EUROPEAN JOURNAL OF CANCER

 

EUROPEAN JOURNAL OF CANCER
HAZİRAN 2008

 

 

EUROPEAN JOURNAL OF CANCER 1 (2008) 14-20
Hedefe yönelik faz II kanser tedavisi çalışmalarının tasarımı ve yürütülmesi: Yenilikçi kanser tedavileri geliştirme metodolojisine (MDICT) ilişkin görev gücü önerileri

Christopher M. Booth a,1, A. Hilary Calvert b, Giuseppe Giaccone c, Marinus W. Lobbezoo d, Elizabeth A. Eisenhauer a, Lesley K. Seymour a,*, Yenilikçi Kanser Tedavileri Geliştirme Metodolojisi Görev Gücü Adına

a-Ulusal Kanser Enstitüsü, Klinik Çalışmalar Grubu, Queen Üniversitesi 10 Stuart Street. Kingston, ON,
Kanada K7L 3N6
b -Kanser Araştırması Kuzey Enstitüsü, Tıp Okulu, Newcastle upon Tyne, Birleşik Krallık
c-Ulusal Kanser Enstitüsü, Medikal Onkoloji Bölümü, Bethesda. ABD
d - NDDO Araştırma Vakfı, Hollanda

ÖZET

MDICT (The Methodology for the Development of Innovative Cancer Therapies Yenilikçi Kanser Tedavilerini Geliştirme Metodolojisi) görev gücü 2007 yılı toplantılarında molekülleri hedeflemiş ilaçların faz II çalışmalarının tasarım ve yürütülmesini ele almıştır. Görev gücü hedefe yönelik ilaçlar için çoklu sonnoktalar ve tasarımların düşünülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, hem tek kollu hem de randomize tasarımların belli bazı ortamlar için uygun olması ve yeni sonnoktaların (tümör büyümesinin kinetik değerlendirmesi, biyolojik belirteçler veya fonksiyonel görüntüleme) ve tasarımların (randomize yöntemle tedaviyi bırakma veya Bayeziyen uyarlayıcı tasarım) teşvik edilmesini önermektedir. MDICT istatistiksel tuzaklar ve riskler taşıyan küçük çaplı randomize çalışmaların kullanılması aleyhine uyarılarda bulunmuş ve bilimsel literatürde olumsuz olanlar dahil tüm çalışmaların tam olarak rapor edilmesini teşvik etmiştir.

® 2007 Elsevier Ltd. Tüm hakları saklıdır.

EUROPEAN JOURNAL OF CANCER 1 (2008) 21-29
İleri evre meme kanseri hastalarında letrozolle oral mTOR inhibitörü RAD001 (everolimus) kombinasyonu: Farmakokinetik analizli Faz I çalışmasının sonuçları

Ahmad Awada a,*, Fatima Cardoso a, Christel Fontaine b, Luc Dirix c, Jacques De Grève b, Christos Sotiriou a, Jutta Steinseifer d, Carine Wouters e, Chiaki Tanaka f', Ulrike Zoellner d, Pui Tang d, Martine Piccart a

a -Medikal Onkoloji Kliniği, Jules Bordet Enstitüsü, Brüksel, Belçika
b- Medikal Onkoloji, Onkoloji Merkezi, UZ BRUSSEL, Brüksel, Belçika
c- Onkoloji Merkezi, St. Augistunus, Wilrijk, Belçika
d- Novartis İlaç Sanayii AG, Basel, İsviçre
e -Novartis İlaç Sanayii SA, Vilvoorde, Belçika
f -Novartis İlaç Sanayii, East Hanover, NJ, Birleşik Devletler

ÖZET

Amaç: Letrozolle ? 4 aylık monoterapiden sonra stabil durumda veya hastalığı ilerleme gösteren metastatik meme kanserli hastalarda letrozolle kombine oral mTOR inhibitörü RAD001 tedavisinin güvenirlik ve farmakokinetiğini (FK) araştırmak.
Yöntemler: On sekiz hasta letrozol (2,5 mg/gün) ve günde 5 (kohort 1) veya 10 mg (kohort 2) RAD001 almıştır. Birinci kohortta doz sınırlayıcı toksisite yokluğunda ek güvenirlik ve FK verileri elde etmek için 2. kohorta toplam 12 hasta alınmıştır.
Bulgular: En  sık  görülen  advers   olaylar  stomatit  (hastaların  %  50’si),  bitkinlik (% 44,4), anoreksi ve/veya iştah azalması (% 44,4), diyare (% 35,9), baş ağrısı (% 35,9) ve deri döküntüleri idi. İkinci kohortta 1 doz sınırlayıcı toksisite ve 1 adet 3. derece trombositopeni mevcuttu. Klinik açıdan anlamlı bir farmakokinetik etkileşim saptanmamıştır. Yedi hasta 6 aydan uzun süre kombinasyon tedavisi almıştı. Her ikisi de 2. kohortta olmak üzere bir hasta tedaviye tam yanıt vermiş, birinde karaciğer metastazları % 28 oranında azalmıştır.
Sonuç: RAD001 ile kombine letrozolle günlük tedavi umut vericidir. Sonuçlar hiçbir farmakokinetik etkileşim olmaksızın antitümöral aktivitenin varlığını düşündürmektedir. Kombinasyonun genel güvenirlik profili RAD001 monoterapisinden beklenenle uyum içindedir. İlerki çalışmalar için günde 10 mg RAD001’nin kullanılması önerilmektedir.

© 2007 Elsevier Ltd. Tüm hakları saklıdır

EUROPEAN JOURNAL OF CANCER 1 (2008) 33-41
Çocuklarda atopik disfonksiyon ve merkezi sinir sistemi tümörleri riski

NJ. Harding a, JM. Birch b, S.J. Hepworth a, P.A. McKinney a,*, UKCCS araştırmacıları adına

a - Pediyatrik Epidemiyoloji Grubu, Epidemiyoloji ve Biyoistatistik Merkezi, 30-32 Hyde Terrace, Leeds Üniversitesi, LS2 9LN, Birleşik Krallık
b - Kanser Araştırma UK Pediyatrik ve Ailevi Kanser Araştırma Grubu, Central Manchester ve Manchester Üniversitesi Çocuk Hastaneleri NHS Vakfı, Manchester, Birleşik Krallık

ÖZET

Çocuklarda merkezi sinir sistemi (MSS) risk faktörleri büyük ölçüde bilinmemektedir. Erişkinlerde atopiyle tümör gelişimi arasında zıt bir ilişki kanıtı mevcut olmakla birlikte çocukluk çağı tümörleri hakkında pek bir şey bilinmemektedir. Bu çalışma egzama ve astım öyküsü olduğu bilinenlerde çocukluk çağı tümörleri riskini incelemektedir.
UKCCS (UK Childhood Cancer Study [Birleşik Krallık Çocuklarda Kanser Çalışması]) çalışmasında MSS tümörü tanısı konmuş çocuk olgular (n= 575) ve kontroller (n= 6292) alerjik hastalığın bildirilen öykülerini karşılaştıran koşullu lojistik regresyon yöntemiyle incelenmiştir.
Astım istatistiksel açıdan önemli olup, tüm MSS tümörleriyle negatif bir korelasyon göstermiş (olasılık oranları: OR 0.75, % 95 güven aralığı 0.58-0.97) olmasına karşın egzamada bu durum gözlenmemiştir (OR 0.94, % 95 CI: 0.74-1.18). Riskte en anlamlı azalma hem astım hem de egzamadan yakınan kişilerde görülmüştür (OR O.48, % 95 CI: 0.28-0.81). Tümör alttipine göre yapılan analizlerde en güçlü etki medulloblastom/PNET grubunda gözlenmiştir.
Bu sonuçların bir biyolojik açıklaması olabildiği gibi atopik bireyleri beyin tümörlerinin gelişmesinden korumak için bağışıklık sisteminin gözetimi sıkılaştırılmalıdır. Alternatif açıklamalar yanlılık, zıt bir neden-sonuç ilişkisi ve komplike edici faktörleri içerebilir.

© 2007 Elsevier Ltd. Tüm hakları saklıdır

EUROPEAN JOURNAL OF CANCER 1 (2008) 39-44
DNA onarım genlerinin sık görülen variyantları ve malign melanom

T. Debniak a,*, RJ. Scott b, B. Górski a, C. Cybulski a, T. van de Wetering a
P. Serrano-Fernandez a, T. Huzarski a, T. Byrski a, L. Nagay c, B. Debniak d, E. Kowalska a, A. Jakubowska a, J. Gronwald a, D. Wokolorczyk a, R. Maleszka e, J. Kladny f, J. Lubinski a

a - Genetik ve Patoloji ABD, Uluslararası Herediter Kanser Merkezi, Pomeranya Tıp Üniversitesi, Medical University, Polabska 4, 70-115 Szczecin, Polonya
b - Medikal Genetik Bölümü, Sağlık Bilimleri, Newcastle Üniversitesi ve Hunter Medikal Araştırma Enstitüsü, Newcastle, Avustralya
c - Bölgesel Onkoloji Hastanesi, Szczecin, Polonya
d - Bölge Hastanesi, Gorzow Wielkopolski, Polonya
e - Dermatoloji ve Veneroloji ABD, Pomeranya Tıp Üniversitesi, Szczecin, Polonya
f - III. Cerrahi Servis, Pomeranya Tıp Akademisi, Szczecin, Polonya

ÖZET

Bu çalışmada sık görülen 7 DNA onarım variyantı ve hücre döngüsünü kontrol genleri BRCA2, CHEK2 ile malign melanom (MM) arasındaki olası ilişkileri değerlendirdik. Rasgele 630 MM hastasını ve 3,700'ü aşkın kontrolü (yenidoğanlar, yaş ve cinsiyete göre eşleştirilmiş soygeçmişlerinde kanser öyküsü olmayan sağlıklı yetişkinlerin ve aile hekimleri tarafından rasgele seçilmiş yetişkinlerin genotiplerini belirledik ve BRCA2'nin 3 (T1915M, N991D ve N372H) ve CHEK2'nin (1100delC, VS2 + 1G ğ A, 1157 T ve del5395) sık görülen 4 genotipinin prevalansını saptadık. Çalışmamız BRCA2 geninin sık görülen N991D variyantının malign melanom riskiyle (OR =1.8; p =0.002 Bonferroni düzeltisinden sonra) ilişkili olduğunu kuvvetle düşündürmektedir. Hastaların % 0.32'si ve kontrollerin ise yalnızca % 0.13'ü homozigottu.
İncelenen diğer variyantlar genel popülasyona göre MM hastalarında abartılı olarak temsil edilmemiştir. Sonuçta, BRCA2'nin N991D modifikasyonu taşıyıcıları arasında melanom riskinin arttığını ve CHEK2 değişikliklerinin malign melanomla ilişkili olmadığını bildiriyoruz.

© 2007 Elsevier Ltd. Tüm hakları saklıdır.

EUROPEAN JOURNAL OF CANCER 1 (2008) 45-56
Evre I ve III over kanserinde p53 ve p73 izoformlarının ekspresyon düzeyleri

Mirko Marabese a*e, Sergio Marchini a,e, Eleonora Marrazzo a, Pietro Mariani a,
Dario Cattaneo a, Roldano Fossati b, Anna Compagnoni b, Mauro Signorelli c,
Ute M. Moll d, A. Maria Codegoni a, Massimo Broggini a

a - Moleküler Farmakoloji Laboratuvarı, Onkoloji Bölümü, ‘Mario Negri’ Farmakolojik Araştırma Enstitüsü, Milano, İtalya
b - Translasyonal Araştırma ve Klinik Sonuçlar Laboratuvarı, Onkoloji Bölümü, ‘Mario Negri’ Farmakolojik Araştırma Enstitüsü, Milano, İtalya
c - Milano Üniversitesi San Gerardo Hastanesi, Monza, İtalya
d - New York Eyalet Üniversitesi, Patoloji ABD, Stony Brook, New York, ABD

ÖZET

Epitelyal over kanserinde p53 geninin rolü araştırılmış olmasına rağmen, şimdiye kadar toplanmış veriler çelişkilidir. P53 geninin p63 ve p73 ile birlikte bir transkripsiyon ailesine ait olduğuna ilişkin kanıtlar bu gen ailesine yeniden ilgi duyulmasına yol açmıştır.
Burada evre I ve III over kanseri hastası 165 kişilik bir kohortta TAp53, TAp-3 ve N-terminal ekli variyantlarının ekspresyon düzeylerini belirlemek için kantitatif gerçek zamanlı RT-PCR testini kullandık. Evre III kanser biyopsilerindeki TAp73 düzeyleri p53 durumuna bağımlı olarak 100 kat daha farklıydı. Genel sağkalım düzeylerinin DNp73 ekspresyonuyla anlamlı derecede ilişkili olduğu görünmektedir. Kaplan-Meyer analizleri genel sağkalımla TAp73, DNp73 veya DNp73/TAp73 oranı arasında bir korelasyon olduğunu düşündürmemiştir. Sonuçta, bu veriler en azından hasta kohortumuzda p53 ve p73 ekspresyon düzeylerinin over kanserinin malign progresyonuyla korele olmadığını düşündürmektedir. Ancak, tümörün tetiklenmesinde bir rol oynayabilirler.

© 2007 Elsevier Ltd. Tüm hakları saklıdır

 

 

 

 

 


 

 

 

ARŞİV

    Son Sayi
    EJC Eylül 2008
    EJC Haziran 2008
    EJC Mart 2008



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2010
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67
Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker