ANKEM DERGİSİ

 

www.ankemdernegi.org.tr

Ankem Dergisi - EYLÜL 2012

 

 

Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(2):55-60
YOĞUN BAKIM HASTALARININ KAN KÜLTÜRLERİNDEN İZOLE EDİLEN PSEUDOMONAS AERUGINOSA VE ACINETOBACTER BAUMANNII SUŞLARININ ÇEŞİTLİ ANTİBİYOTİKLERE DİRENÇ DURUMLARI

Berrin UZUN, Serdar GÜNGÖR, Süreyya Gül YURTSEVER, İlhan AFŞAR, Mustafa DEMİRCİ
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı, İZMİR

ÖZET

Yoğun bakım hastalarında nonfermentatif bakterilerin neden olduğu sepsisler önemli mortalite ve morbidite nedenlerindendir. Bu bakterilerin antibiyotik duyarlılık paternlerinin bilinmesi, erken ve doğru ampirik tedavi yaklaşımı ve mortalite ve morbiditeyi azaltmak açısından gereklidir.
Çalışmada 2011 yılında yoğun bakım ünitesindeki hastaların kan kültürlerinden izole edilen 73 Pseudomonas aeruginosa ve 161 Acinetobacter baumannii suşunda antibiyotiklere direnç durumu araştırılmıştır. Bakteri türlerinin tanımlanması ve antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesinde konvansiyonel yöntem ve otomotize sistem birlikte kullanılmıştır. P.aeruginosa için kolistine direnç saptanmazken amikasine % 12, netilmisine % 14, imipeneme % 18, gentamisine % 23, sefoperazon-sulbaktama ve siprofloksasine % 36, seftazidime % 37, piperasilin-tazobaktama % 41, denenen diğer antibiyotiklere % 50 üzerinde direnç oranları izlenmiştir. A.baumannii için kolistin ve tigesikline direnç saptanmamış, amikasine % 32, diğer antibiyotiklere % 50 ve üzerinde direnç oranları saptanmıştır.
Bu sonuçlar çalışılan yoğun bakım ünitesinde direnç oranlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Yoğun bakım ünitelerinden izole edilen nonfermentatif bakterilerin direnç paternlerinin izlenmesi uygun ampirik tedavinin hemen başlanabilmesi için önemlidir.

Anahtar sözcükler: Acinetobacter baumannii, direnç paternleri, kan kültürü, Pseudomonas aeruginosa, yoğun bakım ünitesi

Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(2):61-68
ÜROPATOJEN ESCHERICHIA COLI İZOLATLARINA FOSFOMİSİN VE BAZI ANTİBİYOTİKLERİN İN VİTRO ETKİNLİĞİ

Alicem TEKİN1, Özcan DEVECİ2, Tuba DAL1, Recep TEKİN2, Tuncer ÖZEKİNCİ1, Saim DAYAN2
1Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, DİYARBAKIR
2Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, DİYARBAKIR

ÖZET

Ocak 2006 - Eylül 2011 tarihleri arasında idrar örneklerinden izole edilen 3279 Escherichia coli suşunun fosfomisin ve bazı antibiyotiklere in vitro duyarlılığı araştırılmıştır. E.coli suşlarının % 97.8’inin fosfomisine, % 41.1’inin siprofloksasine, % 39.8’inin trimetoprim-sülfametoksazole duyarlı olduğu belirlenirken, amoksisilin-klavulanata sadece % 22.2 oranında duyarlılık bulunmuştur. Fosfomisin, trimetoprim-sülfametoksazol ve amoksisilin-klavulanata duyarlılığın yıllara göre dağılımında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmazken, siprofloksasine duyarlılıkta yıllara göre doğrusal bir azalış tespit edilmiştir (p = 0.001). E.coli suşlarının 1246’sında (% 38) genişlemiş-spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) aktivitesi belirlenmiş, GSBL-negatif izolatlarda fosfomisine direnç görülmezken, GSBL-pozitif izolatlarda % 5.7 oranında direnç olduğu saptanmıştır (p < 0.001).
E.coli suşlarına karşı yüksek etkinlik oranına sahip olan fosfomisinin, üriner sistem infeksiyonlarının ilk basamak tedavisinde tercih edilebilir iyi bir alternatif seçenek olduğu sonucuna varılmıştır.

Anahtar sözcükler: Escherichia coli, fosfomisin, GSBL, in vitro, mikrobiyal duyarlılık testleri, üriner sistem infeksiyonu


Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(2):69-73
KLİNİK ASPERGILLUS İZOLATLARI: TÜR DAĞILIMI VE ANTİFUNGAL DUYARLILIK SONUÇLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Yasemin ÖZ1, Filiz AKŞİT1, Müge ASLAN1, Nilgün KAŞİFOĞLU1, Nuri KİRAZ2
1Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, ESKİŞEHİR
2İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL

ÖZET

Aspergillus türleri tüm dünyada yaygın olarak bulunmakla birlikte, özellikle immündüşkün hastalar için invazif Aspergillus infeksiyonları önemli bir problemdir. Bu çalışmada, hastanemizde izole edilmiş Aspergillus izolatlarının tür dağılımı ve antifungal duyarlılığı analiz edilmiştir. Toplam 110 izolat analize alınmış ve bunların % 60’ı Aspergillus fumigatus, % 21’i Aspergillus niger, % 9’u ise Aspergillus flavus olarak tanımlanmıştır. İzolatların % 54’ü Göğüs Hastalıkları Servisi hastalarından ve % 75’i solunum yolu örneklerinden elde edilmiştir. Antifungal duyarlılık testi için E-test yöntemi kullanılmış ve minimal inhibitör konsantrasyon aralıkları amfoterisin B için 0.012-32 µg/ml, itrakonazol için 0.008-128 µg/ml ve vorikonazol için 0.023-8 µg/ml olarak bulunmuştur. Test edilen üç antifungal arasında en etkilisi vorikonazol olmuştur. Sonuç olarak invazif aspergillozların en sık etkeni A.fumigatus’tur ve vorikonazol amfoterisin B’ye güvenilir bir alternatif olabilir.

Anahtar sözcükler: antifungal duyarlılık, Aspergillus, tür dağılımı, vorikonazol


Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(2):74-79
STREPTOCOCCUS PYOGENES SUŞLARINDA MAKROLİD DİRENÇ MEKANİZMALARI VE ORANLARI (AYDIN)

Murat TELLİ, Mete EYİGÖR, Yasin TİRYAKİ, Neriman AYDIN
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, AYDIN

ÖZET

Streptococcus pyogenes bakteriyel farenjitin en sık nedenidir. Makrolidler, beta-laktam alerjisi olanlarda ve penisilinle tedavide başarısız olanlarda sıklıkla penisilin yerine önerilmektedir. Çalışmamızda, Streptococcus pyogenes izolatlarında, makrolid direnç oranlarını ve direnç mekanizmalarını belirlemek amaçlanmıştır.
Ocak 2007 ve Mayıs 2010 tarihleri arasında çeşitli klinik örneklerden (59 boğaz, 19 yara, 3 kan ve 4 diğer) toplam 85 S.pyogenes suşu elde edilmiştir. Suşların eritromisin, klindamisin, penisiline minimal inhibitör konsantrasyonları mikrodilüsyon yöntemi ile, tetrasiklin, vankomisin, seftriakson, levofloksasine duyarlılıkları disk difüzyon yöntemi ile CLSI kurallarına göre test edilmiştir. Makrolid direnç fenotipleri için “çift disk testi” uygulanmıştır. Makrolid direnç genleri ise (ermA, ermB, ermC, ermTR ve mefA) polimeraz zincir reaksiyonu ile araştırılmıştır. Eritromisin, tetrasiklin ve levofloksasine direnç sırasıyla % 15, % 19, % 1 oranında bulunmuştur. Eritromisine dirençli suşlardan 7 (% 54) tanesi iMLSB, 6 (% 46) tanesi M (efluks) fenotipinde bulunmuştur. iMLSB fenotipindeki suşların hepsinde ermTR direnç geni, M fenotipindeki suşların hepsinde ise mefA direnç geni bulunmuştur. Test ettiğimiz S.pyogenes suşlarında makrolidlere direnç oranı ve iMLSB direnç mekanizması ülkemizden bildirilen önceki oranlara göre yüksek bulunmuştur. Çalışmamız sonucunda makrolid dirençli S.pyogenes suşlarının takibinin yapılması ve epidemiyolojik verilerinin oluşturulması gerekliliği düşünülmüştür.

Anahtar sözcükler: direnç, fenotip, makrolidler, Streptococcus pyogenes


Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(2):80-85
ÇEŞİTLİ KLİNİK ÖRNEKLERDEN İZOLE EDİLEN ACINETOBACTER TÜRLERİNDE ANTİBİYOTİK DİRENÇ ORANLARININ İNCELENMESİ

Meryem IRAZ1, Ayşenur CEYLAN1, Yasemin AKKOYUNLU2
1Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL
2Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İSTANBUL

ÖZET

Ekim 2011-Mart 2012 tarihleri arasında laboratuvarımızda izole edilen 143 Acinetobacter suşunun, gönderildiği klinikler ve örnek tiplerine göre dağılımı ve in-vitro antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır.
Acinetobacter izolatları balgam (% 39), kan (% 20), trakeal aspirat (% 13), yara materyali (% 13), kateter (% 5) ve diğer (% 10) örneklerden izole edilmiştir. Acinetobacter suşlarının % 68’i yoğun bakımlar ve % 17’si cerrahi kliniklerden gelen örneklerde saptanmıştır.
Acinetobacter izolatları konvansiyonel yöntemler ve VITEK 2 (bioMerieux, Fransa) otomatize sistemi ile tanımlanmış, antibiyotik duyarlılıkları ise CLSI standartlarına uygun olarak belirlenmiştir. İzole edilen suşların % 99’u kolistin, % 85’i netilmisin, % 53’ü tigesiklin, % 46’sı gentamisin, % 35’i trimetoprim-sulfametoksazol, % 31’i amikasin, % 13’ü tobramisin, % 9’u sefoperazon-sulbaktam, % 8’i imipenem, meropenem ve siprofloksasin, % 7’si sefepim ve piperasilin-tazobaktam ve % 6’sı ampisilin-sulbaktama duyarlı olarak saptanmıştır.
Çalışmada hastanemizde izole edilen Acinetobacter suşlarına in-vitro etkinliği en yüksek antibiyotikler sırasıyla kolistin, netilmisin ve tigesiklin şeklindedir. Diğer taraftan karbapenemlere ve diğer antibiyotiklere direnç oranlarının yüksekliği de dikkat çekmektedir.

Anahtar sözcükler: Acinetobacter, antimikrobiyal direnç, kolistin, yoğun bakım ünitesi


Araştırma
ANKEM Derg 2012;26(2):86-98
DOKU MÜHENDISLIĞI VE REJENERATIF TIPTA KULLANILAN POLI (LAKTIK-KO-GLIKOLIK ASIT) ILE HAZIRLANMIŞ İLAÇ SISTEMLERI

Oya KERİMOĞLU, Emine ALARÇİN
Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı, Haydarpaşa, İSTANBUL

ÖZET

Poli(D,L-laktid-ko-glikolid) (PLGA) kontrollü salım (KS) uygulamalarında terapötik ilaçları enkapsüle eden nano/mikropartiküllerin geliştirilmesinde sıklıkla kullanılan biyolojik olarak parçalanma özelliğine sahip bir polimerdir. PLGA ile hazırlanmış ilaç sistemlerinin konvansiyonel sistemlere göre çok sayıda avantajı bulunmaktadır. Bu avantajlardan biri, ilaçların uzatılmış salım özelliklerinin günler, haftalar veya aylarca devam edebilmesidir. PLGA’nın yaygın kullanımının diğer sebepleri ise biyolojik olarak parçalanabilir olması, biyolojik olarak geçimli olması ve FDA (Gıda ve İlaç İdaresi) tarafından onaylanmış olmasıdır. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, analjezikler, antibiyotikler gibi çeşitli aktif farmasötik ajanların yanısıra protein, peptid, gen, aşı, antijen, insan büyüme faktörleri, vasküler endotelial büyüme faktörleri gibi makromoleküler yapıdaki çeşitli ilaçlar PLGA veya PLGA ile hazırlanmış ilaç sistemleri içerisine başarılı bir şekilde yüklenebilmektedir. Sonuç olarak bu sistemler genel olarak ilaçların hedeflendirilmesinde (hücresel veya doku temelinde), ayrıca lokal etkilerinin de fayda sağlayacağı sistemlerde kullanılmaktadır. Biyoyararlanımı artırırlar, ilaç salımını uzatırlar veya sistemik etki amacıyla ilaçların çözünmesini sağlarlar. Gelecekte yapılacak araştırma ve geliştirme çalışmalarında PLGA veya PLGA ile hazırlanmış ilaç sistemleri çeşitli avantajlarından dolayı ilgi çekici bir alandır.
Bu derlemede PLGA’nın fizikokimyasal ve biyolojik olarak parçalanma özelliklerinin yanısıra doku mühendisliği ve rejeneratif tıp için PLGA ile hazırlanmış ilaç sistemleri sunulmaktadır.

Anahtar sözcükler: doku mühendisliği, kontrollü salım, PLGA, polimer, rejeneratif tıp

ANKEM Derg 2012;26(2):99-104
POSTOPERATİF KAN ŞEKERİ DÜZEYİNİN İNFEKSİYONLA İLİŞKİSİ*

Adnan İŞGÖR
Medical Park Göztepe Hastanesi, Genel Cerrahi Birimi, İSTANBUL
adnisg75@hotmail.com

ÖZET

Peroperatif ya da erken postoperatif devrede kan şekeri düzeyi yüksek seyreden non-diyabetik hastalarda infeksiyon riskinin fazla olduğu gösterilmiştir. Bu bağlamda cerrahi yoğun bakım birimlerinde, kan şekerinin normal sınırlar içinde (80-110 mg/dl) tutulması ile cerrahi alan infeksiyon oranlarının azaldığı belirlenmiştir. İnsülin ile kan şekerinin sıkı kontrolü (TGC) adı verilen bu yaklaşımın şiddetli sepsis ya da septik şoku olan hastalardaki yararı tam açıklığa kavuşmamıştır. Çünkü TGC sırasında oluşabilecek hipoglisemi mortaliteyi arttırabilmektedir. Dolayısıyla infeksiyon riskinin azaltılmasında peroperatif ve erken postoperatif devrede kan şekeri düzeyinin 140-150 mg/dl altında tutulmasının yeterli olabileceği genel kabul görmeye başlamıştır.

Anahtar sözcükler: cerrahi alan infeksiyonu, kan şekeri, kan şekerinin sıkı kontrolu, TGC

Olgu sunumu
ANKEM Derg 2012;26(2):105-110
PARAZİTLERİN ALTERNATİF TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK KULLANIMLARI*

Kor YERELİ
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Parazitoloji Anabilim Dalı, MANİSA
koryereli@gmail.com

ÖZET

Son yıllarda gelişen endüstri ve teknolojiyle birlikte bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıklarda bir artış yaşanmaktadır. Özellikle hijyen ve sanitasyon kavramlarını bir yaşam biçimi haline getiren toplumlarda inflamatuar barsak hastalığı, multiple skleroz ve astım benzeri hastalıklarda bu artış belirgindir. Sanitasyonun artması parazitik hastalıklarda ise belirgin bir düşüşü beraberinde getirmiştir. Oysa yapılan epidemiyolojik çalışmalarda özellikle sestodlarla infekte kişilerde daha az immun sistem hastalıklarına rastlanmıştır. Farelerde yapılan çalışmalarda da helment infeksiyonuna sahip farelerin kolit, ensefalit, tip 1 diyabet ve astım gibi hastalıklara yakalanmadıkları gözlenmiştir. Benzeri klinik çalışmalarla da helment verilmesinin ülseratif kolit ve Crohn hastalığının aktivitesinde azalmaya neden olduğu gösterilmiştir. Bu makalede helmentlerle immun yanıt hastalıkları arasındaki ilişkinin tedavi edici düzeylerde olma olasılıklarını araştıran çalışmalar derlenmiştir. Ancak bu konuda hâlâ çok sayıda araştırmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

Anahtar sözcükler: helment tedavisi, immun yanıt, inflamasyon, otoimmun hastalıklar

 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker