 |
ÇAĞDAŞ CERRAHİ DERGİSİ - TEMMUZ 2004
|
Mide Kanseri Nedeniyle Rezeksiyon Uygulanan Hastalarda Postoperatif Erken Enteral Nutrisyon ve Total Parenteral Nutrisyonun Karşılaştırılması 18(3):115-120, 2004 |
A. Serhat GÜR, Oğuzhan ÖZŞAY, Ercüment TARCAN, Atilla ÇÖKMEZ, Evren DURAK, Kemal ATAHAN
Sağlık Bakanlığı İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Cerrahi Kliniği |
|
|
Sık görülen gastrointestinal sistem kanserlerinden mide kanserinin tedavisi cerrahidir. Mide kanseri nedeniyle rezeksiyon uygulanan hastalarda postoperatif erken enteral nutrisyon (EEN) ile beslenme desteği, barsak mukozası ile fonksiyonları üzerine olan etkileri ve daha ucuz bir yöntem olması nedeniyle son yıllarda tercih edilmektedir. Biz bu çalışmada mide rezeksiyonu uygulanan hastalarda postoperatif EEN ve Total parenteral nutrisyonun (TPN) etkinliğini saptamayı amaçladık.
Bu amaçla 2001-2004 tarihleri arasında mide kanseri nedeniyle rezeksiyon uygulanan 26 hasta randomize olarak iki gruba ayrıldı. EEN grubuna postoperatif 1. günden itibaren nazojejunal tüp yoluyla enteral beslenme verildi. TPN grubuna ise postoperatif 1. günden itibaren subklavyen ven yolu ile parenteral beslenme verildi. Her iki gruptaki hastaların preoperatif dönemdeki demografik bulguları, kiloları, son 3 ay içindeki kilo kayıplarının daha önceki kilolarına göre oranları, serum albümin düzeyleri, Karnofsky skorları tespit edildi. Her iki grupta hastalara uygulanan operasyon tipi, operasyon süresi ve operasyon sırasında uygulanan kan transfüzyon miktarları kayıt edildi. Gruplardaki hastaların postoperatif dönemdeki gaz ve gaita deşarjı süreleri, postoperatif 6. gündeki serum albümin düzeyleri, operasyona bağlı komplikasyonlar, mortalite oranları, hastanede kalış süreleri, postoperatif 6. gün serum C-reaktif Protein (CRP) değerleri tespit edildi. EEN grubundaki hastalarda abdominal kramp, karında gerginlik, bulantı ve ishal enteral beslenmenin komplikasyonu olarak kabul edildi. Gruplarda tespit edilen değerler istatistiksel olarak karşılaştırıldı. İstatistiksel değerlendirmede Mann-Whitney U ve Chi Kare testi kullanıldı. p< 0.05 değeri anlamlı olarak kabul edildi.
Çalışmada EEN grubunda 12, TPN grubunda 14 hasta vardı. Gruplar arasında preoperatif parametreler, uygulanan operasyon tipi, operasyon süreleri ve kan transfüzyonu açısından anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Gruplar arasında postoperatif gaz deşarjı, albümin düzeyi ve CRP düzeyleri arasında anlamlı fark saptanmazken, EEN grubunda gaita deşarjının ve hastanede kalış süresinin anlamlı olarak kısa olduğu görüldü (p< 0.05).
Çalışmamızda postoperatif mortalite görülmezken, her iki grupta 3'er hastada operasyona bağlı morbidite gelişti. Morbidite açısından gruplar arasında fark yoktu. Gastrointestinal sistem komplikasyonları EEN grubunda % 66.6, TPN grubunda ise % 35.7 olarak tespit edildi. Bu iki değer arasında istatistiksel fark yoktu.
Bu çalışmada, mide kanseri nedeniyle rezeksiyon uygulanan hastalarda postoperatif beslenme desteği olarak EEN güvenle kullanılabilecek bir yöntem olduğu sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: Erken enteral nutrisyon, total parenteral nutrisyon, mide kanseri |
|
Kolorektal Kanserlerde Yaşam Süresi Üzerine Etkili Faktörler 13 Yıllık Deneyimimiz 18(3):121-126, 2004 |
Nuri Aydın KAMA, Uğur GÖZALAN, Erhan REİS, Gül DAĞLAR, Yunus NADİ YÜKSEK
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 4. Cerrahi Kliniği, Ankara
|
|
|
Günümüze kadar pek çok faktörün prognoz üzerine etkisi araştırılmıştır. Bunlarda bazılarının etkinliği halen tartışmalı iken bazı prognostik faktörler özellikle adjuvan tedavi planlarını belirlemede önemli rol oynamaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, rezeksiyon uygulanan 183 kolorektal adenokanserli hastada yaşam süresi üzerine etkili prognostik faktörleri analiz etmektir. 1990-2003 yılları arasında kolorektal kanser nedeniyle cerrahi uygulanan 183 hastada prognoz üzerine etkili faktörler araştırılırdı. Tekli değişken analizleri log rank test ile yapıldı. Bağımsız değişkenler Cox Regresyon yöntemi ile belirlendi. Yaşam sürelerinin analizleri Kaplan-Meier metodu ile yapıldı. Tekli değişken analizlerinde pTNM evreleme, lenf nodu tulumu, pT evresi, tümörün diferansiyasyonu, vasküler invazyon, perinöral invazyon, kanserin müsin salgılaması, rezeksiyonun kürabilitesi yaşam süresi üzerine etkili prognostik faktörler olarak bulundu. Tümörün lokalizasyonu ve preoperatif serum tümör belirleyicileri ise sınırda anlamlı faktörlerdi. Çok değişkenli analizde ise rezeksiyonun kürabilitesi ve pTNM evresi en önemli bağımsız prognostik faktöler olarak bulundu. Bu iki faktörü takiben lenf nodu tulumu, pT evresi ve vasküler invazyon diğer önemli prognostik faktörlerdir. Sonuç olarak bu seride de görüldüğü gibi kolorektal kanser tanısıyla müracaat eden bir hasta da erken evre bir tümöre R0 rezeksiyon yapılabiliyorsa yaşam süresinin uzun olmasının beklenmesi doğaldır. Ancak özellikle serozayı aşmış ve lenf bezi tutulumu olan hastalarda durum sıkıntılıdır. Bugün bu hastalarda adjuvan tedaviler rutin olarak kullanılmaktadır. Bu iki grup dışında kalan hastalarda özellikle de vasküler invazyon mevcutsa, adjuvan tedavilerin düşünülmesinin yaşam süresini artırabileceği beklenebilir.
Anahtar kelimeler: Kolorektal kanser, prognoz, vasküler invasion |
Tıkanıklığa Neden Olan Kolorektal Kanserlerde Tedavi Seçimi 18(3):127-134, 2004 |
Mehmet ULUDAĞ*, Gürkan YETKİN*, İsmail AKGÜN*, Fevzi CELAYİR*, Abut KEBUDİ**, Halil COŞKUN*, Hakan KÖKSAL*, Adnan İŞGÖR***
Sağlık Bakanlığı Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Genel Cerrahi Kliniği*, Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı**, Haliç Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı***, İstanbul |
|
|
Bu çalışmada tıkanıklığa neden olan sağ ve sol kolon tümörlerinde uygulanan cerrahi tedavi sonrası postoperatif erken sonuçların retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlandı.
1997-2003 tarihleri arasında tıkanıklığa neden olan kolon tümörü nedeni ile acil cerrahi girişim uygulanan 51 hasta (26 erkek, 25 kadın, ortalama yaş 62.1; dağılım 32-88) retrospektif olarak incelendi. Sağ ve sol kolon tümörlü hastaların bulguları, sol kolon tümörlü olgular arasında primer rezeksiyon sonrası anastomoz yapılan ve yapılmayan olguların verileri istatistiksel olarak karşılaştırıldı.
Sağ kolon tümörlü 24 hastadan 19'una rezeksiyon anastomoz, sol kolon tümörlü 27 hastanın onuna rezeksiyon anastomoz, 9'una rezeksiyon sonrası hartman veya çift uç ostomi uygulandı. Sağ ve sol kolon tümörlerinde sırası ile minor komplikasyon % 33.3, % 37, major komplikasyon % 4.1, % 14.8, mortalite % 8.2, % 11.1 olarak belirlenmiş olup, aralarında anlamlı fark saptanmadı. Ayrıca sol kolon tümörlerinde rezeksiyon sonrası primer anastomoz uygulanan ve uygulanmayanlar arasında anlamlı fark saptanmadı.
Tıkanma nedeni ile ameliyat edilen sol kolon tümörlü genel ve lokal şartları uygun hastalarda primer rezeksiyon ve anastomozun sağ kolon tümörlü hastalarda uygulanandan daha riskli olmadığı sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: Kolon tıkanıklığı, kolon kanseri, primer rezeksiyon, primer anastomoz, ameliyat sonrası komplikasyon, hastane mortalitesi |
İnguinal Hernilerde Lichtenstein Mesh Takviyesi ve Bassini Tamiri Yöntemlerine Ait Sonuçların Karşılaştırılması 18(3):135-137, 2004 |
Ahmet Nuray TURHAN, Selin KAPAN, Erşan AYGÜN, Ersen KÜTÜKÇÜ, Osman Zekai ÖNER, Berge EDE
Sağlık Bakanlığı Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği, İstanbul |
|
|
İnguinal herni tamiri genel cerrahların en sık uyguladığı operasyonlardan biri olmasına rağmen en uygun teknik veya sütür materyali konusunda hala bir fikir birliği sağlanmış değildir. Kliniğimizde yaptığımız bu çalışma ile Ağustos 2001-Aralık 2003 tarihleri arasında inguinal herni nedeniyle Bassini+imbrikasyon yapılan 286 olgu ile Lichtenstein mesh takviyesi yapılan 80 olgu postoperatif komplikasyon, hastanede kalış süresi, işe dönüş zamanı ve nüks açısından değerlendirildiler. Bu değerlendirmelere göre hastanede kalış süreleri Lichtenstein mesh takviyesi yapılan olgularda Bassini+imbrikasyon yapılan olgulara göre istatistiksel olarak daha uzun olmakla birlikte normal aktiviteye dönüş süreleri istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha kısadır. Postoperatif nüks oranları değerlendirildiğinde oranlar birbirine benzer şekilde bulunmuştur.
Güncel herni tamiri yaklaşımlarında gerilimsiz mesh takviyeleri daha yaygın olarak kullanılmasına rağmen mesh maliyeti ve tekniğin daha kolay olması gözönüne alındığında Bassini takviyesinin hala bir alternatif olarak kullanılabileceği görülmektedir.
Anahtar kelimeler: İnguinal herni, Bassini takviyesi, Lichtenstein mesh tamiri |
Pilonidal Sinüs Cerrahisinde Total Eksizyon ve Primer Kapama Yöntemi 18(3):138-140, 2004 |
İrfan BAŞPINAR, Erdem NALBANT, Gültekin ERDOĞAN, Savaş ŞAHİN
Sarıkamış Asker Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği, Kars |
|
|
Pilonidal sinüs, sıklıkla genç yaştaki erkeklerde görülmesi nedeniyle asker hastanelerinde sık yapılan ameliyatlardan birisidir. Bu hastaların ameliyatında tercih ettiğimiz "total eksizyon ve primer kapama" yöntemi hakkındaki klinik tecrübe ve deneyimlerimizi sunmayı amaçladık.
Ocak 2004-Şubat 2005 tarihleri arasındaki, pilonidal sinüs hastalığı nedeniyle total eksizyon ve primer kapama ameliyatı yapılan 112 hasta verileri retrospektif olarak incelendi.
Hastaların tamamı erkek ve yaş ortalamaları 22 (20-27) idi. Ameliyat sonrası üç hastada (% 2.7) yara enfeksiyonu, bir hastada (% 0.9) hematom, birinde (% 0.9) ise seroma görüldü. Ameliyat sonrası dönemde ortalama 4 (3-6) kez pansuman gerekti. Dikişler ortalama 14 (12-16). günde alındı. Hastaların aktif yaşamlarına ortalama üç hafta içinde döndükleri gözlendi.
Pilonidal sinüs aktif enfeksiyon döneminde cerrahi drenaj ve medikal yöntemlerle tedavi edilmeli, enfeksiyon ortadan kalktıktan sonra cerrahi tedavisi yapılmalıdır. Tercih edilebilecek yöntemlerden birisi olan "total eksizyon ve primer kapama" ameliyatının; kısa süreli yara iyileşmesine bağlı olarak hastaya daha iyi konfor sağlaması, komplikasyon oranının sanılandan daha düşük olması ve iş gücü kaybının az olması nedeniyle kronik pilonidal sinüs cerrahisinde seçkin bir yöntem olduğu kanısındayız.
Anahtar kelimeler: Pilonidal sinüs, total eksizyon, primer kapama |
Ameliyathanede Hasta Güvenliği: Cerrahi Pozisyon Komplikasyonlarına Yönelik Önlemler 18(3):141-148, 2004 |
Aymelek ŞAHİN*, Fatma ETİ ASLAN**
Marmara Üniversitesi Hastanesi* ve Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu**, İstanbul |
|
|
|
|
Bu araştırma, intraoperatif dönemde pozisyona bağlı komplikasyonları önlemeye yönelik yaklaşımları belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı.
Araştırmanın evrenini; İstanbul Anadolu yakasında yer alan bir üniversite hastanesinde cerrahi girişim uygulanan hastalar oluşturdu. Örnekleme 18-65 yaş aralığında, cerrahi girişim süresi iki saatin üzerinde olan, genel anestezi alan 166 hasta alındı. Araştırmada veriler "İntraoperatif Pozisyon İzlem Formu" ile toplandı. Bulguların değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik dağılımı kullanıldı.
Araştırma sonucunda beş temel pozisyondan biri olan "supine"nin en fazla (% 60.2) uygulanan pozisyon olduğu belirlendi. Pozisyona bağlı komplikasyonları önlemeye yönelik temel önlemlerin bir kısmının uygulandığı ve 166 hastanın 18 (% 10.8)'inde komplikasyon geliştiği belirlendi. En fazla komplikasyonun dolaşım ile kas-iskelet sisteminde ve lateral pozisyonda olduğu belirlendi.
Bu sonuçlara göre uygulanan beş temel pozisyon içinde supine pozisyonunun en fazla uygulandığı ancak en fazla komplikasyonun lateral pozisyonda geliştiği ve komplikasyonları önlemeye yönelik olarak alınan önlemlerin yetersiz olduğu söylenebilir.
Anahtar kelimeler: İntraoperatif, pozisyon, komplikasyon |
|
|