ANKEM DERGİSİ

 

www.ankemdernegi.org.tr

Ankem Dergisi - EYLÜL 2010

 

ANKEM Derg 2010;24(2):55-60
STREPTOCOCCUS PNEUMONIAE’NİN MENENJİT DIŞI KLİNİK İZOLATLARINDA PENİSİLİN DİRENCİİLE SEROTİP İLİŞKİSİ VE BAZI ANTİBİYOTİKLERE DİRENÇ*

Murat TELLİ, Mete EYİGÖR, Berna GÜLTEKİN, Neriman AYDIN
Adnan Menderes ÜniversitesiTıpFakültesi, TıbbiMikrobiyolojiAnabilimDalı, AYDIN

ÖZET

Beyin omurilik sıvısı dışındaki klinik örneklerden izole edilen 89 Streptococcus pneumoniae suşunda bazı antibiyotiklere direnç oranları disk difüzyon ve agar dilüsyon metodu ile CLSI kriterlerine göre, penisiline dirençli suşların serotipleri Chers-board metodu kullanılarak kapsül belirginleşmesi (quellung) reaksiyonu ile belirlenmiştir.
Oral penisilinler için geçerli kriterlere göre penisiline 12 (% 13) suş dirençli, 30 (% 34) suş orta duyarlı, 47 suş (% 53) duyarlı olarak saptanmıştır. Suşların 36’sı (% 40) eritromisine ve azitromisine, 32’si (% 36) tetrasikline, 27’si (% 30) klindamisine, biri levofloksasine dirençli bulunmuş, vankomisin, linezolid ve telitromisine direnç saptanmamıştır. 12’si penisiline dirençli suşlar olmak üzere 26 (% 29) suşta çoklu ilaç direnci ve bu suşların tamamında eritromisin, 25’inde klindamisin, 22’sinde tetrasiklin, 12’sinde penisilin, birinde levofloksasin direnci saptanmıştır.
Penisiline dirençli 12 suşun yedisi serotip 19, ikisi serotip 23, bireri serotip 6, 14 ve serotiplendirilmeyen olarak tanımlanmıştır.
Menenjit dışı infeksiyonlardan izole edilen suşlarımızda oral penisilinler için dirençli ve orta duyarlı suşların % 47 oranında bulunması antibiyotik direnç sürveyansının önemini göstermektedir.

Anahtar sözcükler: çoklu ilaca direnç, penisilin direnci, serotip, Streptococcus pneumoniae

ANKEM Derg 2010;24(2):61-64
GENİŞLEMİŞ SPEKTRUMLU BETA-LAKTAMAZ SAPTANMASINDA İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ KUŞAK SEFALOSPORİNLERİN ÇİFT DİSK SİNERJİ TESTİNDE KULLANILMASI VE SEFOKSİTİN DUYARLILI/I

Birgül KAÇMAZ*, Gülden ECE**
*GaziÜniversitesiTıpFakültesi, MerkezMikrobiyolojiLaboratuvarı, ANKARA
**GaziÜniversitesiTıpFakültesi, TıbbiMikrobiyolojiAnabilimDalı, ANKARA

ÖZET

Fenotipik doğrulama testi ile genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) üretimi saptanan 170 Escherichia coli ve 40 Klebsiella spp. suşunda ikinci, üçüncü ve dördüncü kuşak sefalosporinlerin çift disk sinerji (ÇDS) testi ile klavulanat sinerjisi gösterme oranları araştırılmış, aynı zamanda bakterilerin sefoksitin duyarlılığına bakılmıştır. Klavulanat sinerjisi sekiz antibiyotik diski (sefuroksim, sefiksim, sefotaksim, seftazidim, seftizoksim, seftriakson, sefepim ve aztreonam) amoksisilin-klavulanik asit diskinden 25-20 mm uzağa yerleştirilerek belirlenmiştir. Sefepim ve seftazidimin diskler arası aralık farkı gözetmeksizin, tüm suşlarda sinerji gösterdikleri bulunmuştur. Diğer antibiyotiklerin 25 mm aralıkta klavulanat sinerjisi saptama oranları % 12-98 arasında değişmiştir. Aralığın 20 mm’ye düşürülmesi ile klavulanat sinerjisinin görülme oranı yükselmiş, aztreonam, seftriakson, sefotaksim ve seftizoksim ile sinerji görülme oranı % 100 bulunmuş, sefiksim ve sefuroksimde % 88 ve % 20 oranları saptanmıştır. Sefoksitine Klebsiella spp. suşlarının tamamı duyarlı, E.coli suşlarının ise 162’si duyarlı, 8’i (% 5) dirençli bulunmuştur.
Sonuç olarak ÇDS testinde en duyarlı antibiyotiklerin sefepim ve seftazidim olduğu bulunmuştur. Seftriakson, sefotaksim ve seftizoksimin ÇDS testinde birbirlerini tam uyumlu bir şekilde temsil ettiği görülmüştür. GSBL üreten bakterilerin beraberinde AmpC beta-laktamaza sahip olması ve/veya porin geçirgenliğindeki mutasyonlar nedeniyle, sefoksitine her zaman duyarlı olarak saptanamayacağı bilinmelidir.

Anahtar sözcükler: çift disk sinerji testi, genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz, GSBL, sefoksitin duyarlılığı

ANKEM Derg 2010;24(2):65-70
DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ’NDEKİ DOMİNANT METİSİLİNE DİRENÇLİ STAPHYLOCOCCUS AUREUS SUŞUNUN MOLEKÜLER YÖNTEMLERLE TİPLENDİRİLMESİ*

M. Cem ERGON, Meral BİÇMEN, Zeynep GÜLAY
DokuzEylülÜniversitesiTıpFakültesi, TıbbiMikrobiyolojiAnabilimDalı, İZMİR

ÖZET

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hakim olan metisilin dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) klon/klonlarının dünyada iyi bilinen klonların bazıları ile ilişkisinin DNA Sma I makrorestriksiyon analizi (PFGE), ribozomal-spacer (RS) PZR, SCCmec tipi belirlenmesi, multiloküs sekans tiplendirme (MLST) ve spa tiplendirme yöntemleri ile araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya 2002-2003 yıllarında DEÜ hastanesinde yatan farklı hastalardan gönderilen kan kültürlerinden izole edilen ve S.aureus izolatları arasında en sık görülen antibiyogram profilini taşıyan dokuz MRSA suşu alınmıştır. PFGE ile bu MRSA izolatlarının aynı veya çok benzer klonal özellikler taşıdığı gözlenmiştir. SCCmec analizi ve MLST ile de bu klonun, ülkemizde daha önce de bildirilmiş olan ST239-MRSA-III klonunun (Brezilya klonu) bir üyesi olduğu saptanmıştır. SCCmec tipi Tip III olmakla beraber kontrollerden farklı bir patern taşımaktaydı (Tip III varyantı). İzolatların spa paterni WGKAQQ (t030) olarak saptanmıştır. Çalışmada ayrıca pvl geni de araştırılmış ve bu gen MRSA izolatlarının hiçbirinde bulunmamıştır.

Anahtar sözcükler: klonal ilişki, metisilin dirençli Staphylococcus aureus, multiloküs sekans tiplendirme, pvl geni, SCCmec, spa tiplendirme


ANKEM Derg 2010;24(2):71-75
NOZOKOMİYAL PSEUDOMONAS AERUGINOSA İZOLATLARINDA DORİPENEMİN Dİ/ER KARBAPENEMLERLE İN-VİTRO KARŞILAŞTIRMALI ETKİNLİ/İ

Derya TOZLU KETEN, Özlem GÜZEL TUNÇCAN, Murat DİZBAY, Dilek ARMAN
GaziÜniversitesiTıpFakültesi, İnfeksiyonHastalıklarıveKlinikMikrobiyolojiAnabilimDalı, ANKARA

ÖZET

Ülkemizde yeni kullanıma giren doripenemin in-vitro antipsödomonal etkinliği imipenem ve meropenem ile karşılaştırmalı olarak belirlenmiştir. Ocak-Aralık 2008 tarihleri arasında çeşitli klinik örneklerden ardışık olarak izole edilen ve nozokomiyal infeksiyon etkeni olduğu belirlenen 90 Pseudomonas aeruginosa izolatı çalışmaya alınmıştır. İzolatların 76’sı (% 84) yoğun bakım ünitesinden elde edilmiştir. Doripenem, imipenem ve meropenemin duyarlılıkları E-test yöntemi ile belirlenmiştir. Duyarlılık sınırlarının belirlenmesinde EUCAST’ın belirlediği minimal inhibitör konsantrasyon (MİK) değerleri esas alınmıştır. P.aeruginosa izolatlarının test edilen diğer antibiyotiklere duyarlılıkları ise CLSI kriterlerine göre disk difüzyon yöntemi ile saptanmıştır. Doripenemin MİK50 düzeyleri imipenemden 6 kat, meropenemden ise 3 kat; MİK90 düzeyleri ise her iki antibiyotikten de 4 kat daha düşük saptanmıştır. Duyarlılık oranları ise doripenem, imipenem ve meropenem için sırasıyla % 64, % 61 ve % 58 olarak bulunmuştur. Doripenemin farmakokinetiği ile ilgili olarak uzun süreli infüzyon sonrası 8 µg/mL düzeye ulaştığı göz önüne alındığında izolatların % 91’inin bu düzeyde in-vitro olarak inhibe olduğu gözlenmiştir. Her ne kadar doripenem direnci de yüksek ise de imipenem ve meropeneme göre daha düşük MİK düzeylerine sahip olması ve uzun süreli infüzyon ile daha yüksek serum konsantrasyonları elde edilmesi P.aeruginosa ile gelişen infeksiyonların tedavisinde bir seçenek olabileceğini göstermektedir.

Anahtar sözcükler: doripenem, duyarlılık, nozokomiyal, Pseudomonas aeruginosa


ANKEM Derg 2010;24(2):76-81
GENTAMİSİN VE İMİPENEM ETKİSİNDE PSEUDOMONAS AERUGINOSA QUORUM SENSING YANITLARI VE BİYOFİLM ÜRETİMİ: İN-VİVO MODELLEME*

Meral KARAMAN*, Osman YILMAZ*, Vahide BAYRAKAL**, İ. Hakkı BAHAR**
*DokuzEylülÜniversitesiTıpFakültesi, MultidisiplinerLaboratuvarları, İZMİR
**DokuzEylülÜniversitesiTıpFakültesi, TıbbiMikrobiyolojiAnabilimDalı, İZMİR

ÖZET

Pseudomonas aeruginosa ciddi solunum yolu infeksiyonlarından sıklıkla soyutlanan fırsatçı bir patojendir. İnfeksiyonların patogenezinde; biyofilm, elastaz, alkalen proteaz, piyosiyanin, fosfolipaz ve ekzotoksin A gibi çeşitli virülans faktörlerinin üretimini düzenleyen, quorum sensing (çoğunluğu algılama) olarak adlandırılan hücreden hücreye iletişim sistemi sorumlu tutulmaktadır. P.aeruginosa AHL (acylhomoserine lactone) temelli ve birbiri ile ilişkili üç quorum sensing sistemine sahiptir; las, rhl ve kinolon. Bu sistem ile bakteri, bulunduğu ortamda kendi populasyon yoğunluğunu algılayabilmekte ve sinyal molekülleri eşik değere ulaştığında belirli virülans faktörlerinin üretimini düzenleyebilmektedir. Bakterinin in-vitro ve in-vivo davranışlarının karşılaştırılması, bakteri, konak ve antibakteriyeller arasındaki etkileşimin açıklanmasında hayvan modelleri sıklıkla kullanılmaktadır.
Çalışmamızda, fenotipik ve genotipik özellikleri bilinen P.aeruginosa PAO1 (Wild type) ve PAO JP2 (?lasI/?rhlI) referans laboratuvar suşları ile sıçanlarda kronik akciğer infeksiyonu modeli oluşturulmuştur. Bu model için suşların emdirildiği agar boncuklar sıçanlara intra-trakeal yol ile uygulanmıştır. On dört günlük infeksiyon sürecinin sonunda sıçanların BAL ve akciğer dokularından soyutlanan suşların gentamisin ve imipenem için MİK değerleri, bu antibiyotiklerin etkisinde quorum sensing yanıtları ve biyofilm üretimlerindeki değişiklikler araştırılmıştır. Quorum sensing yanıtları “mikro AHL”, biyofilm üretimleri “kristal viyole boyama” yöntemi ile belirlenmiştir.
Konakçı ile karşılaşma sonrası bu referans laboratuvar suşlarının MİK aralıklarının ve quorum sensing aktivitelerinin değiştiği, genel olarak gentamisin ve imipenemin MİK düzeylerinde biyofilm üretimi gözlenmezken, sub-MİK yoğunluklarında biyofilm üretiminin olduğu belirlenmiştir.
Sonuçlarımız, P.aeruginosa suşlarında in-vivo şartlarda, gentamisin ve imipenemin düşük yoğunluklarında biyofilm üretiminin indüklendiğini göstermektedir. Bu çalışma ile P.aeruginosa’ya ait virülans faktörlerinin ve quorum sensing sistemlerinin anlaşılmasında hayvan modellerinin önemi bir kez daha ortaya konmuştur.

Anahtar sözcükler: agar boncuk yöntemi, biyofilm, Pseudomonas aeruginosa, quorum sensing

ANKEM Derg 2010;24(2):82-85
STERİL PİYÜRİLİ KADINLARDA UREAPLASMA UREALYTICUM VE MYCOPLASMA HOMINIS VARLI/ININ ARAŞTIRILMASI*,**

Kutay SARSAR, M. Derya AYDIN
İstanbulTıpFakültesi, MikrobiyolojiveKlinikMikrobiyolojiAnabilimDalı, Çapa, İSTANBUL

ÖZET

Mycoplasma hominis ve Ureaplasma urealyticum genellikle ürogenital sistemin yüzey mukozalarında bulunur ve ürogenital sistemin çeşitli hastalıkları ile ilişkilidirler. Çalışmamızda üriner sistem infeksiyonu şüphesi olan ve steril piyürisini tespit ettiğimiz 60 kadın ve sağlıklı 40 kadından topladığımız idrar örneklerinde kültür ve Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) yöntemiyle M.hominis ve U.urealyticum’un sıklığı araştırılmıştır. Steril piyürili grupta U.urealyticum’a % 50, M.hominis’e % 6.6 oranında, sağlıklı grupta ise U.urealyticum’a % 32.5, M.hominis’e % 5 oranında rastlanmıştır. Her iki bakteri için hasta ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak fark saptanmamış olmasına rağmen U.urealyticum’un steril piyürili grupta sağlıklı gruptan daha yüksek oranda saptanmış olması ve gruplardaki küçük değişikliklerin sonucu etkileyeceği görüldüğünden daha fazla örnek ile çalışılmasının daha sağlıklı sonuç vereceği önerilmektedir.

Anahtar sözcükler: Mycoplasma hominis, PZR, steril piyüri, Ureaplasma urealyticum


ANKEM Derg 2010;24(2):86-91
KAN KÜLTÜRLERİNDEN SOYUTLANAN ESCHERICHIA COLI VE KLEBSIELLA PNEUMONIAE SUŞLARINDA GSBL SIKLI/I VE ERTAPENEM DAHİL ÇEŞİTLİ ANTİBİYOTİKLERE İN-VİTRO DUYARLILIKLARI

M. Hamidullah UYANIK, Hayrunisa HANCI, Halil YAZGI, Murat KARAMEŞE
AtatürkÜniversitesiTıpFakültesi, MikrobiyolojiveKlinikMikrobiyolojiAnabilimDalı, ERZURUM

ÖZET

Eylül 2008-Şubat 2010 döneminde, kan kültürlerinden izole edilen 88 Escherichia coli ve 34 Klebsiella pneumoniae suşuna ertapenem de dahil çeşitli antibiyotiklerin etkinlikleri ve bu bakterilerde genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) varlığı araştırılmıştır. Suşlarda GSBL üretiminin saptanması, ertapeneme ve diğer antibiyotiklere duyarlılık CLSI önerileri doğrultusunda Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi ile araştırılmıştır.
Çalışmaya alınan 88 E.coli suşunun 39’unda (% 44) ve 34 K.pneumoniae suşunun 15’inde (% 44) GSBL varlığı saptanmıştır. İmipenem ve ertapenem GSBL pozitif veya negatif E.coli ve K.pneumoniae suşlarının tümüne etkili bulunmuştur.
GSBL oranının yüksek olduğu hastanemizde söz konusu bakterilere bağlı oluşan infeksiyonlarda ertapenemin tedavide alternatif olarak kullanılabileceği düşünülmüştür.

Anahtar sözcükler: ertapenem, Escherichia coli, GSBL, kan kültürü, Klebsiella pneumoniae

ANKEM Derg 2010;24(2):92-95
BİR ARAŞTIRMA HASTANESİNDE CERRAHİ PROFİLAKSİ UYGULAMALARININ GÖZDEN GEÇİRİLMESİ*

Nazan TUNA*, Aziz ÖĞÜTLÜ*, Özlem SANDIKÇI**, Sevgi CEYLAN**,
HasanTahsin GÖZDAŞ*, Fatih ALTINTOPRAK***, Oğuz KARABAY*
*SakaryaEğitimveAraştırmaHastanesi, EnfeksiyonHastalıklarıveKlinikMikrobiyolojiKliniği, Adapazarı, SAKARYA
**SakaryaEğitimveAraştırmaHastanesi, EnfeksiyonKontrolKomiteHemşiresi, Adapazarı, SAKARYA
***SakaryaEğitimveAraştırmaHastanesi, CerrahiKliniği, Adapazarı, SAKARYA

ÖZET

Cerrahi antibiyotik profilaksisi (CAP) antibiyotiklerin en sık kullanıldığı alanlardan biridir. Ancak, CAP’ta endikasyonsuz antibiyotik kullanılması sıktır. Bu çalışmada, bir eğitim ve araştırma hastanesinin farklı cerrahi kliniklerinde CAP uygulamalarının gözden geçirilmesi amacıyla 9-27 Şubat 2009 tarihinde cerrahi kliniklerinden rastgele seçilen 80 hastanın dosya bilgileri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Temiz kontamine ve kontamine operasyonlar değerlendirmeye alınmıştır. Cerrahi profilaksi rehberlerine uyumsuzluk hata olarak değerlendirilmiştir.
Çalışmaya alınan 80 ameliyattan 2’sinde (% 3) hata tespit edilmemiştir. En sık yapılan hatalar, antibiyotik seçiminde (% 69) ve profilaksi süresinde (% 53) idi. Beş operasyonda (% 6) profilaksiye ameliyattan birkaç gün önce başlanmıştı. CAP uygulamalarının 70’inde (% 88) tek antibiyotik kullanılmışken, 10’unda (% 13) ise birden fazla antibiyotik kullanılmıştı.
CAP günümüzde sık hata yapılan alanlardandır. Hastanemizde en sık yapılan hata uygun olmayan antibiyotik seçimi ve gereğinden uzun süre profilaksi uygulamasıdır. CAP uygulamasının iyileştirilmesi için hekimlerin bu konuda eğitilmesi, cerrahların, infeksiyon hastalıkları uzmanlarının, mikrobiyologların ve anestezi uzmanlarının işbirliği içinde olmaları gerekir. Ayrıca her hastanenin kendi direnç paternini dikkate alarak cerrahi profilaksi kılavuzlarını oluşturması, cerrahların da bu rehberlere uyumları sağlanmalıdır.

Anahtar sözcükler: antibiyotik profilaksisi, cerrahi profilaksi, postoperatif infeksiyon



ANKEM Derg 2010;24(2):96-101
PEDİATRİDE ALT SOLUNUM YOLU İNFEKSİYONLARINDA SORUNLAR*

Ayper SOMER*, Mustafa HACIMUSTAFAOĞLU**
*İstanbulÜniversitesiİstanbulTıpFakültesiPediatrikİnfeksiyonHastalıklarıBilimDalı, İSTANBUL
aypersomer@hotmail.com
**UludağÜniversitesiTıpFakültesiPediatrikİnfeksiyonHastalıklarıBilimDalı, BURSA
mkemal@uludag.edu.tr

ÖZET

Alt solunum yolu infeksiyonları ve özellikle akut pnömoni çocukluk çağında sık rastlanan bir infeksiyon hastalığı olup önemli morbidite ve mortalite nedenidir. Pnömoni komplikasyonları arasında nekrotizan pnömoni, parapnömonik efüzyon, ampiyem, pnömotosel oluşumu ve akciğer apsesi yer almaktadır. Özellikle nöromusküler hastalığı olan çocuklarda aspirasyona ikincil sorunlu ve tekrarlayan özellikte pnömoniler gelişebilir, bunların takip ve tedavisi de özellik gösterir. Bu yazıda nekrotizan pnömoni ve akciğer apsesinin etiyolojisi, tanısı ve tedavisi, ayrıca nöromusküler hastalıklardaki aspirasyon sonrası pnömonilerin değerlendirmesi gözden geçirilecektir.

Anahtar sözcükler: akciğer apsesi, aspirasyon pnömonisi, çocuk, nekrotizan pnömoni

ANKEM Derg 2010;24(2):102-106
KANSER HASTALARINDA İNFEKSİYON*

EsinŞENOL
GaziÜniversitesiTıpFakültesi, KlinikBakteriyolojiveEnfeksiyonHastalıklarıAnabilimDalı, ANKARA
esin.esenol@gmail.com

ÖZET

Kanser hastaları, gerek hastalığın kendisi gerekse uygulanan kemoterapiler nedeniyle, özellikle de nötropeni gelişmiş ise, bakteriyel ve fungal infeksiyonlara duyarlılığı artmış hastalardır. Ayrıca kanserli hastalarda gelişen infeksiyonlar yüksek morbidite ve mortalite ile seyretmektedir. Ancak, özellikle febril nötropeni (FN) tanımını izleyen süreçte önemli gelişmeler olmuştur. FN hastaları ile ilişkili tanı ve tedavi algoritmaları oluşturulmuş ve hastalarda infeksiyon ilişkili mortalite % 10’ların altına indirilmiştir. Gerek FN tanımlanan kanser hastaları, gerekse nötropeni olmaksızın infeksiyon duyarlılığı artmış kanser hastaları heterojen bir gruptur. Bu nedenle standart tanı ve tedavi yaklaşımları, hastanın bireysel özelliklerinin doğru ve ayrıntılı analizi, kurumsal farklılıklar ve yeni tedavi yaklaşımları ile ilişkili yeni immunsupresyon türleri ile birlikte hem bütüncül hem de hasta özelinde bireysel bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

Anahtar sözcükler: febril nötropeni, immunsupresyon, infeksiyon, kanser

 

 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker