DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ

 

DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ
MART / ARALIK 2008


Düşünen Adam; 2008, 21(1-4):4-13B
İstanbul’da Çalışan Psikiyatristlerde Tükenmişlik, İş Doyumu ve Bunların Çeşitli Değişkenlerle İlişkisi

Nedim HAVLE *, M. Cem İLNEM **, Ferhan YENER ***, Huriye GÜMÜŞ *

ÖZET

Amaç: Çalışmamızda psikiyatri uzman ve asistanlarının tükenmişlik düzeyleri, iş doyumları ve bunların çeşitli değişkenlerle ilişkileri incelenmiştir. Bu amaçla; çalışmada yer alan psikiyatristlerin sosyodemografik bazı özelliklerinin saptanması, çalışma alanlarına ait özelliklerin belirlenmesi, tükenmişlik ve iş doyumları düzeylerinin belirlenmesi ve saptanan sorunlara yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi planlanmıştır.

Yöntem: İstanbul’da değişik hastanelerde görev yapan (Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi (BRSHH), Üniversite Psikiyatri Kliniği, Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Devlet Hastanesi gibi) psikiyatri hekimleri çalışmamıza dâhil edilmiştir. Araştırmaya katılmayı kabul edenlere kapalı zarflar içinde “Maslach Tükenmişlik Ölçeği”, “Minnesota İş Doyumu Ölçeği” ve “Sosyo-demografik Veri Formu” sunulmuştur.

Bulgular ve Sonuç: Doğrudan insana hizmet eden, hizmetin kalitesinde insan etmeninin çok önemli bir yere sahip olduğu alanlarda sıklıkla görülen tükenmişlik; ekonomik zararlara, çalışaınların işten ayrılmasına, hekim-hasta ilişkisinin zedelenmesine neden olmaktadır. Yalnızca kişisel değil, kurumsal, toplumsal ve sağlık politikalarıyla ilgili boyutları da olan bu sorunu çözmek için atılacak adımların başında “tükenmişlik” olgusunun tanınır ve üzerinde tartışılır kılınması gelmektedir.

Anahtar kelimeler: Tükenmişlik, iş doyumu, psikiyatri

Düşünen Adam; 2008, 21(1-4):14-23
Ruhsal Bozukluğu Olan Bireye Sahip Ailelerin Hastalığa Karşı Tutumları

Derya ÖZBAŞ *, Leyla KÜÇÜK **, Sevim BUZLU ***

ÖZET

Amaç: Ruhsal sorunu olan hastaların tedaviye uyumunun ve hastalıklarının seyrinin olumlu olabilmesi için hasta yakınlarının hastalığa karşı tutumlarının bilinmesi önemlidir. Bu çalışmada, ruh sağlığı bozuk olan bireylere sahip aile üyelerinin hastalığa ilişkin tutumlarının belirlenmesi hedeflenmiştir.

Yöntem: Araştırmanın örneklemini, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği’nde yatan hastası ya da polikliniğe başvuran hastası olan, araştırmaya katılmayı kabul eden 138 hasta yakını oluşturmuştur. Hasta yakınlarına bilgi formu ve Ruhsal Hasta/Hastalıklara İlişkin Görüşler Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma verileri bilgisayarda SPSS programı ile yüzdeleme, t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testlerinden yararlanılarak istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.

Bulgular: Hasta yakınlarının çoğunluğu 40-50 yaş grubunda (n:41, % 29.7), evli (n:99, % 71.7), kadın (n:88, % 63.8), ortaöğrenim mezunu (n:50, % 36.2), ev hanımı (n:53, % 38.4) idi. Hastaların çoğunluğunun tanısı duygudurum bozukluğu (n:66, % 47.8), hastalık süresi 1-5 yıl arasında (n: 48, % 34.8), hastaneye başvuru sayısı 2 ve üzeri (n:115, % 83.3) idi. RHİG ölçeğinin puan ortalaması 153.28±26.97 bulundu. Eğitim düzeyi ile RHİG ölçeği puan ortalaması arasında anlamlı bir ilişki bulundu (F:3,534, p:0,032). Hastalığı akraba çevresinin bilme durumu ile bireylerarası etiyoloji boyutu arasında (t:2.084, p:0.03), hastalığı arkadaş çevresinin bilme durumu ile bireylerarası etiyoloji boyutu arasında (t:2.224, p: 0.028) ve hastalığı komşuların bilme durumu ile bireyler arası etiyoloji boyutu arasında (t:2.156, p: 0.033) anlamlı bir ilişki bulundu.

Sonuç: Bu araştırmada ruhsal hastalıklara karşı tutumun eğitim düzeyi, hastalığın akraba, arkadaş çevresinin ve komşuların bilmesi ile ilişkili olduğu belirlendi.

Anahtar kelimeler: Ruhsal bozukluk, tutum, hasta aileleri

Düşünen Adam; 2008, 21(1-4):24-31
Tip 1 ve Tip 2 Diyabetes Mellitus Hastalarında Yeme Bozuklukları ve Bozulmuş Yeme Davranışı

Z. Sacide ÜSTÜNSOY ÇOBANOĞLU *, Yüksel ALTUNTAŞ **, K. Oğuz KARAMUSTAFALIOĞLU ***, Ahmet ŞENGÜL **, Necati ÇOBANOĞLU ****

ÖZET

Amaç: Diyabetes mellitus hastalarının yeme tutum ve davranışlarındaki bozulmaların morbidite ve mortalite üzerine önemli etkileri mevcuttur. Bu çalışmanın amacı hastanemizde takip edilen diyabetik hastalardaki yeme bozukluğu oranını saptamak ve bunun beden kitle indeksine, glukoz kontrolüne, tedavi ve diyet uyumuna olan etkisini araştırmaktır. Ayrıca diyabetes mellitus tipinin ve süresinin bozulmuş yeme davranışına olan etkisini araştırmak ve yeme bozukluğu olan diyabetikleri psikiyatrik tedaviye yönlendirmek de hedeflenmiştir.

Yöntem: Çalışmaya 65’i kadın olmak üzere 110 hasta alınmış ve sosyodemografik bilgilerini ve yeme bozukluğunu sorgulayan anketler ve Yeme Tutum Testi uygulanmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir.

Bulgular: Bozulmuş yeme davranışı % 59.1 olarak bulunmuştur. Bir kişi anoreksiya nervoza, 1 kişi bulimiya nervoza, 9 kişi başka türlü adlandırılamayan ve diğer 43 kişi bozulmuş yeme davranışı olarak tanımlanmıştır. Yeme bozukluğu ve bozulmuş yeme davranışı ile DM tipi, DM süresi, BKİ, insülin kullanımı, oral antidiyabetik kullanımı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmazken, hipoglisemi sıklığı (p=0,006) ve diyabetik diyete uyumsuzluk (p=0,005) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur.

Sonuç: Diyabetik hastalarının tedavisinde başarılı olmak için pratisyen hekim, aile hekimi, endokrin uzmanı, diyetisyen ve psikiyatristler tarafından multidisipliner bir yaklaşımın uygulanması gerekmektedir. Yeme bozukluğunu saptamaya yönelik kullanımdaki ölçeklerin dışında diyabetikler için geliştirilmiş ayrı bir teste gereksinim vardır.

Anahtar kelimeler: Diyabetes mellitus, yeme bozukluğu, anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza

Düşünen Adam; 2008, 21(1-4):32-37
Aynı Ailede Görülen Çoklu Ensest

Sefa SAYGILI *, Sinem GÖNENLİ **

ÖZET

Cinsel istismar, bir yetişkin tarafından psiko-sosyal gelişimini tamamlamamış çocuğun cinsel uyarılma amacıyla kullanılması olarak tanımlanır. Ensest ise, aralarında kan bağı bulanan kişiler arasındaki cinsel ilişkidir. Mental retarde bireylerde cinsel istismar riski 4 ila 10 kat daha yüksektir.

Jandarma komutanlığına yapılan ihbar sonucunda ailede erkek çocuğun annesi ve kız kardeşi ile, babanın ise kızı ile rızaları dışında cinsel ilişkiye girdiği saptanmış. Tecavüze uğrayan anne ve kız çocuğun mental retarde oldukları anlaşılmış. Yapılan adli tıp incelemesi sonucu baba ve oğlunun ceza ehliyetlerinin tam olduğuna karar verildi.

Literatürde ensestle ilgili pek çok olgu sunumları olmakla birlikte bizim burada söz ettiğimiz ailede; ensestin baba-kız, oğul-anne ve erkek kardeş-kız kardeş olmak üzere çoklu olarak yaşanması ile olgularımız farklılık göstermektedir. Bilgilerimize göre literatürde buna benzer üçlü aile içi ensest olgusu bulunmamaktadır.

Anahtar kelimeler: Cinsel istismar, ensest, mental retardasyon

Düşünen Adam; 2008, 21(1-4):38-44
Atipik Antipsikotikler Antioksidan Sistemi Güçlendiriyor mu?

Erhan KURT *, H. Murat EMÜL **, E. Timuçin ORAL ***

ÖZET

Amaç: Şizofreni hastalarının antioksidan savunma sisteminde bozulma ve majör antioksidan seviyelerinde düşme olduğu ileri sürülmüştür. Bu doğal izleme çalışması ile, şizofreni veya sanrısal bozukluk tanılı hastalarda, haloperidol ve atipik antipsikotiklerin, potent bir antioksidan olan ürik asit düzeyi üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.

Yöntem: En az bir haftadır (depo antipsikotik alanlarda bir aydır) ilaç kullanmayan, tedavisi için haloperidol, klozapin, olanzapin, risperidon, ketiapin veya sülpirid başlanan 64 hastanın istatistiksel analizi yapılmıştır. Hastaların tedavi protokollerine müdahalede bulunulmamıştır. Çalışmanın başlangıcında ve asgari 2 ay sonra, tedavisini düzenli alan hastaların ürik asit değerleri ölçülmüş, vücut/kitle indeksleri hesaplanmıştır.

Bulgular: Çalışmaya alınan hastalar arasında klozapin, olanzapin ve ketiapin kullanan gruplarda kan ürik asit düzeyinde iki ay sonra anlamlı artış bulunmuştur. Risperidon, sülpirid ve haloperidol alan gruplarda çalışma öncesine göre, ürik asit düzeyinde iki ay sonra herhangi bir değişiklik saptanmamıştır.

Sonuç: Bulgularımıza göre, ürik asit düzeyini yükselten atipik antipsikotiklerin, total antioksidan kapasiteyi güçlendirebileceği ve oksidatif stresi önlemede önemli bir işlev göreceği söylenebilir.

Anahtar kelimeler: Ürik asit, haloperidol, atipik antipsikotikler, şizofreni


Düşünen Adam; 2008, 21(1-4):45-58
Normal Basınçlı Hidrosefali: Yeni Kavramlar

Mehmet Murat TAŞKIN *

ÖZET

Normal basınçlı hidrosefali, idiyopatik veya sekonder nedenlerle olabilen, ileri yaşlarda görülen ve yürüme bozukluğu, demans ve inkontinans şeklinde bir klinik triadı bulunan, tedavi edilebilir bir ilerleyici psikomotor bozukluktur. ilk kez 1965 yılında, Hakim ve Adams tarafından tanımlandığı için, bu otörlerin adıyla da anılmaktadır. Tanısında CT ve MRI yanı sıra tedavi planlaması için de gereken, BOS drenajı yöntemlerinden yararlanılır. Klinik triadından en az ikisinin bulunduğu, ventrikülomegalisi bulunan ve BOS basıncı normal olan hastalardan, drenaj tedavisinden yarar görenleri, şant veya endoskopik üçüncü ventrikülostomi ameliyatı yapılarak tedavi edilebilmektedir. Ayırıcı tanıda, benzer klinik bulgulara yol açan diğer merkezi sinir sistemi dejeneratif hastalıkları ekarte edilmelidir. Cerrahi tedaviden en fazla yürüme bozukluğu yakınması ön planda olanlar ve semptomların süresi kısa olan hastalar yarar görmektedir.

Anahtar kelimeler: Normal basınçlı hidrosefali, şant, endoskopik üçüncü ventrikülostomi

 

 

 


 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker