 |
DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ
MART 2005
|
Düşünen Adam; 2005, 18 (1): 4-12
Bipolar Bozuklukta Duygu Dışavurumunun Relaps Üzerine Etkisi |
Ahmet KOCABIYIK, Emrem BEŞTEPE, Çağatay KARŞIDAĞ, Reşit KÜKÜRT, Nihat ALPAY |
|
|
Amaç: Bu çalışmanın amacı kliniklerimizde izlenen bipolar bozukluğu olan hastalarla, bu hastaların 'anahtar akrabalarının' algıladıkları 'duygu dışavurumu' düzeyleri ile hastaların relaps sayıları, hastaneye yatış sayıları ve farmakolojik tedaviye uyumları gibi hastalıkla ilgili değişkenler arasındaki ilişkiyi araştırmaktır.
Yöntem: Çalışmaya bipolar bozukluk tanısı alan 60 hasta ve hastalarla birlikte yaşayan ya da yakın temas halinde bulunan, kendileri için ilişkilerinde önemli gördükleri anahtar akraba olarak tanımlanan 60 hasta yakını dahil edilmiştir. Çalışma için onay veren hastalarla, kliniklerden taburcu olma aşamasında görüşme yapılmıştır. Hastalara Duygu Dışavurum Düzeyi 'Level of Expressed Emotion' (LEE); yakınlarına da Duygu Dışavurumu (DD) ölçekleri uygulanmıştır. Ayrıca hastalarla akrabaların sosyodemografik verilerinin ve hastalığa ait özelliklerin kaydedildiği birer veri formu kullanılmıştır. Hem akrabaların DD düzeyleri hem de hastaların LEE düzeyleri ortalamaya göre yüksek ve düşük olarak ayrılarak hastalığa ait değişkenlerle karşılaştırılmıştır.
Bulgular: Yüksek ve düşük DD alt grupları arasında relaps sayısı, hastaneye yatış sayısı ve ilaç tedavisine uyum açısından anlamlı farklarsaptanmıştır. DD ve LEE düzeyleri yüksek olan gruplarda DD ve LEE düzeyleri düşük olan gruplara göre, hastaların relaps sayısı, hastaneye yatış sayısı ve farmakolojik tedaviye uyumları daha kötü bulunmuştur.
Tartışma ve Sonuç: Duygu dışavurumu bipolar bozukluğu olan hastalarda relapsı belirleyebilen önemli bir unsurdur ve özellikle 'Eleştiricilik-Düşmancıllık' ifadelerine dikkat edilmelidir.
Anahtar kelimeler: Bipolar bozukluk, duygu dışavurumu, anahtar akraba, relaps
|
Düşünen Adam; 2005, 18 (1): 13-20
Şizofreni ve Sigara Bağımlılığı |
Çağatay KARŞIDAĞ, Nihat ALPAY, Ahmet KOCABIYIK |
|
|
Amaç: Sigara kullanımı halen ABD'de en büyük önlenebilir hastalık ve ölüm nedenidir. Tütün Dünya Sağlık Örgütü tarafından da tanımlandığı üzere ruhsal ve davranışsal bozukluklara yol açan bir psikoaktif maddedir. Toplumun sadece % 1'i şizofreni hastalığına sahip olmasına rağmen şizofren bireylerde nikotin bağımlılığı yaygınlığı oldukça yüksektir (% 58-92). Sigaranın, belki de antipsikotiklerin kan seviyelerini azaltmak suretiyle, pozitif ve negatif belirtiler, bilişsel yetenekler ya da ekstrapiramidal yan etkiler üzerine olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir.
Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada hastanemizde yatarak tedavi görmüş 502 şizofreni hastasının tıbbi yatış dosyası incelenmiş, sigara kullanımı ile hastaların bu bağımlılıktan nasıl etkilendiği araştırılmıştır.
Bulgular: Sigara kullanımı ile hastaların yatış sayısı arasındaki ilişkiye bakıldığında sigara kullanan hastaların kullanmayandan 2-6 kat daha fazla yatışının olduğu saptanmıştır. Sigara kullana grupta, birlikte alkol kötüye kullanımı-bağımlılığı 3-4 kez, madde kötüye kullanımı-bağımlılığı ise kullanmayan gruptan 5 kez daha fazla sık olduğu bulunmuştur.
Sonuç: Bu bulguya dayanarak sigara kullanan hastalardaki psikopatoloji düzeyinin daha ağır olduğunu veya sigaranın bizzat psikopatolojiyi arttırdığını söyleyebiliriz.
Anahtar kelimeler: Sigara, şizofreni, bağımlılık, sigara içmek
|
Düşünen Adam; 2005, 18 (1): 21-31
Vitiligonun Psikiyatrik Yönü |
Meltem SUKAN, Fulya MANER, Musa TOSUN |
|
|
|
|
Bu derleme yazısında cildiye ve psikiyatrinin ortak konusu bir hastalık olan vitiligoda sosyodemografik, klinik özellikler, psikolojik etkiler ve tedaviye ilişkin yazın gözden geçirilmiştir. Cilt ve psişe aynı embriyonik kökeni paylaştığı için, psikolojik etmenler çeşitli cilt hastalıklarının başlangıcını ve alevlenmesini etkileyebilmektedir. Vitiligo toplumun % 1-4'ünü etkileyen, yaygın, kazanılmış, depigmente edici bir bozukluktur. Beyaz Leke Hastalığı, lökoderma ve beyaz lepra olarak da adlandırılmaktadır. Sebebi ve gelişimi tam olarak bilinmemesine rağmen otoimmün, nöral ve özyıkım kuramları öne sürülmektedir. Günümüzde en geçerli olanı, melanosit özyıkım varsayımıdır. Vitiligonun ileri safhasında melanositlerin yıkımı ortaya çıkmaktadır. Bu yıkıma melanosit reseptörlerinin aktivasyonu sonucu melanogenez düzeninin bozulması neden olur. Hastalığı tetikleyici etmenler olarak ciddi güneş yanıkları, mantar ve bakteri enfeksiyonları, yineleyici travma ve emosyonel stres vurgulanmıştır. Vitiligo lezyonları utanma, öfke, kaygı, engellenme, sosyal geri çekilme, hayal kırıklığı, damgalanma duygusu, sosyal, iş, okul yaşamında aksamalara, karşı cinsle ilişki sorunlarına ve cinsel sorunlara neden olabilmektedir. Vitiligo hastalarında, dermatolojik tedaviyle birlikte, psikotrop ilaç tedavisi, psikoterapi önemli olup, dermatolog ve psikiyatrist işbirliğinin en etkili tedavi yaklaşımı olduğu gözlenmektedir.
Anahtar kelimeler: Vitiligo, psikokutanöz hastalık, stres, psikiyatri, dermatoloji
|
Düşünen Adam; 2005, 18 (1): 32-38
Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylere Yönelik Stigma ve Bunun Azaltılmasına Yönelik Uygulamalar |
Nihal BOSTANCI |
|
|
Ruhsal bozukluğa sahip olan kişiler üzerinde korku ve cehaletten kaynaklanan stigma ve stereotipiler halen devam etmektedir ve günümüzde bile ruhsal bozukluğu olan bir kişi fiziksel hastalığı olan birinden daha fazla stigmaya maruz kalmaktadır. Stigma ve ruhsal hastalık nedeniyle acı çeken insanlar üstesinden gelinmesi gereken pekçok engele sahiptir. Bu derleme yazısı, sağlığın korunması ve tedavi hizmetlerinin sağlanmasında anahtar rol üstlenen profesyonellerin ruhsal bozukluğu olan bireylere karşı stigmanın azaltılmasında üstlenmeleri gereken uygulamalara yol göstermesi amacıyla düzenlenmiştir.
Anahtar kelimeler: Ruhsal bozukluk, stigma, sağlık, profesyonel
|
Düşünen Adam; 2005, 18 (1): 39-47
Evlilik Uyumu |
Evrim ERBEK, Emrem BEŞTEPE, Hülya AKAR, Nezih ERADAMLAR, R. Latif ALPKAN |
|
|
Karşılıklı etkileşen, evlilik ve aileyi ilgilendiren konularda fikir birliği yapabilen ve sorunlarını olumlu bir şekilde çözebilen çiftlerin evliliği uyumlu bir evlilik olarak tanımlanır. Dolayısıyla; mutluluk, doyum ve beklentilerin gerçekleşmesi, evlilikte karşılıklı uyum ile mümkündür. Bu nedenle klinisyenler kadar araştırmacılar da evlilik kalitesi ve evlilik uyumunun araştırılmasına giderek artan bir ilgi duymaya başlamışlardır. Bu alanda ülkemizde daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç vardır. Bu yazıda, Batı literatüründe ve ülkemizde eşler arasındaki uyum hakkındaki çalışmaların gözden geçirilmesi amaçlanmıştır. Anılan çalışmalarda; sorun çözme becerisi, karşılıklı iletişim, bağlılık, aşk ve yakın olma gereksinimi gibi evlilik uyumunu etkileyebilecek olası etkenler özetlenmiştir. Ayrıca çiftler arasındaki uyumsuzluğun çocukların davranışları üzerine etkileri tartışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Evlilik uyumu, evlilik, sorun çözme
|
Düşünen Adam; 2005, 18 (1): 48-54
İki Uçlu Depresyon ve Tedavisi |
Kürşat ALTINTAŞ, E. Timuçin ORAL, Simavi VAHİP |
|
|
iki uçlu bozukluk hastaları yaşamlarının üçte birini depresyonda geçirdikleri için depresif dönemler önemlidir. iki uçlu depresyonun tedavisiyle ilgili yeterli çalışma olmamasına karşın son dönem randomize kontrollü çalışmalar ve doğal izlem çalışmalarından elde edilen yeni bilgiler, tedavilerin uygulama alanını genişletmiştir. iki uçlu depresyon tedavisindeki ana amaç, manik kaymayı ve döngü hızlanmasını önlemektir; bu durumda, manik kayma riski nedeniyle antidepresan tedavi kontrendike olabilir. iki uçlu depresyonla ilgili akut tedavi kılavuzları, duygudurum dengeleyicilerle tedaviyi vurgular. Sonuç olarak, akut iki uçlu depresyon tedavisinde en fazla randomize kontrollü çalışma lityumla yapılmıştır. Lamotrijinin de yeni çalışmalarda anlamlı etkinlik gösterdiği kanıtlanmış ve iki uçlu depresyonun tedavisinde önleyici olarak ruhsat alınmıştır.
Anahtar kelimeler: iki uçlu depresyon, döngü hızlanması, manik kayma, duygudurum dengeleyiciler, yeni kuşak antipsikotikler, koruyucu tedavi
|
Düşünen Adam; 2005, 18 (1): 55-62
Cinsel Travma Sonrası Gelişen İki Vitiligo Olgusu
|
Meltem SUKAN, Fulya MANER, Musa TOSUN
|
|
|
Cilt hastalıkları ile psikolojik etmenler arasındaki ilişkiye çeşitli yazarlar tarafından dikkat çekilmiştir. Bir psikokutanöz hastalık olarak değerlendirilen vitiligonun ortaya çıkışında otoimmünite, psikososyal ve emosyonel etmenlerin önemi vurgulanmaktadır. Bir erojen bölge olarak cilt, tüm yaşlarda büyük psikososyal önem taşır. Bu yazıda ortaya çıkışında cinsel travmanın önemli rol oynadığı iki vitiligo olgusu sunularak, klinik görünümleri ve stresör etmenler tartışılmıştır. Cinsel travma herhangi bir kişiye kendi isteği dışında, cinsel istek içererek yapılan her türlü cinsel eylemi içerir. Her iki olguda da vitiligonun neden olduğu görüntü bozukluğuna ilişkin olumsuz duygular yanısıra cinsel tacizin yarattığı utanma, öfke gibi duygular yoğun olarak yaşanmaktadır. Olumsuz emosyonlar vitiligo belirtilerinin başlamasıyla yeteri kadar boşalamayıp, birinci olguda distimik bozukluk, ikinci olguda Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) belirtilerinin de ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Anahtar kelimeler: Cinsel travma, distimik bozukluk, TSSB, OKB, vitiligo, cinsellik
|
|
|