ÇAĞDAŞ CERRAHİ DERGİSİ

 

ÇAĞDAŞ CERRAHİ DERGİSİ - NİSAN 2004

 

 

Benin Nontoksik Multinodüler Guatr'ın Tedavisinde Cerrahi Tekniklerin Karşılaştırılması 18(2):67-71, 2004
Orhan ALİMOĞLU*, Murat AKDAĞ*, Ramazan ERYILMAZ*, Mustafa ŞAHİN*, Çağatay KORKUT**, Emin DALDAL*
SSK Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi I. Cerrahi Servisi*, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi ABD**, İstanbul
ÖZET
     Benin nontoksik multinodüler guatrlı (MNG) hastalarda cerrahi tedavi kararı verildikten sonra uygulanacak cerrahi teknik konusundaki tartışmalar devam etmektedir. Bu çalışmada benin nontoksik MNG cerrahi tedavisinde uyguladığımız cerrahi tekniklerinin yol açtığı morbidite irdelendi ve uygulanan cerrahi yöntemin rastlantısal tespit edilen tiroid karsinomlarında reoperasyon üzerine etkisi araştırıldı.
      Ocak 2000 ve Eylül 2003 tarihleri arasında kliniğimizde benin nontoksik MNG tanısıyla opere edilen hastalar değerlendirildi. Hastalar uygulanan cerrahi tekniğe göre üç gruba ayrıldı; grup 1; total tiroidektomi (TT), grup 2; totale yakın tiroidektomi (TYT) (dominant nodül ve/veya nodüllerin olduğu tiroid lobuna isthmektomi ile birlikte total lobektomi diğer tiroid lobuna ise 2 gr'dan az doku kalacak şekilde totale yakın lobektomi), grup 3; bilateral subtotal tiroidektomi (BST). Hastalar; yaş, cins, uygulanan cerrahi teknik, gelişen komplikasyonlar, uygulanan cerrahi yöntemin insidental tespit edilen tiroid karsinomlarında reoperasyon üzerine etkisi ve hastanede yatış süresi bakımından araştırıldı.
      Olguların 203'ü kadın (% 88.6), 26'sı erkek (% 11.4) olup, yaş ortalaması 43.92+12.30 idi. Grup 1'de 39 hasta (% 17), grup 2' de 89 hasta (% 39) ve grup 3'de 101 hasta (% 44) mevcuttu. Olguların 5'inde (% 2.2) geçici (unilateral), birinde (% 0.4) kalıcı (unilateral) vokal kord paralizisi gelişti. 21 hastada (% 9.1) geçici hipokalsemi, 2 hastada (% 0.87) kalıcı hipokalsemi gelişti. Komplikasyonlar açısından gruplar arasındaki fark istatiksel olarak anlamsızdı (p>0.05). Tiroid rezeksiyonu genişledikçe hipokalsemi oranları artmakla birlikte istatistiksel fark izlenmedi. Grup 1 ve grup 2'deki karsinom olgularına ve grup 3'deki hastalardan birine reoperasyon gerekmez iken, Grup 3'deki üç hastaya reoperasyon gerekti.
      Sonuç olarak, her üç cerrahi tekniğin benzer morbiditeye sahip olması, TT ve TYT'nin ileride görülebilecek nüksleri önlemesi ve rastlantısal tiroid karsinomlarında reoperasyona gerek bırakmaması nedeniyle benin nontoksik MNG cerrahi tedavisinde tercih edilebileceğini düşünmekteyiz.
      Anahtar kelimeler: Benin nontoksik multinodüler guatr, cerrahi tedavi

Profilaktik ve Terapötik Cilt Koruyucu Mastektomi İle İlk Sonuçlarımız 18(2):72-78, 2004

Meral MEDİREL*, Mehmet ULUDAĞ**
VKV Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Merkezi-Meme Ünitesi* ve Sağlık Bakanlığı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Genel Cerrahi Kliniği**, İstanbul

ÖZET
       Günümüzde cilt koruyucu mastektomi meme kanseri için henüz standart tedavi olmamasına rağmen, giderek artan bir tedavi seçeneği haline gelmeye başlamıştır. Biz de 2000-2003 tarihleri arasında cilt koruyucu mastektomi uygulanan hastaların ameliyat endikasyonları, mastektomi sonrası rekonstrüksiyon, komplikasyon ve post operatif takipleri ve sonuçlarını değerlendirdik.
      Yaşları 35-65 arası değişen beş hastanın üçüne bilateral, ikisine tek taraflı olmak üzere sekiz cilt koruyucu mastektomi uygulandı. Bilateral girişim uygulanan üç olgudan birinde nüks müsinöz karsinom , ikisinde yaygın duktal karsinoma in situ (+birinde 2 mm ve 4 mm 2 adet invaziv odak) tek taraflı olarak mevcut idi. Bu üç olgunun ikisinin karşı memeleri yaygın mikrokalsifikasyonlar içeren dens yapıda olup, üçüncüsünde ise mikrokalsifikasyonlar nedeni ile yapılan biopside atipik duktal hiperplazi saptanıp, takip zorluğu açısından proflaktik cilt koruyucu mastektomi uygulandı. Tek taraflı mastektomi uygulanan olguların biri invaziv duktal karsinom, diğeri ise mikroinvaziv odak içeren duktal karsinoma insutu idi. Üç olguda tümör tarafında aksilla diseksiyonu yapıldı. Rekonstrüksiyon dört memede implant, dört memede bilateral implant+ latissumus dorsi flebi ile yapıldı. Bir olguda flep beslenmesinin optimal olmaması nedeni ile geç rekonstrüksiyon uygulanması dışında, komplikasyon gelişmedi. Tüm olgular estetik olarak memnundu. Ortalama 33.4 (15-52) aylık takipte lokal nüks ve uzak metastaz saptanmadı. Cilt koruyucu mastektomi seçilmiş erken evre meme karsinomları ve insutu karsinomlarda terapötik olarak uygulanabilir. Karşı memelerinde riskli bulguları olan, takibi güç hastalarda aynı seansta karşı memeye proflaktik cilt koruyucu mastektomi yapılabilir. Rekonstrüksiyonda meme cildinin tama yakın korunması, minimal insizyon skarı olması, aynı seansta rekonstrüksiyona olanak tanıması ve bilateral girişimde simetrinin daha kolay sağlanabilmesi cilt koruyucu mastektominin estetik avantajları olduğu kanısındayız.
      Anahtar kelimeler: Cilt koruyucu mastektomi, profilaktik mastektomi, meme rekonstrüksiyonu, meme kanseri

Laparoskopik Apendektomi Deneyimimiz 18(2):79-82, 2004
Ahmet Nuray TURHAN, Mustafa Uygar KALAYCI, Selin KAPAN, Erşan AYGÜN, Osman Zekai ÖNER, Berrin DODUR
Sağlık Bakanlığı Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Genel Cerrahi Kliniği, İstanbul
ÖZET
       Akut apandisitte laparoskopinin kullanılmasının avantaj ve dezavantajları halen tartışılmaktadır. Bu çalışmada laparoskopik apendektomi yapılan olgularımızdaki, yaş, cins, apendiküler inflamasyon derecesi, operasyon süresi, açık operasyona dönüş nedenleri, postoperatif ağrı medikasyonu, postoperatif komplikasyon, kozmetik sonuçlar, hastanede kalış süresi, maliyet ve işe dönüş zamanını ayrıca laparoskopik apendektomi deneyiminin başarıya ve komplikasyon oranlarına etkilerini değerlendirdik.
      Ocak 2001 ve Kasım 2001 tarihleri arasında karın ağrısı nedeniyle acil servise başvuran klinik muayene ve laboratuar bulguları sonucunda akut apandisit tanısıyla laparoskopik apendektomi yapılan 68 olgu retrospektif olarak değerlendirildi. Olgularımızın 35'i erkek 33'ü bayandı. Olgularımızın yaşları 12 ile 53 arasında değişiyordu, ortalama yaşı 25,2 idi. Olguların 6'sında çeşitli nedenlerle açık operasyona dönüldü. Olgularımızın 6'sında komplikasyon meydana geldi (% 8.8). Hastanede ortalama kalış süresi 2,5 (1-9) gündü. Ortalama işe dönüş süresi 15 (12-17) gündü.
      Laparoskopik apendektomi, laparoskopi deneyimi olan cerrahi ekiplerin çalıştığı kliniklerde, özellikle şüpheli akut abdominal ağrı ve peritonit bulgusu olan kişilerde güvenle uygulanabilen bir tedavi şeklidir.
      Anahtar kelimeler: Apendektomi, laparoskopi, komplikasyon

Kolorektal Cerrahide İnfeksiyöz Komplikasyonlar Ardışık 400 Hastanın Değerlendirilmesi 18(2):83-87, 2004
Sezai LEVENTOĞLU*, Bülent MENTEŞ*, Melike KAREN*, Mehmet OĞUZ*, Erdal YILMAZ*
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Kolorektal Cerrahi Çalışma Grubu, Ankara
ÖZET
      Kolorektal Cerrahi Çalışma Grubu'nda tedavi edilmiş ve önceden hazırlanmış formlara kaydedilen 400 ardışık hasta değerlendirilmiştir. Yaş, cinsiyet, predispozan faktörler, hastalığın tanısı, operasyon şekli (acil, elektif), cerrahi yara tipi ve operasyon süresi ile infeksiyöz komplikasyonlar arasındaki ilişki araştırılmıştır.
      Çalışmamızda kolorektal cerrahi uygulanan hastalarda infeksiyöz komplikasyon oranı % 6.3 olup, % 5.5'i cerrahi alan infeksiyonu, % 0.8'i global infeksiyondur. Hastaların tamamına anestezi indüksiyonu esnasında 1 g cefepim + 500 mg metronidazol ile antibiyotik profilaksisi uygulanmıştır. Cinsiyet ile infeksiyon arasında ilişki bulunmazken (p=0.924), < 59 yaşta infeksiyon oranı % 4, 60-74 yaş arasında % 21.1, >75 yaş grubunda % 37.5 (p< 0.0001) olarak saptanmıştır. Predispozan faktörlerin (DM, immünsupresyon) varlığı ile infeksiyon oranı arasında ilişki bulunamamıştır (p=0.522). Benign anorektal hastalık ve stoma kapatılması nedeniyle opere edilen hastalarda infeksiyon saptanmazken, malign kolorektal hastalıklarda % 31.0, base-line infeksiyonu olanlarda % 14.3, pilonidal sinüs cerrahisinde % 3.2, akut appendisit cerrahisinde % 1.6, perfore appendisitte % 20.0, inflamatuar barsak hastalıkları cerrahisinde % 50.0 oranında infeksiyöz komplikasyon meydana gelmiştir. Acil şartlarda opere edilen hastalarda infeksiyöz komplikasyon oranı % 12.5'dir (elektif vakalarla kıyaslandığında p< 0.008). Operasyon süresi kısa (< 30 dakika) süren vakalarda infeksiyon görülmezken, 31-180 dakika sürenlerde % 5.6, 181 dakikadan fazla sürenlerde % 34.9 oranında infeksiyon görülmüştür (p< 0.0001). Temiz kontamine cerrahi prosedürde % 7.0, kontamine cerrahide ise % 12.7 infeksiyon saptanmıştır (p=0.012). Cerrahi infeksiyon olarak değerlendirilen 25 vakanın (% 6.3), % 36.0'sında yayma sonucu pozitif olarak gelmiştir. Ajan patojen olarak 4 hasta'da E.coli, 4 hastada polimikrobiyal, 3 hastada ise S.Koagülaz (-) kültürde üremiştir. 4 hasta (% 16.0) kulanılan proflaktik antibiyotiğe karşı duyarlı değilken, % 84.0'ı duyarlı bulunmuştur.
      Kolorektal cerrahide infeksiyoz komplikasyon oranı ileri yaşta (60 yaş ve üzeri), acil şartlarda opere edilenlerde, inflamatuar barsak hastalıkları ve kolorektal kanser cerrahisinde, operasyon süresi uzun sürenlerde ve kontamine operasyonlarda artmaktadır. Bölümümüzde bu hastalarda; nutrisyon desteğinin sağlanması, barsak hazırlığı yapılması, elektrokoterin doğru modda kullanılması, pelviste ve kontamine vakalarda deri altı vakum dren kullanılması, uygun antibiyotik profilaksisinin yapılması gibi ağırlıklı olarak cerraha ait faktörler çerçevesinde infeksiyon oranı düşük düzeylerde tutulabilmektedir.
      Anahtar kelimeler: Kolorektal cerrahi, cerrahi alan infeksiyonu

Rektum Yabancı Cisimlerine Yaklaşım 18(2):88-92, 2004
Mehmet ULUDAĞ*, Gürkan YETKİN*, İsmail AKGÜN*, Abut KEBUDİ**, Arslan ÇOBAN*, Adnan İŞGÖR***
Sağlık Bakanlığı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Genel Cerrahi Kliniği*, Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı**, Haliç Üniversitesi***, İstanbul
ÖZET
       Seks amaçlı uygulanan rektum yabancı cisimleri, rektum yabancı cisimlerinin en sık etyolojik sebebidir. 2000-2003 yılları arasında seks amaçlı uygulanmış rektum yabancı cisimli 5 olgu değerlendirildi. Olguların hepsi erkekti. 4 olguda deodorant kutusu kapağı, 1 olguda kapağı ile birlikte deodorant kutusu saptandı. 4 olguda yabancı cisim transanal yoldan çıkarıldı. Rektosigmoid bölgeye ilerleyip burada inkarsere olan deodorant kutusu kapağı laparatomi yapılıp, kolotomiden çıkarıldı. Son olgudaki perianal yüzeyel laserasyonlar dışında rektumda yaralanma saptanmadı. Rektum yabancı cisimleri nadir görülmesine rağmen, klinik pratikte unutulmaması gereken bir antitedir. Büyük bir bölümü komplikasyonsuz tedavi edilebilirler. Oluşabilecek ciddi potansiyel komplikasyonlarından dolayı, var olan bir yaralanmayı gözden kaçırmamaya ve müdahale anında ek yaralanmalara neden olmamaya özen gösterilmelidir.
      Anahtar kelimeler: Rektal yabancı cisim, transanal uygulama, inkarsere yabancı cisim

Perfore Akut Apandisitte Cilt Kapatılmalı mı? 18(2):93-96, 2004
Ahmet Nuray TURHAN, Osman Zekai ÖNER, Ali AYDIN, Selin KAPAN, Ersen KÜTÜKÇÜ, Erşan AYGÜN
Sağlık Bakanlığı Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Genel Cerrahi Kliniği, İstanbul
ÖZET
      Kirli cerrahi yaralarda enfeksiyon görülme oranı yüksektir. Komplike akut apandisitlerde apendektomi sonrasında görülen en sık morbidite yara yeri enfeksiyonudur. Yara enfeksiyonunun azaltılmasında cildin açık bırakılmasının etkili bir metod olup olmadığı tartışmalıdır.
      Bu çalışmada perforasyon nedeniyle komplike olmuş akut apandisitli olgularda apendektomi sonrasında cildin primer kapatılması ile geciktirilmiş primer kapatılması karşılaştırılarak gelişen yara yeri enfeksiyonu ve buna bağlı morbidite oranlarının belirlenmesi amaçlandı.
      Kliniğimizde perfore akut apandisit nedeni ile ameliyat olan olgulardan ocak 2001-aralık 2002 arasında başvuranların ciltleri primer kapatılırken 2003 yılında aynı nedenle ameliyat olanlarınki postoperatif 3. Gün kapatılmak üzere açık bırakıldı. Olgular postoperatif dönemde takip edilerek yara enfeksiyonu ve insizyonel herni gelişme oranları ve hastanede yatış süreleri belirlendi.
      Cildi primer kapatılan gruptaki 71 olgunun 36 sında yüzeysel (% 50.7), 7 sinde derin (% 9.8) olmak üzere toplam 43 ünde (% 60.5) yara yeri enfeksiyonu gelişti, 3 olguda ise % 4.2 geç dönemde insizyonel herni saptandı. Ortalama hastanede yatış süresi 1-19 (4.6±3.57) gündü. Cildi açık bırakılan grupta ise % 12.5 yara enfeksiyonu gelişti, bunların tümü derin bağ dokusu enfeksiyonuydu ve cilt hiç kapatılmadan yara sekonder iyileşmeye bırakılmıştı. Bu grupta insizyonel herni gelişen olgu sayısı 2 (% 6.25), Hastanede yatış süresi 2-12 (4.87±3.01) gündü. Primer kapatılan olgulardaki yüzeysel yara enfeksiyonu oranı geciktirilmiş primer kapamaya göre anlamlı olarak yüksekti (P< 0.001). Gruplar arasında hastanede yatış süreleri benzerdi ve insizyonel herni gelişme riski bakımından anlamlı farklılık yoktu.
      Geciktirilmiş primer cilt kapatılması yüzeysel yara enfeksiyonunu engellemek için alınabilecek iyi bir önlemdir. Cildin açık bırakılmasıyla derin fasiya enfeksiyonu, insizyonel herni gelişmesi engellenmemekte ve yatış süresi kısalmamaktadır ama yüzeysel yara enfeksiyonunun azalması poliklinik bakım maliyetlerini düşürebilir ve olgunun normal aktiviteye dönüş süresini kısaltabilir.
      Anahtar kelimeler: Perfore apandisit, cerrahi yara enfeksiyonu, geciktirilmiş cilt kapatılması

 

 

 

 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayi
2005
      Cerrahi Temmuz 2005
      Cerrahi Nisan 2005
      Cerrahi Ocak 2005
2004
     Cerrahi Ekim 2004
     Cerrahi Temmuz 2004
     Cerrahi Nisan 2004
     Cerrahi Ocak 2004
2003
     Cerrahi Ekim 2003
     Cerrahi Temmuz 2003
     Cerrahi Nisan 2003
     Cerrahi Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker