DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ

 

DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ
ARALIK 2006

 

 

Düşünen Adam; 2006, 19(4):180-185
Türk Toplumunda Şizofreni Tanısı Konmuş Hastalardaki Frontal Değerlendirmede
Renk İzleme Testi Türkçe Uyarlamasının Geçerliliği ve Güvenirliği
Hüseyin GÜLEÇ, Önder KAVAKÇI, Medine YAZICI GÜLEÇ, Cem İsmail KÜÇÜKALİOĞLU
ÖZET
     Amaç: Giriş: Bu çalışmada Türk toplumundaki şizofreni tanısı konmuş hastalardaki Renk İzleme Testi (RİT)’nin geçerlilik ve güvenirliği araştırılmak istenmektedir.
      Yöntem: Çalışma kırk yedi şizofreni hastası ve yirmi sağlıklı kontrolle yürütülmüştür. Geçerlilik uygulamasına, testlerin uygun tanı gruplarında sınanması yoluyla bakılmıştır. Ayrıca, RİT’nin Frontal Değerlendirme Bataryası (FDB) ve Sözel Akıcılık Testi (SAT) ile ölçüt uyumlu geçerliğine de bakılmıştır. Ölçeğin içtutarlığını ölçmek için Cronbach alfa katsayısına bakıldı. Güvenirlik uygulaması için ise test-tekrar test tekniği kullanılmıştır.
      Bulgular: Ölçeğin geçerlilik analizinde, şizofreni grubu ile sağlıklı kontrol grubu ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu görülmüştür (z:-4.515, p<0.001, RİT-1 için; z:-5.373, p<0.001, RİT-2 için). Ölçüt geçerliğinde ise, verilen testlerin alt-testleri dahil tüm testlerde RİT’nin (RİT-1 için; 0.53-0.59 arası, RİT-2 için 0.56-0.69 arası) anlamlı korelasyon gösterdiği bulunmuştur. RİT’nin iç tutarlılığı incelendiğinde, Cronbach alfa’sı 0.94 olarak bulunmuştur. Test-tekrar test tutarlığı (r) RİT-1 için, 0.78; RİT-2 için ise, 0.94 seviyesinde olduğu görülmüştür.
      Sonuç: Bulgularımız RİT’nin Türk toplumundaki şizofreni hastalarının, frontal değerlendirmesinde yeterli geçerlilik ve güvenirliğe sahip olduğunu göstermektedir. Frontal lobun daha iyi anlaşılmasını sağlayan RİT’nin, frontal işlevin bozulduğu hastalıklarda ve bu hastalıkların takip programlarında yer almasının, hastalığa daha kapsamlı bir yaklaşım sağlayacağını düşünüyoruz.
      Anahtar kelimeler: Şizofreni, renk izleme testi, frontal değerlendirme, güvenirlik, geçerlilik


Düşünen Adam; 2006, 19(4): 186-193
Enstrüman Kullanılan ve Kullanılmayan Servikal Disk Hernilerinde Postoperatif Radyolojik Sonuçların Değerlendirilmesi
Engin OZAR, Mehtap GÜLEN, Neslihan SÜTPİDELER KÖKSAL, Ahmet DİKİLİTAŞ, Murat TAŞKIN
ÖZET
        Amaç: Bu çalışmamızda servikal disk hernilerinde kafes (cage) kullanımının postoperatif disk mesafesi ve foramen yüksekliği üzerine ve klinik düzelme üzerine olan etkilerinin araştırılmasını amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: 1998-2003 yılları arasında kliniğimizde servikal disk hernisi nedeniyle anterior servikal diskektomi operasyonu uygulanan toplam altmış hasta çalışmaya alındı. Otuz beş hastaya anterior servikal diskektomi ve füzyon (ASDF), yirmi beş hastaya ise, anterior servikal diskektomi (ASD) operasyonu uygulandı. Füzyon materyali olarak titanyum ya da peek kafes (cage) ve demineralize kemik matriksi (DKM) uygulandı. Hastalara preoperatif ve postoperatif röntgenogram çekilerek intervertebral disk mesafesi ve foramen yükseklikleri ölçüldü. Hastaların klinik bulguları Odom’s kriterlerine göre değerlendirildi.
      Bulgular: ASDF grubunda postoperatif hastaların intervertebral disk mesafesi yüksekliklerinin ve foramen yüksekliklerinin korunduğu gözlendi. Preoperatif röntgenogramlarda daralmış olan disk mesafesi ve foraminal yüksekliğin postoperatif olarak genişlediği saptandı. ASD grubunda ise, opere edilen mesafelerde daralma ve foramen yüksekliklerinde azalma saptandı.
      Sonuç: Servikal disk hernilerinde diskektomi ile birlikte füzyon materyali kullanmanın postoperatif erken dönemde klinik olarak iyileşmeye ve radyolojik olarak da anlamlı değişimlere yol açtığını gösterdik.
      Anahtar kelimeler: Servikal disk hernisi, kafes, foramen, intervertebral disk mesafesi


  Düşünen Adam; 2006, 19(4): 194-203
Posterior Lomber Stabilizasyon Uygulanan Vakalarda Post-operatif Komşu Segment İnstabilite ve Dejeneratif Süreçlerin Araştırılması
Engin OZAR, Özgür ŞENOL, Levent UYSAL, Murat TAŞKIN
ÖZET
       Amaç: Bu çalışmamızda posterior lomber stabilizasyon uygulanan vakalarda post-operatif dönemde komşu segmentlerde gözlenen dejeneratif değişikliklerin araştırılmasını amaçladık.
      Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada lomber spondilolistezis nedeniyle posterior lomber stabilizasyon operasyonu uygulanan otuz altı hasta araştırıldı. Yirmi altı hastadan oluşan 1. gruba tranpediküler vida kullanılarak posterior stabilizasyon ve füzyon, on hastadan oluşan 2. gruba ise, interbody cage kullanılarak posterior stabilizasyon ve füzyon uygulandı. Hastaların ameliyat öncesi ve sonrası JOA skalaları, komşu segment disk yükseklikleri, osteofit oluşumları ve lomber lordoz açıları ve listezis dereceleri değerlendirildi.
      Bulgular: Her iki grupta ameliyat öncesi ve sonrası JOA skalasına göre ölçümlenen anlamlı düzeyde klinik iyileşme saptandı. Post-operatif lomber lordoz açıları artmış, komşu alt ve üst mesafe disk yükseklikleri azalmış, komşu segmentlerde yeni instabilite bulgularına rastlanmamakla birlikte elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.
      Sonuç: Posterior lomber stabilizasyon ameliyatı sonrası erken dönemde klinik iyileşme ve komşu segment dejenerasyonu olduğunu gözlemledik, ancak dejenerasyon bulguları istatistiksel olarak anlamlı düzeyde değildi.
      Anahtar kelimeler: Posterior lomber stabilizasyon, instabilite, uzun dönem sonuçlar

 Düşünen Adam; 2006, 19(4): 204-211
Gebelikte Elektrokonvulsiv Terapi: Bir Gözden Geçirme
Nihat ALPAY, Çağatay KARŞIDAĞ
ÖZET
  Gebelik, kadının ruhsal, fizyolojik ve sosyal açıdan değişikliklere uğradığı bir dönemdir. Bu dönemdeki ruhsal bozuklukların tedavisi için kullanılacak tedavi yöntemleri de bazı farklılıklar göstermektedir. Hamilelik döneminde verilen psikotrop ilaçlar, kullanıldığı gebelik ayına göre fetusta değişik yan etkilere neden olmaktadır. Gebelik döneminde oluşan çeşitli fizyolojik değişiklikler de ilaçların farmakokinetik ve farmakodinamiğini etkilemektedir. Özellikle ilk üç ayda alınan nöroleptiklerin fetusta teratojen etkilere daha fazla neden olduğu bilinmektedir. Hastalık belirtileri şiddetli olduğunda, hasta tedaviye dirençli olduğunda ya da uygulanacak ilaç tedavisi fetus için zararlı olma eğilimi taşıdığında EKT tedavisi önemli bir alternatif haline gelmektedir. Gebe kadınlarda bu nedenle EKT, eğitimli bir ekipçe uygulandığı etkin, göreceli olarak güvenle kullanılabilecek bir tedavidir.
      Anahtar kelimeler: Gebelik, nöroleptik, teratojenite, EKT


 Düşünen Adam; 2006, 19(4): 212-216
Kişilik Değişikliğiyle Başvuran Motor Nöron Hastalığı: Olgu Sunumu
Feridun BÜLBÜL, Remzi YİĞİTER, Haluk A. SAVAŞ, Salih SELEK, Mahmut BULUT
ÖZET
   Motor nöron hastalığı kas atrofisi, refleks canlılığı, spastisite, fasikülasyon, dilde atrofi, yutma, çiğneme güçlüğü ve konuşmada bozulma gibi belirtilerle seyreder. Etyolojide birden fazla sebep sorumlu tutulsa da kesin nedeni bilinmemektedir. Bu makalede, başlangıçta ‘kişilik değişiklikleri’ ve ‘hızlı değişen ruh hali’ gibi psikiyatrik belirtilerle başvuran ve daha sonra yapılan araştırmalarda motor nöron hastalığı tanısı konan elli dokuz yaşında bir erkek hasta sunulmaktadır. Hastanın bir yıl önce uygunsuz gülmeler, ağlamalar, sık tırnak kesme, hızlı araba kullanma, diğer arabalara yol vermeme, sinirlilik ve çabuk üzülme şikâyetleri başlamıştır. Elektromyografi (EMG)’de sinir ileti çalışması normal sınırlarda, iğne EMG’de hem üst hem de alt ekstremitede incelenen kaslarda yoğun fasikülasyonlar ve yüksek amplitüdlü polifazik Motor Ünite Potansiyel (MÜP)’ler gözlenmiştir. Hastaya klinik, nörolojik muayene ve EMG bulgularına göre motor nöron hastalığı tanısı konmuştur. Benzer hastalarda etkili olduğu belirtilen fluoksetin 20 mg/gün başlanmış ve hasta tedaviden yarar görmüştür. Bu olgu sunumunun amacı, motor nöron hastalığının psikiyatrik belirtilerle başvurabileceğini ve buna bağlı gelişen kişilik değişiminde fluoksetinin yararlı olabileceğini vurgulamaktır.
      Anahtar kelimeler: Motor nöron hastalığı, kişilik değişimi, fluoksetin

Düşünen Adam; 2006, 19(4): 217-220
Psikotik Bozukluk ve Araknoid Kist: Bir Olgu Sunumu
Barbaros ÖZDEMİR, Murat GÜLSÜN
ÖZET
    Araknoid kistin psikiyatrik bozukluklara eşlik ettiği hakkında az sayıda olgu bildirilmiştir. On dört yaşındaki erkek hasta görme ve işitme halüsinasyonları, davranış bozuklukları, referans fikirler, suicid düşünceleri, baş dönmesi semptomları ile hastanemize başvurdu. Olgunun MRG yöntemi ile yapılan incelemesinde supraserebellar bölgede araknoid kist tespit edildi. Endokrin sistem ve EEG'de dahil olmak üzere diğer klinik değerlendirmelerde anormal bir bulgu saptanmadı. Hastanın psikotik semptomlarının araknoid kist tarafından indüklendiği düşünüldü ve düşük dozda risperidon uygulandı, bir ay sonra psikotik semptomlarda düzelme gözlendi.
      Anahtar kelimeler: Araknoid kist, supraserebellar bölge, psikotik bozukluk, risperidon

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker