DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ

 

DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ
MART 2007

 

 

Düşünen Adam; 2007, 20(1):5-15
Migren ve Gerilim Tipi Baş Ağrısı Hastalarında Kişilik Örüntüsü
Arzu TAMGAÇ, Fulya MANER, Peykan G. GÖKALP, Musa ÖZTÜRK, Yavuz ALTUNKAYNAK
ÖZET
Amaç: Bu araştırmada migren ve gerilim tipi baş ağrısı olan hastalarda kişilik bozuklukları taranmış ve kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır.
Yöntem: Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Polikliniği’nden 45 migren, 41 gerilim baş ağrısı tanısı alan hasta 39 sağlıklı kontrolle karşılaştırılmış, sosyodemografik özellikleri araştırılmış, SCID-II ve ayrıntılı baş ağrısı değerlendirme formu uygulanmıştır.
Bulgular: Migren ve gerilim tipi baş ağrısı grupları arasında herhangi bir kişilik bozukluğuna sahip olma açısından istatistiksel fark saptanmamış, kontrol grubuna oranla istatistiksel olarak belirgin derecede yüksek değerlere sahip olduğu görülmüştür. Migren hastalarının % 58.1’i, gerilim baş ağrılarının % 53.8’i, kontrol grubunun ise % 17.9’u SCID-II’ye göre, bir kişilik bozukluğu ölçütlerini karşılamıştır. Paranoid kişilik bozukluğu migren hastalarının % 26.7’si, gerilim baş ağrılarının % 22.0’ı, kontrol grubunun ise % 5.1’inde saptanmıştır. Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu ise, gerilim tipi baş ağrılıların % 24.4’ünde, migren baş ağrılıların % 11.1’inde ve kontrol grubunun % 2.6’sında bulunmuştur. Aradaki farklar istatiksel olarak anlamlıdır. Diğer kişilik bozukluğu alt gruplarında yığılma ve aralarında fark görülmemiştir.
Sonuç: Her iki baş ağrısı grubunda kontrol grubuna göre paranoid ve obsesif kompulsif kişilik bozukluğu anlamlı olarak daha yüksek oranda görülmüştür.
Anahtar kelimeler: Kişilik bozuklukları, migren, gerilim tipi baş ağrısı

Düşünen Adam; 2007, 20(1):16-24
Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği Türkçe Formunun Geçerlik ve Güvenirliği

Hüseyin GÜLEÇ, Kemal SAYAR, Medine YAZICI GÜLEÇ

ÖZET
    
  Amaç: Bu çalışmada Barsky ve ark. tarafından geliştirilmiş olan Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği (BDAÖ)’nin Türkçe uyarlamasının geçerlik ve güvenirliği çalışılmıştır.
Yöntem: Bu çalışma Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) eğitim gören 86 üniversite öğrencisi ve Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Polikliniği’ne ve Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne ayaktan başvuran, fibromiyalji sendromu tanılı hasta ile astım hastalığı tanısı almış 42 poliklinik hastası ile yürütüldü.
Bulgular: Ölçeğin toplam puanı yeterli bir test-tekrar test tutarlığı (r:0.73) göstermiştir. Ölçeğe ait sorular tek tek ele alındığında, yeterli düzeyde test-tekrar test tutarlığı bulunmuştur. Ölçeğin iç tutarlık incelenmesinde Cronbach alfa değerleri 0.62-0.76 arasında saptanmıştır. Sorular tek tek ele alındığında 1 nolu sorunun kontrol grubunda, 2 nolu sorunun hasta grubunda, yetersiz madde toplam ilişkisi gösterdiğini saptadık. Geçerlik analizinde, hasta grubu ile kontrol grubu ortalamaları arasında BDAÖ’nün ileri düzeyde anlamlı farklı olduğu tespit edilmiştir. Ölçüt bağıntılı geçerliği için Semptom/Belirti Yorumlama Anketi (SYA), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20) ve Semptom Tarama/Check Listesi (SCL-90R) bedenselleştirme alt-ölçekleri ile yeterli düzeyde bağıntılı olduğu bulunmuştur.
Sonuç: BDAÖ’nün iç tutarlık, test-tekrar test tutarlığı ve madde toplam korelasyonu, özel grupları ayırt edici geçerlik ve ölçüt bağıntılı geçerlik bulguları ölçeğin Türk toplumunda kabul edilebilir ölçülerde geçerlik ve güvenirlikte olduğunu göstermektedir.
Anahtar kelimeler: Bedenselleştirme, Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği, geçerlik, güvenirlik


Düşünen Adam; 2007, 20(1):25-37
Bulimiya Nervozada Psikososyokültürel Etmenler

Fulya MANER, Agâh AYDIN

ÖZET
     Bulimiya nervoza tıkınırcasına yeme, bu şekilde yemeyi kontrol edememe, kilo almamaya yönelik diyet yapma, kusma, bağırsak yumuşatıcı, idrar söktürücü ilaç kullanma ve bedenin biçimi ve ağırlığı ile zihinsel aşırı uğraşı ile karakterize yeme bozukluğu alt tipidir. Bu yazıda bulimiya nervoza oluşumunda psikoanalitik yaklaşımlar, ego psikolojisi, nesne ilişkileri, kendilik psikolojisi, sosyokültürel etmenler, Stice’ın yaklaşımı, feminist ve feminist psikodinamik bakış açıları, ailenin rolü, davranışçı ve bilişsel davranışçı yaklaşımlar gözden geçirilmiştir.
Anahtar kelimeler: Bulimiya nervoza, psikodinamik kuramlar, bilişsel davranışçı kuram, feminist yaklaşımlar, aile sistemleri kuramı

      Düşünen Adam; 2007, 20(1):38-47
Psikiyatrik Bozukluklarda Gözlenen İntihar Davranışları

Bahadır BAKIM, Başak ÖZÇELİK, Oğuz KARAMUSTAFALIOĞLU

ÖZET
       İntihar çoğu kişinin tahmin ettiğinden daha yaygın olarak gözlenmektedir. İntiharların çoğunluğu genç erişkinlikte ve erkeklerde gözlenmekte olup, gençlerde en sık ikinci ölüm nedeni olarak görülmektedir. Hiçbir belirti olmadan ya da çok az uyarıcı belirti ile başlayan dürtüsel nitelikli intiharlar olabildiği gibi, tamamlanan intiharların çoğunda risk artışını işaret eden birden çok karakteristik belirti bulunmaktadır. İkili tanıların varlığı ve genç erkek olmak gibi yüksek riske sahip hastalara girişimlerde öncelik verilerek, bu kişiler belirlenmeye ve odaklanmaya çalışılmalıdır. İntihara yöneliş nedenleri ve süreç çok karmaşık olsa da, psikiyatrik bozukluklar ile olan kuvvetli ilişkisi inkâr edilemez. Bu bozukluklar özellikle major depresyon (MD), bipolar bozukluk, şizofreni, alkol-madde kötüye kullanımı/bağımlılığı ve ağır kişilik bozukluklarını içermektedir. Psikiyatrik bozukluk nedeniyle ayaktan tedavi alan hastalar, yatış yapılan hastalara göre daha düşük riske sahiptir, ancak duygu durum bozukluğu olmayan genel nüfusla karşılaştırıldığında daha yüksek riske sahiptir. Yatış esnası ve sonrasında intihar girişimi açısından yüksek riskli hastalar yakın izlem gerektirmektedir. Erken tanı ve etkin tedavi bu bozukluklara bağlı intihar riskinin önlenmesinde büyük öneme sahiptir.
Anahtar kelimeler: İntihar, psikiyatrik bozukluklar, yüksek riskli hastalar

Düşünen Adam; 2007, 20(1):48-53
Bir Tardiv Akatizi-Diskinezi Vakası

Oya ÖZTÜRK, Aslı KALKAY, Erhan KURT, Timuçin ORAL, Feriha ÖZER

ÖZET
      Başta antipsikotik ilaçlar olmak üzere, psikiyatrik hastalıklarda kullanılan çeşitli ilaçlar, hareket bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Akut olarak ya da geç dönemde gelişen bu hareket bozuklukları, hipokinetik ya da hiperkinetik formda olabilir. Tardiv diskinezinin (TD) yanı sıra uzun süreli antipsikotik ilaç kullanımına bağlı olarak farklı hareket bozuklukları tanımlanmıştır. Tardiv akatizi (TA) de geç dönemde ortaya çıkan bu hareket bozukluklarındandır. Antipsikotik ilaçların, başlangıç şekline göre akatizinin tüm tiplerine neden olabilecekleri bildirilmiştir. İlaç kullanımına bağlı akatizi tanısı, akatizinin karakteristik öznel ya da nesnel belirtilerinin olması, akatiziye neden olduğu bilinen bir ilaca maruz kalma öyküsünün bulunması ve akatizi nedeni olabilecek diğer durumların dışlanmasıyla klinik olarak konur. Uzun süreli antipsikotik ilaç kullanımına bağlı gelişen tardiv hareket bozukluklarının, 2 ya da daha fazlası eş zamanlı olarak da görülebilmektedir. Bu yazıda, uzunlamasına değerlendirmede herhangi bir psikotik belirti öyküsü alınamayan ancak antipsikotik başlanan ve farklı hareket bozuklukları saptadığımız vaka tartışıldı. 58 yaşında kadın hasta, bize vücudunda kontrol edemediğini söylediği hareketler, yerinde duramama, moral bozukluğu, yaşamdan zevk alamama, sıkıntı, isteksizlik ve uykusuzluk yakınmalarıyla başvurdu. Hastanın 5 yıldır farklı psikiyatrik tanılarla çeşitli antipsikotik, antidepresan ve anksiyolitik ilaç kullanma öyküsü mevcuttu. Majör depresyon tanısı konan hastada orofasial diskinezi, ekstremitelerde akatizik hareketler ve parkinsonyen bulgular saptandı. Bu hareket bozukluklarına neden olabilecek yedi ayrı ilacı (haloperidol, klorpromazin, zuklopentiksol, risperidon, sitalopram, mirtazapin, paroksetin), toplam 2 yıllık bir süre içinde, değişen sürelerle farklı zamanlarda kullanımından sonra yakınmalarının gelişmesi ve bunların 3 yıldır devam etmesinden dolayı, hasta parkinsonyen bulguların eşlik ettiği tardiv diskinezi kapsamında tardiv akatizi olarak değerlendirildi. Antipsikotik ilaç başlarken, geri dönüşümsüz olabilen olumsuz sonuçların gelişebileceği akılda tutulmalı ve gereksiz antipsikotik kullanımından kaçınılmalıdır.
Anahtar kelimeler: Tardiv diskinezi, tardiv akatizi, antipsikotikler

Düşünen Adam; 2007, 20(1):54-58
Atipik Bir Nörosifiliz Vakası

Çağatay ÖNCEL, Çağdaş ERDOĞAN, Atilla OĞUZHANOĞLU, İlay CAN

ÖZET
      Nörosifiliz, treponema pallidumun neden olduğu merkezi sinir sistemi tutulumu sonucu nöropsikiyatrik bulgularla seyreden bir hastalıktır. Ender olarak beyin MR’sinde temporal bölgelerde sinyal değişikliği yaparak herpes simpleks ensefalitine benzer görüntü vermektedir. Kırk iki yaşında kadın hasta jeneralize tonik-klonik nöbet ve psikoz tablosu ile geldi. Beyin MR’sinde temporal bölgelerde T2 ve flair kesitlerde herpes simpleks ensefalitindekine benzer şekilde hiperintens görünüm mevcuttu. Nörosifiliz tanısı alan hastanın klinik tablosu ve MR görüntüleri penisilin tedavisinden sonra normale döndü.
Anahtar kelimeler: Nörosifiliz, psikoz, atipik MR bulguları

 

 

 

 

 

 

 


 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2007
Tel: 212 2880541 ve 212 2885022
eXTReMe Tracker