ANKEM DERGİSİ

 

www.ankemdernegi.org.tr

Ankem Dergisi - EYLÜL 2009

 

ANKEM Derg 2009;23(2):51-53
E-test Yöntemiyle Metisiline Dirençli Staphyloccoccus aureus suşlarının Linezolide in-vitro Duyarlılığı

İlhan AFŞAR, Nükhet KURULTAY, Aslı Gamze ŞENER, Süreyya Gül YURTSEVER
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı, İZMİR

ÖZET

Metisiline dirençli Gram pozitif infeksiyonların insidasındaki artış devam etmekte ve linezolid hastalara yeni tedavi seçeneği sağlamaktadır. Çalışmanın amacı; klinik örneklerden soyutlanan metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) suşlarının linezolide in-vitro duyarlılığını araştırmaktır. Toplam 88 MRSA suşunun linezolide in-vitro duyarlılığı E-test yöntemiyle araştırılmış, tüm suşlar duyarlı bulunmuştur (MİK<4.0 mg/l). Bu çalışmadaki sonuçlar linezolidin Türkiye’deki MRSA suşlarına in-vitro iyi etkinliği olduğunu göstermektedir. Bu ilaç MRSA infeksiyonlarında iyi bir tedavi seçeneği sağlamaktadır.

Anahtar sözcükler: in-vitro duyarlılık, linezolid, metisiline dirençli Staphylococcus aureus


ANKEM Derg 2009;23(2):54-58
KLİNİK ÖRNEKLERDEN İZOLE EDİLEN PSEUDOMONAS AERUGINOSA SUŞLARINDA ANTİBİYOTİK DİRENCİ*

Ebru TUNÇOĞLU, Gülgün YENİŞEHİRLİ, Yunus BULUT
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, TOKAT

ÖZET

 Bu çalışmada hastanemiz mikrobiyoloji laboratuvarında klinik örneklerden izole edilen Pseudomonas aeruginosa suşlarının 2005-2006 ve 2007-2008 yıllarındaki direnç durumları belirlenerek, direnç oranlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Tüm izolatların antimikrobiyal duyarlılıkları Clinical Laboratory Standards Institute önerilerine uygun olarak Mueller-Hinton besiyerinde disk difüzyon yöntemiyle veya bir ticari sistemle değerlendirilmiştir. 2007-2008 yıllarında, 2005-2006 yıllarına göre aztreonam, sefepim, seftazidim, piperasilin, meropenem ve imipenem direnç oranlarında istatistiksel olarak anlamlı artış gözlenirken; amikasin, gentamisin ve siproşoksasin direnç oranlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Çalışmamızda en etkili antimikrobiyal ajanın amikasin olduğu görülmüştür. Hastanemizde, P.aeruginosa izolatlarının etken olduğu infeksiyonların tedavisinde kullanılabilecek antibiyotiklerin büyük çoğunluğuna karşı direnç gelişimi hızla artmaktadır. Optimal tedaviyi planlamak için antimikrobiyal duyarlılık testlerinin sonuçları mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

Anahtar sözcükler: antimikrobiyal direnç, Pseudomonas aeruginosa


ANKEM Derg 2009;23(2):59-65
AKUT GASTROENTERİTLİ OLGULARIN DIŞKI ÖRNEKLERİNDE BAZI BAKTERİ VE VİRÜSLERİN ARAŞTIRILMASI*,**

Vesile YAZICI*, Berna GÜLTEKİN**, Neriman AYDIN**, Yusuf Ziya ARAL***, Ayvaz AYDOĞDU***, Ali Önder KARAOĞLU****
* Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Mikrobiyoloji Laboratuvarı, Derince, KOCAELİ
**Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, AYDIN
***Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, AYDIN
****Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Gastroenteroloji Bilim Dalı, AYDIN

ÖZET

Akut gastroenterit semptomları bulunan yaşları 0-85 arasında (ortalama 26.47±23.69) 200 olgudan ve kontrol grubu olarak yaşları 0-81 arasında (ort.27.40±22.34) semptomsuz 80 kişiden alınan dışkı örneklerinde kültür ile Campylobacter, Aeromonas, Yersinia enterocolitica, enterohemorajik Escherichia coli (EHEC), Vibrio cholerae, Shigella, Salmonella türleri ve immünokromatograŞk yöntem ile rotavirüs ve adenovirüs antijenleri araştırılmıştır.             Gastroenterit ön tanılı olgulardan alınan dışkı örneklerinin kültüründe dokuz (% 4.5) Campylobacter jejuni, beş (% 2.5) Salmonella spp. saptanmış, Shigella spp., Aeromonas spp., Y.enterocolitica, EHEC, V.cholerae üretilmemiştir. Bu grupta 22 (% 11) örnekte rotavirüs, üç (% 1.5) örnekte adenovirüs antijeni saptanmıştır. Kontrol grubunu oluşturan 80 olguda aranılan patojenlerin hiçbirine rastlanmamıştır.
Çalışmamızda araştırılan akut gastroenterit etkenleri arasında ilk sırayı rotavirüs almış, onu C.jejuni izlemiştir. Bölgemizde gastroenteritli olgularda bu iki etkenin de rutin olarak aranması gerektiği düşünülmüştür.

Anahtar sözcükler: adenovirüsler, Campylobacter, gastroenterit, rotavirüsler, Salmonella


ANKEM Derg 2009;23(2):66-70
HASTANE KÖKENLİ STAPHYLOCOCCUS AUREUS TÜRLERİNDE  MAKROLİD-LİNKOZAMİD-STREPTOGRAMİN B DİRENCİNİN ARAŞTIRILMASI*

M. Hamidullah UYANIK*, Halil YAZGI*, Dilek BİLİCİ*, Kemalettin ÖZDEN**, Erdem KARAKOÇ*
* Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ERZURUM
** Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ERZURUM

ÖZET

Staphylococcus aureus suşlarında gelişen antimikrobiyal direnç dünyanın her yerinde nozokomiyal staŞlokok infeksiyonlarının tedavisi için önemli problemlere neden olmaktadır.             Bu çalışmanın amacı Atatürk Üniversitesi Yakutiye Araştırma Hastanesinde Temmuz 2007-Haziran 2008 tarihleri arasında yatan hastaların çeşitli klinik örneklerinden soyutlanan S.aureus suşlarındaki makrolid-linkosamid-streptogramin B (MLSB) direncinin incelenmesidir. Bakteriler konvansiyonel metotlarla tanımlanmıştır. Direnç fenotipleri çift disk difüzyon yöntemi ile araştırılmıştır.
Çalışma kapsamına alınan 107 S.aureus suşunun 57’si (% 53) metisiline dirençli S.aureus (MRSA), 50’si (% 47) metisiline duyarlı S.aureus (MSSA) olarak bulunmuştur. MRSA suşlarının % 21’inde yapısal MLSB direnci (cMLSB), % 30’unda ise indüklenebilir MLSB direnci (iMLSB) saptanırken, MSSA suşlarında bu oranlar sırasıyla % 0 ve % 4 olarak bulunmuştur.             Klindamisinin staŞlokoklarla oluşan infeksiyonların tedavisinde önemli bir alternatif olduğu durumlarda rutin antibiyotik duyarlılık testleri ile direnç proŞlinin saptanmasının tedavinin başarısı için gerekli olduğu düşünülmüştür.

Anahtar sözcükler: disk difüzyon, hastane kaynaklı makrolid-linkozamid-streptogramin B direnci, Staphylococcus aureus


ANKEM Derg 2009;23(2):71-77
KLİNİK ÖRNEKLERDEN İZOLE EDİLEN METİSİLİNE DİRENÇLİ STAFİLOKOK SUŞLARININ SON YILLARDA KULLANIMA GİREN ANTİBİYOTİKLERE İN-VİTRO DUYARLILIK SONUÇLARI*

LütŞye ÖKSÜZ, Nezahat GÜRLER
İstanbul Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL

ÖZET

Metisiline dirençli staŞlokok infeksiyonlarının tedavisi, gerek hastanelerde gerekse hastane dışında son 30 yıldır giderek artmakta olan bir problemdir. Bu nedenle metisiline dirençli staŞlokok infeksiyonlarının tedavisinde glikopeptidlere alternatif başka antibiyotiklere ihtiyaç duyulmuştur. Bu çalışmada 49 metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) ve 59 metisiline dirençli koagülaz negatif staŞlokok (MRKNS) klinik suşunun daptomisin, telitromisin, tigesiklin, kinupristin/dalfopristin ve linezolide in-vitro duyarlılığını araştırmak amaçlanmıştır. MRKNS suşları arasında iki suş teikoplanine dirençli, bir suş da orta duyarlı bulunmuştur. MRSA suşları arasında bir suş, MRKNS suşları arasında ise iki suş tigesikline dirençli bulunmuştur. Telitromisin direnci MRSA suşlarında % 33, MRKNS suşlarında % 37 olarak bulunmuştur. MRSA suşları arasında dokuz (% 18), MRKNS suşları arasında ise 18 (% 30) suşun indüklenebilir klindamisin direncine sahip olduğu bulunmuştur. Tüm suşlar linezolid, kinupristin/dalfopristin ve daptomisine duyarlı bulunmuştur, bu nedenle bu antibiyotikler glikopeptidlere alternatif olarak kullanılabilirler.

Anahtar sözcükler: daptomisin, kinupristin/dalfopristin, linezolid, metisiline dirençli koagülaz negatif staŞlokok, metisiline dirençli Staphylococcus aureus, telitromisin, tigesiklin


ANKEM Derg 2009;23(2):78-81
ACINETOBACTER BAUMANNII SUŞLARINDA TİGESİKLİN İÇİN DİSK DİFÜZYON YÖNTEMİYLE ELDE EDİLEN ZON ÇAPLARININ İKİ FARKLI KRİTERE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ

Barış GÜLHAN*, Şebnem NERGİZ*, Sevim MEŞE**, Tuncer ÖZEKİNCİ*, Selahattin ATMACA*
* Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, DİYARBAKIR ** Batman Bölge Devlet Hastanesi, BATMAN

ÖZET

 Çalışmada disk difüzyon yöntemiyle 71 Acinetobacter baumannii suşunda alınan tigesiklin zon çapları iki farklı kritere göre değerlendirilmiş, bunun yanı sıra MİK değerlerine göre karbapenem dirençleri de araştırılmıştır. Tigesiklin için FDA’in Enterobacteriaceae için belirlediği disk difüzyon kriterleri (?19 mm ve ?14 mm) kullanıldığında 2 suş (% 3) dirençli, 35 suş (% 49) orta duyarlı, 34 suş (% 48) duyarlı olarak bulunmuş; Jones ve ark.’nın kriterleri olan ?16 mm ve ?12 mm kabul edildiğinde ise 1 suş (% 1) dirençli, 1 suş (% 1) orta duyarlı, 69 suş (% 97) ise duyarlı olarak bulunmuştur. Bölgemize ait Acinetobacter baumannii suşlarının % 56’sında imipenem, % 39’unda ise meropenem direnci saptanmıştır.

Anahtar sözcükler: Acinetobacter baumannii, disk difüzyon yöntemi, karbapenem, tigesiklin


ANKEM Derg 2009;23(2):82-85
HASTANE KÖKENLİ SANTRAL SİNİR SİSTEMİ İNFEKSİYONLARI: 15 OLGUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ*

Hasan NAZ, Nevil AYKIN, Figen ÇAĞLAN ÇEVİK
Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi, İnfeksiyon Hastalıkları Kliniği, ESKİŞEHİR

ÖZET

Hastane kökenli santral sinir sistemi infeksiyon (HKSSSİ)’ları önemli morbidite ve mortalite nedeniyle ciddi hastane kökenli infeksiyon (HKİ)’lar arasında yer almaktadırlar. Bu çalışmada Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde HKSSSİ tanısıyle izlenen olguların klinik, laboratuvar, tedavi ve tedaviye yanıt bulgularının retrospektif olarak incelenerek verilerin paylaşılması amaçlanmıştır. Çalışma süresince hastanemizde tespit edilen 648 HKİ’nun 15 (% 2.3)’i HKSSSİ olgusu olmuştur. Aynı sürede hastanemizde yatarak tedavi gören 116722 hastada HKSSSİ insidans hızı % 0.01 olarak tespit edilmiştir. HKSSSİ’da en sık izole edilen etkenler 2 metisiline dirençli koagulaz negatif staŞlokok , 2 Acinetobacter spp., 1 Klebsiella spp., 1 Enterococcus faecium, 1 metisiline duyarlı Staphylococcus aureus olarak saptanmıştır. Etkenler bir olguda subdural ampiyem materyalinden, bir olguda kandan, bir olguda kan ve BOS’dan, dört olguda BOS’dan izole edilmiştir. 2 (% 13) hastada şant revizyonu uygulanırken 3 (% 20) hasta eks olmuştur. Ampirik antibiyotik tedavisinin planlanması için daha geniş serilere ihtiyacımız olmakla birlikte çalışmanın ülkemiz ve hastanemiz açısından önemli bir veri kaynağı oluşturacağı düşünülmüştür.

Anahtar sözcükler: hastane kökenli infeksiyonlar, hastane kökenli santral sinir sistemi infeksiyonu


ANKEM Derg 2009;23(2):86-88
POSTOPERATİF ATEŞ*

Ayşe WILLKE*, Mustafa TİRELİ**
*Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, KOCAELİ
**Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, MANİSA

ÖZET

 Postoperatif ateş herhangi bir ameliyatı takiben, infeksiyona bağlı veya infeksiyon dışı nedenlerle gelişebilir. İlaçlar, kan ve kan ürünleri, ameliyat öncesinde bir travma veya infeksiyon olması ameliyat esnasında veya ayılma odasında ortaya çıkan ani bir ateşin nedeni olabilir. Ameliyattan sonraki ilk birkaç günde ameliyata bağlı doku harabiyetinin neden olduğu inşamatuvar uyarı nedeniyle ateş görülebilir. Bu erken dönemde aspirasyon pnömonisi, klostridiyal miyonekroz, A grubu streptokokların neden olduğu nekrotizan infeksiyonlar ateş nedeni olabilirse de pulmoner emboli, tromboşebit, pankreatit, miyokard enfarktüsü, atelektazi vb. infeksiyon dışı bir çok neden esas etkendir. Ameliyattan 4-5 gün sonra ortaya çıkan ateşin en sık görülen nedenleri hastane kökenli mikroorganizmalara bağlı cerrahi alan, üriner sistem infeksiyonları, pnömoni, kateter ilişkili infeksiyonlar gibi infeksiyöz nedenlerdir.             Postoperatif ateşi olan bir hastayı değerlendirirken ateşin infeksiyona bağlı olduğunu var saymadan önce ayrıntılı bir ayırıcı tanı yapılması gerektiği akılda tutulmalıdır.

Anahtar sözcük: postoperatif ateş


ANKEM Derg 2009;23(2):89-93
GÜNCEL DEZENFEKTANLAR VE DEZENFEKSİYON UYGULAMALARINDAKİ SORUNLAR*

Duygu PERÇİN* Şaban ESEN**
*Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, KAYSERİ
**Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, SAMSUN

ÖZET
 

 Dezenfeksiyon ve sterilizasyon uygulamaları infeksiyon kontrol politikalarının temelidir. Son yıllarda çok sayıda yeni dezenfektan kullanıma girmiştir. Ancak hastanelerde uygun dezenfeksiyon politikalarının olmaması, dezenfektanların yanlış kullanımına yol açabilmekte ve bu da hastanelerde kaliteli ve güvenli sağlık hizmeti sunulmasını engellemektedir. Bu nedenle, dezenfektanların, kullanım alanlarının ve toksik etkilerinin iyi bilinmesi gereklidir.

Anahtar sözcükler: dezenfeksiyon, dezenfektan



ANKEM Derg 2009;23(2):94-100
ANKEM web sayfasında (2009) “Bir Yazar” makalesi
BİR KONGREYE KATILMAK

Kurtuluş TÖRECİ
ANKEM Dergisi Editörü
ankem@ankemdernegi.org.tr, torecik@ankemdernegi.org.tr

ÖZET
 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker