Bu dergiye online makale gönderimi için www.logosyayincilik.com
 |
ÇOCUK DERGİSİ / ARALIK 2008
|
Çocuk Dergisi 8(4):212-216, 2008
Gelişimsel Pediatri
|
|
|
|
Gelişimsel pediatri, çocuklara verilen sağlık hizmetleri içinde, gerek kuramsal gerek uygulama alanlarında, gelişim biliminin üretimini ve aktarılmasını amaçlayan bir pediatri yan dalıdır.
Bu makalenin amacı, gelişimsel pediatri bilim dalını kısaca tanıtmak, bu alanda son yıllarda kazanılan önemli bilimsel kanıtlar ışığında, ülkemizde çocuk hekimliği uygulamaları içinde, gelişim konusunda neler yapılabileceğini vurgulamaktır.
Anahtar kelimeler: Gelişimsel pediatri, çocuk, gelişim |
|
Çocuk Dergisi 8(4):217-220, 2008
Çocukluk Dönemi Santral Diyabetes İnsipidus Vakalarının Etiyolojik Değerlendirmesi
|
Melike ERSOY *, Feyza DARENDELİLER **, Firdevs BAŞ ***, Rüveyde BUNDAK **, Nurçin SAKA **, Hülya GÜNÖZ **
|
|
|
Amaç: Çocukluk döneminde santral diyabetes insipitus (SDI) tanısıyla izlenen geniş bir vaka grubunun etiyolojik değerlendirmesini yapmak, hastaların başvurudaki antropometrik verilerinin etiyolojik tanı açısından önemini irdelemek ve tedavi sonrası durumlarını değerlendirmek amacı ile SDI tanısı alan 48 hastanın bulguları geriye dönük değerlendirildi.
Yöntem: Poliüri ve polidipsi yakınmaları ile polikliniğimize başvuran ve SDI tanısı alan 48 (20 kız, 28 erkek) vaka geriye dönük olarak dosyalarından değerlendirildi. Başvuru ve izlemdeki boy ve kilo değerleri standart deviasyon skoru (SDS) olarak dile getirildi. İdiyopatik vakalar beş yıl boyunca yılda bir çekilen hipofiz manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile değerlendirildi.
Bulgular: Vakaların 20’si (% 41.7) idiyopatik olarak değerlendirilirken; sırasıyla 8 (% 16.7) vakada histiyositoz, 7 (% 14.7) vakada kraniofarengioma, 4 (% 8.4) vakada kafa travması, 4 (% 8.4) vakada boş sella, 1 (% 2) vakada DİDMOAD (diyabetes insipitus, diyabetes mellitus, optik atrofi, sağırlık) saptandı. Vakaların ortalama geliş boy SDS değeri -1.0(±0.9); ağırlık SDS’si -0.9±(1.2) SDS idi. Vakalar izole AVP (arginin vazopressin peptid) eksikliği (n:23) ve çoğul hormon eksikliği (n:25) olarak iki gruba ayrıldığında ortalama başvuru boy SDS’si çoğul hormon yetersizliği olan grupta -1.2(±1.9); izole hormon eksikliği olan grupta -0.4(±2.1) olup, çoğul hormon eksikliği olan grupta anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05). İdiyopatik vakaların anne-babalarının % 35’inde çeşitli derecelerde akrabalık olduğu saptandı.
Sonuç: SDI çocukluk döneminde geniş bir etiyolojik dağılım göstermektedir. Boy ve tartının geri olduğu durumlarda çoğul hormon eksikliği ve organik nedenler daha sık olduğundan bu durumlarda daha ayrıntılı altta yatan nedeninin incelenmesi gerekir. İdiyopatik nedenlerin sık olması altta yatan kalıtsal nedenleri düşündürebilir.
Anahtar kelimeler: Santral diyabetes insipidus, etiyoloji, çocukluk dönemi |
|
Çocuk Dergisi 8(4):221-234, 2008
Çalışan Annelerin Emzirme Sürecinde Yaşadıkları: Niteliksel Bir Çalışma
|
Sevgi GÖKDEMİREL *, Gülçin BOZKURT **, Gülbin GÖKÇAY ***, Ayşe BULUT ***
|
|
|
Amaç: Bu araştırma; çalışan annelerin bebeğini emzirme ve anne sütü ile beslemesine ilişkin yaşantıları ve bunları yönlendirmede işveren tutumlarının etkisini belirlemek için planlandı.
Yöntem: Araştırmada annelerin çalışma yaşantısı ile işveren tutumlarının, emzirme ve bebeğini anne sütü ile beslemeye etkisi retrospektif olarak, nitel yöntemler kullanılarak irdelendi. Çalışmanın evrenini bir üniversite hastanesinin sağlam çocuk polikliniğinde izlenen çocukların anneleri oluşturdu. Seçim kriterlerine uyan 54 anne içinden, bireysel görüşmelere katılmayı kabul eden on anneden bilgi toplandı. Nitel verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanıldı. Görüşme tutanakları ve ses kayıtları çözümlenerek elde edilen veriler amaca uygun olarak irdelendi.
Bulgular: Yapılan bireysel görüşmelerde anneler; doğum sonu ücretli izin süresinin kısa olduğunu, ekonomik nedenlerle istedikleri kadar ücretsiz izin alamadıklarını, bebeğin anne sütü ile beslenmesinde ve bakımında sıkıntı yaşadıklarını, evin iş yerine uzak olmasının süt izni kullanmaya engel olduğunu, süt izni süresinin yetersiz olduğunu, iş yerinde süt sağma ve emzirme için koşulların uygun olmadığını, işe başlarken bebeğin bakımı ve beslenmesi konusunda endişe yaşadıklarını dile getirdiler. Ayrıca, süt izninin amacına uygun kullanılmadığı, işveren tutumlarının süt izni ve ücretli izin süresini sınırladığı ve ücretsiz izin kullanılmasında etkili olduğu da belirlendi. Çalışan annelerin, bebeklerinin bakımı ve emzirme için yaşantılarında değişiklikler yaptıkları, annelik nedeniyle işten çıkarılma, statü değişikliği gibi kayıplar yaşadıkları da bulgular arasındadır.
Sonuç: Ülkemizde çalışanlar için öngörülen annelik hakları yetersizdir. Bu durum en çok bebeklerin beslenmesini ve bakımını etkilemektedir. Çalışan annelerin emzirmesini desteklemek için yeni düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu düzenlemeler için kendileri de çalışan kadın olan hemşirelerin savunuculuk yapması önemli bir sorumluluktur.
Anahtar kelimeler: Çalışan anne, emzirme, annelik hakları
|
|
Çocuk Dergisi 8(4):235-242, 2008
Pierre Robin Sekansı: Yenidoğan Döneminde Hava Yolu Açıklığının ve Beslenmenin Sağlanması
|
Ayla GÜNLEMEZ *, Tonguç İŞKEN **
|
|
|
Pierre Robin Sekansı (PRS), mandibula hipoplazisi, glossopitozis ve damak yarığı ile karakterize doğumsal bir anomalidir. Çenenin küçük olması dilin hipofarenkse doğru geriye kaçmasına yol açarak, hava yolu tıkanıklığına neden olabilmekte ve yenidoğan döneminde acil tedavi gerektiren önemli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Hava yolu tıkanıklığına yönelik erken ve uygun yaklaşım yapılmadığında, gereksiz invaziv girişimler uygulanabilmekte ya da hastalar hipokside kalabilmektedir. Bu makalede, kliniğimizde izlenen PRS tanısı almış vakaların özellikleri, klinik izlemleri verilmiş ve güncel literatür bilgileri ışığında tedavi yaklaşımları derlenmiş ve tartışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Pierre Robin Sekansı, üst hava yolu tıkanıklığı, yenidoğan canlandırması, hava yolu açılması |
|
Çocuk Dergisi 8(4):243-246, 2008
Tekrarlayan Solunum Sıkıntısı Atakları ile Başvuran Bir Chilaiditi Sendromu |
Yasin BULUT *, Nuh YILMAZ *, Şeyma MEMUR *, Serdar ALTINÖZ *, Aysel ÖZTÜRK *
|
|
|
Chilaiditi Sendromu ilk kez 1910 yılında Demetrius Chilaiditi tarafından radyolojik olarak karaciğer ile diyafragma arasına kolonun girmesiyle karakterize bir durum olarak tanımlanmıştır. Genelde hastalar asemptomatik olup bazı hastalarda gastrointestinal ve solunumsal belirtilerle birlikte bulunabilir. Öyküsünde, yineleyen solunum sıkıntısı yakınmaları bulunan 5 yaşında kız hasta hastaneye yatırıldı. Çekilen akciğer grafisinde dilate kalın barsağın alttan basısı sonucu sağ diyafragmanın yükselmiş olduğu gözlendi. Sonuç olarak yineleyen solunum sıkıntısı tanımlayan çocukluk yaş grubundaki hastalarda bile Chilaiditi sendromunun akılda bulundurulması gerekir.
Anahtar kelimeler: Çocuk, chilaiditi sendromu, tekrarlayan solunum sıkıntısı
|
Çocuk Dergisi 8(4):247-250, 2008
Motor-Mental Retardasyon, Epilepsi ve Polinöropatinin Eşlik Ettiği Amniyotik Band Sendromu: Bir Vaka Sunumu
|
Cahide YILMAZ *, Murat BAŞARANOĞLU **, Ahmet Sami GÜVEN **, Suat GEZER **, Hüseyin ÇAKSEN *
|
|
|
Amniyotik band sendromu, basit dijital band konstrüksiyonundan major kraniyofasiyal, viseral defektler ve ölümle sonuçlanan anomaliler spektrumudur. Bu yazıda status epileptikus tablosunda gelen motor mental retarde, polinöropatili ve amniyotik band sendromu tanısı alan 15 yaşında erkek hasta sunulmaktadır. Bu durum annesinin gebelik sırasında oral kontraseptif kullanımına bağlandı. Sosyoekonomik ve eğitim düzeyi düşük bölgelerde gebeliklerin takibinin yaygınlaşması gerektiği, ayrıca doğum sonrası çocuk izleminin yaygınlaştırılmasının önemini vurgulamak amacıyla bu makalenin sunulması uygun görülmüştür.
Anahtar kelimeler: Amniyotik band sendromu, status epileptikus, oral kontraseptif, çocuk izlemi |
|
Çocuk Dergisi 8(4):251-256, 2008
Mandibuloakral Displazi: Vaka Sunumu ve Laminopatilere Genel Bakış
|
Davut PEHLİVAN *, Firdevs BAŞ **, Rasim ÖZGÜR ROSTİ *, Feyza DARENDELİLER ***,
Hülya KAYSERİLİ ****
|
|
|
Mandibuloakral displazi postnatal başlangıçlı büyüme geriliği, dismorfik yüz bulguları, iskelet bulguları, cilt bulguları ve metabolik bozukluklar ile karakterize ender görülen otozomal resesif sendromlardan biridir. Hastalığın tipik özelliği, vakaların doğumda tamamen normal olması ve yaş ilerledikçe büyüme geriliği, dismorfizm ve diğer bulguların tabloya eklenmesidir. Mandibuloakral displazi yağ dağılım paternine göre tip A (MADA) ve tip B (MADB) olmak üzere iki tipe ayrılır. MADA’da ekstremitelerde yaygın yağ doku kaybı ve yüz, boyun ve gövdede yağ dokusu artışı vardır. MADB’de ise tüm vücutta yaygın yağ doku kaybı vardır. Hastalığa neden olan genler lamin A/C (LMNA) ve çinko metalloproteinaz (ZMPSTE24) olup, her iki gende, A tipi laminlerin oluşumunda görevlidir. ZMPSTE24 geni prelamin A’nın post-translasyonel modifikasyonunda rol alır. LMNA genindeki bozukluklara primer laminopatiler, ZMPSTE24 genindeki bozukluklara sekonder laminopatiler denir. Günümüze kadar en az yedi otozomal dominant ve dört otozomal resesif hastalıkta primer laminopati tanımlanmıştır. Sekonder laminopatiler ise iki otozomal resesif hastalıkta, MADB ve restriktif dermopati, gözlenmiştir.
Belirgin büyüme-gelişme geriliği ve dismorfik bulguları nedeniyle kliniğimize başvuran ve ciltaltı yağ doku kaybı yaygın olması, klinik bulguların 2,5 yaşında başlaması ve böbrek tutulumu olması nedeniyle klinik MAD tip B tanısı alan 14 yaşında bir erkek vaka klinik ve laboratuvar bulguları ile sunulmuştur
Anahtar kelimeler: Mandibuloakral displazi, MADB, ZMPSTE24 |
|
Çocuk Dergisi 8(4):257-260, 2008
Yenidoğan Döneminde Tanı Alan Osteopetrozis Vakası |
Yalçın ÇELİK *, Bülent Aziz ÖZKAN *, Sibel BALCI *, Aytuğ ATICI *
|
|
|
Osteopetrozis osteoklastların yıkım işlevindeki bozukluk sonucu gelişen, genetik geçişli ender görülen bir hastalıktır. Bu makalede yenidoğan döneminde tanı konulan osteopetrozis vakası sunulmuştur.
On günlük erkek bebek sarılık yakınması ile hastanemize getirildi. Bebeğin fizik incelemesinde deri ikterik, karaciğer kosta altında 5 cm, dalak 6 cm ele geliyordu, diğer sistem muayenelerinde özellik yoktu. Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin 10,6 g/dL, hematokrit % 32, lökosit sayısı 8,284/mm3, trombosit sayısı 25,400/mm3, saptandı. Radyografik incelemelerde yaygın osteoskleroz görülmesi ile osteopetrozis tanısı kondu. Hasta kemik iliği nakli planlanarak takibe alındı.
Anahtar kelimeler: Osteopetrozis, kemik, yenidoğan |
|
Çocuk Dergisi 8(4):261-262, 2008
Püf Noktası
Beyin Omurilik Sıvısının Değerlendirilmesi
|
|
|
|
|
|