www.ankemdernegi.org.tr
 |
Ankem Dergisi - EKİM / KASIM 2009
|
ANKEM Derg 2009;23(3):101-105
YATAN HASTALARDAN İZOLE EDİLEN PSEUDOMONAS AERUGINOSA SUŞLARININ ANTİBİYOTİK DUYARLILIKLARI
|
Mete EYİGÖR, Murat TELLİ, Yasin TİRYAKİ, Yavuz OKULU, Neriman AYDIN
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, AYDIN
|
|
|
Yatan hastalardan 01.08.2007 ile 31.07.2008 tarihleri arasında gönderilen çeşitli klinik örneklerinden izole edilen toplam 94 Pseudomonas aeruginosa suşunun antibiyotiklere duyarlılıkları retrospektif olarak araştırılmıştır. Suşların identifikasyonu ve antibiyotik duyarlılıkları Phoenix (Becton Dickinson) sistemi kullanılarak üretici firma önerilerine göre belirlenmiştir. P.aeruginosa suşlarında en düşük direnç amikasine (% 1), en yüksek direnç siprofloksasine (% 16) karşı belirlenmiştir. Test edilen diğer antibiyotiklerden imipeneme % 3, gentamisine % 4, piperasiline % 5, seftazidime % 11, sefepime % 13, aztreonama % 14 oranında direnç belirlenmiştir. Hastanemizde P.aeruginosa infeksiyonlarında ampirik tedavi düzenlenirken bu direnç oranlarının göz önünde bulundurulması ve tedavinin antibiyotik duyarlılık sonucuna göre düzenlenmesi uygun olacaktır.
Anahtar sözcükler: antibiyotik direnci, Pseudomonas aeruginosa
|
|
ANKEM Derg 2009;23(3):106-109
KLİNİK ÖRNEKLERDEN İZOLE EDİLEN PROTEUS SUŞLARININ ANTİMİKROBİYAL AJANLARA DUYARLILIKLARI*
|
İhsan Hakkı ÇİFTCİ, Gülşah AŞIK, Kübra ÇALIŞKAN, Zafer ÇETİNKAYA, Orhan Cem AKTEPE
Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, AFYONKARAHİSAR
|
|
|
Bölgemizde Proteus suşlarındaki direnç oranlarını gösteren bir çalışma yoktur. Bu çalışmanın amacı bölgemizdeki Proteus türlerinin klinik örneklere göre dağılımları ve antimikrobiyal ajanlara direnç durumlarının retrospektif veriler ışığında araştırılmasıdır. Suşların izolasyonunda klasik kültür yöntemleri uygulanmış, identifikasyon ve antimikrobiyal ajanlara direncin ortaya konulmasında ise konvansiyonel ve otomatize sistemler kullanılmıştır. Klinik örneklerden izole edilen 106 Proteus suşunun 69’u idrar, 31’i yara materyali, 3’ü kan örneğinden izole edilmiştir. Suşların antimikrobiyal ajanlara duyarlılıkları meropenem için % 100, imipenem için % 97, amikasin için % 96, sefepim için % 90 iken kinolonlar, seftriakson ve sefotaksim için bu oran % 89, amoksisilin-klavulanat ve gentamisin için % 81 olarak bulunmuştur. Çalışmamızda bölgemizde infeksiyon etkeni olarak tanımlanan Proteus suşlarının antimikrobiyal ajanlara duyarlılıkları ile ilgili ilk veriler sunulmaktadır. Bu veriler daha sonra yapılacak çalışmalara karşılaştırma olanağı sağlayacaktır.
Anahtar sözcükler: antimikrobiyal duyarlılık, Proteus
|
ANKEM Derg 2009;23(3):110-114
Gentamisinin Staphylococcus aureus’a karşı Etkisinin Belirlenmesinde Mikrobuyyon Kinetik Sistemin Kullanılması |
Esma Gündüz KAYA, Hatice ÖZBİLGE, Songül ALBAYRAK
Erciyes Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, KAYSERİ
|
|
|
Bu çalışmada, antimikrobiyal aktivitenin belirlenmesi amacıyla bakteriyel üremenin optik dansitesindeki değişmeleri sürekli izleme temeline dayanan mikrobuyyon kinetik sistem kullanılmıştır. Bu sistemi kullanarak Staphylococcus aureus’un bir model antibiyotiğin (gentamisin) artan konsantrasyonları varlığında türbidimetrik üreme eğrilerinin oluşturulması ve minimum inhibitör konsantrasyonunun (MİK) belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca sonuçlar konvansiyonel sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile de karşılaştırılmıştır. Bu kinetik yöntemde Mueller Hinton sıvı besiyerinde üretilen S.aureus (ATCC 25923) süspansiyonu ve gentamisin (0.0625-64 µg/ml) mikroplaklara dağıtılmıştır. Her bir kuyucuğun optik dansitesi 600 nm’de, “multi-detection” mikroplak okuyucu yardımıyla 37°C’de 24 saat süreyle ve 15 dakika aralıklarla otomatik olarak ölçülmüş ve kaydedilmiştir. S.aureus’un türbidimetrik üreme eğrileri ve gentamisin MİK değeri mikrobuyyon kinetik sistemi ile belirlenmiştir. Buna göre gentamisin MİK50 ve MİK90 değerleri inkübasyon periyodunun ilk yarısında sırasıyla 0.235 ve 0.488 µg/ml olarak hesaplanmıştır. Konvansiyonel sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile gentamisin MİK değeri 0.5 µg/ml olarak belirlenmiştir. Mikrobuyyon kinetik sistem ile sıvı mikrodilüsyon yönteminin sonuçları benzer bulunmuş ve kinetik sistem ile in vitro antimikrobiyal duyarlılık daha erken bir aşamada belirlenmiştir. Sonuç olarak, mikrobuyyon kinetik sistemin antibakteriyel aktivitenin değerlendirilmesinde hızlı ve objektif sonuç veren bir yöntem olduğu anlaşılmıştır.
Anahtar sözcükler: minimum inhibitör konsantrasyon, optik dansite, Staphylococcus aureus, üreme eğrisi
|
ANKEM Derg 2009;23(3):115-121
Biyomaddelerin Candida albicans ALS1 ve HWP1 ve Stapylococcus epidemidis ICA1 Gen İfadesi Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması
|
Sezen BOLAT*, Ayşe KALKANCI*, Murat DİZBAY**, Kayhan ÇAĞLAR*, Işıl FİDAN*, Semra KUŞTİMUR*,
Özlem TUNÇCAN**
*Gazi University, Faculty of Medicine, Department of Microbiology, ANKARA
**Gazi University, Faculty of Medicine, Department of Infectious Disease, ANKARA
|
|
|
Bu çalışma lateks-silikon kaplı, polivinil klorid, polivinilprolidon kaplı poliüretan ve poliüretan kateterlerin in-vitro biyofilm modelinde adezyon genlerinin ifadelenmesine etkilerini karşılaştırmak için düzenlenmiştir. Candida albicans’ın “aglutinin-like sequence” (ALS1), “hypha-spesific surface protein” (HWP1) genleri ve Staphylococcus epidermidis’in “intracellular adhesion” (ICA1) geni hedeşenmiştir. Dört farklı biyolojik madde ile dört farklı biyofilm modeli oluşturulmuştur. biyofilm katmanı kateter yüzeyinden sıyrılmış ve bu kitleden genomik mRNA izole edilerek gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) cihazında ölçülmüştür. Silikon kaplı idrar sondası yüzeyinde oluşan biyofilmde ALS1 ve HWP1 genlerinin kopya sayıları ortalaması, sırasıyla 2.50x105 ve 1.30x104 olarak, ICA geni kopya sayısı ortalama 1.80x105 kopya/ml olarak bulunmuştur. Yapısı polivinil klorid olan trakeal tüp yüzeyinde oluşan biyofilmde ALS1 ve HWP1 genlerinin kopya sayıları ortalaması, sırasıyla 7.56x106 ve 6.88x105 kopya/ml olarak, ICA gen kopya sayısı ortalaması ise 4.20x105 kopya/ml bulunmuştur. Polivinilprolidin kaplı poliüretan malzemeden yapılan nazogastrik tüp ve poliüretan malzemeden yapılan aspirasyon sondası yüzeyinde biyofilm oluşmadığı ve bu malzeme ile karşılaştırılan C.albicans örneğinde ALS1 ve HWP1 ile S.epidermidis örneğinde ICA gen ifedelerinin bulunmadığı gösterilmiştir. Polivinilprolidin kaplı poliüretan yüzeyde ALS 2.70x102, HWP1 2.27x101 ve ICA1 2.30x101 düzeyinde iken, poliüretan yüzeyinde ALS1, HWP1 ve ICA genleri sırası ile 1.50x101, 1.20x101 ve 3.10x101 bulunmuştur. Adezyon genleri polivinil klorid sonda yüzeyinde silikon olandan daha yüksek oranda gösterilmiştir. En düşük gen ifadelenmesi polivinilprolidon kaplı poliüretan kateter ve tek başına poliüretan yapılı kateterlerde gösterilmiştir. Kullanılan malzemelere bağlı olarak adezyon genlerinin arasında fark bulunması, klinik kullanımda bazı malzemelerin tercih edilmesini ve bazılarından sakınılmasını sağlayabilir.
Anahtar sözcükler: ALS, biyofilm, Candida albicans, gerçek zamanlı PCR, HWP, ICA, Staphylococcus epidermidis
|
ANKEM Derg 2009;23(3):122-126
HASTANE İNFEKSİYONU ETKENİ PSEUDOMONAS SUŞLARININ ANTİBİYOTİKLERE DUYARLILIKLARI*
|
Mehmet ÖZDEMİR*, İbrahim ERAYMAN**, Hatice TÜRK DAĞI*, Mahmut BAYKAN*, Bülent BAYSAL*
*Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, KONYA
**Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, KONYA
|
|
|
Bu çalışmada 2008 yılında prospektif ve aktif sürveyans yöntemi ile izlenen ve hastane infeksiyonu tanısı alan hastaların klinik örneklerinden izole edilen 159 Pseudomonas suşunun antibiyotiklere duyarlılıkları belirlenmiştir. Kolistine % 100, piperasilin/tazobaktama % 77, amikasine % 76, sefoperazon/sulbaktama % 68, seftazidime % 64, netilmisine % 62, sefepime % 57, siprofloksasine % 56, aztreonama % 52, levoşoksasine % 50, gentamisine % 48, imipeneme % 46 ve sefotaksime % 17 oranında duyarlılık saptanmıştır. Buna göre kolistin, piperasilin/tazobaktam, amikasin, sefoperazon/sulbaktam ve seftazidim diğer antibiyotiklere göre daha etkili bulunmuştur.Antibiyotik direncinin hastaneden hastaneye hatta servisten servise değişiklik gösterebilmesi nedeniyle, özellikle ampirik tedavi gereken durumlarda bu tür dirençli bakterilerin duyarlılık oranlarının bilinmesi gereklidir.
Anahtar sözcükler: antibiyotik duyarlılığı, hastane infeksiyonu, Pseudomonas aeruginosa
|
ANKEM Derg 2009;23(3):127-132
HASTANE İNFEKSİYONU ETKENİ ACINETOBACTER SUŞLARININ ÇEŞİTLİ ANTİBİYOTİKLERE DUYARLILIKLARININ ARAŞTIRILMASI*
|
Mehmet ÖZDEMİR*, İbrahim ERAYMAN**, N.Seval GÜNDEM*, Mahmut BAYKAN*, Bülent BAYSAL*
*Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, KONYA
**Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, KONYA
|
|
|
Acinetobacter suşları, Gram negatif bakteriler içerisinde çoklu antibiyotik dirençli olmaları ve hastane infeksiyonlarından sıklıkla izole edilmeleri nedeniyle önem kazanmaktadır. Bu çalışmada hastanemizde 2008 yılında prospektif ve aktif sürveyans yöntemi ile izlenen ve Centers for Disease Control and Prevention (CDC) kriterlerine göre hastane infeksiyonu tanısı alan hastaların çeşitli klinik örneklerinden izole edilen Acinetobacter suşlarının antibiyotiklere duyarlılıkları incelenmiştir. 2008 yılında farklı kliniklerden hastane infeksiyonu düşünülen hastalardan alınan örnekler Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Merkez Mikrobiyoloji Laboratuvarı’nda incelenmiştir. Tüm örnekler kanlı agar ve EMB agara ekim yapılarak 37°C’de 18-24 saat inkübe edilmiştir. Kültürde üreyen mikroorganizmalara konvansiyonel yöntemlerle ve otomatize sistemle (Phoenix Becton Dickinson, ABD) tanı konmuştur. İzole edilen suşların in-vitro antibiyotik duyarlılıkları Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi ve otomatize sistem ile belirlenmiştir. Kolistine % 100, tigesikline % 99, netilmisine % 75, sefoperazon/sulbaktama % 40, imipeneme % 30, amikasine % 24, gentamisine % 18, siprofloksasine % 14, seftazidime % 11, piperasilin/tazobaktama % 10, sefepime % 7 ve sefotaksime % 4 oranında duyarlılık saptanmıştır. Sonuç olarak kolistin, tigesiklin, netilmisin ve sefoperazon/sulbaktam diğer antibiyotiklere göre daha duyarlı bulunmuş, bu antibiyotiklerin hastane infeksiyonlarının tedavisinde daha etkin olacağı ve ampirik tedavide tercih edilmesi gerektiği düşünülmüştür.
Anahtar sözcükler: Acinetobacter, antibiyotik duyarlılığı, hastane infeksiyonu
|
ANKEM Derg 2009;23(3):133-136
İMMUNSÜPRESE BİR ÇOCUKTA SHIGELLA SONNEI BAKTERİYEMİSİ: BİR OLGU SUNUMU*
|
Hasan NAZİK*, Betigül ÖNGEN*, H. Haldun EMİROĞLU**, Deniz TURAN*, Mehmet İLKTAÇ*, Nezahat GÜRLER*, İnci AYAN**
* İstanbul Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL
** İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, Pediatrik Onkoloji Bilim Dalı, İSTANBUL
|
|
|
Shigella infeksiyonları genellikle gastrointestinal sistemle sınırlı infeksiyonlardır, ancak küçük yaş, malnutrisyon, ya da immunsüpresyona bağlı olarak bakteriyemi gelişebilmektedir. Shigella bakteriyemisi seyrek olarak görülmekle birlikte özellikle immunsüprese hastalarda yüksek mortaliteyle seyredebilmektedir. Bu çalışmada glioma tümörü olan, kemoterapi ve radyoterapi alan üç yaşında bir erkek çocukta saptanan Shigella sonnei bakteriyemisi olgusu sunulmuştur.
Anahtar sözcükler: bakteriyemi, immünsüpresyon, Shigella sonne
|
ANKEM Derg 2009;23(3):137-145
AĞIZ MİKROFLORASININ GENEL SAĞLIĞA ETKİSİ*
|
Güven KÜLEKÇİ*, Aslan GÖKBUGET**
*İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Mikrobiyoloji Bilim Dalı, İSTANBUL
**İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Periodontoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL
|
|
|
Ağız mikroflorası son derece karmaşık ve eşsizdir. Yeni sekanslama teknolojisine göre >19,000 Şlotip barındırmaktadır. Bunların çoğu kommensal türlerdir ve karmaşık biyofilmler oluştururlar. Son derece dinamiktirler ve çok çeşitli çevrelere adapte olabilirler. Çevresel değişikliklere yanıt olarak eksprese ettikleri gen profilini değiştirerek patojen hale gelebilirler. Ağızın hem infeksiyon hem inflamasyona ve dolayısıyla genel sağlık ve iyilik haline katkısı çok önemlidir. Periodontitis bir bakteri infeksiyonu olarak başlayan, lokal, kronik inflamatuvar hastalıktır. Periodontitisin sistemik inflamatuvar yanıtı artırdığı ve ateroskleroz ve kardiovasküler hastalıkların olası bir risk faktörü olduğu konusunda son on yıldır kanıtlar artmıştır. Ağız sağlığı ve genel sağlık ilişkisi konusunda hem kişisel hem toplumsal düzeyde farkındalık artırılması yaşamsaldır.
Anahtar sözcükler: ağız mikroflorası, inşamasyon, kardiovasküler hastalık, periodontitis
|
ANKEM Derg 2009;23(3):146-148
RİNOSİNÜZİTLER*
|
Mehmet KÜLEKÇİ
Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi, KBB Baş-Boyun Cerrahisi Kliniği, Sıraselviler, İSTANBUL
|
|
|
Rinosinüzitler toplumda önemli bir sağlık problemi yarattığı için hızla çözümlenmesi, doğru yol izlenerek iyileştirilmesi, ekonomi ve çalışma hayatı açısından önemlidir. Hastalığın doğru ve eksiksiz tanımlanması tedavideki en temel başlangıç olacaktır. Sadece sinüs mukozasının değil beraberinde burun mukozasının da hastalıktan etkilenmesi nedeniyle sinüzit tanımı artık yerini rinosinüzite bırakmıştır. Özellikle pediatrik grupta bu daha da belirgindir. Bulgu ve belirtiler hastalığın evresini ve tedavi çeşidini belirleyecektir.
Daha etkin tedaviler hastalığın evresi ve nihayetinde hastanın hekime erken zamanda başvurusu ile olasıdır. Tanıda izlenecek yolda; iyi bir anamnez ve fizik muayenenin yanında geleneksel filmler, yerini endoskopik muayene ve bilgisayarlı tomografiye bırakmıştır. Bu şekilde hastalığın düzeyi ve detayı (sınıflandırılması) ile ilgili kapsamlı bir bilgiye ulaşmak mümkün olacaktır.Çeşitli tedavi yaklaşımları arasında en etkin olanının seçiminin deneyimli bir hekim tarafından uygulanması, sanılanın aksine hastalığın tam olarak iyileşmesine olanak sağlayacaktır.
Anahtar sözcükler: rinosinüzit, tanı, tedavi
|
ANKEM Derg 2009;23(3):149-153
VETERİNER PRATİĞİNDE GENİŞ ANTİFUNGAL SPEKTRUMLU YENİ TRİAZOL: VORİKONAZOL*
|
Asiye Nur Meltem KABLAN, Mehmet Erman OR, Abdülkadir UYSAL
İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Avcılar, İSTANBUL
|
|
|
Azoller artan öneme sahip invaziv fungal infeksiyonların tedavisinde özellikle immunolojik açıdan sorunlu olan hastalarda anahtar rol üstlenirler. Vorikonazol Aspergillus, Candida, Cryptococcus neoformans ve daha az görülen bazı küfler gibi klinik olarak önemli olan fungal patojenlere karşı geniş spektrumlu güçlü aktivitesiyle ikinci jenerasyon yeni triazol antifungal ajandır. Son zamanlarda yapılan pek çok çalışma vorikonazolün klinik etkinliğinin oldukça büyük olduğunu göstermiştir. Derlememizde vorikonazolün veteriner pratiğinde kullanımı hakkında bilgi verilmektedir.
Anahtar sözcükler: mantar infeksiyonları, oral tedavi, veteriner hekimlikte vorikonazol, vorikonazol
|
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
|