ANKEM DERGİSİ

 

www.ankemdernegi.org.tr

Ankem Dergisi - MART 2012

 

 

Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(1):1-9
YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNDE YATAN HASTALARIN ÇEŞİTLİ KLİNİK ÖRNEKLERİNDEN İZOLE EDİLEN MİKROORGANİZMALAR VE ANTİBİYOTİK DUYARLILIKLARI*

Ayşe ERTÜRK1, Ayşegül ÇOPUR ÇİÇEK2, Ersin KÖKSAL3, Zeynep ŞENTÜRK KÖKSAL2,
Songül ÖZYURT4
1Rize Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, RİZE
2Rize 82.Yıl Devlet Hastanesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı, RİZE
3Rize 82.Yıl Devlet Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, RİZE
4Rize 82.Yıl Devlet Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Kliniği, RİZE

ÖZET

Yoğun bakım üniteleri gibi infeksiyon yönünden riskli birimler başta olmak üzere hastanelerde üreyen mikroorganizma çeşitliliğinin bilinmesi, antibiyotik direnç profillerinin belirlenmesi, akılcı antibiyotik kullanımı ve infeksiyon kontrol önlemleri açısından son derece önemlidir. Hastanemiz yoğun bakım ünitesinde Şubat 2010-Şubat 2011 döneminde yatan hastaların çeşitli klinik örneklerinden izole edilen mikroorganizmaların antibiyotik direnç oranlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bakterilerin tanımlanması klasik yöntemlerle yapılmış, antibiyotik duyarlılık testleri Kirby-Bauer disk difüzyon metodu ile çalışılarak Clinical and Laboratory Standards Institute (CLSI) kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Toplam 892 örneğin 297 (% 33)’sinde üreme saptanmış, üreyen mikroorganizmaların 152 (% 51)’si Gram-negatif, 102 (% 34)’si Gram-pozitif bakteri ve 43 (% 14)’ü Candida spp. olarak belirlenmiştir. Mikroorganizmaların 137’si solunum yolu, 87’si kan, 54’ü idrar ve 19’u yara yeri örneklerinden izole edilmiştir. En sık izole edilen Gram-negatif bakteri 58 (% 38) izolatla Pseudomonas spp. iken bunu sırasıyla 29 (% 19) Escherichia coli, 25 (% 16) Acinetobacter spp., 22 (% 14) Klebsiella spp. ve 18 (% 12) diğer Gram negatif bakteriler (8 Citrobacter spp.,7 Enterobacter spp., 2 Proteus spp. ve 1 Serratia spp.) izlemiştir. E.coli, Klebsiella spp. ve diğer Enterobacteriaceae’lere en etkili antibiyotikler amikasin ve imipenem, Pseudomonas spp. ve Acinetobacter spp. için sefepim olarak belirlenmiştir. Gram pozitif bakterilerden 68 (% 67)’i koagülaz negatif stafilokok (KNS), 19’u Staphylococcus aureus, 12’si Enterococcus spp. ve 3’ü Streptococcus pneumoniae olarak saptanmıştır. Metisilin direnci KNS’larda da, S.aureus’da da % 74 olarak bulunmuştur. Bu gibi veriler yoğun bakım ünitesinde infeksiyonlara yönelik önlemlerin ve ampirik tedavilerin uygun yapılmasına katkıda bulunabilir.

Anahtar sözcükler: antibiyotik duyarlılığı, nozokomiyal infeksiyon, yoğun bakım ünitesi


Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(1):10-15
KAHRAMANMARAŞ’TA HUZUREVİ VE ÇOCUK YUVASINDA KALAN BİREYLERDE PNÖMOKOK TAŞIYICILIĞI VE PENİSİLİNE DİRENÇ

Zerife ORHAN1, Mustafa GÜL2, Murat ARAL2, Ali ÖZER3, Arzu KAYIŞ1
1Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, KAHRAMANMARAŞ
2Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, KAHRAMANMARAŞ
3İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, MALATYA

ÖZET

Kahramanmaraş’ta pnömokok taşıyıcılığı açısından risk grupları arasında yer alan huzurevi ve çocuk yuvasında kalanlarda nazofarengeal pnömokok taşıyıcılığı ve penisilin direncini saptamak ve taşıyıcılar arasındaki epidemiyolojik ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır.
Çalışmaya 60 yaş üstü 95 kişi ve 0-12 yaş arası 71 çocuk alınmıştır. Olgularda demografik özelliklerin yanı sıra taşıyıcılığı etkileyebilecek olası risk faktörleri, anket formu ile belirlenmiştir. Nazofarengeal sürüntü örneklerinden izole edilen ve standart yöntemlerle tanımlanan Streptococcus pneumoniae suşlarında oksasilin diski kullanılarak penisilin direncine bakılmış, oksasiline dirençli suşlarda penisilin minimal inhibitör konsantrasyon (MİK) değerleri E-test yöntemi ile araştırılmıştır.
Çalışmamızda huzurevinde kalan 95 yaşlıdan 7’sinde (% 7), çocuk yuvasında kalan 71 çocuktan 18’inde (% 25) nazofarengeal S.pneumoniae taşıyıcılığı tespit edilmiştir. Huzurevinde izole edilen suşların 2’si, çocuk yuvasında izole edilen suşların 4’ü penisiline orta düzeyde dirençli bulunmuş, yüksek düzeyde penisilin direncine rastlanmamıştır. Pnömokok taşıyıcılığı çocuklarda yaş grupları (p=0.03), yaşlılarda ise cinsiyet (p=0.04) ile ilişkili bulunmuştur.
Sonuç; bölgemizdeki pnömokok infeksiyonlarının tedavisinde penisilin ilk tercih edilecek ilaç olma özelliğini korumaktadır.

Anahtar sözcükler: E-test, MİK, penisilin direnci, Streptococcus pneumoniae, taşıyıcılık

Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(1):16-19
YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNDEN İZOLE EDİLEN BURKHOLDERIA CEPACIA SUŞLARININ ÇEŞİTLİ ANTİBİYOTİKLERE DİRENCİ*

Mehmet PARLAK, Aytekin ÇIKMAN, Hüseyin GÜDÜCÜOĞLU, Mustafa BERKTAŞ,
Abdullah BEKTAŞ
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, VAN

ÖZET

Burkholderia cepacia, özellikle yoğun bakım ünitelerinde ölümcül infeksiyonlara neden olan önemli bir patojendir. Çalışmada, hastanemiz yoğun bakım ünitesinden izole edilen B.cepacia suşlarının çeşitli antibiyotiklere karşı direnç oranlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.
Yoğun bakım ünitelerinden gönderilen çeşitli klinik örneklerden izole edilen 43 B.cepacia suşu konvansiyonel yöntemlerle idantifiye edilmiş, tür düzeyinde tiplendirme ve antibiyotik duyarlılıkları için BD Phoenix otomatize mikrobiyoloji sisteminden (Becton Dickinson, ABD) yararlanılmıştır. Suşların izole edildiği örnek türüne göre dağılımı; 23 kan, 12 idrar, 4 trakeal aspirat, 4 diğer (yara, kateter) olarak tespit edilmiştir. Antibiyotiklere direnç oranları ise meropeneme % 5, levofloksasine % 7, trimetoprim-sulfametoksazole % 7, seftazidime % 9 ve kloramfenikole % 32 olarak bulunmuştur.
Sonuç olarak, yoğun bakım ünitelerinde yüksek mortalite nedeni olan B.cepacia suşları için elde ettiğimiz direnç oranları, yapılan diğer çalışmalarla kıyaslandığında daha düşük bulunmuştur. Ancak CLSI’nin önerdiği antibiyotik sayısının kısıtlı olması nedeniyle B.cepacia infeksiyonları dikkatle değerlendirilmelidir.

Anahtar sözcükler: antibiyotik direnci, Burkholderia cepacia, yoğun bakım ünitesi


Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(1):20-24
MYCOBACTERIUM TUBERCULOSIS KOMPLEKS İZOLATLARININ PRİMER ANTİTÜBERKÜLOZ İLAÇLARA DUYARLILIĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Yasemin ÖZ1, Müge ASLAN1, Filiz AKŞİT1, Gül DURMAZ1, Nuri KİRAZ2
1Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ESKİŞEHİR
2İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL

ÖZET

Mycobacterium tuberculosis kompleks (MTC) tüm dünyadaki infeksiyon kaynaklı ölümlerin en sık nedenlerinden biridir ve tedavide kullanılan primer antitüberküloz ilaçlar; izoniazid (İNH), rifampisin (RİF), pirazinamid (PZA), etambutol (ETM), streptomisin (SM) ve tiasetazon (T)’dur. Ancak antitüberküloz ilaç direnci önemli bir sorundur ve dünyanın pek çok bölgesinde çok ilaca dirençli (CİD)-MTC oranı % 5’e yakındır. Laboratuvarımızda 2004-2011 yıllarında izole edilen 284 MTC suşuna duyarlılık testi yapılmıştır. Tüm izolatların 50’si (% 17.6) test edilen antitüberküloz ilaçlardan en az birine dirençli olarak tespit edilmiştir. Tek ilaca dirençte en yüksek oran İNH için saptanırken (% 8.5), ÇİD-MTC sayısı 13 (% 4.6) bulunmuştur. Toplam ilaç direnci İNH için % 14.4, RİF için % 7, SM için % 2.1, ETM için % 2.8 olarak tespit edilmiştir. ÇİD-MTC izolatları tedavi üzerinde önemli etkilere sahiptir, çünkü daha az etkili, daha pahalı ve daha toksik ilaçların tedavide yer almasını gerektirebilir. Sonuç olarak, laboratuvarımızda Türkiye ve dünya ortalamalarına benzer direnç oranları elde edilmiştir. Ülke çapında bu verilerin elde edilmesi ve takibi, tüberküloz kontrol programlarına ve direnç oranlarının azaltılmasına yönelik çalışmalara katkı sağlayacaktır. Anahtar sözcükler: antitüberküloz ilaç, direnç, duyarlılık, Mycobacterium tuberculosis


Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(1):25-29
AKUT GASTROENTERİTLİ ÇOCUKLARDA ROTAVİRUS SIKLIĞININ ARAŞTIRILMASI VE ROTAVİRUS SEZONUNUN TAKİBİ: BEŞ YILLIK SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ*

Mehmet İLKTAÇ, Ayşegül ŞAHİN, Hasan NAZİK, Betigül ÖNGEN
1Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ESKİŞEHİR
2İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL

ÖZET

2006-2010 yılları arasında akut gastroenteritli çocuk hastalara ait 11,711 dışkı örneğinde immunokromatografik yöntemle rotavirus antijeni araştırılmış ve toplam 1818 (% 15.5) örnekte rotavirus antijeni saptanmıştır. 2006, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında antijen pozitifliği sırasıyla % 19.2, % 14.5, % 17.3, % 16.6 ve % 11 oranında saptanmıştır. Rotavirus antijen pozitifliğinin en sık 1-2 yaş arası çocuklarda görüldüğü belirlenmiştir. Rotavirus sezonunun Aralık ayında başlayıp Mayıs ayında sonlandığı, pozitifliğin Ocak ve Şubat aylarında en yüksek düzeye ulaştığı ve rotavirus sıklığının kış aylarında diğer mevsimlere göre daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Sıklığı göreceli olarak azalmakla birlikte rotavirus infeksiyonlarının çocukluk çağı hastalıkları arasında bölgemizde hâlâ önemli bir yere sahip olduğu söylenebilir. Bu nedenle, rotavirus infeksiyonlarının epidemiyolojisinin takibi önemlidir.

Anahtar sözcükler: çocuk, gastroenterit, rotavirus, sezon


Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(1):30-34
VAN YÖRESİNDE HELICOBACTER PYLORI PREVALANSI, YAŞ VE CİNSİYETE GÖRE DAĞILIMI*

Aytekin ÇIKMAN, Mehmet PARLAK, Hüseyin GÜDÜCÜOĞLU, Mustafa BERKTAŞ
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, VAN

ÖZET

Çalışmada dışkı antijen testi istemi ile laboratuvarımıza gönderilen taze dışkı örneklerinde, H.pylori antijen prevalansı ile yaş ve cinsiyete göre dağılımının belirlenmesi amaçlanmıştır.
Ocak 2006-Aralık 2010 tarihleri arasında 8402 farklı hastaya ait dışkı örneğinin sonuçları geriye dönük olarak araştırılmış, her hasta için yalnızca ilk örneğin sonucu çalışmaya dahil edilmiştir. H.pylori dışkı antijen pozitifliğinin yaş, çocuk-erişkin grupları ve cinsiyetlere göre farkın istatistiksel açıdan belirlenebilmesi için Z testi ile oran karşılaştırılması yapılmıştır.
İncelenen dışkı örneklerinin 4304’ü (% 51) çocuk ve 4098’i (% 49) erişkin hastalara aitti. H.pylori antijen pozitiflik oranı çocuk grubunda % 20.7, erişkinlerde % 25.5 olmak üzere toplamda % 23 olarak belirlenmiştir. Erişkin hastalarda daha yüksek oranda görülen bu fark istatistik olarak da anlamlı bulunmuştur (p<0.001). Çocuk grubunda cinsiyetler arasındaki fark anlamlı değilken erişkinlerde kadınlardaki yükseklik anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Yaş gruplarına göre antijen sıklıkları incelendiğinde H.pylori antijen prevalansının yaş artışına paralel olarak yükseldiği, 26-35 yaş grubunda en yüksek değerlere ulaştığı ve daha sonraki yaş gruplarında plato çizerek 56 yaş üstü grupta azaldığı belirlenmiştir.
Sonuç olarak, H.pylori prevalansının yüksekliği ve yaşa paralel olarak artışı dikkat çekicidir. Toplumda sık karşılaşılan, gastrik kanserle ilişkisi saptanan ve bu nedenle tanı konulduktan sonra tedavi ile eradike edilmesi gereken H.pylori, bölgemiz için de önemli bir halk sağlığı problemidir.

Anahtar sözcükler: dışkı antijen testi, Helicobacter pylori, prevalans, yaş


ANKEM Derg 2012;26(1):35-41
KRONİK HEPATİT C HASTALARINDA OTOANTİKOR SIKLIĞI VE HCV RNA POZİTİFLİĞİ İLE İLİŞKİSİ*

Işıl FİDAN1, Turgut İMİR1, Seyyal ROTA1, Resul KARAKUŞ2, Hülya DURAN1, Melek ERTAŞ1, Zübeyde LALE1
1Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ANKARA
2Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İmmünoloji Anabilim Dalı, ANKARA

ÖZET

Kronik hepatit C infeksiyonlu hastaların serum örneklerinde otoantikor pozitifliği sıklığı ve otoantikor varlığı ile HCV RNA pozitifliği arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla 121 anti-HCV pozitif ve 68 anti-HCV negatif serum örneği çalışma kapsamına alınmıştır. Serum ANA, AMA, ASMA, LKM otoantikorlarına indirek immünofloresan yöntemi ile bakılmıştır. HCV RNA, kantitatif real-time polimeraz zincir reaksiyonu ile belirlenmiştir.
Anti-HCV pozitif ve anti-HCV negatif örnekler arasında otoantikorlardan en az birinin pozitifliği açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. ANA sıklığı, anti-HCV negatif örneklerde anti-HCV pozitif örneklere göre daha yüksek tespit edilmiştir. HCV RNA pozitif örneklerde AMA insidansı daha yüksek olarak bulunmuştur. HCV RNA pozitif olan otoantikor pozitif örneklerde viral yük daha düşük olarak belirlenmiştir.
Sonuç olarak, kronik hepatit C infeksiyonu bulunan hastalarda otoantikorlar sıklıkla bulunmasına rağmen, otoantikor üretimi ve HCV infeksiyonu arasındaki ilişki hâlâ tartışmalıdır. Kronik hepatit C infeksiyonunda otoimmün mekanizmaların anlaşılabilmesi için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Anahtar sözcükler: kronik hepatit C infeksiyonu, otoantikor, viral yük

Olgu sunumu
ANKEM Derg 2012;26(1):42-45
VORİKONAZOL İLE TEDAVİ EDİLEN ASPERGILLUS FUMIGATUS’A BAĞLI SPONDİLODİSKİT OLGUSU*

Selin BARDAK-ÖZCEM1, Derya ÇAĞLAYAN-SERİN1, Serhat UYSAL1, Sedat ÇAĞLI2, Hüsnü PULLUKÇU1, Meltem IŞIKGÖZ-TAŞBAKAN1, Bilgin ARDA1, Tansu YAMAZHAN1,Dilek METİN3,
Sercan ULUSOY1, Oğuz Reşat SİPAHİ1
1Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İZMİR
2Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroşirurji Anabilim Dalı, İZMİR
3Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İZMİR

ÖZET

Aspergillus spp., yeryüzünde her yerde yaygın olarak bulunan, önemli bir fırsatçı küf mantarıdır. Aspergillus fumigatus invazif aspergillozun en sık rastlanan etkenidir. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda nadir olarak spondilodiskit etkeni olarak saptanabilmektedir. Bu yazıda, amiloidoza bağlı gelişen nefrotik sendrom nedeniyle steroid kullanan ve hemodiyalize giren bir olguda A.fumigatus’un etken olduğu ve vorikonazol ile tedavi edilen bir spondilodiskit olgusu sunulmuştur.

Anahtar sözcükler: Aspergillus fumigatus, diskit, spondilit, spondilodiskit, vorikonazol


Derleme
ANKEM Derg 2012;26(1):46-54
TARTIŞILAN ADJUVAN: SKUALEN

Görkem YAMAN1, Mustafa BERKTAŞ2, Hüseyin GÜDÜCÜOĞLU2
1Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL
2Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, VAN

ÖZET

2009 yılında pandemik influenza A H1N1 virüsüne bağlı olarak ortaya çıkan salgında en etkili korunma yönteminin aşılanma olduğu vurgulanmasına rağmen, özellikle aşı içeriğinde bulunan skualen ve oluşturduğu yan etkiler konusundaki spekülasyonlar aşının etkinliğini gölgelemiş ve tartışmalara neden olmuştur. Terpenoidler içinde triterpen sınıfında yer alan doğal organik bir lipid olan skualen, biyolojik kökenli ve yıkılabilir bir yağ olması, besin takviyesi olarak ya da kozmetik endüstri alanında sıkça kullanılması yanında tedavi uygulamalarında su içi yağ emülsiyonu şeklinde aşı adjuvanı olarak da kullanılmaktadır.
İnfluenza aşı içeriğinde yer alan skualenin tween 80 ve span 85 ile beraber oluşturulan formülasyonlarının, güçlü hümoral yanıt dışında, hücresel tipte bağışıklık yanıtı da uyardığı ve etkisinin uzun zamandır kullanılan bir adjuvan olan alum’a göre daha güçlü ve uzun süreli olduğu saptanmıştır. Skualenin yan etkileri üzerinde yapılan çalışmalarda yerel ve kısa süreli yan etkilerinin adjuvansız aşılara göre daha yüksek oranlarda saptanmasına rağmen, beklenmedik veya ciddi yan etkiler açısından anlamlı farklar bulunamamıştır.
Körfez savaşı harekâtına katılan askerlerde görülen kronik multisemptomatik hastalık (Körfez savaşı sendromu) etiyolojisinde o dönem yapılan aşıların skualen içermesi ve hastalık ile anti-skualen antikorlar arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu raporlanmasına karşın, bu yayınların yeterliliği ve kullanılan yöntemlerin güvenilirliği ciddi şekilde tartışılmıştır. Son dönemde onaylanmış yöntemler ve kontrol grupları kullanılarak yapılan yayınlar sonucunda, skualen antikorları ve hastalık arasında var olduğu iddia edilen bu ilişki doğrulanamamıştır.
Bu derlemede, aşı uygulamaları yanında ilaç ve gen transferi konularında da gelecek vaat eden skualen, literatür bilgileri ışığında mercek altına alınmıştır.

Anahtar sözcükler: Basra körfezi sendromu, influenza A H1N1, influenza aşıları, MF59 yağ emülsiyonu, skualen

 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker