 |
DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ
EYLÜL 2005
|
Düşünen Adam; 2005, 18(3):120-128
Majör Depresyonda Elektrofizyolojik (P300) Yöntemler |
Mustafa KARAGÖZ, Ümmühan İŞOĞLU ALKAÇ, Neslihan ERGEN, Nezih ERADAMLAR, Latif ALPKAN |
|
|
Amaç: Bu çalışmada majör depresyon tanısı almış olan hastalarda bilişsel işlevler, işitsel Olaya ilişkin Potansiyel (OiP) ölçümleri kullanılarak araştırılmıştır.
Yöntem: DSM-IV tanı ölçütlerine göre majör depresyon tanısı alan 25 hasta ve 25 sağlıklı birey çalışmaya alındı. Tüm deneklerden standart oddball paradigması (şaşırtmalı uyaran dizgesi) kullanılarak olaya bağlı işitsel uyarılmış potansiyellere ait latans ve genlik değerleri elde edildi. Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği puanı 16 ve üstü olan hastalar çalışmaya alındı. Hastaların anksiyete düzeyi Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği ile değerlendirildi.
Bulgular: Hasta grupta, sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırıldığında; N100, N200 ve P300 latanslarında anlamlı uzama ile P300 genliğinde anlamlı azalma saptandı.
Sonuç: N200 ve P300 latanslarında uzama ve P300 genliğindeki azalma bilişsel işlevlerde bozulma olduğunu gösterebilir. Bilişsel işlevlerin bozulması, depresyonlu hastalarda psikomotor yavaşlama, yavaşlamış zihinsel süreçler ve karar verme zorluğu gibi işlevlerde bozulma şeklinde olabilir. ileride yapılacak olan çalışmalarda nörofizyolojik ve nöroradyolojik yöntemlerin birlikte kullanılması Majör Depresyon oluşumunda etkili olan olayların anlaşılmasını kolaylaştırabilir.
Anahtar kelimeler: Olaya ilişkin potansiyeller, P300 bileşeni, biliş
|
Düşünen Adam; 2005, 18(3):129-135
Migrenli Hastalarda Oksidatif Stresin Göstergesi Olarak Lipid Peroksidasyonunun İncelenmesi |
Nursel ERDAL, Yavuz ALTUNKAYNAK, Emine ALTUNKAYNAK, Musa ÖZTÜRK, Belgin MUTLUAY, Ayhan KÖKSAL, Sevim BAYBAŞ |
|
|
Amaç: Son yıllarda birçok hastalıkta olduğu gibi migrende de oksidatif stresin önemi tartışılmaktadır. Lipid peroksidasyonu oksidatif hasarın en iyi göstergesi olarak kabul edilmektedir. Biz bu çalışmayı migrende atak (ağrılı) ve atak dışı (ağrısız) dönemde oksidatif stres/antioksidan statü profilini belirlemek amacıyla gerçekleştirdik.
Yöntem: Çalışmamızda; 27 migrenli hastada hem ağrılı, hem de ağrısız dönemde olmak üzere iki, eşit yaş ve cinsteki sağlıklı kontrollerde ise, bir kere lipid peroksidasyonunun göstergesi olarak tiyobarbitürik asitle reaksiyonlaşan maddeler (TBARS), antioksidan sistemin göstergesi olarak da ürik asit ve albümin düzeyleri ölçüldü.
Bulgular: TBARS düzeyleri kontrol grubuna göre migrenlilerde hem atak, hem de atak dışı dönemlerde anlamlı olarak yüksekti (p<0,001). Migrenlilerde TBARS düzeylerindeki yükseklik ağrısız döneme göre de ağrılı dönemde daha belirgindi (p<0,001). Migrenlilerin ürik asit atak düzeyleri atak dışı döneme göre ve kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak düşük bulundu (p<0,001 ve p<0,01). Atak dışı ve kontrol grubu ürik asit düzeyleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0,05). Albümin düzeyleri açısından gruplar arasında fark yoktu (p>0,05).
Sonuç: Çalışmamızın sonuçları oksidatif stresin migren patogenezinde önemli bir rolü olabileceği yönünde değerlendirildi.
Anahtar kelimeler: Migren, serbest radikaller, lipid peroksidasyonu, fizyopatoloji
|
Düşünen Adam; 2005, 18(3):136-148
Transkranyal Manyetik Stimülasyon (TMS) |
Nihat ALPAY, Çağatay KARŞIDAĞ, Reşit KÜKÜRT |
|
|
|
|
1903 yılından beri psikiyatride kullanılan Transkranyal Manyetik Stimulasyon, alternatif bir tedavi yöntemi olarak, ancak son yıllarda yoğun olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu yöntem, başta depresyon hastaları olmak üzere bir çok psikiyatrik hastalıkta kullanılmaktadır. Fakat değişik çalışmalarda, tedavinin yararlılığına ilişkin değişken kanıtlar gösterilmektedir.
Anahtar kelimeler: Transkranyal Manyetik Stimülasyon, şizofreni, mani, depresyon
|
Düşünen Adam; 2005, 18(3): 149-156
HIV ile Enfekte Hastalarda Gözlenen Psikiyatrik Bozukluklar |
Bahadır BAKIM, Başak ÖZÇELİK, K. Oğuz KARAMUSTAFALIOĞLU |
|
|
AIDS'li hastaların çoğunluğu homoseksüel erkekler ve intravenöz drog kullanıcılarıdır. HIV ile enfekte kişilerde uyum bozuklukları, depresif bozukluklar, anksiyete bozuklukları, kişilik bozuklukları, bipolar bozukluk, uyku bozuklukları, alkol-madde kötüye kullanım bozukluğu, deliryum, demans ve psikoz şeklinde çoğu psikiyatrik sendrom gözlenebilmektedir. HIV, fırsatçı enfeksiyonlar, anti-HIV tedavileri ve HIV hastalığındaki psikososyal stres etmenleri tüm hastalık seyri boyunca psikiyatrik morbiditeye yol açar. Demans ya da bilişsel bozukluğun hafif şekilleri HIV enfeksiyonunun önemli sonuçları olan önemli görünümlerinden biridir. Erken belirlenmesi ve tedavisi hastalığın ilerleyişini önlemede asaldır. Bitkinlik ve depresyon belirtileri HIV enfeksiyonunda yaygın olarak görülmektedir. HIV ile yaşamakta olan kişilerde depresyon hayat kalitesine belirgin etkiler yapmakta, HIV hastalığının ilerlemesi, kötü anti-HIV tedavi uyumu ve intihar riski sebebiyle önemlidir. Kişilik bozuklukları HIV pozitif kişilerde yaygın olarak gözlenebilmektedir. Anksiyete belirtileri belirgin stres altında bu hasta grubunda yaygın olarak gözlenmekte olup, major anksiyete bozuklukları genel nüfusla aynı sıklıkta gözlenmektedir. Alkol ve madde kullanım bozuklukları HIV riski olan bireylerde yaygın görülmektedir. Psikiyatrik bozukluklar sıklıkla HIV enfeksiyonu ve tedavisinden önce gelmektedir, enfeksiyon ve tedaviden bağımsızdır. AIDS hastaları yüksek suisid oranlarına sahiptir. intihar riski olan hastalar, bu riski taşıyan diğer hastalar gibi psikolojik ve sosyal destek gerektirirler.
Anahtar kelimeler: HIV, AIDS, Psikiyatri
|
Düşünen Adam; 2005, 18(3):157-163
Organik Etyolojiye Bağlı Panik Bozukluğu:Olgu Sunumu |
Ali Fuat BAYKIZ, İsmail DOĞAN, Celal ÇINAR, Murat GÜLSÜN |
|
|
Panik atağı, genel tıbbi bir durumun fizyolojik etkileriyle oluşmuşsa, panik bozukluğu değil, genel tıbbi duruma bağlı anksiyete bozukluğu tanısı alır. Anemi toplumumuzda sık görülmesi ve birçok semptomunun panik atağı semptomuyla kesişmesi açısından ayırıcı tanıda önemlidir. Aneminin etyolojisinde ender olarak karaciğer hemanjiomu vardır. Bu makalede karaciğerdeki hemanjioma sekonder gelişen aneminin panik ataklarına neden olması ve bu tablonun antidepresif tedaviye rağmen düzelmemesi ve aneminin düzeltilmesiyle dramatik iyileşmesi sağlanan bir genel tıbbi duruma bağlı anksiyete bozukluğu olgusu sunulmuştur.
Anahtar kelimeler: Anemi, karaciğer hemanjiomu, panik atağı
|
Düşünen Adam; 2005, 18(3):164-170
Corpus Callosum Agnezisi ve Şizofreni İlişkisi: Olgu Sunumu |
M. Sıla YAZAR, Hülya AKAR, Evrim ERBEK, Latif ALPKAN, Nezih ERADAMLAR |
|
|
Şizofreni etiyolojisinde yapısal anomalilerin rolü sıklıkla üzerinde durulan konulardan birini oluşturmaktadır. Beyindeki en büyük ve işlevsel açıdan en önemli hemisferler arası bağlantı yapısı olan corpus callosum (CC) ile ilişkili yapısal ve işlevsel anomaliler de şizofreni tabloları ile ilgili olarak sıklıkla çeşitli yazarlar tarafından bildirilmiştir. Bu psikotik bozuklukların ortak özellikleri pozitif semptomların baskınlığı, EEG patolojisi olmaması, sınırda IQ, konneksiyon testlerinde bozulma olmaması, eşlik eden diğer anomalilerin varlığıdır. Vakalarda temel serebral yapılara ait yapısal anomalilerin varlığının tespiti, şizofreninin etyopatogenezinin anlaşılmasına önemli katkılar sunmaktadır. Biz bu olguyu, CC'nin gelişimsel anomalileri ile psikotik hastalıklar arasındaki ilişkiyi otomatik olarak nedensel kabul etmek mümkün olmamakla birlikte, en azından bir grup şizofreni hastasında yapısal anomalilerin tablonun gelişiminden sorumlu olmasının söz konusu olabileceğini vurgulaması açısından ele aldık.
Anahtar kelimeler: Corpus callosum, şizofreni, ortahat beyin anomalileri
|
|
|