYUTLANMASI VE ANTİBİYOTİK DUYARLILIKLARININ BELİRLENMESİ*
|
Abdurrahman KİREMİTÇİ, Arzu ARGUN TÜRKKAN, Yurdanur AKGÜN, Gül DURMAZ, Nilgün KAŞİFOĞLU
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ESKİŞEHİR
|
|
|
Ocak 2007-Mart 2008 tarihleri arasında soyutlanan anaerop bakteriler ve antibiyotik duyarlılıkları incelenmiştir. ‹zolatların tanımlanması geleneksel yöntemlerle yapılmış, toplam 243 klinik örnekten 54 anaerop izolat soyutlanmıştır. Klinik örneklerin çoğunu kan (% 39.5) ve apse örnekleri (% 28.8) oluşturmuş, örneklerin 33’ünde (% 13.6) anaerop üreme saptanmış, bunların 14’ünde (% 5.8) sadece anaerop, 19’unda (% 7.8) ise aerop ve anaeroplar birlikte üretilmiştir. Örneklerin 74’ünde (% 30.5) sadece aerop üreme gözlenmiştir. Anaerop kan kültürü yapılan 96 örneğin 5’inde (% 5) anaerop üreme saptanmıştır. Anaeroplardan en çok Bacteroides spp. (% 28), Porphyromonas spp. (% 19) ve Peptostreptococcus spp. (% 11) izole edilmiştir. Bacteroides spp. izolatların % 80’inde nitrosefin testiyle beta-laktamaz üretimi saptanmıştır. Tikarsilin-klavulanat, sefoksitin, imipenem, klindamisin, metronidazol, linezolid ve tigesiklinin minimal inhibitör konsantrasyonları E-test ile belirlenmiş, tikarsilin-klavulanat ve linezolid tüm anaerop izolatlara karşı etkin bulunmuştur. Klindamisin daha düşük etkinliğe sahip olup izolatların % 35’inde direnç saptanmıştır. Klindamisine direnç en fazla Bacteroides spp. izolatlar arasında saptanmıştır (% 53). Sefoksitine direnç düşük oranda bulunmuştur (% 7). ‹mipenem ve tigesiklin tüm aneroplara karşı etkin olup sadece bir B.fragilis izolatı imipeneme ve bir B.fragilis dışı Bacteroides izolatı ise tigesikline dirençli bulunmuştur. Metronidazol direnci tüm anaeropların % 18’inde ve birer B.fragilis ve Peptostreptococcus spp. izolatında saptanmıştır.
Anahtar sözcükler: anaerop bakteri, anaerop kan kültürü, antibiyotik direnci, Bacteroides fragilis |
ANKEM Derg 2008;22(3):145-147
NEISSERIA GONORRHOEAE’DE KİNOLON DİRENCİ:
İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ 2002-2006* |
Ahmet BALIKÇI, Derya AYDIN
İstanbul Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL
|
|
|
Üretritli erkek hastalardan 2002-2006 yıllarında izole edilen kinolon dirençli Neisseria gonorrhoeae (KDNg) suşları bildirilmiştir. Bu süre için ortalama KDNg oranı % 33 (18/54 izolat), penisilin ve tetrasikline dirençli suş oranları sırasıyla % 62 ve % 61 olarak saptanmıştır. Seftriakson, sefoksitin ve sefuroksime dirençli suş saptanmamıştır. Yüksek direnç oranları nedeniyle, kinolonlar, penisilin ve tetrasiklin gonokok infeksiyonlarının ampirik tedavisinde kullanılmamalıdır.
Anahtar sözcükler: kinolon direnci, Neisseria gonorrhoeae
|
ANKEM Derg 2008;22(3):148-152
HASTANE İNFEKSİYONU ETKENİ OLARAK ÇEŞİTLİ KLİNİK ÖRNEKLERDEN İZOLE EDİLEN ACINETOBACTER BAUMANNII
İZOLATLARININ ANTİBİYOTİK DUYARLILIKLARI* |
Süreyya GÜL YURTSEVER*, N.Nazif ALTINER**, Sibel EL***, Fatma Leyla ÇETİN****, Emine PİŞMİŞOĞLU****, Sevim UZUN****
*İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı, İZMİR
**İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 3. Dahiliye Kliniği, İZMİR
***İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İnfeksiyon Hastalıkları Kliniği, İZMİR
****İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İnfeksiyon Kontrol Komitesi Hemşiresi, İZMİR |
|
|
Acinetobacter baumannii giderek artan antibiyotik direnç oranlarıyla büyük bir sorun oluşturmaktadır. Bu çalışmada hastanemizde 2007 yılında takip edilen hastalardan hastane infeksiyonu etkeni olarak izole edilen 120 A.baumannii suşunun antibiyotik duyarlılıklarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Suşların 54’ü yara yerinden, 21’i idrardan, 26’sı hemokültürden, 19’u trakeal aspirattan izole edilmiştir. Suşların sıklıkla yoğun bakımlardan gönderilmiş olan örneklerden izole edildiği görülmüştür. Suşlara en etkili antibiyotik % 87 etkinlik oranı ile sefoperazon/sulbaktam olmuş bunu % 76 ile netilmisin, % 65 ile imipenem izlemiştir. Sonuç olarak hastane kaynaklı A.baumannii tedavisi güç infeksiyonlara neden olan bir patojendir ve tedavi antibiyotik duyarlılık sonuçlarına göre planlanmalıdır. Ampirik tedavi yaklaşımı duyarlılık oranları göz önünde bulundurularak yapılan protokollere uygun şekilde yapılırsa direnç gelişim hızı azalacaktır.
Anahtar sözcükler: Acinetobacter baumannii, antibiyotik duyarlılığı, hastane infeksiyonu |
ANKEM Derg 2008;22(3):153-155
VANKOMİSİNE DİRENÇLİ ENTEROKOK SUŞLARINDA TİGESİKLİNİN
İN-VİTRO ETKİNLİĞİ |
İlkay KARAOĞLAN*, Yasemin ZER**, Mustafa NAMIDURU
* Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, GAZİANTEP
** Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi, Merkez Laboratuvarı, GAZİANTEP
|
|
|
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi ?ahinbey Hastanesinde takip edilen hastaların kan, idrar, rektal sürüntü, sonda ucu gibi çeşitli örneklerinden Ekim 2006-Mart 2008 tarihleri arasında 60 vankomisine dirençli enterokok suşu izole edilmiş, bu suşlarda E- test yötemi ile tigesiklinin in-vitro etkinliği araştırılmıştır. 57 vankomisine dirençli Enterococcus faecium, 3 vankomisine dirençli Enterococcus gallinarum suşunun tamamının tigesikline düşük (M‹K ? 1 µg/ml) konsantrasyonlarda duyarlı olduğu bulunmuştur.
Anahtar sözcükler: tigesiklin, vankomisine dirençli enterokok |
ANKEM Derg 2008;22(3):156-159
ANTİ-CD20 ANTİKOR-RİTUKSİMAB VE İNFEKSİYON İLİŞKİSİ:
BİR OLGU NEDENİYLE*
|
Behice KURTARAN*, Semra PAYDAŞ**, Aslıhan CANDEVİR*, Sinan YAVUZ**, Ayşe Seza İNAL*
* Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Klinik Bakteriyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, ADANA
** Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Medikal Onkoloji Bilim Dalı, ADANA
|
|
|
Son yıllarda literatürde anti-CD20 antikoru (rituksimab) tedavisi sonrası gelişen ciddi viral, mikobakteriyel ve fungal infeksiyonlar bildirilmektedir. ?imdiye kadar rituksimab ilişkili panoftalmit bildirilmemiş olup, CHOP-R tedavisi alan lenfomalı bir olguda ölümle sonlanan panoftalmit tablosu nedeni ile konuya dikkat çekilmesi ve rituksimab tedavileri ile infeksiyon ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Anahtar sözcükler: anti-CD20, infeksiyon, lenfoma, rituksimab |
ANKEM Derg 2008;22(3):160-170
ROTAVİRUS İNFEKSİYONLARI VE AŞILARI*
|
Zafer KURUGÖL*, Nuran SALMAN**
*Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İZMİR
**İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, İSTANBUL
|
|
|
Rotaviruslar, tüm dünyada 5 yaş altı çocuklarda görülen ishallerin, özellikle ağır gastroenteritin en önde gelen etkenidir. Rotaviruslar, her yıl 2 milyondan fazla hastane yatışına ve yaklaşık 600 bin ölüme sebep olmaktadır. Morbidite ve mortaliteye yol açmasının yanında, önemli bir ekonomik yüke de neden olmaktadır. Rotavirus ishalinin önlenmesinde tek yöntem rotavirus aşılamasıdır. ‹lk reassortant rotavirus aşısı, tetravalan maymun-insan reassortant rotavirus aşısı (RRTV, Rota-shield) ABD’de 1998’de ruhsat almıştır. Ancak, aşı ile invajinasyon arasında ilişki olduğu gerekçesiyle kısa bir süre içinde kullanımdan kaldırılmıştır. Sonraki yıllarda, iki yeni rotavirus aşısının [monovalan human rotavirus aşısı (HRV, Rotarix) ve pentavalan human-bovine reassortant rotavirus aşısı (PRV, RotaTeq)] etkinliği ve güvenirliliği yaklaşık 130,000 bebekte yapılan geniş çalışmalarla değerlendirilmiştir. Bu çalışmaların sonuçları, her iki yeni rotavirus aşısının, ishale, özellikle ciddi ishale karşı etkin ve güvenli bir korunma sağladığını göstermiştir. Rotavirus aşılarının, rotavirus olgularını (% 74), ağır olguları (% 98) ve hastane yatışlarını (% 96) azaltması beklenmektedir. Rotavirus aşıları ile invaginasyon riskinin artmadığı, gerek ruhsat öncesi çalışmalar, gerekse ruhsat aldıktan sonra yapılan surveyans çalışmaları ile gösterilmiştir. Günümüzde, bu iki yeni rotavirus aşısı ülkemizin de dahil olduğu 90’dan fazla ülkede lisans alarak kullanıma girmiştir. ABD yanında Venezüella, Brezilya, Panama, Meksika ve Avusturya gibi ülkelerde rutin aşı takvimine dahil edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü, rotavirus aşısının yapıldığı ülkelerde etkin ve güvenilir olduğunu rapor etmektedir. Aşı oral yolla 2 ve 4. ayda olmak üzere 2 dozda (HRV için) veya 2, 4 ve 6. ayda olmak üzere 3 dozda (PRV için) uygulanır. ‹lk doz bebek 6-12 haftalık iken uygulanmalı ve aşılamaya 12-14 haftadan sonra başlanılmamalıdır ve aşılama 24. haftadan (HRV için) veya 32. haftadan önce (HRV için) tamamlanmalıdır.
Anahtar sözcükler: çocuk, reassortant virus, rotavirus, rotavirus aşıları
|
ANKEM Derg 2008;22(3):171-173
ANKEM web sayfasında (2007) “Bir Yazar“ makalesi KONGRECİLİKTE DETAYLAR VE EKİP ÇALIŞMASI
|
|
|
|
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
|