DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ

 

DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ
HAZİRAN 2006

 

 

Düşünen Adam; 2006, 19(2): 64-71
Yatan Hastalarda Psikoeğitsel Tedavi Grubunun Etkinliği
Zekiye Çetinkaya Duman, Nazmiye Kocaman, Alp Üçok, Filiz ER, Türkan Kanık, Melek Doğaner
ÖZET
     Amaç: Kronik ruhsal bozukluğu olan hastalar, hastalıklarını yönetmek ve bakımlarının devamlılığını sağlamakla ilgili güçlükler yaşamaktadır. Bu durum, hastalık belirtilerinin alevlenmesine ve tekrarlayan yatışlara neden olmaktadır.
      Bu araştırmanın amacı, yatan hastalara uygulanan psikoeğitsel grup tedavisinin etkinliğini ölçmektir.
      Yöntem: Bu amaçla hazırlanan psikoeğitsel grup programı, 10 aylık sürede 46 hastaya uygulandı. Programın etkinliğini değerlendirmek için program içeriğine ilişkin oluşturulan soru listesi hastalara program öncesi ve program sonrası uygulandı.
      Bulgular: Psikoeğitsel grup programı öncesi puanlarla program sonrası puanlar arasında anlamlı fark saptandı (P<0.05). Ayrıca hastaların hastalıklarını yönetme, ilaçlar, hastalığın haberci belirtileri ve acil plan bilgilerinden oluşan dört alt grubun program öncesi ve sonrası puanları da anlamlı düzeyde farklıydı (P<0.01). Bilgi puanlarında cinsiyet ve tanıya göre farklılık bulunmadı.
      Anahtar kelimeler: Kronik ruhsal hastalık, psikoeğitim, grup terapisi


Düşünen Adam; 2006, 19(2):72-76
Alopesi Areatalı Çocuklarda Psikiyatrik Eş Tanılar
Kağan GÜRKAN, Ümran TÜZÜN, Osman ABALI
ÖZET
        Amaç: Alopesi Areata (AA) etyolojisinde psikososyal etmenler ve psikiyatrik bozuklukların da etkili olduğu düşünülen, dermatoloji pratiğinde yaygın olarak karşılaşılan bir hastalıktır. Bu çalışmada AA’lı çocuk ve ergenlerde eşlik eden psikiyatrik bozukluklar, stresli yaşam olayları, olumsuz aile tutumları ve çocukların kişilik özeliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
      Yöntem: Bir üniversite hastanesi çocuk psikiyatrisi konsultasyon liyezon polikliniğine başvuran 16 çocuk ve ergenin kayıtları geriye dönük olarak incelenmiştir. Olguların psikiyatrik tanıları, kişilik özellikleri ve aile tutumlarına ilişkin oranlar değerlendirilmiştir. Psikiyatrik tanılar DSM-IV ölçütlerine göre konmuştur.
      Bulgular: En sık konulan psikiyatrik tanılar kaygı bozuklukları (% 43,8, n=7) ve major depresyon (% 37,5, n=6) olarak saptanmıştır. Olguların önemli bir kısmında (% 68,8, n=11) içe dönük kişilik özellikleri bulunmaktadır. Çocukların ailelerinin % 37,5’inde (n=6) psikososyal stres etkenleri saptanmıştır. Olguların yalnızca ikisinde saç kaybı öncesi stresli bir yaşam olayı bulunduğu görülmüştür.
      Sonuç: Sonuçlar AA’lı çocuklarda psikiyatrik bozuklukların yaygın olduğunu ve aile içi olumsuz tutumlar, psikososyal etmenler ve çocukların kişilik özellikleriyle ilişkili olduğunu düşündürmektedir. Bu tür olguların çocuk psikiyatrisi konsultasyon liyezon polikliniklerinde rutin olarak değerlendirilmesi, psikiyatrik tedavinin sağlanması ve sonrasında hastalığın gidişini olumlu yönde değiştirmesi açısından önemlidir.
      Anahtar kelimeler: Alopesi areata, psikiyatrik tanılar, aile tutumları, kişilik özellikleri

 Düşünen Adam; 2006, 19(2):77-82
Şizofrenide Anksiyete Bozuklukları Komorbiditesi
Nihat ALPAY, Çağatay KARŞIDAĞ
ÖZET
       Şizofreni hastalarında anksiyete bozukluğu komorbiditesi beklenenden daha sık görülen bir durum olup, kötü sonlanım ve hastalık semptomlarının şiddetlenmesinde önemli bir rol oynar. Yapılan araştırmalarda şizofreni hastalarındaki obsesif kompulsif bozukluk, posttravmatik stres bozukluğu, panik bozukluk komorbiditesinin de tahmin edilenden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Tedavide yeterli cevap alınamayan durumlarda ve tedaviye rağmen, semptomlardaki şiddetlenmelerde anksiyete bozukluğu yelpazesi komorbiditesi mutlaka araştırılmalıdır.
      Anahtar kelimeler: Şizofreni, anksiyete, komorbidite

Düşünen Adam; 2006, 19(2):83-93
Düş Çalışması Üzerine
Erdoğan ÖZMEN, Hülya AKAR, Menekşe Sıla YAZAR
ÖZET
  Sigmund Freud’un “Düşlerin Yorumu”nda geliştirdiği düş çalışmasının doğasına ilişkin teori, bilinçdışı süreçlerin işleyişinin temel tarifi olarak kalmıştır. Oradaki tarif, bilinçdışı süreçlerin işleyiş tarzı ve temel mekanizmaları bakımından günümüzde de aşılamaz ve temel karakterini korumaktadır. Düş çalışması beş farklı süreci içerir: Yoğunlaştırma, yer değiştirme, temsil edilebilirlik, simgesellik ve ikincil düzeltme.
      Anahtar kelimeler: Düş çalışması, yoğunlaştırma, yer değiştirme


Düşünen Adam; 2006, 19(2):94-102
Huzursuz Bacaklar Sendromu Patogenezinde Santral Sinir Sisteminin Rolü
Suat ACAR, İsmail APAK, Yusuf TAMAM, Ahmet Murat GENCER
ÖZET
   Huzursuz Bacaklar Sendromu (HBS), dinlenmekle veya uykuyla ortaya çıkan ve bacaklarını hareket ettirmekle hafifleyen, daha çok bacaklarda istemsiz hareketler ve paresteziyle karakterize nörolojik bir bozukluktur. Sendromun etiyopatogenezine yönelik çalışmalardan elde edilen bulgular, santral sinir sistemini (SSS) adres göstermektedir. Elektrofizyolojik ve nöroimaj çalışmalarına göre, hareket fizyolojisine katkıda bulunan kortiko-talamo-spinal yollarda, anormallikler tespit edilmiştir. Santral dopaminerjik sistemde disfonksiyon olduğu ve dopaminerjik ilaçlarla semptomların düzeldiği gösterilmiştir. Eldeki kanıtlarla, hastalıktaki santral sirkadiyen faktörlerin etiyopatogenezde önemli rol üstlendiği bilinmesine rağmen, yine de bilinmeyen birçok faktöründe araştırılmasına ihtiyaç vardır. HBS'de oluşan motor ve duyusal semptomların organize edildiği santral yapıların, olaya katılan nöron tiplerinin, aracılık yapan nörotransmitterlerin ve denetleyici santral mekanizmaların daha iyi araştırıldıktan sonra, hastalığın karanlıkta kalan yönlerinin aydınlanacağı açıktır.
      Anahtar kelimeler: HBS, SSS, dopaminerjik sistem, sirkadiyen faktörler


Düşünen Adam; 2006, 19(2):103-109
Korpus Kallosum Agenezisi ve Şizofreni: Bir Olgu Sunumu
Ahmet KOCABIYIK, Hatice ALİBAŞOĞLU, Nesrin TOMRUK, Nihat ALPAY
ÖZET
  Total veya parsiyel korpus kallosumun agenezisi, nedeni bilinmeyen ender görülen gelişimsel bir anomalidir. Korpus kallosum iki hemisferdeki homolog bölgelerden gelen duysal, motor ve kognitif bilgiyi iletmede bütünleştirici bir rol oynar. Şizofren hastalarda, algısal uyaranların kallosal transferinde anormallikler olduğu bildirilmektedir. Bu vaka bildiriminde diskonneksiyon bulgularının eşlik ettiği, korpus kallosum agenezisi olan bir kronik şizofreni olgusu aracılığıyla, korpus kallosumun hemisferlerarası transmisyon işlevi ve şizofrenik etyolojideki rolü tartışıldı.
      Anahtar kelimeler: Korpus kallosum, interhemisferik transmisyon, diskonneksiyon

  Düşünen Adam; 2006, 19(2):110-114
Nadir Bir Nöropsikiyatrik Bozukluk Olarak Kleine-Levin Sendromu: Bir Vaka Sunumu
İrem YALUĞ, Meltem TEMİZ, Şahap ERKOÇ, Lütfü HANOĞLU, Hayrettin KARA
ÖZET
  Kleine-Levin sendromu (KLS), 1-2 gün ile 1-2 hafta arasında süren, periyodik, ani başlangıçlı hipersomni, kompulsif hiperfaji ve davranışsal-duygulanımsal bozukluk (tipik olarak denetimsiz hiperseksualite, irritabilite, impulsif davranışlar) epizodları ile giden ve epizodlar arası dönemde tama yakın düzelme gösteren bir sendromdur. Depresyon, konfüzyon ve düşünce bozuklukları sıklıkla bu sendromun semptomatolojisi ile ilişkilidir ve diğer psikiyatrik tanıları (şizofreni, duygudurum bozuklukları, konversiyon bozukluğu) ya da madde kötüye kullanımını ayırıcı tanı açısından düşündürür. Bu semptomatoloji kolayca basit bir mekanizmaya bağlanamazsa da diensefalik –hipotalamik bir bozukluktan şüphelenilmektedir.
      Bu makalenin amacı bir vaka nedeniyle az görülen bir sendrom olan Kleine-Levin sendromunu, ilgili literatürler ışığında gözden geçirerek ayırıcı tanıda yaşanabilecek güçlükleri ortaya koymaktır. Ayrıca KLS’ ye, affektif bozukluklarla ilişkisini ve ataklar üzerine olası emosyonel etkileri kapsayacak şekilde psikiyatrik yönden yaklaşılıp, psikiyatrik bağıntılar tartışılmıştır.
      Anahtar kelimeler: Kleine-Levin Sendromu, hiperfaji, hiperseksüalite, hipersomni

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker