ÇOCUK DERGİSİ

 

 

 

ÇOCUK DERGİSİ / ARALIK 2011

 

 

 

Derleme
Çocuk Dergisi 11(4):147-150, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.147
İdiyopatik Boy Kısalığı

Feyza DARENDELİLER *, Banu KÜÇÜKEMRE AYDIN *, Firdevs BAŞ *

ÖZET

İdiyopatik boy kısalığı (İBK), boyun - 2 standart deviasyon skorunun (SDS) altında olması ve altta yatan herhangi bir hastalığın olmamasıdır. Ailevi boy kısalığı ve ailevi olmayan boy kısalığı olarak iki gruba ayrılır. İBK patofizyolojisi çok geniş ve heterojendir. Boy kısalığı nedenleri açısından uygun değerlendirmeler yapılıp, İBK tanısı ile takip edilmeye başlanan çocuklar için çok yönlü tedavi protokolleri denenmekte ve olumlu sonuçlar alınabilmektedir.

Anahtar kelimeler: İdiyopatik boy kısalığı, ailevi boy kısalığı, ailevi olmayan boy kısalığı


Klinik Araştırma
Çocuk Dergisi 11(4):151-156, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.151
Çocuk Sağlığı İzlem Birimine Başvuran Prematür Telarş Vakaları

İsmail YILDIZ *, Gülbin GÖKÇAY **, Feyza DARENDELİLER ***, Serpil UĞUR BAYSAL **

ÖZET

Amaç: Son yıllarda, cinsel olgunlaşmanın erken başlamasına yol açan bazı çevresel etkenlerin varlığı düşünülmektedir. Bu nedenle, prematür telarş vakalarını değerlendirilmeyi amaçladık.

Yöntemler: İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı İzlem Birimi’ne 2006-2008 yılları arasında başvuran 1163 çocuk arasında, klinik muayene ile prematür telarş belirlenen 15 vaka ayrıntılı olarak incelendi ve izlendi. Vakalar, beslenme ve bazı ev içi etkenler açısından kontrol grubu ile karşılaştırıldılar.

Bulgular: On beş vakada klinik prematür telarş saptandı. Prematür telarş vakalarının yaş ortalaması 8,2 ay (1-24 ay), ortalama tanı yaşı 6,2 ay bulundu. Bir vakada FSH, bir vakada E2 yüksekliği, pelvis ultrason incelemesinde üç vakada overlerde kist saptandı. Meme gelişimi ortalama 5,4 ayda (aralık: 4-8 ay) geriledi. Bir vaka, erken puberte tanısı aldı. Vakalar arasında normal doğum oranı yüksek bulundu. Vaka grubunda bitki çaylarının, kontrol grubunda gebelikte meyve tüketiminin daha yüksek olmasına karşın, her iki grup arasında, beslenme ve çevresel etkenler açısından anlamlı fark bulunmadı.

Sonuç: Prematür telarş vakaları, erken puberte açısından yakın izlenmelidirler. Ailelerin kaygılarını giderecek yaklaşımda bulunmak, anne sütü ile beslenmeyi sonlandırmak gibi yanlış uygulamaları önlemek gerekmektedir. Vakalarımızın uzunca bir süre izlenmiş olmaları, olası etkenlerle ilgili bilgi toplanmış olması ve iki yaşından küçük çocuklar olmaları araştırmamızın üstün yanlarıdır.

Anahtar kelimeler: Prematür telarş, çocuk, çevre


Klinik Araştırma
Çocuk Dergisi 11(4):157-159, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.157
Streptokoksik Tonsillofarenjit Tanısında Strep - A Hızlı Testinin Etkinliği

Razaman GÖZÜKÜÇÜK *, İzlem GÖÇMEN **, Yunus NAS **, Fazlı YILMAZER **, Emin ÜNÜVAR ***

ÖZET

Amaç: Streptokok tonsillofarenjitinin erken tanısında Strep-A hızlı aglütinasyon testinin etkinliğinin belirlenmesi amaçlandı.

Yöntem: Hastanemize Haziran 2007- Temmuz 2008 döneminde başvuran ve klinik bulguları ile streptokok tonsilllofarenjiti düşündüren 132 vakada boğaz sekresyonunda Strep-A hızlı tanı testi ilk adımda yapıldı. Strep-A aglütinasyon testinde VIKIA Strepto A kiti kullanıldı. Doğrulama testi olan boğaz kültürü de standart yöntemle yapıldı.

Bulgular: Araştırmadaki 132 vakadan 33 (% 25)’ünde boğaz kültüründen A grubu ß-hemolitik streptokok izole edildi. Streptokoksik tonsillofarenjit tanısı alan 33 vakadan 22 (% 66)’sinde Strep-A hızlı tanı testi pozitif, 11 (% 34)’inde negatif saptandı. Boğaz kültüründe üremesi olmayan bir vakada Strep A hızlı tanı testi pozitif saptandı. Strep-A hızlı tanı testi streptokok tonsillofarenjiti tanısında % 66 duyarlılığa, % 99 özgüllüğe sahiptir.

Sonuç: Strep-A hızlı tanı testi pozitif saptandığında streptokoksik tonsillofarenjit hastalığını gösterirken, testin negatif saptanması tanıdan uzaklaştırmaz.

Anahtar kelimeler: Çocuk, streptokok, tonsillit

Klinik Araştırma
Çocuk Dergisi 11(4):160-169, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.160
Akut Lenfoblastik Lösemili Çocuklarda Kemoterapinin Doğal Öldürücü (NK) Hücreler Üzerine Etkileri

Tuğçe AKSU UZUNHAN *, Zeynep KARAKAŞ **, Serap ERDEM KURUCA ***, Beyza ÇETİN ***, Sabriye KARADENİZLİ ***, Nilgün AKDENİZ ****, Belkıs ATASEVER *****, Günnur DENİZ ****

ÖZET

Amaç: Kemoterapi almakta olan ve tedavisi kesilmiş akut lenfoblastik lösemili çocuklarda immünitenin önemli elemanı NK hücrelerinde kemoterapi ile değişiklikler oluşabilir.?

Yöntemler: Yaşları 2 ile 19 arasında değişen otuz üç ALL’li çocuk hasta immünfenotipleri, risk grupları ve klinik özellikleri kaydedilerek grup 1 (ALL TRALL 2000 protokolüne göre protokol M’i bitirmiş), grup 2 (idame kemoterapisi alan) ve grup 3 (tedavisi kesilmiş) olarak sınıflandırıldı. Kontrol grubu (grup 4) ise 2 ile 13 yaşları arasındaki on bir sağlıklı çocuktan oluşturuldu. Hasta ve kontrol grubundan bilgilendirilmiş onam ile alınan kan örneklerinde NK sitotoksisite deneyi, NK alt gruplarının flow sitometri ile tayini, sitokin ölçümü yapıldı, litik ünite hesaplandı ve sonuçlar hastaların klinik özellikleri ile birlikte değerlendirildi. SPSS 14.0 ile “oneway ANOVA” testi kullanılarak analiz edildi. ?

Bulgular: Grup 2’nin 1: 1 E: H oranında NK sitotoksisitesi diğer gruplardan anlamlı derecede yüksekti (p<0.05). Reseptör ekspresyonları değerlendirildiğinde grup 2’de CD16+CD56+, CD16+ NKG2D+, CD94+NKp46+ alt gruplarının grup 4’ten anlamlı derecede düşük olduğu gözlendi (p<0.05). NK hücre populasyonu (CD16+CD56+’liği) standart risk grubunda daha yüksekti, ancak fark anlamlı değildi. Tedavi kesilme süreleri acisindan anlamlı fark yoktu. Tedavisiz grupta B ve T hücre immünfenotipleri arasında CD16+CD56+’liği açısından anlamlı farklılık saptandı (p<0.05). IFN? ve IL-15 acisindan yalnızca tümör hücreleri ile uyarılmamış örneklerde grup 2 ve grup 3 kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük bulundu (p<0.05).?

Sonuç: Risk gruplarına göre kemoterapinin yoğunluğu NK hücrelerini sayısal olarak etkilemektedir. Tedavi kesilme süresi ise NK hücrelerinin fonksiyonlarını yeniden kazanmasında önemlidir. Kemoterapi ile fonksiyonlarında değişiklikler meydana gelen NK hücrelerini daha iyi anlamak ve bu sayede fonksiyonlarını arttıran tedavi yöntemleri geliştirmek, ALL’li çocukların hayat kalitelerine katkıda bulunacaktır.

Anahtar kelimeler: Akut lenfoblastik lösemi, kemoterapi, NK sitotoksisitesi, NK reseptörleri, sitokinler


Vaka Sunumu
Çocuk Dergisi 11(4):170-173, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.170
Sarkoidoz: On Altı Yaşında Bir Vaka Sunumu

Burçin NALBANTOĞLU *, Levent Cem MUTLU **, Metin UYSALOL *, Erkut KARASU *

ÖZET

Sarkoidoz, etiyolojisi bilinmeyen kronik multisistematik granülomatoz bir hastalıktır. Granülomlar, enfeksiyoz ya da organik ajanlara bağlı bir etiyolojiyi düşündürmekle beraber, nedeni hâlâ belli olmayan bir hastalıktır. On altı yaşında kız hasta, 4 aydır devam eden öksürük, halsizlik, bacaklarda morluklar yakınması ile başvurdu. Hastanın muayenesinde bacaklarında gözlenen eritema nodozum benzeri mor renkli hafif ağrılı en büyüğü 5 cm olan lezyonlar dışında patolojik bulgu yoktu. Laboratuvar bulgularında sedim 60/1 saat, CRP 15,66 mg/L olarak bulundu. Anjiotensin dönüştürücü enzim düzeyi yüksek olarak bulundu. Toraks HRCT’de multipl mediastinal lenfadenopatiler, sağ orta ve altta mikronodüler parankimal infiltrasyonlar saptandı. Bronkoskopide lenfadenopati dışında patolojik bulgu izlenmedi, biyopside granülomatoz lezyonlar görüldü. Bu bulgularla sarkoidoz düşünülen hasta klinik bulguların çok ağır olmaması üzerine tedavisiz izleme alındı. Sarkoidoz, çocukluk çağında ender görülen bir hastalıktır. Spontan düzelme görülebildiği gibi, kronikleşebilmektedir. Hastaların muayene ve solunum fonksiyon testleri ile takibi gerekmektedir. Kliniğin ağırlığına göre steroid veya metotrexat ile tedavi edilebilir, ancak sonuçlar tartışmalıdır. Ender görülen bir durum olduğu için bir vaka nedeniyle sarkoidozu vurgulamak ve literatürü derlemek istedik.

Anahtar kelimeler: Sarkoidoz, çocuk, granülom


Vaka Sunumu
Çocuk Dergisi 11(4):174-176, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.174
Mycoplasma pneumonia’ya Bağlı Akut Serebellar Ataksi: İki Vaka Sunumu

Nilüfer HACIFAZLIOĞLU ELDEŞ *, Canan KUZDAN **, Bahar ERBAŞ *, Ahmet SOYSAL **, Yüksel YILMAZ *

ÖZET

Sinir sistemi, solunum sistemi dışında Mycoplasma pneumonia infeksiyonundan en sık etkilenen sistemdir. Akut serebellar ataksi ile başvuran ve serolojik olarak M. pneumonia pozitifliği gösterilen iki vaka sunulmuştur.

Altı yaşında kız hasta ani başlayan yürümede dengesizlik, 7 yaşındaki diğer hasta 4 gündür devam eden bulantı-kusma ve halsizlik yakınması ile başvurdular. Her iki hastanın da nörolojik muayenelerinde ataksi ve serebellar bulgular saptandı. Rutin hemogram, biyokimya, kranyal Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), Beyin Omur İlik Sıvısı (BOS) incelemesi, BOS ve serum mikrobiyolojik incelemeleri normal bulundu. M.pneumonia serum IgM ve IgG pozitif saptandı. Klaritromisin tedavisi başlanan hastalarda ilkinde tedavinin 2. gününden itibaren, ikinci hastada ise 3. günden sonra serebellar bulguları düzelmeye başladı ve kayboldu.

Başka nedene bağlanamayan akut serebellar ataksi ile başvuran çocuklarda M.pneumonia sorumlu olabilir ve antibiyoterapi ile nörolojik belirti ve bulgular hızla gerileyebilir.

Anahtar kelimeler: Ataksi, Mycoplasma pneumonia


Vaka Sunumu
Çocuk Dergisi 11(4):177-180, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.177
İki Vaka Nedeniyle PFAPA Sendromu

Burçin NALBANTOĞLU *, Metin UYSALOL *, Erkut KARASU *, Burcu ÖZDİLEK *

ÖZET

Bruselloz tüm dünyada yaygın olup, nörobruselloz vakaları, merkezi ve periferik sinir sisteminin tutulumuna bağlı olarak çok farklı klinik bulgularla karşımıza gelebilmektedir. Vakalar, ender olarak artmış kafaiçi basıncı bulguları ile de başvurabilmektedir. Enfeksiyoz veya postenfeksiyoz durumların psödotümör serebriye neden olduğu bilinmektedir. On altı yaşında erkek hasta on gündür olan baş ağrısı ve çift görme yakınması ile başvurdu. Ailesinde pastörize edilmemiş süt içme öyküsü vardı. Sağ gözde dışa bakış kısıtlılığı izlendi. Yapılan tetkikler sonucu psödotümör serebri tanısı konularak asetazolomid başlandı. Bu vakanın, artmış kafaiçi basıncının aktif Brucella infeksiyonuna değil, postenfeksiyöz duruma bağlı olduğu kabul edilip tedavi verilmemesi nedeni ile sunulması amaçlanmıştır.

Anahtar kelimeler: Bruselloz, psödotümör serebri, merkezi sinir sistemi

Vaka Sunumu
Çocuk Dergisi 11(4):181-184, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.181
Nütrisyonel Rahitis ve D Vitamininin Önemi: Vaka Sunumu

Emel TORUN *, Süleyman BAYRAKTAR *, Erdem GÖNÜLLÜ *

ÖZET

Rahitis, büyümekte olan kemikte, D vitamini eksikliğine bağlı kemiğin mineralizasyon eksiliğidir. Nütrisyonel D vitamini eksikliği, vitamin D proflaksisinin yaygınlaştırılmasına rağmen, halen rahitisin en önde gelen nedenidir. Güneş ışığından kaçınma, gebelik döneminde yetersiz vitamin takviyesi alınması, D vitamini proflaksinin yetersiz yapılması veya hiç yapılmaması, besinlerle vitamin D alımının azlığı, erken sütçocukluğu döneminde besinsel rahitise neden olmaktadır. Yürümeye başladıktan sonra bacaklarda eğilme başlaması yakınması ile kliniğimize başvuran hastamızın öyküsünde doğumdan itibaren vitamin D takviyesi yapılmadığı belirtildi ve besinlerle kalsiyum ve fosfor alımının yetersiz olduğu anlaşıldı. Rahitisin klinik bulgularının yanında, kalsiyum ve fosfor değerlerinin düşük, parathormon seviyesinin yüksek olması ve 25 hidroksivitamin D düzeyinin çok düşük olması ile nutrisyonel rahitis tanısını doğrulandı. Vakamız proflaktik D vitamini takviyesinin yaygınlaşmasına rağmen, takipsiz hastalarda ciddi nutrisyonel rahitis saptanabileceğine örnek olması açısından sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Vitamin D, rahitis, sütçocuğu

Vaka Sunumu
Çocuk Dergisi 11(4):185-186, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.185
Kırsal Alanda Yirmi Dört Saat Süreyle Mahsur Kalan Bir Vakada Geçici Serum Kreatinin Kinaz Yüksekliği

Ertan Sal *, Avni Kaya *, Eren Çağan *, Murat Başaranoğlu *, Murat Doğan *, Hüseyin Çaksen *

ÖZET

Kreatinin kinaz (CK) hücrelerde enerji akışının kontrolünde fonksiyon gören bir enzimdir. Serum CK seviyesi kas hastalıklarında, travma, egzersiz, rabdomyoliz, hipoksi, status epileptikus, saldırgan davranışlar ve akut psikoz durumlarında artmaktadır. Sekiz yaşında erkek hasta yaşadığı köyden kaybolduktan sonra bir gün süreyle dağda mahsur kaldığından dolayı getirildi. Özgeçmişinde ve soygeçmişinde özellik yoktu. Fizik muayenesinde, vital bulguları stabil idi. Halsizliği dışında anormal bir bulgu saptanmadı. Laboratuvar incelemesinde, idrarda glukozüri vardı. Kan ketonu negatifti. Tam kan sayımında hemoglobin 13,3 g/dL, beyaz küre sayısı 18,210/mm3, trombosit sayısı 520,000 mm3 idi. Serum elektrolitleri, kalsiyum ve fosfor değerleri normal sınırlarda idi. Kan şekeri 183 mg/dL, CK 4779 U/L, kreatinin 0.57 mg/dL, aspartat aminotransferaz 169 U/L ve alanin aminotransferaz 33 U/L idi. Bir hafta sonra kontrol kan şekeri 74 mg/dL, CK 118 U/L, aspartat aminotransferaz 32 U/L ve alanin aminotransferaz 10 U/L geldi. Vakamızda geçici serum CK ve glukoz yüksekliğinin stres, psikolojik travma, açlık ve soğuk havada titremeye bağlı olduğunu vurgulamak isteriz.

Anahtar kelimeler: Kreatinin kinaz, stres, açlık


Vaka Sunumu
Çocuk Dergisi 11(4):187-189, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.187
Saç-İplik Turnike Sendromu: Vaka Sunumu

Emel Torun *, Selçuk Bayraktar *, Özlem Özkan *, Alkın Melikoğlu *

ÖZET

Saç iplik turnike sendromu, vücudun çeşitli bölgelerinde, uzuvların saç teli veya iplik ile dolanmasına bağlı dolaşımının bozulması sonucu fonksiyon kaybı veya uzvun kaybına neden olan ender ama ciddi bir durumdur. Birinci vakamız, ateş, huzursuzluk ve sağ ayak dördüncü parmağında şişlik kızarıklık yakınması ile başvurdu. Fizik muayenesinde sağ ayak parmağında belirgin şişlik, kızarıklık ve ısı artışı yanında hastanın sağ ayak 4. parmak orta falanksını çevreleyen saç teli saptandı. Saç teli çıkarılarak sistemik antibiyoterapi başlanan hastamız nekroz gelişmeden başarılı bir şekilde tedavi edildi. İkinci vakamız, sağ ayak ikinci parmakta şişlik ve kızarıklık yakınması ile başvurdu. Sağ ayak ikinci parmakta orta falanksı çevreleyen saç teli serbestleştirildikten sonra ek tedaviye gerek olmadan düzelme sağlandı. Vakalarımız, aynı yakınmayla başvuran hastalarda saç iplik turnike sendromunun araştırılması gerektiğine örnek teşkil etmesi açısından sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Saç iplik turnike sendromu, ayak parmağı

 

 

 

 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker