DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ

 

DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ
MART 2006

 

 

Düşünen Adam; 2006; 19(1):5-13
Majör Depresif Bozuklukta Sertralin ve Reboksetinin Sosyal İşlev Kaybı Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması: Randomize Açık Etiketli Bir Çalışma
Cengiz AKKAYA, E. Yusuf SİVRİOĞLU, Aslı SARANDÖL, S. Saygın EKER, Selçuk KIRLI
ÖZET
     Amaç: Bu çalışmada, iki farklı nöral iletici üzerine etkili olan sertralin ve reboksetinin sosyal işlevsellik üzerine etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
      Yöntem: DSM-IV Major Depresif Bozukluk (MDB) tanı ölçütlerini karşılayan ve çalışma protokolüne uygun olan 41 hasta çalışmaya alındı. Bu hastalar sertralin ve reboksetin alan iki gruba eşit olarak rasgele dağıtıldı. Çalışma süresi olan 11 hafta boyunca toplam altı kez değerlendirilen hastalara her değerlendirme sırasında “Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği” (HAM-D), “Montgomery ve Asberg Depresyon Derecelendirme Ölçeği” (MADRS) ve “Sosyal Uyum Kendini Değerlendirme Ölçeği” (SUKDÖ) dolduruldu.
      Bulgular: Her iki ilaç grubunda hastaların HAM-D ve MADRS değerlerindeki düşüş ilaç öncesi değerlere göre vizit 2’den, SUKDÖ değerlerindeki düşüş ise, ilaç öncesi değerlere göre vizit 3’den sonra istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Reboksetin ve sertralin gruplarının karşılaştırılmasında; HAM-D değerleri vizit 2, vizit 3 ve vizit 4’te reboksetin grubunda sertralin grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek bulunurken, MADRS ve SUKDÖ değerleri açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır .
      Tartışma ve Sonuç: Serotonin ve noradrenalin üzerinden seçici etki eden iki antidepresanın karşılaştırıldığı bu çalışmada reboksetin ile klinik olarak yanıt ve düzelmeye daha erken ulaşıldığı bulunmuştur. Ancak, sosyal işlevsellik düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olmayışı dikkat çekicidir.
      Anahtar kelimeler: Depresyon, sosyal işlevsellik, düzelme, SUKDÖ



  Düşünen Adam; 2006, 19(1):14-19
İlköğretim Çağı Çocuklarındaki Davranım Bozukluğu Semptomlarının Sosyodemografik Verilere Göre Değerlendirilmesi
Osman ABALI, Metin ONUR, Kağan GÜRKAN, Ömer ÇELİK, Ümran Dilara TÜZÜN
ÖZET
        Amaç: Davranım bozukluğu çocuk ve ergenlik döneminde görülmektedir. Davranım bozukluğu semptomları ve gidişatı itibariyle bireyi ve ailesini önemli derecede etkiler. Bu çalışmada ilköğretim çağı çocuklarında davranım bozukluğu belirtilerinin sıklığı ve sosyodemografik verileri incelenmiştir.
      Yöntem: Farklı sosyoekonomik derecelerden üç ilköğretim okulunda değerlendirme tamamlandı. 2.998 öğrenci rasgele örneklem yöntemi ile değerlendirildi. Öğrencilerin anne babaları ve öğretmenlerinin doldurması amacı ile DSM-IV kaynaklı semptom kontrol listesi ve sosyodemografik veri formu kullanılmıştır.
      Bulgular: Erkek çocukların semptom kontrol listesi ortalama puanı 1.49 (min: 0 max: 28) kız öğrencilerin ise 0.92 (min: 0 max: 36) olarak bulundu. Davranım bozukluğu semptomları erkeklerde kızlara göre anlamlı derecede fazla bulunmuştur (p<0.05). Belirti şiddetinin ailenin ekonomik düzeyi ve anne babanın eğitim düzeyi ile ilişkili olmadığı görülmüştür (p>0.05).
      Sonuç: Davranım bozukluğu belirtilerinin cinsiyetler arası önemli derecede anlamlı farklı çıkması literatür bilgilerini desteklemiştir. Ailenin ekonomik düzeyi ile bağlantılı olmaması literatür bilgilerinden farklı olarak bulunmuştur. Ayrıca, bu yazıda davranım bozukluğu etyolojisi ve prognozuna etki eden diğer sosyodemografik özellikler tartışılmıştır.
      Anahtar kelimeler: Davranım bozukluğu, sıklık, çocuk ve ergenler, epidemiyoloji


Düşünen Adam; 2006, 19(1):20-23
Şizofrenide Erken Uyarıcı Belirtiler
Artuner DEVECİ, Ayşe ESEN DANACI
ÖZET
       Bu yazıda şizofreninin erken uyarıcı belirtiler ile ilgili literatürün gözden geçirilmesi amaçlanmıştır. Psikotik alevlenme oluşumu şizofreninin temel özelliğidir. Psikotik alevlenmenin önlenmesi şizofreni hastalarının tedavisinde önemlidir. Erken uyarıcı belirtilerin tanınması psikotik alevlenmenin sıklığını azaltabilir. Erken uyarıcı belirtiler ve psikotik alevlenme belirtileri arasında açık kavramsal bir ayırım yapmak önemlidir. Araştırmalar erken uyarıcı belirtilerin hastaların %50-70’inde alevlenme döneminden önceki 1-4 hafta içinde ortaya çıktığını göstermiştir. ?izofreninin erken uyarıcı belirtileri psikotik ve psikotik olmayan belirtilerin bir karışımından oluşmaktadır. Erken uyarıcı belirtilerin başlıcaları şunlardır: Varsanılar, şüphecilik, uykuda değişiklik, anksiyete, kızgınlık, düşmanca tutum, uygunsuz davranış, depresyon, intihar düşünceleri, sinirlilik, gerginlik hissi, bilişsel bozukluk. Erken uyarıcı belirtilerin izlenmesi şizofreni tedavisinin önemli bir bölümüdür. Uyarıcı belirtiler ve psikotik alevlenme arasındaki zaman aralığı çoğu hastada erken müdahale uygulanması için yeterli bir zaman fırsatı verir.
      Anahtar kelimeler: Erken uyarıcı belirti, şizofreni, psikotik alevlenme


Düşünen Adam; 2006, 19(1):24-39
Bağlanma Kuramı ve Psikopatoloji
Olcay TÜZÜN, Kemal SAYAR
ÖZET
  Anne-bebek ilişkisi ve bu ilişkinin niteliği özellikle analitik perspektifin odak noktası olan konulardan bir tanesidir. Post-Freudyen psikanalizin gelişmesinde büyük önemleri olan Melanie Klein ve Winnicott, teorilerinin bir bölümünde bu konuyu ele almıştır. Onların yanı sıra diğer analistlerden araştırmacı kimliği ile ayrılan John Bowlby ve daha çok deneysel araştırmalar yapan Mary Ainsworth de erken dönem anne-bebek ilişkisi ve bu ilişkinin niteliği üzerine çeşitli gözlem ve araştırmalar yürütmüştür. Bu yazıda bağlanma kuramı ve psikopatolojideki anlamı tartışılacaktır.
      Anahtar kelimeler: Bağlanma kuramı, John Bowlby, Mary Ainsworth, bağlanma tarzları, psikopatoloji


 Düşünen Adam; 2006, 19(1):40-49
Nöroleptik Malign Sendromda Hemşire Bakımı
Gülsüm ANÇEL
ÖZET
  Nöroleptik Malign Sendrom (NMS), nöroleptik ilaçlara karşı gelişen, nedeni açık olarak anlaşılamamış bir sendromdur. Temel belirtileri, ateş, kas rijiditesi, ekstrapiramidal belirtiler ve otonomik işlev bozukluklarıdır. NMS ender görülmekle birlikte, yaşamı tehdit edici olduğu için erken tanınması ve tedavisi çok önem taşımaktadır. NMS’de hemşirenin sorumlulukları, önleme, belirtileri erken fark etme, NMS gelişen hastaya bakım verme, komplikasyonları önleme, hasta ve ailesinin eski fonksiyonlarına ulaşmasına yardım etmedir.
      Anahtar kelimeler: Nöroleptik malign sendrom, nöroleptikler, hemşirelik, hemşire bakımı

Düşünen Adam; 2006, 19(1):50-54
Lityum Kesilmesi Sonrası Devam Eden Nefrojenik Diabetes İnsipidus: Olgu Sunumu
Aysun KALENDEROĞLU, M. Eren ÖZEN, Salih SELEK, Esen SAVAŞ, Haluk A. SAVAŞ
ÖZET
  Bu yazıda bir iki uçlu bozukluk tanısı alan hastanın, lityum tedavisi ile başlayan ve kesilmesine rağmen devam eden diabetes insipidus tablosu bildirilmiştir. Hastanın son 5 aydır olan susuzluk hissi, fazla miktarda idrar çıkarma ve çok su içme şikâyetleri bulunmaktaydı. Tabloya psikotik özellik eşlik ettiği için son 3 yıldır 1.200 mg/gün lityumun yanında ayda iki kez zuklopentiksol depo tedavisi alıyordu. Endokrinoloji birimi tarafından yapılan değerlendirme sonucu nefrojenik diabetes insipidus tanısı konuldu. 2 haftadır lityum tedavisi almamasına rağmen, hastanın belirtileri devam etmekteydi. Sıvı elektrolit desteği ve amilorid tedavisi başlanan hastanın, şikâyetlerinde ve laboratuvar bulgularında düzelme saptandı. Üç haftalık diüretik kullanımının sonlandırılmasının ardından idrar miktarının yeniden arttığı görüldü.
      Bu olgu sunumu lityum tedavisinin kesilmesine rağmen, nefrojenik diabetes insipidusun devam edebileceği tedavi ardından yeniden nüks veya sebat edebileceğini göstermesi açısından dikkat çekicidir.
      Anahtar kelimeler: Lityum, iki uçlu bozukluk, nefrojenik dibetes insipidus


 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker